14 Mart 2024 Perşembe

Mekanları Tüketmek

 

John Urry - Mekanları Tüketmek

Consuming Places

Türkçeleştiren: Rahmi G. Öğdül


Ayrıntı Yayınları, 1993

 

Yer tüketiminde zaman ve mekân

Yer sosyolojisi olarak tanımlanabilecek konu yıllardır ilgimi çekiyor. Bu ilgi, insanların hem oldukça yakın hem de oldukça mesafeli toplumsal ilişkileri nasıl yaşadıkları ve bu ilişkilerin nasıl kesiştiği sorusundan ortaya çıktı.

Yerin anlaşılması, kuramsal çaba olmaksızın gerçekleşmez.

 

…yerler kelimenin gerçek anlamında tüketilebilmektedir; insanların bir yere ilişkin anlamlı buldukları şey (endüstri, tarih, binalar, yazın, çevre), zaman içinde kullanılarak azaltılmakta, bitirilmekte veya tüketilmektedir.

 

…pek çok sosyolojik tanım, zamanın bir anlamda toplumsal olduğunu varsaymaktadır. Bu tanımlar, Durkheim’ı izleyerek, “Fransız” okulu yaklaşımının bir versiyonunu benimsemişlerdir.

(Durkheim’a göre) Zaman, toplum içinde üretilmiş olan ve bu nedenle toplumlar arasında değişiklik gösteren, nesnel olarak verili bir toplumsal düşünce kategorisidir.

 

Modern toplumların genellikle, modern-öncesi toplumlara göre saat-zamanına daha çok güvendikleri gözlenir.

Saat-zamanı, modem toplumların ve onların kurucu toplumsal etkinliklerinin örgütlenmesinde merkezi bir önem taşımaktadır.

 

E. P. Thompson, zamana doğru bir yönelimin endüstriyel kapitalist toplumların can alıcı karakteristiği olduğunu ileri sürmüştü (1967).

 

Heidegger’in Varlık ontolojisinin merkezinde, öznelerin neler olduğuna ilişkin, doğayı açıklayan zaman ontolojisi yer alır. İnsanlar asıl olarak zamansaldır ve insan varoluşunun zamansal karakterinde anlamlarını bulurlar.

 

Bergson’un çözümlemesinde zaman niteliksel, fakat mekân soyut ve niceliksel açıdan ele alınır.

 

Mead, Zamanı soyut bir çerçeve olarak görmek yerine, zamanın eylemler, olaylar ve roller içine nasıl gömülü olduğu üzerinde durur.

Mead açısından “gerçek” olan şimdidir,

 

Sosyoloji klasikleri, mekânı anlaşılması güç biçimde ve işlenmemiş haliyle ele almışlardı.

 

İşbölümünün gelişimi dramatik biçimde uzmanlaşmayı arttırmakta ve sonuçta mekanik toplumdan organik topluma geçişe yol açmaktadır.

Toplumun farklı kesimleri, insanların giderek daha çok ilişkiye ve etkileşime girmeleriyle, bireyselliklerini yitirirler.

 

 

Kentin ayırıcı niteliği özerklikti ve kent, ilk kez insanların bireysel yurttaşlar olarak bir araya geldiği yerdi (Weber, 1958).

 

Simmel mekânı, toplumsal örgütlenmenin mekândan koparılması nedeniyle giderek önemini yitiriyor olarak görme eğilimindedir.

…metropolisteki uyaran zenginliği nedeniyle, insanlar çekingenlik ve duygular karşısında kayıtsızlık tavrı geliştirmek zorundadır. İnsanlar, bu tür bir tavrı geliştirmeselerdi, yüksek nüfus yoğunluğunun yarattığı deneyimlerle baş edemezlerdi.

Duygu ve tavrın aynı düzeye gelmesini sağlayan paradır. Dördüncüsü, özellikle modern yaşamda yansıtıldığı gibi para ekonomisi, kesinlik ve dakiklik yaratır.

Genel anlamda, para ekonomisi, insanları kendi etkinlik ve ilişkileriyle ilgili olarak daha hesapçı yapar

 

Zaman ve mekânın görece olarak bağımsız kaynaklar olarak ortaya çıkmaları, modern toplumun tanımlayıcı özelliklerinden biridir.

 

On altıncı yüzyıla kadarki dönemde günlük yaşam, görev-yönelimliydi; hafta, çok önemli bir zaman birimi değildi ve mevsimler, ilgili panayır, pazarlar ve kilise takvimi zamansal örgütlenmenin temellerini oluşturuyordu.

On sekizinci yüzyıla gelindiğinde, zamanın, toplumsal etkinliklerden “ayrıştırılmış” olması daha da belirginleşti.

...saat-zamanının ortaya çıkışı ile asıl olarak sözlü kültürden yazılı bir kültüre doğru gerçekleşen değişim arasında ilgi çekici bağlantıların olduğunun belirtilmesi gerekir

 

Postmodem dönemde hız kazandırılmış zaman ve mekânın, her türlü kimlik duygusunu bütünüyle erittiği belirtilmelidir.

 

Bachelard görüngübilimin, bir imajı görsel etkisine dayanarak değil; kendi “yankıları” açısından yaşamakla ilişkili olduğunu öne sürer.

Bachelard özgül olarak evin yapısını ele alır ve onun salt bir fiziksel nesne olarak görülmemesi gerektiğini öne sürer. İçinde doğulan evler gibi mekânlar, sadece verili değillerdir, anı izleriyle doludurlar.

Mekân zorunlu olarak zamana ni­telik katar. Mekân, anıyı olası kılacak biçimde zamanı dönüştürür

Ev, hayal kurmayı barındırır, içerisinde Bergsoncu zamanın işlediği metaforik bir mekândır.

Bachelard cisimleşmiş bir bellek nosyonu sunar. Bedenlerimiz, karşılaştığımız ilk evi unutmazlar. Evin ayırt edici özelliği fiziksel olarak içimizde yazılıdır.

 

Lefebvre, mekânın yansız ve edilgin bir geometri olmadığını öne sürer. Mekân üretilir ve yeniden üretilir ve bu nedenle mücadele alanını temsil eder.

Zaman içinde farklı mekân biçimleri birbirini izler. Doğal mekândan, mutlak ve soyut mekâna doğru ardışıklık vardır, sonuçta doğa giderek toplumsal olandan kovulmaktadır.

 

Birinci Bölüm, mekân ile toplum arasındaki ilişkiler, toplumsal ile toplum kavramlarının doğası ve kolektif eylemin ayırt edici özelliklerine ilişkin 1980’lerin başlarındaki tartışmalardan kaynaklanmaktadır.

İkinci Bölüm, 1980’lerin ortalarındaki “yeniden yapılanma” araştırma programından kökenlenmiştir; burada, hem kırsal toplumlar hem de hizmet endüstrisinin önemi açısından yeniden yapılanmayı inceliyorum.

Üçüncü Bölüm, 1990 civarında gündeme yerleşen konularla ilgilidir. Bunlar, bir tüketim biçimi olarak turizmin doğasını, modernlik, kimlik ve seyahat arasındaki karşılıklı bağlantıları ve yerlerin yeniden oluşturulmasında mirasın, özellikle endüstriyel mirasın Önemini içermektedir.

 

Birinci Bölüm / Toplum ve mekân

Bir asalak olarak sosyoloji

…öz taşımaması, özsel birliği olmaması nedeniyle sosyolojinin asalak bir konu olmasını ele almak istiyorum. Bir anlamda, sosyoloji komşu disiplinlerdeki gelişimlerden olağanüstü ölçüde beslenmektedir.

 

Her şeyden önce sosyoloji, ancak sivil toplum ile devlet arasındaki kavramsal ayrımdan sonra gelişti.

…benim savım, devlete ilişkin sosyolojik literatürün, ayırt edici bir anlayış üretemediği ve kapitalist devlete yönelik çoğu önemli çalışmanın komşu disiplinlerde geliştirildiğidir.

 

Devlet biçiminin türemesine yönelik dört ana yaklaşım olmuştur: birincisi, dolaşım alanından (Flatow ve Huisken, 1973); İkincisi, geç kapitalizmin bunalım karakterinden; üçüncüsü, tekil sermaye birimleri olarak sermayenin doğasından (Altvater, 1973a ve 1973b); ve dördüncüsü, bir sınıf hâkimiyeti olarak sermaye ilişkisinden (Hirsch, J. 1978; Holloway ve Picciotto, 1978) türediğini ileri sürer. Bu metinler, oldukça köktenci bir Marksist söylem içerisinden üretilmişlerdir; buna karşın, dördüncü metin grubu, daha çok yeni-Ricardocu bir perspektiften türevlenmektedir.

 

Sosyoloji tartışmaları özgün kuramsal fikirlerden beslenirken sosyolojinin bu fikirlere katkısı oldukça azdır.

 

…sosyolojik söylemin şu şekilde örgütlendiğini öne sürdüm:

1.         Birleştirici, ortak bir “toplum” kavramı taşımayan perspektifler çokluğu vardır;

2.         Sosyolojik kavramlar ve önermeler, sağduyuya dayalı kavram ve önermelerden açık biçimde ayrılamaz;

3.         Sosyolojik ilerlemenin olduğunu belirlemek zordur; o, aslında kuramsal yeniliklerin ardından gelir;

4.         Bu tür bir büyük yenilik biçimi, sosyolojinin asalak doğasından, yeniliklerin sosyolojinin dışındaki söylemlerden kökenlenme olgusundan kaynaklanmaktadır.

 

Kolektif eylemin yeni Marksizmi

Kolektif eylemi anlamaya yönelik / yeterli çatının merkezi öğeleri şunlardır: (i) sınıf ve diğer kolektif öznelerin kaynaklara sahip olmaları; (ii) “sınıf kapasitesinin (ya da tersine başka kolektif öznelerin kapasitelerinin) zaman ve mekân içinde gruplaşmanın harekete geçirebildiği örgütsel ve kültürel kaynakların gücü olarak tanımlanması; (iii) sivil toplumdaki toplumsal değişme ve kapitalizmdeki devletin, sadece hâkim sınıfları ele alarak değil; alt sınıf (ve başka kolektif) öznelerinin kapasitelerini çözümleyerek iyice anlaşılabilmesi; (iv) araçsal usun ve başka bilinç biçimlerinin, özellikle dil ortamı aracılığıyla, koşulsuz değil, kurulu olarak anlaşılmasının zorunluluğu - fakat aynı zamanda dil, kolektif özneler için önemli bir kültürel kaynak olarak düşünülmektedir; (v) kolektif eylem kuramındaki nedensellik nosyonunun sadece, yönelimli eylemin çeşitli yönelimli olmayan sonuçlarını açıklamak için değil; aynca, sayesinde kolektivitelerin salt mevcudiyetinin deyim yerindeyse “eylemsizliği”nin toplumsal değişim üretebildiği kendiliklere ait nedensel güçleri de açıklamak üzere genişletilmesi; ve (vi) kolektif eylemin sonuçları üzerindeki çeşitli kısıtlamaları çözümlemenin büyük önemi; bu sonuçlar farklı toplumların yönelimsiz ve değişen anatomisini ve kolektif eylemin farklı örüntülerinin değişen, örtüşen ve birbirine bağımlı etkilerini incelemeyi gerektirir.

 

Toplum, mekân ve yerellik

Her şeyden önce mekân, içine yerleşen maddi nesnelerden bir biçimde ayrı, mutlak bir kendilik olarak görülmemelidir. Fakat mekân sadece bu tür nesnelere de indirgenemez.

Zaman ve mekân araştırmalarının, herhangi bir toplumsal çözümlemeye üç farklı düzeyde katılması zorunludur; bu anlamda üç farklı mekân ya da mekânsallaşma vardır. Birincisi, ampirik olaylar, zaman-mekân içinde dağıtılırlar.

İkincisi, belirli bir toplumsal kendilik (üretim ilişkileri, devlet, sivil toplum, sınıflar vs), belirli bir zamansal ve mekânsal yapılanma etrafında kurulur.

Üçüncüsü, toplumsal kendilikler, zamansal ve mekânsal olarak birbirleriyle bağlantılıdır, zaman içinde ve mekân boyunca değişen karşılıklı ilişki içindedir.

Kısaca, toplumsal dünya, zamansal ve mekânsal olarak birbirine bağımlı, karşılıklı olarak değişen, dört boyutlu zaman-mekân kendiliklerinden oluşmaktadır; bunlar, en azından kısmen fiziksel zaman-mekândan ayrı, belirli bir karmaşık “açık sistem” oluştururlar.

 

Sermaye ile ilişkili olarak, yeni mekânsal konfigürasyonlar, “farklılaşma” ve “eşitlenme” çelişkili eğilimlerini izlerler.

Kapitalist üretimin amacının mekânı zaman ile yok etmek olmasına karşın, yeni toplumsal ilişkiler grubunun fiziksel'olarak mekân boyunca yayılmak zorunda olması ve sadece mekânda tek bir nokta içinde yoğunlaşamaması nedeniyle, gerçek anlamda bu yapılamaz.

 

“yerel”, aslında oldukça karmaşıktır ve bir toplumsal ve mekânsal süreçler karışımının çözümlenmesini gerektirir.

 

Kırsalın yeniden yapılanması

Kırsal toplumların tanımlayıcı ilkesi meslekten çok mülkiyettir ve bu nedenle, kırsal sınıf yapısını oluşturan, işbölümünden çok mülkiyet ilişkilerinin örgütlenmesidir

Endüstrinin aksine, makineleşmenin gelişmesi, tarım işçileri arasındaki işbölümünü azaltmıştır.

 

Kapitalist üretim, bilimsel yönetim ve hizmet sınıfı

Bugün, fabrikaların büyümesiyle birlikte insanların iş alışkanlıklarının ve yaşantılarının derin biçimde değiştiğinin belirtilmesi sıradan hale gelmiştir.

…fabrikanın büyümesinin, sermayenin emek üzerinde uyguladığı toplumsal denetimde doğrudan bir artışa yol açmadığı da açıktır.

 

Britanya’da toplumbilim, ABD’de ya da Amerikan üniversitelerindeki gibi mesleki profesyonelleşme süreçleriyle uyum içinde gelişmedi.

 

Britanya ilk “post-endüstriyel toplum” mudur?

 

Tüketim, yer ve kimlik

…turist olmak, “modern” olmayı tanımlayan niteliklerden biridir ve ücretli çalışmanın büyük dönüşümleriyle bağlantılıdır.

 

Turist bakışının her daim yeni nesnelerini yeniden üretmeye çabalayan bir turist profesyonelleri ordusu gelişiyor.

 

Turist etkinliklerinin anlaşılmasının güçlüğü, tüketilenin belirsiz niteliğinden kaynaklanır.

 

Turizm, seyahat ve modem özne

Modern özne devinim halindeki öznedir.

 

Çeşitli seyahat tiplerine ilişkin yazıların çoğunda, teknolojik bir belirlenimcilik vardır.

 

Postmodernizm, ayrımsızlaşmayı içerir.

Kültürel alanların yüceliği giderek azalır.

Ve sonuçta postmodernizm temsiliyetler ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi sorunsallaştırır, çünkü göstergeleri ya da imajları giderek daha fazla tüketiyoruz: Sonuçta bu tür temsiliyet biçimlerinden ayrı, yalın bir “gerçeklik” yoktur.

 

Sonuçta seyahat ve turizm, modern ve postmodern özneyi dönüştürmektedir.

 

Yerel kültürü yeniden yorumlamak

 

Turizm, Avrupa ve kimlik

Modern olmak, bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip olduğumuz her şeyi yok etmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi.

 

…ziyaretçilerin gelişiyle ya da potansiyel gelişiyle sadece yerler dönüşmezler. Özellikle Avrupa toplumlarında insanların kendileri de dönüşmektedir. Seyahat etme hakkı, bir yurttaşlık göstergesi olmuştur.

 

…yurttaşlık hakları giderek, dünyanın her tarafındaki başka kültür ve yerleri tüketme haklarını içermektedir. Modern bir kişi, bu hakları kullanabilen ve kendisini başka kültür ve yerlerin tüketicisi olarak görebilen biridir.

 

Bir mahalle, kasaba veya bölgenin “mekânları”, yerel insanların artık o yeri kendi mekânları/yerleri hissetmeyecekleri ölçüde turistler tarafından doldurulur.

 

Turist bakışı ve çevre

Mekânsal engeller ne kadar az belirginse, kapitalist şirketlerin, yönetimlerin ve genel kamunun, çevrenin mekân boyunca çeşitlenmelerine yönelik duyarlılığı o kadar büyük olmaktadır.

 

…turizm, hem fiziksel hem de inşa edilmiş çevreye yönelik ilginin artmasına birçok biçimde yardım etmiştir.

 

Sonuç olarak, çevre bilincinin artışı, turizmin dünya çapında yayılmasını sağlayan sürecin bir parçasıdır.

 

Göller Bölgesi’nin oluşturulması

 

Toplumsal kimlik, boş zaman ve kırsal alan

“Peyzaj” gerçekte insansızdır.

 

TV’de, gösteren, serbest kalmıştır ve imajlar, anlatı üzerinde üstünlük kazanır, estetik baskındır ve izleyici, imaj fazlalığının serbest oyunu tarafından baştan çıkarılır.

 

Gizemin, anının ve sürprizin bir “temsili mekânı” olarak kırsal alandan geriye çok şey kalacağı kuşkuludur.

…

 

Bottomore, T.B. and Nisbet, R.A. (der.) (1979) A History of Sociological Analysis,

London: Heinemann. [Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi, Yay. Haz.: M. Tunçay ve A. Uğur, Ayraç Yay., 1997]

 

Thompson, E.P. (1967) 'Time, work-discipline, and industrial capitalism

 

Weber, M. (1958) The City,

 

Antik Dünyada Bilgi Ağları ve El Sanatları Gelenekleri - Notlar

Katharina Rebay-Salisbury, Ann Brysbaert, Lin Foxhall - Antik Dünyada Bilgi Ağları ve El Sanatları Gelenekleri - Notlar

Knowledge Networks and Craft Traditions in the Ancient World, Routledge, New York, 2014

 


Kitap, tarih öncesi Avrupa ve klasik Akdeniz'deki malzemelere ve ilgili teknolojilere dayanan bilgi ağlarını inceliyor.

 

Malzeme Geçişleri

Sohbet operatörü yaklaşımı, "belirli bir ürünün hammadde tedarikinden bitmiş ürüne kadar tüm teknolojik ve sosyal unsurlarını" ele alır.

Teknolojilerin bir zanaattan diğerine aktarımı, inovasyonun temel itici güçlerinden biridir.

 

Küçük Asya'nın Tarih Öncesi Döneminde Malzeme ve Zanaat Ağları

Bu bölümde, Bereketli Hilal ile Küçük Asya arasında, esas olarak obsidiyen dağıtımıyla (ancak yalnızca bununla sınırlı değil) kendini gösteren sık etkileşimlere rağmen, iki bölge arasında çok az kültürel alışveriş olduğu savunuyor.

Geleneksel olarak, araştırmalar obsidiyen veya kehribar gibi egzotik hammaddelerin dağıtımına odaklanmıştır.

 

Orta Kalkolitik Çağ'da (MÖ 5500-4000), el sanatları ürünlerine odaklanan değişim ağlarının yükselişi belgelenmiştir.

Ege'deki Kulaksızlar alanında (MÖ 5. binyıl), mermer kaplar ve figürinlerin, özellikle de sivri uçlu kadehlerin ve Kilia figürinlerinin üretimine dair kanıtlar bulunmuştur. Bu eserlerin üretimi, zorlukları nedeniyle önemli miktarda emek ve beceri gerektiriyordu.

Hem kadehlerin hem de figürinlerin üretildiği hammadde, ağlar içindeki birçok bölgede mevcuttu; bu nedenle nesnelerin değeri, emek yoğun zanaat üretiminin katma değeri olabilir. Bu zanaat ürünleri değişim ağlarının varlığı, belirli nesnelere yönelik kültürel bir takdir ve talep olduğunu göstermektedir.

 

Nesneler ve Nesneleri Saran Binalar

Portekiz'deki Castelo Velho ve Castanheiro do Vento'daki vaka çalışmaları…

…

 

Konuşan Dükkan / Çoklu El Sanatları Atölyesi Malzemeleri ve Yunanistan'ın Tarih Öncesi Tiryns Kentindeki Mimari

Bu bölüm, Tiryns'deki (Yunanistan) saray dönemi ve saray sonrası dönemden iki özel atölye bağlamındaki insanların ve malzemelerin etkileşimlerini inceliyor.

 

Mekânlar, yapı malzemeleri, inşaat teknikleri ve onları kullanan insanlar tarafından yaratılır.

…

 

Zamansallık, Maddilik ve Kadın Ağları / Güney İtalya'daki Yunan ve Yerli Topluluklarda Tezgah Ağırlıklarının Üretimi ve İmalatı

Roma öncesi Güney İtalya'daki Lucania bölgesinde bulunan tezgah ağırlıklarının üretimini ve imalatını inceliyor.

Tekstil üretimi antik toplumlarda yaygın olarak kadınlar tarafından icra ediliyordu.

…

 

Bir Kralın Fidyesi Değerinde Kumaş / Antik Akdeniz'de Tekstil Dolaşımı ve Tekstil Zanaatının Aktarımı

Bu bölüm, tekstil ürünlerinin dolaşımının çeşitli biçimlerini ve bu ağlar aracılığıyla tekstil zanaatının aktarılmasında kadınların rolünü inceliyor.

 

Odysseia / Tekstil ürünleri, kadınların verebileceği tipik hediyelerdi; Helen, Telemachos'a gelecekteki eşi için kendi dokuduğu ve evlenene kadar annesi tarafından saklanması gereken muhteşem bir peplos verdi.

Örgü nesnelerin kadınlar arasındaki iletişimin kodlanmış eylemleri ve kadın üretiminin kaynakları' olduğunu savunuyor.

 

Çoğunlukla okuma yazma bilmeyen dünyada, tekstiller hafıza ve hikâye anlatımı araçları olarak kullanılırdı; Helen'in Truva Savaşı'ndan kesitler dokumasıyla örneklendirilebilir.

 

Çeyiz veya başlık parası, tekstil ürünlerinin uzun mesafeler boyunca dolaşımının başka bir yoludur.

 

Tekstil ürünleri tanrılara adak olarak sunuluyordu. Bu uygulama, gömme yoluyla yıkımın aksine, adak eşyalarını kamusal alanda sergilemiş ve dolaşımlarını artırmıştır.

 

Hülasa / Tekstil ürünlerinin, aletlerinin ve üretiminde yer alan kadınların dolaşımı, bilgi ağlarının oluşmasına yol açmıştır.

…

 

Sepetçilik arasındaki etkileşimler ve Erken Demir Çağı Attika'sında, Yunanistan'da Seramik

Erken Demir Çağı Attika'sında sepetçilik ve çanak çömlek arasındaki etkileşim süreçlerini inceliyor.

 

Sepetler, antik çağda seramik kaplarla birlikte en yaygın kullanılan kaplardı, ancak ılıman iklimlerde nadiren korunurlar.

 

Basit büküm tekniğiyle yapılan küçük sepetler, tek aşamalı kalıplama işlemiyle küçük kil kapların dış yüzeyini yapmak için kalıp olarak kullanılmıştır.

 

MÖ 11. Yüzyılda Atina'da Zanaatkarlık / Doğaçlama, Ağ Oluşturma ve Çömlek Yapımı

MÖ 11. yüzyılda Atina'da "Submycenaean" ve "Protogeometrik" çanak çömleklerinin gelişimini inceliyor.

 

Skeuomorfik Seramik ve Tüketici Geri Bildirimleri / Antik Akdeniz'deki Süreçler

Bu bölüm, antik Akdeniz'deki seramik vazolarda metalik özelliklerin bulunmasını, tüketici geri bildirim süreçleri ışığında inceliyor.

 

Malzemeler İnsanları Yaratır / Erken Demir Çağı Orta Avrupa'sında Malzeme Özellikleri ve Teknolojileri Figürin Şekillerine Nasıl Katkıda Bulunuyor?

Figürinler, insan formunu temsil etmek için özel olarak üretilen küçük nesnelerdir.

Figürinler, çocuk oyuncakları, ritüel nesnesi, adak veya mezar hediyesi olarak kullanılmak üzere tasarlanmıştır.

 

Erken Demir Çağı'nda insan tasvirleri seramik kaplar, bronz levhalar, kemer plakaları ve fibulalar gibi çeşitli nesnelerde ortaya çıkmıştır.

 

Figürin oymak için taş kullanılmamış olması şaşırtıcıdır. Boynuz, kemik veya ahşap figürinlerde, hammadde boyutu ve lifli yapı, figürinlerin şekli için kısıtlayıcı faktörlerdir.

 

Figürinler, bir insan bedeninin, belirli bir insan tipinin veya belirli bir bireyin nasıl görünmesi gerektiğine dair toplumsal anlayıştan doğar.

…

 

Geçmişten İşaretler / Avrupa Bronz Çağı Kalkanlarındaki Süslemeler

Makalenin odak noktası, hem savunma hem de prestij sembolü olarak yorumlanabilen kalkanlardaki Herzsprung sembolüdür.

Bu kalkanların ayırt edici özelliği, oval kalkan çıkıntısının etrafında uzanan üç geniş ve düz kaburga, iç kaburgada bir boşluk ve iki dış kaburgada U şeklinde bir çentik bulunur.

…

 

Maddi Geçişler Hakkında Sonuç ve Gelecek Düşünceler

Antik el sanatlarının incelenmesi, yalnızca antik nesne yapımının ve kullanımının rasyonelliğini ve pratikliğini değil, aynı zamanda (ve belki de daha önemlisi) ilgili toplumsal, sembolik ve politik dinamikleri de takdir etmenin bir kapısı olmaya devam etmektedir.

 

Zanaatkarların, üzerinde çalıştıkları hammaddelerle ve ticaret/değişim sistemleriyle ilişkileri, nesne yapımı ve kullanımı gibi somut, becerikli ve bilgili bir sanat aracılığıyla gerçekleşir.

…

 

8 Mart 2024 Cuma

Araziyi İşaretlemek - Notlar

William A. Lovis, Robert Whallon - Araziyi İşaretlemek - Notlar

Marking the Land, Routledge, New York, 2016

 


Manzaranın Yaratılması Mobil Avcı-Toplayıcıların Anlamı

Hareketliliğin sonuçları, düzenli yaya trafiği, hayvan trafiği veya taşıtların (travois veya kızak gibi) tekrarlanan davranışları sonucu on yıllar veya yüzyıllar boyunca manzara değişikliklerine yol açabilir. Görünür patikalar ve izler, bu tür faaliyetlerin kasıtsız sonuçları olabilir ve doğal manzaranın temel bir parçası haline gelebilir.

 

Mekânın değiştirilmesinden bahsedildiğinde, akla daha çok işaret ağaçları, toprak höyükler, taş yığınları veya kaya resimleri gibi belirgin ve/veya kasıtlı olarak inşa edilmiş bir çevre yaratma kavramı gelir.

 

Manzaranın Başlatılması: Chipewyan İnşaat / Yakın Zamanda İşgal Edilen Bir Ortamda Anlamın

1800'lerin başlarında, güneyli Chipewyanlar Churchill Nehri kıyısında daha fazla zaman geçirmeye başladılar

…ren geyiği ve geyik gibi büyük av hayvanlarına daha bağımlı hale geldiler

 

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Chipewyanlar manzarayı patikalar, taşıma yolları, hayvan barınakları ve diğer fiziksel değişikliklerle işaretliyorlardı.

…

 

Karaayak Anavatanındaki Yerler: Kozmolojinin İşaretleri, Sosyal İlişkiler ve Tarih

Karaayak halkı, evler inşa ederek, ortak bizon öldürme kompleksleri inşa ederek, anıtlar dikerek, malzemeler toplayarak ve insan kalıntılarını yok ederek yerin fiziksel görünümünü kasıtlı veya kasıtsız olarak değiştirir.

 

Uzay ve Zamandaki İşaretleyiciler: Doğa Üzerine Düşünceler / İnuitlerin Bölgeye Yaklaşımında Yer Adları Olay Olarak

İnuit coğrafi bilgisi doğası gereği sözlüdür

Yer adları (toponimler), mutlak olmaktan ziyade bağlamsal ve deneyimseldir.

 

Deniz buzu her yaz patlar ve kış evleri ve kızak rotaları gibi tüm kullanım izlerini beraberinde götürür.

 

En belirgin görsel işaretler, insan biçimli taş yığınları (inuksuk veya inuitçe) ve basit kaya yığınlarıdır. Yol bulma açısından, bu yığınlar ufukta belirgin işaretler olabilir, patikalardaki önemli dönüşleri gösterebilir ve iyi avlanma alanlarına işaret edebilir.

 

İyi bir yol gösterici, "Dikkatli" anlamına gelen Aangaittuq olarak tanımlanır, gerçek bir gözlemci olan ve her an nerede olduğunu bilen kişidir.

 

Az Kişinin Olduğu Büyük ve Zorlu Alanlarda Ağ Bakımı: Labrador Innu-Naskapi veya Montagnais

Kuzeydoğu Labrador'un iç kesimleri, yaklaşık 30.000 mil karelik bir vahşi doğadan oluşur ve bu vahşi doğanın sakinleri sadece 100'den az Kızılderilidir. Böyle bir avcı topluluğun genel yaşam alanını bilmek bir şeydir, onlarla gerçekten temasa geçmek ise bambaşka bir şeydir.

 

Geniş alanlarda, başkalarını görmenin ve onlar tarafından görülmenin çeşitli fiziksel yolları vardır. Bu, fiziksel izlemeyi, höyükler, ağaçlardaki işaretler veya küçük ağaçların kullanımı gibi çeşitli geçici ahşap düzenekler gibi fiziksel yapıların kullanımını içerir.

Hareketliliğin tüm boyutları, kümülatif olasılıklar açısından işler; bu da birini bulmanız gerektiğinde veya bulunmak istediğinizde başarısız bir karar alma olasılığınızı azaltır.

 

Seri Manzarasının Fiziksel ve Dilsel İşaretlemesi: Bağlantılı mı?

Meksika, Sonora'daki Seri halkının yaşadığı kurak ve kayalık arazide yürürken, araziyi çok iyi tanıyan insanlar tarafından kavramsallaştırıldığı şekliyle mevcut olan yerleri gözden kaçırmak kolaydır. Kıyı şeridi boyunca ve iç kesimlerde, deniz kabuğu yığınları da dahil olmak üzere kamp alanlarının kalıntıları bulunmaktadır. Dağ sıraları arasında, barınak veya kabul törenleri için kullanılan mağaralar ve bazılarında kaya sanatı bulunmaktadır.

 

Kemik Manzaraları: Hayvan Kemikleriyle İnsanları ve Toprakları Etkilemek

Bu bölümde, hayvan kemiklerinin işlenmesi ve atık ıslahı ile ilgili veriler, faunal kalıntıların yalnızca ekonomik ve teknolojik faaliyetlerin bir sonucu olarak değil, aynı zamanda peyzaj belirteçleri ve insanların topraklarıyla etkileşimlerinin somutlaşmış hali olarak incelenmektedir.

 

Kültürel Anlamların Açığa Çıkması: Yol Bulma Uygulamaları Orta Kalahari'nin San'ı

Bu bölüm, Güney Afrika'ya özgü Sanların, çevreyi nasıl işaretlediklerine veya işaretlemediklerine özellikle dikkat ederek, dikkat çekici yol bulma pratiklerini nasıl kullandıklarını inceliyor.

 

Çalılıklarda, Ward (Acacia erioloba) gibi belirli ağaçlar işaret noktası olarak kabul edilir. Bu ağaçlar, yol bulmanın yanı sıra birçok başka amaçla da kullanılır, örneğin kulübeler için gölgelik ve yapı malzemesi sağlar. Wamits'd kökü gibi işaret ağaçlarından elde edilen baharatlar hem tedavi amaçlı hem de ritüellerde kullanılır.

 

Warlpiri Markalama Uygulamalarında Süreklilik ve Değişim Manzara

Uzun vadeli etnografik araştırmalara dayanan bu bölüm, Orta Avustralya'daki Warlpiri Aborjinlerinin yaşadıkları manzaraları nasıl, ne zaman ve neden işaretlediklerini inceliyor.

Warlpiriler, toprakları yaklaşık 100.000 km²'lik bir alanı kaplayan yarı göçebe avcılar ve toplayıcılardı.

 

Warlpiri ve diğer Aborjin grupları arasında rüyalar, insanlar ve mekânlar arasındaki ilişkileri yapılandırır. Bu, her şeyden önce dil düzeyinde gerçekleşir. Atalarımız, bir bölgedeki belirli bir dille mekânlara isim verip, başka bir bölgeye girdiklerinde dili değiştirerek, toprağa bir dil kazımış ve insanlara bir dil kimliği kazandırmışlardır.

Uygun dili konuşmak bir tür pasaporttur; sizi -hem yerel halk hem de toprağın ruhları- orada bulunma hakkına sahip, bilinen ve aşina biri olarak işaretler.

 

Rüyalar (Jukurrpa), aynı zamanda Yasa olarak da bilinir ve ataların araziyi işaretleme yöntemlerinden türetilen karmaşık bir hafıza tekniği sisteminin temelini oluşturur.

 

Varlığı İşaret Etme: Batek ve Penan Avcı-Toplayıcıları Nasıl Malezya'da Manzarayı İşaretle

Tropikal yağmur ormanlarında, hayvan ve insan hareketlerinin izleri sürekli olarak mevcuttur: ayak izleri, kayma izleri, ezilmiş yapraklar, bükülmüş dallar, atılmış palmiye yaprakları, kesilmiş çubuklar, ... veya yol kenarındaki bir yangının kül kalıntıları.

 

Yollar (kalp veya harbow) Batek'in orman kullanımları ve kavramları açısından kritik öneme sahiptir.

 

Avcı-Toplayıcı Grupların İşaretli Kutsal Yerleri

İşaretli, kutsal yerlerle ilişkili temelde iki tür avcı-toplayıcı hareketi var gibi görünüyor: dini faaliyetler için grup halinde toplanma ve bu tür yerleri denetlemek, sürdürmek ve küçük ritüeller gerçekleştirmek üzere bir veya birkaç kişinin ziyareti.

… 

7 Mart 2024 Perşembe

Modern Bahçecilik Üzerine Gözlemler - Notlar

Thomas Whately, Michael Symes - Modern Bahçecilik Üzerine Gözlemler - Notlar

Observations on Modern Gardening, The Boydell Press, Suffolk, 2016

 

Kitap Thomas Whately'nin 1770 tarihli etkili eseri Modern Bahçecilik Üzerine Gözlemler adlı kitabının kapsamlı bir akademik analizini içeriyor.

 


Giriş

Thomas Whately (1726/28-1772) bir politikacı olarak hatırlanır, ancak bahçe tarihçileri onu öncelikle Modern Bahçecilik Üzerine Gözlemler adlı eseriyle tanır.

1764-5 yıllarında George Grenville'in yönetiminde Hazine Bakanı olarak görev yapmış ve George III'ün hükümetine katılmıştır.

 

Whately'nin ideal bahçeleri: esas olarak Fransa ile ilişkilendirilen geometrinin kısıtlamaları olmadan doğayı yaratma ve takip etme özgürlüğü…

 

Kitap 1770'te yayımlanmış ve anında başarı kazanmıştır (aynı yıl ikinci, ertesi yıl üçüncü baskısı çıkmıştır). 1771'de Fransızca ve Almanca'ya çevrilerek Avrupa'da yaygınlaşmıştır. Whately'nin adı hiçbir baskıda yazar olarak yer almamıştır. Whately resim kullanmaktan kaçınmış olsa da, 1801'deki altıncı baskı resimli olarak yayımlanmıştır.

 

Tasarımcının görevi, doğanın manzaraları ve malzemeleri arasından seçim yapmak ve bunları en iyi şekilde birleştirmektir. Whately, doğanın malzemelerini dörde ayırır: toprak, ahşap, su ve kayalar; sanattan ise binalar eklenir.

 

Doğa manzaralarının hayal gücümüzü ve duyarlılığımızı etkileme gücü vardır.

 

Modern Bahçecilik Üzerine Gözlemler / Thomas Whately

Whately, bahçecilik sanatının İngiltere'de mükemmelliğe ulaştığını, bir "hayal gücü ürünü" ve "zevk konusu" olduğunu belirtir.

 

Doğa, manzaraların kompozisyonunda dört malzeme kullanır: zemin, odun, su ve kayalar; sanat ise "binalar" ekler.

Zemin üç şekle sahiptir: dışbükey (şişmek), içbükey (oyuk) veya düz (seviye).

Dışbükey ve içbükey biçimler, düzlemden daha kabul edilebilirdir. Mükemmel derecede düzenli biçimlerden (örneğin yarım daire) kaçınılmalıdır.

 

Parçaların bütünle uyumu esastır. Genel eğilime uymayan herhangi bir parça gereksiz bir fazlalıktır.

 

Tüm kuralların ötesine geçen olağanüstü büyük etkiler ve tekillikler, en azından şaşkınlığa neden olur ve şaşkınlık da hayretle ilişkilidir.

 

Su, bir manzaradaki en ilginç nesnedir ve her türlü karaktere bürünebilir (melankoli, dinginlik, neşe, dehşet).

 

Akan suyun karakteristiği ilerlemek (uzunluğa uzanır); durgun suyunki devreseldir (uzaya yayılır).

 

Köprüler nehirler için karakteristiktir, ancak göllerle uyuşmaz.

 

Doğanın büyük savurganlıklarını taklit etme hırsı boşunadır. Büyük bir şelaleden ziyade, art arda gelen birkaç küçük şelale daha iyidir.

 

Yapı, bir karakter olarak ifade edici olabilir; örneğin bir tapınak asalet, bir kulübe ise kırsal sadelik hissi verir.

 

Harabeler duygulara ve hayal gücüne hitap ederler, ibadet, yalnızlık ve ıssızlık fikirlerini akla getirirler.

 

Bahçecilik, doğa manzaralarını keyifli kılmaya katkıda bulunan her şeyin konuları arasındadır.

…

  

Ortaçağ Avrupa'sında Nesneler, Çevre ve Günlük Yaşam - Notlar

Ben Jervis, Lee G. Broderick, Idoia Grau Sologestoa - Ortaçağ Avrupa'sında Nesneler, Çevre ve Günlük Yaşam - Notlar

Objects, Environment, and Everyday Life in Medieval Europe, Brepols Publishers, Turnhout, 2016

 


Giriş: Ortaçağ Avrupa'sında Günlük Yaşam

Arkeolojik kazılar, Orta Çağ'daki günlük yaşamın birçok yönünü anlamamıza büyük katkı sağlama potansiyeline sahip çok sayıda eser ve çevresel kanıt ortaya çıkarır.

Nesneler detaylı bir çalışmanın konusudur ve bu, üretim teknikleri, ticaret kalıpları, kültürel etkiler ve tedarik stratejileri hakkında derinlemesine bir anlayış geliştirmemize olanak tanır.

Arkeoloji disiplini genelinde, taşınabilir maddi kültür ve çevresel kanıtların sosyal ilişkileri, kimlikleri ve sosyokültürel değişim süreçlerini anlamak için yorumlayıcı değeri yaygın olarak kabul edilmektedir.

Bu kitabın amacı, kentin fiziksel varlığının ötesine uzanan Orta Çağ kent kültürü çalışmalarında, eser ve çevre çalışmalarının ana akım söyleme entegre edilmesinin değerini gösteren bir dizi çalışma sunmaktır.

Kitaptaki çalışmalar, çanak çömlek, metal işçiliği ve hayvan kemiği gibi çeşitli malzeme türlerini kapsar.

Yeni analitik tekniklerin değeri, özellikle toprak mikromorfolojisinin (Wouters ve diğerleri) ve insan kalıntılarının analizi için yeni tekniklerin (Radini ve diğerleri) yenilikçi uygulamalarında açıkça ortaya konmaktadır. Radini, Nikita ve Shillito'nun Leicester çalışması, insan kalıntılarının yalnızca kentsel çevrenin doğasına değil, aynı zamanda potansiyel olarak tek bir kasabadaki bireylerin ve grupların deneyimlediği çevresel koşullara da yeni içgörüler sağlayabileceğini göstermektedir. Kitap dört ana tema etrafında yapılandırılmıştır: kasabaların tedarik edilmesi, kentsel toplumun dinamikleri, ev hayatı ve kentsel yaşama yaklaşımlar.

 

Kasabaların İnşa Edilmesi

Kent ve kırsal arasındaki ekonomik ilişki, Orta Çağ kentlerinden kalma çevresel ve el yapımı kalıntıların belki de en iyi incelenmiş yönüdür.

Pipkin, Bizans Anadolu'sundan elde ettiği kanıtlarla, kent merkezlerinin yalnızca pazarlar ve tüketiciler olmadığını, aynı zamanda kendi gıdalarını da ürettiklerini hatırlatmaktadır.

Kitaptaki zooarkeolojik araştırmalar, Ortaçağ döneminde sosyal statüyü ve sosyal sınırları tanımlamanın bir yolu olarak yemeğin ele alınan en yaygın konulardan biri olduğunu doğrulamaktadır.

Ahşap tedarikine ilişkin olarak, Reilly ve diğerleri, İrlanda'daki Dublin ve Waterford'daki kereste tedarikinin yalnızca kasabaların ormanlara yakınlığına dayanmadığını, aynı zamanda siyasi kaygılar ile sosyal ve ideolojik ihtiyaçların karmaşık etkileşimlerinden oluştuğunu göstermektedir. Mooney'nin İzlanda üzerine yaptığı çalışma ise, proto-kentsel yerlerin inşasının uygun malzemelerin bulunabilirliğiyle kısıtlandığına dair bir örnek sunmaktadır.

 

‘Kentsel’ Toplumun Dinamikleri

Bu bölümdeki makaleler, tek bir yerleşimin sosyal dinamiklerini (Trzeciecki), faunal kalıntıların (Minniti) ve metal işçiliğinin (Lewis) analizi yoluyla kent kültürünün kasaba ve kır arasındaki ayrımı nasıl aştığını incelemektedir.

Lewis'in çalışması, kentsel pazarların yakın kırsal hinterlandı üzerinde etkisi olduğu ve güvenlik gibi kentsel kaygıların kırsal topluluklar için eşit derecede önemli olduğunu göstermektedir.

Minniti'nin faunal analizi, yüksek sosyal statünün göstergelerini araştırmaktadır; örneğin, Castiglione kalesinde aristokrat statü, genç hayvanların etinin tüketimine yansır.

 

Ev Hayatı

Bu tema, Orta Çağ evindeki insanlar ve nesneler arasındaki ilişkilere odaklanır. Jervis, çanak çömlek etkileşimlerinin, Hamwic yerleşiminin terk edilmesinin ardından Southampton ve Winchester kasabalarında belirli bir yer duygusunun ortaya çıkmasına nasıl katkıda bulunduğunu araştırır.

Hall'un jet oyun taşları üzerine yaptığı çalışma, bu nesnelerin, kentsel sınırları aşan belirli ev içi deneyimlerin ve anlam kümelerinin gelişimine katkıda bulunduğunu bulmuştur. Harjula ise Turku'daki runik yazıtlı ahşap kaseleri inceler; bu kaseler, dinin insanların yaşamlarında sürekli bir varlık olduğunu ve Ortaçağ ev hayatını ele alırken kutsal olanı dünyevi olandan ayırmanın mümkün olmadığını vurgular.

 

Kitabın tamamında işlenen temel bir tema, kasabaları izole yerleşim yerleri olarak değil, Orta Çağ toplumu sisteminin ayrılmaz parçaları olarak ele alma gerekliliğidir. Bu bakış açısıyla, katı bir kırsal/kentsel ikiliği, sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan savunulamaz hale geliyor.

 

Bölüm 1. Tedarik Süreci

Ortaçağ Ipswich'inde Zooarkeoloji

Kuzey Avrupa'daki arkeolojik ilgi, Roma sonrası dönemin ilk kentleri olarak yorumlanan wix veya emporia üzerine odaklanmıştır. Ipswich, Geç Sakson, Orta Çağ ve Orta Çağ Sonrası dönemlerde bölgesel bir pazar kasabası olarak varlığını sürdürmüştür. Arkeozoolojik veriler, Ipswich'in 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar, basit bir pazar sistemiyle donatıldığını öne sürmektedir.

 

Arkeolojik Arka Plan

Ipswich, 7. yüzyılda kurulmuş bir emporia (Pazar) idi ve el sanatları üretiminin (örneğin Ipswich Ware çanak çömleği) ve ticaretin merkezi olarak hizmet veriyordu. Ipswich, Orta Çağ'da bölgesel bir zanaat üretim merkezi ve pazar kasabası olarak varlığını sürdürmüştür.

 

Orta Saksonya Ipswich

Orta Sakson faunal topluluğuna sığır, koyun/keçi ve domuz gibi evcil hayvan kalıntıları hakimdi. Topluluğun çarpıcı özelliği, çeşitlilik eksikliğidir.

Avlanmanın önemsiz olması, et için yerel kaynaklara aşırı bağımlılık olduğunu gösteriyordu. Sığırların çoğu, olgun ve yaşlı yetişkinlerdi. Bu durum, kentsel beslenmenin gıda kiralarıyla sağlandığı şeklinde yorumlanabilirken, bazı genç ve pazar çağındaki hayvanların varlığı ilkel bir pazar sisteminin sonucu da olabilir.

 

Geç Sakson ve Erken Ortaçağ Ipswich

Sığırlar, Geç Sakson ve Erken Orta Çağ dönemlerinde en yaygın evcil memeli olmaya devam etti. Yabani memeliler ve kuşlar nadirdi, ancak balina kemiği gibi sıra dışı örnekler, en azından sitenin bazı sakinlerinin yüksek bir statüye sahip olduğunu gösterebilir. Ipswich'teki hayvan kalıntıları, Norwich, Thetford, Winchester ve Southampton gibi çağdaş pazar kasabalarıyla benzerlikler göstermektedir.

 

Sonuçlar

Ipswich'te kentsel tedarikin niteliği, Orta Sakson ve Erken Orta Çağ dönemleri arasında önemli ölçüde değişmedi. Pazar sistemlerinin bu dönem boyunca rol oynadığı göz önüne alındığında, Ipswich'te tüketilen etin çoğunun gıda kiralarına dayalı tedarikten ziyade pazarlardan sağlandığını öne sürmek makul görünüyor.

 

Ortaçağ Reykjavik'inden Ahşap Eserlere Arkeobotanik Bir Bakış

İzlanda'daki ormanlık alan, M.S. 870 civarında İskandinav yerleşimciler tarafından kolonileştirilmeden önce ülkenin %18 ila %40'ını kaplıyordu, ancak modern İzlanda'da bu oran %1'den azdır. Ormanların azalması aşırı otlatma, temizleme ve yakıt talebinden kaynaklanıyordu.

Reykjavik'teki Alþingisreiturinn sahası, Viking Çağı ve Orta Çağ dönemlerine ait 353 ahşap eser ortaya çıkardı. Bu alan, bir faaliyet ve meslek alanıydı.

Eserlerin önemli bir kısmı çıtalı kaplardan oluşuyordu. Çıtaların hiçbiri İzlanda'ya özgü ağaç türlerinden yapılmamıştır.

Çoğu kazık, pim ve çivi, yerel veya sürüklenen ağaçlardan yapılmıştır.

Ortaçağ kalıntılarında, Akdeniz'e özgü şimşir ağacından yapılmış iki tarak bulundu; bu, uzun mesafeli ticareti işaret eder.

 

Ortaçağ Anadolu'sunda Üç Alanda Hayvancılığın Kentsel Modelleri

Makale Bizans Anadolu'sunda özellikle 10. ve 11. yüzyıllar (Orta Bizans döneminin sonu) arasına odaklanarak, dönemin zooarkeolojik (hayvan kalıntıları) kanıtları üzerinden hayvan tüketim örüntülerini ve kentsel/kırsal yaşam tarzı arasındaki potansiyel farklılıkları inceliyor.

Anadolu'daki Bizans kalıntılarına yönelik araştırmaların çoğu, surlar, kiliseler ve saraylar gibi görkemli yapılara odaklanmıştır.

 

Çalışma, farklı coğrafi, idari ve ekonomik bağlamlara sahip üç Bizans yerleşiminden elde edilen kemik örneklerini incelemektedir:

Amorium (Orta Anadolu): Anatolikon Theması'nın başkenti. Orta Bizans döneminde önemli bir şehir.

Buluntular: Alt şehirdeki konut ve atölye birimlerinden (tabakhane dahil) geliyor. Gıda tüketimini temsil eden 1334 kemik parçası yeniden analiz edilmiştir.

 

Komana (Kuzey Orta Anadolu): Tokat yakınlarında, Türk boyları ile Bizans arasında sık sık el değiştiren küçük, müstahkem bir kasaba.

Buluntular: Yerleşim alanının ortasındaki konut ve atölye komplekslerinden gelen 1841 kemik.

 

Ayvan Kale (Doğu Anadolu): Elazığ yakınlarında. Orta Çağ I. evresine (10.-11. yüzyıllar) tarihlenen çanak çömlek atölyeleri, konut birimleri ve sarnıç kalıntıları.

Buluntular: En erken evreden (Orta Çağ I) gelen 1665 kemik parçası.

 

Üç yerleşimde de Keçilere (koyun dahil) yoğun bağımlılık görülmektedir. Domuz tüketimi, genellikle kentsel bir et tedarikçisi olarak Amorium'da en yüksek seviyededir.

 

Çalışma, zooarkeolojik kanıtlara dayanarak şehirleri, kasabaları ve köyleri kesin olarak ayırabilecek net bir çizgi çizmenin mümkün olmadığını gösteriyor.

 

Şehir (Amorium): Daha yüksek tür çeşitliliği ve daha yüksek domuz tüketimi ile karakterize edilir. Ölüm profili et tüketimi odaklıdır.

 

Kasaba/Kırsal (Komana, Ayvan Kale): Daha az çeşitli diyetler ve et için farklı kaynaklara (Komana'da tavuk, Ayvan'da avcılık) yönelme görülür. Ölüm profilleri genellikle ikincil ürün (yün) veya karma geçim ekonomisine işaret eder.

 

En Güçlü Kanıt: Kentsel/kırsal ayrımını takip etmek için en güçlü kanıt, hayvanların yaşını gösteren ölüm profillerinde yansıtılmıştır. Amorium gibi büyük yerleşimler et tüketimi odaklıyken, Komana gibi yerler üretici-tüketici özelliklerini gösterir.

 

Bölüm 2. Sosyal Dinamikler

Çeşitlilik Desenleri: Polonya'nın Plock OrtaçağKasabasının Sosyal Topografyasını İncelemek İçin Seramik Kullanımı

Parselin değeri ne kadar yüksekse, orada keşfedilen eserler o kadar çeşitlidir (ya da bunun tersi)

 

Orta Çağ'da Et Tüketimi Statü ve Meslek Kimliği Olarak: Roma ve Lazio'dan (İtalya) Elde Edilen Zooarkeolojik Kanıtların İncelenmesi

Geç Orta Çağ'da et tüketiminin aristokratlarla sınırlanmış olmasıyla toplumsal eşitsizliğin artışı ilişkilendirilir. Bu makale, Latium'daki (Orta İtalya) bir dizi kentsel ve elit alandan elde edilen sonuçları tartışılıyor.

 

Trastevere'deki Aziz Cecilia Manastırı'nda keçi kalıntılarının (%58) baskın olması ve yaşlı hayvanları öldürme eğilimi, hayvanların etten ziyade yün için yetiştirildiğini göstermektedir.

 

Kızıl geyik eti, karaca veya yaban domuzuna kıyasla daha düşük ekonomik değere sahip olmasına rağmen, hâlâ aristokrat bir ayrıcalık olarak kalıyordu.

 

Mobilya, Asma Kilit ve Şamdan Montajları: Taşınabilir Antikalar Programı Tarafından Kaydedilen Küçük Metal Buluntular Aracılığıyla Ortaçağ İngiltere'sinin Kentleşmesini Anlamak

Makale kentsel ve kırsal metal işçiliği toplulukları arasındaki ilişkiyi inceliyor.

 

Orta Çağ montajlarının çoğu (%93'ü) bakır alaşımından yapılmıştır. Dekoratif montajlar, sahiplerinin harcanabilir bir gelire sahip olduğunu gösterir.

 

Asma kilitler, mobilya parçalarını, kapıları ve panjurları sabitlemek için kullanılırdı.

 

Şamdanlar genellikle dikenli olanlar ve yuvalı olanlar olmak üzere iki tiptedir.

 

Bölüm 3. Ev Hayatı

Sınır Tanımayan Oyunlar:Oyun ve Performativite veya Kent veÜlke Genelinde Kimlik ve Toplumsal Etkileşim Soruları

Farklılığın hem kimlik hem de arkeolojik araştırma açısından temel önemini kabul etmekle birlikte, bu makalede vurgu aynılık (ama homojenlik değil) üzerindedir.

 

Oyunun kentsel ve kırsal alanlar arasında paylaşıldığını gösteren kanıtlar manastırlar, kaleler, gemi enkazları ve evler gibi çeşitli bağlamlarda bulunmuştur. Oyun ekipmanlarının gemi mürettebatının eşyalarının bir parçası olarak saklanması, bize gemideki yaşamın karadaki yaşamın bir mikrokozmosu olabileceğini ve fikirlerin sadece dar bir şekilde tanımlanmış mal alışverişi yoluyla değil, insanların hareketleriyle de taşındığını hatırlatıyor.

 

jet satranç fili

Jet, Romalılar tarafından "siyah kehribar" olarak adlandırılıyordu ve büyülü ve dini koruma sağlayan muskalar için uygun bir malzeme olduğu kabul ediliyordu.

 

Oyunların maddi kültürü, günlük farklılıkları daha geniş bir ortak noktalar örüntüsü içinde yakalar. Nesneler, kentsel ve kırsal sınırların ötesine geçer.

 

Turku'daki Çubuk Kaplar Üzerindeki Rün Yazıtları: Dilin, Eğitimin, Büyünün ve Ev Dininin Maddileşmeleri

1980'ler ve 1990'larda Finlandiya'nın güneybatısındaki Turku kasabasında yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen malzemeler arasında, üzerinde runik yazıtlar bulunan üç kap tabanı tespit edildi…

 

Yer Değiştirmek mi? Anglo-Sakson'da Yer Oluşturma mı?

…

 

Bölüm 4. Kasabayı İncelemek

Kopenhag'da Arkeolojik Araştırmalarda Çevre Biliminin Değişen Rolü

Bu bölümün odak noktası, çevre biliminin Kopenhag'daki arkeolojik çalışmalara ve 19. yüzyılın sonlarından günümüze kentte toplanan kanıtlara nasıl uygulandığını ele almaktır.

…

Kentsel Araştırmalarda Toprak Mikromorfolojisi: Erken Ortaçağ Antwerp (Belçika) ve Viking Çağı Kaupang (Norveç)

Erken Ortaçağ kentlerine ilişkin maddi kayıtlar, farklı kronolojik dönemlere ve coğrafi bölgelere ilişkin kayıtlarla karşılaştırıldığında nispeten azdır.

…

 

İnsan Diş Tartarları ve Ortaçağ Kentsel Çevresi

Makale diş taşının, geçmiş beslenme ve yaşam koşulları hakkında yeni bir bilgi kaynağı sağlayıp sağlayamayacağını değerlendirmeye çalışıyor.

...