19 Şubat 2018 Pazartesi

Canik Beldesindeki Halk İnançları Üzerine Bir Araştırma


Yakup Coştu - Canik Beldesindeki Halk İnançları Üzerine Bir Araştırma

Din, insani deneyimin merkezinde yer alan bir fenomendir. Söz konusu bu deneyim, büyük oranda bireyin içinde yaşadığı toplumun sosyo-dini yapısına bağlı olarak tecrübe edilmektedir (s. 1315).

…din, toplumsal alanda, semboller, değerler, imgeler yoluyla tezahür etmekte; başka bir ifadeyle söz konusu bu unsurlar içerisinde sosyalleşmektedir.
…kişinin dini yönelim düzeyi ancak o kişinin dini tutum ve davranışlarından hareketle tespit edilebilir (s. 1316).

Epistemik açıdan dini temele dayalı olmayan unsurlar, dindarlık biçimi olarak değerlendirilebilir mi (s. 1317).

Popüler tarzı dini tutum maddeleri:
1. Nazar değen kişiye kurşun dökülerek nazarın yok edilebileceğine inanma
2. Kem gözlü insanların nazarının dokunduğuna inanma,
3. Muskaya inanma,
4. Cin çarpmasına inanma
5. Büyüye inanma,
6. Kur’an okunmuş suyun şifa olacağına inanma,
7. Türbelerde dilekte bulunarak, ondan medet umma (s. 1318).

Cin çarpmasına inanma dışındaki sorulara % 90 ve üzeri oranlarda “inanırım” cevabı verilmiş. Cin çarpmasına kadınların % 31,6’sı ve erkeklerin % 32,5’i inandıkları yönünde cevap vermişlerdir (s. 1319-1320).

Kadınların dinsel törenlerde bir araya geldikleri mekânlar genelde popüler dinin mekânları olduğu için, halk inançları onlar açısından işlevsel bir rol oynamaktadır.
…çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde kişiler bu dönemlere has dindarlık özellikleri gösterebilmektedirler (s. 1321).

…halk inanç ve uygulamalarına yönelik tutumlar, son yetişkinlik döneminde olanlar arasında, diğer ergen, ilk ve orta yetişkinlik döneminde olanlara oranla daha yüksektir.
Toplumsallaşma süreçlerini henüz tamamlayamamış gençlerin, toplumda var olan inanç ve uygulamalara yönelik tutum düzeylerinin ileri yaştakilere oranla daha düşük olması beklenir. Ayrıca gençlerin, iletişim imkânlarından daha fazla yararlanması, modem gelişmelere açık olması, nitelikli eğitim almaları, onların toplumsallaşma deneyimlerinin diğerlerine oranla farklılaşmasına neden olabilmektedir (s. 1323).

Sonuç olarak, nazar değen kişiye kurşun dökülerek nazarın yok edilebileceğine inanma, kem gözlü insanların nazarının dokunduğuna inanma, muskaya inanma, cin çarpmasına inanma, büyüye inanma, Kur’an okunmuş suyun şifa olacağına inanma, türbelerde dilekte bulunarak ve ondan medet umma gibi bir takım halk inançlarının Canik beldesinde ikamet eden halk arasında yaygın olduğu ve bu inanç ve uygulamaların bireylerin gündelik hayatında önemli bir yer işgal ettiği tespit edilmiştir (s. 1324).

---
Coştu, Yakup. (2015), “Canik Beldesindeki Halk İnançları Üzerine Bir Araştırma,” Geçmişten Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s. 1315-1325), Samsun

XIX . ve XX. Yüzyılda Canik Flandrası’nda Medreseler


Bahargül Ataş - XIX. Ve XX. Yüzyılda Canik Flandrası’nda Medreseler

Cumhuriyet öncesi bugün ki Samsun ve çevresi, Canik Flandrasından oluşmaktaydı. Havza, Ladik ve Vezirköprü kesimi ise Amasya Sancağı’na bağlı idi. Ve dahası, Ordu ilinin Samsun sınırından ileriye kadar olan kesimi, yani Ünye, Fatsa gibi bölgeler de Cumhuriyet’e kadar Canik Flandrası’na ait idi (s. 699).

Anadolu’da ki eğitim hamlesi Anadolu Selçukluları ile milat bulmuştur.
Anadolu Selçukluları ile Anadolu’nun her şehrinde çeşitli medreseler kurulmuştur. Hemen sonra “Beylikler Devri Eğitim Sistemi” tüm ülke genelinde yayılım bulmuş…

Osmanlı ve Beylikler döneminde (…) camiiler, mektep ve zaviyeler eğitimin farklı düzeylerinin görüldüğü yaygın eğitim kurumlan idi. Ancak ihtisas sınıflarının seçme öğrencilerinin derslere katılabildiği yatılı kurumlar olan medreseler en önemli üst düzey okullardı…

“Fatih Medreseleri” bir diğer adı ile “Sahn-ı Seman Medreseleri”, üniverster eğitimin bir diğer yüzü olarak karşımıza çıkmıştır.

Osmanlı öncesinde medreseler “umumi” ve “ihtisas” medreseleri olarak ikiye ayrılırdı ve genel itibari ile cemiler ve diğer bazı yapılar medreselerin yoğun olmadığı bölgelerde eğitim kurumu olarak değerlendirilirdi.

Samsun ve çevresi için diyebiliriz ki beylikler devrinden günümüze ulaşabilen eser sayısı azdır (s. 701).

Taceddinoğlu Hasan Bey Arım’ın Ordu köyünde bir buk’a ve mescit yaptırmıştır.
16.yy başlarında Hüseyin Ağa Ser-Rikabî adlı bir kişi Mahmut Paşa’nın malikane hisselerinin çoğunluğunu satın almış ve gelirleri yaptırdığı bir camii ve medreseye tahsis edilmiştir (s. 702).

Samsun Bölgesinde ise, İsa Dede Zaviyesi, Sadibeğ Camii’si, Mevlevihane, Şeyh Hatıb Zaviyesi, A’rız Çelebi Medresesi, Molla Fahrettin Zaviyesi gibi dini yapılar, Canik Sancağının XIX. dönemine ilim ve Fen eğitiminin beraber verildiği yerler olarak tarih kayıtlarına geçmişlerdir.
Bu yapılar 1859 yangını ve peşi sıra gelen diğer geniş çaplı yangınlar ile yeryüzündeki maddi varlıklarını maalesef yitirmişler… (s. 703)

Fazıl Ahmet Paşa Medresesi ( Taş Medrese)
Vezirköprü ilçesinde bulunmaktadır. 1661-1662 yılında Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırıldı. 1964’ten sonra kütüphane olarak kullanıldı. Ayrıca özel bir taş olan “karaçaviran” taşından yapılmıştır. 1943 yılındaki bir depremde hasar görüştür ve onartılmıştır.

Abdulkerim Ağa Medresesi
Vezirköprü ilçesinde bulunur. Kitabesi bulunmamaktadır. XVII. Yüzyıla tarihlendirilir. 1943 depreminde yok olmuştur (s. 704).

Süleyman Ağa Medresesi
Vezirköprü ilçesinde bulunmaktadır. Köprülü Süleyman Ağa tarafından 1730 yılında yaptırılmıştır. 1943 yılındaki depremde yok olmuştur.

Rahmaniye Medresesi
Vezirköprü ilçesinde bulunur. Es Seyyidd Osman tarafından 1805 yılında yaptırılmıştır. 1943 depreminde yok olmuştur.

Osmanlılar devrinde (…) bugünkü Eskipazar Köyü Camii yanında ilk medrese açılmıştır. 1455 yılında Kabataş ilçesi mevkiinde bir zaviyenin varlığından ve eğitim-öğretim çalışmalarından bahsedilmektedir. Yine 15. yüzyılda, “Canik-i Bayram” adını taşıyan Ordu Kazası’nın bir bucağı olan Bolaman’da eğitim ve öğretimle meşgul olan bir tekke bulunmaktadır. 1613 yılına ait bilgilerde, İskefır’de bir müderrisin varlığından söz edilmektedir.
17. yüzyılda, Kumru’nun Yukan Fizme Dereköy Mahallesi’nde bir medresenin bulunduğu, daha sonraları ise Kumru Merkez Cami bünyesinde ikinci medresenin kurulduğu bilgileri mevcuttur (s. 705).

18. yüzyılda yerel kaynaklara göre, Çeşmeönü Kalekaya Medresesi kurulmuş ve bugün bu medresenin kalıntıları da varlığını sürdürmektedir. Bu tarihlere ait olarak bir de yörede Çandır adı verilen bir medreseden söz edilir. 1832 yılında da, Ulubey İlçesi’nin Yukarı Kızılin Köyü civarında bir medrese yerleşimi göze çarpar.

1286/1869 yılı TVS’ye göre, Canik Sancağı’ndaki sıbyan mektepleriyle cami, mescit ve diğerlerinin hülâsası şöyledir:
Miktar-ı talebe-i ulûm: 889, Medaris-i ilmiye: 119, Müderrisin (müderrisler): 50,
Cevami (camiler): 449, Mesacit (mescitler): 223, Tekaya (tekkeler): 48, Eimme (imamlar): 364, Huteba (hatipler): 330, Kilise: 383, Gayri müslim mektep ve etfal (çocuklar): Etfal: 5.979 Mekatip: 240 Müslim mekatip ve etfal: Etfal: 12.298 Mekatip: 657

…toplam öğrenci sayısının % 67’i müslüman iken % 33’ü gayri müslimdir (s. 706).

Canik Flandrası kaza ve mahallerinde, 1321(1903) tarihinde 23 medrese bulunmaktadır. Bunların 3 tanesi: Canik kazasında, 1 tanesi: Ünye kazasında, 13 tanesi: Çarşamba kazasında, 1 tanesi: Fatsa kazasında, 5 tanesi de: Bafra kazasındadır (s. 707).


---
Ataş, Bahargül. (2015), “XIX. Ve XX. Yüzyılda Canik Flandrası’nda Medreseler,” Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s. 697-713), Samsun

Türkiye Türkçesi Ağızlarının Tasnifleri Üzerine Bir Değerlendirme


Türkiye Türkçesi Ağızlarının Tasnifleri Üzerine Bir Değerlendirme
Ahmet Buran

Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili olarak ilk yapılan çalışmalar 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanır ve ağızlarla ilgili çalışmalar daha çok yabancı araştırmacılar tarafından yapılır. 1940’lı yıllardan sonra yerli araştırmacılar da Türkiye Türkçesi ağızları üzerine çalışmalara ağırlık verir ve günümüze kadar pek çok ağız çalışması ortaya konur.

Dil, lehçe ve ağız tasniflerinde, dilin beş temel birimi dediğimiz ses, şekil, yapı, sözvarlığı, sözdizimi ve vurgu bakımından birleşen ya da büyük oranda benzerlik gösterenler tespit edilir, benzerlik ve farklılıklarına göre gruplandırılırlar.

1. TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARININ TASNİFLERİ
A. İgnas Kunos Tasnifi
1. İzmir ile Bursa arasında Zeybekçe
2. Kastamonu ağzı
3. Karadeniz’in doğu kıyılarına doğru Lazca
4. Harputça
5. Güneydoğu Anadolu’da Mersin ile Konya arasında Karamanlıca
6. Kızılırmak havzasında Ankara ağzı
7. Anadolu’da dağınık olarak yaşayan Yörük ve Türkmenler

B. 1. Ahmet Caferoğlu Tasnifi (1946)
1. Doğu illeri ağızları (Kars, Elazığ, Van ve Civarı, Malatya) bölgesi
2. Erzurum, Trabzon, kısmen Rize ağızları bölgesi
3. Sivas, kısmen Tokat illeri ağızları bölgesi
4. Amasya, Çorum, Ankara, kısmen Yozgat ağızları bölgesi
5. Orta Anadolu (Kayseri başta olmak üzere) ağızları bölgesi
6. Gaziantep (ve kuzey sınır ağızları) bölgesi
7. Batı illeri ağızları (Eskişehir, Balıkesir, Manisa, İzmir, kısmen Afyon, Aydın ve Antalya’ya kadar) bölgesi
8. Konya ağız bölgesi
9. Kastamonu ağız bölgesi

Caferoğlu’na göre Trabzon merkez ağzı Erzurum ağzına daha yakınken Akçaabat ile Vakfıkebir müstakil bir ağız bölgesi oluşturur.

B. 2. Ahmet Caferoğlu Tasnifi (1959)
1. Güneybatı ağızları (Bandırma’dan Antalya civarlarına kadar)
2. Orta Anadolu ağızları (Afyon’dan Elazığ ve Erzurum’a kadar)
3. Doğu ağızları (Elazığ ve Erzurum’dan doğu sınırına kadar)
4. Kuzeydoğu ağızları (Samsun’dan Rize’ye kadar)
5. Güneydoğu ağızları (Gaziantep, Adana, Antalya ve civarı)
6. Kastamonu

C.1. Tahsin Banguoğlu Tasnifi
1. Deliorman ağzı
2. Makedonya ağzı
3. İstanbul ağzı
4. Aydın ağzı
5. Karaman ağzı
6. Ankara ağzı
7. Kastamonu ağzı
8. Harput ağzı
9. Erzurum ağzı
10. Karadeniz ağzı

C.2. Banguoğlu Tasnifi
1. Güney Batı ağızları
2. Orta Anadolu ağızları
3. Doğu Ağızları
4. Kuzey Doğu Karadeniz ağızları
5. Rumeli ağızları
6. Güney Doğu ağızları
7. Kastamonu’ya, Karamanlı ve başka boylara mahsus ağızlar.

E. Piet Kral Tasnifi
1. RUMELİ GRUBU:
1. Edirne
2. Marmara (hipotetik)
3. BATI GRUBU: Afyon, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Manisa, Muğla, Uşak)
4. MERKEZ GRUBU: Ankara, İçel, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat
a. Konya ve Niğde’de sapma
b. Kayseri, Kırşehir ve Yozgat’ta sapma
5. Amasya, Çankırı ve Çorum
a. Çankırı’da sapma
6. Sivas ve Tokat
7. Elazığ, Malatya ve Tunceli
a. Malatya’da sapma
8. Gaziantep, Hatay ve Kahramanmaraş
9. DOĞU GRUBU: Bitlis, Diyarbakır, Muş, Erzurum, Kars, Urfa ve Van
a. Diyarbakır ve Urfa’da sapma
b. Erzurum’da sapma
c. Kars’ta sapma
10. Erzincan
11. BATI KARADENİZ GRUBU: Bolu, Kastamonu ve Zonguldak
a. Bolu’da sapma
b. Zonguldak’ta sapma
12. ORTA KARADENİZ GRUBU: Giresun, Ordu ve Samsun
a. Ordu’da sapma
b. Samsun’da sapma
13. Rize ve Trabzon
a. Rize’de sapma
14. Artvin

F. Leylâ Karahan Tasnifi
1. DOĞU GRUBU AĞIZLARI: Ağrı, Artvin merkez ile Şavşat, Ardanuç ve Yusufeli, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Hakkâri, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli, Urfa (Birecik ve Halfeti hariç), Van ağızları)
Alt Gruplar
I.Grup: Ağrı, Van, Muş, Bitlis, Bingöl, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Hakkâri, Urfa (Birecik ve Halfeti hariç), Palu, Karakoçan(Elazığ) ağızları
II. Grup: Kars (Ardahan, Posof hariç), Erzurum merkez, Aşkale, Ovacık, Narman, Pasinler, Horasan, Hınıs, Tekman, Karayazı, Erzincan merkez, Tercan, Çayırlı, Kemah, Refahiye, Gümüşhane ağızları
III. Grup: Ardahan, Posof (Kars), Artvin merkez, Şavşat, Yusufeli, Ardanuç (Artvin), Oltu, Tortum, Olur, Şenkaya, İspir (Erzurum) ağızları
IV. Grup: Kemaliye, İliç (Erzincan), Elazığ merkez, Keban, Baskil, Ağın, Harput (Elazığ) Tunceli ağızları
2. KUZEYDOĞU GRUBU AĞIZLARI: Hopa, Borçka, Arhavi (Artvin), Rize ve Trabzon ağızları)
Alt gruplar
I. Grup: Trabzon, Rize merkez, Kalkandere, İkizdere, Gündoğdu, Büyükköy ağızları
II. Grup: Çayeli, Çamlıhemşin, Pazar, Ardeşen, Fındıklı (Rize) ağızları
III. Grup: Arhavi, Hopa, Borçka, Kemalpaşa, Muratlı, Ortacalar, Göktaş, Camili, Meydancık, Ortaköy (Artvin) ağızları
3. BATI GRUBU AĞIZLARI: Adana, Adıyaman, Afyon, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bartın, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hatay, Isparta, İçel, İzmir, İzmit, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri,

Kırşehir, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Muğla, Nevşehir, Niğde, ordu, Sakarya, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat, Zonguldak ağızları.
Alt Gruplar
I. Grup: Afyon, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak ve Nallıhan (Ankara) ağızları
II. Grup: İzmit ve Sakarya ağızları
III. Grup: Bolu (Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık hariç), Zonguldak, Bartın, Kastamonu, (Tosya hariç), Ovacık, Eskipazar (Çankırı) ağızları
IV. Grup: Beypazarı, Çamlıdere, Kızılcahamam, Güdül, Ayaş (Ankara), Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık (Bolu), Çankırı (Ovacık, Eskipazar ve Kızılırmak hariç)
V. Grup: Sinop (Boyabat hariç), Samsun (Havza, Ladik hariç), Ordu (Mesudiye hariç), Giresun (Alucra ve Şebinkarahisar hariç), Şalpazarı (Trabzon) ağızları
VI. Grup: Havza, Ladik (Samsun), Amasya, Tokat, Sivas (Şarkışla ve Gemerek hariç), Mesudiye (Ordu), Şebinkarahisar, Alucra (Giresun), Malatya merkez, Hekimhan, Arapkir ağızları
VII. Grup: Tarsus (İçel), Ereğli, Konya merkez ilçesinin bazı yöreleri, Adana, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Darende, Akçadağ, Doğanşehir (Malatya), Birecik, Halfeti (Urfa) ağızları
VIII. Grup: Ankara merkez, Haymana, Bâlâ, Şereflikoçhisar, Çubuk, Kırıkkale, Keskin, Kalecik, Kızılırmak, (Çankırı), Çorum merkez ilçesi ile güneyindeki ilçeler, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Şarkışla, Gemerek (Sivas), Yozgat ağızları
IX. Grup: Konya (merkez ilçenin bazı yöreleri ve Ereğli hariç), İçel (Tarsus hariç) ağızları

Ercilasun’a göre “Artvin, Erzurum, Bingöl, Diyarbakır, Urfa” illerinin batı sınırları, Doğu Anadolu ağızlarının da batı sınırlarını oluşturur.(Ercilasun, 1985; 219-223)
---

Buran, Ahmet. (2011), Türkiye Türkçesi Ağızlarının Tasnifleri Üzerine Bir Değerlendirme, Turkish Studies, Cilt: 6, Sayı: 1, (s. 41-54)

Türkiye Türkçesi Ağız Atlasının Önündeki Sorunlar


Türkiye Türkçesi Ağız Atlasının Önündeki Sorunlar
Ahmet Buran

Ağızlar, bir yazı dili alanı içinde bulunan farklı konuşma biçimleridir. Türkiye Türkçesi ağızları, ilk yazılı belgelerini 13. yüzyıldan itibaren vermeye başlayan ve bugün Anadolu ve civar sahalarda kullanılan Oğuz kökenli Türk yazı dilinin ağızlarıdır.

Ağız atlaslarının temel malzemesi sözlü dildir.
…tam bir ağız tasnifinde dilin “ses, yapı, sözvarlığı, sözdizimi ve vurgu” şeklinde adlandırılan beş temel biriminin dikkate alınması ve bu beş temel birimdeki farklılıklara göre atlasların düzenlenmesi gerekir.

Türkiye Türkçesi ağızları üzerine Kunos’tan (1896) bu yana çeşitli tasnif çalışmaları yapılmış olmakla birlikte bugüne kadar tam bir atlas çalışması yapılamamıştır. Bu konudaki en geniş ve kapsamlı çalışma Karahan’ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırması (1996) adlı çalışmasıdır.

Türkiye Türkçesi ağızlarının konuşulduğu alanlar doğal sınır olarak kabul edilmeli ve atlas bu sınırlar dikkate alınarak yapılmalıdır.

Bilimsel anlamda Türkiye Türkçesi ağızları üzerine yapılan ilk çalışma Maksimov’un 1867 yılında Karaman ağzı üzerine yaptığı çalışmadır.

---

Trabzon Vilayeti Salnamelerine Göre Canik Sancağında Hayvancılık


Mehmet Köseoğlu - Trabzon Vilayeti Salnamelerine Göre Canik Sancağında Hayvancılık ve Hayvan Ürünleri (1869-1904)

Canik Sancağı, 1869-1872 yılları arasında Canik, Bafra, Çarşamba, Ünye, Niksar
kazalarından müteşekkildir. Bunların arasında kazalara bağlı Kavak, Alaçam, Terme, Fatsa, Bolaman, Karakuş nahiyeleri de bulunmaktadır. Canik, 1873-1878 yılları arasında müstakil sancaktır. 1881’de Tokat KazasTnm sancak haline gelmesiyle Niksar Kazası, Canik Sancağı’ndan ayrılacaktır. Bolaman ise bu yıllarda Ordu Kazası’na bağlanmıştır.

Ağnam; hayvanlardan alınan resim manasında olup; koyun demek olan ‘ganem’ sözcüğünden gelmektedir. Ağnam resmine koyundan başka keçi, domuz ve deveden alman vergiler bile dâhildir.

Bafra kazası, Trabzon vilayeti kazaları arasında 1869 (H. 1286) senesinde ağnam rüsumu açısından en yüksek rakama sahip kazadır. 1870 (H. 1287) yılında ise Tirebolu kazasından sonra ikinci sıradadır.

Canik Sancağı; Trabzon vilayetinde ağnam rüsumu miktarı yönünden 1868-1870 yılları arasında %31 ile %33 arasında değişen oranlara sahiptir (s. 303).

20.yüzyıl başlarında Canik sancağındaki ağnam resmi oranları Trabzon vilayetinin %31-35’ini kapsamaktadır (s. 305).

(1900’lerde) İnek ve manda sayısı vilayet sınırları içinde miktarı 60.000’i bulur.
Küçükbaş hayvanların sayısı 800.000 civarındadır (s. 306).
Canik Sancağı’nın 274.863 küçükbaş hayvanı bulunurken bu sayı; Trabzon Vilayeti’nde 329.900, Gümüşhane Sancağı’nda 139.593, Lazistan Sancağı’nda 30.750’dir. Toplamda ise 775.106 koyun ve keçi bulunmaktadır. Bölgenin küçükbaş hayvancılıkta sayı değeri açısından %35’ini Canik Sancağı karşılamaktadır (s. 307).

Kümes hayvanlarında hindi ve kaz türlerine çoğunlukla Samsun ve çevresinde yetiştirildiği; halkın eğlence amaçlı Gerze Kazası’na ait horoz türlerinin dövüştürüldüğü anlatılmaktadır (TVS, 1898 yılı, s. 181-182).

…sütün yoğurda tahavvül edilmediği surette yağı ayrılan sütten “imansız” ta’bir edilen bir nev’i yağsız peynir yapılmakta ve bundan da az çok istifâde edilmektedir (s. 310).

Balıkçılık
Karadeniz’de avlanan balıklar; hamsi, turna, kalkan, sargan, tekir, mercan, palamut ve mezgittir. Kalkan balığının satışı en çok İstanbul şehrine yapılmaktadır. Tekir, mercan, palamut ve mezgit ise yerelde tüketilmektedir. Turna ve mersin balığı ise az sayıda bulunduğundan ticari bir getirisi pek yoktur. Bafra kazasının ihracat emtialarından birisi siyah havyardır (s. 311).

Hamsi
Kırım sevahilinde ve en ziyade Azak Denizi’nde vakit geçirir orada yumurtlar. Badehu yemlenmek üzere engine açılır ki alet-i sebhiyeleri pek küçük olduğundan ceryanlara, dalgalara mukavemet edemeyerek gelişi güzel eyyama tabi olur (s. 312).

Karadeniz sahilinde büyük miktarda yunus balığı avlanmaktadır. Yağları çıkarılıp o Avrupa’ya sevk edilir. Karadeniz’de çoğunlukla Trabzon’a bağlı Sürmene Kazası’nda yunus balığı avcılığıyla geçinen birçok balıkçıdan salnamelerde bahsedilmektedir.

Arıcılık ve Bal
Canik Sancağı’nda bal ve balmumu üretimi Doğu Karadeniz’e göre az da olsa yapılmaktadır. Kovan adetlerinde ise 1881 yılında Canik Sancağı’nda; Samsun kazası 19.680, Çarşamba kazası 5.784, Ünye kazası 3.550, Terme nahiyesi 1.815, Karakuş nahiyesi 15 kovana sahiptir (s. 313-314).

Dokuma Ürünleri
Canik Sancağı’nda Kafkas göçmenlerinin yaşadığı yerlerde küçükbaş hayvan yapağılarından beyaz ve siyah aba şal yapılmakta iken Niksar kazasında ise keçi kılından ala çuval, büyük saman çuvalları ve at torbaları piyasaya sürülmektedir.

Et ve yumurta açısından ticarî değeri olan hindi, kaz, ördek ve tavuklar Karadeniz sahili boyunca en fazla Canik Sancağı’nda beslenmektedir. Yumurta açısından; Canik Sancağı’nda en fazla üretim Bafra kazasındadır (s. 314).

20.yüzyıl başlarında süt ve süt üretimi, şirketlerden çok köy halkının kendi emeğine bırakılmış durumdadır.

---
Köseoğlu, Mehmet. (2015), Trabzon Vilayeti Salnamelerine Göre Canik Sancağında Hayvancılık,” Geçmişten Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 1, (s. 303-317), Samsun