5 Kasım 2023 Pazar

Rize–İkizdere–Dereköy Geleneksel Konutları İncelemesi ve Asım Ekşi Konutu Restorasyon Önerisi

Rize–İkizdere–Dereköy Geleneksel Konutları İncelemesi ve Asım Ekşi Konutu Restorasyon Önerisi

Mehmet Ali Otyakmaz

 

Rize İli İkizdere İlçesi Dereköy Köyü’ndeki geleneksel konut mimarisi

1700’lü yılların başında kurulan Dereköy Köyü; kurulduğu ilk zamanlarda Rum nüfusun çoğunlukta olduğu ve Rumca adı Velkü olan bir yerleşim yeridir.

 

Dereköy Köyü’nde incelenen konut örneklerinin, malzeme, yapım sistemi ve plan tipolojisi bakımından özgün kırsal konut oldukları görülmektedir.

 

Alanda incelenen konut örneklerinde, ahır katı ve samanlık katı seviyesindeki tüm cephelerde ‘temel’ işlevi de gören taş malzeme kullanılmıştır.

 

…        …        …

 

Otyakmaz, Mehmet Ali (2019), Rize–İkizdere–Dereköy Geleneksel Konutları İncelemesi ve Asım Ekşi Konutu Restorasyon Önerisi, Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü

…


Rize Halk Mimarisi Malzeme ve Yapım Teknikleri

Rize Halk Mimarisi Malzeme ve Yapım Teknikleri

Hamiyet Özen

 

Rize ili konum olarak, Doğu Karadeniz Bölgesi kıyısında Batı yönünde Trabzon ve Doğu yönünde Artvin ili ile komşudur.

Batıdan doğuya doğru akarsuların sınır oluşturduğu, denize açılan derin vadilerde yerleşme alanları mevcuttur.

Vadiler arasında kültürel benzerlik ve farklılıklar söz konusudur. Bu farklılıklar ve benzerlikler yörenin mimarisini değişik şekillerde etkilemiştir.

 

Doğal koşullar ve yerel ustaların becerisi ile şekillenen yapı kültürü Halk Mimarisi olarak tanımlanmaktadır. Zengin halk mimarisi farklı yapı türleri, malzeme ve yapım teknikleriyle ön plana çıkmaktadır. Evlerin dışında (köy ve yayla evleri), seranderler, değirmenler, köprüler ve camiler halk mimarisinin önemli diğer yapı örnekleridir.

 

Mimari, yapıldığı yerin iklim özelliklerini ve topoğrafyasını, kültürel özelliklerini, ekonomik yapısını, inanç sistemini ve yerel değerlerinin binada biçimlenişidir.

 

Mimarinin şekillenmesinde önemli etkenler, Doğal ve Çevresel Koşullar; topografya, bitki örtüsü, iklim koşulları, jeolojik yapı, doğal yaşam, ulaşım, görsel karakter (peyzaj) olarak sırlanabilir.

 


 

Halk mimarisinde yapıları yapanlar mimarlar değil yerel ustalar ve ev sahipleridir. Onlar bir önceki nesilden öğrendikleri geleneğin aktarıcılarıdır.

 

…en eski yapı malzemeleri taş, toprak (kerpiç-tuğla) ve ahşaptır. Bu üç temel yapı malzemesi halk mimarisinde, ilkel toplumlardan günümüze kadar kesintisiz ve geliştirilerek kullanılmıştır.

 


Malzeme seçimi ve kullanımı (öncelik sıralaması):

 Temin edilme koşulları,

 İşlenebilme olanakları,

 Etkilere karşı dayanımı (uygulama, bakım, koruma),

 Sanatsal olarak kullanabilme olanaklarıdır.

 

Rize halk mimarisinin temel yapı malzemesi ahşaptır. Bunda önemli etken bölgenin zengin orman alanlarına sahip olması ve ahşabın kolay temin edilip, işlenebilmesidir. Binalarda yaygın olarak kullanılan ağaç türleri çam, ladin, pelit, kestane ve cevizdir

 

Ahşap malzeme, yapıların duvar sistemlerinde (taşıyıcı ve bölücü), döşemelerinde, doğramalarında (kapı-pencere), çatılarında (alt konstrüksiyon ve üst örtüsünde) ve sabit donatılarında (dolap, yüklük, sedir), iç mekan merdivenlerinde kullanılır

 

(Taş) Rize halk mimarisinde ahşap malzemenin tamamlayıcısı olmuştur.

…dere yataklarından toplanan yuvarlak, farklı renklerde, büyüklüklerde olan türleri dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır. Ocaklardan temin edilen taş malzeme ahır katı ve nemle temas eden duvarlarda tercih edilmektedir. Yapıların toprakla ve nemle temas ettiği bölümlerinde, eğime kurulmuş evlerde eğim yönünde oldukça geniş, kalkan duvarında olarak, ahır duvarlarında ve ahşap iskelet sistemlerde dolgu malzemesi olarak tercih edilmektedir.

 

Duvarların yükleri zemine aktardığı sistemler yığma (kagir), yatay ve düşey elemanların aracılığıyla yüklerin zemine aktardığı istemlere ise iskelet olarak adlandırılmaktadır.

Duvar sistemlerine göre yapım tekniği şöyle sınıflandırılmaktadır:

 Ahşap Yığma (Çantı) Sistemler

 Ahşap İskelet (Çatma) Sistemler

 Karma Sistemler

 

Binalarda taş duvar kalınlıkları yaygın olarak 50-60 cm kadardır. Eğime kurulmuş evlerde ise eğim yönünde yani toprağın yükünü taşıyan kalkan duvarın kalınlığının 100-120 cm kadar çıktığı örnekler mevcuttur

 

Ahşap döşemeler duvarlar tarafından taşınmaktadır. Yan yana gelen tahtalar arasında oluşan ince boşluklardan alt kata toz sızmaması için bazı evlerin tavanlarında tahtaların birleşme yerlerine ahşap çıtalar çıkılmaktadır. Aşhanenin zemini ise sıkıştırılmış topraktır.

 

Yağışı bol olan Rize’de evlerin tamamında eğimli ve geniş saçaklı çatılar mevcuttur.

 

Ahşap yığma sistemde, yükleri duvarların taşıdığı 3-5 cm kalınlığında geleneksel yöntemle (el hızarıyla) biçilmiş tahtalar kullanılır. Üst üste oturtulan ahşapların şekillendirdiği duvarların köşe bağlantılarında farklı detaylarda geçme teknikleri bulunmaktadır. Yaygın geçme detayı “Boğaz Geçme” tekniğidir. Bu yapım sistemine yerelde Taraba adı da verilmektedir.

 

…tahtaların boyutları istenilen genişliği sağlamadığı durumlarda ara dikmeler yerleştirip iki yanında çalma boğaz tekniği ile yuvalar açılarak tahtalar bir birine eklenerek daha geniş açıklıkların geçilmesine olanak sağlanmaktadır. Yığma sistemlerde, benzer teknik kapı ve pencere boşluklarında da kullanılmaktadır. Mekan genişliğini arttırmak için araya konulan bu direğe armoz direği ya da ortasında kalması halinde orta direk denilmektedir

 

“Dolma” ya da “Göz Dolma” adı verilen bu teknik, dış duvarlarda ahşap iskelet sistemin içine düşey ve yatay bölücü elemanlarla oluşturulan dikdörtgen gözlerin taş malzeme ile doldurulmasıdır.

Ahşap iskelet sistemde, bazı örneklerde dikdörtgen kutuların içinde çapraz ahşap elemanlar kullanılmıştır ve buna “Muskalı Dolma” tekniği adı verilmiştir.

 

Dolma duvarlarda, taş ve ahşabın birleştiği kenarlardan hava girmemesi için dolgu taşı ile ahşap arasına elenmiş kil ve kireç karışımıyla elde edilen macun kıvamında derz malzemesi sıvanmaktadır. Zamanla ahşabın kararması, taşların farklı renklerde olması ve derzlerin beyaz rengi son derece estetik görünüm katmaktadır.

…

Özen, Hamiyet (2019), Rize Halk Mimarisi Malzeme ve Yapım Teknikleri, Geleneksel Rize Mimarisi Üzerine Araştırmalar, Haşim Karpuz, Editör, Revak, Rize Araştırmaları Vakfı, İstanbul, s.61-77

…

Rize İli Kırsal Ahşap Konut Yapılarının Mekân Kurgusu

Rize İli Kırsal Ahşap Konut Yapılarının Mekân Kurgusu

Ahmet Büyüksofuoğlu

 

BATI ANADOLU BÖLGESİ

Yapıların özellikleri bölgelere göre değişim göstermekle birlikte genelde cepheleri bağdadi sıvayla kaplı ahşap ağırlıklı yapılar gözlemlenmektedir.

 

Evlerin iç bölme planlarında genellikle iç sofa ya da açık sofa kullanılmaktadır. Güney’de ve kıyı kesiminin batısında açık sofa kullanılırken, Kuzeyinde ve kıyı kesiminin doğusunda iç sofa kullanılmaktadır.

 

Taşlık adı verilen bölüm evin arkasındaki bahçe ile bütünleşmektedir.

merdivenlerden öncellikle sofaya, sofadan da evin diğer odalarına geçiş sağlanır. Sofaların manzarayı geren köşe taraflarına ise sekili köşkler eklenmiştir.

 

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

…düzenleme ve plan şemaları karasal iklimsel özelliklerine göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmiştir. Yapılardaki sofalar iklim gereği oldukça küçülmüş

Sofanın / işlevlerini ise bu bölgedeki Tandır Evleri üstenmektedir.

İslam dinini benimseyen halk, mahremiyet olgusunu göz önüne almış ve yapılarını dışa, sokağa kapalı şekilde oluşturmuştur.

Evlerin düzeni de yine inançları çerçevesinde haremlik-selamlık şeklinde tasarlanmıştır.

 

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

İç Anadolu Bölgesi, ağaç, taşlık ve kayalık açısından kıt kaynağa sahip olduğu için yapılarında temel malzeme olarak kerpiç kullanılmıştır.

duvarlarında yığma kerpiç tuğla, damlarında ise kavak atkılar üzerinde kerpiç toprak kullanılmıştır.

Ev tiplerinde kullanılan şekillerden ilki Hayatlı bir diğeri ise Sofalıdır.

Sofalı evlerde mabeyne karşılık girişten başlayıp bina boyunca uzanan bir sofa yer almaktadır. Bu tip sofalar ‘Karnıyarık’ olarak adlandırılmakta, sofanın iki yönünde de ikişer oda bulunmaktadır. Sofalı evlerin alt kattaki odaları genellikle kışlık olarak, üst kattaki odaları ise yazlık olarak kullanılmaktadır.

 

MARMARA VE TRAKYA BÖLGESİ

İstanbul, sarayları, yalıları, köşkleri, ayrık ve bitişik evleri ve ilk kargir apartmanları ile Türk evlerinin en güzel ve en karakteristik örneklerini bünyesinde barındırmaktadır.

Büyük ve açık sofalı evler açısından zengin olan Edirne, özellikle yapılarının sadeliği, mimari üslubunun zarif oluşu ile anılmaktadır.

 

KUZEY ANADOLU BÖLGESİ

Bölgedeki evlerin planı 18.yüzyılın sonuna kadar açık sofalı olarak kullanılmıştır. Ancak ilerleyen zamanlarda plan iç ve orta sofaya doğru kaymıştır.

 

RİZE

Serenderlerin alt katını alttan ‘kumar’ denilen ağacın çubukları ile ızgara şeklinde örülmüş olan ‘Ambar’ oluşturmaktadır. Bu ambarlarda ızgaralı pencereler kullanılarak ambarın içerisinde hava sirkülasyonu sağlanmaktadır.

Çardaklar yapı olarak serenderin sadece bir veya iki yüzünü sarabileceği gibi, serenderin tamamının çevreleyen yapıda da olabilirler.

 

Sedat Hakkı Eldem, bu ev tiplerinin Trabzon'dan Çoruh nehrine kadar uzandığı için Rize evleri için ''Çoruh Evler'' tabirini kullanmıştır.

 

Planlarda sofalar kapalı ve korunaklıdır buna karşılık odalar klasik tarzdadır. Eski evlerde odalarda da ocaklar ve yanlarında maşalıklar da vardır.

 

…yapılarda özellikle odaları birbirine bağlayan ve hayat adı verilen mekanlar dikkat çeker.

Yöredeki evlerde göze çarpan bir diğer unsur da aşhane/mutfaklardır. Günlük yaşantının hareketli olduğu bölgede aşhane/mutfaklar avlu kullanımını kolaylaştırmak ve kolay girilip çıkılabilen bir alan oluşturmak için yamaç taraflarında inşa edilir.

 

Yatak odaları, genelinde olduğu gibi vadiye bakan aşağı yöndedir.

 

Yöredeki tuvaletler genelde evin dışında ya da evin uzağında bulunur.

 

…mobilya kullanma akımı geleneksel ev yapısının bozulmasına sebep olmuştur.

 

Yamaç yapısına sahip evlerin çoğu tek yaşama katından (zemin kat) oluşur. Ancak köylerdeki evlerde yatak odası olarak kullanılmak üzere üst katlar inşa edilir. İnşa edilen bu üst katların hafif olması için dış duvarların yapımı sırasında malzeme olarak ahşap kullanılır.

Yapılar inşa edilirken eğimli kısım ahır, ahırın üstü de yaşam katı olarak planlanır. Eğimin çok olduğu yerlerde ise ahır katı ile yaşam katı arasına bir ara kat eklenir.

 

…ahşap Rize mimarisinin de temel malzemesi olma özelliğine sahiptir. Ancak bölgede ikinci malzeme olarak taş da kullanılmaktadır.

 

Ahşap Yığma Sistem / Sistemi oluşturan taşıyıcı eleman genellikle moloz ya da kesme taşla yapılan duvarlardır.

 

Karma Sistem / Yörenin bazı yerlerinde bu sistem ‘Taraba’ bazı yerlerinde de ‘Dolma’ olarak isimlendirilir.

…bu sistemin temel ya da bodrum kat duvarlarında kagir yığma sistemi, üst katlarında ise ahşap karkas ve ahşap yığma sistemi kullanılır.

 

…

Büyüksofuoğlu, Ahmet (2019), Rize İli Kırsal Ahşap Konut Yapılarının Mekân Kurgusu, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, İstanbul

…


Planlarla, plansız gelişen kent

Planlarla, plansız gelişen kent

Saliha Aydemir

 

Trabzon eski çağlardan beri Avrupa ile Asya arasındaki, Doğu Anadolu'yu İran'a bağlayan ticaret yolunun doğu kapısı görevini üstlenmiş bir liman kentidir.

 

…kent bir ticaret ve hizmet merkezi olarak gelişmiştir.

 

Trabzon'da planlama çalışmaları 1937'de başlamış,

1937 öncesinde kentte J.H. Lambert'in yaptığı saptamaya göre, ulaşımın kesiştiği hiçbir meydan ve kentin belkemiğini oluşturacak hiçbir cadde yoktur, ticaret ve kamu hizmetleri kent ekonomisini engelleyecek ölçüde dağınıktır,

 

1938 Planı'nın (Lambert Planı) ana ilkeleri, kentin iş ve hizmet birimlerini dağınıklıktan kurtarmak, mevcut kentin batısında, ondan ayrı yeni yerleşim üniteleri oluşturmak, mevcut kenti sağlıklı bir yaşantıya kavuşturmak, donatıları (kültür merkezi, yeşil) iyileştirmek, ulaşım ağını çağın gereksinimlerine uygun düzenlemek olarak sayılabilir.

 

Plan dönemi sonuna yaklaşıldığında (1970) kent hedef nüfusuna (75000) erişmiş, plan ana kararlarının hemen hepsi, özellikle ulaşım sistemi, kent hizmeti ve ekonomisi ile ilgili olanlar gerçekleşmiştir.

 

İki plan döneminde de iskân alanlarındaki uygulamalar sağlıklı konforlu yaşam koşullarına ters bir gelişme göstermiş, güneşsiz, rutubetli, mahremiyetten yoksun, yan ve arka bahçeleri aydınlık boyutlarına inmiş bir doku ortaya çıkmıştır. Çeşitli araştırmalar halkın büyük bir güneş-açıklık-yeşil özlemi içinde olduğunu, çeşitli boyutlarda fiziksel ve psikolojik yakınmaları bulunduğunu göstermektedir.

 

Planlar, uygulamalar ve sonuçların bu kısa saptama-irdelemesi göstermektedir ki, Trabzon da, ülkenin her kademesindeki "planlamaya karşı" tutumdan nasibini alan, planlara karşın plansız gelişen bir kenttir.

 

…

Aydemir, Saliha (1989), “Planlarla Plansız Gelien Kent: 1937’den Günümüze Trabzon”, Mimarlık Dergisi, sayı: 2, s.50-52

…

Orta Asya'daki Eski Türk Evleri

Orta Asya'daki Eski Türk Evleri

Bekir Deniz

 

Makalede Aral Gölü çevresi ve Sırderya üzerinde bulunan İlk ve Ortaçağ’daki eski Türk evleri konu edilecektir.

 

Türkiye’de bugüne kadar ev ile ilgili yapılan araştırmalara göre, Anadolu-Türk evinin Orta asya-Türk ev mimarisi ve çadırdan geliştiği kabul gören bir görüş olmakla birlikte; kaynaklarda, tarihi bilgiler dışında günümüzde örneği bulunmayan Bizans evlerinden geliştiği kabul edilmekte, bu nedenle de pek çok araştırmacının ifade ettiği “Türk evi” kavramı yerine, Anadolu’da geliştiği ileri sürülen “Osmanlı evi” adının daha doğru olduğu bir görüş olarak savunulmakta, bunun kökeni de megaron geleneğinde aranmaktaydı

 

Tarihçilerin ifadesine göre, X-XI. yy. Tarda Oğuzların yurdu, Hazar Denizi ile Aral Gölü arasındaki sahayı kaplamaktaydı

 

Aral Gölü ve çevresi İlkçağlarda Kanglı Boylar, Hunlular ve Eftalitler’in yurduydu

 

Aynı bölge Ortaçağda Batı Göktürkler, Peçenekler, Türgişler ve Oğuzların ülkesiydi.

 

Tarihçiler, H. 349 (M. 960) yılında 200.000 çadırlık bir Türk halkının Müslüman olduğunu bildirmektedir. Bu Türk halkı, Karahanlıların hâkim olduğu yerlerdeki

Yağına, Karluk, Çiğil, Tuhsı gibi Türk kavimlerinin yaşadığı yerlerdi ki günümüzde bu topraklar, Güney Kazakistan’da, Şimkent (Çimkent) Oblusu’na bağlı Sozak Avdanı’nda (ilçe), Sozak, Bedbahtdala Çölü ile Jambıl (Taraz) Oblusu sınırlarındaki Çıı ve Talaş Nehri yatağı (Çıı Havzası) ile, Balkaş Gölü ’ne dökülen ili Nehri ve Tepsi Çayı arasında kalan alanları (Yedi Su) kaplamaktaydı.

 

Oğuz veya Türkmenler, Selçuklular’ın idaresinde ve sonrasında, dalgalar halinde, İran, Irak ve Anadolu’ya göç ettiler.

 

Günümüzde Ortaasya’da ev’e üy denilmektedir; Kazaklarda, kerpiç vb. malzemeyle yapılan daimi (kalıcı), yerleşik evlere durgun üy, konar-göçerlerin kullandığı keçe’den (kiyiz) yapılan çadırlara da kiyiz üy (keçe ev) denilmektedir.

 

Keçe evler günümüzde de kullanılmaktadır; keçenin rengine göre de ak üy, boz üy gibi isimler almaktadır

 

Bugün Türkistan’da esen rüzgârlara Arıştandı (Aslanlı) denilmektedir.

Bahar ve yaz mevsiminde pek önemli sayılmayan bu rüzgârlar sonbahar ve kış aylarında çok güçlü esmektedir. Kurak havalarda estiğinde ise fırtına ve toz savurmaktadır.

Otrar Bölgesi’ne egemen olan Arıştandı rüzgârları kuzeydoğu’dan güneybatıya doğru esiyordu. Yani, binaların kuzeydoğu yönünden esiyordu. Bu nedenle ana girişin yönü toz getiren bu rüzgârların tersi istikametine (güneydoğu) yerleştiriliyordu.

 

Evlerin su ihtiyacı kale içinde kuyu ve sarnıçlardan (kuduk) sağlanmaktaydı. Şehir dışında rabad’da yer alan evlerde kuyu ya da bulak’lardan (temiz akar su) temin edilmekteydi: Savran gibi, suyun az bulunduğu yerlerde ise kariz adı verilen, yer altından, tünelle birbirine bağlanan su kuyuları vasıtasıyla uzak yerlerden getirilmekteydi: Birbirlerine zincir gibi bağlıydı.

 

Türkistan’da İlk ve Ortaçağ’da yapılan Türk evlerinin malzemesi, bugün olduğu gibi kerpiç ve tuğlaydı. Kerpiç İlkçağ yapılarındaki gibi günümüzde da çevrede yetişen saksavul ağacı dallarının çamur içine karıştırılmasıyla yapılmaktadır.

 

Özbekistan ve Tacikistan’da görülen eski evlerde de, her odada mutlaka sufa vardır; Sufa adeta evin vazgeçilmez bir öğesi gibidir.

Sedir (sofa) yapma geleneği Anadolu’da da görülür.

Ocak Sirderya boyundaki eski Türk evlerinin vazgeçilmez bir bölümüydü.

 

Anadolu Türk evi ile Orta Asya’daki çadır ve ev geleneği arasındaki yakın ilişki Türk Sanat Tarihçileri ve Mimarlık Tarihçileri tarafından değil ama yabancı mimarlık tarihçileri tarafından ileri sürülen ve şiddetle savunulan bir tezdir: Yuvarlak plânlı çadır ile tek odalı ev arasındaki ilişki neredeyse aynı plâna dayandırılmakta

 

…

Deniz, Bekir (), Orta Asya'daki Eski Türk Evleri, s. 17-

…