10 Ocak 2025 Cuma

Venceslas Kruta - Keltler

Keltler (Latince: Celtae, Galli)

Demir Çağında Britanya ve İrlanda'nın sakinlerini Keltler oluşturuyordu.

Ürünlerin koruyucusu sayılan kır tanrılarına taparlar, geleneklerin koruyucusu olan hem kâhin, hem yargıç niteliğindeki din adamlarının (druidler) yönetiminde yaşarlardı.

 

Keltlerin ilk kez keltoi tabiriyle anıldığı ilk yazılı kaynak Yunan tarihçi Hecataeus'a (MÖ 517) aittir.

 

Yunan mitolojisine göre Keltus Herakles ve Keltin'in oğlu, Bretannus'un kız kardeşidir.

 


Venceslas Kruta - Keltler

Türkçeleştiren: İsmail Yerguz

Dost Kitabevi Yayınları, 2009, Ankara

 

Bu kitapta Keltlerle ilgili / İÖ V. yüzyılda tarih sahnesine çıkmalarından / barbar halkların istilasına uğradıkları İÖ I. yüzyıla kadar geçen dönem / özetleme amacı güdülmüştür.

 

Dil -Kelt uygarlığının temel özelliklerinden biri- yavaş işleyen bir süreç içinde ama kaçınılmaz bir biçimde yok olmuştur

 

Keltler sözcüğü ilk kez İÖ V. yüzyılda, / kimi Yunan yazarların yapıtlarında ortaya çıkmıştır.

 

İÖ 279’da, Delphoi’de Apollon Tapınağı’nı tehdit eden Keltlere Galatialılar denmiştir.

Yunanlı tarihçi Polybios, Cisalpina ya da Tran-salpina Keltleri için Keltler ya da Galatialılar sözcüğünü kullanır.

 

Galatialılar sözcüğünün Latince eşdeğeri belki de yarım yüzyıl sonra ortaya çıkmış olan Galyalılardır.

 

Batı Keltlerine Galyalılar ve Doğu Keltlerine Galatialılar denmesi…

 

Roma öncesi Demirçağı'nı iki döneme ayıran (1872) İsveçli bilimadamı Hans Hildebrand, bu uygarlığın karakterize ettiği döneme günümüze kadar kullanılan La Tene dönemi (ya da daha yakın dönemde kullanılan ve karışıklıkları önlemesi açısından tercih edilen latenyen) adını vermiştir. Bu ad, Neuchatel Gölü, Thielle çıkışında bulunan İsviçre komünü MarinEpagnier'deki eski bir bölgenin adıdır

 

La Tene uygarlığı Kelt dili konuşan eski halkların büyük bölümü için klasik denebilecek bir evre oluşturur

 

Kuzey İtalya’daki ortama entegre olmuş Kelt toplulukları olan Kelt-İberler / için / Kelder terimi kullanılır.

 

Kelt Tarihöncesinin Bazı Önemli ve Bilinen Tarihleri / s. 13

-392: Camille'in Veies'i kuşatması, Galyalıların Etruria sınırlarında gözükmeleri.

-279: Brennos komutasındaki bir Kelt ordusu Delphoi'ye kadar iner.

-278: Kelt kuvvetlerinin bir bölümü Anadolu'ya geçer

 

I. Bölüm

Tarihsel Kaynaklar

Bugün elimizde tarihsel özellikleri olan hiçbir eski Kelt kaynağı yoktur.

İrlanda’da sözlü edebiyat ürünleri var ve bunların üzerinde mitolojik bir örtü bulunur.

 

…kıta Keltleri yazıyı biliyorlardı ve oldukça bol yazılı belge bırakmışlardır (yazıtlar, duvar yazılan, paralar).

…aşağı yukarı bildiğimiz her şeyin kaynağı Grek ya da Latin kaynaklandır.

 

Keltler sözcüğünü ilk kullanan antik yazar belki de Miletoslu Hekataios’tur (doğ. 548’e doğru-öl. 475’e doğru)

 

Keltler ilk kez kesinlikle Herodotos’un (doğ. -480’e doğru-öl. -425) Tarih’inde anılmıştır: “Istros” (Tuna), Pirene kenti yakınlarında Keltlerin ülkesinden doğar ve ikiye böldüğü Avrupa’yı kat eder... Keltlerin komşuları Kynetelilerdir (batıdaki son Avrupa halkı).”

 

Keltlerle ilgili gerçekten önemli bilgiler bize Yunanlı tarihçi Polybios’un (doğ. -200’den önce-öl. -123 veya -118) yapıtlan aracılığıyla gelmiştir.

 

Roma ve Galyalılar arasındaki ilişkilerin tarihinin en gerçek yansıması Cisalpinalı Titus-Livus’un (doğ. -59’a doğru-öl. 17) Roma Tarihi adlı yapıtındadır

 

II. Bölüm

Dilbilimsel Kaynaklar

…kıta Keklerinin dilleri kaybolmuştur.

 

Keltlerin tarihi konusunda en önemli dilbilimsel saptamalardan biri Lepontius alfabesiyle yazılmış yazıtların dilinin kesinlikle Kelt dili olduğudur: çok güçlü Liguria etkileriyle Galya öbeği.

 

-dunum ya da -dunon (Kelt dilinde “müstahkem mevki, yüksek yer, kapalı yer”, bkz. İngilizce ekiyle oluşturulmuş yer adları ailesinde çok sık rastlanır; sözgelimi, Eburodunum (“porsuk ağacından ya da porsuk ağaçlarından kale”),

 

III. Bölüm

Coğrafi Çerçeve

Keltler en güçlü oldukları dönemde Avrupa’da çok büyük bir bölgeyi işgal ettiler (bütün Avrupa)

Bununla birlikte, bu bölgelerde / Kelt olmayan halklara da geniş alanlar bırakmıştır.

Kelt bölgelerinin büyük bölümünü Alplerin kuzey bölgesi oluşturuyordu ve eskiler bu bölgeye Kelt kökenli meşe ormanı adını vermişlerdi.

 

IV. Bölüm

Arkeolojik Kaynaklar

…en yoğun Kelt kalıntıları kategorisini, son dönem hariç, yeraltı mezarları oluşturur.

 

Konutların incelenmesi yeraltı mezarlarının incelenmesinin gerekli tamamlayıcısıdır.

 

En hassas konu kesinlikle ibadet yerleriyle ilgili olandır

 

(Tarihlendirme çalışmaları)

 

V. Bölüm

Kelt Sanatı

La Tene sanatı küçük objelere uygulanan bir sanattır

Bu sanat dalında ender olarak bazı taş heykellere de rastlanmıştır ve mimarlık kalıntılarında, bugünkü durumlarına bakıldığında en küçük bir estetik kaygı görülmez.

 

VI. Bölüm

Nümizmatik

Bu paraların özellikle yağmurdan sonra bulunduğunu ve yıkandıktan sonra parladıklarını fark etmiş olan Orta Avrupa köylüleri arasında şiirsel bir inanç oluşmuştu bu bağlamda: bu paralar gökkuşağının toprakla teması sonucunda oluşuyorlardı

 

Madeni para Keltlerde önemli bir ekonomik değişimin gelişimini gösterir

Para basma gücünü elde bulundurma sadece bir prestij sorunu değil, aynı zamanda kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir kâr kaynağıydı

İrlanda, madeni para kullanımının hiç bilinmediği tek Kelt dünyası ülkesidir

 

İKİNCİ KISIM

I. Bölüm

Kelt Kökenleri Problemi

Kelt halkları / Hint-Avrupa ailesinin batı koluna bağlıydılar. (bu iddiayı açıklayabilecek, ispatlayacak bilgiye sahip değil)

…ölü külü kapları mezarlığı…

 

Cenaze, Homeros’un Yunanistan’ında ve İskitlerde de görülmüş olan bir törenle, dört tekerlekli bir arabayla mezarlığa götürülür ve silahlan ve kendisine sunulmuş gıda maddeleriyle (bunlar arasında domuz özel bir yere sahiptir ve ikinci Demirçağı Keltlerinde her zaman görülmüş olan bir uygulamadır) birlikte bir tümülüse gömülür.

 

 

II. Bölüm

İÖ V. Yüzyılda La Tene Uygarlığının Doğuşu

 

III.    Bölüm

IÖ IV. ve III. Yüzyıllarda Kelt Yayıldı

Kılıç taşımaları, büyük olasılıkla, özellikle özgür insan statülerinin bir ifadesi olan ve bir tür kırsal milis gücü olan silahlı köylüler, geniş yayılma olgusunun insani potansiyelidir.

 

IV. Bölüm

İÖ II. ve I. Yüzyıllar Kelt Oppidumlarının Uygarlığı

Roma baskısı

 

Kelt toplumunun dönüşümüne eşlik eden en karakteristik olgu oppidum’dur: önemli bir ticaret yolu üstünde ya da çok önemli hammadde kaynaklan civarında bulunan tahkim edilmiş ilkel kent

…belli bir bölgenin ekonomik merkezi olan oppidum en önemli pazardır ve, büyük olasılıkla, aynı zamanda bir garnizon, bazen de dinsel merkezdir.

 

Güney Galya oppidum’ları çok özel bir olgudur; bunlar Kelt’den çok Akdeniz, Liguria ya da İber özellikleri taşırlar.

 

Sonuç

Kelt damgasının kalıcı karakteri, Kelt kökenli adların, Orta Avrupa’nın sahne olduğu bir yığın nüfus ve yer değiştirme hareketine rağmen bize kadar ulaştığı toponimi alanında çok kesin bir biçimde gösterir kendini.

 

Kelt kabilelerinin bir bölümü özellikle Karpatlar bölgesinde ve çevresinde kendilerini dış etkilerden koruyabilmişlerdir.

 

Kaynakça

Tarih Öncesi Avrupa

Cunliffe (Barry) (yön.), Prehistoric Europe. An Illustrated History

 

Piggott (Stuart), Ancient Europe from the beginnings of Agriculture to Classical Antiquity

 

Birkhan (Helmut), Kelten, Verlag der österreichischen Akademie der Wissenschaften

 

Chadwick (Nora), The Celts, Pelican Book, 1970

 

Kelt Edebiyatı

Jackson (Kenneth Hurlstone), A Celtic Miscellany, Penguin Classics

 

Lambert (Pierre-Yves), Les littiratures celtiques

 

Din

J. De Vries. Keltische Religion (die Religionen der Menschheit, 18). Stuttgart: Kohlhammer Verlag

 

Green (Miranda), The Gads af the Celts, Gloucester

 

Le Roux (F.), Guyonvarc’h (Christian), Les druides, 3. baskı, Rennes

 

Mac Cana (Proinsias), Celtic Mythology

 

Piggott (Stuart), The Druids, Pelican Books

 

Ross (Anne), Pagan Celtic Britain

…


4 Ocak 2025 Cumartesi

Sıkıntıya Karşı Teselli Diyaloğu - Notlar

Thomas More - Sıkıntıya Karşı Teselli Diyaloğu - Notlar

Dialogue of Comfort Against Tribulation,

 

Macaristan'ın Türk istilası tehdidi altında olduğu bir dönemde, yaşlı ve bilge Anthony ile yeğeni Vincent arasında geçen kurgusal bir konuşmadır.

 

Birinci Kitap

Vincent: Sevgili amcam, birkaç yıl önce bu ülkede hasta ve rahatsız dostlarını ziyaret edenlerin, benim şimdi yaptığım gibi, onlardan teselli aramak ve bulmak için geleceklerini kim düşünürdü?

 

…öyle büyük tehlikeler kapımızda görünüyor ki, bence bir insanın sahip olabileceği en büyük teselli, yakında gideceğini görmesidir.

 

(Vincent’ın amcası Anthony geçmişte Türkler tarafından iki kez esir alınmış)

O kadar yaşlı bir insan yoktur ki, her şeye rağmen bir yıl daha yaşayabileceğini ummasın ve zayıf bir aptallıkla bunu düşünmekten ve bununla kendini teselli etmekten zevk almasın.

 

(Vincent) …büyük Türk'ün buralara girişine dair haberler o kadar sıcak bir şekilde ulaştı ki, onun gücünden ve tehlikemizden başka bir şey düşünemiyoruz bile. Kalbimizin gözlerinin önünde sürekli olarak bu korkunç şeyin dehşet verici bir hayali beliriyor: onun muazzam gücü ve kudreti, yüksek kini ve nefreti ve ordusunun geldiği her yolu yağmalayarak, talan ederek, yakarak ve harap ederek sergilediği eşsiz zulüm; sonra oradaki insanları öldürerek veya evlerinden uzaklara götürerek, çiftleri ve akrabaları birbirinden ayırarak, kimilerini esaret altında, kimilerini hapiste tutarak ve kimilerini de zafer için onun huzurunda işkence ederek ve öldürerek; Sonra, halkını ve sahte inancını da buraya göndererek, burada kalanların ya her şeylerini kaybedip yok olmalarına ya da Kurtarıcımız Mesih'in inancından vazgeçip Muhammed'in sahte mezhebine düşmelerine neden olacak

(Vincent, sadece dış düşmandan değil, kendi halkı içinden Türklerle iş birliği yapanlardan da korkuyor.)

…Hristiyan halkına karşı sahte Hristiyan kadar acımasız bir Türk yoktur; eğer hakikatte sebat edersek, kendi yurttaşlarımız tarafından, buradan alınıp Türkiye'ye götürülmemizden daha sert muamele görecek ve daha acımasız bir ölümle öleceğiz.

 

Bu nedenle, sevgili amca / yanımda taşıyabileceğim, bizi teselli edecek bolca teselli edici öğüt ver

 

1-5

Servet, sağlık ve şöhret… Bunlar sadece zihne ağırlık verir..

Anthony, filozofları "cahil eczacılara" benzetir; gerçek şifa ancak Tanrı’nın reçetesiyle mümkündür.

 

(İnanç) Bu temel olmadan, herhangi birinin bahsedebileceği tüm manevi teselli hiçbir işe yaramaz.

Teselli ilk şartı, teselli edilmeyi gerçekten istemektir.

 

Sıkıntı içinde dünyevi boşluklara yönelen / kişi, boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve eline ne geçerse onu / sıkıca tutan bir adama benzer.

 

Tanrı, insanları cezalandırmak için değil, onları doğru yola döndürmek için sıkıntı gönderir.

 

Dostları, sıkıntıdaki kişiyi önemsiz dünyevi konularla oyalamak yerine, onu Tanrı'dan yardım istemeye teşvik etmelidir.

 

6-10

Sıkıntı içinde O'nun yardımını ve tesellisini dileyelim ve bu tesellinin şeklini O'nun yüce isteğine bırakalım.

 

Tanrı bir insana bu dünyada kendi aptalca isteklerini yerine getirmekten daha büyük bir intikam alamazdı.

 

Türklerin eline düşmüş bir adam / Eğer inancının itirafında sebat ederse, tüm acısı zafere dönüşecektir / onu bir şehit olarak görmekte hiçbir şüphe duymam.

 

Aziz Pavlus'un buyurduğu gibi, "Kendi çıkarını değil, başkalarının çıkarını arayın"

Adalet uğruna zulüm görenler ne mutlu, çünkü göklerin krallığı onların olacaktır.

 

11-15

Dünyada çekilen sıkıntı, araf ve cehennemdeki acıların birer "ön ödemesi" gibidir.

 

Cehennemde acı / yalnızca cezaya yarar; arafta ise ceza / yalnızca arınmaya yarar. Öyleyse / bu dünyada çekilen sıkıntı / ödülümüzün artmasına da hizmet edecektir.

 

…iman, umut ve sevgiden, en büyüğü sevgidir.

 

Anthony’ye göre, Tanrı sevdiği çocuklarını eğitmek için onları "kırbaçlar" (sıkıntı gönderir). Hiç sıkıntı çekmeyenler, Tanrı’nın disiplininden uzak kalmış demektir.

 

16-20

Rabbimiz'in bu dünyada her iki tür insana da her iki tür talih verdiğini çok iyi biliyorum. "Güneşini hem iyilerin hem de kötülerin üzerine parlatır, yağmurunu hem adillerin hem de haksızların üzerine yağdırır."

Zenginlik onları getiremediğinde, onlara bazen keder verir. Ve refah içinde Tanrı'ya doğru ilerleyemeyen bazıları, sıkıntı içinde O'na doğru hızla koşarlar.

 

Sıkıntı sadece bedeni acıtan sancılar değil, zihni üzen her türlü sıkıntı da olduğundan, birçok iyi insanın kimsenin dile getirmediği birçok sıkıntısı vardır

Tanrı'dan korkan kişi için ayartmanın azabı o kadar acı vericidir ki, ondan kurtulmak veya zaferden emin olmak için, ne kadar büyük olursa olsa, malının yarısından fazlasını seve seve verir.

 

Tanrı bize bedenlerimizi burada korumamız için verdi ve bizi buradan çağırana kadar O'na hizmet etmek için onları korumamızı ister.

 

Zenginlik içinde O'nu hatırlamaz, O'na dua etmeyi unuturuz, bu yüzden bize keder ve hastalık gönderir ki, O'na yaklaşmaya ve acılarımızın dinmesi için O'na seslenmeye ve dua etmeye zorlanalım.

 

Refah içindeyken edilen dualar genellikle yüzeyseldir / Çünkü / zihin dünya zevkleriyle dağılmıştır.

Sıkıntı içindeki birinin duası kalbin derinliklerinden gelir.

Erdem zorluk ve güçlükler içinde ortaya çıkar.

 

İkinci Kitap

Aptal bir yaşlı adam çoğu zaman bir kadın kadar laf kalabalığı yapar.

 

1-5

(Şaka, eğlence) Bize sadece sos olarak hizmet etsinler, kendilerini ana yemeğimiz yapmasınlar. Ve Tanrı'ya dua edelim ki, cennetin zevkinde öyle bir tat hissedelim ki, onun sevinçlerinden bahsetmek, dünyevi eğlencelerin hepsini düşünmek bile bir keder kaynağı olsun.

 

Sıkıntının Üç Türü

Gönüllü Sıkıntı: Kişinin kendi isteğiyle (oruç, tövbe vb.) üstlendiği acılar.

Kaçınılmaz Sıkıntı: Hastalık, hapis veya kayıplar gibi insanın iradesi dışında gelişen durumlar.

Karma Durumlar

 

6-10

Oturup Kurtarıcımız uğruna bol bol içiyorlarsa / ve sonra Mesih'in çektiği acı bütün içkilerin bedelini ödüyorsa—ben onların bu iyi şansını kıskanacak kişi değilim.

 

Eğer kalbin kaskatıysa, en azından bu duygusuzluğun için kederlen.

 

11-15

Sıkıntı gece korkusu gibidir.

Gecenin iki temel özelliği: Karanlık ve korku

 

Gecenin korkusu sadece bir yanılsama değil, aynı zamanda ruhsal bir felç durumudur.

Korkaklık, önce sabırsızlığa, sonra Tanrı'ya karşı öfkeye ve nihayetinde cehennemlik ruhlar gibi küfre yol açar.

 

16-17

(İntihar hakkında)

Tanrı bazen bir insanın "düşmesine" izin verir ki, kişi kendi zayıflığını anlasın ve gururundan arınsın.

 

Bedensel zevkler (yeme, içme, şehvet) sonu olmayan bir döngüdür.

Hırs bir ateşe benzer, ne kadar odun (mal mülk) atılırsa ateş o kadar hırslanır.

 

Üçüncü Kitap

…bazen Roma'dan, bazen de başka yerlerden, Türklerin büyük bir iş başarmaya hazırlandığına dair haberlerle dolu mektuplar geliyor.

 

Ve şüphesiz ki, eğer Macaristan kaybedilir ve Türkler bir kez daha ele geçirirse, çok geçmeden Hristiyanlığın neredeyse tamamına açık ve kolay bir yol açacaktır.

 

Bu nedenle, her erkeğin (ve her kadının da) önceden hesap yapmasını ve en kötü durumun başına gelmesi halinde ne yapmayı planladığını Tanrı'nın yardımıyla zihninde belirlemesini tavsiye ederim.

 

1-10

 

Zulüm / en tehlikeli ayartma

 

(Toprak) Ah, zavallı ruh... Burada toprak olan ben, senin gururla sahiplendiğin kişi, senin adını duyduğundan çok daha fazla, yüzlerce sahibim oldu.

 

Zenginliğin asıl getirisi / "koruma korkusu" ve "kaybetme acısı"

 

11-15

Zenginlik insanı ya cimriliğe ya da günah dolu bir savurganlığa iter…

 

Hazinelerinizi yeryüzünde biriktirmeyin... Çünkü hazineniz nerede ise, kalbiniz de oradadır.

 

16-20

Korku hissetmek zayıflık değil, insan olmanın bir gereğidir. Önemli olan, aklın bu korkuya teslim olmamasıdır.

 

Bu yeryüzünün tamamı sadece tüm insanlık için apaçık bir hapishane

…en büyük kral bile, şüphesiz ölüm cezası için bu evrensel hapishanede tutulmaktadır.

 

21-25

Korkunun iki kaynağı

Hayvani Duygular: İnsanlar ve hayvanlarda ortaktır; acıdan kaçma içgüdüsüdür. Şeytan bu kanaldan saldırır.

Manevi Duygular: Akıl ve Kutsal Ruh aracılığıyla şekillenir. Hayvani korkuyu dizginleyen ilahi bir iradedir.

 

Türklerin cehennem köpekleri gibi üzerimize uluyup bağırdıklarını duyduğumuz anda, kalplerimiz tıpkı diğer geyiklerin köpeklerden kaçtığı gibi bizden ayrılacaktır.

 

26-27

Dünyanın tüm ağızlarının kulaklara öğretebileceği her şeyin pek bir faydası olmaz; eğer Kutsal Ruh içten içe öğretmezse. Hoşça kal kuzenim, Allah bizi burada ya da cennette tekrar bir araya getirene kadar.

…

 

Thomas More, bu satırları Londra Kulesi'nde, kendi idamını beklerken yazmıştı. Kitaptaki Anthony aslında More'un kendisi, Vincent ise içindeki insani korkudur.

… 

3 Ocak 2025 Cuma

James & Lance Morcan - Yetim Komploları - Notlar

James & Lance Morcan - Yetim Komploları, Yetim Üçlemesinden 29 Komplo Teorisi – Notlar

The Orphan Conspiracies, 29 Conspiracy Theories From The Orphan Trilogy, Sterling Gate Books, Bay of Plenty, 2014


 

Önsöz

…bu kitap, bulunması zor bilgiler içeriyor.

…bu kurgusal olmayan tamamlayıcı kitapla, bu tartışmalı teorilerin her biri için ayrıntılı bir analiz sunuyorlar.

Birçok yönden, bu kapsamlı araştırmanın ürünü kitap, 20. yüzyılın gizli tarihidir.

 

Japonya Savunma Bakanlığı'na bağlı Teknik Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde uzun yıllar deniz altı silah sistemleri geliştiren kıdemli bir araştırmacı olarak çalıştım ve dünya süper güçleri tarafından geliştirilen olağanüstü teknolojilerin varlığından sık sık şüphelendim.

Dünya hükümetleri birçok gizli katmana sahiptir ve dışarıdan gelenler nadiren gizli sırlarına erişebilirler.

Her ne olursa olsun, sonsuza kadar cahillik seviyesinde kalmamızı istiyorlar gibi görünüyor.

Finansal tahakkümün, bu dünyadaki insanları köleleştirmek için kullanılan başlıca yöntemlerden biri olduğuna inanıyorum.

Dr. Takaki Slave

İleri Bilim Teknolojisi Araştırma Örgütü (Japonya) Direktörü

 

Giriş

Kurgu ile gerçek arasındaki geçişkenlik, metnin temel omurgasını oluşturuyor. Yazarlar, romanlarında geçen olayların gerçek olabileceği ihtimalini okura bırakıyor.

 

İki tür komplo teorisi arasında ayrım yapıyor: Tinfoil Hat Network (Zihin kontrol frekanslarının kendilerine iletildiğine inandıkları için onları engellemek amacıyla alüminyum folyo kaplı şapkalar takanlar!) ve Mantıklı şüpheciler

Bu ayrım, eleştirel düşünmeyi teşvik ediyor.

 

Komplo teorilerinin kültürel itibarsızlaştırılması, sistemin kendini koruma refleksi olarak yorumlanıyor. Bu, Michel Foucault’nun “bilgi-iktidar” ilişkisiyle de örtüşüyor.

 

Başlangıçta küçümsenen çok sayıda komplo teorisinin artık doğru olduğu kanıtlandı. Örnekler arasında şunlar yer alıyor: Tonkin Körfezi Olayı– Vietnam Savaşı'nı başlatan uydurma olay; Watergate- ABD Başkanı Richard Nixon'ın Demokratları gözetlediği iddiasının kanıtlanmış olması; MK-Ultra– Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın kapsamlı zihin kontrol programı, 1975'te kısmen gizliliği kaldırılıncaya kadar yirmi yıldan uzun bir süre boyunca bir komplo teorisi olarak kaldı; ve Dreyfus Olayı– 19inciFransız Hükümeti'nin topçu subayı Alfred Dreyfus'u haksız yere mahkûm etmesi ve daha sonra Dreyfus'a komplo kurduğunu itiraf etmesiyle sonuçlanan yüzyıllık bir facia.

Toplumsal normların sorgulanması, bireyin aidiyet duygusunu sarsabilir. Bu nedenle komplo teorileri, sadece bilgi değil, kimlik ve güvenlik duygusuyla da ilgilidir.

 

Alman romancı, pasifist ve Nobel Barış Ödülü sahibi Hermann Hesse, 1930'ların başlarında Almanya siyaset sahnesinde yankı uyandıran popüler bir adayın ideolojilerine direndiği için eksantrik ve hain olarak damgalandı. Hesse'nin faşizme ve özellikle de yeni antisemitizm dalgasına karşı isyankâr duruşunun bir sonucu olarak, eleştirmenlerce beğenilen yazar kısa süre sonra ülkedeki tüm büyük gazeteler tarafından kara listeye alındı ve kitapları aynı liderin siyasi partisi tarafından yasaklandı ve sistematik olarak yakıldı.

 

Ana akım medyanın “görmezden gelme” stratejisi, Michel Foucault’nun bilgi-iktidar döngüsünü hatırlatıyor: neyin “gerçek” olduğuna karar verenler, aynı zamanda neyin görünmez kalacağını da belirliyor.

Komplo teorileriyle gerçeklik ile kurgu arasındaki sınır, kolektif şüpheyle yeniden çiziliyor.

 

En yüksek otoriteye sahip olan kitlelerdir.

 

 

1 - Sahte bayrak operasyonları

Savaş yaratmak için gerçek düşmanlara gerek yok, Yeterli sayıda vatandaş ulusal güvenliklerinin tehlikede olduğuna inanırsa, savaş öneren politikacılar ihtiyaç duydukları desteği alacaklardır.

“Gerçek düşmanlara gerek yok, sadece algılanan düşmanlar” ifadesi, düşmanlığın ritüel bir üretim süreci olduğunu gösteriyor.

 

Bu düşmanlar, kolektif bilinçte yer edinmiş archetypal figürler haline geliyor: “haydut devlet”, “aşırılıkçı”, “komünist”, “terörist” gibi etiketler, mitik bir korku anlatısının parçası olarak tanıtılırlar.

 

Medyanın savaş öncesi oynadığı rol, bir tür toplumsal dramaturjidir: Sansasyonel haberler, kolektif duyguları harekete geçiren birer sahne dekoru gibi.

Sahte bayrak operasyonlarıyla gerçek ile kurgu arasındaki sınır, bilinçli olarak bulanıklaştırılıyor.

 

Savaş, sadece ideolojik değil, aynı zamanda ekonomik bir ritüel.

Savaşın sahnesi sadece coğrafi değil, aynı zamanda psikolojik ve ritüel mekânlar üzerinden kuruluyor.

 

"Savaşta ilk zayiat hakikattir.” –Aiskhylos

 

Antik Roma

Romalı tarihçi Tacitus'a (MS 56 - MS 117) göre Nero, Roma halkına, Hıristiyanların, Roma'nın savaşta olduğu, yangından sorumluydu.

- Nero’nun Roma’yı yakması, Hitler’in Reichstag yangını, Northwoods Operasyonu ve Tonkin Körfezi Olayı gibi örnekler, savaşın ritüel bir sahneleme olduğunu gösteriyor. Bu olaylar, kolektif duyguları harekete geçiren dramatik eşikler olarak işlev görüyor.

Her olayda bir “diğerleri” yaratılıyor: Hristiyanlar, komünistler, Kübalılar, Vietnamlılar… Bu figürler, kolektif bilinçte archetypal düşmanlar haline geliyor.

 

Sahte bayrak operasyonları, bilgi mimarisi açısından birer eşik

 

Tonkin Körfezi Olayı, savaşın başlatılması için kullanılan bir ritüel eşik. Gerçek olmayan bir saldırı, kolektif duyguları harekete geçiren bir dramatik sahne olarak işlev görüyor.

Bu olay, savaşın bir toplumsal performans olduğunu gösteriyor: medya, devlet ve askeri kurumlar birlikte bir anlatı kuruyor, halk bu anlatıya duygusal olarak katılıyor.

 

2 - Zihin kontrolünün gizli tarihi

MK-Ultra

MK-Ultra, CIA tarafından yürütülen ve zihin kontrolü üzerine yapılan en kapsamlı ve tartışmalı deneyler dizisidir. 1950’lerde başlayan bu program, hipnoz, ilaçlar (özellikle LSD), travma ve psikolojik manipülasyon gibi yöntemlerle bireylerin davranışlarını değiştirmeyi hedeflemiştir.

 

Project Bluebird (1949): CIA’in ilk davranış değiştirme girişimi. Sorgulama teknikleri ve hafıza silme üzerine çalışıldı.

Project Artichoke (1950): Bluebird’ün devamı. “Bir bireyi kendi iradesi dışında emirleri yerine getirecek şekilde kontrol edebilir miyiz?” sorusu temel motivasyondu.

Operation Paperclip: Nazi bilim insanlarının ABD’ye transferiyle zihin kontrol tekniklerinin Batı’ya taşınması. Bu kişiler MK-Ultra’nın temelini oluşturdu.

 

Josef Mengele: Auschwitz’de yaptığı deneylerle zihin kontrol metodolojisinin temellerini attı. Bu teknikler daha sonra CIA tarafından benimsendi.

Paperclip Operasyonu ile Nazi bilim insanlarının ABD’ye transferi, bilgi mimarisinin faşist kökenlerini gösteriyor.

 

MK-Ultra’nın 150’den fazla alt projesi olduğu, bunların üniversiteler, hastaneler ve özel laboratuvarlar aracılığıyla yürütüldüğü belgelendi.

 

Bir hikâyenin konusunu desteklemek için gerçeği çarpıtmak ile gerçeklere tamamen sadık kalmak arasında seçim yaparken, herhangi bir oyun yazarının her zaman ilkini seçeceğinden emin olabilirsiniz. Mark Twain'in eski bir sözü olan "İyi bir hikâyenin önüne asla gerçeğin geçmesine izin vermeyin" Hollywood'da hâlâ geçerliliğini koruyor.

 

3 - Kukla ustaları ipleri çekiyor

Bilderberg

“Bilderberg, Batı dünyasındaki her hükümetin ve istihbarat teşkilatının iplerini elinde tutuyor.”

Bilderberg Grubu, yıllık konferansları çoğunlukla gizemli bir şekilde kayıt dışı tutulan, yalnızca davetlilerin katılabildiği bir organizasyondur.

 

Bilderberg Grubu ve Dış İlişkiler Konseyi (CFR), küresel elitlerin katıldığı gizli toplantılarla tanınan iki etkili organizasyondur. Her ikisi de resmi olarak düşünce kuruluşu statüsünde olsa da, demokratik süreçleri etkiledikleri yönünde ciddi eleştiriler ve komplo teorileri mevcuttur.

 

Bilderberg Grubu, 1954’te Hollanda’daki Hotel de Bilderberg’de ilk toplantısını yaptı. Amaç, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında iş birliğini artırmaktı.

Bilderberg katılımcıları arasında devlet başkanları, CEO’lar, akademisyenler, medya patronları ve istihbarat yetkilileri yer alır.

Toplantılar kayıt dışıdır, medya erişimi yoktur.

 

Dış İlişkiler Konseyi (CFR)

1921’de kurulan CFR, ABD dış politikası ve uluslararası ilişkiler üzerine çalışan bağımsız bir düşünce kuruluşudur.

CFR, özellikle ABD dış politikasında etkili bir fikir üretim merkezi olarak görülür. Üyeleri arasında Joe Biden, George Soros, Bill Clinton, Hillary Clinton ve Rupert Murdoch gibi isimler yer alır.

 

Bilderberg ve CFR gibi yapılar, ritüel mekânlar olarak işliyor. Kayıt dışı toplantılar, kolektif bilinçte gizemli eşikler yaratıyor.

 

"Gizli ve seçkinse, iyi olamaz."

 

İnsanlar gizli faaliyetleri meşrulaştırmak için türlü bahaneler uyduruyor. Bazıları kitlelerin yeterince akıllı olmadığını ve seçmenleri gizlice etkilemek için bilge yaşlı adamlara ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Diğerleri ise, bilgisiz halkın çok fazla güce sahip olmasını engellemek için yuvarlak masa tarzı şövalye gruplarına ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.

 

4 - Uluslararası bankacılar

Federal Rezerv Sistemi

Federal Rezerv Sistemi, ABD’nin merkez bankasıdır ancak yapısı itibarıyla hükümetten bağımsızdır. 1913’te Jekyll Adası’ndaki gizli bir toplantının ardından kurulan bu sistem, hem kamu hem özel unsurları barındıran hibrit bir yapıya sahiptir.

 

Federal Rezerv Sistemi, 1913’te Federal Reserve Act ile kuruldu. Bu yasa, ABD’nin para politikasını yönetecek merkezi bir sistem oluşturmayı amaçlıyordu.

Sistem üç ana bileşenden oluşur:

•         Board of Governors: Washington D.C.’de bulunan ve Başkan tarafından atanan 7 üyeden oluşan bağımsız bir kamu kurumu.

•         12 Bölgesel Rezerv Bankası: Özel bankalar tarafından sahip olunan, ancak kamu hizmeti gören yarı özerk yapılar.

•         Federal Open Market Committee (FOMC): Para politikası kararlarını alan kurul.

Banksters: “Banker” ve “Gangster” kelimelerinin birleşimiyle türetilen bu terim, finans elitlerine yönelik eleştiriyi simgeler.

 

Yürütme Emri 11110, Başkan Kennedy’nin para basma yetkisini Hazine’ye devretmesiyle Federal Rezerv’in rolünü sınırlamayı amaçlamıştı.

İmza Tarihi: 4 Haziran 1963

JFK’nin ölümünden sonra bu sertifikalar geri çekildi ve Federal Rezerv Banknotları dolaşımda kalmaya devam etti.

 

5 - Seçkinlerin dahiyane teknikleri

Pedemont Yetimhanesi, Chicago’nun fakir bir mahallesinde yer alan, kurgusal bir kurumdur. Burada radikal öğrenme teknikleriyle çocuklar olağanüstü zekâ seviyelerine ulaşır.

 

Montessori gibi alternatif sistemler övülse de (Montessori Eğitim sistemi, çocuklara daha fazla ifade özgürlüğü ve eğlenceli ve doğal yollarla öğrenme imkânı sağladı), genel olarak modern eğitim sisteminin dâhileri yetiştirmekte yetersiz kaldığı savunulur.

 

Gerçek çok yönlülük, birçok alanda ustalık gerektirir; her konuda yüzeysel bilgi sahibi olmak yeterli değildir.

 

…bilinçaltı, saniyede 11 milyon bit bilgi işleyebilirken, bilinçli zihin yalnızca 15–16 bit işleyebilir.

Pedemont Yetimhanesi'nde çocuklar, bilinçli zihnin erişemeyeceği hızlarda eğitilerek bilinçaltı öğrenmeye yönlendirilir.

En etkili öğrenme, alfa, teta, gama ve delta gibi bilinçaltı beyin dalgalarıyla gerçekleşir.

Bu dalgalar, hayal kurma, meditasyon, dans, şarkı söyleme gibi spontan aktiviteler sırasında aktifleşir.

 

Pedemont çocukları, uykuda kulaklıkla ders dinleyerek yeni bilgiler öğrenir.

Hipnopedya, Cesur Yeni Dünya ve Otomatik Portakal gibi distopik romanlarda işlenmiştir.

 

Dr. Takaaki Musha, beynin mikrotübüllerinde süperluminal parçacıklar üretildiğini ve bunların bilinci şekillendirdiğini öne sürüyor.

Bu parçacıklar, bireyi evrenin dış alanıyla bağlayarak kolektif bilinç ve süper bilinçli zihin gibi kavramları açıklayabilir.

 

Yetimler, 10 dakikadan kısa süren hızlı satranç maçları oynayarak stratejik düşünme becerilerini geliştiriyor.

Bu hız, bilinçli zihni devre dışı bırakıp bilinçaltını harekete geçirmeyi amaçlıyor.

 

6 - Trilyonlarca dolarlık 2. Dünya Savaşı örtbası

(Kurgu ve gerçek(?) iç içe geçiyor bu bölümde)

Hikâye, Nine adlı karakterin Filipinler'de 250 milyar dolarlık bir hazineyi keşfetmesiyle başlıyor.

Yamashita'nın Altını olarak bilinen bu hazine Japonların II. Dünya Savaşı sırasında yağmalayıp Filipinler'e gömdüğü efsanevi servetin bir parçası.

 

İngiltere, Hitler’in yükselişi sırasında altın rezervlerini Singapur’a taşımıştı.

Singapur’un Japonlar tarafından ele geçirilmesiyle, İngiltere devasa altın rezervini kaybetti.

Bu altınların da Filipinler’e gömüldüğü iddia ediliyor.

 

Dünyanın dört bir yanından define avcıları, Yamashita hazinesinin kalıntılarını bulmak için her yıl Filipinler'e akın etmeye devam ediyor.

 

7 - Bastırılmış bilim

2014’te New York Times ve diğer medya kuruluşları, NSA’nın radyo frekanslarıyla internetsiz bilgisayarlara erişebildiğini ortaya koydu.

Bu teknoloji, Edward Snowden’ın sızdırdığı belgeler sayesinde kamuoyunun dikkatini çekti.

 

Nikola Tesla alternatif akım sistemleri, kablosuz enerji, robotik, lazerler, ve uzaktan kumanda gibi devrimsel icatlara imza attı.

Tesla’nın serbest enerji, ölüm ışını (teleforce gun) ve HAARP benzeri yüksek frekans deneyleri, bastırılmış teknolojiler arasında gösteriliyor.

Tesla’nın “ölüm ışını” gibi icatları, MIT ve Columbia mezunu fizikçiler tarafından patentlerde referans olarak kullanıldı.

Eğitim sistemlerinde Tesla’nın adı Newton veya Einstein kadar anılmıyor, bu da bastırılmış mirasın bir göstergesi olabilir.

 

Thomas Henry Moray, atmosferden radyant enerjiyle elektrik elde eden “Moray Vanası” adlı cihazı geliştirdiğini iddia etti; ölüm tehditleri aldı.

Dr. Eugene Mallove, soğuk füzyonun varlığını savundu; deney sonuçlarının gizlendiğini öne sürdü ve 2004’te şüpheli bir şekilde öldü.

Richard Clem, talaş yağıyla çalışan bir türbin icat etti; Ford tarafından tehdit edildi ve kısa süre sonra öldü.

Teruo Kawai, Japonya’da manyetik motor geliştirdi; Yakuza tarafından tehdit edildiğini iddia etti.

 

İlk elektrikli motor 1828’de Ányos Jedlik tarafından geliştirildi.

1835’te Thomas Davenport, elektromıknatısla çalışan lokomotif yaptı.

1880’lerde Avrupa’da elektrikli araçlar yaygınlaştı; 1897’de New York’ta elektrikli taksiler kullanıldı.

1900’de ABD’deki araçların üçte biri elektrikliydi.

Apollo 15’in Ay Gezgini bile elektrikliydi.

Ancak bu teknoloji, ekonomik çıkarlar nedeniyle bastırıldı; pil ömrü ve hız gibi teknik gerekçeler öne sürüldü.

 

Tesla’nın dönen manyetik alanlar üzerine geliştirdiği motorlar, modern elektromekanik teknolojilerin temelini oluşturdu.

Tesla’nın Wardenclyffe Kulesi deneyleri, iyonosferden kablosuz ve ücretsiz enerji iletimi üzerineydi.

 

HAARP

Alaska’da kurulu bir iyonosfer araştırma tesisidir.

Tesla’nın ölüm ışını icadı, HAARP’ın bilimsel temeli olarak gösteriliyor

ABD Patenti #4.686.605, iyonosferi değiştirebilen ve elektromanyetik radyasyonla hava koşullarını etkileyebilen bir cihazı tanımlıyor.

ABD Hava Kuvvetleri’nin 1996 tarihli raporu, “2025’te hava durumuna sahip olmak” hedefini açıkça ortaya koyuyor.

 

Ağustos 2003'te ABD eyaletleri ve Kanada eyaletlerini etkileyen ve New York, Toronto, Ottawa ve Detroit gibi büyük şehirlerde yaklaşık 50 milyon insanı elektriksiz bırakan kapsamlı elektrik kesintilerinin sorumlusunun bu teknoloji olduğu düşünülüyordu. Tokyo Üniversitesi'nin, elektrik kesintisinden sadece 11 dakika önce bir HAARP deneme atışı kaydı tutması, bu teoriyi destekler nitelikte.

 

8 - Kraliçe'nin görünmez zenginlikleri

Adnan Kaşıkçı: Resmi serveti birkaç milyar dolar olarak tahmin edilse de, bazı kaynaklar 2–7 trilyon dolar arasında olduğunu iddia ediyor.

Ferdinand Marcos: Yamashita Altını ve gizli hesaplar sayesinde trilyonlarca dolarlık servet biriktirmiş olabilir.

Imelda Marcos, BBC’ye verdiği röportajda 987 milyar dolarlık bir mevduat sertifikası gösterdi.

 

Kraliçe, 16 ülkenin anayasal hükümdarı olarak resmi unvan taşıyor. Bu ülkelerin merkez bankaları “Taç şirketleri” olarak işlev görüyor ve Kraliçe’nin finansal kontrolünü mümkün kılıyor.

Taç Mülkiyeti, 1086’dan bu yana süregelen devasa bir mülk imparatorluğudur.

 

Kraliçe’nin servetinin 11 ila 30 trilyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor

 

9 - Hayat iksiri

Ormus

Ormus’un beyin yarım kürelerini dengelediği ve öğrenme hızını artırdığı iddia ediliyor.

Ormus, altın, rodyum, iridyum, bakır ve platin gibi metallerin monoatomik (m-durumu) formunu içeriyor.

Bu metaller bağ oluşturmaz, tek atom halinde kalır ve yüksek spinli kuantum özellikler sergiler.

Ormus 1975’te Arizona’da pamuk çiftçisi David Hudson tarafından keşfedildi.

Hudson, ORME (Orbitally Rearranged Monoatomic Elements) terimini ortaya attı ve İngiltere’de patent aldı.

 

Ormus, antik metinlerde geçen Hayat Ağacı’nın Meyvesi, Tanrıların Altını, Felsefe Taşı gibi kavramlarla ilişkilendiriliyor.

 

Ormus’un etkileri hakkında kesin bilimsel kanıtlar yok.

 

10 - Jonestown: intihar mı, toplu cinayet mi?

Bu bölüm Jonestown trajedisini yalnızca bir tarikat intiharı olarak değil, çok daha derin ve karanlık bir devlet deneyinin parçası olarak ele alan alternatif bir anlatıyı sunuyor.

 

Jim Jones liderliğindeki Halk Tapınağı üyeleri, 1978’de Guyana’da siyanür içerek toplu intihar etti; 918 kişi öldü.

Alternatif anlatı: Olay, CIA ve diğer ABD kurumlarının yürüttüğü bir zihin kontrolü, biyolojik deney ve toplu cinayet operasyonuydu.

 

İlk sağlık görevlileri kurşun yaraları bildirdi; bu, siyanürle intihar iddiasıyla çelişiyor.

Dr. Leslie Mootoo: Cesetlerde iğne izleri ve cinayet belirtileri gördü.

ABD ordusu sadece 7 otopsi yaptı

 

George Blakey: Jonestown arazisini satın alan kişi, sonradan CIA ajanı olduğu ortaya çıktı.

Jonestown, MK-Ultra zihin kontrol programının test sahası olabilir.

 

11 - Tıbbi Endüstriyel Kompleks

“Büyük İlaç Şirketleri” terimi, trilyon dolarlık ilaç devlerini tanımlamak için kullanılıyor.

Alternatif tıp (Ayurveda, Geleneksel Çin Tıbbı, bitkisel tedaviler) şarlatanlık olarak etiketleniyor.

 

Bu bölüm, modern tıbbın yalnızca bir iyileştirme sistemi değil, aynı zamanda kâr odaklı bir endüstri olduğunu savunuyor. Alternatif tedavilerin bastırılması, hastalıkların sürdürülmesi ve etik dışı deneyler, sistemin insanlıkla değil, sermayeyle ittifak kurduğunu ima ediyor.

 

Modern tıp, trilyon dolarlık bir endüstri; hastalıklar sürdükçe ilaç şirketleri kazanıyor.

 

12 - Dördüncü Reich

II        Dünya Savaşı sonrası faşizm resmen yenilmiş görünse de, bazı düşünce okulları onun yeraltına çekilerek Batı’da başka kılıklarda yaşamaya devam ettiğini savunuyor.

Operation Paperclip / ABD, savaş sonrası 10.000’e yakın Nazi bilim insanını gizlice ülkeye getirdi.

Bu kişiler arasında toplama kampı deneycileri, roket mühendisleri ve zihin kontrol uzmanları vardı.

Nazi artıklarının çalışmaları NASA’nın kurulması, Ay’a iniş, ICBM programı gibi projelere doğrudan katkı sağladı.

 

731. Birim, Japonya’nın Mançurya’daki gizli biyolojik savaş tesisi; binlerce insan üzerinde acımasız deneyler yapıldı.

 

13 - Ücretsiz bir medyanın bedeli

Medya, yalnızca bilgi değil, aynı zamanda gerçeklik algısını da şekillendiriyor.

Eğer medya manipüle edilirse, bu su kaynaklarının zehirlenmesi kadar yıkıcı olabilir.

 

1980’lerde ABD medyasının %90’ı yaklaşık 50 şirkete aitti; bugün bu oran sadece altı şirkete ait.

Elite Daily’ye göre, Disney, Viacom, GE, CBS, Time Warner, NewsCorp gibi devler, haber, eğlence ve bilgi akışını kontrol ediyor.

 

Batı’da sansür, şirket çıkarları, hükümet baskısı ve medya sahipliği üzerinden dolaylı biçimde uygulanıyor.

 

Medyada yayınlanan haberlerin %90’ı yerleştirilmiş içerik, %75’i ise PR danışmanları tarafından hazırlanıyor.

 

Haberler, giderek daha fazla eğlenceye, kişilik gösterisine ve dramatizasyona dönüşüyor.

 

ABD yönetimi, Irak’ın kitle imha silahları olduğuna dair medya kampanyası yürüttü.

Bu kampanya, savaş başlatmak için kamuoyu desteği oluşturdu.

Sonradan bu iddiaların uydurma veya abartılı olduğu ortaya çıktı; medya, propaganda aracı olarak kullanıldı.

 

Alaycı Kuş Operasyonu: Medya Casusluğu

CIA, 1950–1970 arasında büyük medya kuruluşlarındaki gazetecilere gizli fonlar sağlayarak propaganda yaydı.

Carl Bernstein’a göre, 400’den fazla gazeteci CIA için çalıştı.

 

14 - Başkanın üstünde

ABD Başkanı, dünyanın en büyük ekonomisi ve askeri gücünün başında olsa da, gerçek karar alma yetkisi sorgulanıyor.

 

George W. Bush’un gafları ve Reagan’ın “uyuyan başkan” imajı, başkanlık makamının performatif yönünü gösteriyor.

 

Bohemian Grove, Kaliforniya’da yılda bir kez dünyanın en güçlü erkeklerini ağırlayan kapalı kamp alanı.

Nixon, Reagan, Bush gibi başkanlar bu kulübe üyeydi; Nixon’a göre “başkanlık yolculuğunun ilk kilometre taşı” burasıydı.

 

Hiçbir Başkan'ın Kongre'den –en azından resmi olarak– Amerika'nın para arzını tam olarak kimin yönettiğini belirlemesini istememesi her zaman ilgimizi çekmiştir. Ve Federal Rezerv'in etrafında döndüğü söylenen şüpheli faaliyetler neden –en azından resmi olarak– hiç araştırılmıyor? Başkanlar, göreve başlamadan önce küresel bankacıları destekleme sözü veriyor olabilir mi?

 

Pegasus, trilyon dolarlık servetlere sahip seçkin ailelerden oluşan, hiçbir zengin listesinde yer almayan bir konsorsiyum.

Bu yapı, offshore bankacılığı, yüksek finans anlaşmaları ve siyasi satın alma yoluyla tüm büyük partilere sızmış durumda.

 

15 - Irkçılığın bilimi

Öjeni, yani popülasyonu kontrollü üreme yoluyla geliştirerek istenilen kalıtsal özelliklerin ortaya çıkmasını sağlama bilimi, 1800'lü yılların ortalarından beri varlığını sürdürmektedir.

 

Öjeni, “istenmeyen” genetik özellikleri ortadan kaldırarak “üstün” bir insan türü yaratma iddiasıyla ortaya çıktı.

 

Omega’nın biyomedikal uzmanı Doktor Pedemont, beyaz erkek donörlerden alınan spermlerle genetik olarak seçilmiş çocuklar yaratıyor.

Bu çocuklar, “üstün zekâ” hedefiyle tasarlanıyor; ancak etik dışı yöntemlerle, bir annenin birçok babası olacak şekilde doğuruluyor.

Bu deney, gerçek dünyadaki Genius Sperm Bankası’ndan ilham alıyor.

 

1932–1972 arasında ABD Halk Sağlığı Servisi, siyahi erkeklere frengi tedavisi verileceğini söyleyerek gerçekte tedavi etmeksizin hastalığın ilerlemesini izledi.

 

Robert Strecker, HIV’in ABD ordusu tarafından geliştirilen bir biyolojik silah olduğunu ve aşılar yoluyla yayıldığını iddia etti.

Wangari Maathai, AIDS’in Afrika nüfusunu azaltmak için Batılı bilim insanları tarafından yaratıldığını söyledi.

 

16 - Üçüncü Dünya'yı iflas ettirmek

IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar, yardım adı altında yüksek faizli borçlar vererek Üçüncü Dünya ülkelerini bağımlı hale getiriyor.

Bu borçlar, tıpkı kredi kartı borçları gibi, asla tam olarak ödenemeyecek şekilde yapılandırılıyor.

Borç karşılığında:

Doğal kaynaklara erişim

Siyasi tavizler

Çokuluslu şirketlere imtiyazlar talep ediliyor.

 

Yozlaşmış diktatörlere borç veriliyor.

Bu borçlar, diktatörlerden değil, yoksul halktan geri isteniyor.

Sonuç: Küresel ölçekte aşağıdan yukarıya servet transferi.

 

Borçların silinmesi bile bir tuzak: özelleştirme şartlarıyla ülkelerin temel hizmetleri elden çıkartılıyor.

 

“Savaş kazanılmak için değil, kaynakları yağmalamak için yürütülüyor.”

 

Afrika, dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip kıta olmasına rağmen, sürekli kriz içinde tutuluyor.

 

            John Perkins’in Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabı, ekonomik işgalin nasıl yürütüldüğünü anlatıyor:

•         Liderlere rüşvet

•         Sahte mali raporlar

•         Medya manipülasyonu

•         Kalkınma kredileriyle borçlandırma

•         Amaç: ülkenin kaynaklarını çokuluslu şirketlere devretmek.

 

Bu sistem:

•         Hataları gizler

•         Muhalifleri susturur

•         Harcamaları sorgulatmaz

•         Savaş yerine sızma, seçim yerine yıldırma yöntemleri kullanır

Yakın zamanda gizliliği kaldırılmış, 'ABD Güvenliği ve Yurtdışı Çıkarları için Dünya Nüfus Artışının Sonuçları' başlıklı ve 10 Aralık 1974 tarihli bir belge. Bu belgede, Ulusal Güvenlik danışmanı Henry Kissinger, "ABD'nin Üçüncü Dünya'ya yönelik dış politikasının en büyük önceliği, ABD için mineral kaynaklarını güvence altına almak amacıyla, nüfusun azaltılması olmalıdır" diyor.

 

17 - Yeni Dünya Düzeni

En basit haliyle Yeni Dünya Düzeni - teorisi, küresel seçkinlerin dünyayı tek bir totaliter dünya hükümetine yönlendirdiğini savunur.

- Bu hükümet, ulus-devletlerin yerini alacak ve küresel elitlerin felsefesini yansıtan yasalar koyacak

 

Kullanılan araçlar:

•         Medya propagandası

•         Merkez bankacılığı

•         Sahte bayrak saldırıları

•         Küresel örgütlerin güçlenmesi (BM, IMF, Dünya Bankası)

 

“Medeniyetin tek kurtuluşu bir dünya hükümetinin yaratılmasında yatmaktadır.” –Albert Einstein.

 

David Rothkopf’un Süper Sınıf kitabı: Dünya, 6000 kişilik bir elit grup tarafından yönetiliyor.

 

Bilderberg, Bohemian Grove, Masonlar, CFR gibi örgütler, YD’nin altyapısını kuran yapılar olarak gösteriliyor.

 

18 - Saddam Hüseyin: Uydurulmuş düşman mı?

Saddam, 1979–2003 arasında Irak Cumhurbaşkanıydı; 2006’da idam edildi.

Saddam, önce desteklendi, sonra “Hitler’den daha kötü” ilan edildi.

Körfez Savaşı, medyada çarpıtılmış görüntüler ve istatistiklerle sunuldu.

 

1994’te Ruanda’da 800.000 kişi öldürüldü; Koalisyon Güçleri müdahale etmedi.

Irak ise 143 milyar varil petrol rezerviyle stratejik önceliğe sahipti.

 

19 - Yüzeyin altında

“Splinter Medeniyet”, bastırılmış teknolojilere, yeraltı üslerine ve gizli elit faaliyetlere sahip alternatif bir insanlık kolu olarak tanımlanıyor.

 

Omega Ajansı’nın karargâhı, güneybatı Illinois’te terk edilmiş bir hidroelektrik santralinin altında, haritalarda görünmeyen bir tesiste yer alıyor.

 

DUMB (Deep Underground Military Bases), 1940’lardan beri ABD’de yüzlerce yeraltı askeri üssü inşa ettiğine inanılan bir program.

 

Mezhgorye (Rusya): Ural Dağları’nda, 640 km²’lik alana yayılan, Sovyetlerce reddedilen devasa askeri tesis. ABD istihbaratı 1992’de varlığını doğruladı.

 

Pine Gap (Avustralya): ABD tarafından işletilen, 8 km derinliğe sahip olduğu söylenen üs. Yerel halk, devasa malzeme sevkiyatlarını gözlemledi.

 

20 - Gizli mesajlar

Bilinçaltı mesajlar, kişinin zaten planladığı eylemleri tetikleyebilir; yeni davranış yaratmaz.

 

Komplo teorisyenleri, bilinçaltı mesajların kümülatif etkisinin zihin kontrolüne dönüştüğünü savunur.

 

Inception filmindeki fikir yerleştirme, bilinçaltı reklamcılığın metaforu olarak sunuluyor.

 

Müzikte Ters Konuşma

Pop ve rock gruplarının, Ters Konuşma, bilinçaltı mesajların bir başka biçimidir. Şarkılara bilinçaltı mesajlar aşılamayı içerir ve genellikle şarkının görünürdeki mesajıyla çelişir.

 

The Beatles Ve U2 Her ikisi de şarkılarının sözlerinde ters anlatım kullanmakla suçlandı. Ancak, bu İngiliz bir gruptu.

“Ters konuşma” (backmasking): Şarkılara gizli mesajlar yerleştirme.

The Beatles, U2 ve Judas Priest gibi gruplar bu teknikle suçlandı.

Judas Priest davası: “Yap” emrinin intihara yol açtığı iddia edildi → mahkeme “kazaydı” dedi.

 

Çocuklar, bilinçaltı mesajlara karşı en savunmasız grup olarak görülüyor.

 

21 - Gerçek Hayattaki Mançuryalı Adaylar

…

2 Aralık 2010'da, Rusya Bugün başlıklı bir makale yayınladı CIA gerçek Mançuryalı Adaylar mı yaratıyor? Haber kuruluşunun haberinde, hükümetlerinin uzun zaman önce gizli suikastçılar yarattığını iddia eden bir grup ABD askeri gazisinin açıklamaları yer alıyor. Aslında onlarca yıl önce.

 

Gaziler, 1950'den 1975'e kadar Maryland'deki orduya ait Edgewood Cephaneliği'nde kendileri ve diğer ABD askerleri üzerinde deneyler yapıldığını ve "hükümetin zihinleriyle oynadığı, zihin kontrolü deneyleri sırasında mikroçipler ve elektrotlar yerleştirdiğini" söylediler.

Sanatın yaşamı taklit ettiği bir durum olması muhtemel olan bu durumda, ABD Hükümeti'nin askerlerin beyinlerini yıkamak için kullandığı elektrot implantları, kayıtlara göre 2004 yapımı Mançuryalı Aday Başrollerini Denzel Washington ve Liev Schreiber'ın paylaştığı filmde, Schreiber'ın canlandırdığı karakterin beynine nörobilimciler tarafından elektrotlar yerleştiriliyor.

 

22 - Kan mineralleri

Kongo Demokratik Cumhuriyeti / keşfedilmemiş maden rezervlerinin değeri: 24 trilyon dolar.

Buna rağmen ülke, “dünyanın en fakir ülkesi” olarak anılıyor.

 

Koltan, cep telefonlarında kullanılan kapasitörlerin temel bileşeni.

Koltan, altın, elmas gibi mineraller, çatışma mineralleri olarak tanımlanıyor.

ABD, Çin ve Kanada gibi ülkeler, koltan ithalatına bağımlı.

Kongo, düşük maliyetli ve denetimsiz üretimiyle en kârlı tedarik noktası.

 

Kolombiya’da FARC isyancıları, tungsten ve volframit madenlerini kontrol ediyor.

BMW, Ferrari, Porsche gibi markaların araçlarında bu minerallerin izleri var.

Burma’da ordu, madencilik sahalarını doğrudan kontrol ediyor.

 

23 - Gizemli Ölümler

Chávez’in kasıtlı olarak kanserojen maddeyle enfekte edilmiş olabileceğini öne sürüyor.

CIA’in 50’den fazla lideri öldürdüğü veya öldürmeye çalıştığı iddiası, bu teoriyi destekliyor.

Ölümünden önceki politikaları, Batı’nın çıkarlarıyla çelişiyordu.

 

JFK, Benazir Butto, Bobby Kennedy, John Lennon gibi figürler:

Barış, eşitlik, özgürlük gibi temaları savunuyorlardı.

Ölüm şekilleri: yalnız saldırganlar, kazalar, açıklanamayan koşullar.

 

Diana ve Dodi Fayed’in ölümü, kazadan çok cinayet olarak yorumlanıyor.

Mohamed Al Fayed: Prens Philip’in “Nazi” ve “ırkçı” olduğunu, Diana’nın öldürülmesini istediğini iddia etti.

Diana’nın mektubu: “Arabamda bir kaza, fren arızası ve kafa travması planlanıyor.”

 

Ölüm, zihin mimarisinin en sessiz komutudur

 

Papa John Paul I, lakaplı Gülümseyen Papa Daima neşeli tavrı nedeniyle 26 Ağustos 1978'de Katolik Papa seçildi. Sadece 33 gün sonra, 28 Eylül sabahı saat 5'te I. Jean Paul ölü bulundu ve bu, papalık tarihinin en kısa saltanatlarından birinin sonu oldu.

Otopsi yapılmadan mumyalandı.

Ölüm saati, cesedi bulan kişi, açıklamalar sürekli değişti.

 

John Paul I'in ölümü üzerine çok sayıda komplo teorisi mevcut. Olası komplocular arasında Vatikan Bankası'nda faaliyet gösteren uluslararası bankacılar, Masonlar ve hatta Vatikan'ın kendisi bile yer alıyor.

 

Gülümseyen Papa'nın yapılacaklar listesinin başında, Vatikan Bankası'nda olduğuna inandığı büyük çaplı yolsuzluğu düzeltmek olduğu söyleniyordu.

 

Monroe’nun ölümü: sahneye konmuş gibi → hap şişeleri, çarşaflar, morluklar, otopside hap kalıntısı yoktu.

Günlüklerinin kaybolması, ölümün geç bildirilmesi

 

Üç isimli suikastçılar: tesadüf mü, kod mu?

•         Lee Harvey Oswald

•         Mark David Chapman

•         James Earl Ray

•         Sirhan Bashira Sirhan

•         Üç isimli suikastçılar → komplo teorisyenleri için ritüel bir kalıp.

 

24 - Gizli hapishaneler

Polonya, Romanya, İngiltere gibi ülkelerde gizli CIA tesisleri olduğu iddia ediliyor.

 

25 - Uyuşturucu savaşları

Kosova, Balkan Rotası’nın merkezinde yer alır: Afganistan → İran → Türkiye → Kosova → Batı Avrupa.

Bu rota, yıllık 500 milyar ila 1 trilyon dolar arasında değişen eroin ticaretinin ana arteridir.

NATO’nun Yugoslavya’ya hava saldırısı, BM Güvenlik Konseyi onayı olmadan gerçekleşti.

NATO güçlerinin, savaş sonrası Kosova’da uyuşturucu kaçakçılarına müdahale yetkisi olmaması, “kaçakçı cenneti” iddialarını güçlendirdi.

 

Kosova Savaşı, “milyarlarca dolarlık uyuşturucu savaşının jeopolitik uzantısı” olarak tanımlanıyor.

 

Chossudovsky: “Afganistan’daki savaşın gizli hedefi, CIA destekli uyuşturucu ticaretini restore etmek ve rotaları kontrol altına almaktı”.

 

Ekim 2001 işgalinden sonra afyon fiyatı, 2000’e göre neredeyse 10 kat arttı.

Taliban, savaş öncesi afyon üretimini yasaklamıştı.

 

26 - Grönland nam-ı diğer Komplo Ülkesi

Ocak 1968: Bir B-52 nükleer bombardıman uçağı, Thule yakınlarında buzlara çarptı.

Project Iceworm: Grönland buz tabakasının altında nükleer füze fırlatma sahaları inşa etmek.

1997’de DUPI raporu: ABD’nin 1965’e kadar Grönland’da nükleer silah stokladığını doğruladı.

 

Bu bölüm Grönland’ı yalnızca coğrafi bir mekân değil, kolektif bilinçaltının, mitolojik korkuların ve bilimsel sınırların sahnesi olarak sunuyor.

 

27 - Çavdar Tarlasında Çocuklar bilmecesi

Çavdar Tarlasında Çocuklar, 1951’de yayımlandı

 

Komplo Teorisi (1997) filminde Mel Gibson’ın karakteri, kitabı sürekli yanında taşır → CIA bağlantısı ve zihin kontrol kurbanı olduğu ortaya çıkar.

 

Kitabın anlatıcısı, yalnızlık, yabancılaşma, öfke ve ikiyüzlülük temalarıyla özdeşleşen bir figür.

 

Salinger / - Dünya Savaşı’nda OSS için çalıştı → Nazileri sorgulayan karşı istihbarat ajanı.

Bir Karşı İstihbarat Ajanının Günlüğü adlı yayımlanmamış eseri, bu dönemi anlatıyor.

Sylvia adlı Nazi işbirlikçisiyle evliliği

 

28 - Yetimler üzerinde deneyler

(Bu bölümde “kurgu” çok yoğun)

Pedemont Yetimhanesi, deneyin istisna değil kural olduğu bir kurum.

Yetimler, MK-Ultra benzeri programlarla hipnoz, genetik manipülasyon ve nörolojik deneylere tabi tutuluyor.

 

Yetimlik, deney mimarisinin en savunmasız eşiğidir

 

ABD Halk Sağlığı Servisi doktorları, Guatemala’da:

Yetimler, okul çocukları, mahkumlar, psikiyatri hastaları üzerinde deney yaptı.

Frengi ve diğer zührevi hastalıklar kasıtlı olarak bulaştırıldı.

 

29 - Area 51: İnsan mı yoksa uzaylı teknolojileri mi?

51. Bölge Nevada çölünde, Nellis Hava Kuvvetleri Üssü’nün yanında.

 

1947'de New Mexico'da düşen bir uzay gemisi olduğunu ve yetkililerin iddia ettiği gibi bir hava balonu olmadığını iddia ettiği tartışmalı Roswell olayından hiç bahsedilmiyor. Teorinin savunucuları, 51. Bölge'nin hangarlarının uzay gemisinden çıkarılan uzaylı bedenlerine dair kanıtları gizlemek için kullanıldığını iddia ediyor.

 

Bob Lazar / Area 51’de 9 farklı dünya dışı araç üzerinde çalıştığını iddia ediyor.

 

 

Noktaları birleştirmek

Nüfus azaltma söyleminin ardındaki ideolojik, ekonomik ve tarihsel kodları deşifre eden bu metin, öjeni, medya manipülasyonu, emperyalizm ve bastırılmış teknolojiler gibi temaları bir araya getirerek küresel seçkinlerin “gizli gündemini” sorguluyor.

 

Işık figürleri hayal ederek değil, karanlığın bilincine vararak aydınlanılır.

Carl Jung

Her gün 21.000 kişi açlıktan ölüyor → her dört saniyede bir can.

Gerçek kıtlık yok → kaynaklar yeterli ama adaletsizce dağıtılıyor.

Petrol ve değerli metal endüstrileri, kıtlık algısını kâr için besliyor.

 

Medya, kitleleri hizalamak için kullanılıyor → savaş, terör, kıtlık, aşırı nüfus gibi “kaçınılmaz” anlatılar pompalanıyor.

 

Tesla’nın ücretsiz enerji ve kendi kendini şarj eden ulaşım icatları → kirliliği bir gecede azaltabilecek potansiyele sahip.

 

Yeni bir paradigma: Bilgi, eşitlik, umut

 

Kapitalizm, işçi sınıfını kraliyet arılarına hizmet eden işçi arılara dönüştürdü.

 

Sonsöz

Yılan, Adem ve Havva’ya acır ve Tanrı’dan bir lütuf ister: kendini kandırma yetisi.

Bu armağan, insanın ne Tanrı’yı ne Şeytan’ı gerçekte görememesini sağlar.

Yasak bilgiye cesaret eden insan, sonsuz yaşama yaklaşır → Tanrılar tarafından durdurulur.

Yılan, Tanrı’nın maskesi olabilir mi? → Tanrılar mı kandırıyor, Yılan mı kurtarıyor?

 

Gerçeklik, sabit değil; inançla şekillenen bir film.

Richard Spence

Idaho Üniversitesi, Tarih Profesörü

 

 


25 Aralık 2024 Çarşamba

Martin Heidegger ve Teknolojinin Hermeneutik Ontolojisi - Notlar

Hossein Zamanlou - Martin Heidegger ve Teknolojinin Hermeneutik Ontolojisi - Notlar

Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2015

 

Giriş

Heidegger’in teknoloji okuması, insanın dünyayı "tüketilecek bir kaynak" olarak görmesine yönelik derin bir eleştiri sunar.

Heidegger’e göre fenomenolojinin amacı yeni hakikatler keşfetmek değil, önceden tanıdıklarımızı veya dünyamızda varolanları açığa çıkartmaktır.

 

Bölüm I: Epistemolojik Çerçeve: Hermeneutik Fenomenoloji ve Araç Analizi

Husserl’in "Yaşam-Dünya" (Life-World) kavramı, bilimin sübjektiviteyi unuttuğu bir kriz ortamında merkezi bir rol oynar. Heidegger için ise fenomenoloji, nesnelerin özüne dönmeyi amaçlayan bir eylemdir; şeyler yalnızca var olmazlar, ayrıca ne iseler o olarak kendilerini ifşa ederler.

 

Modernite ve sanayileşmenin doğurduğu kriz, aklın zayıflaması ve Avrupa insanlığının hastalanması sonucunu doğurur.

 

Heidegger, geleneksel metafiziği aşmak için en temel soruyu sorar: Neden var olanlar vardır da yok değildir?

Hakikat, basit bir "doğruluk" veya "önerme uygunluğu" değil, Yunanca aletheia kavramına dayanan bir "örtülü olmama" (açığa çıkma) halidir. Heidegger’e göre "dasein hakikat içinde vardır" ve bu ancak varlığın kendini açmasıyla mümkündür.

 

echne, sadece el becerisi değil, bir "bilme tarzı" ve gizli olanı açığa çıkarma eylemidir.

 

Sanat eserleri hakikatin inşasında önemli bir yer tutar; "sanat eserinde hakikatin ortaya çıkışı" bir hadise olarak nitelenir.

 

Modern bilim, dünyayı matematiksel bir plana indirger ve doğayı hesaplanabilir bir nesne haline getirir.

 

Araçlar ancak bozulduklarında veya eksikliklerinde gerçek mahiyetlerini (el-altında-hazır olma) hissettirirler.

 

Bölüm II: Tekniğe İlişkin Soruşturmanın Kaynakları

Modern çağın en temel olayı, dünyanın bir "görüntü" (Weltbild) haline gelmesidir. Bu süreçte insan, kendini dünyanın merkezine bir "özne" olarak yerleştirir ve her şeyi temsil edilen bir nesneye dönüştürür.

 

Teknolojinin özü teknolojik değil, "Ge-stell" (Çerçeveleme) adı verilen ontolojik bir durumdur. Gestell, doğayı ve insanı birer "birikmiş kaynak" (Bestand) olarak düzenler; örneğin Ren nehri artık sadece bir enerji kaynağı olarak görülür.

 

Tekniğe İlişkin Soruşturma

Teknik, doğayı bir saldırı karakteriyle açığa çıkarır; enerji dönüştürülür, depolanır ve dağıtılır.

İnsan, varlığın anlamıyla olan bağı koptuğunda bir "makine usullü hayvana" dönüşme riskiyle karşı karşıyadır.

 

Modern teknoloji insanın "yersizyurtsuzlaşmasına" neden olmuştur.

 

Heidegger’e göre "dil varlığın evidir" ve nihilizm bu evsizlik durumundan beslenir.

 

Varlık zamandan ayrı düşünülemez; insanın zamansallığı onun ölüme doğru varlığı ve tarihselliği ile sınırlıdır.

 

Gerçek düşünme, varlığın sesine kulak vermektir. Heidegger, teknikleşen düşünceden sıyrılıp "asli düşünme" imkânına yönelmeyi savunur.

 

Bölüm III: Heidegger’in Teknoloji Felsefesinin Eleştirisi ve Geleceği

Heidegger’e göre teknoloji, kronolojik olarak değilse de ontolojik olarak modern bilimden öncedir; çünkü bilim, teknolojik bir çerçeveleme (Gestell) içinde mümkün olur.

 

Heidegger, teknolojiyi kaçınılmaz bir kader gibi görse de bunun kör bir determinizm olmadığını savunur. "Tehlikenin bulunduğu yerde kurtarıcı güç de ortaya çıkar" diyerek teknolojinin içindeki sanatsal ve açığa çıkarıcı potansiyele işaret eder.

 

Günümüzde bilgisayar ve sibernetik, bilgiyi organize ederek insanın yerini alan yeni bir "hadise" yaratmıştır.

 

Modern teknoloji sadece sorun yaratmaz, aynı zamanda bir "inkişaf" (açılma) tarzıdır. Sonuç olarak, Heidegger’in mirası günümüzde Don Ihde ve Andrew Feenberg gibi düşünürler tarafından daha realist ve pratik bağlamlarda (post-fenomenoloji) geliştirilmeye devam etmektedir.

 

Sonuç

Heideggerci teknoloji okumalarının aşırı genel ve karamsar yapısının aşamaları

İkili Karakter: Teknolojinin sadece negatif bir güç değil, hem iyi hem kötü potansiyelleri barındıran nötrleşmiş bir araç olarak görülmesi.

Sosyal İnşacılık: Teknolojinin toplumun dışında bir zorunluluk değil, toplumsal ihtiyaç ve kararların içinden doğan bir süreç (Sismondo) olduğu fikri.

Somutluk (Pratik Eksen): Genel bir "Teknoloji" kavramı yerine, spesifik teknik cihazların ve kullanım pratiklerinin analizine geçiş.

 

Heidegger'in mirasını devralan ancak onu daha realist bir zemine taşıyan düşünürlerin (Ihde, Feenberg, Dreyfus) katkıları, teknolojinin "yaşanan tecrübe" içindeki yerini belirlemiştir.

Don Ihde (İnsan-Teknoloji İlişkileri): Teknolojinin bedensel algımızı nasıl dönüştürdüğünü (mikro-seviye) inceler.

Andrew Feenberg (Demokratik Rasyonalizasyon): Teknolojik tasarımın siyasal ve ekonomik süreçlerle nasıl uyumlandığını ve toplum tarafından nasıl yeniden şekillendirilebileceğini savunur.

Hubert Dreyfus: Yapay zekanın insani tecrübe ve bedensel varoluş karşısındaki sınırlarını realist bir düzlemde tartışır.

 

Teknolojinin dünyayı "tüketen" yapısına karşı sanatı (Poiesis) bir alternatif olarak sunar.

Sanat (Poiesis): Dünyayı nesneleştirmeden, onu olduğu gibi "açığa çıkaran" (Unverborgenheit) bir eylemdir.

Varlığın teknolojik bir "stok" olmaktan çıkıp, dil aracılığıyla yeniden adlandırılması ve hakikatin sanatsal bir dille (şiirsel iskan) ortaya konması.

 

Günümüz dünyasında teknoloji hem bir "egemenlik" aracıdır hem de hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu paradoksu aşmak için Heidegger’in sunduğu hermeneutik fenomenoloji, teknolojinin pratik bağlamlarını (mikro düzeyde insan-cihaz ilişkisi) ve siyasal etkilerini (makro düzeyde toplum-teknoloji ilişkisi) anlamak için halen en güçlü anahtarlardan biridir.

… 

Simon Moser - Techne, Teknik, Teknoloji - Notlar

Simon Moser - Techne, Teknik, Teknoloji - Notlar

Techne, Technik, Technologie, Verlag Dokumentation, 1973

 


Editörlerin Önsözü

Günümüz dünyası "teknolojik çağ" olarak nitelendiriliyor. Bunun bir sonucu olarak, felsefenin teknoloji sorunlarını merkezine alması gerekir.

Felsefi tartışmalar, teknik gelişmelerin hızına ayak uyduramamış, kavramsal bir boşluk doğmuştur.

 

Friedrich Dessauer teknolojiyi, tanrısal bir planın parçası ve aşkın bir "fikrin" gerçekliğe dönüşmesi olarak görüyordu.

 

Teknoloji felsefesi için disiplinlerarası çalışma ve işbirliği gereklidir.

 

Simon Moser: Geleneksel Teknoloji Felsefesinin Eleştirisi

Teknoloji hem bilimsel ön koşullara sahip hem de pratik (insan ihtiyaçlarına yönelik) olması nedeniyle kendine özgü zorluklar barındırır.

Mühendislerin kavramsal araçları teknolojinin evrenselliğini kavramada yetersiz kalır.

 

Donald Brinkmann teknolojiyi "irrasyonel, psikolojik bir itici güç" olarak tanımlar.

Moser'e göre teknoloji, sadece bir araç sistemi değil, Batı'daki sekülerleşme süreciyle bağlantılı, insanların kendi çabalarıyla "kurtuluş" aradığı metafizik bir boyuta sahiptir.

 

Bilim ve teknoloji arasındaki fark deney yapma biçimlerinde ortaya çıkar.

Fizikçi doğayı sorgularken, mühendis "yapaylaştırılmış bir doğaya" sorular yöneltir.

Deney sadece bir bilgi aracı değil, aynı zamanda bir eylem odaklı karakter taşır.

 

Moser, Dessauer'in icadı bir "varoluş halinin keşfi" olarak nitelemesini Platoncu bir yaklaşım olarak değerlendirir ve eleştirir.

Dessauer’in en radikal iddiası, her teknik sorunun önceden belirlenmiş (pre-established) bir çözüm formuna sahip olduğudur. Ona göre mucit, bu formu icat etmez; onu kozmik uykusundan uyandırır, yani keşfeder.

Dessauer, makinelerin ebedi "fikirleri" (ideaları) olduğunu varsayar. Bir uçak veya araba fikri, o icat edilmeden önce de "dördüncü bir alanda" mevcuttur.

Dessauer, Kant’ın üç "Eleştiri"sine (Saf Akıl, Pratik Akıl, Yargı Gücü) ek olarak teknoloji için dördüncü bir alan önerir.

Kant’a göre nesnelerin özü bilinemezken, Dessauer teknik nesnenin (örneğin mikroskobun) özünün mucidin zihninde tam olarak kavranabileceğini savunur.

 

İcat, önceden belirlenmiş bir rayda yürümek değil, hayal gücüyle yeni bir gerçeklik inşa etmektir.

Antik dünyada tuğla, "ev yapmaya uygun bir malzeme" iken; modern teknolojide tuğla, fiziksel ve kimyasal analizlere indirgenmiş bir atomik yapıdır.

Antik zanaatkar doğayı taklit eder veya içgüdüsel kullanırken; modern mühendis doğa yasalarını (fizik/kimya) birer yapı taşı olarak kullanır. Burada teknoloji, doğayı taklit etmekten ziyade, doğanın sunduğu imkanlar dahilinde yeni bir doğa (yapay eser) yaratmaktır.

 

Dessauer’a göre teknoloji, Tanrı’nın yaratma eylemine katılımıdır. "Yeryüzüne hükmedin" emrinin bir gereğidir.

Bir de teknolojinin Kain (Cain) soyundan geldiği ve "şeytani" bir doğası olduğu iddiası var.

Teknolojiyi ne ilahileştirmek ne de şeytanlaştırmak gerekir. Teknoloji, insanın doğayı araçsallaştırdığı nesnel bir fenomendir.

 

Teknik nesnenin biçimi, onun işlevi ile belirlenir.

 

Platon'un teknik kavramı

Platon’da techne basit bir el becerisi, rutin veya doğuştan gelen bir yetenek değildir.

Bir faaliyetin techne sayılabilmesi için onun bir logos’a (akli ilke) sahip olması gerekir. Örneğin, yemek pişirmek veya retorik (hitabet) Platon için birer techne değil, sadece ampirizmdir (deneyimden gelen alışkanlık). Çünkü bu alanlar, yaptıklarının "nedenini" (aitia) açıklayamazlar.

Platon’da aritmetik, geometri ve astronomi gibi teorik disiplinler de birer techne olarak kabul edilir. Çünkü bunlar da kesin ölçüm ve akli çıkarıma dayanır.

 

Platon’un geç dönem eserlerinde (Yasalar, Sofist, Timaeus), teknoloji anlayışı ilahiyatla birleşir.

Demiurgos: Tanrı, evreni rastgele bir güçle değil, ilahi bir techne (zanaat) ile yaratmıştır. Doğa, akılsız bir mekanizma değil, ilahi bir zekanın (Nous) ve planın (Logos) ürünüdür.

İnsan üretimi (insani techne), ilahi üretimin bir yansıması veya taklididir. Ancak her ikisi de bir şeyi "yoktan var etmek" değil, bir fikri (Eidos) maddeye aktarmaktır.

 

Bir tornacı mekik yaparken, elindeki kırık mekiğe değil, zihnindeki "mekiğin özüne" (Eidos) bakar.

 

Platon bilim (episteme) ve tekniği (techne) iç içe görmeye meyillidir.

Aristoteles kesin bir ayrım yapar. Bilim, "başka türlü olamayacak" (ezeli-ebedi) şeylerle; teknik ise "başka türlü de olabilecek" (insan müdahalesiyle değişen) şeylerle ilgilenir.

 

Doğanın meydan okuyan, sorgulayan bir açığa çıkarması olarak modern teknoloji,

(Martin Heidegger)

Bir ağacın özü ağaç olmadığı gibi, teknolojinin özü de makineler, devreler veya iskeleler değildir.

Teknolojiyi sadece "bir amaca ulaşmak için araç" (antropolojik tanım) olarak görmek doğrudur ama "hakiki" değildir. Bu bakış, teknolojinin bizi içine ittiği varoluşsal durumu gizler.

Heidegger için teknoloji bir "açığa çıkarma" (Entbergen) biçimidir. Hakikatin nasıl ortaya çıktığıyla ilgilidir. Eskiden bir zanaatkâr gümüş bir kaseyi "meydana getirirken" (Poiesis), gümüşün ve kase formunun potansiyelini nazikçe gün ışığına çıkarırdı.

Modern teknolojiyi antik zanaat bilgisinden ayıran şey, onun doğaya karşı tutumudur. Heidegger buna Gestell der.

Modern teknoloji doğaya bir "kaynak" (Bestand) olarak meydan okur. Ren Nehri artık akan bir su değil, bir hidrolik santral için "basınç kaynağı" veya turizm endüstrisi için bir "nesne"dir.

Tarla artık rızık veren toprak değil, "mekanize gıda endüstrisi" için bir hammadde sahasıdır.

 

Tarihsel olarak fizik teknolojiden önce gelmiş gibi görünse de, özsel olarak modern fizik, doğayı "hesaplanabilir bir kuvvetler sistemi" olarak gören teknolojik zihniyetin (Gestell) bir sonucudur.

Heidegger'e göre modern teknoloji bizi doğayı ve kendimizi sadece "kaynak" olarak görmeye mahkum eder.

 

Hans Rumpf: Mühendislik Bilimleri Felsefesi Üzerine Düşünceler

Rumpf, mühendislik bilimlerinin nesne alanını "ölçülebilir nicelikler" (Doğa-M) olarak tanımlar.

Teknik olguları, insan müdahalesiyle şekillenen araçsal olarak ölçülebilir olaylar olarak ayırır.

Bilimin güdülere (saf veya uygulamalı) göre tanımlanmasının yanlış olduğunu, bilimin her zaman nesnel bilgiye yönelmesi gerektiğini savunur.

 

Mühendislik ve doğa bilimleri her iki alan da ölçülebilir olaylarla ilgilenir.

Doğa bilimleri neden? sorusuna, mühendislik ise bir şey nasıl yapılır? sorusuna odaklanır.

Mühendislik, karmaşık olayları sistematik olarak analiz eder ve uygulanabilirlik için modeller geliştirir.

 

Friedrich Rapp: Teknoloji ve Doğa Bilimleri - Metodolojik Bir İnceleme

Doğal olan ile yapay olan arasındaki ayrım modern bilimde silindi, çünkü bilimsel araştırmanın kendisi de teknik aygıtlara bağımlıdır.

 

Doğa bilimleriyle teknoloji modern bilimde iç içe geçmiştir.

 

Kurt Hübner: Teknolojinin Felsefi Soruları

Teknolojinin tarihsel gelişimi

 

Köleliğin kaldırılmasıyla insan emeğinin yerini doğal güçlerin (su, rüzgar) alması. Bu süreç, teknolojiyi "oyun" olmaktan çıkarıp kültürel bir güç haline getirmiştir.

Rönesans ile birlikte teorik bilginin pratikle birleşmesi. Artık teknoloji tesadüfi buluşlara değil, sistematik bir "icat etme metodolojisine" dayanır.

 

Teknolojinin özü, sibernetik üzerinden okunabilir.

Teknolojik süreçlerin matematiksel modellerle ifade edilmesi, teknolojiyi somut araçlardan koparıp "saf bir rasyonellik" alanına taşır.

Modern teknoloji sadece eski ihtiyaçları karşılamaz, sürekli olarak yeni ihtiyaçlar yaratır.

 

Günter Ropohl: Yeni Genel Teknoloji Taslağına Giriş

Teknoloji madde, enerji ve bilgi akışlarını dönüştüren bir sistem modeli üzerinden tanımlanır.

 

Ulf Niederwemmer: Teknolojiye Dayalı Bir Sosyal Felsefe İçin Programatik Taslak

Teknoloji karşıtı literatür rasyonelliği ve teknolojiyi "şeytani" bir güç gibi kurgular.

Rasyonelliğin ve teknoloji ruhunun (Faustvari) doğuşu.

Büyücü çırağının (insanın), çağırdığı ruhları (teknolojiyi) artık kontrol edememesi.

Felaket, değerlerin çöküşü ve insanın makineleşmesi.

 

Modern bilimler insanı "Doğal Varlık" (biyoloji/genetik) ve "Ruhsal Varlık" (sanat/felsefe) olarak ikiye böler.

Bu bölünme nedeniyle teknoloji, "insan fikrinden" koparılmış ve "ruhsuz madde" alanına itilmiştir.

 

İnsan, hayvanın aksine "uzmanlaşmamış" ve içgüdüsel programları zayıf bir varlıktır.

Bu "eksikliği" telafi etmek için insan, içgüdü yerine "Eylem" (Action) geliştirir.

Teknoloji, insanın biyolojik yetersizliğini telafi eden ve çevresini yaşanabilir kılan zorunlu bir eylem sistemidir. Bu bakış açısıyla teknoloji, insanın "ruhuna" aykırı bir dışsal güç değil, onun biyolojik varoluşunun ayrılmaz bir parçasıdır.

 

İnsanı "ruh" ve "beden" olarak ayıran klasik beşeri bilimler programı terk edilmelidir.

Teknoloji, bir altyapı ve eylem sistemi olarak sosyal bilimlerin merkezine yerleştirilmelidir.

 

Hans Lenk: Teknoloji Felsefesine Yönelik Yeni Yaklaşımlar Üzerine

Teknoloji felsefesinin geleneksel dogmatik yorumlardan (metafizik, şeytanlaştırma) kurtulup daha analitik ve disiplinlerarası bir yapıya kavuşması gerekir.

…