18 Mayıs 2011 Çarşamba

Thomas Bernhard - Wittgenstein'ın Yeğeni

Thomas Bernhard - Wittgenstein'ın Yeğeni


Eserde yazar-anlatıcı hayata bakışını, uzun süre aynı hastanede zaman geçirdiği Paul Wittgenstein aracılığıyla anlatıyor. Anlatıcının yatma bahanesi akciğer rahatsızlığı, Paul’un bahanesi ise deli olmasıdır. Aslında her ikisinin de hastalığı dünya ile aralarındaki kapanamaz mesafedir. Dolayısıyla hastaneden bir fayda sağlayamayacaklarının bilincindedirler.
Bu iki dost ağırlıkla müzikten söz ederler. Anlatıcı, ülkesi ve ülkesinde yaşayan insanlar hakkında çok fazla saydırır. Sıraladığı, tasvir ettiği seviyesiz ve aşağılık insanlar sürüsü ülkemizde de fazlasıyla mevcut olduğu için Türkçede de ilgiyle okunan ve daha uzun süre aynı ilgiyle okunacak olan bir romandır.

O. Pamuk’un önsözünden
Bernhard’ın romanlarının kahramanlarının dünyasının temel taşlarından biri tekrardır.

Korrektur/Düzelti’nin Wittgenstein’a benzeyen baş kişisi yazamadığı bir biyografinin yıllar yılı sürecek hazırlığı kadar, kendisini engellediğini düşündüğü kızkardeşine duyduğu öfkeden başka bir şeyi aklından geçiremez.
Das Kalkwerk/Kireç Ocağı’nın baş kişisi “işitmek” üzerine yazacağı eseriyle, bu eserini yazabilmenin koşullarına saplanmıştır; o çok eğlenceli Holzfallen/Odun Kesmek’in kahramanı nefret edip tiksindiği Viyanalı aydınların yemek davetinde bütün düşüncesini onlardan nefret edip tiksinmeye verir.

Valery bir yerde nefret edip tiksindiğimiz bayağılıklarla aslında yakından ilgilendiğimizi, bayağı bulduğumuz şeylerle aramızda bir merak ve yakınlık olduğunu söyler.

Bernhard’ın kahramanları, tam tersine ne kadar kaçmaya çalışırlarsa çalışsınlar dış dünyaya fazlaca açıktırlar. (s. 7)

Bernhard’ın “buluşu” gittikçe uzayan, durmadan tekrarlanarak dairesel, daha doğrusu “eliptik” hareketler çizen ve paragraf başlarına hiç de gerek duymayan cümleleridir.

Bernhard’ın romanları onca tutkuyla konuşmalarına rağmen dramatik değil, anektodiktir. (s. 8)

Notlar
…Paul, düşünürün yeğenlerinden biriydi. (s. 12)

Psikiyatri hekimi bütün hekimlerin en beceriksizidir ve her zaman için üyesi olduğu bilim dalından çok, zevk için adam öldürmeye yatkın kişidir. (s. 16)

Paul’un günün birinde denetimini kaybedip delirdiği söylenebilirse benim de günün birinde denetimimi kaybedip akciğer hastası olduğum söylenebilir. (s. 30)

Nietzsche’nin kafası da bu yüzden patladı. Bütün deli düşünürlerin kafaları da sonuç olarak böyle patlamıştır, ruh zenginliklerini kapı dışarı etmekle başa çıkamadıkları noktada.

Paul’un kafası da günün birinde böyle patladı ve Paul öldü. (s. 33)

Wittgenstein’lar bir yüzyıl boyu silah ve makine üretip durmuşlardı, ta ki gelip eninde sonunda Ludwig’le Paul’u, döneme damgasını basan Düşünür’le Viyana’da onun kadar ünlü, hatta daha bile ünlü olan Deli’yi üretene kadar. (s. 36)

Param olduğu sürece hekimlerle dosttum; ama sonra, beş kuruşun kalmadı mı adama hayvan gibi davranıyorlar. (s. 56)

Hasta insan yardımların en gözle görülmezine muhtaçtır, ama bunu sağlamak sağlıklıların elinden gelmez. (s. 58)

Hasta, hastalanmakla yerini boşaltmıştır, şimdi gelmiş yeniden aynı yeri istemektedir. Bu sağlıklılar tarafından her zaman duyulmamış bir terbiyesizlik olarak görülür. (s. 60)

Bir kere bile Tractatus’tan söz etmedik. Sadece bir tek kere Paul, amcası Ludwig’in ailenin en delisi olduğunu söylemişti. Bir mültimilyonerin köy okulunda öğretmenlik etmesi kadar sapıkça bir şey olabilir mi, diye sormuştu. (s. 76)

…ödüller insanı yüceltmez, ilk ödülümü alırken de aynı şeyi düşünmüştüm, tam tersine alçaltır, hem de en utanç verici biçimde.

…ödül insana daima bu alandaki en yetersiz kişiler tarafından verilir. (s. 79)

Viyana kahvelerinden nefret etmiş ama gene de dönüp dolaşıp o nefret ettiğim Viyana kahvelerine gitmişimdir. (s. 100)

Aslında dünyanın hiçbir yerinde rahat edemeyen, sadece bulundukları yerden başka bir yere doğru giderken, iki yer arasında mutlu olan insanlardanım. (s. 103)

Wittgensteins Neffe
Türkçeleştiren: Fatih Özgüven
Metis Yayınları
Ocak, 1989



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder