16 Aralık 2011 Cuma

Halil Cibran – Ermiş

Halil Cibran – Ermiş



Mustafa, seçilen ve sevilen, kendi devrinde bir şafak olan, On iki sene Orfales şehrinde gemisini beklemişti.

Tepeye tırmandı, sisle birlikte gelen gemisini gördü.

Bir sessizlikler arayanıyım ben ve güvenle dağıtabileceğim hangi hazinayi buldum sessizliklerde.

Sevgi, ayrılık anına kadar kendi derinliğini bilmez.

Aşk, hiçbir şey vermez, kendinden gayrı ve hiçbir şey almaz, kendinden gayrı.
Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir, zira aşk kafidir.

Aşkın hiçbir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirebilmekten öte.

Ve birlikte ayakta durun, ama birbirinize çok yakın değil, zira mabedin sütunları ayrı durur.

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.
Onlar, hayatın kendisine duyduğu hasretin oğulları ve kızlarıdır.
Ve gerçi sizindirler ama size ait değiller.

Esirgemek, helak olmaktır.

Seni benim elime teslim eden kanun, beni daha kudretli bir ele teslim edecek.

Neşeniz, maskelenmiş kederinizdir.
Ve içinden kahkahanızın yükseldiği kuyunun ta kendisidir
Çoğu zaman
Gözyaşlarınızla doldurulmuş olan…

Keder, varlığınızı ne kadar derin deşerse
O kadar çok neşe sarmalarsınız.

Evler, sizin daha geniş gövdelerinizdir.

Sizler, kanunlar koyarken keyif alırsınız, ama onları çiğnerken daha çok keyif alırsınız.

Sakın hakikati buldum demeyin, daha ziyade bir hakikat buldum deyin.

Dostunuz, sizin cevap bulan ihtiyaçlarınızdır.

İçinizde öyleleri var ki, yalnız kalma korkusu yüzünden geveze birisini arar.
Yalnızlığın sessizliği gözlerine kendi üryan benliklerini aşikar eyler ve onlar kaçmaya kalkarlar.

Ve aranızda öyleleri var ki, ne arayacak denli gençtirler ne de hatırlayacak kadar ihtiyar, ve arama ve hatırlama korkuları içinde onlar bütün hazlardan kaçınırlar.

Güzellik, bir aynada kendini temaşa eden ebediyettir.

Sizi en küçük hareketlerinizle ölçmek, okyanusun gücünü köpüğün zayıflığıyla hesap etmektir.


Çeviren: İlyas Aslan
Kaknüs Yayınları, 4. Baskı, Mart 2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder