11 Haziran 2016 Cumartesi

Geoff Boucher – Adorno

Geoff Boucher – Adorno
Yeni Bir Bakışla
 
Birinci bölüm: Adorno’nun toplumsal ve kültürel kuramını,
İkinci bölüm: sanat ile toplum arasındaki bağlantıyı,
Üçüncü bölüm: Adorno’nun estetik kuramını,
Dördüncü bölüm: Adorno’nun postmodern kültür bağlamında süregelen önemini soruşturuyor.

Adorno’ya göre “başyapıt” kendi kendine yeterli form, geleneksel sanata aittir; özgürleşmiş sanat ise bunu reddeder. Zira müzikal malzemenin tarihsel gelişimi bağımsız eserlerin aleyhine olmuştur. (s. 11)

Adorno’ya göre kapitalizm hem gayri-insani hem de anti-liberaldir. Kapitalizm liberal hümanizmin altını oymuş ve faşizmi mümkün kılan koşulları yaratmıştır.

Aydınlanmanın Diyalektiği totaliter tahakkümün gerçek nedenlerini ortaya çıkarma iddiasındadır.
Aydınlanmanın bilimsel rasyonalitesi, insanlığı doğal ihtiyaçlardan ve bunlara eşlik eden dinsel hurafelerden özgürleştirmeyi amaçlıyordu.
Aydınlanma rasyonalitesinin metodolojik teknikleri bir toplumsal usule dönüşür. (s. 13)

(tahakküm / demonooji / öznenin sonu)

Adorno’nun umudu modernist sanattadır,
(çünkü) İyi bir dünyaya dair ütopik arzuyu canlı tutar. (s. 17)

Eleştirel negatiflik / ütopik uzlaşma

Diyalektik felsefede, negatif veya belirlenmiş olumsuzlama tüm değişimin temeli ve insan özgürlüğünün ilerlemesinin anahtarıdır. (s. 19)

Standart diyalektik mantıkta olumsuzlamanın olumsuzlaması sonucunda olumlu uzlaşmanın ortaya çıkışı mantıksal zorunluluğun ve tarihsel kaçınılmazlığın gereğidir. Adorno’ya göre ise pek öyle değildir.
İlerlemenin / acıya ihanet etmesi ve (…) bireyi ihmal etmesi nedeniyle…
Adorno’ya göre diyalektik negatifte kalmalı. (s. 20-21)

1918-1933 / Weimar Cumhuriyeti / kültürel modernizm / ekpresyonizm

Özgürleşmek / korkudan kurtulmak

Adorno, varoluşçuluğun toplumsal varoluşu tam olarak kabule yanaşmadığını savunur.
Adorno’ya göre, yeni bir ahlak yenilenmiş bir kültürle desteklenmeliydi.
Estetik Teori başlıklı eseri bu amaca hizmet eder. (s. 25)

Kolektif emek / Adorno’ya göre bu da doğanın hammadde olarak sömürülmesi ve bireyin bir ölçüde göz ardı edilmesi anlamına gelir.

Atonal müzik (bireyi ritimden uzaklaştırıyor, uyarıyor) / fenomenoloji (bireyi kavramlardan uzaklaştırıyor, uyarıyor)

Fenomenoloji içinde irrasyonel bir akım, varoluşçuluk zuhur etti.
Varoluşçuluk akla karşı deneyime bağlanmayı öneriyordu. (s. 29)

Birinci Bölüm: Negatif Diyalektik
Kapitalizmde para bir “eşdeğer” veya dolaşım aracı olarak iş görür.
Nitelik açısından benzer olmayan şeylerin (farklı nesnelerin) nicel benzerlik (para cinsinden) dolayımıyla değişimini mümkün kılar.
Sonuçta, kişiler arasındaki ilişkilerin tümü “bencil hesaplamaların buzlu sularında boğulup gider.” (s. 39)

Hayatını değiştirmek zorundasın

Ekspresyonizm kapitalizmin krizine ait olan çözülme deneyimini yansıtmaktadır. (s. 43)

Kapitalist toplum feodal düzenin kalıntılarından kurtulur kurtulmaz burjuva sanat tartışmasız radikal potansiyelini kaybetmiştir.
Burjuva sanatının hakim damarı topluma karşı eleştirel negatifliğini yitirince (…) resmi bir olumlayıcı kültür halini aldı. (s. 51)

Bir zamanlar sanat iktidar karşısında dile getirirken, artık (…) bilindik olanın tekrarını sunarak kendini toplumsal gerçekliğe uydurmaktadır. (s. 52)

(Uygarlığın Huzursuzluğu) Freud’un savı, uygarlığın ilerlemesi ile birlikte giderek artan oranda “içgüdülerin doyumundan vazgeçilmesinin” söz konusu olduğudur.

Kapitalist / toplumu dolduran potansiyel olarak nevrotik bireylerin daimi üretkenlik artışı taleplerine duydukları hıncı irrasyonellik patlamaları ile dışa vurmaları beklenmelidir.
(Günah keçisi / huzursuzluğun yardımcısı)

Sanatsal mimesis / nesneyle bilinçdışı bir libidinal bağlanmayı içerir.

Aydınlanma
Dünyayı matematik formülüne indirgeyen bilgi biçimleri vesilesiyle (…) insan doğasının giderek daha fazla bastırılmasına yol açmıştır. (s. 57)

Araçsal akıl
Doğanın dönüştürülmesi sürecinde ortaya çıkar.

Pozitif diyalektik akıl, doğrudan araçsal aklın karşısına çıkartılabilir.
Marcuse’ye göre, Hegel’in anlamanın biçimsel sınıflandırmaları ile aklın diyalektik mantığı arasında yaptığı ayrım bu karşıtlığı barındırır.

Negatif diyalektik / kavram ve nesne arasında bir çelişki(ye atıf yapar, bunu işaret etmek ister)

Negatif diyalektik, mantık ve toplumdaki çelişki momentlerini düşünce ile maddilik arasındaki karşılaşmanın olarak tespit eden diyalektik akıl yürütme olmalıdır.
Negatif diyalektik deneyimdeki çelişkileri çözmeyi reddeder, aksine (…) çelişkilerin sonuçlarını araştırır.
Negatif diyalektik, “özdeş-olmayanı” düşünme çabasıdır.

Yargı, bir varoluşun bilişsel eyleme bir tikel olarak getirilmesi anlamına gelir.

Özdeşlik düşüncesinin içinde yerleşik olan yargı (…) tikel örneklerin genel kurallar içinde sınıflandırılmasıdır. (s. 61)

Mimesis algılamanın kalbidir
Özne nesneyi bir şey olarak “taklit eder.”
Adorno’nun (…) kurgusunda mimesis iki bileşene ayrılır.
Biri bilginin tarihidir.
Diğeri sanatın tarihidir.

Negatif diyalektik akla mimesis bileşenini yeniden taşır.

İkinci Bölüm: Adorno’nun Modernizm Tarihi
Rasyonelleşme / ileri gider

Rasyonelleştirme ve sahicilik
Adorno’nun sanat tarihini yeniden kurgulayışının temelinde bu iki kutup arasında bir diyalektik çatışma olduğu fikri yatar.
Rasyonelleşme ilerici iken sahicilik nostaljik ve gericidir. (s. 64)

Rasyonelleşmenin karşıt kutbu sahiciliktir.
Adorno’ya göre, Stravinski yabancılaşmış öznenin amaçlılığının karşısında modernizmin tekniklerini kullanır.

Modern rasyonelleştirme, niteliğe dair maddi farkları (özdeş olmayanı) doğal çevrenin ve bireysel eşsizliğin özünü bir köşeye kaldırarak soyut, formel, yarı matematiksel sistemler oluşturan nicel, ideal benzerliklere (özdeşlik düşüncesi) indirger.
Bu durumda modern düşüncede iki kutup oluşur: boş, soyut, formel rasyonellik ve buna karşı bir tepki, doğrudan doğallığa, öze ve eşsizliğe, kısaca “sahiciliğe” dönmek isteyen, aklı topyekûn bir kenara bırakan romantik arzu. (s. 79)

Üçüncü Bölüm: Estetik Teorisi
(Beckett) araçsal aklın savaş sonrası dünyayı bütünüyle tahakkümü altına aldığı nihai anı temsil eder.
Soyut ekspresyonizm / Rothko (s. 90)

Adorno’ya göre yaratıcı praksis, doğanın işe yaramaz şeylere dönüştürülmesi –safi oyun- iken, toplumsal emek doğanın ticari değişim amacıyla işe yarar nesnelere dönüştürülmesi demektir.
İnsani bir varoluş ise doğal çevreyle oyunlu bir uzlaşmadır. (s. 100)

Sanat toplumun antitezidir.

Sanatın mutluluk vaadi (…) mutluluğun praksisin ötesinde olduğu anlamına da gelir.
Sanat arzular, hep var olanın ötesine işaret eder, olumsuzlamayla yani, toplumsal eleştiri ve uzlaşma beklentisiyle temelden ilişkili olması da bundandır. (s. 107)

Adorno kapitalizmde söylemsel (bilimsel) bilgi ile söylemsel olmayan (sanatsal) bilgi arasında diyalektik olduğunu savunur. (s. 111)

Dördüncü Bölüm: Bugün Adorno
…özneler arasında bir diyaloga değil de (özne-nesne diyalogundan) kurtulmanın bir yolu olarak felsefede dile dönüş…

Aileyle birlikte (…) bireyi (…) üreten son direniş de yok olur.
Böylesi bir “kolektivist” babasız toplum, toplumsal bir alternatif geliştirebilecek bireyler arasındaki doğal şefkati geliştirmek imkânından koparılmış, aşksız çiftleşme ve otoriter manipülasyondan ibaret, sıradan bir Cesur Yeni Dünya’dır. (s. 134)

(Habermas’ın) İletişimsel Eylem Kuramı (…) modernliği kurtarma çabasındaki özgürleştirici niyetlerinin, araçsal aklın bütüncül sistemi ve burjuva bireyin çözülmesine dair tezlere boğulmadan, nasıl sürdürebileceği sorusuna iki temel yanıt verir.
İletişimsel eylem kavramı diyalogun özne-nesne rasyonelliğini (veya öznelerarasılığı) modern dünyada bilimsel, ahlaki ve estetik aklın özgün safhalarının gelişimi bakımından açıklar. Bunlar araçsal aklın karşıtıdır ve (…) ona karşı özgürleştirici bir alternatif sunar. (s. 135)

---

Türkçeleştiren: Yetkin Başkavlak
Kolektif Yayınları
Mart 2013



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder