28 Eylül 2016 Çarşamba

Psikolojiye Giriş: Öğrenme

Öğrenme
Öğrenme her türlü deneyimi içeren ve tüm yaşam boyu devam eden bir süreçtir.
Öğrenme, davranışlarda bir değişikliğin meydana gelmesidir (bilip de yapmamak hariç).
Psikolojide öğrenme genel olarak bağsal öğrenme ve bilişsel öğrenme başlıkları altında incelenir. Psikologlar iki olay ya da iki uyaran arasında bağ kuran öğrenmeye koşullama adını verirler. İki tür koşullama mevcuttur: klasik koşullama ve edimsel koşullama.

Klasik Koşullama: Herhangi bir otomatik tepkiye yol açmayan nötr bir uyarıcının, otomatik bir tepkiye yol açan başka bir uyarıcı ile ilişkilendirildiği bir öğrenme türüdür.

Koşullu Uyarıcı: Önceleri otomatik bir tepki uyandırmayan nötr bir uyarıcı iken klasik koşullama sürecinde koşulsuz uyarıcıyla ilişkilendirilen bir uyarıcıdır.

Genelleme: Orijinal koşullu uyarıcıya benzer uyarıcının aynı koşullu tepkiyi ortaya çıkarmasıyla sonuçlanan bir süreçtir.
Genellemenin temelinde koşullu uyarıcıya benzerlik olduğu için, orijinal koşullu uyarıcıya benzerlik arttıkça koşullu tepkinin ortaya çıkma olasılığının arttığı, benzerlik azaldıkça koşullu tepkinin ortaya çıkma olasılığının azaldığı söylenebilir.

Yüksek Dereceden Koşullama: Nötr bir uyarıcının, başka bir koşullu uyarıcı ile eşlenerek, koşullu tepkiyi ortaya çıkarma sürecidir.

EDİMSEL KOŞULLAMA
B.F. Skinner bir etki üretmek için yaşadığımız dünya üzerinde birtakım edimler gerçekleştirdiğimiz bu tür davranışlara edimsel davranış adını vermiştir. Bu tür davranışların öğrenilme mekanizmasını ifade etmek için de edimsel koşullama terimini kullanmıştır.
Tarihsel olarak, Skinner’ın edimsel koşullama olarak adlandırmasından önce, bu tür öğrenmeyi ilk olarak ortaya çıkaran kişi Edward Lee Thorndike’dır.
Edimsel koşullamayı tanımlayan temel ilke şudur: davranış, ürettiği sonuçlar tarafından kontrol edilir.
Pekiştirme: Bir davranışın tekrar olma olasılığını arttırma işlemidir.
Pekiştireç: Bir davranışın tekrar olma olasılığını arttıran durum ya da nesnedir.
Ceza: Davranışın olumsuz bir sonucudur ve davranışın tekrar olma olasılığını azaltır.
Organizma eğer kendi doyumuyla sonuçlanan bir davranış yapmışsa, yani davranışı sonucunda pekiştireç almışsa aynı davranışı tekrar yapacaktır. Ancak eğer davranışı sonucunda organizma acı veren bir uyarıcı almışsa, yani cezalandırılmışsa organizma aynı davranışı gelecekte ya daha az yapacak ya da hiç yapmayacaktır. Hem pekiştirme hem ceza olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılırlar. Olumlu pekiştirme edimsel davranıştan sonra organizmaya ödül vermektir. Olumsuz pekiştirme ise organizmayı olumsuz durumdan çıkartarak rahatlamasını sağlayan pekiştirmedir. İster olumlu olsun ister olumsuz olsun pekiştirme davranışın tekrar olma olasılığını arttırır.

BİLİŞSEL ÖĞRENME
Gestaltçı psikolog Wolfgang Köhler 1920’lerde şempanzeler üzerinde bir dizi öğrenme deneyi gerçekleştirdi ve o zamandan bu yana, bu kavrama konusundaki bu deney sonuçları bilişsel öğrenmenin kanıtı olarak gösterilmektedir.
Kavrama: Deneme-yanılmaya değil, iç-görüye dayanan bir öğrenme türüdür.


Gözlem yoluyla öğrenme konusunda Bandura’nın 1961’de gerçekleştirdiği “Bobo bebek” deneyi, psikoloji tarihinin en ünlü deneylerinden biridir. Bu deneyde, Bandura üç grup anaokulu çocuğuna bir video film izlettirmiştir. Her üç grup da seyrettiği davranışları öğrenmiştir.
---
Psikolojiye Giriş
Editör: Prof. Dr. Sezen Ünlü
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın nu: 2325
Ekim 2011, Eskişehir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder