Yalçın Küçük - Çıkış 2. Cilt - Notlar
Tekin Yayınları, 2015
Önsöz
Osmanlı / kurucu isim Osman değil, Türkçe ve Moğolca kökenli
olan Ataman'dır.
Zafer Toprak: Cumhuriyet'in kuruluşunu, Jön Türk Devrimi'nin
bir devamı olarak laik ve bilimsel bir temelde anlattı
Kuzguncuk: "Kudüscük"
Türkiye'nin Musul ve Suriye ile birleşerek büyümesi gerekir aksi
halde parçalanır.
Birinci Sure - Gizli Tarih Kuzguncuk
Kuzguncuk'ta 6/7 Eylül Yangından ve Soygundan Yahudilerimizi Koruma
Kuzguncuk sadece bir semt değil, bir model (rüşeym)
İzmir Yangını'nda (1922) olduğu gibi, 6-7 Eylül'de de Yahudi
evleri önceden belirlendi ve korundu
6-7 Eylül olayları bir "çapulcu işi" değil,
Türkiye'yi Hristiyanlardan (Rum ve Ermeni) arındırma ve yobazlaştırma
operasyonudur.
Varlık Vergisi ve Holocaust İlişkisi
Hitler'in Balkanlar'a indiği dönemde, Yahudi vatandaşların
Batı sınırından (İstanbul/Trakya) alınıp Doğu sınırına (Erzurum/Aşkale)
taşınmasını, olası bir Nazi işgalinde onları Sovyetler Birliği'ne geçirmek için
yapılan bir hayat kurtarma operasyonu
İkinci Sure - Ancien Regime
Erdoğanlar: Korktular Hemen İdam Edemediler ve Kaybettiler
Türkiye tarihinde her büyük ekonomik kriz (1946, 1958, 1970,
1980) bir rejim değişikliği veya darbeyle sonuçlandı
2001 krizi de AK Parti iktidarının önünü açtı.
(Ergenekon, Balyoz)
Sanıklar, "Eski Rejim"in (Kemalist Cumhuriyet)
memurları, askerleri ve aydınlarıdır. Yeni rejim, eski rejimin yasal olan
fiillerini (gazetecilik, askerlik vb.) suç sayarak tasfiye etmektedir.
1748 / Kanunların Ruhu’nun yayımlanmasıyla "Filozoflar
Partisi" doğdu
Aydınlanma’nın ana damarı Spinoza’nın dine ve Tevrat’a
yönelik rasyonalist eleştirileri
Alman hukukçu Günther Jakobs’un teorize ettiği "Düşman
Ceza Hukuku" (Feindstrafrecht) kavramı Silivri yargılamalarının (Ergenekon/Balyoz)
temel işletim sistemi
Üçüncü Sure - Ahlak Teorisine Dönüş
Artık Demokrat ve Ahlaksız Adamlarız
Montesquieu ve Rousseau, demokrasinin ancak "tanrılara
ve meleklere" uygun, kusursuz bir rejim olduğunu savunurken; Robespierre
bu "bozulmazlık" (in-corruptible) sıfatını yeryüzünde, siyasi gücü
özel çıkarı için kullanmayarak somutlaştırmıştır.
Demek ahlak deyince keskinlik ve bozulmazlık arıyoruz...
Ahlak tutarlılık istiyor; bozulma başlayınca yayılarak, hızlanarak ilerlemesi
çok kolaydır.
Devrimdeki şiddetin kaynağı Aydınlanma teorisi değil, egemen
sınıfların ayrıcalıklarını bırakmamak için gösterdiği dirençtir.
Robespierre, özel çıkar ile kamu çıkarı arasında bir seçim
yapmış, ancak "kamu çıkarını inadı ve bozulmaz kişiliği ile
koruyabileceği" yanılgısına düşmüştür.
Bilgi, özgürlüğün ve dolayısıyla ahlakın anahtarıdır.
Machiavelli ve Hobbes, demokrasinin kısa sürede demagoglar
eliyle oligarşiye veya kaosa döneceğini savunarak merkezi otoriteyi (mutlak
krallık) tercih etmişlerdir.
Rameau’nun Yeğeni: Bu eser, 18. yüzyıl Fransa’sının
çürümüşlüğünü bir "hiçkimse" olan yeğen Rameau üzerinden anlatır.
Rameau, ahlaksızlığını son derece normal gören, dalkavuklukla geçinen bir
figürdür.
Yoksulluk, insanı hayatta kalmak için onurundan vazgeçmeye,
"pandomim" yapmaya zorlar.
Yoksul adam başkaları gibi yürümez: Sıçrar, yaltaklanır,
kıvranır, sürüklenir, ömrünü çeşitli pozlara girmekle geçirir.
Rousseau'ya göre insanların özgür olmaları başka yollarının
olmadığı bir düzende ahlaka varılabilirdi. Rousseau ve Robespierre, insanlığa
özgürlüğe mahkum etmek istediler.
İngiliz halkı kendini özgür sanıyorsa da aldanıyor, hem de
pek çok; o ancak parlamento üyelerini seçerken özgürdür: Bu üyeler seçilir
seçilmez, İngiliz halkı köle olur, bir hiç derekesine iner.
Tehlike, hükümdarın kendi yetki ve ayrıcalıklarını
unutmasında değil, tebaasının kendi haklarını unutmasında yatar.
Pislik İçindeki insan bir süre sonra pis'i gıda biliyor.
Alain Touraine Robespierre'i ve cumhuriyetçi düşünceyi
"terörün kaynağı" olarak sunar. Kamu çıkarını gözeten "genel
irade" kavramını, azınlığın çoğunluk üzerindeki baskısı olarak niteler.
Touraine'e göre Cumhuriyet "devletçi ve baskıcı"
iken, Demokrasi "sivil ve özgürlükçü"dür. Ancak metin, buradaki
"sivil" kavramı aslında "özel çıkar ve tekelleşme" anlamına
gelir.
'İnsan', yalnızca, özel çıkara Başkaldıran İnsan’dır.
Dördüncü Sure - Yazarlarımız Var
Birinci Bölüm - Zafer Hoca: Cumhuriyette Doktriner Zafer
Cumhuriyet fikren ve kurumsal olarak 1908 İkinci Meşrutiyet
ile doğmuştur. Bu dönem, sadece siyasi değil, sosyal (feminizm, popülizm) ve
ekonomik (milli iktisat) dönüşümlerin de tohumlandığı yerdir.
Türkiye'nin 1930'lardaki devletçiliği ve planlı ekonomisi;
ABD’nin New Deal'ı, Sovyetler’in Planirovaniya'sı ve Almanya’nın otoban/inşaat
hamleleriyle aynı "küresizleşme" dalgasının bir parçasıdır.
Cumhuriyet, 1923'te gökten inmemiş; Balkan Harbi (1912),
Cihan Harbi ve Milli Mücadele'den oluşan kesintisiz bir on yıllık kavgada
yoğrulmuştur.
Atatürk döneminde ortaokul ve lise kitaplarında insanın
kökeni Darwinist bir evrim kuramı (Hayat Zinciri) ışığında anlatılıyordu.
Atatürk’ün ölümünden hemen sonra (İnönü döneminde),
Şemsettin Günaltay gibi figürlerin etkisiyle bu bilgiler müfredattan silinmiştir.
12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin ardından ordu Kemalizm'den
koptu / 12 Eylül sonrası ordu Türk-İslam Sentezi"ne eklemlendi
İkinci Bölüm - Güngörmüş Yoksul Düş-Müş & Prens Olmuş
Güngör Uras
Güngör Uras, TÜSİAD'da genel sekreterlik yaparak Türk
sermaye sınıfını (Vehbi Koç, Vitali Hakko) bir "kurum" haline
getirmiş, onlara bir nevi "mürebbiye"lik yapmıştır. Bu dönem,
sermayenin siyaseti doğrudan belirlemeye başladığı bir dönüm noktasıdır.
Türkiye ekonomisinin bugün dayandığı üç ayağı (Turizm,
İnşaat, Tekstil) "katma değeri düşük, ahlakı bozucu ve çocuk işçiliğine
dayalı" sektörler
Beşinci Sure - Bir Pagan Kuruluş
Okan İrtem Bizans kaynaklarında kurucunun isminin
"Osman" değil, Türkçe olan Atman/Ataman olarak geçtiğini vurgular.
Bu, beyliğin başlangıçta İslami bir karakterden ziyade, saf bir Türkmen
karakteri taşıdığının en büyük kanıtıdır.
Dönemin Bizans tarihçilerinin (Pahimeres, Kantakuzenos)
"kutsal bir savaştan" hiç bahsetmemesi, "Gaza"
ideolojisinin aslında Osmanlı güçlendikten sonra, 15. yüzyılda geçmişi meşrulaştırmak
için uydurulmuş bir kurgu olduğunu düşündürür.
Halil İnalcık:
1940'ların Soğuk Savaş ikliminde yetişmiş, Osmanlı'yı bir "İslam
Savaşçısı" (Gazi) olarak dünya sahnesine oturtan "Türk-İslam
Sentezi"ne yakın bir tarih projesi inşa etmiştir. Bu proje, İrtem'e göre
Bemard Lewis gibi isimlerin de (Türkiye'yi İslam coğrafyasına hapsetme
arzusuyla) desteğini almıştır.
Selçuklu sarayının Farsça hayranlığına (Keyhüsrevler,
Keykubatlar) karşı, Moğol istilasının Anadolu'ya saf bir Türklüğü ve Türkçe
isimleri geri getirdi
Spandounes’in aktardığına göre Ataman, ilahi bir
atanmışlıkla değil, bölgedeki "çete reislerinin" Bizans’a karşı
birleşme zorunluluğuyla, ortak onayla seçtiği bir başbuğdur.
Fatih'in şehrin ismini değiştirmemesi ve "Kayzer-i
Rum" unvanını alması, bir modelin (Roma) yıkılması değil, el
değiştirmesidir.
Moğolların 1258'de Bağdat'ı yerle bir edip halifeyi
öldürmesiyle, İslam dünyası siyasi ve ruhani bir "model" olma vasfını
yitirmiştir.
Türkler İslam'ı Araplardan değil, İranlılardan (Fars
kültürü) öğrendi.
Türkmen boylarının Müslümanlığı "İslam cilası altındaki
Şamanizm"dir. Bu yapı, Sünni dogmadan ziyade, Budizm, Maniheizm ve
Hıristiyanlık unsurlarını harmanlayan "bağdaştırmacı" (senkreti) bir
sufi İslam’ıdır.
Osmanlı’nın toprak düzeninin (Tımar) aslında Bizans’ın
Pronoia sisteminin bir kopyasıdır.
Bir Moğol hanının sırasıyla Hıristiyan, Budist ve Müslüman
olması, dinin göçebe dünyasında "çıkarılabilir bir kılıf" gibi
görüldüğünü simgeler (Olcaytu Han).
II. Kılıç Arslan’ın Haçlı ordusuyla (Friedrich Barbarossa)
anlaşması, dönemin Sünni dünyasında Selçukluların "laçka Müslüman"
olarak anılmasına neden olmuştur.
Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu Bitinya bölgesi, 1240’taki
büyük Babai İsyanı’ndan sağ kurtulan heteredoks Türkmenlerin sığındığı bir
"uç" bölgesidir.
Abdalân-ı Rum: Osmanlı’nın ilk fetihlerine eşlik eden bu
dervişler, aslında Babai kadrolarının ikinci kuşağıdır.
Kuruluş yıllarında Osmanlı, Aydınoğulları veya
Germiyanoğulları kadar zengin, güçlü veya "prestijli" bir beylik
değildir.
Osmanlı’nın arkasında, Türkmenlerle arası bozuk olan güçlü
Germiyan Beyliği bir duvar gibi durmaktadır. Bu durum, Osmanlı’yı mecburen Bizans
içlerine ve yerel Hıristiyan unsurlarla işbirliğine itmiştir.
Germiyan, Karaman ve Aydınoğulları gibi beylikler; hem daha
zengin, hem de deniz gücü ve ticari yollar üzerindeki hakimiyetleri nedeniyle
"sergüzeştçi" (maceracı) savaşçıları kendilerine daha kolay
çekiyordu.
Osmanlı’nın ilk yüzyılında şehirli Sünni ulemanın ve
tarikatların (Mevlevilik gibi) bölgede esamesi okunmaz.
Atlı göçebe kuvvetlerin kale kuşatmalarındaki başarısızlığı,
Orhan Bey’i düzenli bir "Yaya" (piyade) ordusu kurmaya itmiştir.
Bu piyade gücü ve bürokrasinin ihtiyaç duyduğu insan
malzemesi, Anadolu’dan gelmeyen Türkmenler yerine, yerli Rum ve Slav nüfustan
devşirilmiştir.
Altıncı Sure - İlk Hedefimiz: İkinci Cumhuriyet
Devrimci Durumdayız: Çözüm Yine Cumhuriyet Daha Laik & Daha Halkçı
& Daha Eşit
Türk-İslam Sentezi / azılı cehalet
İmam-Hatipler / cahil atölyeleri
Yedinci Sure - Elveda Ertuğrul
Birinci Bölüm - Ertuğrul’un İhaneti
Ertuğrul Özkök
Yuri Gagarin’in uzaya çıkışı, Che Guevara’nın dağlardaki
savaşı, Sartre’ın Nobel’i reddedişi
İkinci Bölüm - Harbiye'nin Zaptı
…
Üçüncü Bölüm - Aydınların Başkaldırısı: 1984
Diktatörlük döneminde tarafsızlık, akıl yitimine varan bir
geri çekilmedir.
Sekizinci Sure - Ağam Kemal
Yaşar Kemal “Okur-Yazar” Mı, Hayır ve Sadece “Yazar”
Kemal Sadık Göğceli’den Yaşar Kemal’e
Dünyanın yoksul ve küçük insanlardan kahramanlar beklediği
bir dönemde İnce Memed'in çıkışı, Yaşar Kemal’i evrensel bir simge haline getirdi.
Türk edebiyatının altın çağı / 1935-1950 arası
Dokuzuncu Sure - Üç Kitap İle Üç Üniversite
Sabetayizm & Judaism & Yobazizm: Davıd Bayar & Ezra Oz &
Mim Özyürek
Din, "kendini bulamamış insanın öz-bilincidir.
Nilüfer Göle ve "Modern Mahrem" eleştirisi
İsim Bilimi (Onomastique) ve kimlik analizi
Sabetayist topluluklarda evlilik, cemaatin bekası için
kritik bir ritüeldir
Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya / Huxley’de
"Epsilonlar", laboratuvarda oksijeni az verilerek zekası
geriletilmiş, sadece en alt işleri yapmak için "şartlandırılmış"
varlıklardır.
Kılıçdaroğlu / siyasi bir "Epsilon"
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder