11 Ocak 2017 Çarşamba

Türkiye'de Sosyoloji: Türkiye’de Sosyolojinin Kurumsallaşması

Türkiye’de Sosyolojinin Kurumsallaşması
İnsan birlikteliklerinin temel birimleri sosyal kişiler ve farklı kurumsallaşma seviyelerindeki kolektif kişiliklerdir. Sosyal kişiler toplum içinde işgal ettikleri sosyal pozisyonlarda o pozisyonla bağlantılı rolleri oynayan kimselerdir. Kolektif kişilikler ise kurumsallaşmış ya da kurumsallaşma yolunda adımlar atmakta olan sosyal yapılanmalardır.

Sosyal ilişkiler kapsamı bakımından mikro, mezzo ve makro gibi kademelerde incelenebilirler. İlişki/etki doğrudan ve minimal ise mikro, ilişkiye dahil olan kişi sayısı çok fazlaysa makro olarak adlandırılır.
Mezzo ve makro ölçekli ağlarda sunum ile sunucusu arası bağ zayıflamış, giderek kopmaya yüz tutmuştur. Sunum ve sunucusu arası bağın kopmaya başlamasıyla sosyal hayat da karmaşıklaşmaya başlar.
Kurumsallaşma sunumların sunucularından kopmasıyla, anonim muhataplar tarafından yeni değerlendirmelere konu edilmesiyle başlar. Sosyal süreçler tekil sosyal birimleri aşan eyleşmeler dizisidir. Dolayısıyla, sosyal bir olgunun incelenmesinde makro veya mikro perspektifler tek başlarına yeterli olamazlar.

SOSYOLOJİNİN TÜRKİYE’DE KURUMSALLAŞMA ALANLARI
Kitaplar bir bilim dalının kurumsallaşmasının çok önemli bir alanını teşkil eder. Bilimsel bir kitap başlı başına bir kurumsallaşmış kişilik arz eder.
Sosyolojiye merakların odaklandığı dönem olan 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin entelektüelleri siyasi olarak da aktif bir konumda idiler. Toplumu tanımayı toplumu dönüştürmek için de istemekte idiler.
Türkiye’de başlığında “sosyoloji” yazan ilk kitap, Fransızcadan Türkçe’ye yapılmış bir çeviridir. Kitabın yazarı Emile Bougle’dir (Yayın tarihi 1912 (1328). Mütercimi Mustafa Suphi’dir. Hilmi Ziya iddia eder ki Suphi Ethem’in 1911 yılında manastırda yayınladığı “Sosyoloji” başlıklı bir kitap daha vardır.
Türkçe’deki ilk sosyoloji ders kitabı ise Ziya Gökalp tarafından yazılmıştır. 1927 yılında liselerde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmıştır.

Dergilerdeki makaleler o alandaki en yeni bilgileri sunar. Dergiler bilgilenme kadar tartışma zeminleridir de. Kapağında sosyoloji kelimesi olan ilk derginin adı “Ulum-i İktisadiyye ve İçtimaiyye Mecmuası”dır. Dergi 1908-1911 yılları arasında yayımlanır. Dergi 27 sayı devam etmiştir.
İstanbul Üniversitesi bünyesinde hazırlanan “İçtimaiyyat Mecmuası” günümüzde  “Sosyoloji Dergisi” adıyla yayına devam etmektedir. Günümüzde bazı üniversitelerin Sosyoloji Bölümleri’nin yayımladıkları dergiler de vardır. Üniversiteler dışında özel yayınevleri tarafından “Toplum,” “Toplum Bilim” gibi adlarla yayımlanan saygın dergiler de bulunmaktadır. Alanın önde gelen bir diğer dergisi Sosyoloji Derneği tarafından 2002 yılından beri hakemli olarak yayımlanan “Sosyoloji Araştırmaları Dergisi’dir.

İlk Sosyoloji Derslerinden Günümüze
Türkiye’de ilk sosyoloji dersinin ne zaman ve kimin tarafından verildiği tartışmalıdır. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nü 1914 yılında Ziya Gökalp kurmuştur. 1915-1919 yılları arasında Ziya Gökalp; 1919 tarihinden itibaren Necmettin Sadık (Sadak) sosyoloji kürsüsünde bulunmuş ve dersler vermişlerdir.
Türkiye’deki üniversitelerde Sosyoloji Bölümleri günümüzde Edebiyat, Fen-Edebiyat Fakülteleri bünyesinde açılabilmektedir. Bazı özel ve vakıf üniversitelerinde ise İnsanî Bilimler Fakültesi çatısı altında yer aldığı gözlenmektedir.
Felsefe Bölümü’nden bağımsızlaşan ilk Sosyoloji Bölümü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’dür. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdarî Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü ise doğrudan doğruya bağımsız bölüm olarak kurulan ilk Sosyoloji Bölümü’dür (1964).

Türkiye’deki Sosyoloji Bölümleri şu Anabilim Dalları’ndan oluşmaktadır:
• Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı
• Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalı
• Toplumsal Yapı ve Değişme Anabilim Dalı
• Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı
• Sosyometri Anabilim Dalı

• Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı ile Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalı
- kavram-kuram yönelimli temel araştırma ve inceleme yapar,
• Toplumsal Yapı ve Değişme Anabilim Dalı ile Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı
- politika yönelimli uygulamalı araştırma ve inceleme yapar.
• Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı ile Toplumsal Yapı ve Değişme Anabilim Dalı
- makro ve mezzo boyutta araştırma ve inceleme yapar,
• Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalı ile Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı
- mezzo ve mikro boyutta araştırma ve inceleme yapar.

Kavram-kuram üretimini hedefleyen sosyolog için öncelikle önemli olan, yaşanan hayatı tutarlı ve tutunumlu kavramlar kullanarak zihinde yeni baştan kurabilmek ve sonra da bu kurguyu sözle ifade edebilmektir. Kavram-kuram yönelimli Temel Araştırmalar’ın sürekli yeni verilerle beslenmesi gerekir.
Uygulamalı Araştırma yapmayı hedefleyen sosyoloğun toplum yaşayışı içinde karşılaşılan sorunların tespiti ve çözümü konusunda yol gösterici olması, bu sorunların çözümü için politikalar önermesi beklenir. Politika-üretimi etkinliği, kamusal kaynaklar kullanılarak yürütülen bilim etkinliğinin kamuya olan borcunu kısa vadede ödemesinin bir yoludur.

İlk Sosyoloji Derneklerinden Günümüze
Bir bilim dalının kurumsallaşmasında önemli adımlardan biri de o bilim dalının dernekleşmesidir. Sosyolojiyi oluşturucu parçalarından biri olarak ilan eden ilk dernek Türk Bilgi Cemiyetidir. 1913 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Kurucuları arasında Ziya Gökalp de vardır.
Günümüzde Türkiye’deki sosyologları çatısı altında toplayan iki dernek bulunmaktadır. Bunlardan ilki Sosyoloji Derneği’dir. 1990 yılında Ankara’da kurulan Sosyoloji Derneği akademisyen sosyologlar kadar akademi dışında çalışan sosyologları da üyeleri arasına almaktadır. Uluslararası Sosyoloji Derneği’nde Türkiye’yi Sosyoloji Derneği temsil etmektedir.
Sosyologlara yönelik faaliyette bulunan ikinci dernek Sosyoloji Mezunları Derneği’dir.

Sosyolojinin Meslekleşmesi

“İşin sosyal bir değeri ifade etmesi” koşulu sosyoloğun topluma sunacağı uzmanlık bilgisinin toplumun bir soru veya sorunuyla bağlantılı olması gerektiğine işaret etmektedir. Sosyoloji öğretiminde sosyolog adaylarına bilgilerini sorunların çözümü için nasıl uyarlayabilecekleri öğretilmelidir.
---
TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİ
Editör: Prof. Dr. Çağatay Özdemir
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2638
2. Baskı, Nisan 2013, Eskişehir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder