31 Aralık 2014 Çarşamba

Susanna Tamaro – Kökler, Yollar ve Yitik Benler

Susanna Tamaro – Kökler, Yollar ve Yitik Benler


Duygusal yoğunluğu dikkat çekiyor ancak hiçbir orijinal yanı olmadığı için okurken zaman kaybına uğradığımı fark ettim. 

İsmini belirtmeyen anlatıcının canı sıkkın; hatta can sıkıntısı onun hayatında dikkat çeken tek şey. Ailesinin bir zamanlar yaşadığı kasabaya gidiyor. Orada tanıdığı kimse yok. Şehirde bunalmış ve şimdi bu küçük kasabada kendini biraz olsun iyi hissetmeyi umuyor. Rüyalarını anlatıyor. Ara sıra birilerinden söz ediyor: Bir zamanlarki kız arkadaşı Cecilia; kız akrdeşi Agnes (bir arabanın altında kalıp ölüyor), çocukluk arkadaşı Andrea ve annesinden söz ediyor. Ne anlatıyor peki? Ergen geyikleri işte…

Notlar
Otobüs hareket edeli neredeyse yarım saat oldu.
Arada sırada sizi düşünüyorum.
Yirmi beş yıl boyunca beni yok saymak istediniz… (s. 9)

Illmitz, köklerim oradaydı,

Kaldığı hanın adı: Schwarzer Adler
İşte benim hayat tarzım: bir şeye varmak ve hemen sonra huzursuzca onu terk etmek. (s. 16)

Bir an derin bir kayboluş yaşadım; uzakta olduğumu, herhangi bir mekâna ait olmadığımı, bunun geçici seyyahlığımdan değil, kaçınılması olanaksız bir kaderden kaynaklandığını biliyordum.

Beni asıl rahatsız eden şey, sağır edici gürültünün arasında yalnızlığın o incecik temasını işitmekti, (s. 17)

Yapacak işlerin yoksa zamanın içinde yaşamak zor.

Cecilia’nın sevdiğim yönü, bütün aptallıklarıma şaşırmasıdır.
Cecilia’yı eski bir koltuk gibi seviyorum.
Cecilia, yalnızlığımı dindirmeyi bilmiş olan tek kişidir. (s. 28)

Ben sadece hayalperest bir ödleğim.

…üniversitenin ilk yılını okurken annem zamansız bir şekilde hayatını kaybetti. (s. 47)

…köylerin küçük hayvanat bahçelerine benzediğini düşünüyorum; kötülük peşindeki bir hayvan gibi her birimiz bir kaderle doğuyoruz.
Herkes ne olduğunu ve ne olması gerektiğini biliyor.
Şehirde ise durum değişiktir; herkes kendisinin olduğundan farklı olabileceğine inanır; herkes yüce bir şeylerin peşindedir ve gündelik hayatı yaşamanın nasıl bir yücelik olduğunu anlayamaz. (s. 74-75)

Fotoğraf çekmekten nefret ederim: yakalanmış anların durağanlığı beni hep korkutmuştur…
Fotoğraf makinesi sanki artık genel kabul görmüş bir edepsizlik göstergesidir. (s. 94)

Illmitz
Türkçeleştiren: Eren Cendey
Can Yayınları

Aralık 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder