1 Aralık 2014 Pazartesi

Charles Taylor – Çokkültürcülük

Charles Taylor – Çokkültürcülük
Tanıma Politikası


Siyaset teorisinde alışılagelmiş anlamıyla çoğulculuk, toplumsal ve siyasal hayatta farklı toplum kesimlerinin örgütlü bir biçimde siyasal karar alma süreçlerine katılmaları, etkide bulunmaya çalışmaları biçiminde anlaşılmıştır.

Taylor felsefesinin içerdiği çoğulculuk anlayışı ise bundan farklıdır. Bu fark (…) çoğulculuğun sınırlarını aşmaktadır.
Yerleşik (…) çoğulculuğun bazı sınırları vardır. Bunlar fiziki ve sembolik olarak
Fiziki sınırlar (…) ulus-devletin ülkesidir.
Sembolik sınırlar ise (…) yurttaşlık anlayışı ile belirlenmektedir.

Taylor’ın çoğulculuk anlayışı ise (…) kültürel farklılıkların siyasal düzeyde tanınması ve eşit ölçüde saygıdeğer kabul edilmesi esaslarında tanımlanmaktadır. (s. 12)

Taylor’ın deyişiyle on sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren gelişmekte ola bir bireyselleşmiş kimlikten söz edebilmekteyiz.

…bu bireysel kimlik tek başına bireyin monolojik olarak değil, başkalarıyla diyalojik olarak oluşturduğu, dinamik, sürekli yeniden kurulan ve değişme potansiyeli içeren bir oluşumdur.

Çoğulculuk, (…) bu diyalojik kimlik oluşturma sürecinin önünü açacak biçimde, kültürel farklılıkların siyasal tanınmasına imkân vermek anlamındadır. (s. 13)

Giriş
Amy Gutman
Liberal demokrasiler (…) vatandaşlığı kapsamlı evrensel bir kimlik olarak göremez, çünkü (…) insanlar eşsizdir.

İnsan kimliği Taylor’ın ortaya koyduğu gibi diğer insanlarla, gerçek konuşmalarımız dahil, kurduğumuz ilişkilere yanıt biçiminde diyalojik olarak yaratılır. (s. 26)

Bireysel kimlikleri tanıyan bir toplum, müzakereci, demokratik bir toplum olacaktır, çünkü bireysel kimlik kısmen toplu diyaloglarla oluşturulur. (s. 27)

Entelektüel soruşturmaya adanmış topluluklar olarak, üniversiteler en büyük korumayı özgür konuşmaya sağlamalıdır. (s. 40)

Tanınma Politikası
Charles Taylor
Sahicilik
Herder, insan olarak her birimizin özgün bir varolma biçimimiz bulunduğunu öne sürdü.
Eğer kendime sadık kalamazsam, yaşamımın özünü kaçırmış olurum.

Bize kadar gelmiş olan güçlü ahlak ideali işte budur. (s. 46)

Tanımı gereği, bu varoluş biçimi, topluma dayanılarak ortaya çıkarılamaz; tersine içsel olarak yaratılması gerekir. (s. 47)

Toplumsal kimlik / ortak amaç / özgürlük / çatışma

…güçlü ortak amaçları benimsemiş olan bir toplum, liberal olabilir; yeter ki, özellikle ortak amaçları benimseyenlere karşı davranırken çeşitliliğe saygı gösterebilsin. (s. 68)

Çokuluslu toplumlar, büyük ölçüde bir gurubun başka bir gurup tarafından eşit değerde (algılanıp) tanınmaması nedeniyle parçalanabiliyor. (s. 72)

Franz Fanon,
…sömürgelerin ana silahının, kafalarındaki sömürgeleştirilmiş halk imajını, ezilen halklara zorla dayatmak olduğunu ileri sürer. Ezilen halklar, özgürlüklerine kavuşabilmek için, önce kendilerini bu aşağılayıcı öz-imajdan arındırmak zorundadırlar. (s. 73)

Yorum
Susan Wolf

Yorum
Steven C. Rockefeller
İnsanın etnik kimliği o kişinin birincil kimliği değildir.
…etnik kimlik, eşit değerde olmanın ve dolayısıyla eşit haklara sahip bulunma düşüncesinin dayandığı temel değildir.
Bir insanın ikincil konumda olan etnik kimliğini evrensel kimliğiyle aynı önem derecesine hatta onun üstüne yükseltmek, liberalizmin temellerini sarsmak ve hoşgörüsüzlüğe açılan kapıyı aralamak anlamına gelir.
Liberal kültürün amacı (…) etnik kimlikleri bastırmak değil, onlara saygı göstermektir. (s. 96)

Liberalizm kendisi için savaş veren bir inançtır ve kültürel açıdan tam bir tarafsızlık talebinde bulunamaz, bulunmamalıdır. (s. 98)

Yorum
Michael Walzer

Demokratik Anayasal Devlette Tanınma Savaşımı
Jürgen Habermas
…her hukuk sistemi (…) belli bir yaşam biçiminin ifadesidir.

Kimlik, Sahicilik, Hayatta Kalma
K. Anthony Appiah

Haz. Amy Gutmann
Yapı Kredi Yayınları

2. Baskı, Ekim 2005

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder