15 Mayıs 2024 Çarşamba

Necip Fazıl Kısakürek Düşüncesinde İnsan

Sultan Kömürcü - Necip Fazıl Kısakürek Düşüncesinde İnsan - Notlar

Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli, 2013

 

Necip Fazıl’ın hayatı, 1934 yılında Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıyla "öncesi ve sonrası" olarak ikiye ayrılır.

1904’te İstanbul’da doğan Kısakürek, Bahriye Mektebi ve Darülfünun Felsefe Şubesi gibi kurumlarda eğitim almıştır. Paris yıllarından sonra bankacılık yapmış, ancak asıl ününü edebiyat ve fikir adamı olarak kazanmıştır.

 

Varlık Olarak İnsan

Necip Fazıl, varlık felsefesini Allah, kâinat ve insan üçlemesi üzerine kurar.

Kâinat, Allah’ın bir tecelli planıdır.

İnsan, kâinatın merkezinde yer alan, eşya ve hadiselere tesir etme gücü verilen bir halifedir.

 

İnsan, ruh ve nefs gibi iki latif kuvvetin kalpte birleşmesinden oluşur.

 

Bilen Varlık Olarak İnsan

Aklı, "kuru akıl" ve "selim akıl" olarak ikiye ayırır.

Aklın son vazifesi, kendi hiçliğini görmek ve sınırını çizmektir.

Selim akıl, şeriata teslim olan ve eşyayı bu doğrultuda araştıran akıldır.

 

Hakikat ancak Peygamberin getirdiği ölçülerle anlaşılabilir.

 

İnanan Varlık Olarak İnsan

Tasavvuf, insanın oluş gayesi ve manevi derinliğidir.

Şeriat zahir (dış), tasavvuf ise batındır (iç).

Tasavvuf, Allah’ın zatını, sıfatlarını ve isimlerini keşf ve müşahede yoluyla anlama ilmidir.

 

Eyleyen Varlık Olarak İnsan

Ahlâk, ruhun hakikat karşısındaki tavrıdır.

İhlâs (samimiyet), aşk, fedakârlık, merhamet ve hayâ ruhun üstün vasıflarıdır.

Kibir, hırs, adavet (düşmanlık), yalan ve haset ise nefsin kötü özellikleridir.

 

Sonuç

Necip Fazıl’ın antropolojisi, insanın sürekli bir savaş alanı (Büyük Cihad) olduğu gerçeği üzerine kuruludur.

Şairin bilgi kuramı (epistemolojisi), aklı dışlamak yerine onu "yerine oturtmak" üzerinedir.

Kuru Akıl: Vahiyden bağımsız, sadece maddeyi gören ve insanı buhrana sürükleyen akıldır.

Selim Akıl: Şeriata teslim olmuş, ancak eşya ve hadiseleri en derin noktasına kadar araştırma özgürlüğüne sahip akıldır. Sizin de belirttiğiniz gibi; "Şeriata köle, cihana sultan" olan akıl budur.

 

Necip Fazıl’da ahlak, soyut bir felsefi disiplin değil, Hz. Peygamber’in (Varlığın Tacı) şahsında somutlaşan bir yaşama biçimidir. Ahlakın nihaî hedefi, insanın kendi cüzi iradesini İlahi iradeyle uyumlu hale getirmesidir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder