1 Nisan 2021 Perşembe

Necip Fazıl Kısakürek’in Türk Şiirine Getirdikleri Ve Edebiyatımızdaki Yeri

Hasan Çebi - Necip Fazıl Kısakürek’in Türk Şiirine Getirdikleri Ve Edebiyatımızdaki Yeri

Necip Fazıl, başlangıçta halkın hislerine tercüman olan bir çizgide ilerlerken, zamanla Yunus Emre vari bir derinliğe ve metafizik bir azaba yönelmiştir. İlk dönem eseri olan Örümcek Ağı, halk şiiri formunda olsa da farklı bir muhteva sunar.

 

Necip Fazıl’ın sanatçı kimliği içindeki büyük paradokslara ve çatışmalara dayanır.

Necip Fazıl, halk şiiri kalıplarını mistik ve metafizik bir büyüyle birleştirmiştir.

 

1934 yılından itibaren şairin şiirindeki temel teknik bozulmasa da, içerik dini-tasavvufi bir yoğunluk ve psiko-estetik bir olgunluk kazanmıştır.

 

Mehmet Kaplan: Onun ızdırabının sosyal değil, "ferdi ve metafizik" olduğunu vurgular.

İsmail Habib Sevük: Nâzım Hikmet’le zıtlığı üzerinden onu tanımlar: > "O (Nâzım) haykırıyordu, bu inler. O dışa bakıyordu, bu içine gömülüdür."

Nihat Sami Banarlı: Fransız şiir anlayışını Türk halk şiiri söyleyişiyle birleştirdiğini belirtir.

Kenan Akyüz: Şairin "yerden göklere götüren yolu" tam bir dini imanla bulduğunu ifade eder.

 

Necip Fazıl, modern Fransız şiiri ölçülerini tekke şiiri verileriyle değerlendiren, sağlam teknikli ve titiz bir dil işçisidir. Soyut insanın evrendeki yerini ve ruh-madde problemini işler.

 

Şair, Abdülhak Hamid ile başlayan ancak derinleşemeyen "metafizik yönelişi" Türk şiirinde gerçek manada kuran isimdir.

Hece Dergisi - Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl 9, Sayı 97, 2. Basım 2018

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder