Hasan Çebi - Necip Fazıl Kısakürek’in Türk Şiirine Getirdikleri Ve
Edebiyatımızdaki Yeri
Necip Fazıl, başlangıçta halkın hislerine tercüman olan bir
çizgide ilerlerken, zamanla Yunus Emre vari bir derinliğe ve metafizik bir
azaba yönelmiştir. İlk dönem eseri olan Örümcek Ağı, halk şiiri formunda olsa
da farklı bir muhteva sunar.
Necip Fazıl’ın sanatçı kimliği içindeki büyük paradokslara
ve çatışmalara dayanır.
Necip Fazıl, halk şiiri kalıplarını mistik ve metafizik bir
büyüyle birleştirmiştir.
1934 yılından itibaren şairin şiirindeki temel teknik
bozulmasa da, içerik dini-tasavvufi bir yoğunluk ve psiko-estetik bir olgunluk
kazanmıştır.
Mehmet Kaplan: Onun ızdırabının sosyal değil, "ferdi ve
metafizik" olduğunu vurgular.
İsmail Habib Sevük: Nâzım Hikmet’le zıtlığı üzerinden onu
tanımlar: > "O (Nâzım) haykırıyordu, bu inler. O dışa bakıyordu, bu
içine gömülüdür."
Nihat Sami Banarlı: Fransız şiir anlayışını Türk halk şiiri
söyleyişiyle birleştirdiğini belirtir.
Kenan Akyüz: Şairin "yerden göklere götüren yolu"
tam bir dini imanla bulduğunu ifade eder.
Necip Fazıl, modern Fransız şiiri ölçülerini tekke şiiri
verileriyle değerlendiren, sağlam teknikli ve titiz bir dil işçisidir. Soyut
insanın evrendeki yerini ve ruh-madde problemini işler.
Şair, Abdülhak Hamid ile başlayan ancak derinleşemeyen
"metafizik yönelişi" Türk şiirinde gerçek manada kuran isimdir.
…
Hece Dergisi - Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl 9, Sayı 97, 2.
Basım 2018
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder