Fikret Uslucan - Öfke Ve Hiciv: Necip Fazıl Şiirinin Bir Başka Ucu
Necip Fazıl için öfke, sadece bir mizaç özelliği değil,
inandığı değerlerin (imanın) bir savunma biçimidir. Sanatçının hayatı boyunca
idealleri ile otoritenin uygulamaları çatışmış; bu çatışma, onun kaleminde
keskin bir hicve dönüşmüştür.
Şair, halkın geçim sıkıntısını, enflasyonu ve idarecilerin
halktan kopuk vaatlerini hicveder. 1947'deki "Neyleyim" şiirinden
1965'teki "Of Aman" şiirine kadar memleketin "içler acısı"
panoramasını çizer.
1970'li yıllarda Necip Fazıl, köksüzlük, yabancılaşma ve
Batı hayranlığını en büyük düşman ilan eder. Akademisyenlerden medyaya,
siyasilerden Diyanet'e kadar her kurumu sertçe eleştirir.
1980 darbesi öncesindeki anarşi, ekonomik darlık (70 cente
muhtaçlık) ve siyasi istikrarsızlık şairin öfkesini zirveye taşır. Tanzimat'tan
beri gelen yanlış batılılaşmanın vatanı "Dârülaceze"ye çevirdiğini
savunur.
Şair, sadece siyaseti değil, değişen insan tipini ve
kaybolan namus anlayışını da hedef alır. Gençliğin yamyam sürüsüne
benzetildiği, vicdanın pazarlarda satıldığı bir yozlaşmadan bahseder.
Necip Fazıl, demokrasiyi "halkın burnuna takılmış bir
halka" olarak görür ve partileri çözümün değil, sorunun parçası sayar.
Şairin en ağır hicivleri, kendisine fikirsel olarak en yakın
olması beklenen MSP ve Necmettin Erbakan'a yöneliktir. İslami söylemlerle
yapılan siyaseti "yutturmaca" ve "ihanet" olarak niteler.
Necip Fazıl’ın hiciv oklarının en sivri ucu her zaman İsmet
İnönü’ye yöneliktir.
…
Hece Dergisi - Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl 9, Sayı 97, 2.
Basım 2018
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder