1 Nisan 2021 Perşembe

Öfke Ve Hiciv: Necip Fazıl Şiirinin Bir Başka Ucu - Özet

Fikret Uslucan - Öfke Ve Hiciv: Necip Fazıl Şiirinin Bir Başka Ucu

Necip Fazıl için öfke, sadece bir mizaç özelliği değil, inandığı değerlerin (imanın) bir savunma biçimidir. Sanatçının hayatı boyunca idealleri ile otoritenin uygulamaları çatışmış; bu çatışma, onun kaleminde keskin bir hicve dönüşmüştür.

 

Şair, halkın geçim sıkıntısını, enflasyonu ve idarecilerin halktan kopuk vaatlerini hicveder. 1947'deki "Neyleyim" şiirinden 1965'teki "Of Aman" şiirine kadar memleketin "içler acısı" panoramasını çizer.

 

1970'li yıllarda Necip Fazıl, köksüzlük, yabancılaşma ve Batı hayranlığını en büyük düşman ilan eder. Akademisyenlerden medyaya, siyasilerden Diyanet'e kadar her kurumu sertçe eleştirir.

 

1980 darbesi öncesindeki anarşi, ekonomik darlık (70 cente muhtaçlık) ve siyasi istikrarsızlık şairin öfkesini zirveye taşır. Tanzimat'tan beri gelen yanlış batılılaşmanın vatanı "Dârülaceze"ye çevirdiğini savunur.

 

Şair, sadece siyaseti değil, değişen insan tipini ve kaybolan namus anlayışını da hedef alır. Gençliğin yamyam sürüsüne benzetildiği, vicdanın pazarlarda satıldığı bir yozlaşmadan bahseder.

Necip Fazıl, demokrasiyi "halkın burnuna takılmış bir halka" olarak görür ve partileri çözümün değil, sorunun parçası sayar.

Şairin en ağır hicivleri, kendisine fikirsel olarak en yakın olması beklenen MSP ve Necmettin Erbakan'a yöneliktir. İslami söylemlerle yapılan siyaseti "yutturmaca" ve "ihanet" olarak niteler.

 

Necip Fazıl’ın hiciv oklarının en sivri ucu her zaman İsmet İnönü’ye yöneliktir.

Hece Dergisi - Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl 9, Sayı 97, 2. Basım 2018

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder