Burcu Irmak - Jose Ortega Y Gasset Felsefesinde Teknoloji - Notlar
Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri
Enstitüsü, Ankara, 2024
Giriş
Günümüz… sanal iletişimin artmasıyla insanların gerçeklikten
koptuğu bir bilgi toplumu…
Teknoloji gündelik yaşamdan eğitime kadar her alanda merkezi
bir rol oynamakta; bağımlılık, mahremiyet kaybı ve "hipergerçekliğin
gerçekliğin yerini alması" gibi sorunları beraberinde getirmektedir.
Bölüm I: Araştırmanın Önemi ve Yöntemi
Çalışmanın amacı, teknolojinin olumsuzluklarının kaynağını
ve Ortega'nın bu konudaki erken dönem çalışmalarını incelemektir.
Bölüm II: Tarihsel Süreçte Tekhne ve Teknoloji
Antik Yunan’da teknoloji, tekhne kavramıyla ilişkilidir ve
sanat, zanaat, hekimlik gibi geniş bir alanı kapsar.
Bu dönemde "tekhne bir açığa çıkarma olarak varlığa
getirmedir" ve hakikat (aletheia) ile doğrudan bağlantılıdır.
Prometheus ve Pandora gibi mitler, tekniğin hem bir güç hem
de bir tehlike olarak görüldüğünü simgeler.
Tekniğin Latince karşılığı ars (sanat/zanaat) olarak kabul
edilmiş; ancak bu dönemde şiir ve yüksek sanatları dışlayarak daha çok somut
üretim ve zanaata odaklanmıştır.
Kilise, "emek ve zanaatı ibadetin bir parçası"
olarak görmüştür. İslam coğrafyasında ise sınaat kavramı kullanılmış,
El-Harezmi ve İbn-i Sina gibi isimler bilime büyük katkılar sunmuştur.
Modern teknoloji, Francis Bacon’ın "bilgi güçtür"
anlayışı ve Descartes'ın özne merkezli bakış açısıyla şekillenmiştir.
İnsan, artık doğanın bir parçası değil, onu kontrol eden bir
homo faber (imalatçı insan) olarak görülmeye başlanmıştır.
Bölüm III: Teknoloji Felsefesine Yönelik Yaklaşımlar
Heidegger’e göre "tekniğin özü hiç de teknik olmayan
bir şeydir"; o, modern tekniği her şeyi "hazır-oluş" (bestand)
olarak gören bir çerçeveleme (Gestell) olarak tanımlar.
Borgmann ise "cihaz paradigması" kavramıyla teknik
cihazların sosyal ilişkileri nasıl tahrip ettiğine dikkat çeker.
Gabriel Marcel, teknik araçların amaç haline gelmesini
(putperestlik) bir tehlike olarak görür; teknik ilerledikçe düşünce
gerilemektedir.
Jaspers ise teknolojinin insan yaşamını zenginleştirirken
potansiyelini kısıtladığını savunur.
Dewey teknolojiyi bir problem çözme yöntemi ve "zekânın
tarihi" olarak görür.
Marx, teknolojiyi üretim araçları ve
"yabancılaşma" üzerinden ele alırken; Marcuse teknolojinin "tek
boyutlu insan" yaratan bir kontrol aracına dönüştüğünü savunur.
Latour, "Aktör-Ağ Kuramı" ile insan ve nesnelerin
iç içe geçmiş failler olduğunu savunur. Winner ise insanların "teknolojik
bir uyurgezerlik" içinde olduğunu ve teknolojinin kendi başına bir düzen
dayattığını belirtir.
Bölüm IV: Jose Ortega Y Gasset Felsefesinde Teknoloji
Ortega’ya göre "insanın doğası yoktur, tarihi
vardır". İnsan, dünyada kendi yaşamını yapılandırmak zorunda olan bir
"projedir". "Ben, benliğimle ortamımın toplamıyım" diyerek
insanın çevresiyle olan zorunlu ilişkisini vurgular.
Teknoloji, insanın sadece biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak
için değil, "iyi yaşam" (refah) isteği için yaptığı bir reformdur.
Ortega’ya göre teknik, çevrenin özneye uyarlanmasıdır.
Ortega teknolojiyi üç döneme ayırır:
1. Şans Teknolojisi: İlkel insanın buluşlarının tesadüfi
olduğu dönemdir.
2. Zanaatçılık Olarak Teknoloji: Antik Yunan ve Orta Çağ'da
becerinin bir "gelenek" olarak usta-çırak ilişkisiyle aktarıldığı
dönemdir.
3. Teknisyen Teknolojisi: Modern dönemdir; makinelerin
aletlerin yerini aldığı ve buluşun sistematik bir "yöntem" haline
geldiği aşamadır.
Ortega, yaşamdan kopuk "soyut akıl" yerine, her
şeyi yaşam çerçevesinde değerlendiren "yaşamsal akıl" (somut akıl)
kavramını önerir. Bilim insanlarının kendi alanlarında uzmanlaşırken genel
kültürden kopmasını "uzmanlaşma barbarlığı" olarak eleştirir.
Sonuç
Heidegger’in aksine Ortega, teknolojiye daha aktif bir rol
biçer: Teknik insanın bu tehlikelerle baş etmesinde en büyük yardımcısıdır.
Ancak günümüz insanının bu teknik zenginlik içinde hayal gücünden yoksun olması
büyük bir huzursuzluk kaynağıdır.
Teknik, insanın biyolojik yetersizliğini aşarak kendi
"tasarısını" gerçekleştirmesinin yoludur. Teknik sayesinde dünya insanlaştırılır.
Heidegger'in yaklaşımı, Ortega'ya göre daha mesafeli ve
ontolojik bir tehlikeye işaret eder.
Aletheia (Hakikatin Açığa Çıkması): Antik Yunan'da teknik (tekhne),
bir şeyi "meydana getirmek" ve hakikati örtüsünden çıkarmaktır.
Gestell (Çerçeveleme): Modern teknolojinin özüdür. Doğayı ve
insanı bir "stok" (hazır-olma) olarak görür. Nehir artık sadece
elektrik kaynağıdır, insan ise bir "insan kaynağı".
Tehlike ve Çare: "Tehlikenin olduğu yerde çare de
büyür." Heidegger, bu teknolojik kuşatmadan kurtuluş için sanata ve
tefekküre (düşünceye) işaret eder.
Bir "Frankenstein" yaratmış olsak da, çözüm
internetin fişini çekmek değil, "yaşamsal akıl" ve "etik
sorumluluk" ile teknolojiyi yeniden insanlaştırmaktır. Teknolojinin özerk
bir canavara dönüşmemesi için felsefi bir farkındalık şarttır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder