4 Haziran 2026 Perşembe

Todd May - Şiddetsiz Direniş - Notlar

Todd May - Şiddetsiz Direniş - Notlar

Felsefi Bir Giriş

Nonviolent Resistance, A Philosophica Introduction

Mütercim: Can Kayaş, Ayrıntı Yayınları, 2016

 


Önsöz

Akademisyenler geçmişin hatalarını eleştirmede çok iyi olmalarına rağmen alternatif ve somut çözümler sunmada isteksiz ve yetersiz kalıyorlar…

 

Kitabın temel amacı, felsefi literatürde ihmal edilmiş olan bu alana mütevazı bir katkı sunmak ve daha üstün felsefi tartışmaların önünü açacak bir kıvılcım çakmaktır.

 

1. Şiddetsizlikten Örnekler

Estonya Şarkı Devrimi (Singing Revolution)

Estonya halkının Sovyet işgaline karşı şarkı söyleme gelenekleri…

Süreç, Belediye Meydanı'ndaki bir konserin ardından binlerce kişinin açık hava sahnesine kadar yürüyüp birlikte şarkı söylemesiyle başlamıştır.

İkinci gece kalabalık 100 bine (nüfusun neredeyse %10'una) ulaşmış ve yasaklanan mavi, siyah, beyaz renkli ulusal bayraklar açılmıştır.

 

Gustav Ernesaks'ın 19. yüzyıla ait bir şiirden esinlenerek bestelediği "Atalarımın Vatanını, Vatanımı Seviyorum" şarkısı, Sovyet sansürünü aşarak gayri resmi ulusal marş haline gelmiştir.

1969'daki Tartu festivalinde yasaklanmasına rağmen halk tarafından kitlesel olarak defalarca söylenmiştir.

 

23 Ağustos 1989'da Molotof-Ribbentrop Paktı'nın 50. yıl dönümünde Estonya, Letonya ve Litvanya'da iki milyon insan el ele tutuşarak 725 kilometrelik bir insan zinciri kurmuştur.

 

Interfront Krizi (Mayıs 1990): Etnik Rusların örgütlediği Interfront grubunun parlamento binasına saldırıp kızıl bayrağı asma girişimi sırasında binlerce Estonyalı alanı ablukaya almıştır.

Bu kritik anda şiddete başvurulmamış, Rus göstericilerin güvenli tahliyesi için koridor oluşturulmuştur.

 

Televizyon Kulesi Kuşatması (Ağustos 1991): Tankların Tallinn'e girmesiyle halk televizyon kulesini korumak için etrafını sarmış, polis memuru Jüri Joost canı pahasına askerleri binanın yangın söndürme sisteminden freon gazı salmakla tehdit ederek darbe başarısız olana dek zaman kazanmıştır.

 

Filipinler Halk Gücü Devrimi (People Power)

Ninoy Aquino Suikastı (21 Ağustos 1983): Sürgünden dönerken uçaktan iner inmez öldürülen muhalif lider Benigno "Ninoy" Aquino'nun cenazesine iki milyon kişi katılmış ve bu olay direnişi tetiklemiştir.

Aquino, hapishanedeyken Gandi'nin şiddetsizlik üzerine yazdıklarıyla tanışmış ve şiddetsiz saflarda mücadele edeceğini açıklamıştı.

Juan Ponce Enrile ve Fidel Ramos'un Marcos'a karşı ayaklanıp savunma bakanlığına sığınması üzerine Kardinal Jaime Sin radyodan sivilleri yardıma çağırmıştır.

Elli binden fazla kişi tankların önünü kesmiş, askerlere çiçekler verip çikolata ikram etmiştir. Tek bir kurşun dahi sıkılmadan askeri birlikler geri çekilmiştir.

 

Mısır Tahrir Meydanı (Arap Baharı)

25 Ocak 2011'de Hüsnü Mübarek rejiminin ilan ettiği "Ulusal Polis Günü"nde başlayan Tahrir Meydanı işgali ve 18 günün sonunda Mübarek'in istifasını getirir.

 

Tunus'ta seyyar satıcı Muhammed Bouazizi'nin kendini yakmasıyla başlayan süreç, İskenderiye'de polis tarafından dövülerek öldürülen aktivist Halid Said'in fotoğrafının internette yayılması Mısır direnişini alevlendirmiştir.

 

6 Nisan Gençlik Hareketi, Slobodan Miloseviç'i deviren Sırp direnişinden (Otpor) esinlenmiş ve Muhammed Adel gibi aktivistler taktiksel şiddetsiz direniş eğitimi almıştır. İnternet üzerinden koordine olan gruplar, polisi şaşırtmak için dağınık halde meydana akın etmiştir.

 

IMF destekli özelleştirmelerin yarattığı sefalete isyan eden halk, Mübarek'in meydana sürdüğü paralı yağmacıların "Deve Savaşı" olarak anılan saldırılarına karşı şiddet dışı disiplinini korumuştur. Ordu halka ateş açmayı reddetmiş, bağımsız sendikaların genel greve gitmesi ve Wael Ghonim'in televizyon konuşmasıyla Mübarek istifaya zorlanmıştır.

 

New York İşgal Hareketi (Occupy Wall Street)

17 Eylül 2011'de Zuccotti Park'ta toplanan eylemcilerin, büyüyen gelir adaletsizliğini küresel kamuoyunun gündemine taşıması…

 

Anarşist yazar David Graeber'a atfedilen "Biz %99'uz" sloganı temel alınmıştır. Belirgin bir talep listesi olmaması sol çevrelerce eleştirilse de her kesimden insanın kendini hareketle özdeşleştirmesine olanak tanıyan bir "yeşil ekran" işlevi görmüştür.

Kararlar Genel Kurul'da mutabakatla alınmıştır. Megafonların yasaklanması üzerine "ses kontrol" (human megaphone) yöntemi geliştirilmiştir. Katılımcılar, yaşamak istedikleri eşitlikçi toplumu eylemin içinde canlandırmayı (prefiguration) amaçlamışlardır.

 

Şiddetsiz Direnişin Sertliği ve Ahlaki Asimetri

Amerikan futbolu ya da ordudaki sertlik rakibe hasar vermeye yönelikken, şiddetsiz eylemcilerin sertliği acıya katlanabilme ve tahammül etme gücüdür.

Şiddetsizliğin sertliği başkasına şiddet kullanmaktan kaçınmakta yatar.

 

2. Şiddetsizlik Nedir?

Slavoj Žižek

Şiddeti üç kategoride tanımlar: öznel (fiziksel darp/öldürme), sistematik (ekonomik-politik sistemin yıkıcı sonuçları) ve simgesel (dilsel şiddet).

Dil, şiddetsiz direniş için de gereklidir; anlam alanını şiddetin mekanı olarak sınırlandırmamak gerek (zira aksi durumda şiddetin kaçınılmazlığına kapı aralanır).

…herhangi bir şeyin simgeselleştirilmesinde şiddet içeren bir şey vardır ve o şeyi aşağılamaktır.

 

Robert Audi

Şiddeti fiziksel saldırı, psikolojik aşağılama ve mülke kötü niyetli zarar verme olarak üç kısma ayırır. Şiddetsiz bir hareket fiziksel şiddeti reddettiği gibi, hasmı aşağılayan psikolojik şiddeti de reddetmelidir.

 

Johan Galtung 

Şiddet, insanların o anki gerçek bedensel ve zihni durumları, potansiyel beklentilerinin altında kalacak şekilde etkilendiği zaman mevcuttur.

Faili belli olmayan bu duruma "yapısal veya dolaylı şiddet" denir.

 

C. A. J. Coady

Coady, Galtung'un tanımını fazla geniş bularak ahlaki kafa karışıklığına yol açtığını savunur.

Coady'ye göre sosyal adaletsizlik her halükarda yanlışken, bazı kısıtlı fiziksel şiddet olayları (örneğin aile içi şiddeti engellemek için güç kullanmak) meşru olabilir.

Coady psikolojik tacizi (Linda Ault vakası: anne babası Linda Ault'u izinsiz cinsel ilişkiye girdiği için köpeğini çöle götürüp bırakmakla cezalandırır. Anne babası kıza sığ bir mezar kazdırdılar. Sonra Bayan Ault iki eliyle köpeği tuttu ve Bay Ault kızına 22 kalibrelik silahını vererek, köpeği vurmasını söyledi. Kız bunun yerine silahı kendi şakağına dayayarak intihar etti.) kısıtlı ve fiziksel hasara yol açacak kasti durumlarla sınırlar.

 

Şiddetsizlik zor kullanır mı? Evet, 1955 Montgomery Otobüs Boykotu gibi eylemler ekonomik baskı kurarak sistemi değişime zorlamıştır. Barbara Deming'e göre başkasının zarar vermesine engel olmak onun özerkliğini baltalamaz.

 

Şiddetsizlik / katılımcılarının, hasımlarının ve diğerlerinin haysiyetine saygı duyarak mevcut siyasi, ekonomik veya toplumsal düzenlemelere meydan okuyan ya da direnen siyasi, ekonomik veya toplumsal eylem…

 

3. Şiddetsizliğin Dinamikleri

Gandi'nin felsefesinde Hakikat (Satya) ve zarar vermeme (Ahimsa) iç içedir.

Kimsenin Hakikate ayrıcalıklı erişimi olmadığından, başkalarını ikna etmek ve gerekirse Hakikat adına "çile" (tapasya) çekmek gerekir.

 

Ahlaki Jui-Jitsu

Richard Gregg'in kavramsallaştırdığı bu yöntem, hasmın şiddetine karşı iyi niyetle direnerek onun ahlaki dengesini bozmaktır.

 

Gandici modelin nihai amacı hasmın kalbine dokunarak onun fikirlerini dönüştürmektir.

1924-25 Vykom Tapınağı Yolu kampanyasında Dalitlerin sel sularında omuzlarına kadar saatlerce direnmesi, Brahminlerin fikirlerini dönüştürmesiyle sonuçlanmıştır.

 

Gandi'nin aksine Gene Sharp, ahlaki fikir dönüşümünün şiddetsizlik için zorunlu olmadığını savunur.

İktidar, tebaanın rızası ve itaatine bağlıdır; itaat geri çekildiğinde iktidar çöker.

Gene Sharp'a göre iktidarın özü yaptırımlarda değil, zihinsel boyuttadır: İtaat üreten bizatihi yaptırımlar değil, yaptırım korkusudur.

 

Kurt Schock

Schock, demokratik olmayan rejimlerde siyasi değişimin "utandırma" ile değil, devletin iktidarını sarsacak "koz" (leverage) kullanımıyla gerçekleştiğini savunur.

 

Estonya: Herhangi bir ahlaki ya da siyasi jui-jitsuya ihtiyaç duymadan, Sovyetler Birliği'nin içsel zayıflaması ile halkın kurduğu esnek ağların direncinin birleşmesiyle bağımsızlığa ulaşılmıştır.

 

4. Şiddetsizlik Değerleri: Haysiyet

Geleneksel siyaset felsefesi (Hobbes'tan Rawls'a sözleşmecilik) yukarıdan aşağıya kurallarla ilgilenirken, şiddetsizlik kurumsal kanalların dışında işleyen "aşağıdan yukarıya" bir ahlaki vizyonu esas alır.

 

Michael Rosen haysiyeti statü, içkin değer, haysiyetli davranış ve bir başkasına haysiyetli (saygılı) davranma hakkı olarak kavramsallaştırır.

Kant için haysiyet sadece rasyonel varlıkların ahlak yasasına (kategorik buyruk) uyabilme yetisidir.

 

Şiddetsizlikte saygı duyulan haysiyet, rasyonellikten öte, insanların ve hayvanların kendi hayat yörüngelerine ve biyolojik/psikolojik ihtiyaçlarına sahip olmasıdır.

 

Haysiyetli davranış (Canlandırma), bireyin hiyerarşik ve bencil dürtüleri aşarak, yaşamak istediği adil toplumu kendi eylemlerinde somutlaştırması, yani görmek istediği değişimin kendisi olmasıdır.

 

5. Şiddetsizlik Değerleri: Eşitlik

Amartya Sen

Adalet teorilerinin mutlaka bir şeylerin eşitliğini (özgürlükçüler için kısıtlamalardan muafiyet eşitliğini) talep ettiğini belirtir.

 

Wilfrid Sellars

Rasyonellik, tekil Akıl ile kurulan bir ilişkiden ziyade toplumsal bir çıkarımsal bağlantılar şebekesidir. Bilgi durağan değildir; ampirik bilim gibi rasyoneldir. Çünkü: ampirik bilgi / kendini düzelten ve herhangi bir iddiayı tek seferde topyekun olmasa da çürütme ihtimali olan bir girişim olmasıdır.

 

Sebepler düzlemi toplumsal olduğu için her daim yanılma payımız vardır; bu da Gandici Hakikat arayışında hasmın sebeplerine de açık olmayı ve ahlaki tevazu göstermeyi gerektirir.

 

Jacques Rancière

Herkesin eşit derecede zeki olduğu varsayımını bir aksiyom kabul eder

Derdimiz tüm zekanın eşit olduğunu kanıtlamak değil, bu varsayımla neler yapılabileceğini görmek.

 

"Polis", hiyerarşik toplumsal rolleri tahsis eden kurulu düzendir.

"Politika" ise bu düzende payı olmayanların (parçanın parçası olmayanların) eşitmiş gibi davranarak düzene meydan okumasıdır.

Eşitlik bir amaç değil, eylemin performatif başlangıç noktasıdır.

 

Şiddetsizlikte eşitlik talep edilmez, performe edilir (yani zaten eşitmiş gibi davranılır).

 

Siyahilerin lokantalarda oturması, eşitlik talep etmek yerine eşitliği doğrudan uygulamaktır.

 

Hintlilerin Tuz Yürüyüşü ile tuz üretmeye başlaması da sömürgeci hiyerarşiyi hiçe sayan bir kendi kendini yönetme (canlandırma) pratiğidir.

 

Şiddet (Nazilere karşı nefsi müdafaa gibi) meşru olabilir; şiddetsizlik de (kürtaj klinikleri önündeki haysiyet ihlal eden ablukalar gibi) ahlak dışı amaçlara hizmet edebilir.

Ancak şiddetsizlik haysiyet ve eşitliği koruduğu için ahlaken öncelikli yoldur.

 

6. Günümüz Dünyasında Şiddetsizlik

Reagan ve Thatcher ile başlayan neoliberal düzen, kamu hizmetlerinin tasfiyesi, özelleştirme ve deregülasyonla kendini gösterir.

 

David Harvey neoliberalizmi şu şekilde tanımlamaktadır: insan refahına en iyi ulaşım yolunun bireysel girişimcilik olanaklarını ve katı özel mülkiyet haklarını, serbest piyasa ve serbest ticaret ile nitelendirilen kurumsal bir çerçevede özgür bırakmak olduğunu öne süren siyasal iktisat pratiğine ilişkin bir teori...

 

Devlet yardımlarının kesilmesi insanları bencil ve korku odaklı yaşamaya iter, bu da toplumsal dayanışmayı aşındırarak neoliberalizmi kendi içinde yeniden üretir.

Yalıtılmış bireyciliğin daha çok yalıtılmış bireyciliğe yol açtığı kısır bir döngüde neoliberalizm daha fazla neoliberalizme yol açar.

 

Neoliberalizmin tek bir "Marcos"u ya da "Mübarek"i yoktur; hedef dağınıktır.

Buna karşı Seattle (1999) protestoları, Meksika'daki Zapatistalar, Brezilya'da topraksız köylülerin MST hareketi ve Arjantin'de terk edilen fabrikaların işçilerce ele geçirilmesi gibi "işgal" (occupation) odaklı mücadeleler gelişmiştir.

 

Neoliberalizmin aktörleri (bankacılar, siyasiler) genellikle silahsızdır, onlara saldırmak kamuoyu desteğini yitirir.

Ayrıca neoliberal düzen, sarsılamaz bir askeri/polis korumasına sahiptir.

Bu yüzden mücadele şiddetsiz olmalıdır.

 

Çevremizi saran ve hayatlarımıza nüfuz eden çok sayıdaki baskıcı kurum ve faaliyetleri nasıl alaşağı edeceğimizi sormak yerine, altlarını nasıl oymamız gerektiğini sormalıyız.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder