13 Aralık 2019 Cuma

Gösteri Peygamberi


Chuck Palahniuk - Gösteri Peygamberi
 
Deneme, deneme. Bir, iki, üç.
Bu belki çalışıyordur. Bilmiyorum. Beni duyabilecek misiniz, bunu da bilmiyorum.
Ama duyabiliyorsanız, dinleyin. Ve eğer dinliyorsanız bulduğunuz, yolunda gitmeyen her şeyin hikâyesidir.

Tekrarlamaya devam edeceğim, ama bu kesinlikle doğru. Ben katil değilim.
…uçağın kokpitinde yalnız olduğumu bilmelisiniz.
Pilot, sırasıyla bütün motorların duracağını söyledi.

Saniyede otuz iki fitle yere doğru iniş. O buna nihai hız diyor; bu hızda aynı kütleye sahip tüm nesneler aynı hızda hareket ederler.
Silahı sıkı sıkı kavramaktan artık hissizleştim.

Hikâyemi anlatmak için birkaç saatim var.

Yaşam tarzımdan ötürü, dana pirzolasını galeta ununa bulamak benim için başlı başına zor bir iş.
Bu gece gürültülü bir dans kulübünden kızın biri aradı.
Bazıları ölmek istiyor ama önce benden izin almak için arıyorlar.
Dans kulübündeki bu kızla bir yere varamayacağımı düşünüyorum, o yüzden “Öldür kendini,” diyorum.

Gerçek şu ki, bu berbat bir dünya ve ben onun acılarına son verdim.
Gerçek bir kriz hattı için ilan veren bir gazetenin fikriydi bu.
...insanlar gece gündüz beni arayıp problemlerini anlatmaya başladılar.
Bir zamanlar az kalsın McDonald’s’ta işe giriyordum. Oraya sadece genç kızlarla tanışmak için başvurmuştum.
Bu, kızlarla sokakta tanışmaktan daha güvenliydi.

Bazı geceler karanlıkta seslerini duymak bana ilaç gibi gelirdi.
İlanlar çarpıcı olmalıydı.
İlanda;
“Kendinize ve Hayatınıza Bir Şans Daha Tanıyın. Yardım İçin Beni Arayın,” yazıyordu. Ardından da telefon numaram.
İkinci seçeneğim şuydu:
“Alkol Problemi Olan ve Cinsel Açıdan Sorumsuz Genç Kızlar, İhtiyacınız Olan Yardım Burada.” Sonra da telefon numaram yazıyordu.

Bana seks avcısı diyebilirsiniz, ama (…) Bizimki avcı-av ilişkisi değil.

…telefondaki yeni kız ağlıyordu.
Kızı sakinleştirmek ve dinlemesini sağlamak için balığımın hikâyesini anlatıyorum. Bu ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık.
Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu.

Dışarıdaki dünyada kadınlar saç renklerini değiştirme gücüne sahipler, dedi. Ve göz renklerini. Ve dudak renklerini.
Dışarıdaki dünyada insanlar kuşları evlerinde tutuyorlar, dedi
Dışarıdaki dünyada televizyon denilen ruhlar insanları evlerinde ziyaret ediyor, dedi
Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyorlarmış.
Dışarıdaki dünyada gerçek sessizlik yok, dedi
Dışarıya çıkınca vazgeçmen gereken nimetlerden bir tanesi de karanlıktır, dedi

Kilise doktrinine göre sadece ailenin ilk erkek çocuğunun, yani Adam’ın, evlenip kilise topraklarında yaşlanmaya hakkı vardı. Geri kalan çocuklarsa, yani ben, yedi erkek ve beş kız kardeşim, on yedi yaşına basar basmaz kilise yerleşimini terk edip çalışmaya başlayacaktık.
Kaderimizin bütün derinliği bundan ibaretti.

Dış dünyada otomobillere güç vermek ve uçakları gökte uçurmak için şeytanla pazarlık yapılıyor, dedi Adam. İnsanları tembelleştirmek için elektrik tellerinden kötülük geçiyormuş.
Dışarıdaki kiliseler, dev dinlerin uzaktaki fabrikalarında üretilen yalanları insanlara satan mağazalardır, dedi Adam.
Evi terk ettiğimde on yedi yaşımdaydım.
Adam’a bakmak aynaya bakmak gibiydi. Üç dakika ve otuz saniyeyle benim ağabeyimdi

Emrinde çalıştığım insanlar sürprizlerden hoşlanmıyorlar.
Temizliğini de yaptığım evde yaşayan çift hiçbir zaman evde olmuyor.
Acaba alır mıyım diye beni denemek için şifoniyerin arkasına kazayla düşürülmüş süsü verilen paralar asla elli dolardan az değil.

İki nokta arasındaki en kısa mesafe bir zaman dilimidir,
Yapacaklarınızı kâğıt üstünde görünce, yaşam süreniz konusunda her zaman karamsarlığa kapılırsınız.

…öğrendiğim çoğu şeyi bu insanların temizlemem için bana bıraktıkları pisliklerden öğrendim.
Kürkteki kan lekesi nasıl çıkarılır, sorun bana.

Benim bir canavar olmadığımı anlamalısınız.

Kitabı Mukaddes’te seks ve yemek benzetmesine çok sık rastlanır.

…adımla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Tender Branson. Bu aslında gerçek bir isim değil.

Adam dışarıdaki dünyada insanların hayvanlar gibi pervasız olduklarını ve sokaklarda tanımadıkları insanlarla zina yaptıklarını söylemişti.

Hiç tanımadığım insanlar yüzüme bakıp bakir olup olmadığımı sorarlar.
Bilmiyorum. Unuttum.

Tender’lar hayal kurmazdı.

Bu gece yine her zamanki telefonlar geliyor. Gökyüzünde dolunay var. İnsanlar okulda aldıkları düşük notlar yüzünden ölmeye hazırlar.
Kızın biri arayıp “Ölmek insanın canını çok yakar mı?” diye soruyor.

“…Sen iyi bir dinleyicisin,” diyor. “Çok etkilendim. Tipin nasıl?”
Şimdi telefonu kapatıyorum, diyorum. Ama kapatmıyorum.
“Beni istiyorsun, sen de biliyorsun,” diyor Fertility.

Kitabı Mukaddes’te anlatılan insanlar sürekli bir yerden bir yere koşturup dururlar.

…bir plan yaptım. Hem benden nefret edip hem de bana âşık olması için korkunç bir plan yaptım. Planım onu baştan çıkarmamak. Çekici olmamak.

…678 sayılı mezarın önünde duran Fertility Hollis’i görüyorum.

O gece tekrar telefonlara cevap vermeye başlıyorum.

Her görüşmemizde sosyal danışman bende başka bir hastalık olabileceğini söylüyor ve belirtilerinin ne olduğunu öğrenmem için bana farklı kitaplar veriyordu.
Danışman beni gerçek olmayan yüzlerce sendromdan kurtarmış ve sonunda da aklımın başımda olduğunu açıklamıştı.

Öldürülmek fikri o kadar da kötü gelmiyor. Sırtım ağrıyor. Gözlerimde sanki jiletle açılmışlar gibi bir yanma hissi var. Giyinip işe gidiyorum.

“Amerika’da her gün insanlar kendilerini öldürüyorlar. Senin çoğunu tanıyor olman durumu daha kötü yapmıyor,” diyor.

Her gün bir yabancının pisliğini temizleyerek geçen bir hayatın nasıl olacağını hiçbirimiz düşünmemiştik.
Sonsuza kadar bulaşık yıkamak.
Sonsuza kadar gümüşleri parlatmak.
Çimleri kesmek.
Tekrar.

Abim dimdik durmamı ve gülümsemeden, temiz bir sesle sorduğu sorulara cevap vermemi istemişti.
Dış dünyada buna pazarlama deniyor.

Üçüncü buluşmamızda Fertility ile birlikte otobüste tanımadığımız bir herifin önünde oturuyoruz ve yaptığı esprileri duyuyoruz.

Herif fısıldıyor, “Cenaze arabası geçerken bir Creedish ne diye bağırır?”
Taksi!

İnsanların hayatlarını kurtarabilmek için yapmam gereken şey Fertility’ye gerçeği, yani kardeşini öldürenin ben olduğumu söylemek, ama bunu yapmıyorum.

İnsanlara gerçeği söyleseniz bile gözleriyle görmeden asla size inanmazlar. O zaman da çok geç olur. Bu arada söyledikleriniz onları kızdırmaktan başka işe yaramaz ve sizin de başınızı derde sokar.

Danışman kilise müritlerinin hepsinin öldüğünü filan söyleyince ilk yaptığım şey sigaraya başlamak oldu. Şimdiye kadar yaptığım en akıllıca şey sigaraya başlamak.

Sigaranın dumanı içimde sıcak ve yoğun bir his bırakıyor. Bir ruhum olsa böyle hissederdim herhalde.

Polislere masum olduğumu söylüyorum.
Ben kimseyi öldürmedim.

Bilgi Çağı’nın Endüstri Devrimi’nden hemen sonra gelmesi planlanmıştı. Sonra Postmodern Çağ başlayacaktı. Sonra da Mahşerin Dört Atlısı. Kıtlık. Tamam. Salgın. Tamam. Savaş.

İşinden nefret eden ve bütün hastalarını kaybeden danışmana ne denir?
Ölü.

İnsanların neden uyuşturucu kullandıklarını anlamaya başlıyorum. Çünkü zamanın sınırlı olduğu, kanunlar ve emirlerle dolu ve mülkiyete dayalı bu dünyada insanların yaşayabilecekleri tek gerçek kişisel macera bu.
Sadece uyuşturucu ve ölümde yeni bir şeyler tecrübe etme şansına sahibiz ve maalesef ölümün hâkimiyeti fazla kuvvetli.

Eğer yaptıklarınızı kimse fark etmiyorsa, hayatınız koca bir sıfırdan ibarettir. Boştur. Anlamsızdır.

1665 yılında bazı rahipler küçük gruplar halinde kendilerini yakarak intihar etmeye başladılar.
1997 yılında Cennetin Kapıları toplu intiharında otuz dokuz kişi öldü.
Creedish kilisesi olayı bu kültürün içinde küçücük bir noktaydı,” diyor.

Madem o kadar uzmansın, intihar eden insanların arasında öldürülüp de intihar süsü verilenler oldu mu hiç, diye soruyorum. Diğer dinlerde kurtulanları öldüren birileri oldu mu, diyorum.

Gündelik Dualar Kitabı
Kitabın içinde, insanların benim yazdığımı sandıkları dualar vardı:
Orgazmı Geciktirme Duası.
Zayıflama Duası.
Sigarayı Bırakma Duası.
Küf Lekelerini Çıkarma Duası
Saç Dökülmesini Önleme Duası
Park Cezalarım Önleme Duası
Tesisat Sızıntılarını Önleme Duası…

Katil arılar beklediğimiz kadar başarılı olamadı. Kimseyi öldürmediler ama çok ilgi çektiler.

Ünlü bir ruhani lider olmanın en zor yanı insanların düşük beklentilerini karşılamaya çalışmak.

Amerika zengin ve ünlü insanlarla dolu ama benim az bulunur türden bir kombinasyon sergilemem gerekiyor: Meşhur ama aptal, ünlü ama mütevazı, saf ama zengin.

Yarın Superdome stadında Süper Kupa maçı var ve maçın devre arasında ben evleniyor olacağım.

Colt’ların maçı kazanacağını söylediğim anda Superdome stadındaki herkes sahaya inmişti bile.

Kanada’yı ve kaçmanın sorunları çözüp çözmeyeceğini düşünüyorum.

Denver, Colorado’daki bir kamyon durağında Fertility’yi kaybediyoruz.

Adam konuşuyor.
“İnsanları iğdiş ederek köleleştirmeyen kültürler, onların beyinlerini iğdiş ederler. Seksin son derece kirli, kötü ve tehlikeli olduğunu insanların beynine öyle bir kazırlar ki, kişi cinsel ilişkiye girmenin ne kadar zevkli olduğunu bilse bile, yine de yapmaz.”

(Kazadan sonra) Eskiden sol gözünün bulunduğu yerden, Tender Branson maskotunun kanlı küçük plastik ayakları çıkıyor.
Adam hem gülüyor hem de bağırıyor “Bu benim cezam!”

…bütün hayatımın üstüne lokal anestezik sürülmesini istiyorum.
Taksi sesimi duyurabileceğim bir mesafede duruyor. Arkadan Fertility inip el sallıyor.

Adam’ı gömmekle uğraştığım üç saat, hayatımda işsiz geçildiğim en uzun süre oldu.

Güneş tepemizdeki gökyüzünden aynı hataları tekrarlayıp duran bizi izliyor. Yaşadığımız onca şeye rağmen gökyüzü hâlâ aynı. Yeni olan hiçbir şey yok. Hiçbir şey şaşırtmıyor.

Küçük bir köle olarak yetiştirilmiş, eğitilmiş ve satılmış olmanın ruhuyla, temizlik yapmak üzere işe koyuluyorum.

Tek yeteneğinizin gerçeği gizlemek olduğunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu görmezlikten gelin. Sizin korkunç bir günah işlemek için Tanrı vergisi bir hüneriniz var. Bu sizin yazgınız. İnkâr yeteneği size doğuştan ihsan edilmiş. Bir lütuf gibi.

“Sidney’e sabah sekizde uçuşunuz var mı?”
Nereye gidiyorsun, diye soruyorum.
“Sidney’e” diyor.
“Bir sebebi yok.”
“Bunu çok radikal bir kürtaj yöntemi gibi düşün,”

Fertility’nin ajandasını kaptığım gibi kaçmaya başlıyorum.
Ajandayı karıştırıp bugünün tarihini buluyorum ve aradığım cevap karşıma çıkıyor.
Bugün öğleden sonra saat 13:25’te, direkt Sidney’e uçan 2039 sayılı uçak bir manyak tarafından kaçırılacak ve uçak Avustralya’nın iç kısımlarında bir yere düşecek.

“Kardeşimin küllerini uçakta yanımda taşımak istiyorum. Sorun olur mu?” diye soruyor.

Güvenlik görevlileri etrafımızı sardığı sırada kavanozun kapağı açılıyor. Trevor Hollis’in ölümlü bedeninden geri kalanlar etrafa saçılıyor.

Kimse kıpırdamasın, diye bağırıyorum.

Yolcuların hepsi uçağın arkasına toplanmış, yere çökerek elleriyle kafalarını örtmüşler.
Kimsenin canını yakacak değilim ama ülkeyi terk etmem gerekiyor. Bu uçak kalkmalı. Sonra Amerika’yla Avustralya arasında emniyetli herhangi bir yere inebiliriz. Sonra herkes uçaktan inebilir.
Yanımda kahkahalarla gülen Fertility’ye “Sen de ineceksin,” diyorum.

Dört motor da durdu ve kontrollü inişe geçtim, yani yere burun üstü çakılıyorum.
Türkçeleştiren: Funda Uncu Irklı
Ayrıntı Yayınları, 2002


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder