29 Eylül 2017 Cuma

Karadeniz Yöresinde Mısır Kültürü

Bekir Şişman - Karadeniz Yöresinde Mısır Kültürü

Karadeniz yöresi; tarihî geçmişi, kültürel değerleri, insan karakterleri ve ekonomik özellikleri açısından çokça tetkik edilmeye değer bir niteliğe sahiptir.

Mısır bu bölgede “Lazot / Laz Otu” olarak da adlandırılmaktadır.

Mısır; ekonomik açıdan fındık ve çay kadar üreticisinin cebini doldurmasa da,
Karadenizli için pek çok açıdan vazgeçilmez bir üründür.

Mısır bitkisinin lezzetinden, görünüşünden, püskülünden, tanelerinden, yapraklarından ve daha birçok özelliğinden esinlenen insanlar; türkü ve manilerinde ya mısırı konu edinmişler ya da kendilerini mısıra benzeterek onu bir metafor olarak kullanmışlardır.

Bilmece:
— Hanım içerde, saçı dışarıda.
— Dedem içerde, sakalı dışarıda.
— Yazın yedi kat yorganla yatar, kışın çıplak yatar.

Deyim:
“Mısır taneleri gibi saçılmak.”
“Mısırı gitti, koçanı kaldı.”

Atasözü:
“Mısır unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.”
“Aç tavuk kendini darı (mısır) ambarında zannedermiş.”

Mısır Ayıklama Sırasında Oluşan Folklorik Unsurlar:
Karadeniz yöresinde mısır, ekilip yeşerdikten sonra iki defa çapalanır; bunlara birinci kat ve ikinci kat denir. Bu iş eğratlıkla (ırgatlıkla) yapılır.
Mısırlar toplandıktan sonra bir odaya yığılır. Komşular, çoğunlukla geceleri toplanarak birbirlerine mısır soyma işinde yardımcı olurlar. Buna “mısır mecisi” de denir.

Eğratlık kelimesi genellikle, evin dışında yapılan ortak çalışma anlamında kullanılır. Bununla birlikte evin dışındaki çalışmaya meci de denir.

Bazen mısırların içinden kırmızı mısır taneleri çıkar; onlara “bey ” derdik. İki grup olurduk. En çok bey bulan grup diğer tarafı alt ederdi. Galip gelen taraf “Koduk sizi ahıra” diye hep birlikte bağırırdı.

Bir yıl kendine yetecek kadar mısırı olana “ağa” derdik.

Hıdırellez zamanı mısır ekilmez; yoksa tanesi olmaz, seyrek taneli olur. Biz öyle mısıra “mengelez” deriz. Mısırın sadece içi değil, yaprakları da işe yarar. Onları ineklere yediririz. Mısırın püskülü bile işe yarar; sigara bulamadığımız zaman kurutulmuş püskülü bir güzel dürüp (sarıp) içerdik.”

Evlerin yanında, mısır ve elde edilen mahsulâtın kış boyunca korunduğu “ambar” (ambar değil nayla denir) denilen tahta barınaklar vardır.

Seranderlerin ana işlevi mısırı kurutmak ve onu güvenli bir şekilde saklamaktır.

Mısırın taneleri somağından ayırıldıktan sonra rüzgârlı bir havada savurulur (tozlarından arındırılır) ve çuvallarla birlikte seranderin ambar bölümüne konulur. Bazen de mısırın soyulan dış yaprakları birbirine bağlanır ve seranderdeki ağaçlara asılarak kurumaya bırakılır.

Orta Karadeniz’de, mısır dış yapraklarından ayıklandıktan sonra koçanıyla birlikte kurutulmak üzere konulduğu ahşap yapılara “çeten” ya da “serendi” adı da verilmektedir.

Mısırın taneleri koçandan ayıklandıktan sonra geri kalan odunumsu kısma ise “kumuş” denilir. Kumuş; Ordu yöresinde kesmük, Çarşamba yöresinde ise kemsük olarak adlandırılır. Hatta Samsun yöresinde yaşayan mübadil halkın kumuşa, koçan dedikleri de tarafımızdan tespit edilmiştir.

Yemeklerin vazgeçilmez malzemesi çoğunlukla mısır, yarma (çekilmiş mısır) ve mısır unudur. Mısır unu; “fırın darası/fırınlı mısır unu” ve “seren unu/fırınsız mısır unu” olarak yemeklerde ve tatlılarda katkı malzemesi olarak kullanılır. Fırın darası için sütlek mısırlar toplanıp somağı ile birlikte taş fırınlarda kavrulur. Daha sonra mısırın taneleri somağından ayıklanır ve taş değirmenlerde un haline getirilir. Tat ve lezzet açısından fırın darası daha kıymetlidir. Ancak mısır ekmeği çoğunlukla seren unundan yapılır.

Mısır dolması
Mısır çorbası (gorgot çorbası)
Mısır yağlaşı
Mısır ekmeği
Mısır lapası
Mısır sarması
Hamsili mısır ekmeği
Mısır mücveri
Mısır pastası
Kuymak / Mıhlama (Çaykara civarında “Havitz” adı verilir, Vakfıkebir yöresinde yağlaş denilmektedir)
Otlu ekmek
Mısır unlu kurabiye
Mısır tatlısı

Karadeniz yöresindeki mısır üretiminin ülke ihtiyacını karşılamaktan ziyade, yörede oluşan mutfak kültürüne ve gıdasal tüketime yönelik olduğu görülmüştür.

---
Şişman, Bekir. Karadeniz Yöresinde Mısır Kültürü, Folklorik Bir Yaklaşım. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Cilt: 7, Sayı: 7. (s. 232-243). 2009



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder