29 Eylül 2017 Cuma

Taşhaneden Aşhaneye Pileki

Ali Uzun & Sebahat Uzun - Taşhaneden Aşhaneye Pileki

Önsöz
Bu kitap pileki ve tandır gibi geleneksel ekmek pişirme araçlarının yapım teknikleri, çeşitleri ve kullanımlarıyla ilgili bilgilerin kayda geçirilmesi ve geleceğe taşınması amacıyla hazırlanmıştır.
Birinci bölümde Anadolu’da gömme ekmek yapımının tarihçesi ve pileki ekmeğiyle ilgili bilgiler verilmiştir.
İkinci bölümde Rize’nin İyidere İlçesi Çiftlik Köyü yakınlarındaki Pileki Mağarası tanıtılmıştır.
Üçüncü bölümde farklı coğrafi yörelerde taş pileki yapımı,
Dördüncü bölümde İyidere yöresi pilekilerinin yapım aşamaları gösterilmiştir.
Beşinci bölümde toprak pilekilerin yapımı ve kullanımı,
Altıncı bölümde ise tandırlar hakkında bilgi verilmiştir. (s. 11)

  1. Bölüm
Türklerde Ekmek Pişirme Kültürü ve Pileki Ekmeği
Türkler (…) yaktıkları büyük ateşlerde gömme ekmek (kömeç, gömeç) pişirirlerdi. Gömme ekmek yapmak için ateşin yakıldığı yere bir çukur açılır ve önceden hazırlanmış ekmek hamuru bu çukura konularak üzerine kül çekilmek suretiyle pişirilirdi.
Külde pişirilen ekmeklerin menşei (…) Orta Asya’dır. (s. 16)

…Doğu Karadeniz’in kırsal meskenlerinde son 20-30 yıl öncesine kadar yaygınlıkla kullanılmış olan pilekiler, modern pişirme usullerine yenik düşmüş ve kültür tarihimizdeki yerini almıştır. (s. 17)

  1. Bölüm
Pileki Mağarası
Rize’nin İyidere İlçesi’ndeki Taşhane deresi vadisi, pileki yapımına uygun volkanik ana kayanın açığa çıktığı bir alandır. (s. 24)

Pileki mağarası, pileki yapımına uygun taş katmanlarının özellikle yatay yönde kesilmesiyle genişlemiştir. Bu işleme “kaya kesme” denilmekteydi. (s. 26)

Pileki mağara-müzesi ve yakın çevresi, sahip olduğu doğal ve kültürel çekicilikle nedeniyle yörenin sayılı turistik cazibe merkezlerinden biri… (s. 28)

  1. Bölüm
Taşhaneden Aşhaneye Taş Pilekiler
Türk mutfak kültüründe, küle gömülerek pişirilmiş ekmekler (gömeç) ünlüdür. Gömme ekmekler, ateşin yakıldığı yerde, taş ya da topraktan yapılmış çanak biçimli kaplar içerisinde pişirilirler. Bu kaplara genel ad olarak pileki denir. Bununla birlikte bazlama, yufka ve akıtma gibi ince ekmek pişirmek için benzer maddelerden yapılmış, her iki yüzeyi düz veya hafifçe dışbükey daire biçimli ekmek saclarına da pileki denilmektedir. Taş pilekiler esas itibariyle ateşliğe sabitleştirilmiş olarak bulunurlar. Ancak ailenin ekmek ihtiyacının değiştiği durumlara hizmet vermek üzere daha küçük ebatta seyyar pilekiler de yapılmıştır. Doğu Karadeniz’de (…) beş boy olarak yapılan gömme pilekileri büyük kotluk, kotluk, üççeyrek kotluk, yarım kotluk ve çeyrek kotluk şeklinde adlandırılmaktadır. (s. 37-38)

Karadeniz dağları ile (…) Kafkasların denize bakan dik yamaçları yıl boyunca yüksek yağış alırlar. Bu kuşakta özellikle yaz yağışlarının fazlalığı, buğday üretimini sınırlandırırken mısır bitkisinin gelişmesini desteklemiştir. Mısır, Türkiye’de yetiştirilmeye başlandığı 16. yüzyılın başlarından, çay tarımının başladığı 20 yüzyılın ortalarına kadar özellikle Doğu Karadeniz kıyı kuşağının en önemli tarımsal ürünlerinden biri olmuştur. Bu dönemde mısır, başta ekmek olmak üzere çeşitli yemeklerin yapımında kullanılmış, hamsi ve lahana ile birlikte Karadenizlinin temel besin maddelerinin başında yer almıştır.
20 yüzyılın ikinci yarısından itibaren mısır tarlaları yerlerini çay bahçelerine terk ederken köylülerin ekmeklik mısırı azalmış ya da kalmamış (…) Bu durum (…) ekmek yapımı için (…) kuzine ya da elektrikli ev fırınlarında daha kolay pişirilen buğday ununa talebi artırmıştır.
Bu gelişmelerin yanında ulaşım, ticaret ve teknolojideki ilerlemeler (…) kırsal meskenlerin yapısal özelliklerini değişmeye zorlamıştır. (s. 38)

…aşhaneler bölünerek yerlerini oturma odaları ile mutfaklara pilekiler de kuzinelere veya elektrikli fırınlara bırakmaya başlamıştır.

…pileki taşları Rize yöresinde taşhane adı verilen yeraltı galerinden; Ordu ve Samsun yörelerinde ise açık işletme biçimindeki taş ocaklarından çıkarılırlar. (s. 39)

Pileki yapmak için külünk ve sivri adı verilen özel çelikten yapılmış iki farklı alet kullanılır. Sivriler, pileki taşının mağara içinden kesilip koparılması ve yontulmaya hazırlanması, külünkler ise yontulması ve kazıtılması gibi işler için kullanılır. (s. 42)

Külünk ve sivrilerin sapları sağlam olmaları için dişbudak ağacından yapılır.  

Pileki ustası genelde aletlerini döverek başlar.
Aletlerin uç kısımları akkor haline gelinceye kadar kızdırılır. Dövülecek ucu örsün üstüne konur ve çekiç yardımıyla inceltilir. (s. 44-45)

Aletin ucu yeterli sivriliğe ulaşınca su dolu yalağa hızlı biçimde sokulup çıkarılır. Çeliğin cinsine ve kesilecek taşın sertliğine göre sarı ya da zambak sarısı diye tanımlanan rengini alana dek bekletilir. Daha sonra soğuması için suyun içine yatırılır. Soğuyan alet kullanıma hazırdır.

1960’lara kadar taşhanelerde aydınlatma için gaz yağı yakan şişeli lambalar kullanılmaktaydı. 1960’lı yıllarda ise karpit lambaları yaygınlık kazandı. 1968’de yöreye elektrik gelmesinden sonra elektrikli aydınlatma kullanılmaya başlandı.

Pileki taşı zeminden kesiliyorsa buna döşeme, cepheden kesiliyorsa buna da kaya denir. (s. 45)
Döşemeler aşağı doğru geliştikleri için farklı özellikteki kayaları keserler. Kayalar ise yatay yönde gelişir ve daima aynı özellikteki taşlardan olurlar. (s. 46)

Taşın yerinden koparılmasına dikme denir.
Bir usta günde ortalama 7-8 taş keser.

Pileki ustaları genellikle ortak çalışırlar. İçeride çalışana kesici, dışarıda çalışana ise yontucu usta denir.
…iyi yontucu ustalar iyi kesicilerle ortak çalışırlar.
…bazı tanınmış ustalar pilekilerin arkasına kendi imzalarını atarlar. (s. 47)

Kaliteli pileki için kesici ve yontucu ustaların mahareti kadar taşın cinsi de önemlidir. Pileki yapılacak taşlar, farklı seviyelerde ve farklı kristal yapısına sahiptir. Pileki yapılacak taşın, yumuşak ve ince kristalli olması kesme, yontma ve kullanmadan önceki ilk kızdırma sırasında büyük önem taşır.
Usta pileki taşını mağaradan almak için çulunu[1] sırtına giyer. Taşı sırtına alıp mağaradan çıkar. Kavçıma edilmek üzere tezgâhının yanına taşır. Sivri ile pileki taşının yüzeyini düzeltir. Sivriyi pergel gibi kullanarak taşın yüzeyini tam bir daire şekline sokar. (s. 48)

Yapılan bu çalışmaya pileki taşını “düzleyip doğrultmak” denir.  
Düzlenip doğrultulan pileki taşının yan tarafı alta kısma doğru daraltılır. Bu işleme “aşağı vurmak” denir.
Aşağı vurulduktan sonra pileki taşı yüz üstü çevrilerek arkası düzleştirilir. Buna da “arkasını kırmak” denir. Daha sonra arka üstü yatırılan pileki taşının içi oyulur.
Kavçıma edilmiş pileki bir yanı üzerinde duracak şekilde tezgâha sabitlenerek yontulur. Pilekinin iç yanlarının yontulması işin en zor kısmıdır, bu işleme “katı almak” denir.(s. 49)

Yontma işlemi bittikten sonra tarak izleri kazıtılır. Bunun için külüngün ağzı merkezden dışa doğru sürtülerek pilekinin tabanı kazıtılır. Bu işleme “zina vurma” denir.
Daha sonra pilekinin tabanı birbirlerine paralel iki çizgi ile üç eşit parçaya bölünür. Orta kısmı baklava dilimi, kenar bölümleri belli açıda düz çizgilerler çizilir. Bu işleme “çizgi atma” denir. Son olarak pilekinin dudak kısmı tıraşlanak pileki yapımı tamamlanır.

Pileki Ustaları
Yöresi
Yeri
Ustanın İsmi
Rize - İyidere
Çiftlik, Taşhane
Ve Köşklü köyleri
Sabri Uzun,
Ali Taşçı, Zeki Çakır
Rize - Çayeli[2]
Büyüktaşhane ve
Taşhane mahalleleri
İshak Karahan, İsmail Taban
Ali Karahan
Trabzon - Tonya
Büyükmahalle
Sabit Erdoğan
Ordu - Ünye
Saraçlı Mahallesi
Sabri Akbaş
Mustafa Akbaş
Ordu - Aybastı
Şeber Beldesi

Samsun - İlkadım
Özeren Köyü
Cemal Aslantürk
İbrahim Aslantürk
Samsun - Vezirköprü[3]
Yurtdağı köyü
Hasan Öz
Sinop - Ayancık
Uzunçam Köyü
Köyün yaşlıları
Bartın - Kurucaşile
Kurucaşile

Yunanistan
Dedeağaç - Gürece
Topal İbrahim Bey

İyidere yöresi pilekileri ölçüleri;
Çeyrek kotluk (36 cm ve aşağısı)
Yarım kotluk (36-42 cm arası)
Üççeyrek kotluk (42-48 cm arası)
Kotluk (48-52 cm arası)
Büyük kotluk (52 cm ve üstü) (s. 50)

İyidere yöresinde ayrıca hamsi pişirmede kullanılan “hamsi pilekisi” adında elips biçimli bir pileki çeşidi daha vardır.

Taşhanelerde pilekiden başka yemek pişirmede kullanılan “frenk ocağı[4]” ile “güveç kabı” da yapılmaktaydı. (s. 51)

Geleneksel Karadeniz evlerinde pileki, aşhanenin vazgeçilmez öğelerinden biriydi. Pileki, ateş yakılan yere üst kenarı zemine denk gelecek şekilde gömülerek sabitlenir. Üzerinde yukarıya doğru daralan bir baca bulunurdu. Bacanın ortasından pilekinin üzerine gelecek şekilde, ucunda çengel olan ve boyu alçaltılıp yükseltilebilen bir zincir bulunur. Zincirin ucundaki çengellere kazanlar ve güğümler asılır. Sulu yemekler zincire asılarak ısıtılır. Pileki ile duvar arasında 10-15 cm yüksekliğinde ve 30-40 cm genişliğinde bir basamak bulunur. Buna temel taşı denir. Yemek hazırlanırken bu taşın üzerine konan gaz lambalarıyla aydınlatma sağlanırdı. Temel taşı bu nedenle “ışıklık” olarak da adlandırılır. Basamağın üzerinde her an ocakta kullanılabilecek pileki sacı, sacayağı ve kıylık[5] gibi aletler hazır bulunur.

Ekmek pişirmek için önce pilekinin kızdırılması gerekir. Sabit pileki üzerinde ateş yakılır. Bu ateşin üzerine iki kıylık uzatılır. Ekmek pişirilecek olan pileki bu kıylıklar üzerine, içi ateşe gelecek şekilde yatırılır ve kızana kadar bekletilir. Kızan pileki, kalın paçavralarla tutulup yere indirilir. İçi kaba kumaşla temizlenir. Ekmek hamuru pilekiye yapışmasın diye içine az miktarda un serpilir, un yoksa karalahana yaprağı serilir. Hazırlanmış ekmek hamuru pilekiye konur. Üzeri kubbeyi andıran metal sac ile örtülür. Bu kapağa pileki sacı denir. Ekmeğin üstten yanmaması için ateşin külü sacın üzerine serpilir. Külün üzerine ise ateşte kalan közler konur. Böylece ekmeğin ağır ateşte pişmesi sağlanmış olur. (s. 54)

  1. Bölüm
İyidere Yöresinde Pileki Yapımı

  1. Bölüm
Gömme Ekmek Kültürü ve Toprak Pilekiler
Pilekiler 1970’lere kadar Karadeniz bölgesinin kırsal meskenlerinde yaygınlıkla kullanılmıştır.

Türk mutfak kültüründe gömme, gömeç ya da kömeş gibi adlarla anılan, külde pişirilmiş ekmekler ünlüdür. (s. 83)

Gömme ekmek yapmak için ateşin yakıldığı yerde bir çukur açılır ve önceden hazırlanmış ekmek hamuru buraya konularak, onun da üzerine kül çekilmek suretiyle pişirilirdi. (s. 83-84)
…gömme pişirmek için hazırlanan bu çukur zamanla geliştirilmiş (…) topraktan ya da taştan yapılmış tekne biçimli bir kap (pileki) bu amaçla ateşliğe yerleştirilmiştir. (s. 84)

Teknolojideki hızlı gelişmeler nedeniyle pilekiler, aşhanelerdeki yerlerini kuzine ve elektrikli ev fırınlarına terk etmeye başlamıştır.

Pilekiler, coğrafi şartların kontrolünde taş ya da toprak malzemelerden yapılırlar. Taş pilekiler Karadeniz sıradağlarının denize bakan kesimlerinde (Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun), toprak pilekiler ise kıyı dağlarının gerisindeki kuşakta (Artvin, Ardahan, Gümüşhane ve Tokat) daha yaygın olarak kullanılırlar. (s. 85)

Topraktan yapan pileki ustalar:
Yöresi
Yeri
İsmi
Artvin - Şavşat
Tepeköy, Yeşilce ve
Aşağı Koyunlu köyleri
Nusrettin Güneş
Gülinaz Yüksel
Ardahan - Posof
Kaleönü köyü,
Yenirabat mahallesi
Eflatun Kaya,
Metin Sayılır
Tokat - Niksar
Sorhun Köyü
Mevlüde Demir
Giresun - Dereli
İçmesu ve Ambaralan
köyleri
Havva Sakal
Bulgaristan - Kırcaali
Kovuştak kazası
Tokatçık ve Atalan köyü
Hatice Güler
Gümüşhane - Merkez
Dölek köyü
Menşure Arı
Hayriye Balaban

Şavşat yöresi pilekileri “tıka çamuru” denen kırmızı renkli killi bir topraktan yapılır. Toprak içindeki kaba malzemeler temizlenir. Toprağa su katılarak hamur haline getirilir. Bu işe “hasıllamak” denir.
Pileki, düz bir zeminde yapılır. Hamurun zemine yapışmaması için yere saman serilir. Hamur, kalınlığı 3-4 cm olacak şekilde düzgünce yere serilir. Tabanın yuvarlak olması için hamur, düzgün şekilde kesilir. (s. 86) Bundan sonra yumruk büyüklüğünde çamur parçaları (künt) koparılarak 2-3 cm çapında 10-15 cm uzunluğunda silindir şekline getirilir ve pilekinin kenarlarına yapıştırılır. (s. 86-87) Kullanılış amacına göre pilekinin kenarları yükseltilir. Mısır ekmeği pilekileri, buğday unu pilekilerine göre daha derin yapılır. Bundan sonra pilekinin yanlarına kulplar eklenir. Çamura pileki şekli verildikten sonra kuruması için güneşe bırakılır. Pileki yeterince kuruduktan sonra fırında pişirilir.

Şavşat yöresinde ekmek pişirmek için eşit çapta iki pileki birlikte kullanılmaktadır. Bu iki pileki iç tarafları ateşe bakacak şekild kızdırılır. Yeterince kızan pilekiler yere indirilir. İçleri kalın kumaşla temizlenir. Ekmek olmak üzere hazırlanmış hamur altta duracak olan pilekinin içine yerleştirilir. Üst pileki bunun üzerine konulur ve üzerinde ateş yakılır. (s. 87)

Şavşat yöresi pilekileri sadece ekmek değil yemek pişirmek için de kullanılır. Pilekide pişirilen yemeklerin başında mısır gevreği gelir. (s. 88)

Ardahan yöresi pilekileri, Şavşat yöresi pilekilerine benzer. Posof yöresi pilekileri kırmızı renkli bir topraktan yapılmaktadır. Hazırlanan hamura pileki şekli verilip kulpları takıldıktan sonra 15 gün güneş altında kurutulur. Bunun ardından tezek ateşinde tuğla gibi pişirilerek kullanıma hazır hale getirilir. (s. 89)

Toprak pilekiler Tokat ilinin Niksar ilçesinin Sorhun köyünde de yapılıp kullanılmaktadır. Yörede pileki yapımı için özel olarak hazırlanmış kalıplar kullanılmaktadır. Bu pilekilerde “cadı” denilen mısır ekmeği pişirilmektedir.

Giresun ilinin Dereli ilçesinde topraktan yapılmış pilekiler dikkat çeker. Dereli yöresinin pilekileri vadi içinde bulunan doğal bir çamurdan üretilir. Bu çamurun içinde yeterli miktarda su bulunduğu için yoğurulurken ayrıca su ilave edilmez. 1980’lere yörede yaygın olarak kullanılan pilekiler bugün artık tamamen terk edilmiştir.

Toprak pilekiler 1970’lere kadar Bulgaristan’ın Kırcaali yöresinde de yaygın şekilde kullanılmıştır. Yörede “çenepe” denilen pileki, daha çok mısır ekmeği pişirmek için kullanılmaktadır. (s. 90)

Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dölek köyünde, aralarında pilekilerin de olduğu çeşitli toprak kaplar yapılmaktadır. Burada pileki benzeri kaplara “çanak” denilmektedir ve daha çok hamsi pişirmek için kullanılmaktadır. Dölek köyünde yapılan toprak kaplar şekillerine göre değişik adlarla anılırlar. Derin olanlara “gudu” ya da “güveç kabı” yayvan olanlara “çanak” denilmektedir. (s. 92)

Çanak - çömlek yapmak için köyün çevresinden toplanan topraklar karıştırılır. Islatılıp ayakla yoğurulur. Bu esnada topraktaki kaba taşlar ayıklanır. Buna yörede “ellemek” denir. Daha sonra şekillendirilen hamur, açık havada kurumaya bırakılır. Kuruyan kapların üzerindeki pürüzler, dere yataklarında bulunan “gogoç” denilen bir taşla giderilir. Güneşte tamamen kurumuş olan kaplar, özel bir tandırda alevli ateşte pişirilir. Uygun sıcaklıkta pişirilen kaplar kızıl bir renk alırken, düşük ateşte pişenler kararır. Toprak eşyalar ilk kullanımdan önce içerilerinde süt pişirilip etrafa taşırılır. Buna “zilleme” adı verilir. Zilleme ile kabın yüzeyi ince bir yağ tabakası ile kaplanır. Bu yağ tabakası toprak kokusunun yemeklere geçmesini engeller.
Dölek köyünde üretilen toprak kaplar köy ekonomisine katkı sağlamaktadır. (s. 93)

  1. Bölüm
Tandır Yapımı ve Tandır Ekmeği
Tandır yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın şeklinde tanımlanır. (s. 98)

Palandöken dağlarının kuzeye bakan yamaçlarından doğan ve birbirlerine paralel akan derelerin oluşturduğu geniş alüvyal yelpazeler vardır. …bu alüvyal yelpazeler yörede tandır yapımında kullanılan toprakların kaynağını oluştururlar. (s. 99)

Tandırlar, yapımlarında kullanılan hammaddenin cinsine göre taş tandırlar ve balçık tandırlar olmak üzere iki gurup altında incelenebilirler. Balçık tandırlar, Erzurum yöresinde yaygın olarak yapılmaktadır.
Taş tandırlar daha çok Kafkasya ve çevre ülkelerinde yaygındır. (s. 100)

Erzurum yöresi tandırları bütünü ile balçıktan yapılmakta ve yapım tekniği bakımından da birbirlerine büyük benzerlik göstermektedirler. (s. 101)

1960’lara kadar yörede tandır yapımı kullanımı çok yaygındı. 2000’li yıllarda sadece Şıh köyü ile Dadaşköy’de oldukça sınırlı sayıda tandır yapımına devam edilmektedir.
Yörede tandır yapımı daha çok kadınların çalıştığı, fakat günümüzde büyük ölçüde terk edilmiş bir iş koludur.

Tandır yapımı, tandır toprağının araziden toplanıp atölyeye getirilmesiyle başlar. Tandır yapımı için kullanılan toprağa “kav toprak” denir. (s. 102)

Deneyimli tandır ustaları tandır toprağının bulunduğu sahaya gider ve kullanacakları kav toprağını seçerek toplarlar. (s. 103)

Atölyeye getirilen kav toprak elekten geçirilir. Bu toprağa biraz saman veya siparişe göre at kılı eklenir. Bu sayede hem çamur birbirini daha iyi tutar hem de tandır daha uzun ömürlü olur. Su ilave edilen toprak, sakız kıvamını tutturuncaya dek ayakla yoğurulur. Bu işleme “hasıllamak” denir. Hasıllanan çammur 24 saat dinlendirilir.

Dinlendirilen çamur, “künt” adı verilen parçalara ayrılır. Bu parçalar düz bir zeminde yuvarlatılır. 80-100 cm uzunluğunda, 7-8 cm çapında silindir haline getirilirler. Silindir şeklindeki bu parçalar “merdane” adı verilir. Sipariş edilen tandırın boyutlarına göre yere daire çizilir. Bu işleme “tandır çapının çizilmesi” adı verilir. Merdaneler, bu dairenin etrafına düzgünce yerleştirilir. Merdaneler, zeminde daire oluşturacak şekilde, birbirlerinin üzerine sıkıca yapıştırılarak yerleştirilirler. Bu işlem tandırın bitimine dek devam eder. Tandır, yukarıya doğru darlaştırılır. Şurt denen ağız kısmına gelindiğinde, merdaneler hafifçe dışa doğru taşırılır. Tandır tam kurumadan alttan hava almasını sağlayan “külve” denen boşluğu kesilerek çıkarılır. (s. 104)

Erzurum yöresi evlerinin en önemli bölümlerinden biri tandır damı, aşhana şeklinde adlandırılan tandır evi, yılın neredeyse yarısının soğuk geçtiği yörede hemen bütün ev ilerinin yapıldığı merkezi yaşam alanıdır.
Tandır evinin her iki yanında “harem odası” ya da “kadın odası” denilen yatak odaları yer alır. Tandır evinin tavanı kırlangıç örtü ile kaplıdır. …yukarıya doğru daralarak kubbe şeklinde yükselen bu tavanın yüksekliği ile çapı arasında ½’lik bir oran vardır.
Tandır evinin içinde “tandır başı” ve “seki” denilen iki çok önemli bölüm vardır. Seki, üzerine örtü serilerek oturulan veya yatılan yerdir. (s. 106)

Tandır başı, tandır evinin en önemli özelliğidir. Kapının hemen karşısında yer alır. Beş kenarlı, yarım daire biçiminde bir alt yapı üzerine oturan ve yayvan bir kemerle cephelendirilmiş bulunan tandır başının bitişiğinde küçük bir ocak bulunur. Tandır başının kemeri “çekirge taşı” denen yaklaşık 2 m yüksekliğindeki ayaklar üzerine oturur. Kemerin üzerine taştan bir silme gelir veya bir sıra daha yontulmuş taştan sonra silme atılır. Bu kemer cephesine Erzurum’da “ocak gaşı” denir.
Tandır başında çoğunlukla biri büyük diğeri daha küçük iki tandır yer alır. Her tandırın hava alması için tandırın içine kadar uzanan “külve” denen delikleri vardır. Tandır yakılmadığı zamanlarda bu delikler çaputla kapatılır.
Tandırların üzerinde, aşhana bacası denen, evin tavanına dek uzanan bir baca yer alır. Aşhana bacasının evin tavan seviyesinde ahşap bir kapağı vardır. Buna “hepenk” denir. Hepenk kapakları bir ip ile kontrol edilmekte, tandırın dumanlı alevi geçtikten sonra ev ısısı kaybolmasın diye kapatılmaktadır. (s. 107)

Tandır çalı çırpı ile tutuşturulduktan sonra çoğunlukla içerisine tezek atılır.
Tandır kullanılmadığı zamanlarda ahşaptan yapılmış “duvak” adı verilen kalın tahtalardan yapılmış bir örtü ile örtülür. (s. 108)

---
İyidere Kaymakamlığı Kültür Yayınları
2008






[1] Çul: İki koldan giyilen, semere benzeyen, pileki taşıman amacıyla yapılmış özel sırt askısıdır.
[2] Çayeli yöresi taşhanelerinde pilekinin yanı sıra su değirmenlerinde kullanılan değirmen taşları da yapılır.
[3] Vezirköprü’de pilekide pişen mısır ekmeğine cadı, pilekiye de cadı taşı veya gesi denilir.
[4] Mantuz, mantız da denilen frenk ocakları tüp gazlı ocaklardan önce daha çok memur aileleri tarafından kullanılmaktaydı. Alt kısmına kömür konularak ısıtılır ve üzerinde yemek pişirilirdi. Frenk ocakları ısınmak amacıyla da kullanılırdı. Bugün çok sınırlı da olsa Ünye yöresinde mantuz yapımı devam etmektedir.
[5] Kıylık: Bir ucunda temel taşı yüksekliğinde çatal şeklinde iki ayağı olan, ateşe dayanıklı kalın metal çubuk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder