28 Ocak 2015 Çarşamba

Sembolik Etkileşimcilik

Sembolik Etkileşimcilik
Sembolik etkileşimcilik, bireyin davranışlarının toplumsal yönlerini araştırır ve toplumsallaşma sürecini inceler. George Herbert Mead (1863-1931) bu kuramın öncüsüdür. Mead bütün olarak toplumları çalışmaktan çok, küçük ölçekli toplumsal süreçleri çözümlemeye daha fazla önem vermiştir.
Sembolik etkileşimcilik; işlevselcilik ve yapısalcılıktan farklı olarak aktif, yaratıcı olarak gördüğü bireylere daha fazla ağırlık vermiştir. Sembolik etkileşimcilere göre, bireyin davranışı tamamen yapılar tarafından belirlenmemektedir. Birey, bulunduğu eylemlerde kısmen özgürlüğe ve seçme şansına sahip bulunmaktadır.
Sembolik etkileşimci bakış açısının vurguladığı en önemli öge benlik kavramıdır. Sembolik etkileşimcilik, benlik kavramını yaklaşımının merkezine yerleştirerek benliğin irade sahibi, aktif yönünü odak noktası olarak ele almaktadır.
Sembolik etkileşimci yaklaşım tarafından toplumsal eylem, bireylerin bu eylemlere yükledikleri anlamlar bağlamında ele alınmaktadır.

William Isaac Thomas (1863-1947) ve Charles Horton Cooley (1864-1929) erken dönem etkileşimci bakış açısının oluşumu sürecinde önemli katkılarda bulunmuşlardır.
Mead, çalışmalarında Cooley’nin yaklaşımından etkilenmiş, onun ayna benlik (looking-glass self) kavramını geliştirmiştir. Bu anlamda Mead benlik kavramını, toplumsal bir fenomen olarak ele almıştır. Toplumsal benliğin, diğerleriyle toplumsal etkileşim süreci aracılığıyla ortaya çıktığını belirtmiştir.
Blumer ise sembolik etkileşime yönelik kuramsal yaklaşımını Mead’in sosyal psikoloji anlayışı çerçevesinde geliştirmiştir.

Sembolik Etkileşimde Sembol ve Anlamlar
Sembol, bir şeyi ifade eden herhangi bir jest, işaret veya nesne olarak tanımlanmaktadır.
Sembol, nesne ya da olayları özel bir biçimde tanımlamaktadır.
Semboller, nesne ve olaylara özel bir anlam yüklemektedir.
Hayatta kalmak ve yaşamlarını sürdürebilmek için insanlar, anlamlara ihtiyaç duymaktadırlar.
Sembolik etkileşimde dil ve jestler en önemli semboller olarak tanımlanmaktadır.
Jestler ise ipucu olarak hizmet etmektedirler.

Sembolik Etkileşimciliğin Temel Varsayımları
İnsanlar, öğrenilmiş anlamların sembolik bir dünyasında yaşarlar.

Semboller, toplumsal süreçlerde ortaya çıkar ve paylaşılır.

Zihin, teleolojik bir varlıktır (İnsanlar doğuştan bilinç sahibi değillerdir. Bilinç, insanların topluma katılımının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır).

Benlik, toplumsal bir kurgudur (Benlik, toplumsal süreç içinde gelişmekte ve bireyin yaşamı boyunca sürekli bir gelişime ve değişime uğramaktadır).

Toplum, toplumsal süreçler sonucunda ortaya çıkan dilsel ya da sembolik bir kurgudur.

“Sempatetik içe bakış” (sympathetic introspection) sorgulamanın zorunlu bir biçimidir (İnsanlar şeylere onların sembolik anlamları temelinde tepki vermektedirler. Bu nedenle, insan davranışının anlaşılması için, toplumsal aktörün bu şeylere yüklediği anlamların anlaşılması gerekmektedir. Bu bağlamda anlama, Cooley’nin kullandığı kavram ile “sempatetik içe bakış” gerektirmektedir).

W. I. Thomas ve C. H. Cooley
Thomas’ın katkıları arasında yetişkinlerin toplumsallaşması (toplumsal aktörlerin, sürecin sonraki aşamalarında yeni roller almalarını ifade eder) ve durum tanımlaması (definition of the situation) kavramlarını oluşturması yer almaktadır.
Durum tanımlaması ise, toplumsal etkileşim ile oluşan nesnel sonuçların birey tarafından öznel olarak değerlendirilmesidir.

Thomas’a göre, insanlar toplumsal olgulara öznel anlamlar yüklemektedir. Bu nedenle Thomas, öznel olanın incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Cooley ise, ayna benlik (looking-glass self) ve birincil grup kavramları ile etkileşimci bakış açısını vurgulamış ve aynı zamanda toplumun zihinsel olarak tasarlanması teorisini geliştirmiştir.

Ayna benlik, bireyin kendi benliğini, başkalarının ona ilişkin tavırları, eylemleri ve tepkileri temelinde algılama süreci olarak tanımlanabilmektedir.

Ayna benliği oluşturan üç öğe:
1. Kendi görünüşümüzün diğer kişiler tarafından nasıl göründüğünün imgelenmesi,
2. Kendi görünüşümüzle ilgili diğerlerinin tepkilerinin değerlendirilmesi,
3. Bunların sonucunda kendimizi nasıl (gurur veya utanma gibi) hissettiğimizdir.

Cooley’nin yaklaşımında benlik, başka insanlarla ve bir bütün olarak toplumla olan etkileşim sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Sempatetik içe bakış yöntemi, insanların tavır ve hareketlerinin nedenlerini araştırmaktadır. Sempatetik içe bakış, bireylerin başkalarını anlamak için kendilerini onların yerine koyma yöntemini ifade etmektedir.

Sembolik Etkileşimciliğe Yönelik Eleştiriler
Sembolik etkileşimciliğin genel olarak eleştirilen yönü, çalışmalarının mikro ölçek üzerinde yoğunlaşması olmaktadır.
Sembolik etkileşimcilerin toplumsal ve tarihsel faktörlere yeterince ilgi göstermemeleri, önemli bir ihmal olarak kabul edilmektedir.

---
Modern Sosyoloji Tarihi
Editör: Prof. Dr. Serap Suğur

Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2304, Eskişehir, Ocak 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder