6 Ocak 2015 Salı

İsmet Özel – Henry Sen Neden Buradasın II

İsmet Özel – Henry Sen Neden Buradasın II

Bilgelik hayret etmekle başlar.


Akıllı adam diye neyin hayrete şayan olduğunu seçebilen kişiye diyeceğiz.

Kur’an karşısında hayretini gizleyemeyen müşrikleri hatırlayın. Kur’an ı Kerim’in özelliklerine hayret ettiği halde İslam’ı seçmeyen kimse alıklığını muhafaza etmede ısrarlıdır. (s. 13)

Canlılık taşıdığımız sürece gerek ahlakımız, gerek zekâmız ve gerekse imanımız durduğu yerde durmaz.
…artar ve azalır.

Ahiret hayatının gerçekliğini kanıtlamak isteyenler hep şunu söylediler: Ölüm bir son değildir. Siz şimdi ahiret hayatının gerçekliğine bütün varlığıyla inanan biri olarak benden şunu işitin: Ölüm bir sondur, insanın tazelenebilmesinin sonudur. Öldükten sonra ne günah, ne sevap işleyebilir, ne hatalarımızı telafi, ne de tövbe edebiliriz.

Yaşadım diyen günaha daldım demiş olur. (s. 15)

Beşerden birinin insanlık mertebesine erip ermediği Rabb ile kendi arasında bir sırdır. Sır olmayan bir şeyi bilirsek ondan sırra giden yolu keşfetme bakımından çok yararlanırız. Sır olmayan bu şey titizliğin beşer hayatı insan hayatına dönüşürken üstlendiği etkin roldür. Hangi mükellefiyetleri üstlenirsek insan olacağımız ayan beyan bellidir. Mükellefiyetleri adına titizlik gösteren insan hem kendi içindeki değişmeler ve hem de ilişkide bulunduğu ortamla bağlantıları dolayısıyla ayrıntılardaki en ince farkları dikkate alarak yaşar. Bunun bir adı da tevekküldür. (s. 21)

Titizlerin Nuh’un gemisine sığacak kadar az sayıda kalmaları hayatlarını karartmaz. İnsanların engebelerle dolu olduğunu hissederek yaşadıkları hayat titizliğe kıymet verenleri mahvetmez. (s. 24)

Niceliğin değil de niteliğin önemli ve değerli olduğunu bizzat kabul etmemiz bizim hem en isabetli başlangıcı yapmamızın, hem de en sağlam yerde durduğumuzun göstergesidir. (s. 29)

Mesele bilimlerin tasnifi meselesi değil, beşerin insanlaşmasına yol açan bir ahlak meselesidir. Dolayısıyla beşeri dille ifade edilen bütün “iş işten geçti” hükümleri nicelik alanındadır. Nitelik alanında iş işten hiçbir zaman geçmez. Bir şeyin modası geçiyor veya o şey yeniden moda oluyorsa anlayın ki o şey hiçbir zaman nitelikli diye adlandırılmayı hak etmemiştir. (s. 30)

Ellili yaşlarımı günleri atlatarak yaşamanın ne büyük bir hata (salaklık) olduğu düşüncesine kıymet verecek biçimde atlattım. (s. 44)

Bilmek sorumlulukla tanışmaktır. Yükümlülük bilenlerin payına düşer.

Türklerin içerisi olarak bildikleri, vatanlaştırdıkları yegâne ülke Türkiye’dir; yani Sivas kongresi tarafından benimsenen ve 28 Ocak 1920 günü son Osmanlı parlamentosunda kabul edilen Misak-ı Milli sınırları dahilinde kalan topraklardır. Gaza beyliklerinin XIII. yüzyılda kurduğu Türkiye’nin içimiz olduğunu biz XX. yüzyılda ancak anlayabildik.
İstiklal Harbi yaparken anlayabildik. İstiklal Harbimiz İstiklal Marşımızın fikriyatıyla yürüdü. Sonra? Sonrası yok. Biz Türkler muallaktayız. Ya yakın bir gelecekte düşüp paramparça olacağız veya… Veyası bilinmiyor. (s. 74)

 Şule Yayınları

2004

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder