12 Aralık 2018 Çarşamba

Kuş Dilinin Anavatanı Yitik Kent Çanakçı


Şaban Kutlu - Kuş Dilinin Anavatanı Yitik Kent Çanakçı
(Özet metni, okuma notları içerir)

Çanakçı ilçesi sakinleri eski zamanlardan beridir ahşaptan ev ve mutfak aletleri, eşyaları imal ederler. Bu nedenle ilçeye “Çanakçı” denilmiştir.
İlçenin ismiyle ilgili bir rivayet ise şöyledir; ilk olarak 1865 yılı civarında bölgede bir Pazar kurulmuş. Maden Pazarının kurulmasından rahatsız olan birisi insanların topluca hareket ettiklerini jurnaller. Durumu tetkik etmek üzere bölgeye bir heyet gönderilir. Teftiş neticesinde mahsurlu bir olmadığı anlaşılır. Teftişe gelen heyette bir yüzbaşı vardır. Bu asker Tekirdağ’ın Çanakçı köyündendir ve bu sebeple bölgeye “Çanakçı” denmiştir (s. 52).

Yöre tarihi hakkındaki malumat, Çepnilerin bölgeye gelmesinden itibaren bilinmekte; bu bölgeye “Kuzca” denmiş, Kuzca / gölgede kalan yer, güneş görmeyen yer manasındaymış… (s. 53)

İmece geleneği kaybolmakta; Bunda mısır tarlalarının çay ve fındık bahçesi yapılması, mısıra olan ilginin azalması ve mısır ekmeğinin sofralardaki yerini buğday ekmeğinin alması, artan nüfusla beraber ziraat yapılan alanların küçülmesi ve değişen beslenme alışkanlıklarının da büyük rolü vardır (s. 113).

Mısır imecesinin aşamaları:
1- Tarlanın bellenmesi
2- Tohum ekme / kazma
3- Sık alma (Sık şekilde yetişen mısır filizlerinin seyreltilmesi)
4- Ot kazma (zararlı otların temizlenmesi)
5- Darı düşürme (Hasat)
6- Mısır soyma
7- Sap taşıma (Tarladan mısır gövdelerinin kesilip toplanması)

Çanakçı ilçesinde Gürgentepe yakınlarındaki Gelin Kayası diye anılan yer, aynı adla anlatılan bir efsaneye konu olmuştur. Efsaneye göre çobanlık yapan genç bir kadın hayvanları otlatırken uyuya kalır. Geç vakitte uyandığında yabani hayvanların etrafta dolaştığını görüp korkar. Çaresiz kalıp; “Allah’ım ya beni taş edip dondur ya da kuş edip uçur” diye dua eder. Dileği yerine gelir; çocuğuyla birlikte orada taş kesilir

İlçedeki köyler hakkında malumat

Yöresel olarak giyilen giysilerin tamamına yakını el işçiliği ile meydana gelmiştir.
Fistan üzerine giyilen işlemeli yelek,
Omuzda taşınan bir tür küçük çanta olan çenti,
Bele sarılan/bağlanan peştamal,
Yünden örülmüş patikler… (s. 227-228)

(Sepet) Harar denilen sepetler 30 kiloluk yükü taşıyabilir,
Şelekler ise yaklaşık 20 kiloluk yük taşıyabilirler,

Yörede artık üretilmeyen kendirden örülen kumaşa tevek denir. (İl genelinde asma, kabak ve hıyar iliklerinin dallarına tevek denir)

Beşik yapımında işlemesi kolay ve dayanıklı ağaçlar tercih edilmekte,
Daha çok abanoz, ceviz, servi, kestane, kızılağaç ve kayın kullanılmakta…
Beşiğin en belirgin özelliği bebek ve küçük çocuklar için güvenli olmasıdır.
Beşiğin hemen tüm malzemeleri yuvarlak ve ovaldir, parçaların kesici ve delici olmamasına dikkat edilerek imal edilir,

İbrahim Ersoy, 1957 yılından beridir beşik imal ediyor,

Beşiğin yan okları kızılağaçtan,
Üst eğmesi, kavisli parçaları kestane ağacından,
Ayak kısımları gürgen ağacından, beşik halkaları kızılağaçtan yapılır,

Beşik yapımında kullanılacak ahşap malzemenin en azından altı ay kurumak üzere bekletilmiş olması gerekir.
Bir beşik 76’sı bilezik olmak üzere 136 parçadan oluşur (s. 235-236).

Ağıt ustası Safinaz Yılmaz (Karabörk Köyü) (s. 240-241)

Ağıtlar genç yaşta vurulanların, askerde şehit düşenlerin, sevip de kavuşamayanların hikâyelerini anlatır. Çeşitli tarihi olayları yâd eden ağıtlar da oldukça fazladır.

Kayıpları karşısında çaresiz kalan insanların acısını dillendirir ağıtlar

(İnanmalar)
Yeni doğan bebeğin göbeği paranın üzerinde kesilirse, büyüyünce zengin olacağına inanılır.

Islık dili / Kuşdili
Islık dilinin yöredeki mazisi 400 yıl kadar eskiye uzanmakta,
Buna karşın, 1960’lı yıllardan sonra fark edilmeye başlanmıştır. Bu tarihlerden sonra bölgeye yerli, yabancı çok sayıda araştırmacı gelmiştir.
1963 yılında Mobil şirketinin köyde yaptırdığı okulun tanıtım filmiyle ıslık dili bölge dışında tanınmaya başladı (s. 321).

1950’li yıllara kadar Ağasar vadisinde ve Akçaabat’ta da konuşulan ıslık dili günümüzde sadece bu köyde yaşamaya devam ediyor,
Kuşköy ve Karabörg Beldesindeki ıslık dili Türkçenin ıslığa aktarılmış halidir.

Islık dili, coğrafyanın bir ürünüdür.
Derin vadilerle yarılmış hemen bütün coğrafyalarda ıslıkla iletişim belli ölçüde yürürlüktedir.
Bu gibi dillere “grup dili” denilmektedir.
Grup dilinin özelliği, sadece belli bir coğrafyada biliniyor olmasıdır. Yerel halkın belli işaretlerin anlamları üzerinde mutabakat yapması sonucunda işlerlik kazanır (s. 322).

Islık dili haberleşme aracı olarak hayvan otlatmada, imece çağırmada, 2-3 km mesafedeki insanların haberleşmesinde tercih edilen iletişim biçimidir.

1964 yılında New York Times ve London Sunday Times ıslık dilini haber yapar.
1966 yılında California Üniversitesi ve Strasburg Üniversitesi konuyla ilgili çalışma yapmak üzere bölgeye gelirler.
1995 yılında Japon televizyoncular köyü ve ıslık dilini haber yaparlar.

Kuş köy adının ıslık diliyle ilgisi yoktur: Kuşköy adı Kuş bükü ve Kuş Gölünden gelmektedir (s. 326).
İddia odur ki, Kuş köy halkı ıslık dilini Karabörkten öğrenmiştir… Kuş köy zaten Karabörk beldesine dahil bir yerleşim birimidir.

Islık dili kurulurken ince-kalın, yüksek-alçak, devamlı-kesik seslerle bazı ritim kalıpları oluşturulur.
Kuşköy’deki ıslık dilinde Türk alfabesindeki seslerden sadece i, o, ö ünlüleri ve f, k, ç ünsüzleri taklit edilebiliyor.
Bu fonemlerle kalıplar oluşturuluyor.
Örneğin: “iföçö” kalıbı “imece” / “çöççö” kalıbı da “söyle” anlamını belirtiyor.

Islığı çalan kişinin üç vokal ve üç konson halinde ifade ettiği konuşma sesleri, ıslığı dinleyen tarafından da zorunlu olarak gene 3 vokal ve 3 konson halinde duyulmaktadır.

Türkçedeki bütün sözcükler bu altı fonem, çeşitli şekillerde gruplanarak söylenmeye çalışılıyor.

Grup 1- “i” ve “ü” = i
Grup 2- “e” ve “ö” = ö
Grup 3- “ı,” “u,” “a,” “o” = o
Grup 4- “p,” “b,” “f,” “v,” “h,” “m” = f
Grup 5- “t,” “d,” “ç,” “c,” “s,” “z,” “r,” “l,” “ş,” “j,” “n,” “y” = ç
Grup 6- “k,” “g” = k

İletişim belli kalıplarla sınırlı olduğu için ancak herkes tarafından bilinen konular, sözcükler konuşuluyor… (s. 326-327)

Bu yolla sesler kendi biçimlerinde değil, başka bir ses olarak çıktığı için bir bakıma şifrelenmiş oluyor.
…her sesin ıslık dilindeki karşılığı bilindiğinden herhangi bir tümcenin, ıslık dilindeki biçimi kâğıda aktarılabiliyor:
Örnek cümle: Jandarma geliyor, tabancanı sakla
Islık dili: çoççofo köçiçoç çofoççoço çokço

Islıkla konuşma genelde çocuklukta öğrenilmekte ve ilkokul çağındaki çocuklar rahatlıkla ıslık dilini konuşabilmektedir.

1997’de başlayan ıslık dili festivalinin fikir babası Şenel Çakır’dır (s. 336).

(Törenler)

(Mutfak kültürü)
Koz Helvası
Helvanın özü yörede çüven (düven) diye de bilinen meyan köküdür.
Meyan kökü suda kaynatılır. Elde edilen su altı dar üstü geniş bir kabın içinde çubuklarla dövülerek köpürtülür. Su bir süre sonra beyazlaşır.
İstenen helva miktarına göre pekmez tavasına şeker konur. Şekerin üzerine su ilave edilir. Limon tuzu da ilave edildikten sonra tava, ateşin üzerine konur. Bal kıvamına gelinceye dek karıştırılarak pişirilir. Cevizli veya fındıklı helva isteniyorsa tavaya ilave edilir. Pişen helva bir gün dinlendirilir. Ertesi gün tenekeye konur, helva artık satışa veya servise hazırdır.

Deyimler
Aç durulur açık durulmaz
Ağlayanın malı gülene hayır olmaz
Cıbban çalmak (alkışlamak)
Cıdık kurmak (tuzak kurmak)
Cimidi çıkmak (iyice ıslanmak)

Atasözleri
Akan su pislik tutmaz
Aman diyene kılıç kalkmaz
Bokçu itin yavrusu avcı olmaz
Huylu huyunu teneşirde bırakır
Mal arttıkça tamah artar
Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz

Bilmeceler
Dut ağacını oyarlar, içine tın tın koyarlar, ağlama tın tın ağlama, şimdi kulağını burkarlar (Kemençe)
Tek ayaklı, iki kulaklı (Testi)
Sözlü kültür
Timiye: yörede üç ayak olarak da bilinen sallama türü bir oyundur.
Tonya yöresindeki sallama oyunu gibidir.
Timiye havasının bir adı da Rum Diki (s. 384)

Eller göğüs hizasında, dirseklerden bükük olarak oynanır. Her figürün başlangıcında üçayak diye tabir edilen hareketten sonra ilk önce sağ ayak üzerinde bir kez, daha sonra sol ayak üzerinde iki kez sallanılır.

Saruç geleneği: Mübadele öncesinde Rumlarda görülüyordu bu gelenek
Hasadın bol ve bereketli olması için Ağustos ayının 27. günü şenlik yapılır, oyunlar oynanırdı. Timiye oyunu da Saruç eğlencelerindendi.
Oyunun Rumca adı “gorzobin / gorzibon”
Oy Timiye Timiye
Oy geldim seni görmeye
Oy üç günlük yoldan geldim
Oy Timiyemi görmeye

Oy Mariya Mariya
Oy Sofiya Sofiya

Oy deredeki balıklar
Oy ine gireyu ine
Oy sevduğum gözleri
Oy benzeyu benimkine

Oy Mariya Mariya
Oy Sofiya Sofiya
… (s. 385-386)
Maniler

Haliluğun İti
Çanakçı’da meşhur olmuş bozalak başlı itin hikâyesi.  Bu it çok akıllı ve de çok uzun ömürlü olduğu için meşhur. Yöre sanatçılarından Muhlis Koca, bozalak itin anısına bir türkü okumuş ve it, meşhur olmuş.
Normal ömrü 12 yıl olan it, 36 yıl yaşamış. Uzun ömründen dolayı ölümünden sonra otopsi ve başka araştırmalara konu olmuş. Zaman içinde Çanakçı’da deyimlere mal olmuştur.
Boş oturanlara sitem etmek üzere “Ula Haliluğun iti gibi ne geziyon burda, işin gücün yok mu senin” demek suretiyle, Haliluğun iti günlük konuşmalarda yaşamaya devam eder.

Haliluğun iti türküsü
Allah aldı canını otuz altı yaşında
Buldular ölüsünü Ali Bey’in kaşında
Ankara’ya yollandı Gozalak itin başı
Destan dillere Haliluğun itinin başı

Perşembe günlerini ezbere biliyorsun
Her hafta mezbahaya sabah mı geliyorsun
Guzeli köprüsünden geçerken bayıldı
Haliluğun itine serum bile takıldı

Yolda yürürken bile çok heybetli yürürdü
İki kere ürüdümü peşinden öksürürdü
Alışmıştı bir kere mezbahanın etine
Biz de bir türkü yaktık Haliluğun itine
… (s. 401-402)

(Sözlük)

(Coğrafya, Tarım, Hayvancılık vs.)

Halk hekimliği
Bürük denilen orman sarmaşığı yaprakları, vücutta çıkan çıbanların tedavisinde kullanılır.
Keten tohumu, günümüzde seyrek olarak yetiştirilen bir bitkidir. Tokluk hissi veren tohumu, yemeklere katılırsa, kilo vermek isteyenlere çare olur.

Yörede ağrı otu denilen civanperçemi (L. achillea millefolium), gövde ve yaprakları çay haline getirilerek mide ağrılarına karşı tedavi amaçlı olarak kullanılır. Bu bitkinin idrar sökücü etkisi de vardır.

Soğanın suyu içilmek suretiyle damar açıcı olarak kullanılır.

Sarımsak, hastalık öncesi görülen halsizlik ve kırgınlığa karşı vücut direncini arttırmak için özellikle tüketilir.
Ağrıyan dişe sarımsak sürülürse ağrıyı keser.

Romatizma ağrılarına karşı kızılağaç yapraklarından hazırlanan çay içilir.

Böbrek ağrılarına karşı kiraz sapları kaynatılarak suyu içilir.

Ayva yaprakları kaynatılarak elde edilen su, kolesterol düşürücü olarak kullanılır. Öksürüğe karşı da etkilidir.

Taflan meyvesi kan şekerini dengeler. Meyvelerinden yapılan pekmez insana kuvvet verir, kan yapar.
Kulak ağrısına karşı taflan yaprakları kaynatılarak buğusuyla kulak tedavi edilir.

Olgunlaşmamış ceviz meyveleri hap olarak yutulmak suretiyle nefes darlığına karşı kullanılır.

Dut yaprakları kaynatılarak hazırlanan çay öksürük ilacı olarak kullanılır.


(Yapılar)
Ayı çardakları arı kovanlarını ayılardan korumak için yapılır. Yerden dört metre kadar yükselen ahşap gövdenin üzerine yaklaşık 10 m2 alan oluşturacak şekilde inşa edilirler. Arıcılar, yanlarındaki merdiven ile kovanlarını çardağın üzerine taşırlar.

---
Ege Basım, İstanbul, 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder