6 Aralık 2018 Perşembe

Oktay Belli - Trabzon'da Türk Bakırcılık Sanatının Tarihsel Gelişimi


Oktay Belli & Gündağ Kayaoğlu - Trabzon'da Türk Bakırcılık Sanatının Tarihsel Gelişimi

İran’ın kuzeyinden gelen kervan yolu Zigana’yı geçip Trabzon’a iner, Suriye’nin kuzeyinden ülke topraklarına giren bir başka kervan yolu yine Trabzon’a iner. Limana gelen gemiler Karadeniz’in batısı ve kuzeyinden eşyalar getirir. Böyle bir ticaret noktasıdır Trabzon (s. 1)

Bölgede maden yatakları metal işçiliğinin gelişmesi neticesini vermiş,
Tel haline getirilen altın ve gümüşten yapılan örgü biçimindeki hasır bilezikler, Trabzon bileziği adıyla meşhur olmuştur (s. 1).

Zengin orman örtüsü dülgerlik zanaatının gelişmesini sağlamıştır.

Şebinkarahisar’dan çıkarılan şap, yüzyıllar öncesinden ihraç malı olarak bilgeye katkı sağlamıştır.

Trabzon’un güneybatısında missyoniklerin pirinç imal ettikleri eşyalar meşhur. Ergiyen bakırın içine % 20 oranında çinko ilave ederek pirinç elde ediyorlardı. Özellikle su taşıyan eşyalar için pirinç tercih ediliyordu (s. 8)s.

F. B. Pegolotti / Ticaret ajanı / 1335’te Trabzon’da

Cevhername / Mehmed Bin Mansur / Doğu Karadeniz’in bakır madenlerinden söz eder.

Osmanlı dönemi / bakırın askeri alanda bronz top dökümü için kullanılması, bakır üretimini daha da arttırmıştır (s. 25).

Trabzon’da bakırcı, kazancı, dökümcülerin oluşturduğu iş kolu öncelikle şehrin ve çevre illerin ihtiyaç duydukları eşya ve kapların üretimini yapmıştır.

Harp zamanlarında ordu ihtiyaçlarından dolayı hammadde İstanbul’a tophaneye gönderilir, bu durum zanaatkârların üretim için bakır bulmasını zora soktu.

1486’da Trabzon’da Müslüman nüfus, toplam nüfusun: % 19,22’si
1523’te (…) : % 14,32’si
1553’te (…) : % 46,72’si (s. 36)

16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Trabzon’daki en yaygın meslek dalı bakırcılık (s. 37).

Mesleğin icracıları ağırlıkla Hıristiyanlar (s. 40)

Isınma / Trabzon mangalları

Şehrin bakır ve kazan ustaları daha sonra başka illere giderek mesleklerini oralarda icra etmişlerdir.

19. yüzyılda bakır işçiliği halen en önemli işkoludur. Ancak artık bakır madenlerinin birçoğu kapatılmış ve hammadde yurtdışından gelmektedir (Cuinet). (s. 44)

İşgal yıllarında (1916-1918) şehirlerdeki bakır eşyalar yağmalandı

Mübadele ile Yunanistan’a gönderilen Rum bakırcıların birçoğu Selanik, Atina ve Yanya’da mesleklerini icra etmeye devam ettiler (s. 45).

Bakır eşyanın formu değişmeden yüzlerce yıl üretilmiş…
Eşyalar gösterişli değil, tasarımları sadedir, işlevsellik ön plandadır.

Üretilen eşyaların biçim bakımından bölge mimarisiyle uyumlu olduğu tespit edilmiş, ibrik ve güğümlerin gövdelerini kilise, cami vs. ye benzetmiş (s. 49)

Güğümler
Trabzon testisi: yuvarlak gövdeli ve kısa boyunludur. Keramik kap gövdelerine benzer (s. 50).

Stemli: Sivri kapaklı, dar boyunlu, geniş gövdelidir. Su taşımada kullanılır.

Trabzon güğümü: Ağız kısmında gaga biçimli su oluğu vardır. Kapağı sivri değil, gövdesi düz, geniş değil.

Kelkit güğümü: Bayburt’ta üretilirdi. Boynu silindirik, gövdesi şişmancadır.

İbrikler: Su oluğu ince güğüm ve testi formundadır. Doğu Karadeniz’de Giresun İbriği namıyla tanınır (s. 53).

Bakraç,

Halkosuplar: Yuvarlak gövdeli, geniş kısa boyunlu, kapaklı ve saplıdır. Bu kaplarda yemek de pişirilir. Bu yüzden kapaklarında delik bulunur.

Maşrapa: Uzun boyunlu, yuvarlak gövdeli ve saplıdır.

Mangallar: Ters üçgen biçiminde, sadece bakırdan yapılırlar. Kapakları yoktur ancak kullanılırken üzerlerine sac örtüldüğü görülür.

Kazanlar: Tutma kolu üstte olur. Böylece ateşlik zincirine asılabilir. Büyük boy olanlarına yal kazanı (lahmi kazani) da denir.

Tavalar: Hamsi tavaları kapaklı yapılır.
Tutma yerleri demirden yapılabilir (s. 59).

Tencereler, Sahanlar, Taslar, Hamur tekneleri
---
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2002

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder