19 Şubat 2018 Pazartesi

Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik


Ahmet Yılmaz - Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik

Toplumsal çatışmaları, aksaklıkları veya topluma yönelik haksızlıkları, çarpıklıkları; insan yaşamının kötü ve olumsuz yanlarını yermeyi ve eleştirmeyi amaç edinen ve bir anlamda “Alaylı Şiir” olarak tanımlanabilecek şiir sanatına “Hiciv” adı verilmektedir.

Türk Edebiyatında Hiciv, (…) II. Abdülhamit istibdadı döneminde, yönetimi ele alan yergiciler nedeniyle varlığını sürdürmüştür. Bu yergicilerin başında özellikle Şair Eşref ve sonrasında, yine Şair Eşreften eğitim almış olan Neyzen Tevfik gelmektedir.

Aile kökeni, Samsun’un Bafra ilçesine uzanan ve soyadını da buradaki “Kolaylı” kasabasından alan Neyzen Tevfik Kolaylı, kalender bir yaşam sürmesi ve içkiye olan düşkünlüğü ile anılmakla birlikte özellikle ney çalmadaki üstünlüğü ve hicivleri ile tanınmaktadır.
…şiirlerinin önemli bir kısmı ne yazık ki yitip gitmiştir (s. 921).

“Hocam” olarak tanımladığı dostu Mehmet Akif in uyarılarına rağmen, hicivlerindeki bu sınır tanımazlığı birçok defalar tutuklanmasına ve hatta yargılanmasına da neden olmuştur.

Neyzen Tevfık’in günümüze kalan eserleri arasında birkaç Ney kaydı olmakla birlikte “Hiç” ve “Azab-ı Mukaddes” adıyla yayınlanmış iki kitabından başkası yoktur.

Neyzen Tevfik’in en önemli yanı, olaylara yaklaşımının keskin bir tavır sergilemesidir. Öncelikle, Mevlevi tekkesinde yetişmiş bir Bektaşi olarak Neyzen Tevfik’in Tanrı’ya olan yaklaşımına bakıldığında: Tanrı, onun için de her şeyden üstündür; yakarışları da serzenişleri de yine Tanrı’ya yöneliktir. Bektaşi anlayışının bir yansıması olarak varlığa ve yaşama olan yaklaşımı açısından her şeyin özünde Tanrı’nın var olduğunu ya da her şeyin özünde Tanrı’yı barındırdığını ifade etmektedir.
Ulu Tanrım, akıl ermez sırrına,
Bin bir ismi hakta pinhan edersin.
İçirirsin sabrın peymanesini,
Hikmetini sonra ayân edersin

Neyzen Tevfik, Tanrı’yı sadece Sami Din Geleneğinin üç Semavi dininde aramamaktadır. Diğer bütün dinlerin ve öğretilerin, ilhamını yine Tanrı’dan aldıklarını ve daha doğru bir deyişle; aynı Tanrı’mn farklı din geleneklerinde, insanlara farklı farklı tecelli ettiğini düşünmektedir:
Zerdüşt olmuş görünmüşsün ateşte,
Brahmen ’in Vişno'sısın güneşte,
Bir parlayış parladın ki Kureyş ’te
Mahbubunu zatına şan edersin

Neyzen Tevfik, Mevlevi-Bektaşi geleneğinin “Vahdet-i Vücut” anlayışını bütünüyle taşımaktadır. Tanrı’nın akıl sır ermez üstün bir varlık olduğunu düşünmekle birlikte, bütün yarattıklarının iyisiyle ve kötüsüyle Tanrı’yı yansıttıkları kanaatindedir.
Görünürsün her velide, delide,
Mustafa ’da, Avram ’da, Pandeli ’de,
Bir maymuncuk gibi her kilide
Hem uyarsın hem de bühtan edersin.

---
1910 yılında Erenköy Sahrayıcedit’te tutucu bir hocanın ısrarları neticesinde kızı Cemile Hanım ile evlenen Neyzen Tevfik’in Leman adında bir kızı olmuştur. Neyzen Tevfik, kayınbabasının bulduğu yalancı şahitler aracılığıyla da Şer’i mahkemede eşi, kendisinden boşandı ve Neyzen’in bundan sonra kızı Leman’ı da artık görme imkânı kalmadı. Bu olay, onun tutuculuğa karşı daha da karşıtlık beslemesine neden oldu ve bunu da şu beyitle ifade etti:
Hayliden hayli, kalınlaştı yobazlık yeniden
Softalık zorlu anırtı ile yürüdü
Kara bir kin ile taassup pusudan çıktı yine
Yurdu şahâne cehalet yeni baştan bürüdü

…kadınlarla anlaşmanın zor olduğu kanaatinde olan Neyzen, kadınların özgürlüklerine düşkün ve kendi başına buyruk olduklarını düşünmektedir. Özellikle erkeklerin, hayat yolunda onlar için tam olarak yoldaş olamayacağını savunur:
Öyle hürriyete âşık ki kadınlar hatta
Hiçbir erkek olamaz onlara yol arkadaşı
Çıkar at çarşafı teklifine karşı nitekim
Donu fırlattı g. tünden açacak yerde başı

Ermeni Dudu ve sonrasında da fakir kızların evlenmeleri için onlara yaptığı yardımlarla bilinen Çopur Olga adlı iki kadınla bir süre de birlikte yaşamıştır.
Hayatına giren kadınlardan Çopur Olga 1936 senesinde vefat ettiğinde, bu kaybına üzüldüğü pek belli olan Neyzen Tevfik, Çopur Olga’nın naaşının kalktığı sırada Taksim’deki Aya Triada Rum Kilisesi’nde16 1 7 şu şiiri kalem almıştı:
Olamaz bence şümulü gidene hayr ü şer ’in,
Her ölü yükselir omzunda sufuf-ı beşerin.
Rolünü yaptı demektir, gidene bulma kusur,
Onu var sen piyesi oynatanın kendine sor!
Bir misafir olarak kaldı beş on gün kürede,
Rahmet-i Rab ile Olga coşup aktı ebede

Neyzen Tevfik 1928 yılında Mısır’a, Mehmet Akif i görmeye gidecek kadar arkadaşlığına önem vermektedir. Bununla beraber “Şaka” adlı şiirinde Safahat üzerinden Akif’i eleştirir:
Herkes gibi tosunum sen de s.ç safsata
Baytarlığı öğren amel ’îden nazarîden,
Hayvanlığı teşrihe özen kaz gibi durma,
Geç esfel-i âzaya amûd-ı fekarîden
Âşık Ömer % Dertli yi, Köroğlu ’nu belle;
Al felsefe-i şi’ri müverrih Taberî’den,
Ol rütbe çalış ey har-ı danayı belâhet,
Eşşekliğe kaftan biç Efendi güderîden!
Fikrinde senin varsa eğer millete hizmet,
Hemcinsini kurtar şu vebâ-yı bakarîden

(Mustafa Kemal Atatürk istisna olmak üzere) Gerek II. Abdülhamit dönemini, gerek İttihat ve Terakki iktidarını ve gerekse İsmet İnönü ile Adnan Menderes devirlerini yaşamış birisi olarak hiçbir iktidarla barışık olmadığını söylemek mümkündür.

Neyzen, en sonunda istibdadın yoğunluğundan bıkarak Mısır’a kaçtı. Ve H.1321’de Kahire’de, hakkında idam kararı verilmesine neden olacak olan “Abdülhamid’in Ağzından Bir Nutk-ı Hümâyun” adlı şiirini yazdı.
Kal’a-i âsâr-ı zulme verdim istihkâm-ı tam
Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı nâm
Öyle tarsîn eyledim olsa cihan zir ü zeber
Attığım üss-i mezâlim haşre dek eyler devam
Ben o cellâdım, vatanda açtığım her yârenin
İltihabı bir zaman etmez kabul-i iltiyâm
Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde Haccac ü Yezid,
Nerde Timur, Hülâgû, nerde ecdâd-ı izâm
Nerdedir Şeddâd ü Nemrûd, nerdedir Ad-u Semûd
Her cihetçe zâlimân-ı dehre ben oldum imâm
Ben ölürsem mülk-ü millet bitmeden volkan gibi
Ka'r-ı lâhdimden tüter eflâka dûd-i intikam!
Ol kadar ezdim şu miskin milleti ki etmesi!
Fasl-ı dâvâ eylemek’ çün rûz-i mahşerde kıyam!

Şapka Devrimi’nin gerçekleştiği sıralarda (…) Mustafa Kemal’e ithafen şu şiiri kaleme aldı:
Sermedi bir iştiâlin şu ’le-i fanisiyim
Türk’e âit ülkenin feryâd-ı ruhanisiyim
Aldığım kâfi bana Gâzî-i Ekber ’den nasîb
Gölgesinde ma ’bed-i vicdânımın bânisiyim.

---
Yılmaz, Ahmet. (2015), “Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik,” Geçmişten Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s. 921-928), Samsun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder