29 Ekim 2017 Pazar

Orhan Naci Ak - Kurbağa Kızın Masalı

KURBAĞA KIZIN MASALI
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde pire molla iken, sinek bakkal iken ben anamı beşikte tıngır mıngır sallar iken bir kral varmış. Kralın da üç oğlu varmış. Üç oğlun üçü de evlenme çağına gelmiş. Kral oğullarını evlendirmeye karar vermiş. Onları çağırmış, ellerine birer yay ve ermiş, demiş ki;
Bu okları her biriniz atacaksınız. Okları hangi memlekete düşürürseniz o memleketten bir kızı size alıp vereceğim.
Büyük oğlan oku atmış bir memlekete düşmüş. Kral o memleketin en güzel kızını almış büyük oğlunu evlendirmiş.
Sonra ortanca oğlu ok atmış onun oku da bir başka memlekete düşmüş, ortanca oğlunu da o memleketin en güzel kızını alarak onu evlendirmiş.
Sıra küçük oğlana gelmiş küçük oğlan oku atınca bir kurbağa gölüne düşmüş. Kral kurbağa gölünden bir kurbağa alarak küçük oğluna senin kısmetine bu kurbağa düşmüş sen bununla evleneceksin demiş. Küçük oğlanı kurbağa ile evlendirmiş ve onlara ayrı bir ev yapmış.
Küçük oğlan bu işe Çok üzülmüş. Babasına ben bu kurbağa ile evlenmem demiş ise de babası kabul etmemiş.
Küçük oğlan her gün evden çıkıyor akşam eve dönünce evi silinmiş süpürülmüş, kurbağayı da ocağın başında oturur görüyormuş bu bir gün böyle olmuş, ertesi gün böyle olmuş, her gün böyle olmuş. Küçük oğlan evden çıkıyor eve dönünce evi silinmiş süpürülmüş temizlenmiş görüyormuş, evi kim düzene koyuyor diye merak ediyormuş.
Bir gün işe gideceğim diye evden çıkıyor ama işe gitmiyor yolda biraz eğlenip geri dönüyor gizlice evi gözetliyor bir de bakıyor ki evin içinde güzel mi güzel dünya güzeli bir kız dolaşıyor evi siliyor temizliyor. Oğlan eve giriyor kıza kim olduğunu soruyor, kız ben senin eşin olan kurbağayım kurbağa kralının kızıyım işte ocak başındaki kabuğum ben evin işini görüp yemeği hazırlayıp bulaşıkları yıkayıveriyorum bu kabuğun içine giriyorum.
Oğlan kurbağa kızı çok beğenmiş onu çok güzel bulmuş bir daha kurbağa Kabuğunun içine girip kendisini saklamasını istememiş, bu kabuğu ateşe atalım yakalım demiş. Kurbağa kız bunu istememiş o benim örtümdür onu yakarsak başımıza felaket gelir. Fakat kocasına dinletememiş, kocası kurbağa kızın kabuğunu ateşe atıp yakmış.
Günler geçiyor kral küçük oğlunun eşi kurbağanın çok güzel bir kız olduğunu öğreniyor küçük oğlunu sarayına çağırıyor kurbağa kızı görüp beğeniyor. Oğluna eşini boşamasını söylüyor. Niyeti kurbağa kızla evlenmekmiş.
Oğlan durumu eşine anlatıyor eşi çek üzülüyor ben sana demedim mi benim kabuğumu yakma, bak başımıza felaket geldi diyor ve eşini krala gönderiyor krala git ne isterse yapalım bu işten vazgeçsin diye kocasını krala gönderiyor. Kral bu evliliği razı olmak için üç şartım var bunları yerine getirirsen kurbağa kızı sana veririm diyor.
Oğlan çaresiz kabul ediyor kral birinci şartını söylüyor.
-Bana diyor, o kadar büyük bir halı bulacaksın ki benim bütün askerlerim üzerine yatacak ve yarısı da artacak diyor.
-Oğlan eve geliyor ne yapacağını bilemiyor bu kadar büyük halı olur mu bu kadar büyük halıyı nerde bulacaktı durumu eşine anlatıyor eşi:
-Üzülme bunun çaresini buluruz kurbağalar kralı babama gideriz isteriz diyor.

Kalkıp kurbağa gölüne gidiyorlar. Kız kurbağa gölüne sesleniyor.
-Ey kurbağalar kralı bize o kadar büyük o kadar büyük bir halı lazım ki, bu halıya kralın askerleri yatacak, yarısı da artacak demiş kurbağalar kralı olur demiş ve bu halıyı dokutup vermiş oğlan halıyı alıp babasına götürmüş, Babasının askerleri halının üzerine yatmış ve yarısı da artmış.
Kral ikinci şartını söylemiş:
-Bana öyle büyük öyle büyük kazan getireceksin ki bu kazandan askerlerim yiyerek doyacak, yarısı da artacak demiş küçük oğlan yine üzülerek eve gelmiş derdini kurbağa kıza anlatmış. Kurbağa kız yine babama gidelim ondan isteyelim o bize büyük kazanı verir demiş.
Beraber kurbağa gölüne gitmişler. Kız göle seslenmiş.
Kurbağalar kralı, kurbağalar kralı demiş bizim öyle büyük bir kazana ihtiyacımız var ki bu kazandan kralın askerleri yiyip doyacak, yansıda artacak demiş. Kurbağalar kralı o büyük kazanı yaptırıp vermiş küçük oğlan kazını alıp saraya götürmüş. Bütün askerler kazandan yemiş, doymuş yarısı da artmış.
Kral bakmış ki bu en zor şeyleri yapıyor, ondan yapamayacağı bir iş isteyeyim demiş ve istemiş.
-Benim dedemin yüzükleri öteki dünyada onları alıp getireceksin demiş, oğlan çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş hazırlığını yapmış ahirete yolculuğa çıkmış.
Az gitmiş uz gitmiş bir hayli yol gittikten sonra bir adama rastlamış.
Adam yumurtaları yük yapar, yumurta yükünü arkasına almaya kalkınca da yumurta yükü dağılırmış. Yine yük yapar yine yükünü yüklerken yük dağılırmış. Küçük oğlan yumurta yükü yapan adama sormuş bu yaptığın nedir. Yumurtaları üst üste koyup yük yapılır mı? Niçin böyle yapıyorsun?
Adam demiş ki ben dünyada iken yumurta çalardım komşularım kümeslerine girer yumurtalarını alırdım. Yumurtaları üst üste dizer yük yapıp sırtıma alacağım zaman yumurta yükü bozulur. Ben yine yeniden yaparım, bu böyle sürüp gider.
Kralın küçük oğlu yoluna devam etmiş. Az gitmiş uz gitmiş yolun üzeri köprü gibi uzanmış bir adama rastlamış o adamın üzerine basmadan o yoldan geçmek mümkün değilmiş, her gelip geçen köprü gibi yatan adamın üzerine basar geçermiş. Kralın oğlu yatan adama sormuş.
-Neden böyle yol üzerine yatarsın?
-Ben dünyada iken insanların dereler üzerine kurdukları köprüleri bozar insanlara eziyet ederdim. Şimdi de burada köprü gibi yatmakla cezalandırıldım. Her gelen geçen üzerime basar geçer demiş. Kralın oğlu yürümeye devam etmiş, gitmiş gitmiş bir değirmene varmış bakmış ki değirmene un yerine insan kafaları öğütülüyormuş. Değirmenciye bu nedir diye sormuş.
-Bunlar hocaların kafalarıdır. Bunlar dünyada halka öğüt verir, fakat verdikleri öğütleri kendileri yerine getirmezlermiş. Kralın oğlu yoluna devam etmiş en sonunda sora sora kralın yüzüklerinin oldukları yere varmış. Dedenin yüzüklerinin bir sandık içinde olduğunu söylemişler.
Kralın oğlu sandığı almış aynı yoldan geri dönmüş, babasının yanına varmış "işte yüzükleri getirdim, yüzükler bu sandığın içinde" demiş. Kral sandığı açmış, sandığın içinden gürzü olan bir zebani çıkmış kralın başına gürzle vurmuş kralı öldürmüş böylece kralın küçük oğlu karısının örtüsünü yaktıktan dolayı cezasını çekmiş ve sonunda eşi ile uzun ve mutlu bir ömür sürmüş.
Kral da yaptığı kötülüklerin cezasını bulmuş.
Gökten üç elma düşmüş biri masalcının olmuş, ikisi de dinleyicilerin.
ANLATAN: Orhan Naci AK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder