İbn
Arabi - Mekarimu'l Ahlak - Notlar
Üstün Ahlak Risalesi
Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan
…
Tasarruf nedir? dersen deriz ki: Zahir ve bâtın olarak,
şeriat adabına vâkıf olmaktır ki, bu, mekârim-i ahlâktır.
…
Önsöz
Bu kitap, İbn Arabi’nin "Tehzibu'l ahlak",
"el-Ahlak", "Siyasetu'l Ahlak ve Tehzibu'n-nufus",
"Mekarimu'l Ahlak" gibi birçok isim altında defalarca yayımlanmış
olan eserinin tercümesidir.
İblis, varoluşunun gereği olarak insanlık aleminin şaşırtıcı
boyuttaki genişliğine rağmen istinasız her kese eşlik etme özelliğine sahiptir.
Hiçbir şey “Allah'ın koruması hariç” ona engel olamıyor.
Hiçbir şey onun insanı ihmal etmesine sebep olmuyor.
İnsanın da öz yaratılışına yerleştirilen güçler, kendi
başlarına mutlak iyilik ve güzellikten ibarettirler. Bunlar, İblis'in
askerlerinin ve başka varlıkların teması sonucu yıkıcı birer unsura dönüşürler.
İnsanın temel güçleri İbn'i Arabî’ye göre üç tanedir:
Kuvve-i natıka (akıl gücü), Kuvve-i gazabiye (öfke gücü) ve Kuvve-i şeheviye
(şehvet gücü).
Risalede İbn-i Arabi, önce insanın iyi ve kötü
davranışlarının kaynağını oluşturan bu üç temel gücü ele alıyor. Sonra bu
güçlerin iyi ve kötü yansımalarını, nesnel alemde tekabül ettikleri hareket ve
duruşları inceliyor.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî’nin hayatı
Ebû Bekir Muhyiddin Muhammed bin Ali bin el-Arabî et-Tâî
el-Hâtimî. Meşhur cömert sahabi Adiy b. Hâtem et-Tâî'nin soyundan gelmektedir.
Orta boylu ve orta başlı, açık buğday tenli, münevver yüzlü,
beyaz sakallı, alnı açık, hilal kaşlı ve çekme burunluydu.
…
Mekarimu'l Ahlak Üstün Ahlak Risalesi
Mukaddime
Bil ki!.. Sair canlılar içinde sadece insan fikir ve temyiz
(ayırt etme) gücüne sahiptir.
İnsan, heva ve hevesine (tutkulu arzularına) esir düşmediği
sürece, fıtraten en şerefli olanı ve en güzel elbiseyi yani takva elbisesini
seçmeye meyillidir.
İnsanın varoluşsal amacı kendi "kemalini"
(olgunluğunu) tamamlamaktır.
Ahlak, nefsin öyle bir
halidir ki; insan düşünmeksizin ve bilinçli bir seçim yapmaksızın, fiillerini
bu hal esasında (kendiliğinden) ortaya koyar.
Cömertlik, cesaret, iffet ve adalet gibi bazı güzel huylar
bazı insanlarda hiçbir ön egzersiz ve çaba olmaksızın, doğuştan var olur.
Doğuştan bu huylara sahip olmayanlar; irade, nefis egzersizleri, sürekli
alıştırma ve disiplinli bir çalışma (riyazet) ile üstün ahlakı kalıcı bir
karakter haline getirebilirler.
Kötü Ahlak
İnsan eğer kendini düşünce, ayırt etme, haya ve sakınma gibi
akli mekanizmalarla denetlemezse; hayvanlara özgü kontrolsüz öfke, hayasızlık,
dinmeyen hırs, kin ve şehevi arzuların esiri olur.
İnsan tabiatındaki bu "kötülüğe ve adiliğe meyil"
sebebiyle insanlık aleminde şeriata, yasalara ve adil yönetim düzenlerine
ihtiyaç duyulmuştur. Yasaların amacı; zalimin zulmüne engel olmak, gaspı
önlemek, suçluyu cezalandırmak ve insanı "mutedil orta çizgiye"
(itidal) getirmektir.
Ahlaki durumları ve uyarılara verdikleri tepkiler bakımından
insanlar 5 gruba ayrılır:
Kamil İnsanlar: Kötülüklerden arınmış, güzel ahlakın
tümüne sahiptirler. Bu kimseler üstün ahlaktan söz edildiğini duyduklarında veya
bunu kitaplarda yazılı gördüklerinde tarif edilemez bir manevi lezzet alır ve
bu hallerini sürdürürler.
Onurlu ve Kerem Sahibi Nefisler: Kendi düşünce ve
temyiz güçleriyle kötü huyların çirkinliğini kendiliklerinden fark edip
onlardan yüz çeviren, yüksek himmet sahibi temiz soylu kimselerdir.
Gafletten Uyananlar: Kusurlarını kendisi fark
edemeyen ama durum kendisine birkaç kez hatırlatılıp uyarıldığında uyanan, kötü
huyu terk edip arınma çabasına girerler.
Terbiyeye Muhtaç Olanlar: Kötülüğün farkına varsa ve
uzaklaşmak istese de nefsi ve eski alışkanlıklarından uzaklaşamayanlardır. Bu
gruptakilerin aşamalı egzersizlerle, sürekli ahlaki pratiklerle eğitilmesi
gerekir.
Israrcı ve İnatçılar: Kötü huyun çirkinliğini,
adiliğini bildiği halde nefsini bundan ayırmayan, kötülükte ısrar edenlerdir. Uyarının
kar etmediği bu insanları arındırmanın tek yolu baskı, korkutma ve
cezalandırmadır.
Üstün Ahlak
Bu ahlak bazı insanlarda doğuştan var olur. Ancak bütün
insanlar için bu durum böyle değildir.
İnsanların bir kısmı; alıştırma, riyazet ve çalışmayla üstün
ahlaka sahip olabilirler
Ancak bir kısım insanlar; tabiatları gereği güzel adet ve
alışkanlıkları, güzel ahlakı ka-bul etmezler.
Ahlak ve Nefis İlişkisi Nefsin Güçleri
İnsan nefsi, kendi içinde üç ana merkezden (güçten) oluşur.
Tüm insani huylar, erdemler ve rezillikler bu üç gücün tek başına, ikili veya
üçlü halde çalışmasından doğar:
Şehvani Nefis (Arzu / Haz Gücü)
Hem İnsan hem Hayvanda vardır.
Yeme, içme, cinsel arzular, cismani lezzetler bu gücün tasarrufundadır.
Şehvani nefis son derece güçlü ve istilacıdır. Eğer akıl
tarafından ehlileştirilmezse, insanı bütünüyle esir alır ve kişiyi hayvani bir
dereceye indirger.
Utanması az, yalanı çok olur. İlim adamlarından, ibadet
ehlinden ve faziletli meclislerden kaçıp tenhalara, sefihlerin (eğlenceye
düşkünlerin) yanına meyleder.
Haz düşkünlüğünün sınırı olmadığı için, normal yollardan
para yetiremez hale gelir. Bu durum kişiyi hırsızlığa, gasba, ihanete ve harama
yönlendirir.
Arındığında sahibini İffet ve otokontrol sahibi yapar.
Gazabi Nefis (Öfke / Atılganlık)
Hem İnsan hem Hayvanda vardır.
Öfke, cesaret, cüret, galibiyet ve tahakküm isteği bu gücün
tasarrufundadır.
Gazap nefsi, şehvani nefisten daha güçlü ve daha yıkıcıdır.
Kontrolsüzlük anında ölçüyü kaçırır; sövmede çirkefleşir,
dostuna, kardeşine ve hatta intikam alamadığında kendine zarar verir.
Bu nefis sahibini yalan ve hileyle de olsa hep en başa
geçmeye, lider (başkan) olmaya zorlar.
Akıl vasıtasıyla terbiye edildiğinde bu nefisten Ağırbaşlılık
(Hilm), Vakar, Adil Olma ve aşağılık şeylere tenezzül etmeyerek yüksek
mertebelere (ulvi hedeflere) talip olma erdemi doğar.
Nefs-i Natıka (Konuşan Nefis / Akıl)
Sadece İnsanda vardır.
Düşünme, ayırt etme (temyiz), anlama, yönetme
kabiliyetlerinin kaynağıdır.
İnsanı insan yapan, diğer iki nefsi (şehvet ve gazap)
dizginleyip sınırlandıracak olan yegâne melekendir. Olayların sonunu düşünerek
hareket etmeyi sağlar.
İlim ve adapla beslenirse kişiyi hayra, merhamete, iyi
niyete, iffete ve meşru liderliğe taşır.
İnsanların büyük çoğunluğu ahlakı doğuştan değil, yaşadığı
çevreyi taklit ederek sonradan kazanır.
Çevre çirkinse, çocuk da çirkin ahlaklı büyür.
İnsanlar yukarıdaki elitlere, yöneticilere gıpta ile bakar.
Eğer toplumun başındakiler temiz ahlaklı ise toplum da onlara benzemeye
çalışarak güzelleşir; liderler cahil ve kötüyse, toplum da cahilleşir.
Ahlak Türleri ve Kısımları
İffet: Bedensel hazlarda mutedil (ölçülü) olmak,
sadece sağlığı koruyacak zorunlu miktar ile yetinip israftan kaçınmaktır.
Kanaat: Maişetin azına rıza gösterip mal ve makam
hırsını terk etmektir.
Kanaat sıradan insanlar için erdemdir. Krallar ve liderler
için kanaat bir erdem sayılmaz.
Boşboğazlık Yapmamak: Gevezelikten, çirkin
şakalardan, müstehcen ifadeden kaçınarak heybeti korumaktır.
Hilm: Şiddetli öfke anında gücü yettiği halde intikam
almaktan kendini tutabilmek, ağırbaşlı davranarak, sakin olabilmektir.
Vakar: Az öfkelenmek, el-kol hareketlerinden
kaçınmak, dinlemeyi bilmek ve aceleci olmamaktır.
Haya (Utanma): Gözünü haramdan sakınmak, utanç verici
sözden kaçınmaktır.
Sevgi (el-Vedd): Şehvetten kaynaklanmayan mutedil
muhabbettir.
Sevginin en güzeli birbirine ısınan kişiler arasında erdemli
münasebetlerin gelişmesine sebep olanıdır. Sevginin en sağlamı, en kalıcısı budur.
Merhamet ancak, merhamet edilen kimsede göze hoş
gelmeyen bir bozukluğa, noksanlığa karşı sergilenir. Bir eksiklik ya da arız
olan bir sıkıntı, bir mihnet gibi.
Katile kısas uygulanırken merhamet etmek, caniye cezasını
verirken acımak güzel ve övülen bir davranış değildir.
Vefa: insanın kendinden adadığı şeyi gerçekleştirme,
diliyle söyleyip kendini bağladığı sözü yerine getirme hususunda sabır
göstermesi, kendisini yoksul düşürme pahasına da olsa adadığını vermesi
demektir.
Az da olsa sözünü yerine getirirken zorluk çekmeyen kimse
vefalı sayılmaz.
Emaneti sahibine vermek de vefanın bir gereğidir.
Kişi kendisine tevcih edilen güveni ne pahasına olursa olsun
hiçbir vakit boşa çıkarmamalı, emanetleri elinden geldiğince kusursuz ve
eksiksiz bir şekilde sahiplerine vermeli, ait oldukları yere koymalıdır.
Sır Saklamak: Sırrı ifşa etmek boşboğazlıktır.
Boşboğaz olan kimse de vakur olmaz.
Tevazu: Riyaseti ve böbürlenmeyi terk etmek,
büyüklenmekten ve gereğinden fazla ikram etmekten kaçınmak demektir.
Tevazu, ancak büyük insanlarda, liderlerde, fazilet ve ilim
ehlinde güzel ve yerindedir.
Düşük düzeyli kimseler, mütevazı olamazlar. Zira, konumları
zaten düşüktür, ondan daha da düşemezler.
Güler Yüzlülük: Bu alışkanlık bütün insanlar
açısından güzeldir.
Krallarda ve ileri gelenlerde daha da güzeldir.
Doğru Sözlülük: Bir olayı olduğu gibi haber
vermektir.
Bu ahlak büyük bir zarara yol açmadığı sürece güzeldir.
İyi Niyet: Bütün insanlar hakkında hayır düşünmek,
pislikten, gıybetten, hile ve aldatmadan uzak durmak demektir.
Kralların her zaman bu duyguyu beslemeleri doğru olmaz. İktidar
ancak düşmanlara hile yapmak, tuzak kurmak, onları faka bastırmakla
sağlamlaşır.
Cömertlik: Biri istemeden ve karşılıksız olarak mal
verebilmektir.
Bu davranış, israfa ve savurganlığa vardırılmadığı sürece
güzeldir.
Cesaret: ihtiyaç duyulduğunda olumsuz ve tehlikeli
şeylerin üzerine gitmektir.
Rekabet: Kişinin kendisine layık gördüğü bir şeyde
başkalarıyla mücadele etmesi, onlar gibi çaba sarfetme gereğini duyması.
Rekabetin şeref ve liderlik kazandıranı makbuldür.
Sabretmek: Bu duygu vakar ve cesaret karışımından
ibarettir.
Himmet sahibi olmak: Yüksek gayeler peşinde olma,
işlerin en yükseğinden aşağıda olanlara kadar zor görmeme, onlara tenezzül
etmeme, bağışladığı şeyi azımsama, orta düzeyli şeyleri önemsememe, sahip
olduğu şeyleri basit görme, isteyene başa kakmadan, minnet etmeden imkan
dahilinde olan şeyi verme duygusudur.
Adalet: Dengenin gerektirdiği orta yolu izlemek.
Olguları yerinde, zamanında, amacına uygun olarak ve de ölçüsünde kullanmak,
aşırıya gitmemek, eksiklik göstermemek, öne almamak ve ertelememektir.
Kusur ve Ayıp Sayılan Bayağı Huylar, Kötü Ahlaklar
Günahkarlık (Fısk): Bütün vakti ve gayeyi şehevi
arzuların tatminine adamak, hayasızlığı fütursuzca sergilemektir. Ar perdesini
yırtar.
Utanmazlık (Hasislik): Irz ve namusu dile dolamak,
sokaklarda aylaklık etmek, harama bakmak ve menfaat için bayağı insanların
önünde eğilmektir.
Hafiflik (Tebdîd): Ağırbaşlılığın zıddıdır. Çabucak
parlamak, basit şeylere hiddetlenmek, cezada ölçüyü kaçırmak, acı karşısında
paniklemek ve çirkin küfürler etmek.
Boşboğazlık ve Çok Konuşmak: Düşünmeden cevap vermek,
gereksiz yere çok gülmek. Alimlerde ve örnek insanlarda bulunması çok daha
çirkindir.
Aşk / İhtiras (Şehevi Tutku): Maddi lezzete ve bayağı
duygulara odaklanan kör aşktır; insanı günaha ve helaka sürükler.
Kıskançlık (Hased): Başkasının faziletinden acı
duymak ve o iyiliği yok etmeye çalışmak.
Bazı huylar sıradan insan için kusurken, devlet mekanizması,
toplumsal düzen veya fıtrat gereği başka sınıflar için bir zorunluluk veya
"mükemmellik" sayılabilir.
Açgözlülük / istifçilik çirkin ve rezil bir iştir fakat
krallar için iyidir; biriktirmek saltanatın gücünü artırır, dosta güven,
düşmana korku (heybet) verir.
Katı kalplilik çirkin bir haldir fakat askerler, savaşçılar
için yararlı bir haldir.
Övülmek yetişkinler için kusur addedilir fakat çocuklarda,
onları iyi işlere, davranışlara yöneltmek için teşvik edicidir.
Liderlik Kusurları
Kötü niyet çirkindir; ancak kralların muhaliflerine
ve düşmanlarına karşı kötü niyet beslemesi, hile yapması ve stratejik yalan
söylemesi devlet maslahatı gereği çirkin sayılmaz. Fakat lider bu hileyi kendi
yardımcılarına ve sadık halkına uygulamaya kalkarsa düzen bozulur.
Hainlik
Emanet mala ve mahremiyete el koymak, hayati bir haberi
gizlemek veya mektubu tahrif etmek. Rızık sebeplerini keser.
Boşboğazlık ve hainliğin birleşimidir. Sır bir emanettir,
ifşası hainliktir. Sultanların/devletin sırrını yayanlar memlekete büyük zarar
verir.
Koğuculuk (Laf Taşımak): Sır ifşasının en tehlikeli
halidir; söylenene "sır" denmemiş olsa bile sözü taşımak insanlar
arasında nefret ve fitne yaymanın yoludur.
İnsanların büyük çoğunluğu üstünlüğü mal, servet, araç-gereç
ve makam çokluğunda arar; zenginlere sadece parası için saygı gösterir.
Bir insanın reisliği faziletinden gelmelidir. Eğer birini
sadece malı büyütüyorsa, o mal tükendiğinde geriye hiçbir şey kalmaz.
Mal, erdemli insanın elinde düşkünlere yardım, ilmi
araştırma ve adalet için bir "mutluluk ve hayır aracına" dönüşür.
İnsan, doğası gereği kötü alışkanlıkları hemen terk edemez,
tabiatı aklına direnebilir. Bu yüzden, kuru bir temenni yerine "takip
edilmesi zorunlu bir eğitim ve riyazet yolu (müfredat)" belirlenmelidir.
İnsan ancak kendi ahlakını sürekli denetleyerek, kusurlarını araştırıp
ayıklayarak hakiki fazilete ulaşabilir.
Şehvani Nefsi (Arzu Gücü) Evcilleştirmenin Metodu
Şehvet köreltilmez; yönü değiştirilir.
Nefsin önü bir duvar gibi aniden kesilmez. Önce şehvet
kırılır, ardından akli gerekçeler sunularak nefse "yatıştırıcı
vaatlerde" bulunulur.
Şehveti ezmek isteyen kişi zahitler, mutasavvıflar ve
vaizlerle oturmalıdır.
Müzik, şehveti uyandırmada güçlü bir etkendir.
Şarap / Sarhoşluk, iffetin baş düşmanıdır. İnsanın çirkinliklerden
koruyan zırhını (akıl ve temyiz) elinden alır. Az içilen içki meclisleri bile
"başkalarına benzeme arzusuyla" ar perdesini yırtar
Oburluk kötü ahlakın en hafif ve ehven olanıdır
İştah çekici bir yemek yerine, onun besinsel görevini
yapacak daha sade bir yiyeceğe yönelmektir.
Gazap Nefsini (Öfke ve Saldırganlık) Kontrol Etme Metodu
Öfkeyi yatıştırmanın en iyi yolu, çabucak kızan cahil
sefihlerin öfke anındaki "beyinsizleşmiş, deli gibi saldıran, çirkin
cinnet hallerini" sık sık göz önüne getirmektir. Bu iğrenç manzara,
kişinin kendi içindeki gazap ateşini söndürür.
Öfke patlamalarını engellemek için silah taşımaktan,
kavga/fitne bölgelerinden, bekçi ve polislerle (asayişin sert yüzüyle) haşir
neşir olmaktan uzak durulmalıdır.
Vakur, yaşlı, sabırlı, halim ve çok az öfkelenen ilim
ehliyle oturulmalıdır.
Şarap şehvetten ziyade gazabı galeyana getirir. Kişi
içtiğinde en sevdiği sofra arkadaşına bile bir anda saldırıp namusuna dil
uzatabilir.
Nefs-i Natıka (Akıl Gücü)
Ahlakı arındırmanın özü, Nefs-i Natıka'yı (akıl gücünü)
takviye etmektir.
Akli ilimleri incelemekle, ahlak ve siyaset kitaplarını
okumakla, hakikat ilmine sahip uyanık ilim ehliyle oturup kalkmakla aklı
kuvvetlendirebilir.
Akıl ilimle bezendiğinde nefis şereflenir, himmeti yücelir
ve çirkin adetlerle kirlenmeyi kendisine yakıştırmaz ("tenezzül
etmeme" ahlakı gelişir).
Şehvetin veya öfkenin vereceği lezzet/tatmin sadece o
anlıktır ve uçup gider. Fakat o günahın veya cinnetin getireceği utanç,
ayıplanma ve lanet dilden dile kalıcı olarak aktarılır.
İnsan, her erdemin en yüksek derecesine, yani zirvesine
ulaşmayı amaçlamalıdır.
Kâmil İnsan
Kendi ahlakı üzerinde dürüstçe murakabe yapar.
Noksanlıkların bünyesine sızmasına karşı bir sınır muhafızı gibi uyanıktır.
Kemal suretine aşıktır.
Ulaştığı erdemleri her zaman az görür; işlediği en küçük
hatayı (rezilliği) ise bir dağ gibi büyük görür.
Tüm dikkat hakikat ilimlerine, varlıkların nedenlerini ve
varoluş amaçlarını keşfetmeye yönelmelidir.
Gece gündüz ahlak, siyer (biyografi) ve siyaset kitapları
okunmalı
Kişi, sözün güzelini seçebilmek için belli oranda fesahat,
belagat ve hitabet süsüyle bezenmelidir.
Bütün insanlar aynı soydan gelen tek bir kabile gibidir.
Onları birleştiren şey, hepsinde ayrı ayrı mevcut olan ilahi cevher, yani Akıl
Nefsidir. İnsanlar aslında birdir, sadece şahısları (bedenleri) farklıdır.
Kemal yolundaki kişi, erdemli insanları erdemlerinden dolayı
sevmeli; noksan insanlara ise cezalandırmak için değil, noksanlıklarından ötürü
acımalı ve merhamet göstermelidir.
Öfkelenen insan, yaptığını bilmeyen yırtıcı bir hayvan
gibidir. Akıllı kişi, kendisine biri saldırdığında "bir köpeğin
havlamasına veya bir öküzün boynuzlamasına" nasıl karşılık verilmiyorsa
öyle hiddetten kaçınmalıdır.
Kişi yemek yerken bile tek başına yememeli, malına
dostlarını ortak etmelidir.
Sıradan insan sokakta kınanarak hatasını öğrenir; ancak
krala herkes yaranmak istediği için hatası yüzüne söylenmez.
Sahabenin "Din nedir?" sorusuna Efendimiz
(s.a.v.)'in doğrudan "Güzel Ahlaktır" cevabını vermesi, ahlakın din
ile özdeş olduğunu gösterir.
Kıyamet gününde evvela mizana konacak şey güzel huydur ve
Mizanda güzel ahlaktan daha ağır gelen bir amel olmayacaktır.
Sirke balı ifsad ettiği gibi kötü ahlâk da amel ve ibâdeti
ifsad eder.
Müslüman, diğer insanların onun elinden ve dilinden emin ve
salim olduğu kimsedir.
Kızgınlık anında en büyük sığınak sükût etmektir.
Tasavvufun Sekiz Sütunu
Cömertlik: Hz. İbrahim (a.s.)'ın hali
Rıza: Hz. İshak (a.s.)'ın hali
Sabır: Hz. Eyyub (a.s.)'ın hali
İşaret: Hz. Zekeriya (a.s.)'ın hali
Gurbet: Hz. Yahya (a.s.)'ın hali
Saf (Yün): Hz. Musa (a.s.)'ın hali
Seyahat: Hz. İsa (a.s.)'ın hali
Fakr: Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in iftiharı
İslâmiyet insaniyyetle kâimdir yek vücuttur.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder