4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Şeytan - Notlar

İbn Arabi - Şeytan - Notlar

Mütercim: Şemsettin Yeltekin, Ehil Yayınları, 2020

 


(Muhtemeldir ki bu metnin içeriği İbn Arabi’ye ait değil, çeşitli kitaplardan derlenmiş yazılar İbn Arabi etiketiyle kitaplaşmış… Kitabın içeriği böyle düşündürdü…)

 

Şeytan

Muaz b. Cebelden, o da İbn Abbas’tan (radiyallahu anhüma) şöyle rivayet edilir…

(İblis, çirkin bir insan suretinde Resulullah’ın bulunduğu meclise gelir.)

 

Vehim, insan zihninde aslen var olmayan korkuları, kuruntuları ve dünyevi süsleri "mutlak gerçekmiş gibi" mevcut gösterir; buna karşılık mutlak gerçek olan ahireti ve ilahi hakikatleri ise uzak ya da "yokmuş gibi" algılatır.

 

Biri iki görmek, yanılsamanın (telbis/iblis) ta kendisidir.

Sapkınlığın ve şirkin kaynağı Vahid’in (Tek olanın) ikilik çerçevesinde görülmesidir.

İblis’in Hz. Adem’e secde emri geldiğinde "Ben ondan hayırlıyım" demesi, kendisini bütünden/Haktan ayrı, müstakil bir varlık olarak görmesi…

 

Vehim, aklın emrine girdiğinde saptırıcı olmaktan çıkar, ilahi hakikatleri idrak etmeye yarayan bir araca dönüşür.

 

Iblis'in Hakikati

Allah’ın hem Hâdî (Hidayet veren, doğru yola ulaştıran) hem de Mudill (Saptıran, şaşırtan) isimleri vardır.

Mudill isminin en eksiksiz, mükemmel aynası İblis’in hakikatidir.

 

Telbîs (ikilem)" “iblis” ismi de bundan türemiştir.

 

İblis, göklerin ve yerin sırlarına meraklı olan salikleri aldatmak için "arz ve sema suretlerinde", hatta "Zati tecelliler" (büyük nurlar, rüyalar, keşifler) şeklinde açığa çıkabilir. Salik, gördüğü bu hayali parıltıları "Allah’tan bir tecelli" sanarak tuzağa düşer ve kibre kapılır.

 

İblis her kılığa girebilir ama asla Muhammedî surete (Hz. Peygamber'in hakikatine) ve onun yeryüzündeki varisleri olan Kâmil İnsanların suretine bürünemez. Çünkü o alan, mutlak Hâdî isminin koruması altındadır. Karanlık, saf ışığın şeklini taklit edemez.

 

Şeytânın Tanımı

Şeytân: İki kökten türediği kabul edilir. İlki, haktan, hayırdan ve ilâhî rahmetten "uzaklaşmak" anlamına gelen şatn (şütûn); ikincisi ise öfkeden "yanıp tutuşmak" manasındaki şeyt köküdür. Her iki anlam da varlığın doğasını özetler: Hem rahmete fersah fersah uzaktır hem de hırs ve kibrinden ötürü ezelî bir helâk yangınının içindedir.

 

İblîs: Dilcilere göre iblâs kökünden gelir ki bu da "ümit kesmek, pişman olmak, şaşırıp kalmak ve söyleyecek sözü olmamak" demektir.

 

Eyyub (a.s) ve Kıskanç Şeytan

Şeytanın insan doğasına karşı beslediği ezelî nefretin kökeninde kıskançlık yatar.

Şeytanın "O sana malı mülkü için ibadet ediyor" iddiası üzerine Hz. Eyyûb, evlatlarını, servetini ve sağlığını kaybederek ağır bir imtihandan geçer.

Bu kıssa, şeytanın maddi musibetler yağdırsa bile samimi bir müminin kalbindeki rıza ve teslimiyet kalesini asla yıkamayacağını gösterir.

 

Şeytânın Yaratılışı ve Mahiyeti

Onun aslı, ateşten yaratılmış bir cindi. Meleklerden değildi.

İblis denen o cin, “Rabbinin emrinden çıktı.” Allah’a itaat etmekten kaçındı. Oysa biz biliyoruz ki, “Melekler, Allah’ın emrine isyan etmezler, ne emrederse onu yaparlar.”

 

Hazreti Musa'nın Şeytanla Karşılaşması

Hz. Mûsâ ile İblis arasında geçen diyalog

Hz. Mûsâ'nın şefaatiyle tevbe etmek ister. Kibrinden vazgeçemez,

Hz. Mûsâ'ya üç tavsiye verir; karşısında insanın en zayıf olduğu üç hal.

Birincisi; öfkelendiğin zaman beni hatırla, çünkü o zaman kanın damarda cereyanı gibi ben de senin kalbinde dolaşırım.

İkincisi; Cihad zamanında beni hatırla

Üçüncüsü; mahremin olmayan bir kadınla oturma, sakın ola yalnız kalma.

 

Dersler ve ibretler

Şayet İmanını yok etmeye güç getiremezse o zaman isyan ettirmek ister. İnsana kötü amelleri süsleyip güzel gösterir. Özellikle büyük günahlar işletmeye çalışır. Zira büyük günah işlemek, imansızlığa kapı açar.

 

Şeytânın Özellikleri

Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım.

Ön (Gelecek): İnsana gelecek kaygısı, ölüm korkusu ve rızık endişesi vererek onu güvensizliğe ve cimriliğe sürükler.

Arka (Geçmiş/Dünya): İnsanı geçmişin pişmanlıklarıyla oyalar veya geride bırakacağı dünya malına, evladına, soyuna saplantılı hale getirir.

Sağ (Din/İbadet): İnsana ibadetleri esnasında riya (gösteriş), kibir, ucub (amelini beğenme) hissi fısıldayarak iyiliklerini içeriden çürütür.

Sol (Günahlar): Şehveti, haramı, isyanı ve zulmü doğrudan çekici kılarak kulu yoldan çıkarır.

 

Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi.

 

Şeytanın unutturma gücü

Hz. Yusuf’un hapisten çıkmasını sağlayacak vesileyi kralın hizmetçisine unutturur.

Hz. Musa’nın yardımcısına mucizevi balığı unutturur.

 

Bu amansız düşmana karşı müminin elindeki tek silah, İstiaze (Eûzü çekmek / Allah'ın korumasına iltica etmek).

 

Şeytânın icraatları

İnsanın kalbine korku salmak, panik ve gelecek kaygısı…

Harama bulaşan kazançlar, faiz, rüşvet ve gayri-meşru nesiller üzerinden insanın en hassas olduğu iki varlık alanına (mal ve evlat) sızmak.

 

Dini aslından saptırıp batıl örfler üretir.

 

Kadını erkeğe, erkeği kadına benzeterek fıtri dengeleri altüst etmek.

 

Doğruluğu "budalalık", eğriliği ve kurnazlığı "hüner" olarak pazarlamak.

 

Esnemek şeytandandır (gevşeklik alametidir).

 

İnsanı "Verirsen malın azalır" desisesiyle cimriliğe iter.

 

Kusurunu itiraf etmeyen müstakbel bir şeytanlaşma adayıdır.

 

Küfrü hayal etmek küfür değildir.

 

İnsan ellerini kaldırıp üst cihetten (dua) isterse veya başını alt cihete (secde) koyarsa kurtulur.

 

Şeytan ile Oduncunun Kavgası

Bir oduncu, insanların Allah’ı bırakıp kutsal sayarak taptıkları bir ağacı kesmeye karar verir.

Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben, dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun. İşte o yüzden bana mağlup oldun.

 

Şeytânın Hileleri

Binayı yapmanın zor, yıkmanın ise çok kolay olması gibi, şeytan da cüz'i vesveselerle büyük tahribatlar üretir.

 

Şehvet ve öfke

 

Haset ve hırs

 

Acelecilik

 

Cimrilik

 

Dedikodu

 

Vesvese

 

Suizan

 

Şeytan ve Elinde Bir Bardak Su

Ebu Zekerriya ölüm döşeğindeyken, Şeytan elinde bir bardak suyla gelip susuzluğuna karşılık "İsa, Allah'ın oğludur" ya da "Allah yoktur" dedirtmeye çalışır.

 

Altın Devrini Yaşayan Şeytan

Mezarlıktaki kemikleri göstererek zenginleri servetiyle gururlandırıp zalim ettiğini, fakirleri ise haset ettirip kadere tenkit ettirerek "bir taşla iki kuş vurduğunu" iddia eder.

 

Hep Şeytan mı Kandıracak?

Bir mümin, şeytanın yanına giderek onun gibi olmak istediğini söyler ve kandırma usullerini sorar.

 

Melek ve Şeytânın Hikâyesi

Saf bir melek, yanlışlıkla şeytanlar diyarına düşer. Şeytan melek suretine bürünerek onunla bir sevgi oyunu oynamaya başlar. Şeytan, meleğin kanatlarını kırarak kendi karanlığına geri döner. Karşısındakinin şeytan olduğunu öğrenen melek yıkılır.

O çünkü şeytanı bile kendisi gibi sanmış. Çünkü onun hayatında hep melekler varmış daha önce de hiçbir şeytanla karşılaşmamış.

 

Nuh (a٠s) ve Şeytan

Hz. Nuh, asma kökleri dikerek geniş bir üzüm bahçesi kurmak ister ancak kökler bir türlü yeşermez. Yaşlı bir ihtiyar kılığına giren şeytan, bağın yeşermesi için yedi hayvanın (aslan, ayı, kaplan, çakal, köpek, horoz, tilki) kanının köklere akıtılması gerektiğini söyler. Hz. Nuh'un izin vermesiyle bu hayvanların kanı asmalara dökülür; bağ yeşerir ve üzümler yedi farklı renge bürünür. Bu kanların etkisiyle, içki (şarap) içen insanlarda bu yedi hayvanın karakter özellikleri  sarhoşken açığa çıkar.

Her içki içen kimse sarhoşken; kendini aslan gibi cesur, ayı gibi kuvvetli, kaplan gibi öfkeli (kükremiş), çakal gibi konuşkan (uluyan) köpek gibi kavgacı (hırlayıcı), tilki gibi kurnaz ve intikamcı, horoz gibi ötücü hisseder.

 

Şeytan ve Kocakarı

Şeytan, 40 yıldır ibadet eden Barsisa'yı saptıramadığı için ümitsizce giderken bir kocakarıya rastlar. Kocakarı, yeni bir ayakkabı karşılığında Barsisa'yı yoldan çıkaracağını söyler. Mabede gizlice giren kadın; çalıntı bir bebek, şarap ve bıçakla Barsisa'yı tehdit eder: Ya şarap içecek, ya zina edecek ya da çocuğu öldürecektir. Barsisa, en hafif günah gördüğü şarabı seçer. Ancak sarhoş olunca iradesini kaybederek kadınla zina eder, ardından kadının kışkırtmasıyla çocuğu öldürür. Yakalanıp idama götürülürken şeytan karşısına çıkar ve onu kurtarma vaadiyle imanını çalar, ardından 'Ben senden uzağım!' diyerek oradan uzaklaşır.

Şeytan, kadından korktuğu için vaat ettiği ayakkabıları ona bir sopanın ucunda uzatır.

 

Peygamberimiz (s.a.v) ile Şeytan

Mescitte namaz kılan mümin, cahil bir kimse. O yüzden onu yanıltmak ve namazını bozmak kolay. Fakat uykuda bulunan kişi, âlim bir zattır.

 

Vesvese Vermek İçin Dergâha 20 Yıl Hizmet Eden Şeytan

Yaşlı bir adam kılığına giren şeytan, Cüneyd-i Bağdadi’ye mürit olmak ister. Cüneyd-i Bağdadi, ilk günden beri kim olduğunu bilerek 20 yıl boyunca dergâhta hizmet ettirir. Bir gece çamurlu yolda yürürlerken Cüneyd'in lafıyla kimliği açığa çıkan şeytan, "Meğer sen çok büyük bir insanmışsın" diyerek Cüneyd'e övgüler yağdırır. Amacı ona gurur vererek 20 yıldır yapamadığı tahribatı yapmaktır. Ancak Cüneyd hazretleri bu oyunu fark eder ve onu hemen huzurundan kovar.

 

Muaviye ile Şeytan

Köşkünde uyuyan Muaviye'yi birisi namaz vakti geldi diye uyandırır. Uyandıranın İblis olduğunu anlayan Muaviye ona güvenmez ve niyetini sorgular.

Eğer namazı kaçırsan... bu ziyandan dolayı gözlerinden yaşlar dökecektin. Bu dert yüzlerce namaza değer... İstedim ki öyle bir ah etmeyesin.

 

Şeytan'ı İmtihana Çeken Mümin

“Hep Şeytan mı Kandıracak?” başlıklı bölümün neredeyse aynısı.

 

Şeytanla Güreşen Sahabe ve Aldığı Sır

Hz. Ömer karşılaştığı şeytanla güreşir ve onu üç kez üst üste yere sererek başparmağını ısırır. Çaresiz kalan şeytan, yakasını kurtarmak karşılığında Müslümanların kendisinden korunmasını sağlayacak sırrı vermeyi teklif eder. Üçüncü yenilgisinden sonra bu sırrın Bakara Suresi'ndeki "Ayete'l-Kürsî" olduğunu söyler.

 

Şeytânın Aldatması

Benim sizin üzerinizde bir nüfuzum yoktur. Fakat sizi sapıklığa çağırdım. Siz de bana uydunuz. O halde beni kınamayın, nefsinizi, kendinizi kınayın.

 

Şeytânın Pisliği

Cüneyd-i Bağdâdî’nin talebelerinden biri, manevi mertebelerde kemale erdiğini düşünerek hocasının sohbetlerini bırakır ve inzivaya çekilir. Düştüğü gurur sebebiyle şeytani rüyalar görmeye başlar; rüyasında nehirler akan, lezzetli yemekler olan bir cennette olduğunu görür ve bunu hakikat sanıp kibrini artırır.

 

Hadislerde Şeytan

Şeytan, insan doğduğunda yanına sokulur; Allah zikredilince uzaklaşır, zikredilmezse kalbine yerleşir.

Cinlerin ve insanların şeytanlarından Allah’a sığın!

 

Eve girerken ve yemek yerken besmele çekilmezse şeytan o evde hem barınma hem de yiyecek temin eder.

 

İnsan yatağa girdiğinde melek "hayırla bitir", şeytan ise "şerle bitir" der.

 

Kulun içindeki kötülüğe çağrı şeytandan, hayra çağrı meleklerdendir.

 

İblis tahtını su üzerine kurar.

Tasavvufun Anahtar Terimleri

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder