4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Mir'at'ül-İrfan - Notlar

İbn Arabi - Mir'at'ül-İrfan - Notlar

 


1. Bölüm

Hamd Allah'a aittir...

 

Allah var idi ve O'nunla beraber hiçbir şey yok idi.

Şu anda da öyledir

 

Onu ancak o görebilir. Onu ancak o bilebilir.

 

2. Bölüm

Onun peygamberi, odur.

Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbini bilen o oldu.

 

3. Bölüm

Ezel şu andır. Ebed şu andır. Kıdem şu andır.

İşbu vaktin içinde, kendini ara.

 

Eğer sen "Ben nefsini yok ederek Tanrı'ya ulaşacağım" dersen, baştan Tanrı'nın karşısında bağımsız, tözsel (cevher olarak) var olan bir "nefis" olduğunu iddia etmiş olursun. Onu yok etmeye çalışmak, önce ona varlık atfetmektir ki bu da şirktir (ortak koşmaktır).

Yok edilecek bir nefis yoktur; ortadan kaldırılacak tek şey "Cehl" (cehalet / yanılsama) durumudur. Sen zaten hiçbir zaman var olmadın ki yok olasın!

 

4. Bölüm

Her şey, bir şey olmama yönündedir; ancak, onun pak yüzünden gayrı. Zahirde de böyle; batında da böyle.

Yani mevcud varlık yoktur; ancak: O vardır.

 

5. Bölüm

Ne bu alemde; ne de bu alemin bitişiyle başlayacak olan ebedi alemde, Allah-ü Tealanın gayrını göremezsin.

 

6. Bölüm

Bir kimse, kendisini tanımadan, bilmeden belli şekliyle ölünce; iyi ve kötü vasıfları da onunla beraber ölür gider.

Bir de manevi ölümle öleni düşünelim. Yani: Ölmeden evvel öleni.

 

7. Bölüm

Önce nefsini bil.

 

8. Bölüm

Eğer sâlik (yolcu) "Ben yokum" derse, yokluğunu bir töz (cevher) haline getirir ve kendi yokluğuna tapınmaya başlar.

"Ben varım" derse zaten şirke düşer.

 

Sende "varlık" veya "yokluk" diye görünen şey, aslında Hakk'ın Zahir (açığa çıkma) ve Batın (gizlenme) sıfatlarının senin üzerindeki anlık tecellilerinden (iktiza) ibarettir. Değişiklik sende değil, "O'nun zatından zatınadır."

 

9. Bölüm

Hakka yabancı bir şey yoksa, ortada tek bir varlık varsa, bir şey kendi kendine nasıl bağlanabilir, nasıl ulaşabilir? Vuslat nasıl mümkün olur?

 

Vuslat marifettir

 

10. Bölüm

Yüce Allah'ın zatına bağlı sıfatları her an bir değişik şekil almaktadır.

 

11. Bölüm

Vuslat marifettir.

 

12. Bölüm

Sana bir isim verilmiş; ya da sen bir isim almışsın.

Mahmud, adını almışsın; ya da sana Mahmud adı konmuş.

Halbuki sen, kendi adını Muhammed biliyorsun.

 

Tek varlık düşün. Her şeyi, ama her şeyi o tek varlık içinde gör.

Durum bu olunca. Bak: Arif kim? Maruf kim?

 

13. Bölüm

Yetmez mi? Bu kadar anlatılanlar, sana henüz bir şey anlatmadıysa, yazık.

 

Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbini bilen o oldu.

Herkim, anlatılan misalle yolunu bulur ve bir fehme sahib olursa. Bilir ki: Ne ayrılmak vardır ne de birleşmek.

Yine bilir ki: Arif de maruf da odur.

Yine bilir ki: Gören de görülen de odur.

Yine bilir ki: Vâsıl da mevsul da odur.

 

Herkim, anlatılan mana çemberi içine girerse. Şirkten halâs bulur.

 

14. Bölüm

Bir şeyin fenaya varması demek, o şeyin daha önceden var olması demektir.

Bu ise, muhaldir. Olamaz.

 

Düşün ki: Mümin, müminin aynasıdır.

Her iki halde de mümin Allah'ın sıfatıdır.

 

Hulâsa: Cümle eşyanın varlığı, Hakkın varlığıdır.

Ama, onların bir varlığı olmadan.

 

15. Bölüm

Kainattaki iyilik ve kötülüklere hangi nazarla bakacağız?

Ortada bir cife mi vardır?.. Bir tezek ve pislik mi vardır?

Onlar zahire göredir. Hakikatte onlar bir başkadır.

 

Rabbi, daima Rab'la anladım;

Sonra da şeksiz, şüphesiz kaldım.

 

Her kap, içinde ne varsa, onu dışa sızdırır.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder