İbn
Arabi - Mir'at'ül-İrfan -
Notlar
1. Bölüm
Hamd Allah'a aittir...
Allah var idi ve O'nunla beraber hiçbir şey yok idi.
Şu anda da öyledir
Onu ancak o görebilir. Onu ancak o bilebilir.
2. Bölüm
Onun peygamberi, odur.
Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbini bilen o oldu.
3. Bölüm
Ezel şu andır. Ebed şu andır. Kıdem şu andır.
İşbu vaktin içinde, kendini ara.
Eğer sen "Ben nefsini yok ederek Tanrı'ya
ulaşacağım" dersen, baştan Tanrı'nın karşısında bağımsız, tözsel (cevher
olarak) var olan bir "nefis" olduğunu iddia etmiş olursun. Onu yok
etmeye çalışmak, önce ona varlık atfetmektir ki bu da şirktir (ortak
koşmaktır).
Yok edilecek bir nefis yoktur; ortadan kaldırılacak tek şey
"Cehl" (cehalet / yanılsama) durumudur. Sen zaten hiçbir zaman var
olmadın ki yok olasın!
4. Bölüm
Her şey, bir şey olmama yönündedir; ancak, onun pak yüzünden
gayrı. Zahirde de böyle; batında da böyle.
Yani mevcud varlık yoktur; ancak: O vardır.
5. Bölüm
Ne bu alemde; ne de bu alemin bitişiyle başlayacak olan
ebedi alemde, Allah-ü Tealanın gayrını göremezsin.
6. Bölüm
Bir kimse, kendisini tanımadan, bilmeden belli şekliyle
ölünce; iyi ve kötü vasıfları da onunla beraber ölür gider.
Bir de manevi ölümle öleni düşünelim. Yani: Ölmeden evvel öleni.
7. Bölüm
Önce nefsini bil.
8. Bölüm
Eğer sâlik (yolcu) "Ben yokum" derse, yokluğunu
bir töz (cevher) haline getirir ve kendi yokluğuna tapınmaya başlar.
"Ben varım" derse zaten şirke düşer.
Sende "varlık" veya "yokluk" diye
görünen şey, aslında Hakk'ın Zahir (açığa çıkma) ve Batın (gizlenme)
sıfatlarının senin üzerindeki anlık tecellilerinden (iktiza) ibarettir.
Değişiklik sende değil, "O'nun zatından zatınadır."
9. Bölüm
Hakka yabancı bir şey yoksa, ortada tek bir varlık varsa,
bir şey kendi kendine nasıl bağlanabilir, nasıl ulaşabilir? Vuslat nasıl mümkün
olur?
Vuslat marifettir
10. Bölüm
Yüce Allah'ın zatına bağlı sıfatları her an bir değişik
şekil almaktadır.
11. Bölüm
Vuslat marifettir.
12. Bölüm
Sana bir isim verilmiş; ya da sen bir isim almışsın.
Mahmud, adını almışsın; ya da sana Mahmud adı konmuş.
Halbuki sen, kendi adını Muhammed biliyorsun.
Tek varlık düşün. Her şeyi, ama her şeyi o tek varlık içinde
gör.
Durum bu olunca. Bak: Arif kim? Maruf kim?
13. Bölüm
Yetmez mi? Bu kadar anlatılanlar, sana henüz bir şey
anlatmadıysa, yazık.
Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbini bilen o oldu.
Herkim, anlatılan misalle yolunu bulur ve bir fehme sahib
olursa. Bilir ki: Ne ayrılmak vardır ne de birleşmek.
Yine bilir ki: Arif de maruf da odur.
Yine bilir ki: Gören de görülen de odur.
Yine bilir ki: Vâsıl da mevsul da odur.
Herkim, anlatılan mana çemberi içine girerse. Şirkten halâs
bulur.
14. Bölüm
Bir şeyin fenaya varması demek, o şeyin daha önceden var
olması demektir.
Bu ise, muhaldir. Olamaz.
Düşün ki: Mümin, müminin aynasıdır.
Her iki halde de mümin Allah'ın sıfatıdır.
Hulâsa: Cümle eşyanın varlığı, Hakkın varlığıdır.
Ama, onların bir varlığı olmadan.
15. Bölüm
Kainattaki iyilik ve kötülüklere hangi nazarla bakacağız?
Ortada bir cife mi vardır?.. Bir tezek ve pislik mi vardır?
Onlar zahire göredir. Hakikatte onlar bir başkadır.
Rabbi, daima Rab'la anladım;
Sonra da şeksiz, şüphesiz kaldım.
Her kap, içinde ne varsa, onu dışa sızdırır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder