İbn
Arabi - Yakîn Kitabı -
Notlar
Kitâbu’l-Yakîn
Mütercim: Osman Yolcuoğlu, Gelenek Yayınları, 2016
Mukaddime
Allah Teâlâ yakîni de ilmel yakin, aynel yakin ve hakkal
yakin olmak üzere üçe ayırmıştır.
Hicri 602 (miladi 1204) yılında, el-Halil kentini ziyaret
edip ardından Lut (a.s) bölgesine geçerken, iki arkadaşıyla birlikte Hz.
İbrahim'in makamına uğrar.
Hz. İbrahim'in, Lut kavminin helakini izlediği ve secde
ettiği o yerde, secde ederken ayaklarının toprağa gömüldüğü ve "Şahitlik
ederim ki bu, hakka'l-yakîndir" dediği rivayet edilir.
İbn Arabi bu kutsal mekânda (Yakîn Mescidi'nde) içine doğan
ilhamla bu risaleyi kaleme almaya karar verir
Yakîn’in Kökeni
Kelime, "suyun havuzda durması, sakinleşmesi ve
yerleşmesi" (yakanel mâu fil hafreti) ifadesinden türetilmiştir.
Dolayısıyla yakîn, imanın kalbe bütünüyle yerleşmesi, dalgalanmayı bırakıp
sakinleşmesi ve sabitlenmesidir.
Yakîn aynı zamanda gemiyi idare eden "dümen"
anlamına gelir.
Yakînin zıddı şüphedir.
Şeklen birbirine çok benzeyen veya ortak olan iki
kavram/harf, hakikatte aynı manaya gelmez, aralarında ince farklar vardır.
Yakîn’in Üç Hali
İlme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn derecelerinin
ardında gizlenen bir de "yakîn hakikati" vardır.
Kulun yakîne ermesi, aslında ilahi huzurdaki mertebelere
vakıf olması demektir.
Yakîn seması o kadar geniş ve yücedir ki, fiziksel (terkib)
âlemde doğrudan bir eseri ilk bakışta görülmez.
Duyular her zaman olmasa da tecrübeyle sabit olduğu üzere
sıklıkla yanılır.
Aklın verileri sadece canlılıkla sınırlıdır.
Keşif ehli ise basiret gözüyle baktığında cansız zannedilen
varlıkların aslında konuştuğunu, zikrettiğini bizzat müşahede eder.
Akl’ın Yetersizliği
İlk bildiğinde yanılan akıl, bu son ulaştığı bilginin de
yanlış olmadığını nereden bilebilir? Bu yüzden beşeri akla ve duyulara asla tam
güvenilemez; hakiki ilim ancak ilahi bir hibe ve Rabbani bir imdat (yardım) ile
gelebilir.
Hakikat olmayan yerden yakîn doğmaz.
Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan
saptırırlar.
Sana yakîn gelinceye kadar Rabbine ibadet et
Mana Alemlerindeki Ruhani Oluşumlar
Yakîn kelimesini oluşturan harfler
Yakîn’in Sekiz Hali
Ey zavallı, sen nerede, yakînin meydana gelmesi nerede!
Allah kimin basiretini keşfeder, kilidi açılır ve kabirden
haşrolursa, sekizi eksiksiz olarak gözüyle görür. Onlarsa bugün cidden
azdırlar.
Cismâniyete Dâir
Cismin tertip edilmesi ruh üfürülmeden önce olmuştur.
“Ba” Harfinin Sırrı
…
“Ya” Harfinin Sırrı
Yakînin ya’sı harekeli olmuştur, çünkü varlığın aslı
harekettir.
“Kaf” Harfinin Sırrı
Kafdağı yeryüzünün kazığı olmuştur. O, her yönden kuru,
sabit ve güçlüdür.
“Ya” ise harf-i illettir; bütün hükümler ve mutluluğa
götüren şeyler ondan meydana çıkmıştır. O, peygamberlerin harfidir.
“Nun” Harfinin Sırrı
Nun ise o da soğuktur.
Nun’un karşılığı ise ebced hesabında 50’dir. Bu da 100’ün
yarısı olan kaf’tır. Bunun içindir ki yarım daire şeklinde olmuştur. Zira kaf;
mim ve nun’dan oluşmuştur.
Vehimle Yakîn Olmaz
Bu gibi şeyler insanın fıtratındaki acelecilikten
kaynaklanmaktadır.
Aklına güvenen ya da aklıyla bildiğini söyleyenlerden daha
uğursuz kim vardır!
Hakkal yakîne gelince o; himmetler arasındaki fiil sıfatları
birbirinden ayrıldığı zaman kendinden hasıl olan duruma bakıp o mizaç sahibinin
hükmetmesidir; onun alemindeki yeri neresidir, bünyesi neyin üzerinde
durmadadır? O zaman durum buna göre olur.
“O’na döndürüleceksiniz.”
Bir şey ancak çıktığı makama döner. İşte o makam da gerçek
yakîn ile ilgilidir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder