6 Şubat 2026 Cuma

İbn Arabi - Risaleleri 1 - Tasavvuf Istılahları Kitabı

On Dördüncü Kitap

Kitabu İstilahi's Sufiyye

Tasavvuf Istılahları Kitabı

Her ilmin kendine has bir terminolojisi olduğu gibi sufilerin de kendi aralarında kullandıkları, istiare ve teşbih boyutları olan özel bir dili vardır.

 

El-Hacis: Bunu akla ilk gelen düşünce olarak açıklarlar. Rabbani bir düşüncedir. Kesinlikle yanlış olmaz.

 

El-irade: Kalpte hüzün.

 

El-Mürid: iradeden tamamen soyutlanmış kimse.

 

El-Murad: iradesinden çekilip koparılan ve her işi hazırlanan kimse.

 

Es-Salik: Makamları ilmiyle değil, haliyle geçen kimse.

 

El-Musafir: Fikriyle manevi alanlarda yolculuğa çıkan kimse.

 

Es-Sefer: Kalbin zikirle Hakka yönelmesinden ibarettir.

 

Et-Tarik: Hak tarafından ruhsatsız meşru kılınmış merasimleri demektir.

 

El-Vakt: Hal zamanındaki halinden ibarettir.

 

El-Edeb: Haddi bilmektir.

Edib, faaliyet, çal ışma ehlidir.

 

El-Makam: Zahiri merasimlerin hakkını tam anlamıyla ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmek demektir.

 

El-Hal: Çalışma yapılmaksızın ve celbetme çabası vermeksizin kalbe varit olan durum.

 

Et-Tahkim: Velinin mertebesinden dolayı gördüğü bir husustan hareketle gördüğünü izhar etmeyi tercih etmesi demektir.

 

El-İnziac: Endişelenme/huzursuzluk

 

Eş-Şeriat: Kulluktan ayrılmamaya başlamak demektir.

 

Eş-Şath: Ciddiyetsizlik ve iddia sezilen söz demektir.

 

El-Adl ve Yaratılış Aracı Hakk: Yüce Allah'ın yarattığı ilk mahluktur

 

El-Efrad: Kutbun nazarının dışında kalan adamlara denir.

 

El-Kutb (Gavs): Bütün zamanlarda âlemde Allah'ın nazarının yeri olan tek kimsedir. İsrafil'in (a.s) kalbidir.

 

El-Evtad: Dört kişidirler. Menzilleri âlemdeki dört rükün menzil üzeredir. Doğu, batı, kuzey güney. Her birinin makamı bu yönlerden biridir.

 

El-Budela: Bunlar yedi kişidir. Bunlar İbrahim'in (a.s.) kalbi üzeredirler.

 

En-Nukaba: Nefislerin gizliliklerini ortaya çıkaran kimselerdir. Üç yüz kişidirler.

 

En-Nuceba: Kırk kişidirler. Halkın yüklerini taşımakla meşguldürler. Sadece başkasının hakkı ile ilgili tasarrufta bulunurlar.

 

El-İmaman (İki imam): Bunlar iki kişidirler. Birisi Gavsın sağında oturur ve melekuta bakar. Diğeri ise solunda oturur ve mülke bakar. Bu arkadaşından daha üstündür. Gavsın yerini bu alır.

 

El-Umena: Bunlar Melamilerdir.

 

El-Melamiyyetu: içlerindeki hallerinden zahirlerine bir tek etki yansımayan kimselerdir.

 

El-Mekan: Sergilerde bulunan menzile denir.

 

El-Kabz: Vakitte korku haline denir.

 

El-Bast: Bize göre her şeyi içine alan, ama hiçbir şey tarafından içine alınamayan kimsenin halidir.

 

El-Heybet: Allah'ın celalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisidir.

 

El- Üns: İlâhî huzurun cemalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisine denir.

 

Et-Tevacud: Vecd halini isteme.

 

El-Vecd: Kalbin müşahedesinden kaybolmuş hallerden bazısına rastlaması hali.

 

El-Vücud: Vecd'de hakkı bulma.

 

El-Celal: İlâhî huzurdan yansıyan kahır özellikleri.

 

El-Cemal: İlâhî huzurdan kaynaklanan rahmetin özellikleri ve lütufları.

 

El-Cem: Halksız hakka işaret etme.

 

Cem'ul Cem: Bütünüyle Allah'ta tükenme isteği.

 

El-Fark: Hak olmaksızın halka işaret etmek.

 

El-Beka: Kulun, Allah'ın her şey üzerinde kaim olduğunu görmesi.

 

El-Fena: Kulun, Allah'ın bir illet üzerine kaim olduğunu görmesi.

 

El-Gaybet: Hissin kendisine varit olan şeyle meşgul olmasından dolayı kalbin, halkın halleriyle ilgili olarak gelişen olaylara dair bilgiden uzaklaşması.

 

El-Huzur: Gaybeti esnasında kalbin Hakk ile huzurda olması.

 

Es-Sahv (Uyanış): Hassaların, gaybetten sonra güçlü bir vürutla kendilerine dönmesi.

 

Es-Sekr (Sarhoşluk): Güçlü bir varitle yitip gitme, kaybolma.

 

Ez-Zevk (tatma): İlâhî tecellilerin görünmeye başlamasının ilk anı.

 

Eş-Şurb (içme): Tecellilerin ortası.

 

Er-Rey (kanma): Tecellilerin her makamdaki son merhalesi.

 

El-Mahv (Silinme): Adet vasıflarının ortadan kalkması. Bazılarına göre illetin zail olması demektir.

 

El-isbat: Kulluk hükümlerini ikame etme.

 

El-kurb (yakınlık): İtaatle kaim olmak. Kabe Kavseyn hakikatine de kurb denir.

 

El-Bu'd (uzaklık): Muhalefetler üzerine kaim olmak.

 

El-Hakikat: Senin vasıflarının etkilerinin, Onun vasıfları aracılığıyla senden uzaklaştırılması demektir.

 

En-Nefes: Yüce Allah'ın, kıvılcımlarını söndürsün diye kalbin ateşine musallat kıldığı bir ruhtur.

 

El-Hatır: Kalbe ve vicdana varit olan rabbani, melekî, nefsanî veya şeytanî telkin. Ki kalıcı değildir.

 

İlme'l Yakin: Delilden anlaşılan ilim.

 

Ayne'l Yakin: Müşahede ve keşiften anlaşılan ilim.

 

Hakka'l yakin: Gözlemlenen şeyden irade edilen hususun ilimde hasıl olması.

 

El-Varid: Kişinin çabası olmaksızın kalblere varit olan övgüye değer telkinler.

 

Eş-Şahid: Müşahede sonucu, müşahede edenin kalbinde meydana gelen etki.

 

En-Nefs: Kulun vasıflarından malum olanlar.

 

Er-Ruh: Gayb ilminin özel bir surette kalbe ilka edilmesinin karşılığı olarak kullanılır.

 

Es-Sırr: ilmin sırrı denildiği zaman, bu ilmi bilen alimin hakikati.

 

El-Veleh (kendini kaybetmek): Aşırı vecd.

 

El-Vakfe (Duruş): iki makam arasında hapsedilme.

 

El-Fetret: Başlangıçtaki yakıcı ateşin sönmesi hali.

 

Et-Tecrid: Masivanın ve kevnin kalbten ve sırdan uzaklaştırılması.

 

Et-Tefrid- Hak ile kendinle beraber durman.

 

El-Latife: Zihinde parlayan anlamı ince her işaret.

 

El-İllet: Hakkın kulunu bir sebepten dolayı veya sebepsiz uyarması.

 

Er-Riyazet: Edeb riyazeti, nefsin tabiatının dışına çıkmaktır.

 

El-Mücahede: Nefsi bedenî meşakkatlere ve her durumda hevaya muhalefet etmeye zorlamak demektir.

 

El-Fasl (ayrılık): Sevgilinden ümit ettiğin gıdadır.

 

Ez-Zihab (gidiş): kalbin, kim olursa olsun sevgilisi mü şahede etmesinden dolayı hissedilme özelliğine sahip olan hiçbir şeyi hissedemeyecek şekilde kaybolmasıdır.

 

Ez-Zaman: Sultan, hakimiyet, delil.

 

Ez-Zacir (meneden): Müminin kalbindeki hakk öğütçüsü. Davetçi.

 

Es-Sahk (ezilme): Senin terkibinin kahır ve baskı altında dağılıp gitmesi.

 

El-Mahk (iptal edip belirsiz kılma): Seni yok eden şeyden seni gizleyen her şey.

 

Et-Tecelli: Kalblere açılan gaiblerin nurları.

 

El-Muhazara: Kalbin daima burhan akışının huzurunda oluşu.

 

EI-Mukaşefet: Kahır sonucu tevbenin tahakkuk edişinin karşılığı olarak kullanılır.

 

El-Müşahede: Eşyayı tevhid delilleriyle görmek demektir.

 

El-Muhadese: Hakkın mülk ve şehadet âleminde ariflere hitab etmesi.

 

El-Müsemere: Hakkın sırlar ve gaibler âleminden ariflere seslenmesi.

 

El-Levaih (görüntüler): Zahiri sırlarda görülen halden hale yüceliş özelliği, görüntüsü.

 

Et-Tavali (doğuşlar): Marifet ehlinin kalblerine doğan ve başka nurları söndüren tevhid nurları.

 

El-Levami (parıldayışlar): İki vakitte ve bundan daha yakın bir zaman diliminde ispat edilen tecelli nurları

 

El-Bevade (açığa çıkma): Kalbin, bir ilk çarpılma mahiyetinde birden gayb ile yüz yüze gelmesi.

 

El-Hücum: Senin bir etkin olmaksızın vaktin gücüyle kalbe varid olan hal.

 

Et-Telvin: Kulun hallerinde intikal edişi. Bize göre makamların en mükemmelidir.

 

Et-Temkin: Telvin (çeşitlilik) halinde yerleşiklik kazanma demektir.

 

Er-Rağbet: Nefsin rağbeti sevaba, kalbin rağbeti hakikate sırrın rağbeti hakka yöneliktir.

 

Er-Rahbet (çekinme): Zahiri çekinme.

 

El-Mekr: Allah'ın emirlerine muhalefet eden kimsenin bu halinin devamına rağmen nimetlerin ard arda gelmesi.

 

El-İstilam (kökten kesilme): Hüznün derin üzüntünün özelliği.

 

El-Gurbet: Maksudun peşinde vatandan ayrılmak anlamında kullanılır.

 

El-Himmet: Kalbin arzulara yönelip her şeyden soyutlanması anlamında kullanılır.

 

El-Gayret: Hadler aşıldığı zaman hakkın bir gayreti vardır. Sırları ve gizlilikleri saklamanın karşılığı olarak kullanılan bir gayret de vardır.

 

El-Hürriyet: Kulluk hukukunu Allah için ikame etmek.

 

El-Mutalaa: Hakkin doğrudan veya onların isteği üzerine kevndeki hadiselere ilişkin olarak ariflere ilham ettiği şeyler.

 

El-Futuh: Bir, zahirde gerçekleşen ibare açılışı (futuhu), batında gerçekleşen halavet futuhu ve mükaşefe futuhu vardır.

 

El-Vasl: Kaçanı yakalamak.

 

El-İsm: Vakit içinde ilâhı isimlerden kulun haline hakim olan isim.

 

El-Vesm: Ezel olanla ebede cari olan özellik, sıfat.

 

Ez-Zevaid: Gabya iman ve yakin fazlalığı.

 

El-Hıdır: Bununla bast (açılma) hali ifade edilir.

 

El-Ye's: Bununla kabz (tutulma) hali ifade edilir.

 

El-Gavs: Ayniyle zamanın bir tanesidir. Ancak vakit geldiğinde onun inayetine iltica duygusu verilir.

 

El-Vakıa: Hangi yolla olursa olsun, hitap ya da misalle o alemden kalbe varit olan

şey.

 

El-Anka: Yüce Allah'ın içinde yine kendisi aracılığıyla alemin bedenlerini açtığı hava.

 

El- Varka: Küllî nefis. Levh-i Mahfuz.

 

El-İkab: Kalem. Akl-i evvel (İlk akıl)

 

El-Gurab: Küllî cisim.

 

Eş-Şecere: İnsan-i Kamil.

 

Es-Semseme: İbareden sızan ince marifet

 

Ed-Durretu'l Beyda (Beyaz inci): Akl-i Evvel.

Ez-Zumurrede (Zümrüt): Küllî nefis.

 

Es-Sebhe: Heba. Rüzgarın savurduğu toz.

 

El-Harf: Dil. Hakkin sana hitap ederken kullandığı ibareler.

 

Es-Sekine: Gaybin inişi esnasında içinde hissettiğin mutmainlik hali.

 

Et-Tedani: Mukarrebinin (Allah'a yakın olanların) miracı.

 

Et-Tedella: Mukarrebinin inişi. Ayrıca tedani sırasında hakkın onlara inişi anlamında da kullanılır.

 

Et-Terakki: Hallerde, makamlarda ve marifetlerde intikal etme.

 

Et-Telakki: Haktan sana varid olan şeyleri alman.

 

Et-Tevella: Ondan kendine dönmen

 

El-Havf (korku): Geçmişteki menfi şeylerden sakınman.

 

Er-Reca (umut): Gelecek ümidi, beklentisi.

 

Es-Saik (Bayılma): Rabbani tecelli esnasında fena bulma başka biri

El-Halvet: Arada melek veya olmaksızın gizlici hak ile konuşmak

El-Cilve: Kulun halvetten ilâhı çıkması vasıl olmuş

El-Mahda'(aldanma yeri): Kutbun fertlerden gizlendiği yer gizleyen,

El-Hicab: Matlubunu gözünden perdeleyen şey.

En-Nevale (Misafire takdim edilen ilk lokma): Fertlere (efrad denilen zatlar) has hil'atlar. Mutlak Hil'at anlamında da kullanılır.

 

El-Ceres (Zil): Hitabın bir tür zorlamayla icmal edilmesi.

 

El-İttihad (Birleşme): İki zatın bir olması. Bu ancak sayıda olabilir. O da haldir.

 

El-Kalem: Tafsil bilgisi.

 

El-Enaniyet (Benlik): “Ben" demen.

 

En-Nun: İcmal ilmi.

 

El-Hüviyet: Gayb alemindeki hakikat.

 

El-Levh: Bilinen bir sınıra kadar ertelenmiş tedvin ve yazı mahalli.

 

El-Aniye (kap): izafe yoluyla elde edilen hakikat.

 

Er-Ruhune (hafiflik/düşüncesizlik): Tabiatla beraber olma, ötesine geçememe.

 

El-İlâhîyye: Beşere nispet edilen tüm ilâhî isimler.

 

El-Hatem: Ariflerden bazılarının kalblerinin üzerindeki hakkın alameti.

 

Et-Tab'u: Her şahısla ilgili olarak önceden malum olan bilgi.

 

El-Aliye: Bir meleğe veya ruhaniye izafe edilen tüm ilâhî isimler.

 

El-Menesse (Gerdek evi): Düğünlerin, ziyafetlerin düzenlendiği mekan.

 

Es-Siva: Öteki, (Allah'tan) başkası.

 

El-Cesed: Ateş veya nur menşeli bir cisimde zuhur eden her ruh.

 

En-Nur: Kevni kalpten kovan her ilahi vürut.

 

Ez-Zulmet (Karanlık): Bzzat bilme için kullanılır. Çünkü bu bilgiyle beraber başkası keşfedilmez.

 

Ed-Diya (Ziya, ışık): Hakkin gözüyle aynları görme.

 

Ez-Zillu (gölge): Hicabın gerisinde rahatlığın varlığı.

 

El-Kişr: Muhakkik'in özünü kendisine tecelli eden şeylerin etkisiyle bozulmaktan koruyan her ilim.

 

El-Lubb (öz): Kevnle ilgili olan kalplerden saklanan ilimler.

 

El-Umum: Sıfatlar hususunda vaki olan ortaklık.

 

El-Husus: Her şeyin tekliği.

 

El-İşaret: Kalbin huzuru ile birlikte yakınlıkla beraber olduğu gibi uzaklıkla da beraber olur.

 

El-Gayb: Hakkin kendisiyle ilgili değil, seninle ilgili olarak senden gizlediği her şey.

 

Alemu'l emr (emir alemi): Haktan bir sebep olmaksızın var olan varlıklar. Melekut karşılığı olarak kullanılır.

 

Alemu'l Halk (Halk/yaratma alemi): Bir sebep neticesinde var olan varl ıklar alemi. Şehadet (görünen) alemi anlamında kullanılır.

 

El-Arif ve'l Ma'rife (Arif ve Marifet): Rabbin kendisini gösterdiği ve bunun neticesinde üzerinde bir takım haller zuhur ettiği kimseye arif, onun haline de marifet denir.

 

El-Alim ve'l İlm (Alim ve ilim): Allah'ın uluhiyetini ve zatını gösterdiği ve üzerinde herhangi bir hal izhar etmedi ği kimseye alim, onun haline de ilim denir.

 

El-Hak: Allah ile ilgili olarak kulun üzerine vacip olan şey ve hakkın kendisi için gerekli kıldığı şey.

 

El-Batıl: Yokluk. Adem.

 

El-Kevn: Varlık sahibi her olgu.

 

Er-Rida: Hakkin sıfatlarıyla zuhur etme.

 

Er-Reyn (Kalın örtü) : Eşyada itidal mahalli.

 

El-Kemal: Sıfatlardan ve sonuç ve etkilerinden münezzeh olma.

 

El-Berzah: Manalar alemiyle cisimler alemi arasında görülen alem.

 

El-Ceberut: Ebu Talibe göre azamet alami demektir.

 

El-Mülk: Görülen maddi alem.

 

El-Melekut: Gayb alemi.

 

Maliku'l Mülk: emrettiği şeylere dayalı olarak kula karşılığını verme makamında Hak taala.

 

El-Muttali: Kevn âlemine bakış. Hakkin gözüyle bakan.

 

Hicabu'l izzeti (izzet perdesi): Körlük ve şaşkınlık hali.

 

El-Misl (Benzer): insan. insanın yaratılışına esas olan suret.

 

El-Arş: Mukayyet isimlerin istiva etti ği yer.

 

El-Kursi: Emir ve yasak yeri.

 

El-Kıdem (öncesizlik, ezel): Hak ilmi kapsamında kul ile ilgili olarak sabit olan şey.

 

El-İyd (bayram/yıldönümü): Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar dönen tecelliler

 

El-Had: Seninle onun arasındaki fasıl, aralık.

 

Es-Sıfat: Anlamın gerektirdiği nitelik. Alim gibi.

 

En-Naat: Nispetin gerektirdiği nitelik. Evvel gibi.

 

Er-Ru'yet: Onu olduğu yerde gözle görme, basiretle değil.

 

Kelimetu'l Hadra (huzur sözü): Kun (ol) kelimesi.

 

El-Lusun (Lisanlar/diller): İlâhî açıklamanın ariflerin kulağına ulaşmasında kullanılan araç.

 

El-Huve (O): Müşahedesi sahih olmayan (görülmesine imkan bulunmayan) mutlak gayb.

 

El-Fehvaniye: Hakkin misal aleminde bizzat yüzleşme yoluyla gerçekleştirdiği hitap.

 

Es-Seva (Benzer/derk): Hakkin halkta ve halkın hakta gizlenmesi.

 

El-Ubude (ubudet): Kendini rabbine gösteren kimsenin makamı ubudettir.

 

El-İntibah (Uyanma): Hakkın inayet yoluyla kulu sevketmesi.

 

El-Yakaza (Uyanıklık): Hakkin sevketmesi esnasında Allah'ın muradını anlama.

 

Et-Tasavvuf: Zahiren ve batınen şeriatın adabına riayet etme. Bu, ilâhi ahlaktır. Güzel ahlaka sahip olmaya ve kötü, bayağı ahlaktan uzak durmaya da denir.

 

Et-Tecelli: İlâhî ahlakla vasıflanma. Bize göre, kulluk ahlakıyla vasıflanma.

 

Sırru's Sırri (Sırrın sırrı): Hakkin kuldan ayrı olarak tek başına bildiği hakikat.

İbn Arabi - Risaleleri 1 - Notlar

Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan, 2005 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder