On Dördüncü Kitap
Kitabu İstilahi's Sufiyye
Tasavvuf Istılahları Kitabı
Her ilmin kendine has bir terminolojisi olduğu gibi
sufilerin de kendi aralarında kullandıkları, istiare ve teşbih boyutları olan
özel bir dili vardır.
El-Hacis: Bunu akla ilk
gelen düşünce olarak açıklarlar. Rabbani bir düşüncedir. Kesinlikle yanlış
olmaz.
El-irade: Kalpte hüzün.
El-Mürid: iradeden
tamamen soyutlanmış kimse.
El-Murad: iradesinden
çekilip koparılan ve her işi hazırlanan kimse.
Es-Salik: Makamları
ilmiyle değil, haliyle geçen kimse.
El-Musafir: Fikriyle
manevi alanlarda yolculuğa çıkan kimse.
Es-Sefer: Kalbin zikirle
Hakka yönelmesinden ibarettir.
Et-Tarik: Hak tarafından
ruhsatsız meşru kılınmış merasimleri demektir.
El-Vakt: Hal zamanındaki
halinden ibarettir.
El-Edeb: Haddi bilmektir.
Edib, faaliyet, çal ışma ehlidir.
El-Makam: Zahiri
merasimlerin hakkını tam anlamıyla ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmek
demektir.
El-Hal: Çalışma
yapılmaksızın ve celbetme çabası vermeksizin kalbe varit olan durum.
Et-Tahkim: Velinin
mertebesinden dolayı gördüğü bir husustan hareketle gördüğünü izhar etmeyi
tercih etmesi demektir.
El-İnziac: Endişelenme/huzursuzluk
Eş-Şeriat: Kulluktan
ayrılmamaya başlamak demektir.
Eş-Şath: Ciddiyetsizlik
ve iddia sezilen söz demektir.
El-Adl ve Yaratılış Aracı
Hakk: Yüce Allah'ın yarattığı ilk mahluktur
El-Efrad: Kutbun
nazarının dışında kalan adamlara denir.
El-Kutb (Gavs): Bütün
zamanlarda âlemde Allah'ın nazarının yeri olan tek kimsedir. İsrafil'in (a.s)
kalbidir.
El-Evtad: Dört
kişidirler. Menzilleri âlemdeki dört rükün menzil üzeredir. Doğu, batı, kuzey
güney. Her birinin makamı bu yönlerden biridir.
El-Budela: Bunlar yedi
kişidir. Bunlar İbrahim'in (a.s.) kalbi üzeredirler.
En-Nukaba: Nefislerin
gizliliklerini ortaya çıkaran kimselerdir. Üç yüz kişidirler.
En-Nuceba: Kırk
kişidirler. Halkın yüklerini taşımakla meşguldürler. Sadece başkasının hakkı
ile ilgili tasarrufta bulunurlar.
El-İmaman (İki imam):
Bunlar iki kişidirler. Birisi Gavsın sağında oturur ve melekuta bakar. Diğeri
ise solunda oturur ve mülke bakar. Bu arkadaşından daha üstündür. Gavsın yerini
bu alır.
El-Umena: Bunlar
Melamilerdir.
El-Melamiyyetu:
içlerindeki hallerinden zahirlerine bir tek etki yansımayan kimselerdir.
El-Mekan: Sergilerde
bulunan menzile denir.
El-Kabz: Vakitte korku
haline denir.
El-Bast: Bize göre her
şeyi içine alan, ama hiçbir şey tarafından içine alınamayan kimsenin halidir.
El-Heybet: Allah'ın
celalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisidir.
El- Üns: İlâhî huzurun
cemalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisine denir.
Et-Tevacud: Vecd halini
isteme.
El-Vecd: Kalbin
müşahedesinden kaybolmuş hallerden bazısına rastlaması hali.
El-Vücud: Vecd'de hakkı
bulma.
El-Celal: İlâhî huzurdan
yansıyan kahır özellikleri.
El-Cemal: İlâhî huzurdan
kaynaklanan rahmetin özellikleri ve lütufları.
El-Cem: Halksız hakka
işaret etme.
Cem'ul Cem: Bütünüyle
Allah'ta tükenme isteği.
El-Fark: Hak olmaksızın
halka işaret etmek.
El-Beka: Kulun, Allah'ın
her şey üzerinde kaim olduğunu görmesi.
El-Fena: Kulun, Allah'ın
bir illet üzerine kaim olduğunu görmesi.
El-Gaybet: Hissin
kendisine varit olan şeyle meşgul olmasından dolayı kalbin, halkın halleriyle
ilgili olarak gelişen olaylara dair bilgiden uzaklaşması.
El-Huzur: Gaybeti
esnasında kalbin Hakk ile huzurda olması.
Es-Sahv (Uyanış):
Hassaların, gaybetten sonra güçlü bir vürutla kendilerine dönmesi.
Es-Sekr (Sarhoşluk):
Güçlü bir varitle yitip gitme, kaybolma.
Ez-Zevk (tatma): İlâhî
tecellilerin görünmeye başlamasının ilk anı.
Eş-Şurb (içme):
Tecellilerin ortası.
Er-Rey (kanma):
Tecellilerin her makamdaki son merhalesi.
El-Mahv (Silinme): Adet
vasıflarının ortadan kalkması. Bazılarına göre illetin zail olması demektir.
El-isbat: Kulluk
hükümlerini ikame etme.
El-kurb (yakınlık):
İtaatle kaim olmak. Kabe Kavseyn hakikatine de kurb denir.
El-Bu'd (uzaklık):
Muhalefetler üzerine kaim olmak.
El-Hakikat: Senin
vasıflarının etkilerinin, Onun vasıfları aracılığıyla senden uzaklaştırılması
demektir.
En-Nefes: Yüce Allah'ın,
kıvılcımlarını söndürsün diye kalbin ateşine musallat kıldığı bir ruhtur.
El-Hatır: Kalbe ve
vicdana varit olan rabbani, melekî, nefsanî veya şeytanî telkin. Ki kalıcı
değildir.
İlme'l Yakin: Delilden
anlaşılan ilim.
Ayne'l Yakin: Müşahede ve
keşiften anlaşılan ilim.
Hakka'l yakin:
Gözlemlenen şeyden irade edilen hususun ilimde hasıl olması.
El-Varid: Kişinin çabası
olmaksızın kalblere varit olan övgüye değer telkinler.
Eş-Şahid: Müşahede
sonucu, müşahede edenin kalbinde meydana gelen etki.
En-Nefs: Kulun
vasıflarından malum olanlar.
Er-Ruh: Gayb ilminin özel
bir surette kalbe ilka edilmesinin karşılığı olarak kullanılır.
Es-Sırr: ilmin sırrı
denildiği zaman, bu ilmi bilen alimin hakikati.
El-Veleh (kendini
kaybetmek): Aşırı vecd.
El-Vakfe (Duruş): iki
makam arasında hapsedilme.
El-Fetret: Başlangıçtaki
yakıcı ateşin sönmesi hali.
Et-Tecrid: Masivanın ve
kevnin kalbten ve sırdan uzaklaştırılması.
Et-Tefrid- Hak ile
kendinle beraber durman.
El-Latife: Zihinde
parlayan anlamı ince her işaret.
El-İllet: Hakkın kulunu
bir sebepten dolayı veya sebepsiz uyarması.
Er-Riyazet: Edeb
riyazeti, nefsin tabiatının dışına çıkmaktır.
El-Mücahede: Nefsi bedenî
meşakkatlere ve her durumda hevaya muhalefet etmeye zorlamak demektir.
El-Fasl (ayrılık):
Sevgilinden ümit ettiğin gıdadır.
Ez-Zihab (gidiş): kalbin,
kim olursa olsun sevgilisi mü şahede etmesinden dolayı hissedilme özelliğine
sahip olan hiçbir şeyi hissedemeyecek şekilde kaybolmasıdır.
Ez-Zaman: Sultan,
hakimiyet, delil.
Ez-Zacir (meneden):
Müminin kalbindeki hakk öğütçüsü. Davetçi.
Es-Sahk (ezilme): Senin
terkibinin kahır ve baskı altında dağılıp gitmesi.
El-Mahk (iptal edip
belirsiz kılma): Seni yok eden şeyden seni gizleyen her şey.
Et-Tecelli: Kalblere
açılan gaiblerin nurları.
El-Muhazara: Kalbin daima
burhan akışının huzurunda oluşu.
EI-Mukaşefet: Kahır
sonucu tevbenin tahakkuk edişinin karşılığı olarak kullanılır.
El-Müşahede: Eşyayı
tevhid delilleriyle görmek demektir.
El-Muhadese: Hakkın mülk
ve şehadet âleminde ariflere hitab etmesi.
El-Müsemere: Hakkın
sırlar ve gaibler âleminden ariflere seslenmesi.
El-Levaih (görüntüler):
Zahiri sırlarda görülen halden hale yüceliş özelliği, görüntüsü.
Et-Tavali (doğuşlar):
Marifet ehlinin kalblerine doğan ve başka nurları söndüren tevhid nurları.
El-Levami (parıldayışlar):
İki vakitte ve bundan daha yakın bir zaman diliminde ispat edilen tecelli
nurları
El-Bevade (açığa çıkma):
Kalbin, bir ilk çarpılma mahiyetinde birden gayb ile yüz yüze gelmesi.
El-Hücum: Senin bir etkin
olmaksızın vaktin gücüyle kalbe varid olan hal.
Et-Telvin: Kulun
hallerinde intikal edişi. Bize göre makamların en mükemmelidir.
Et-Temkin: Telvin
(çeşitlilik) halinde yerleşiklik kazanma demektir.
Er-Rağbet: Nefsin rağbeti
sevaba, kalbin rağbeti hakikate sırrın rağbeti hakka yöneliktir.
Er-Rahbet (çekinme):
Zahiri çekinme.
El-Mekr: Allah'ın
emirlerine muhalefet eden kimsenin bu halinin devamına rağmen nimetlerin ard
arda gelmesi.
El-İstilam (kökten
kesilme): Hüznün derin üzüntünün özelliği.
El-Gurbet: Maksudun
peşinde vatandan ayrılmak anlamında kullanılır.
El-Himmet: Kalbin
arzulara yönelip her şeyden soyutlanması anlamında kullanılır.
El-Gayret: Hadler
aşıldığı zaman hakkın bir gayreti vardır. Sırları ve gizlilikleri saklamanın
karşılığı olarak kullanılan bir gayret de vardır.
El-Hürriyet: Kulluk
hukukunu Allah için ikame etmek.
El-Mutalaa: Hakkin
doğrudan veya onların isteği üzerine kevndeki hadiselere ilişkin olarak
ariflere ilham ettiği şeyler.
El-Futuh: Bir, zahirde
gerçekleşen ibare açılışı (futuhu), batında gerçekleşen halavet futuhu ve
mükaşefe futuhu vardır.
El-Vasl: Kaçanı
yakalamak.
El-İsm: Vakit içinde
ilâhı isimlerden kulun haline hakim olan isim.
El-Vesm: Ezel olanla
ebede cari olan özellik, sıfat.
Ez-Zevaid: Gabya iman ve
yakin fazlalığı.
El-Hıdır: Bununla bast
(açılma) hali ifade edilir.
El-Ye's: Bununla kabz
(tutulma) hali ifade edilir.
El-Gavs: Ayniyle zamanın
bir tanesidir. Ancak vakit geldiğinde onun inayetine iltica duygusu verilir.
El-Vakıa: Hangi yolla
olursa olsun, hitap ya da misalle o alemden kalbe varit olan
şey.
El-Anka: Yüce Allah'ın
içinde yine kendisi aracılığıyla alemin bedenlerini açtığı hava.
El- Varka: Küllî nefis.
Levh-i Mahfuz.
El-İkab: Kalem. Akl-i
evvel (İlk akıl)
El-Gurab: Küllî cisim.
Eş-Şecere: İnsan-i Kamil.
Es-Semseme: İbareden
sızan ince marifet
Ed-Durretu'l Beyda (Beyaz
inci): Akl-i Evvel.
Ez-Zumurrede (Zümrüt):
Küllî nefis.
Es-Sebhe: Heba. Rüzgarın
savurduğu toz.
El-Harf: Dil. Hakkin sana
hitap ederken kullandığı ibareler.
Es-Sekine: Gaybin inişi
esnasında içinde hissettiğin mutmainlik hali.
Et-Tedani: Mukarrebinin
(Allah'a yakın olanların) miracı.
Et-Tedella: Mukarrebinin
inişi. Ayrıca tedani sırasında hakkın onlara inişi anlamında da kullanılır.
Et-Terakki: Hallerde,
makamlarda ve marifetlerde intikal etme.
Et-Telakki: Haktan sana
varid olan şeyleri alman.
Et-Tevella: Ondan kendine
dönmen
El-Havf (korku):
Geçmişteki menfi şeylerden sakınman.
Er-Reca (umut): Gelecek
ümidi, beklentisi.
Es-Saik (Bayılma):
Rabbani tecelli esnasında fena bulma başka biri
El-Halvet: Arada melek
veya olmaksızın gizlici hak ile konuşmak
El-Cilve: Kulun halvetten
ilâhı çıkması vasıl olmuş
El-Mahda'(aldanma yeri):
Kutbun fertlerden gizlendiği yer gizleyen,
El-Hicab: Matlubunu
gözünden perdeleyen şey.
En-Nevale (Misafire
takdim edilen ilk lokma): Fertlere (efrad denilen zatlar) has hil'atlar. Mutlak
Hil'at anlamında da kullanılır.
El-Ceres (Zil): Hitabın
bir tür zorlamayla icmal edilmesi.
El-İttihad (Birleşme):
İki zatın bir olması. Bu ancak sayıda olabilir. O da haldir.
El-Kalem: Tafsil bilgisi.
El-Enaniyet (Benlik): “Ben"
demen.
En-Nun: İcmal ilmi.
El-Hüviyet: Gayb
alemindeki hakikat.
El-Levh: Bilinen bir
sınıra kadar ertelenmiş tedvin ve yazı mahalli.
El-Aniye (kap): izafe
yoluyla elde edilen hakikat.
Er-Ruhune (hafiflik/düşüncesizlik):
Tabiatla beraber olma, ötesine geçememe.
El-İlâhîyye: Beşere
nispet edilen tüm ilâhî isimler.
El-Hatem: Ariflerden
bazılarının kalblerinin üzerindeki hakkın alameti.
Et-Tab'u: Her şahısla
ilgili olarak önceden malum olan bilgi.
El-Aliye: Bir meleğe veya
ruhaniye izafe edilen tüm ilâhî isimler.
El-Menesse (Gerdek evi):
Düğünlerin, ziyafetlerin düzenlendiği mekan.
Es-Siva: Öteki,
(Allah'tan) başkası.
El-Cesed: Ateş veya nur
menşeli bir cisimde zuhur eden her ruh.
En-Nur: Kevni kalpten
kovan her ilahi vürut.
Ez-Zulmet (Karanlık):
Bzzat bilme için kullanılır. Çünkü bu bilgiyle beraber başkası keşfedilmez.
Ed-Diya (Ziya, ışık):
Hakkin gözüyle aynları görme.
Ez-Zillu (gölge): Hicabın
gerisinde rahatlığın varlığı.
El-Kişr: Muhakkik'in
özünü kendisine tecelli eden şeylerin etkisiyle bozulmaktan koruyan her ilim.
El-Lubb (öz): Kevnle
ilgili olan kalplerden saklanan ilimler.
El-Umum: Sıfatlar hususunda
vaki olan ortaklık.
El-Husus: Her şeyin
tekliği.
El-İşaret: Kalbin huzuru
ile birlikte yakınlıkla beraber olduğu gibi uzaklıkla da beraber olur.
El-Gayb: Hakkin
kendisiyle ilgili değil, seninle ilgili olarak senden gizlediği her şey.
Alemu'l emr (emir alemi):
Haktan bir sebep olmaksızın var olan varlıklar. Melekut karşılığı olarak
kullanılır.
Alemu'l Halk (Halk/yaratma
alemi): Bir sebep neticesinde var olan varl ıklar alemi. Şehadet (görünen)
alemi anlamında kullanılır.
El-Arif ve'l Ma'rife (Arif
ve Marifet): Rabbin kendisini gösterdiği ve bunun neticesinde üzerinde bir
takım haller zuhur ettiği kimseye arif, onun haline de marifet denir.
El-Alim ve'l İlm (Alim ve
ilim): Allah'ın uluhiyetini ve zatını gösterdiği ve üzerinde herhangi bir hal
izhar etmedi ği kimseye alim, onun haline de ilim denir.
El-Hak: Allah ile ilgili
olarak kulun üzerine vacip olan şey ve hakkın kendisi için gerekli kıldığı şey.
El-Batıl: Yokluk. Adem.
El-Kevn: Varlık sahibi
her olgu.
Er-Rida: Hakkin
sıfatlarıyla zuhur etme.
Er-Reyn (Kalın örtü) :
Eşyada itidal mahalli.
El-Kemal: Sıfatlardan ve
sonuç ve etkilerinden münezzeh olma.
El-Berzah: Manalar
alemiyle cisimler alemi arasında görülen alem.
El-Ceberut: Ebu Talibe
göre azamet alami demektir.
El-Mülk: Görülen maddi
alem.
El-Melekut: Gayb alemi.
Maliku'l Mülk: emrettiği
şeylere dayalı olarak kula karşılığını verme makamında Hak taala.
El-Muttali: Kevn âlemine
bakış. Hakkin gözüyle bakan.
Hicabu'l izzeti (izzet
perdesi): Körlük ve şaşkınlık hali.
El-Misl (Benzer): insan.
insanın yaratılışına esas olan suret.
El-Arş: Mukayyet
isimlerin istiva etti ği yer.
El-Kursi: Emir ve yasak
yeri.
El-Kıdem (öncesizlik,
ezel): Hak ilmi kapsamında kul ile ilgili olarak sabit olan şey.
El-İyd (bayram/yıldönümü):
Amellerin tekrarlanmasıyla kalbe tekrar dönen tecelliler
El-Had: Seninle onun
arasındaki fasıl, aralık.
Es-Sıfat: Anlamın
gerektirdiği nitelik. Alim gibi.
En-Naat: Nispetin
gerektirdiği nitelik. Evvel gibi.
Er-Ru'yet: Onu olduğu
yerde gözle görme, basiretle değil.
Kelimetu'l Hadra (huzur
sözü): Kun (ol) kelimesi.
El-Lusun (Lisanlar/diller):
İlâhî açıklamanın ariflerin kulağına ulaşmasında kullanılan araç.
El-Huve (O): Müşahedesi
sahih olmayan (görülmesine imkan bulunmayan) mutlak gayb.
El-Fehvaniye: Hakkin
misal aleminde bizzat yüzleşme yoluyla gerçekleştirdiği hitap.
Es-Seva (Benzer/derk):
Hakkin halkta ve halkın hakta gizlenmesi.
El-Ubude (ubudet):
Kendini rabbine gösteren kimsenin makamı ubudettir.
El-İntibah (Uyanma):
Hakkın inayet yoluyla kulu sevketmesi.
El-Yakaza (Uyanıklık):
Hakkin sevketmesi esnasında Allah'ın muradını anlama.
Et-Tasavvuf: Zahiren ve
batınen şeriatın adabına riayet etme. Bu, ilâhi ahlaktır. Güzel ahlaka sahip
olmaya ve kötü, bayağı ahlaktan uzak durmaya da denir.
Et-Tecelli: İlâhî ahlakla
vasıflanma. Bize göre, kulluk ahlakıyla vasıflanma.
Sırru's Sırri (Sırrın
sırrı): Hakkin kuldan ayrı olarak tek başına bildiği hakikat.
…
İbn Arabi - Risaleleri 1 - Notlar
Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan, 2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder