İbn
Arabi - Yer ve Göklerin Hakimi -
Notlar
Mütercim: Şemsettin Yeltekin, Gelenek Yayınları, 2020
Yer ve Göklerin Tek Hakimi
Uyarıcı hareket ettirici ve Fail (yapan) hareket ettirici
olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Beden bir şehir, kalp de onun başkanıdır.
Eğer bedendeki hayvani kuvvetlere ve vehme esir olursa
köleleşir ve adı Belkıs olur. Eğer adaleti sağlar, bedene hükmederse Süleyman
olur.
Şehvet ve Gazap iki temel güdüdür. Şehvet, türün bekası
(asıl); Gazap ise zararlı olanı defetmek (fer) için yaratılmıştır.
Lut’un şehri alt üst edildi. Çünkü o şehir şehvet ve gazabın
esiri olmuş, altüst olmuş bedendi.
Nefsanî Ruh: Kalpten çıkıp beyne (yukarı) giden,
orada soğuyarak mutedil hale gelen ve idraki sağlayan ruhtur.
Tabiî Ruh: Kalpten karaciğere (aşağı) inen, şah
damarlarıyla bedene yayılan ruhtur.
Hayvanî Ruh: Kalbin kendisinde bulunan, karışımların
letafetinden doğan, koni/çam şeklindeki latif cisimdir.
Gümüş Kerpiç
Ezel şu andır - Ebed, şu andır - Kıdem, şu andır.
Bir insanın "Ben vardım, sonra riyazetle, zikirle
kendimi yok ettim (fena buldum) ve geriye sadece Allah kaldı" demesi,
aslında gizli bir şirktir.
Sonradan yok olan şey, ancak başta var olan bir şey
olabilir.
Kulun varlığı hiçbir zaman olmamıştır ki fena bulsun! Ortada
yok edilecek bir perde veya hicap yoktur. Değişen tek şey, kulun kendi varlığı
hakkındaki "cehlinin" (bilgisizliğinin) ortadan kalkmasıdır.
Dehre (Zamana) sövmeyiniz, çünkü Allah Dehr’dir.
Yaratılış dediğimiz şey, Hakk'ın kendi ilminde var olan
suretleri (A'yân-ı Sâbite), dış dünyaya (zahir) kendi nuruyla yansıtması, adeta
gizliyken açığa çıkması, sonra tekrar gizlemesidir.
Bir Kıvılcım Bin Fikir
Allah güzeldir, güzelliği sever
Allah için süslenmek müstakil bir ibadaettir. Cebrail'in
dahi ashabın en yakışıklısı olan Dihye (r.a.) suretinde gelmesi, ilahi
hakikatlerin dünyada "en güzel surette" tecelli etme arzusunun bir
göstergesidir. Kibir ve ucup olmadığı müddetçe estetik, Hakka giden bir yoldur.
Erkek (Küll), kendisinden yaratılan kadına (Cüz) fıtri bir
özlem duyar.
Kadın, erkeğin en berrak aynasıdır. İnsan-ı Kâmil nasıl ki
Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecelligâhı ise, kadın da erkeğin tecelligâhıdır.
Mal sevgisi insanı Hak'tan saptırabilir; ancak arif kişi
malı Allah'a "Karz-ı hasen" (güzel bir borç) verme vesilesi kılıp
sadaka verdiğinde, o malın doğrudan "Yed-i İlahi"ye (Allah'ın eline)
düştüğünü bilir.
Sıddıkların kalbinden en son çıkan fitne makam sevgisidir.
Tüm Zamanların Kutbu
Abdurrab ve Abdulmelik
Kutub ve yardımcıları olan İki İmam
Kutbun mahlûkata uzanan tesirinde hayır ve şer eşittir.
Dünyadaki "mahrumiyet ve menetme" (men), Allah'ın
vermemesinden değil, kulların o feyzi aynı anda kabul edecek genişlikte
(mahalde) olmamasındandır.
Kutup bedenen nerede olursa olsun, manevi makamı Mekke'dir.
En mükemmel Kutup Muhammedî Kutuptur. İsevî, Musevî,
İbrahimî kutuplar da nuru Muhammedî kandilden alırlar.
Kutup, Allah'ın rahmetinin dünyaya yayılma kanalıdır.
Abdurrab
Kutbun solunda yer alan bu imam, Kutup öldüğünde onun yerine
geçecek olan zattır.
Bu imamın sahip olduğu beş sır
Sebat Sırrı: Şeylerin hakikatini bilme, rüyaları ve
sembolleri çözme, gemiyi delip duvarı örme (Hızır a.s. misali marifet).
Sahip Olma Sırrı: Zayıflara acıma, boğulanı kurtarma,
aşıkları ve anneyle çocuğu kavuşturma, yolcular için yolu dürüp kısaltma
(tayy-i mekân).
Liderlik Sırrı: Cezbe halinde "Ben Âdem oğullarının
efendisiyim", "Cübbemin içinde Allah'tan başkası yoktur"
(Bâyezîd şathiyesi) dedirten azamet sırrı.
Islah Sırrı: Mahlûkatı lezzetlerden uzaklaştırıp zorlukla da
olsa kurtuluşa sevk etme. Kalplerin ilgisini masivadan (Hak dışındakilerden)
koparıp Allah'a yöneltme.
Hazırlama/Donatma Sırrı: Yağmurları yağdırma, ekinleri
yeşertme, rızıkları ve gıdaları idare etme.
Abdulmelik
Makam değil, hal sahibidir.
Sema (gök) bilgisine sahiptir, arzı (yeryüzünü) bilmez.
Bulut perdelerinin arkasındadır.
Bu imam ruhanilerle nikahlıdır; hep edilgendir, süfli aleme
doğrudan etki etmez
İnsan aklı ne kadar olgun olursa olsun kuşku, akıldan daha
baskın bir güce sahiptir ve insan kararlarında kuşkunun etkisinden kurtulamaz.
Tesir Eden ve Tesiri Kabul Eden
Vücudun batını ve zahiri vardır; bâtını tesir eden ve zahiri
tesiri kabul edendir.
Cisim (beden), istek ve emirden tesir almış olarak harekete
gelip o mahalle gider.
Konuşma (söz) vücudun batını, beden vücudun zahiridir.
Kudretin Sahibi
O'na ancak güzel sözler yükselir
Dolayısıyla insanın cevheri, özü güzel sözlerdir.
Ruh-i Nâtıka / insanın düşünen, akleden özü / ruh bir
kelimedir
Temiz ruhlar (kelimeler) Hakka yükselirken, tabiat denizine
batmış kötü nefisler bedensel işkence ve karanlık mahbesinde (dünya ve madde
boyutunda) kalırlar.
Varlığın nihai amacı, her bir mevcudun kendisine yaraşan
kemale (olgunluğa) ulaştırılmasıdır.
Ontoloji
Bir şey dış dünyada (maddede) var olmadan önce, mutlaka bir
akılda/ilm-i ilahide tasarlanmış olmalıdır.
Makul varlıklar "Zorunlu" (Vacip) kategorisine
yakındır; maddi olanlar ise "Mümkün"dür. Vacip, mümkünden öncedir.
Maddi varlıklar karmaşıktır (mürekkep). Makul varlıklar ise
basittir (yalın). Basit olan, mürekkepten öncedir.
Maddi varlık zaman ve mekâna muhtaçtır. Makul varlık ise bu
kayıtlardan soyuttur (mücerret).
Makul ruhlar âlemine, algılanan ise bedenler âlemine aittir.
Ruhlar bedenlerden (hadis uyarınca) önce yaratılmıştır.
Makul varlık yoktan, benzersiz var etme (İbda) türündendir.
Maddi varlık ise şekillendirme (Halk) türündendir.
Maddi varlık mekân, zaman, birleşme, ayrılma gibi kategorilere
bağlıdır. Makul varlık bunlardan azadedir.
Makul varlık Yaratıcı’ya daha yakındır, dolayısıyla maddi
olandan daha şereflidir.
Makul letafet (ışık/ateş), algılanan ise katılık (toprak)
âlemindendir. Latif olan yoğundan üstündür.
Makul varlık salt nurdur, madde ise karanlıktır.
…
Bir taş yukarı atılsa, tabiatı gereği merkezine (yere) geri
döner ve durur. Doğrusal hareketin bir amacı ve bitişi vardır.
Ancak gökler (gezegenler/yıldızlar) dairesel dönerler.
Dairede her nokta hem başlangıçtır hem bitiştir.
Gökler / mizanı (kozmik dengeyi) bozmayan akıl semalarıdır.
Ruhani âlemdeki varlıklar
Akıl (İlk Varlık)
Nefis (Ruh)
İdeler (Eflatun’un İdeleri): Büyük Eflatun’un müşahede
ettiği nurani, makul külli suretler.
Muallak Suretler (Âlem-i Misâl / Askıdaki Suretler)
Sühreverdî / Misâl âlemini haber vermiştir.
Allah’ın ihsanı kısıtlanmış değildir
Yağmur her yere aynı yağsa da, toprağın yapısına göre ürün
verir. Maddi varlıklar da kendi istidatları (kabiliyetleri) oranında hayat,
idrak ve akıl alırlar.
"Niçin" (Limmî) ve "Çünkü" (İnnî) Delili
İnnî Delil ("Çünkü" Delili / Eserden Müessire):
Malulden (eserden) yola çıkarak illeti (sebebi) bulmaktır. Dünyaya bakıp
Allah'ı bulmak gibi.
Limmî Delil ("Niçin" Delili / Sebepten Esere):
İlletin (sebebin) bizzat kendisinden hareketle hükme varmaktır.
Niçin" delili "Çünkü" delilinden çok daha
güçlü, kesin ve hata ihtimalinden uzaktır.
İsimler
Bir sıfat, var olmak için mutlaka bir mevsufa (Zat'a)
muhtaçtır. Başkasına muhtaç olan bir şey nasıl "Zatından dolayı Zorunlu
Varlık (Vacibü'l-Vücud)" olabilir?
Beşeri (insani) nefisler mümkündür ve bir sebebe muhtaçtır.
Sebebi maddi cisimler olamaz, çünkü sebep eserden (illet malulden) her zaman
daha şerefli ve üstün olmak zorundadır.
Benzer iki şeyden biri, diğerinin varlık sebebi olamaz.
Dolayısıyla göksel nefisler “insan nefsinin sebebi” olamaz.
Peygamberler / Hak'tan aldığı feyzi insanların akıl
kapasitelerine göre dağıtır.
Peygamberlik, ilahi feyzi toplumu ıslah edecek bir
"mizan" ile sunmaktır.
Mutezile / İnsan kendi fiilinin yaratıcısıdır der.
Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı
Sen mecazi olarak atansın, kader yayındaki ok gibisin.
Ayetlerde geçen Allah'ın "elleri", et ve kemikten
organlar değil; hayrı, nimeti ve kudreti alt alemlere aktaran Mücerret Akıllar
ve Mukarreb Meleklerdir.
Kalem; manevi hakikatleri nakşeden (Faal Akıl), Levh;
nakşedilen (Nefis), Kitap ise yazılan evrendir. Bunları odun, kâğıt, kemik veya
deri gibi düşünmek insanı antropomorfizme (teşbihe) götürür.
İsyan
Nakil ve keşf…
Tasavvufi sırlar, o yolun işaretlerini bilmeyen avamın yanında
konuşulmaz.
Hz. Musa, şeriatın (zâhirin) temsilcisidir; Hızır (a.s.) ise
hakikatin (ledünnî ilmin) ve tarikatın seyididir. Musa (a.s.) şartı unutup
Hızır'ın zâhire ters gelen fiillerini inkâra kalkışınca Hızır ona gerçeği
anlatıp yollarını ayırmıştır.
Nur, gözü zayıf olanlar için karanlıktan daha büyük bir
perdedir.
Mağrib fetihlerine hiçbir fetih benzemez.
Mağribin (Batı'nın/Güneşin battığı yerin) payına kozmik
zaman olarak "Gece" düşmüştür.
İlahi feyizler, tecelliler gecenin sükûtunda iner.
Sessizliğin Çığlığı
Evrende "başka" veya "yabancı" diye
adlandırılan ne varsa, aslında yine O'nun varlığının içte ve dıştaki (zâhir ve
bâtındaki) tecellisidir.
Lâ ilâhe illâllah
Tabiat
Evren, Rahmani Nefes ile varlık kazanır. Bu nefes,
ulûhiyetin dış yüzü (zahiri) olan Tabiat üzerine üflenir.
Evren, tabiat kuvvetleriyle doludur.
Tabiat, birbirine zıt dört esastan oluşur: Sıcaklık,
soğukluk, kuruluk ve ıslaklık.
Tabiat, açığa çıkardığı şeylerin aynısı değildir, onların
üstünde tek bir hakikattir.
Varlık ve yokluk izafidir; her şey latiflikten kesifliğe
(görünmezden görünüre) ya da tersine bir nakilden ibarettir.
Ey Akıl Sen Bir Kulsun!
Ey Akıl, sen bir kulsun, mahluksun!
Kendi mahiyetini bile bilmeyen insan aklı, şeriatın ve
peygamberlerin getirdiği ilahi bilgileri kendi sığ ölçüsüyle tartıp inkâr
edemez.
Allah tehdidine (azap sözüne) sadıktır, inkârcılar cehenneme
gireceklerdir.
Kevnî ve Süfli ilimler
Şeytanın Dört Yönden Saldırısı
Ön Cephe (Gelecek/Arzular): Şeytan buradan sokulduğunda kul
onu defederse, karşılığında Nur İlmi (Keşif ve Burhan) ile ödüllendirilir.
Şüpheler burhan (kesin kanıt) yoluyla yok edilir.
Arka Cephe (Geçmiş/Zayıflık/Atalet): Buradan gelen saldırıya
karşı kul "Allah her şeyi bilir" diyerek teslim olur ve salih amele
yönelirse, Kamer Suresi 55. ayetteki "Sıdk (Doğruluk) ve İktidar
Koltuğu"na oturtulur.
Sağ Cephe (Manevi Güç/İbadetler): Şeytan insanın manevi
gurura kapılması veya keşiflerinde şüpheye düşmesi için sağdan yaklaşır.
Hakikat ile hayali (gölge alemini) ayıramayan kişi, yanılsamalara düşer.
Üst Cephe (Tepeden/Kibir ve Şirk): Şeytan insanı şirk ve
inkâra zorlamak için tepeden baskı kurduğunda, kul tevhit delilleriyle onu
kovar.
Hz. Musa'nın asası
Hissin idraki haktır; o şahittir, hâkim değildir. Akıl ise hâkimdir.
Ricalü'l-Gayb
Kutup, İki İmam, Yedi Ebdal (bunların dördü Evtad’dır) …
4 Evtâd
Bunlar güçlerini 4 büyük peygamberin kalbinden ve 4 büyük
meleğin ruhaniyetinden alırlar.
Hz. Âdem / Hz. İsrafil / Şam Rüknü
Hz. İbrahim / Hz. Mikâil / Irak Rüknü
Hz. İsa / Hz. Cebrail / Yemen Rüknü
Hz. Muhammed (s.a.v.) / Hz. Azrail / Hacerü'l-Esved Rüknü
Bu dört Evtâd, şeytanın insana saldırdığı 4 yöne ait tüm
ilimlere (Zahir, Batın, Berzah, Keşif, Doğa ve Şeriat ilimleri) vakıftır.
Sonsuz ve Tükenmeyen İlahi ilimleri
O, her gün yeni bir iştedir
Zamanın var olma sebebi bu daimi harekettir.
İlahi tecelli her an değişirken, insanın kalbindeki
hatıralar ve haller de değişmek zorundadır.
Kul, bu yaratılış sahnelerinden (kevinlerden) birini seçip
derinleştiğinde, eğer muvaffak olursa o şeyin arkasındaki "Hakk'ın vechini
(çehresini)" görür. Kul o çehreyi müşahede ettiğinde, ilk başta peşinden
koştuğu dünyevi arzuları bırakır ve doğrudan o tecelliden ilim devşirmeye
başlar.
Emrimiz ancak bir tek emirdir
Benim katımda söz değiştirilmez
Allah Teala hidayeti ve idraki insanın kendi kabiliyetine ve
arayışına bağlamıştır.
İşte bu bağ, kader sırrıdır.
Tasavvufun Anahtar Terimleri
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder