4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Yer ve Göklerin Hakimi - Notlar

İbn Arabi - Yer ve Göklerin Hakimi - Notlar

Mütercim: Şemsettin Yeltekin, Gelenek Yayınları, 2020

 


Yer ve Göklerin Tek Hakimi

Uyarıcı hareket ettirici ve Fail (yapan) hareket ettirici olmak üzere ikiye ayrılırlar.

 

Beden bir şehir, kalp de onun başkanıdır.

Eğer bedendeki hayvani kuvvetlere ve vehme esir olursa köleleşir ve adı Belkıs olur. Eğer adaleti sağlar, bedene hükmederse Süleyman olur.

 

Şehvet ve Gazap iki temel güdüdür. Şehvet, türün bekası (asıl); Gazap ise zararlı olanı defetmek (fer) için yaratılmıştır.

 

Lut’un şehri alt üst edildi. Çünkü o şehir şehvet ve gazabın esiri olmuş, altüst olmuş bedendi.

 

Nefsanî Ruh: Kalpten çıkıp beyne (yukarı) giden, orada soğuyarak mutedil hale gelen ve idraki sağlayan ruhtur.

Tabiî Ruh: Kalpten karaciğere (aşağı) inen, şah damarlarıyla bedene yayılan ruhtur.

Hayvanî Ruh: Kalbin kendisinde bulunan, karışımların letafetinden doğan, koni/çam şeklindeki latif cisimdir.

 

Gümüş Kerpiç

Ezel şu andır - Ebed, şu andır - Kıdem, şu andır.

 

Bir insanın "Ben vardım, sonra riyazetle, zikirle kendimi yok ettim (fena buldum) ve geriye sadece Allah kaldı" demesi, aslında gizli bir şirktir.

Sonradan yok olan şey, ancak başta var olan bir şey olabilir.

Kulun varlığı hiçbir zaman olmamıştır ki fena bulsun! Ortada yok edilecek bir perde veya hicap yoktur. Değişen tek şey, kulun kendi varlığı hakkındaki "cehlinin" (bilgisizliğinin) ortadan kalkmasıdır.

 

Dehre (Zamana) sövmeyiniz, çünkü Allah Dehr’dir.

 

Yaratılış dediğimiz şey, Hakk'ın kendi ilminde var olan suretleri (A'yân-ı Sâbite), dış dünyaya (zahir) kendi nuruyla yansıtması, adeta gizliyken açığa çıkması, sonra tekrar gizlemesidir.

 

Bir Kıvılcım Bin Fikir

Allah güzeldir, güzelliği sever

Allah için süslenmek müstakil bir ibadaettir. Cebrail'in dahi ashabın en yakışıklısı olan Dihye (r.a.) suretinde gelmesi, ilahi hakikatlerin dünyada "en güzel surette" tecelli etme arzusunun bir göstergesidir. Kibir ve ucup olmadığı müddetçe estetik, Hakka giden bir yoldur.

 

Erkek (Küll), kendisinden yaratılan kadına (Cüz) fıtri bir özlem duyar.

Kadın, erkeğin en berrak aynasıdır. İnsan-ı Kâmil nasıl ki Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecelligâhı ise, kadın da erkeğin tecelligâhıdır.

 

Mal sevgisi insanı Hak'tan saptırabilir; ancak arif kişi malı Allah'a "Karz-ı hasen" (güzel bir borç) verme vesilesi kılıp sadaka verdiğinde, o malın doğrudan "Yed-i İlahi"ye (Allah'ın eline) düştüğünü bilir.

Sıddıkların kalbinden en son çıkan fitne makam sevgisidir.

 

Tüm Zamanların Kutbu

Abdurrab ve Abdulmelik

Kutub ve yardımcıları olan İki İmam

 

Kutbun mahlûkata uzanan tesirinde hayır ve şer eşittir.

 

Dünyadaki "mahrumiyet ve menetme" (men), Allah'ın vermemesinden değil, kulların o feyzi aynı anda kabul edecek genişlikte (mahalde) olmamasındandır.

 

Kutup bedenen nerede olursa olsun, manevi makamı Mekke'dir.

En mükemmel Kutup Muhammedî Kutuptur. İsevî, Musevî, İbrahimî kutuplar da nuru Muhammedî kandilden alırlar.

 

Kutup, Allah'ın rahmetinin dünyaya yayılma kanalıdır.

 

Abdurrab

Kutbun solunda yer alan bu imam, Kutup öldüğünde onun yerine geçecek olan zattır.

Bu imamın sahip olduğu beş sır

Sebat Sırrı: Şeylerin hakikatini bilme, rüyaları ve sembolleri çözme, gemiyi delip duvarı örme (Hızır a.s. misali marifet).

Sahip Olma Sırrı: Zayıflara acıma, boğulanı kurtarma, aşıkları ve anneyle çocuğu kavuşturma, yolcular için yolu dürüp kısaltma (tayy-i mekân).

Liderlik Sırrı: Cezbe halinde "Ben Âdem oğullarının efendisiyim", "Cübbemin içinde Allah'tan başkası yoktur" (Bâyezîd şathiyesi) dedirten azamet sırrı.

Islah Sırrı: Mahlûkatı lezzetlerden uzaklaştırıp zorlukla da olsa kurtuluşa sevk etme. Kalplerin ilgisini masivadan (Hak dışındakilerden) koparıp Allah'a yöneltme.

Hazırlama/Donatma Sırrı: Yağmurları yağdırma, ekinleri yeşertme, rızıkları ve gıdaları idare etme.

 

Abdulmelik

Makam değil, hal sahibidir.

Sema (gök) bilgisine sahiptir, arzı (yeryüzünü) bilmez. Bulut perdelerinin arkasındadır.

Bu imam ruhanilerle nikahlıdır; hep edilgendir, süfli aleme doğrudan etki etmez

 

İnsan aklı ne kadar olgun olursa olsun kuşku, akıldan daha baskın bir güce sahiptir ve insan kararlarında kuşkunun etkisinden kurtulamaz.

 

Tesir Eden ve Tesiri Kabul Eden

Vücudun batını ve zahiri vardır; bâtını tesir eden ve zahiri tesiri kabul edendir.

 

Cisim (beden), istek ve emirden tesir almış olarak harekete gelip o mahalle gider.

Konuşma (söz) vücudun batını, beden vücudun zahiridir.

 

Kudretin Sahibi

O'na ancak güzel sözler yükselir

Dolayısıyla insanın cevheri, özü güzel sözlerdir.

 

Ruh-i Nâtıka / insanın düşünen, akleden özü / ruh bir kelimedir

 

Temiz ruhlar (kelimeler) Hakka yükselirken, tabiat denizine batmış kötü nefisler bedensel işkence ve karanlık mahbesinde (dünya ve madde boyutunda) kalırlar.

 

Varlığın nihai amacı, her bir mevcudun kendisine yaraşan kemale (olgunluğa) ulaştırılmasıdır.

 

Ontoloji

Bir şey dış dünyada (maddede) var olmadan önce, mutlaka bir akılda/ilm-i ilahide tasarlanmış olmalıdır.

 

Makul varlıklar "Zorunlu" (Vacip) kategorisine yakındır; maddi olanlar ise "Mümkün"dür. Vacip, mümkünden öncedir.

 

Maddi varlıklar karmaşıktır (mürekkep). Makul varlıklar ise basittir (yalın). Basit olan, mürekkepten öncedir.

 

Maddi varlık zaman ve mekâna muhtaçtır. Makul varlık ise bu kayıtlardan soyuttur (mücerret).

 

Makul ruhlar âlemine, algılanan ise bedenler âlemine aittir. Ruhlar bedenlerden (hadis uyarınca) önce yaratılmıştır.

 

Makul varlık yoktan, benzersiz var etme (İbda) türündendir. Maddi varlık ise şekillendirme (Halk) türündendir.

 

Maddi varlık mekân, zaman, birleşme, ayrılma gibi kategorilere bağlıdır. Makul varlık bunlardan azadedir.

 

Makul varlık Yaratıcı’ya daha yakındır, dolayısıyla maddi olandan daha şereflidir.

 

Makul letafet (ışık/ateş), algılanan ise katılık (toprak) âlemindendir. Latif olan yoğundan üstündür.

 

Makul varlık salt nurdur, madde ise karanlıktır.

 

Bir taş yukarı atılsa, tabiatı gereği merkezine (yere) geri döner ve durur. Doğrusal hareketin bir amacı ve bitişi vardır.

Ancak gökler (gezegenler/yıldızlar) dairesel dönerler. Dairede her nokta hem başlangıçtır hem bitiştir.

 

Gökler / mizanı (kozmik dengeyi) bozmayan akıl semalarıdır.

 

Ruhani âlemdeki varlıklar

Akıl (İlk Varlık)

Nefis (Ruh)

İdeler (Eflatun’un İdeleri): Büyük Eflatun’un müşahede ettiği nurani, makul külli suretler.

Muallak Suretler (Âlem-i Misâl / Askıdaki Suretler)

 

Sühreverdî / Misâl âlemini haber vermiştir.

 

Allah’ın ihsanı kısıtlanmış değildir

Yağmur her yere aynı yağsa da, toprağın yapısına göre ürün verir. Maddi varlıklar da kendi istidatları (kabiliyetleri) oranında hayat, idrak ve akıl alırlar.

 

"Niçin" (Limmî) ve "Çünkü" (İnnî) Delili

İnnî Delil ("Çünkü" Delili / Eserden Müessire): Malulden (eserden) yola çıkarak illeti (sebebi) bulmaktır. Dünyaya bakıp Allah'ı bulmak gibi.

Limmî Delil ("Niçin" Delili / Sebepten Esere): İlletin (sebebin) bizzat kendisinden hareketle hükme varmaktır.

Niçin" delili "Çünkü" delilinden çok daha güçlü, kesin ve hata ihtimalinden uzaktır.

 

İsimler

Bir sıfat, var olmak için mutlaka bir mevsufa (Zat'a) muhtaçtır. Başkasına muhtaç olan bir şey nasıl "Zatından dolayı Zorunlu Varlık (Vacibü'l-Vücud)" olabilir?

 

Beşeri (insani) nefisler mümkündür ve bir sebebe muhtaçtır. Sebebi maddi cisimler olamaz, çünkü sebep eserden (illet malulden) her zaman daha şerefli ve üstün olmak zorundadır.

Benzer iki şeyden biri, diğerinin varlık sebebi olamaz. Dolayısıyla göksel nefisler “insan nefsinin sebebi” olamaz.

 

Peygamberler / Hak'tan aldığı feyzi insanların akıl kapasitelerine göre dağıtır.

Peygamberlik, ilahi feyzi toplumu ıslah edecek bir "mizan" ile sunmaktır.

 

Mutezile / İnsan kendi fiilinin yaratıcısıdır der.

Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı

Sen mecazi olarak atansın, kader yayındaki ok gibisin.

 

Ayetlerde geçen Allah'ın "elleri", et ve kemikten organlar değil; hayrı, nimeti ve kudreti alt alemlere aktaran Mücerret Akıllar ve Mukarreb Meleklerdir.

Kalem; manevi hakikatleri nakşeden (Faal Akıl), Levh; nakşedilen (Nefis), Kitap ise yazılan evrendir. Bunları odun, kâğıt, kemik veya deri gibi düşünmek insanı antropomorfizme (teşbihe) götürür.

 

İsyan

Nakil ve keşf…

Tasavvufi sırlar, o yolun işaretlerini bilmeyen avamın yanında konuşulmaz.

 

Hz. Musa, şeriatın (zâhirin) temsilcisidir; Hızır (a.s.) ise hakikatin (ledünnî ilmin) ve tarikatın seyididir. Musa (a.s.) şartı unutup Hızır'ın zâhire ters gelen fiillerini inkâra kalkışınca Hızır ona gerçeği anlatıp yollarını ayırmıştır.

 

Nur, gözü zayıf olanlar için karanlıktan daha büyük bir perdedir.

 

Mağrib fetihlerine hiçbir fetih benzemez.

Mağribin (Batı'nın/Güneşin battığı yerin) payına kozmik zaman olarak "Gece" düşmüştür.

İlahi feyizler, tecelliler gecenin sükûtunda iner.

 

Sessizliğin Çığlığı

Evrende "başka" veya "yabancı" diye adlandırılan ne varsa, aslında yine O'nun varlığının içte ve dıştaki (zâhir ve bâtındaki) tecellisidir.

 

Lâ ilâhe illâllah

 

Tabiat

Evren, Rahmani Nefes ile varlık kazanır. Bu nefes, ulûhiyetin dış yüzü (zahiri) olan Tabiat üzerine üflenir.

Evren, tabiat kuvvetleriyle doludur.

Tabiat, birbirine zıt dört esastan oluşur: Sıcaklık, soğukluk, kuruluk ve ıslaklık.

Tabiat, açığa çıkardığı şeylerin aynısı değildir, onların üstünde tek bir hakikattir.

Varlık ve yokluk izafidir; her şey latiflikten kesifliğe (görünmezden görünüre) ya da tersine bir nakilden ibarettir.

 

Ey Akıl Sen Bir Kulsun!

Ey Akıl, sen bir kulsun, mahluksun!

Kendi mahiyetini bile bilmeyen insan aklı, şeriatın ve peygamberlerin getirdiği ilahi bilgileri kendi sığ ölçüsüyle tartıp inkâr edemez.

 

Allah tehdidine (azap sözüne) sadıktır, inkârcılar cehenneme gireceklerdir.

 

Kevnî ve Süfli ilimler

Şeytanın Dört Yönden Saldırısı

Ön Cephe (Gelecek/Arzular): Şeytan buradan sokulduğunda kul onu defederse, karşılığında Nur İlmi (Keşif ve Burhan) ile ödüllendirilir. Şüpheler burhan (kesin kanıt) yoluyla yok edilir.

 

Arka Cephe (Geçmiş/Zayıflık/Atalet): Buradan gelen saldırıya karşı kul "Allah her şeyi bilir" diyerek teslim olur ve salih amele yönelirse, Kamer Suresi 55. ayetteki "Sıdk (Doğruluk) ve İktidar Koltuğu"na oturtulur.

 

Sağ Cephe (Manevi Güç/İbadetler): Şeytan insanın manevi gurura kapılması veya keşiflerinde şüpheye düşmesi için sağdan yaklaşır. Hakikat ile hayali (gölge alemini) ayıramayan kişi, yanılsamalara düşer.

 

Üst Cephe (Tepeden/Kibir ve Şirk): Şeytan insanı şirk ve inkâra zorlamak için tepeden baskı kurduğunda, kul tevhit delilleriyle onu kovar.

 

Hz. Musa'nın asası

Hissin idraki haktır; o şahittir, hâkim değildir. Akıl ise hâkimdir.

 

Ricalü'l-Gayb

Kutup, İki İmam, Yedi Ebdal (bunların dördü Evtad’dır) …

 

4 Evtâd

Bunlar güçlerini 4 büyük peygamberin kalbinden ve 4 büyük meleğin ruhaniyetinden alırlar.

 

Hz. Âdem / Hz. İsrafil / Şam Rüknü

Hz. İbrahim / Hz. Mikâil / Irak Rüknü

Hz. İsa / Hz. Cebrail / Yemen Rüknü

Hz. Muhammed (s.a.v.) / Hz. Azrail / Hacerü'l-Esved Rüknü

 

Bu dört Evtâd, şeytanın insana saldırdığı 4 yöne ait tüm ilimlere (Zahir, Batın, Berzah, Keşif, Doğa ve Şeriat ilimleri) vakıftır.

 

Sonsuz ve Tükenmeyen İlahi ilimleri

O, her gün yeni bir iştedir

Zamanın var olma sebebi bu daimi harekettir.

 

İlahi tecelli her an değişirken, insanın kalbindeki hatıralar ve haller de değişmek zorundadır.

Kul, bu yaratılış sahnelerinden (kevinlerden) birini seçip derinleştiğinde, eğer muvaffak olursa o şeyin arkasındaki "Hakk'ın vechini (çehresini)" görür. Kul o çehreyi müşahede ettiğinde, ilk başta peşinden koştuğu dünyevi arzuları bırakır ve doğrudan o tecelliden ilim devşirmeye başlar.

 

Emrimiz ancak bir tek emirdir

Benim katımda söz değiştirilmez

Allah Teala hidayeti ve idraki insanın kendi kabiliyetine ve arayışına bağlamıştır.

İşte bu bağ, kader sırrıdır.

 

Tasavvufun Anahtar Terimleri

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder