4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Öğütler - Notlar

İbn Arabi - Öğütler - Notlar

Mütercim: Şemsettin Yeltekin, Gelenek Yayınları, 2020

 


Muhyiddin İbn Arabi

İbn Rüşd ile karşılaşma / aklın (felsefe) bittiği yerde keşfin (tasavvuf) başladığını gösteren sembolik bir tarihsel eşiktir.

 

Öğütler

Allah’ın yardımı cemaatledir. Müslümanlar ayrılığa düşmezse onları hiçbir güç mağlup edemez.

 

Cenab-ı Hakk’ın zâtı ve mahiyeti üzerinde düşünmek insan aklını aciz bırakır. Mümin, Allah'ın niteliklerini ve fıtrattaki kudret tecellilerini (eserlerini) tefekkür etmelidir.

 

Allah dünyada her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Ancak rızkı, başarıyı veya gücü o sebeplerden bilmek gizli şirktir. Sebepler yalnızca Allah’ın birer kanunudur; asıl faili unutup sebeplere kalben bağlanmak mümine en zararlı şeydir.

 

Allah’ı zikredenin hayatı ölümle kesintiye uğramaz, o daima diridir.

 

Kalp gözü açılan bir insan için ahlâk, fazilet ve doğruluk artık vazgeçilmez birer haslet (karakter) hâline gelir.

Kalp gözünün açılması, hayâ makamında başlar.

 

Mümin aldanıverir ve cömerttir; münafık ise aldatır ve fesat saçar.

 

Komşu hakkı gözetilirken din ayrımı yapılmaz

 

Yaratılanı, Yaradan'dan ötürü aziz bilmek gerekir; tahkir ve lanet cahilliktir.

 

Sadaka verirken "Ben verdim" kibirine kapılmamalıdır.

 

Söz ya da idare sahibi olunduğunda akrabalık veya şahsi heveslere göre değil, mutlak adaletle hükmedilmelidir.

 

Kul Fatiha’da "Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz" dediğinde, Allah "Bu kulumla benim aramdadır, kuluma istediği verilecektir" buyurur.

 

Kur'an okumak, o anda Allah’tan bizzat talep etmektir.

Kalbi hazır olmadan okunan Kur'an ağızda kalır.

 

Tekliğe riayet etmek sünnettir.

 

Haklı dahi olsa kavgayı terk edene cennetin ortasında bir köşk kefil olunmuştur. Şaka yollu da olsa yalanı terk edene de aynı müjde vardır.

 

Mümin kardeşine kötü söz söyleyenin, iftira edenin veya hile yapanın o işlediği kötülük er ya da geç kendi başına gelir.

 

Düzeni bozmak büyük zararlar doğurur.

İnsanların arasını bulmaya çalışmak ilahi bir ahlaktır.

 

Hakiki cömert, öğrendiği ilimle önce kendi nefsine cömertlik edip amel eden, sonra başkasına öğretendir.

İlmiyle amel etmeyen hoca, başkasını aydınlatırken kendini yakan muma benzer.

 

Hastayı ziyaret eden kişiye, sabahtan akşama veya akşamdan sabaha kadar yetmiş bin melek istiğfar eder.

 

Günde bir öğün yemek Sıddıkların, iki öğün yemek ise Müminlerin tarzıdır. "Günde üç öğün" tabiri oburların uydurmasıdır, İslam'da yeri yoktur.

 

Müslüman Müslümanla karşılaşınca selam vermeli ve musafaha (tokalaşma) etmelidir.

 

Kadınlar ve çocuklarla meclisleri uzatmak, insanın mertebesini düşürür, ahmaklaştırır ve çocuklaştırır.

 

İbadette dahi olsa nefsin gizli arzularına tabi olunmamalıdır.

 

Zahir İlmi: Zahir ehline bırakılmıştır (Fıkıh, kelam vb.).

Bâtın İlmi: Ancak ehli olan has kullara açıklanabilir.

Sır İlmi: Âlim ile Allah arasında bir sırdır; âlimin imanının hakikatidir. Bunu ne zahir ne de batın ehline asla açıklamaz.

 

Allah zulmü kendi zatına da kullarına da haram kılmıştır.

 

Allah'tan başkasından hacet istemek ise zillettir ve nefsine zulümdür.

 

Kalben Zikir: Esmayı sükûn, huzur ve dil ile zikrederek elde edilen uyanıklık hali.

Sırren Zikir: Esmada (Allah'ın isimlerinde) eriyip gitmek.

Fiilen Zikir (En Kıymetlisi): Allah'ın emir ve nehiylerinde gizli olan zikirdir. Sünnet-i Seniyye'ye göre hareket etmektir.

 

Kul Allah'a en çok farzlarla yaklaşır. Farz asıldır.

Nafile ise ihtiyari (kulun kendi seçimiyle olan) kulluktur. Kul nafilelere devam ede ede Allah onu sever. Sevince de "onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı" olur.

 

Günahlarda adalet vardır (bire bir yazılır), sevaplarda ise fazlalık ve ihsan (bire on ve daha fazlası) vardır.

 

Müşriklerin içinde acziyet bahanesiyle kalanların sonu hüsrandır.

 

Diliyle iyi şeyleri tavsiye edip kendi nefsinde uygulamayan, kalbi taşlaşmış, söz ebesi, hile ve kibir dolu insanlarla dostluğu kes.

 

Bir insan sana söverse düşün: Eğer sövdüğü o kötü sıfat sende varsa ona kızma, o sıfatı ıslah etmeye bak.

 

Hazreti Ali Efendimize Hitaben Varit Olan Vasiyetler

Cahillikten daha beter fakirlik, akıldan daha güzel mal/sermaye, kendini beğenmekten (ucub) daha korkunç yanlışlık ve istişareden (müşavereden) daha kuvvetli bir yardımcı yoktur.

 

Sözün afeti yalan, ilmin afeti unutmak,

İbadetin afeti riya (gösteriş), usanmak ve bıkkınlık,

Zekâtın afeti övünmek, cömertliğin afeti başa kakmak,

Şecaatin (cesaretin) afeti zulüm, güzelliğin afeti kendini beğenmek,

Asaletin afeti kasılmak/kibirlenmek,

Hayatın afeti ise meşru olan vazifelerini yapmaktan utanmaktır.

 

Yemeğe tuzla başla ve tuzla bitir

Evine girerken hane halkına selam ver ki evin bereketi artsın. Çocuğun doğduğunda sağ kulağına ezan oku, sol kulağına kamet getir; böylece şeytan ona zarar veremez.

 

Yasin-i Şerif, hürmet celbeder.

Mülk Suresi, kabir azabını engeller

Ayet'el Kürsi, işlerin kolaylaşmasını sağlar.

 

Kameri (gök) ayların başında ve ortasında şeytanlar çok faal ve hareketli olurlar.

 

Şeytanın iğfaline (aldatmasına) yardım ettikleri için Cennetin en güzel mahlukları olan yılan İsfihan'a, tavus kuşu ve Şeytan Bisan'da bir yere indirildi. Hazreti Âdem Hindistan’a, Hazreti Havva ise Cidde’ye indirildi.

Havva validemizle birleşince de "Ey Rabbimiz, kendimize yazık ettik..." duasını yaptılar ve tevbeleri kabul oldu.

Âdem (a.s.) kusurunu itiraf etti, boyun eğdi, af diledi; Allah da onu hem affetti hem de peygamberlikle şereflendirdi. Şeytan ise kafa tuttu, suçunu Allah’a yükledi ("Beni azdırdın" dedi) ve ebediyen melun oldu. Kul, kusurunu itiraf ettiği müddetçe Âdem'in oğludur; günah işleyip Allah'a kafa tutanlar ise soylarını şeytana bağlamış olurlar.

 

İnatçı olma, sonu pişmanlıktır.

 

Ebu Hureyre Efendimize Hitaben Varit Olan Vasiyetler

Bir ayeti ezberledikten sonra ihmal edip unutmak büyük bir kabahattir.

 

Şeytandan başkasına sövme.

 

Âmâların (görmeyenlerin) sol elinden tut ve gideceği yere götür; sağırlara hayrı duyur, şaşırmışa yol göster; bunların hepsi sadakadır.

 

Allah’tan korkun, aranızdaki gerginlikleri düzeltin. Allah da kıyamette müminlerin arasını ıslah eder

 

Kıyamet Alametleri

Namazın öldürülmesi, hakkın zayi edilmesi, iftira ve yalanın mubahlaşması.

Rüşvetin adet haline gelmesi, binaların çok yüksek yapılması, sadece zenginlere hürmet edilmesi.

Akılsızların ve hainlerin iş başına geçmesi; kan dökmenin hiçe sayılması.

Camilerin ibadet dışı amaçlarla rastgele çiğnenmesi, minarelerin yükselip kalplerin dinden harap olması.

Boşanmaların ve ansızın (ani) ölümlerin çoğalması.

En tehlikelisi, içi canavar gibi zalim olduğu halde, dışına koyun postu giyerek (din ve iyilik maskesiyle) insanları aldatanların çoğalması.

 

Kudsi Hadislerden

Ey Âdemoğlu, her gün rızkın gelir sen mahzun olursun. Her gün ömrün eksilir haberin yok, hâlâ gülersin.

 

Hangi bir kulum üzerinde borç/kul hakkı varken namaza durursa, o hakkı ödemedikçe namazını kabul etmem.

 

Gecenin son üçte birinde Allah hitap eder: Beni sevdiğini iddia edip de şimdi uyuyanlar yalancıdır.

 

Ey Dünya! Bana çalışan ve rızamı arayana sen hizmet et. Sana çalışana ise sen sıkıntı ver, onu yor!

 

Nefisten çıkan kuvvetler: Öfke, hafiflik, şehvet, oyun, eğlence, gülme, hile, aldatma, edepsizlik.

Ruhtan çıkan kuvvetler: İlim, vakar, iffet, haya, vefakarlık, doğruluk, yücelik ve sabır.

 

Dağ başındaki rahip ile arif kulun kıssası…

Tasavvufun Anahtar Terimleri

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder