İbn
Arabi - Salât‐ı Fevziye ve Tercümesi- Notlar
Hazırlayan: İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı Altuntaş
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî’nin Mecmûatü’l-Ahzâb adlı eseri geniş
kapsamlı evrad, ezkar ve salâvat külliyatıdır.
Eserin İbnü'l-Arabi'ye ayrılan bölümünün hemen başına bu
salâvat yer alır.
Abdülganî en-Nablusî , İbnü'l-Arabi okulunun (Ekberiyye) 18.
yüzyıldaki en güçlü dilidir. Salavat için yaptığı açıklamalar metne
eklenmiştir.
Klasik salâvatlar çoğunlukla Hz. Peygamber'in tarihi
kişiliğine, ashabına ve ehline selâm ederken, Salât-ı Feyziye şunları ilan
eder:
Resûlullah (s.a.v), Allah Teâlâ’nın varlık aleminde tecelli
ettirdiği ilk nurdur (Nur-ı Muhammedi). Kainat onun yüzü suyu hürmetine ve onun
özünden yaratılmıştır.
Allah’ın esma ve sıfatlarının feyzi, yaratılmışlara ancak
Hz. Peygamber’in kalbi ve hakikati vasıtasıyla ulaşır. Salâtın adı bu yüzden
"Feyziye"dir (Feyz veren, feyze ulaştıran).
Salât-ı Feyziye
"Ey Allah'ım! Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem için
salâtlarını, övgülerini bolca yağdırdığın gibi selâmını da emniyetinle üzerine
indir.”
O Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem ki, Senin yalnız
olduğun zamanda, yaratmaya niyetlendiğinde ve her şeyin öncesinde
belirlediğindir. O insanlığın özellikleriyle ulaşabileceği son mertebede
olandır.”
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Allah, vardı ve
O'nunla beraber başka bir şey yoktu" Mekke'sinden "O hâlâ da o hal
üzeredir" Medine'sine hicret etmiştir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Biz her şeyi imâm-ı
mübîn'de zikrettik" âyeti gereğince vücudundaki hazarât-ı hamse
âlemlerinin toplamaya ve saymaya gücü yeten ve vakıf olandır.”
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Biz sen! ancak
âlemlere rahmet olarak gönderdik" âyet-i kerimesi ile varlığındaki
merhamet hakikatiyle hazarât-ı hamse tavırlarını anlamaya istekli olanlara
cömert davranır.”
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki olmuş ve olacağı çevirmiş
olan besmelenin sırrını toplayan kudsî nokta
ve varlığa çıkacak şeylerin olmasındaki "Ol" lafzındaki sırlı
emrindir.”
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki her şeyde bulunduğu gibi ve
her şeyden mücerred ayrı ve üstün olan sırr-ı hüviyyettir. Yani zâtının
göründüğü yerdir.”
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki İlâhî hazînelerinin
faziletlerinin emanet edildiği yer ve bu hazinelerin kâbiliyyet ve isti'dâtlara
göre taksim edildiği ve dağıtıldığı yerdir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki ism-i âzam kelimesi, tılsımlanıp
esrarengiz hâle gelmiş olan fâtiha hazinesi, kulluğun ve rabliğin
noksansız toplanmış olan zuhur yeri, imkân ve İlâhi varlık âlemini çevreleyen
umumi kaynak, sebep, tecellilerin kendisini sarsmadığı ve etkilemediği kuvvetli
dağın, sana olan yakınlığına gaflet leşleri bulandıramayan büyük
okyanusundur."
"Ey Allah'ım! O Muhammed'in ki; Yüce harflerin
mürekkebi kendisinden akmakta olan nur ile ilgili kalemin kelimeleri büyük kıyamete
kadar söylenecek maddelere ulaşan rahmanî nefestir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki mutlak mukaddes zâttır.
Zâtı İlâhî ilminde eşyanın ezelden beri sâbit olan sûret ve hakikatleri ile
beşerî âlemde bulunan muhtelif kabiliyetlerde zâtının güneşinden çıkan isimler
ve sıfatların isimler sebebi olandır. O nurların çıktığı bahçelerde nisbet ve
medet ve yardım istemelerin meydana geldiği mutlak ve mukaddes ihsan fazilet
kerem sıfatındır."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki Ehadjyyet (Birlik) ve
Vâhidiyyet (her şey ile birlik) kavisleri arasında birlik, yalnızlık ve teklik
çizgisi ve ezeliyyet semâsından ebediyet yurduna olacak olan ilâhî iniş ve
çıkışlar vasıtasıdır.
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki nüsha-i kübrâ (büyük
âlemlerin) yeniden doğmasına olan nüsha-i suğrâ (beşeriyette küçük âlem)
kırmızı yakuttan maddî âleme inmiş olan parlayan incidir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki, hareket ve sükûndan hâli
olmayan havâdîs-i imkâniyye'nin (dünyevî ve beşeri) aslî cevheridir.
"Ol" perdesinden "Ve olur" şehâdetinde var olmaya sebep
olan manevi kelimenin asıl maddesidir"
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki her şahıs için iki defa
zuhuruna imkân olmayıp, belki her insan için bir defa tecelli eden suretin
"heyula"sıdır.
“Ey Allah’ım! O Muhammed ki, olması imkânsız ve mevcut
olmayan, yok olan her şeyi çevreleyen Kur’ân‐ı Kerim’i
toplayan ve Sonradan olan şey ile başlangıcı olmayandır. O öncesi bilinmeyen
hâl ve keyfiyet arasında fasıl yanı ayırıcı olan Furkânü'l‐Fark'tır.
“Ey Allah’ım! O Muhammed ki "Şüphesiz ben Rabbim
katında terbiye edildim" gündüzünün oruçlusu (hata ve kusur yapmayanı ve
"gözlerim uyur ama kalbim uyumaz" gecesinin ibadet edenidir. “İki
denizin birleştiği yer" âyet‐i ile varlık ve yokluk arasında
vâsıta, "Fakat aralarında bir berzah (perde) vardır,
karışmazlar" âyetince yokluğun varlığa çıkışında ezeliyetle ilgisinde bağ
ve bitiştirendir. O, Evvel ve âhir defterinin hülâsası özü, bâtın ve zahirdeki
kuşatmanın da merkezidir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki ilâhî zât-ı cemâlinin
tecelliyât makamın üzerindeki görünmesine sebep olan ilâhî sevgilin ve bütün
tecellilerde ilâhî teveccühlerin kıblesidir."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki Sıfat ve esma kaftanı
kendisine giydirdin ve en büyük hilâfet tacıyla taçlandırdın."
"Ey Allah'ım! O Muhammed ki mübarek cesediyle Mescid-i
Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan uyanık hâlde İsrâ olunarak Sîdretü'l-
Müntehâ'ya ulaştırıp, "Kâbe kavseyni ev ednâ" sırrına
yükselttiğindir. Gündüz ve gecesi olmayan bir yerde zât-ı İlâhîni gösterdiğinde
O'nun kalbinde sevinç hâsıl olmuş, gönlü bu görüşün tecellilerinde hataya
düşmemiştir. "lâ-halâ ve lâ melâ" (Boş ta değildir, dolu da değildir)
denilen birliğinin şehrinde gözü aydın olmuş, gözünde kayma ve gönlünde bir
değişme olmamıştır."
"Ey Allah'ım! Yukarda zikrettiğim güzel ve yüksek
vasıfları olan Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme salavâtını
ulaştır."
"Ey Allah'ım! Muhammed'ine öyle bir salât ile salât et
ki o salât sayesinde benim cüz'üm aslıma, cüz'üm bütünlüğüme birleşmiş olarak
zâtım, zât‐ı
Muhammed'le sıfatım sıfât‐ı Muhammed'le ulaşıp bitişme halimi
kazanıp ve zâtıyla kendim gayeme kavuşup aramızda bir ayrılık kalmamasını
diliyorum"
“Ey Allah’ım! Muhammed'ine öyle bir selâm et ki bu selâm ve
emniyetiyle ona tabi olanlar muhalefet etmekten emin olsunlar, şeriatını bozup
yoldan çıkmayıp muhabbet kapıları üzerlerine açılsın. Bu şekilde şeriat ve
itaat aynasında duyguları, azaları ve varlıkları hakikatinde Senin yüzünü
müşahede edebilsinler.”
Yine bu selâm ile eseri olan “Li ma’a Allah” kaftanını giyip
Lâilâhe illâ’llâh kalesine girebilsinler. Çünkü Muhammed sallallâhü aleyhi ve
sellemden hususi kapındır. Bu yüzden onun şeriatı ve edebi ile hayvanî
özellikleri reddettin ondan başka kapıları kapattığın gibi, başka yolları
istemedin.”
"Ey her şeyin Rabbi olan Allah'ım! Ey şiddetli
zuhurunda yaratılmışlardan gizleyen kendisine nuru perde olan Allah'ım!"
“Ey Allah’ım! Bağıntıların ve kayıtların olmadığı makamda
bütün suretlerde zâtının isim, sıfat ve fiillerin, nurlu ezelî ilimin,
keşfettirmenle, isim, sıfat, fiil hallerinde Senin istediğin şeyleri
yapmayı ve Senden, yine Seninle istiyorum.”
"Ey Allah'ım! Muhammed'ine öyle bir salât ile salât et
ki, o salât ile ezelde saçılmış olan nurla gönül gözüme sürmesi çekilmiş olarak
varlığa çıkamayan fânî şeylerin yokluğuna ve zeval bulmayacak bekânı görmeye ve
müşahede etmeye kudretim olsun."
"Ey Allah'ım! Bu şekilde eşyayı aslı ile yokluğunda, kaybolduğunda,
varlığa çıkışındaki vasıflarını göreyim"
"Ve bunun yanı sıra eşyanın varlık kokusu olmadığında
varlığa çıkışında O'nun faziletini göreyim"
"Ey Allah'ım! Muhammed'ine bu salâtın bereketini,
benliğimin karanlığından kurtularak nuruna ve kabir olan cismimden kurtulmuş
olarak, ölülerin canlanıp ayrıştığı haşir yeri ve yayıldığı zamana kadar
isterim."
“Ey Allah’ım! Senin tevhid semandan üzerime bereketler ve
feyzler indir ki, şirkin ve tuzaklarının pis hallerine düşmekten temiz kalayım.
Bana birinci ölümden sonra ikinci doğumu yaşat ki fâni dünya hayatından
kurtulup bâki hayata geçip diri kalayım.”
“Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah’ım! Bana nur ver
ki insanlar arasında yürüyeyim. Yine bu nur ile tereddüde ve şüpheye düşmeden
ne tarafa dönersem cem’ ve fark gözüyle yüzünü göreyim. Batıl ve hakkı
birbirinden ayırayım. Seni, senin kılavuzluğun ile bulup hidayete kavuşayım.”
“Ey Allah’ım! Salât ve selâmın O Muhammed’e olsun ki; bu
salât ile dualarımız kabul olsun, isteklerimize kavuşalım.”
“Ey Allah’ım! Yine müşahede ve irfan ehli, zevk aldığı ashabına
ve vicdan sahibi ailesine de tabiatımızdaki huyların karanlığı dağılıp açıkça
sırların görünüp yüzümüzün parlamasına kadar salât ve selam etmeni diliyoruz.”
“Ey Allah’ım! Duamızı kabul buyurmanı, selamın diğer Resullerine
ve nebilerine de olmasını diliyoruz.”
“Hamd âlemlerin Rabbi’nedir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder