4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Salât‐ı Fevziye ve Tercümesi- Notlar

İbn Arabi - Salâtı Fevziye ve Tercümesi- Notlar

Hazırlayan: İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı Altuntaş

 

Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî’nin Mecmûatü’l-Ahzâb adlı eseri geniş kapsamlı evrad, ezkar ve salâvat külliyatıdır.

Eserin İbnü'l-Arabi'ye ayrılan bölümünün hemen başına bu salâvat yer alır.

 

Abdülganî en-Nablusî , İbnü'l-Arabi okulunun (Ekberiyye) 18. yüzyıldaki en güçlü dilidir. Salavat için yaptığı açıklamalar metne eklenmiştir.

 

Klasik salâvatlar çoğunlukla Hz. Peygamber'in tarihi kişiliğine, ashabına ve ehline selâm ederken, Salât-ı Feyziye şunları ilan eder:

Resûlullah (s.a.v), Allah Teâlâ’nın varlık aleminde tecelli ettirdiği ilk nurdur (Nur-ı Muhammedi). Kainat onun yüzü suyu hürmetine ve onun özünden yaratılmıştır.

Allah’ın esma ve sıfatlarının feyzi, yaratılmışlara ancak Hz. Peygamber’in kalbi ve hakikati vasıtasıyla ulaşır. Salâtın adı bu yüzden "Feyziye"dir (Feyz veren, feyze ulaştıran).

 

Salât-ı Feyziye

"Ey Allah'ım! Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem için salâtlarını, övgülerini bolca yağdırdığın gibi selâmını da emniyetinle üzerine indir.”

 

O Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem ki, Senin yalnız olduğun zamanda, yaratmaya niyetlendiğinde ve her şeyin öncesinde belirlediğindir. O insanlığın özellikleriyle ulaşabileceği son mertebede olandır.”

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Allah, vardı ve O'nunla beraber başka bir şey yoktu" Mekke'sinden "O hâlâ da o hal üzeredir" Medine'sine hicret etmiştir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Biz her şeyi imâm-ı mübîn'de zikrettik" âyeti gereğince vücudundaki hazarât-ı hamse âlemlerinin toplamaya ve saymaya gücü yeten ve vakıf olandır.”

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki "Biz sen! ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik" âyet-i kerimesi ile varlığındaki merhamet hakikatiyle hazarât-ı hamse tavırlarını anlamaya istekli olanlara cömert davranır.”

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki olmuş ve olacağı çevirmiş olan besmelenin sırrını toplayan kudsî nokta    ve varlığa çıkacak şeylerin olmasındaki "Ol" lafzındaki sırlı emrindir.”

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki her şeyde bulunduğu gibi ve her şeyden mücerred ayrı ve üstün olan sırr-ı hüviyyettir. Yani zâtının göründüğü yerdir.”

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki İlâhî hazînelerinin faziletlerinin emanet edildiği yer ve bu hazinelerin kâbiliyyet ve isti'dâtlara göre taksim edildiği ve dağıtıldığı yerdir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki ism-i âzam kelimesi,  tılsımlanıp  esrarengiz hâle gelmiş olan fâtiha hazinesi, kulluğun ve rabliğin noksansız toplanmış olan zuhur yeri, imkân ve İlâhi varlık âlemini çevreleyen umumi kaynak, sebep, tecellilerin kendisini sarsmadığı ve etkilemediği kuvvetli dağın, sana olan yakınlığına gaflet leşleri bulandıramayan büyük okyanusundur."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed'in ki; Yüce harflerin mürekkebi kendisinden akmakta olan nur ile ilgili kalemin kelimeleri büyük kıyamete kadar söylenecek maddelere ulaşan rahmanî nefestir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki mutlak mukaddes zâttır. Zâtı İlâhî ilminde eşyanın ezelden beri sâbit olan sûret ve hakikatleri ile beşerî âlemde bulunan muhtelif kabiliyetlerde zâtının güneşinden çıkan isimler ve sıfatların isimler sebebi olandır. O nurların çıktığı bahçelerde nisbet ve medet ve yardım istemelerin meydana geldiği mutlak ve mukaddes ihsan fazilet kerem sıfatındır."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki Ehadjyyet (Birlik) ve Vâhidiyyet (her şey ile birlik) kavisleri arasında birlik, yalnızlık ve teklik çizgisi ve ezeliyyet semâsından ebediyet yurduna olacak olan ilâhî iniş ve çıkışlar vasıtasıdır.

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki nüsha-i kübrâ (büyük âlemlerin) yeniden doğmasına olan nüsha-i suğrâ (beşeriyette küçük âlem) kırmızı yakuttan maddî âleme inmiş olan parlayan incidir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki, hareket ve sükûndan hâli olmayan havâdîs-i imkâniyye'nin (dünyevî ve beşeri) aslî cevheridir. "Ol" perdesinden "Ve olur" şehâdetinde var olmaya sebep olan manevi kelimenin asıl maddesidir"

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki her şahıs için iki defa zuhuruna imkân olmayıp, belki her insan için bir defa tecelli eden suretin "heyula"sıdır.

 

“Ey Allah’ım! O Muhammed ki, olması imkânsız ve mevcut olmayan, yok olan her şeyi çevreleyen Kur’ânı Kerim’i toplayan ve Sonradan olan şey ile başlangıcı olmayandır. O öncesi bilinmeyen hâl ve keyfiyet arasında fasıl yanı ayırıcı olan Furkânü'lFark'tır.

 

“Ey Allah’ım! O Muhammed ki "Şüphesiz ben Rabbim katında terbiye edildim" gündüzünün oruçlusu (hata ve kusur yapmayanı ve "gözlerim uyur ama kalbim uyumaz" gecesinin ibadet edenidir. “İki denizin birleştiği yer" âyeti ile varlık ve yokluk arasında vâsıta, "Fakat aralarında bir berzah (perde) vardır, karışmazlar" âyetince yokluğun varlığa çıkışında ezeliyetle ilgisinde bağ ve bitiştirendir. O, Evvel ve âhir defterinin hülâsası özü, bâtın ve zahirdeki kuşatmanın da merkezidir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki ilâhî zât-ı cemâlinin tecelliyât makamın üzerindeki görünmesine sebep olan ilâhî sevgilin ve bütün tecellilerde ilâhî teveccühlerin kıblesidir."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki Sıfat ve esma kaftanı kendisine giydirdin ve en büyük hilâfet tacıyla taçlandırdın."

 

"Ey Allah'ım! O Muhammed ki mübarek cesediyle Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan uyanık hâlde İsrâ olunarak Sîdretü'l- Müntehâ'ya ulaştırıp, "Kâbe kavseyni ev ednâ" sırrına yükselttiğindir. Gündüz ve gecesi olmayan bir yerde zât-ı İlâhîni gösterdiğinde O'nun kalbinde sevinç hâsıl olmuş, gönlü bu görüşün tecellilerinde hataya düşmemiştir. "lâ-halâ ve lâ melâ" (Boş ta değildir, dolu da değildir) denilen birliğinin şehrinde gözü aydın olmuş, gözünde kayma ve gönlünde bir değişme olmamıştır."

 

"Ey Allah'ım! Yukarda zikrettiğim güzel ve yüksek vasıfları olan Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme salavâtını ulaştır."

 

"Ey Allah'ım! Muhammed'ine öyle bir salât ile salât et ki o salât sayesinde benim cüz'üm aslıma, cüz'üm bütünlüğüme birleşmiş olarak zâtım, zâtı Muhammed'le sıfatım sıfâtı Muhammed'le ulaşıp bitişme halimi kazanıp ve zâtıyla kendim gayeme kavuşup aramızda bir ayrılık kalmamasını diliyorum"

 

“Ey Allah’ım! Muhammed'ine öyle bir selâm et ki bu selâm ve emniyetiyle ona tabi olanlar muhalefet etmekten emin olsunlar, şeriatını bozup yoldan çıkmayıp muhabbet kapıları üzerlerine açılsın. Bu şekilde şeriat ve itaat aynasında duyguları, azaları ve varlıkları hakikatinde Senin yüzünü müşahede edebilsinler.”

 

Yine bu selâm ile eseri olan “Li ma’a Allah” kaftanını giyip Lâilâhe illâ’llâh kalesine girebilsinler. Çünkü Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellemden hususi kapındır. Bu yüzden onun şeriatı ve edebi ile hayvanî özellikleri reddettin ondan başka kapıları kapattığın gibi, başka yolları istemedin.”

 

"Ey her şeyin Rabbi olan Allah'ım! Ey şiddetli zuhurunda yaratılmışlardan gizleyen kendisine nuru perde olan Allah'ım!"

 

“Ey Allah’ım! Bağıntıların ve kayıtların olmadığı makamda bütün suretlerde zâtının isim, sıfat ve fiillerin, nurlu ezelî ilimin, keşfettirmenle, isim, sıfat, fiil hallerinde Senin istediğin şeyleri yapmayı ve Senden, yine Seninle istiyorum.”

 

"Ey Allah'ım! Muhammed'ine öyle bir salât ile salât et ki, o salât ile ezelde saçılmış olan nurla gönül gözüme sürmesi çekilmiş olarak varlığa çıkamayan fânî şeylerin yokluğuna ve zeval bulmayacak bekânı görmeye ve müşahede etmeye kudretim olsun."

 

"Ey Allah'ım! Bu şekilde eşyayı aslı ile yokluğunda, kaybolduğunda, varlığa çıkışındaki vasıflarını göreyim"

 

"Ve bunun yanı sıra eşyanın varlık kokusu olmadığında varlığa çıkışında O'nun faziletini göreyim"

 

"Ey Allah'ım! Muhammed'ine bu salâtın bereketini, benliğimin karanlığından kurtularak nuruna ve kabir olan cismimden kurtulmuş olarak, ölülerin canlanıp ayrıştığı haşir yeri ve yayıldığı zamana kadar isterim."

 

“Ey Allah’ım! Senin tevhid semandan üzerime bereketler ve feyzler indir ki, şirkin ve tuzaklarının pis hallerine düşmekten temiz kalayım. Bana birinci ölümden sonra ikinci doğumu yaşat ki fâni dünya hayatından kurtulup bâki hayata geçip diri kalayım.”

 

“Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah’ım! Bana nur ver ki insanlar arasında yürüyeyim. Yine bu nur ile tereddüde ve şüpheye düşmeden ne tarafa dönersem cem’ ve fark gözüyle yüzünü göreyim. Batıl ve hakkı birbirinden ayırayım. Seni, senin kılavuzluğun ile bulup hidayete kavuşayım.”

 

“Ey Allah’ım! Salât ve selâmın O Muhammed’e olsun ki; bu salât ile dualarımız kabul olsun, isteklerimize kavuşalım.”

 

“Ey Allah’ım! Yine müşahede ve irfan ehli, zevk aldığı ashabına ve vicdan sahibi ailesine de tabiatımızdaki huyların karanlığı dağılıp açıkça sırların görünüp yüzümüzün parlamasına kadar salât ve selam etmeni diliyoruz.”

 

“Ey Allah’ım! Duamızı kabul buyurmanı, selamın diğer Resullerine ve nebilerine de olmasını diliyoruz.”

“Hamd âlemlerin Rabbi’nedir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder