4 Şubat 2026 Çarşamba

İbn Arabi - Manevi Seferler / Abdülkerim Cili - El-İsfaru'l-Garib Neticetu's-Seferi'l-Karib - Notlar

İbn Arabi - Manevi Seferler - Notlar

El-İsfâr an Netâici’l-Esfâr

Mütercim: Muhammed Bedirhan, Nefes Yayınları, 2015


 

Seferler

Giriş

Hareketin tasnifi

Tasnif, sâlikin (yolcunun) ontolojik konumunu belirler

 

Hakk’ın Katından Sefer (Anillâh): Mutlak yokluktan veya ilahi ilimdeki sabit hakikatlerden (A'yân-ı Sâbite) zâhirî varlık alemine çıkış. Bu varoluştur.

 

Hakk’a Doğru Sefer (İlallâh): Kulun kesret (çokluk) aleminden sıyrılarak ibadet, riyazet ve tefekkürle birliğe (Vahdet) ve Allah'ın rızasına doğru hicret etmesi. Bu seferin bir sonu, ulaştığı bir menzil (vüsûl) vardır.

 

Hakk’ta Sefer (Fîllâh): Bu sefer, Allah'ın zatında, isimlerinde ve sonsuz tecellilerinde yapılan yolculuktur. Bunun bir sonu yoktur.

Bu seferi akıl ve felsefe ile yapmaya kalkanlar (filozoflar) sapar; çünkü Akıl sınırlandırır, oysa Hak sonsuzdur.

 

Felekler, gezegenler, dört unsur (toprak, su, hava, ateş) ve onlardan doğanlar (müvelledat: maden, bitki, hayvan, insan) her nefesten nefese, her an bir halden başka bir hale sefer eder.

 

Eskilerin ameli (ibadeti) çoktu fakat keşif ve fütühatları azdı. Çünkü onlar henüz nübüvvetin sıcak gölgesindeydiler ve zâhirî şeriata sarılmışlardı. Kıyamete yaklaştıkça, ahiret yurdunun ve berzahın hükümleri dünyaya daha çok sızar.

Bozulan toplumlarda salihlerin ve ilim taşıyıcılarının sayısı azaldığı için, ortadaki "Mutlak İlim" geride kalan az sayıdaki düzgün insana (varislere) daha yoğun ve bol miktarda aktarılır.

 

Amâ'dan Rahman ismine teslim edilen istiva arşına yapılan Rabbani Sefer

Amâ

Hakikatlerin Hakikati veya Rahman’ın Nefesi (Nefes-i Rahmânî)

Amâ, Mutlak Zât ile yaratılmışlar arasındaki sınır çizgisidir. Ufukta beliren yoğun bir sis veya perde gibidir ne uluhiyet kâinata karışır ne de kâinat uluhiyete.

 

Arş (Varlık Dairesi) yaratıldığında, ona bir yönetici gerekli oldu. Varlığı cömertçe yaymak Rahman isminin şanı olduğundan, Rahman ismi Arş'a istiva etti ve alemle ilgili diğer tüm fiil isimleri (Rezzak, Muhyî, Mümit vb.) bu cömertlik seferine katıldı.

 

Halk ve Emr Seferi

Bu Sefer, İbda' Seferidir

Yeryüzü ve onun nitelikleri dört kozmik günde yaratılmıştır. Bunların ikisi yerin özü, biri zâhir olması, biri de bâtın (gizli) olması içindir. Bu süreç, yeryüzünün hem şahadet (fiziksel) hem de gayb (metafiziksel) âlemine ait rızıkları bünyesinde toplaması demektir.

 

Gökler ve yer başlangıçta bitişikken (ratk), Allah onları ayırmış (fatk) ve gökler dönmeye (devretmeye) başlamıştır.

Göklerin cisimleri şeffaftır, arkalarını gizlemez. Bizim sekizinci felekte (Sabit Yıldızlar Feleği) gördüğümüz yıldızlar, aslında en yakın gökte (Ay Feleği) yaratılmamıştır; fakat gözümüz atmosferi delip oraya kadar kesintisiz ulaştığı için onları yakın gökteymiş gibi "idrak ve tahayyül" ederiz.

 

7 Kat Gök

1. Gök (Yakın Sema): His / Hiss-i Müşterek (Dış dünyadan gelen verileri toplayan merkez). Süsü ise dışarıyı gören iki gözümüzdür (Kandiller).

 

2. Gök: Hayal Seması

 

3. Gök: Fikir Seması

 

4. Gök: Akıl Seması (Kozmostaki Güneş feleğine denk gelir, kalbî/ulvi nefha buradadır).

 

5. Gök: Müzekkire Seması (Hatırlama gücü)

 

6. Gök: Hafıza Seması

 

7. Gök: Vehim Seması (Yanılsama ve sezgi gücü)

 

7 kat zihinsel/ruhi gökte yüzen 7 Gezegen insanın Hayat, İşitme, Görme, Kudret, İrade, İlim ve Kelam sıfatlarına karşılık gelir.

 

Yolculuğa "sefer" denmiştir, çünkü insanın içindeki iyi veya kötü ahlakın örtüsünü kaldırır, gerçek yüzünü zâhir eder.

 

Kur'an-ı Aziz Seferi

Kulun kalbi, Kur’an’ın topluca indiği yakın göktür. Kur'an bir insana lafzen ezberletilmeden önce de ruhsal olarak onun katındadır.

Kur'an ebediyen inmeye devam eden akışkan bir seferdedir.

Gerçekte külli insan, Kur’an-ı Aziz’dir.

 

Allah'ın Ayetlerini Görme ve İbret Alma Seferi

İsra suresinin ilk ayetindeki harflerin harekesi

Ayetteki "Kulunu" kelimesinin başına gelen $ba$ ($ب$) harf-i cerri, kelimenin sonunu esre yapar (Arapça gramerde buna hafd veya kesr yani kırılma denir). Bu rastlantı değildir; kulun zilleti, kırgınlığı ve mutlak muhtaçlığı ile esre harekesinin dilsel kırgınlığı tam bir uyum içindedir.

 

Kul lafzı, Allah'ın zâhirî bir ismine değil, "O" (hû) zamirine izafe edilmiştir (Abdi-hî). Bu zamir gizlidir, örtülüdür. Kul bu yolculukta ilahi isimlerin dahi ötesine, Zât’ın mutlak gizliliğine yani Gaybu'l-Gayb mertebesine yürütülmüştür.

 

Mescit / secde yeri

Kulun secde ettiği, en aşağıda olduğu mekandır.

Kul sıfatı, rububiyet niteliklerine en uzak (aksa) ve sınırlandırılmış (haram) noktadadır. Hz. Peygamber bu iki isimle mekânlaştırılarak "mutlak kulluk" (ubudiyyet-i muttasıfa) makamına oturtulmuştur. O, rızık veren, öldüren, dirilten gibi aleme etki eden fiil isimlerinin değil, doğrudan doğruya Zât'ın kulu (Abdullah) olarak sefer etmiştir.

 

Fuad / Kalbin Kalbi

Gördüğünü kalbi (fuad) yalanlamadı

 

İmtihan Seferi

Bu sefer, zuhurda yükseklerden aşağıya, yakınlıktan uzaklığa düşüş seferidir. Sanki bu sefer önceki seferin tersi gibidir. Önceki seferde olanlar, ilki kadar güçlü olmasa bile bu seferde de vardır

"Mirac" seferinin tam tersi gibidir.

Yüceliklerden aşağıya, yakınlıktan uzaklığa (cennetten dünyaya) bir düşüş.

Bu bir tekamül seferidir.

 

Cennet, doğası gereği "yasaklama mekanı" değildir.

Cennette bir yasak varsa, o yasağın çiğneneceği ve insanın dünyaya indirileceği daha baştan ilahi isimlerin iktizası gereği kesinleşmiştir.

 

Evrende Allah'tan başka fail yoktur. Bir olayı "uğursuz" saymak, fail olarak Allah'ı görmemek anlamına geldiği için ilahlığa hürmetsizliktir.

 

Havva, Adem'in bir cüzü olduğu için varlıksal olarak ayrı bir fail kabul edilmemiştir; o sanki Adem'in kendisidir.

 

Cennet, nefsin her istediğinin hazır olduğu bir lezzet yurdudur. Bu yüzden orada Takva (sakınma) elbisesi giyilemez. Çünkü sakınılacak bir şer veya perde yoktur.

İnsan, aklı sayesinde şehvetini püskürtme deneyimini ancak bu dünyada yaşayabilir.

Adem cennette kalsaydı, Allah’ın günahları örten, affeden isimlerini (el-Ğâfir, el-Ğafûr) asla deneyimleyemeyecekti. İsyan ve arkasından gelen tevbe, Adem'e "korkudan sonra gelen emniyetin lezzetini" tattırmıştır. Cennet salt keşif, dünya ise fikri ve kesbî (çalışarak kazanılan) marifetlerin yurdudur.

 

İdris (a.s.)'in Seferi

Bu sefer, yer ve mevki olarak izzet sahibi olma ve yükseklik seferidir

Her sema katında Allah’ın oraya vahyettiği bir emir ve ilim vardır.

 

Yedinci göğün vekili melek, altıncı göğün vekilinin yaptığı şeyi bozar; diğeri tekrar yapar. İkisi de sadece Rablerinin emrini yerine getirdiklerini bilirler, birbirlerini suçlamazlar.

Fiilleri doğrudan yıldızlara nisbet etmek küfürdür; fakat onları Allah’ın emrine amade kılınmış birer istihdam ve teshir aracı (sebebiyet perdesi) olarak okumak ilim kapısı açar.

 

Üstünde 5, altında 5 felek küresi bulunan dördüncü kat gök (Güneş feleği), alem hiyerarşisinin kalbidir. Allah, İdris’i bu merkezde sabitleyerek ona Kutbiyyet ve Sebat makamını vermiştir.

Semavi kutup, Hz. İdris’in bu makamıdır.

 

Kurtuluş Seferi

Bu Sefer, Nuh (a.s.)'un Seferidir

Dünyanın yaratılış burcu Yengeç (su), değişkendir.

Ahiretin burcu olan Aslan (ateş) sabittir.

 

Ateşin mahallinden suyun fışkırması…

Zıtların mukabelesidir.

 

Hidayet Seferi

Bu Sefer, İbrahim Halil (a.s.)'in Seferidir

İbrahim’in rüyasını doğrudan lafzi (zâhiri) olarak yorumlayıp oğlunu boğazlamaya kalkması…

 

İshak / sahk (ezilme, parçalanma, kulun maddi vasıflarının ortadan kalkması) ve mahk (Hakk’ın varlığında silinme)

 

Yöneliş ve Geriye Dönüp Bakma Seferi

Lût'un İbrahim Halil (a.s.)'e Doğru Seferi ve Onunla Yakîn'de Buluşması

Lut ismi Arapça l-v-t kökünden türetilmiştir. Sıkıca kavramak ve yapışmak anlamlarına gelir. Lût'un Allah'a sığınma ve bağlanma halini simgeler.

 

Lût'a gece yolculuğu yaptırılması

 

Lût'un vardığı yer Yakîn, Hz. İbrahim onu orada bekler.

 

Bu seferler insanın kendi hakikatine ulaşmasında birer köprüdür.

 

Hile ve İmtihan Seferi

Ya'kub ve Yusuf (a.s.)'un Kıssası Hakkındadır

Yusuf, ilahi ilhama ve güzelliğe mazhar olan kalbi/saf ruhu; babası Ya'kub ise aklı temsil eder.

Yusuf’un kardeşleri; emmare ve levvame, nefsin aşağı mertebelerini temsil eder.

Ruh birkaç dirheme satılınca akıl (Ya'kub) hüzün içinde kalır ve basiretini/zahiri görüsünü kaybeder (gözlerinin ağarması).

Yusuf’u satın alan kadın nefs-i küllîdir.

Yusuf’un (ruhun) beden zindanına hapsedilmesi, onun temizliğinin ve ismetinin kanıtlanma sürecidir. Ruh, bedensel bağlardan arınarak mülke vekil tayin edildiğinde (Mısır'a aziz olduğunda), akıl (Ya'kub) onun kokusunu (marifetullahı) alır.

 

 

 

 

Musa (a.s.)'nın Mikat-ı İlahi Seferi

Hz. Musa’nın Tûr Dağı’na çağrılması ve 40 günlük mikat süresi…

40 sayısı, insanın dörtlü bedensel bileşimine (mürekkeb dörde) işarettir ve 40’ın anılması Musa’ya kendi varlığının fena bulacağını (ölümünü) hatırlatacaktır.

 

Dörtlü bedensel bileşim

Safra: Sıcaklık + Kuruluk

Kan: Yaşlık + Sıcaklık

Sevda (Kara Safra): Soğukluk + Kuruluk

Balgam: Soğukluk + Yaşlık

 

Rıza Seferi

Bu sefer izzet ve celal sahibi olan Allah'ın "Seni Kavminden acele ile getiren şey nedir ey Musa.?" dediği vakit Musa'dan naklettiği "Razı olasın diye sana acele geldim ey Rabbim" sözüdür

Hz. Musa'nın kavmini arkada bırakarak Tûr'a doğru acele etmesi

Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan

 

Kendini bilen insan vaktini bilir. Vaktini bilen ise "Hakîm"dir. Hakîm olan kimseye, eşyayı yerli yerine koyduğu için kâinat hizmet eder.

 

Gazap ve Dönüş Seferi

Hz. Musa'nın kavminin buzağıya tapması üzerine öfkeyle dönüşü…

Samiri sıradan bir bozguncu değil

Samiri'nin gözünden perde kalktığında, Arş'ı taşıyan dört melekten (İnsan, Kartal, Aslan ve Öküz yüzlü melekler) öküz suretindeki meleği görmüştür. Samiri, Musa ile konuşan ilahın bu surette olduğunu "tahayyül etmiş", yani tevil hatası yapmıştır.

Cebrail'in (Ruh) geçtiği her yeri canlandırdığını bildiği için, onun atının bastığı topraktan bir avuç alıp zinet eriyiğine atmış ve putu canlandırmıştır.

 

Aile için Çabalama Seferi

Hz. Musa’nın ailesi için çölde ateş aramaya gitmesi…

Kur'an ehli olanlar Allah'ın ailesidir

 

Kitapları amel etmeksizin okumak faydasızdır. Önemli olan o kitabın içeriğinin insanda bir "hâl" ve ahlak olarak tezahür etmesidir.

 

Korku Seferi

Hz. Musa’nın Mısır'dan arkasına bakarak ve korkarak çıkması

Eğer mümin iseniz Ben'den korkun

 

Avamın Korkusu: Akıbetlerinin ne olacağını bilmemenin getirdiği "bilinmezlik" korkusudur. Allah erleri, her nefeste Allah ile olan birlikteliklerinin değişmesinden endişe ederler.

Meleklerin Korkusu: Bulundukları yüce makamdan daha aşağı bir mertebeye düşme korkusudur.

 

Tedbir (Hazer) Seferi

Hz. Musa’nın kavmini gece vakti Mısır’dan çıkarması…

 

Sakınmanın ve tedbirin ulaştığı en zirve makam, insanın kendi iradesine ve aldığı önlemlere güvenmeyi terk etmesi, yani tedbiri dayanak kabul etmeye karşı tedbir almasıdır.

 

Allah'ın zatı akıl ve nazar (felsefi düşünce) yoluyla kavranamaz. İsbat yoluyla O'nu bilemeyiz.

O’nu sadece kendi bildirdiği ilahi isimler (Hayy, Melik, Kuddüs, Rahman vb.) ve peygamberlerin dilleri üzerinden biliriz.

Ancak bu isimlerin O’nun zatına olan hakiki nisbetini asla kavrayamayız.

 

Tedbir Seferinin Semereleri: Kul, vehbi bir bilgi olan Veraset İlmi’ne (peygamberlerin manevi mirasına) sahip olur.

 

El-Isfaru'l-Garib Neticetu's-Seferi'l-Karib

Abdülkerim Cili

Seferlerin Sonuçlarının Keşfi: Garip/Benzersiz Açıklama, Yakın Seferin Sonucu

 

Sefîrü'l-Karîb" (Yakın Sefer)

Bu sefer zamansal olarak gidilen, gözle müşahede edilen ancak mekân olarak insanın kendi dışına çıkmadığı bir seyirdir.

 

Dermanın sendedir ama bilmiyorsun

Derdin de kendinden ama görmüyorsun.

 

Salikin kalbî latifesi Rahman’ın Arş’ıdır

İnsani latifesi ise Kürsî’dir

Bedendeki tüm latif ve kesif suretlerin son sınırı ise Sidretü'l-Münteha’dır.

 

Dünya Göğü: His (Duyu organlarıdır; iki göz bu göğün süsüdür).

Yedi Kat Gök: Hayal, Müfekkire (Düşünce), Akıl, Müzekkire (Hatırlama), Hafıza ve Vehim kuvveleridir.

 

Gökyüzündeki yedi gezegene karşılık insanda yedi temel sıfat tecelli eder: Hayat, İşitme, Görme, Kudret, İrade, İlim ve Kelâm (Konuşma).

 

Namaz / Miraç

Tekbir: "Hadesi (hükmî kirliliği) gidermeye niyet etmek", aslında yokluğu olumsuzlamak ve ilahi saflıkla bakî kalmaya yönelmektir.

İhram tekbiri (Allahu Ekber), kulun zâhir ve bâtın emirleriyle kendi makamını kutsamasıdır.

 

1. Rekat Fatiha'sı: En yakın gök (his kapısı) açılır, oradaki sırlar müşahede edilir.

Rükûya Eğilmek: İkinci kat göğe (hayal) yükseliştir.

Rükûdan Doğrulmak: Üçüncü kat göğe (müfekkire) yükseliştir.

1. Secde: Dördüncü kat göğe (akıl) çıkıştır.

Secdeden Doğrulmak: Beşinci kat göğe (müzekkire) yükseliştir.

2. Secde: Altıncı kat göğe (hafıza) yükseliştir.

Secdeden Kalkış: Yedinci kat göğe (vehim) yükseliştir ve burada kula el-Beytü'l-Ma'mur görünür.

2. Rekat ve Kozmik Sınırların Aşılması:

İkinci rekatın Fatiha'sı kulu varlık alemlerinden ayırır.

2. Rekat Rükûsu: Alemin manevi hakikatlerinden geçerek Sidretü'l-Münteha’ya ulaşılır.

Rükûdan Doğrulmak: Kürsî’ye yükseliştir.

Secdeye Gitmek: Arş’a ulaşıp Rahmani istivagahı müşahede etmektir.

Secdeden Kalkış ve Son Secdeler: Sırasıyla Refref’e, yüce mertebeye ve nihayet emr alemi olan Bekâ Mertebesinin Kapısı üzerine secde edilir.

 

Namaz bitiminde sağa ve sola verilen selam ise, bu muazzam ilahi gark (boğulma) halinden sonra kulun yeniden zâhirî ve hissî aleme, insan arasına dönmesidir.

 

Allah bizi ve sizi sırlarına muttali kılsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder