İbn
Arabi - Manevi Seferler -
Notlar
El-İsfâr an Netâici’l-Esfâr
Mütercim: Muhammed Bedirhan, Nefes Yayınları, 2015
Seferler
Giriş
Hareketin tasnifi
Tasnif, sâlikin (yolcunun) ontolojik konumunu belirler
Hakk’ın Katından Sefer (Anillâh): Mutlak yokluktan veya
ilahi ilimdeki sabit hakikatlerden (A'yân-ı Sâbite) zâhirî varlık alemine
çıkış. Bu varoluştur.
Hakk’a Doğru Sefer (İlallâh): Kulun kesret (çokluk)
aleminden sıyrılarak ibadet, riyazet ve tefekkürle birliğe (Vahdet) ve Allah'ın
rızasına doğru hicret etmesi. Bu seferin bir sonu, ulaştığı bir menzil (vüsûl)
vardır.
Hakk’ta Sefer (Fîllâh): Bu sefer, Allah'ın zatında,
isimlerinde ve sonsuz tecellilerinde yapılan yolculuktur. Bunun bir sonu
yoktur.
Bu seferi akıl ve felsefe ile yapmaya kalkanlar (filozoflar)
sapar; çünkü Akıl sınırlandırır, oysa Hak sonsuzdur.
Felekler, gezegenler, dört unsur (toprak, su, hava, ateş) ve
onlardan doğanlar (müvelledat: maden, bitki, hayvan, insan) her nefesten
nefese, her an bir halden başka bir hale sefer eder.
Eskilerin ameli (ibadeti) çoktu fakat keşif ve fütühatları
azdı. Çünkü onlar henüz nübüvvetin sıcak gölgesindeydiler ve zâhirî şeriata
sarılmışlardı. Kıyamete yaklaştıkça, ahiret yurdunun ve berzahın hükümleri
dünyaya daha çok sızar.
Bozulan toplumlarda salihlerin ve ilim taşıyıcılarının
sayısı azaldığı için, ortadaki "Mutlak İlim" geride kalan az sayıdaki
düzgün insana (varislere) daha yoğun ve bol miktarda aktarılır.
Amâ'dan Rahman ismine teslim edilen istiva arşına yapılan Rabbani Sefer
Amâ
Hakikatlerin Hakikati veya Rahman’ın Nefesi (Nefes-i
Rahmânî)
Amâ, Mutlak Zât ile yaratılmışlar arasındaki sınır
çizgisidir. Ufukta beliren yoğun bir sis veya perde gibidir ne uluhiyet kâinata
karışır ne de kâinat uluhiyete.
Arş (Varlık Dairesi) yaratıldığında, ona bir yönetici gerekli
oldu. Varlığı cömertçe yaymak Rahman isminin şanı olduğundan, Rahman ismi Arş'a
istiva etti ve alemle ilgili diğer tüm fiil isimleri (Rezzak, Muhyî, Mümit vb.)
bu cömertlik seferine katıldı.
Halk ve Emr Seferi
Bu Sefer, İbda' Seferidir
Yeryüzü ve onun nitelikleri dört kozmik günde yaratılmıştır.
Bunların ikisi yerin özü, biri zâhir olması, biri de bâtın (gizli) olması
içindir. Bu süreç, yeryüzünün hem şahadet (fiziksel) hem de gayb (metafiziksel)
âlemine ait rızıkları bünyesinde toplaması demektir.
Gökler ve yer başlangıçta bitişikken (ratk), Allah onları
ayırmış (fatk) ve gökler dönmeye (devretmeye) başlamıştır.
Göklerin cisimleri şeffaftır, arkalarını gizlemez. Bizim
sekizinci felekte (Sabit Yıldızlar Feleği) gördüğümüz yıldızlar, aslında en
yakın gökte (Ay Feleği) yaratılmamıştır; fakat gözümüz atmosferi delip oraya
kadar kesintisiz ulaştığı için onları yakın gökteymiş gibi "idrak ve
tahayyül" ederiz.
7 Kat Gök
1. Gök (Yakın Sema): His / Hiss-i Müşterek (Dış dünyadan
gelen verileri toplayan merkez). Süsü ise dışarıyı gören iki gözümüzdür
(Kandiller).
2. Gök: Hayal Seması
3. Gök: Fikir Seması
4. Gök: Akıl Seması (Kozmostaki Güneş feleğine denk gelir,
kalbî/ulvi nefha buradadır).
5. Gök: Müzekkire Seması (Hatırlama gücü)
6. Gök: Hafıza Seması
7. Gök: Vehim Seması (Yanılsama ve sezgi gücü)
7 kat zihinsel/ruhi gökte yüzen 7 Gezegen insanın Hayat,
İşitme, Görme, Kudret, İrade, İlim ve Kelam sıfatlarına karşılık gelir.
Yolculuğa "sefer" denmiştir, çünkü insanın
içindeki iyi veya kötü ahlakın örtüsünü kaldırır, gerçek yüzünü zâhir eder.
Kur'an-ı Aziz Seferi
Kulun kalbi, Kur’an’ın topluca indiği yakın göktür. Kur'an
bir insana lafzen ezberletilmeden önce de ruhsal olarak onun katındadır.
Kur'an ebediyen inmeye devam eden akışkan bir seferdedir.
Gerçekte külli insan, Kur’an-ı Aziz’dir.
Allah'ın Ayetlerini Görme ve İbret Alma Seferi
İsra suresinin ilk ayetindeki harflerin harekesi
Ayetteki "Kulunu" kelimesinin başına gelen $ba$ ($ب$) harf-i cerri, kelimenin
sonunu esre yapar (Arapça gramerde buna hafd veya kesr yani kırılma denir). Bu
rastlantı değildir; kulun zilleti, kırgınlığı ve mutlak muhtaçlığı ile esre
harekesinin dilsel kırgınlığı tam bir uyum içindedir.
Kul lafzı, Allah'ın zâhirî bir ismine değil, "O" (hû)
zamirine izafe edilmiştir (Abdi-hî). Bu zamir gizlidir, örtülüdür. Kul bu
yolculukta ilahi isimlerin dahi ötesine, Zât’ın mutlak gizliliğine yani
Gaybu'l-Gayb mertebesine yürütülmüştür.
Mescit / secde yeri
Kulun secde ettiği, en aşağıda olduğu mekandır.
Kul sıfatı, rububiyet niteliklerine en uzak (aksa) ve
sınırlandırılmış (haram) noktadadır. Hz. Peygamber bu iki isimle
mekânlaştırılarak "mutlak kulluk" (ubudiyyet-i muttasıfa) makamına
oturtulmuştur. O, rızık veren, öldüren, dirilten gibi aleme etki eden fiil
isimlerinin değil, doğrudan doğruya Zât'ın kulu (Abdullah) olarak sefer
etmiştir.
Fuad / Kalbin Kalbi
Gördüğünü kalbi (fuad) yalanlamadı
İmtihan Seferi
Bu sefer, zuhurda yükseklerden aşağıya, yakınlıktan
uzaklığa düşüş seferidir. Sanki bu sefer önceki seferin tersi gibidir. Önceki
seferde olanlar, ilki kadar güçlü olmasa bile bu seferde de vardır
"Mirac" seferinin tam tersi gibidir.
Yüceliklerden aşağıya, yakınlıktan uzaklığa (cennetten
dünyaya) bir düşüş.
Bu bir tekamül seferidir.
Cennet, doğası gereği "yasaklama mekanı" değildir.
Cennette bir yasak varsa, o yasağın çiğneneceği ve insanın
dünyaya indirileceği daha baştan ilahi isimlerin iktizası gereği
kesinleşmiştir.
Evrende Allah'tan başka fail yoktur. Bir olayı
"uğursuz" saymak, fail olarak Allah'ı görmemek anlamına geldiği için
ilahlığa hürmetsizliktir.
Havva, Adem'in bir cüzü olduğu için varlıksal olarak ayrı
bir fail kabul edilmemiştir; o sanki Adem'in kendisidir.
Cennet, nefsin her istediğinin hazır olduğu bir lezzet
yurdudur. Bu yüzden orada Takva (sakınma) elbisesi giyilemez. Çünkü sakınılacak
bir şer veya perde yoktur.
İnsan, aklı sayesinde şehvetini püskürtme deneyimini ancak
bu dünyada yaşayabilir.
Adem cennette kalsaydı, Allah’ın günahları örten, affeden
isimlerini (el-Ğâfir, el-Ğafûr) asla deneyimleyemeyecekti. İsyan ve arkasından
gelen tevbe, Adem'e "korkudan sonra gelen emniyetin lezzetini"
tattırmıştır. Cennet salt keşif, dünya ise fikri ve kesbî (çalışarak kazanılan)
marifetlerin yurdudur.
İdris (a.s.)'in Seferi
Bu sefer, yer ve mevki olarak izzet sahibi olma ve
yükseklik seferidir
Her sema katında Allah’ın oraya vahyettiği bir emir ve ilim
vardır.
Yedinci göğün vekili melek, altıncı göğün vekilinin yaptığı
şeyi bozar; diğeri tekrar yapar. İkisi de sadece Rablerinin emrini yerine
getirdiklerini bilirler, birbirlerini suçlamazlar.
Fiilleri doğrudan yıldızlara nisbet etmek küfürdür; fakat
onları Allah’ın emrine amade kılınmış birer istihdam ve teshir aracı (sebebiyet
perdesi) olarak okumak ilim kapısı açar.
Üstünde 5, altında 5 felek küresi bulunan dördüncü kat gök
(Güneş feleği), alem hiyerarşisinin kalbidir. Allah, İdris’i bu merkezde
sabitleyerek ona Kutbiyyet ve Sebat makamını vermiştir.
Semavi kutup, Hz. İdris’in bu makamıdır.
Kurtuluş Seferi
Bu Sefer, Nuh (a.s.)'un Seferidir
Dünyanın yaratılış burcu Yengeç (su), değişkendir.
Ahiretin burcu olan Aslan (ateş) sabittir.
Ateşin mahallinden suyun fışkırması…
Zıtların mukabelesidir.
Hidayet Seferi
Bu Sefer, İbrahim Halil (a.s.)'in Seferidir
İbrahim’in rüyasını doğrudan lafzi (zâhiri) olarak
yorumlayıp oğlunu boğazlamaya kalkması…
İshak / sahk (ezilme, parçalanma, kulun maddi vasıflarının
ortadan kalkması) ve mahk (Hakk’ın varlığında silinme)
Yöneliş ve Geriye Dönüp Bakma Seferi
Lût'un İbrahim Halil (a.s.)'e Doğru Seferi ve Onunla Yakîn'de
Buluşması
Lut ismi Arapça l-v-t kökünden türetilmiştir. Sıkıca
kavramak ve yapışmak anlamlarına gelir. Lût'un Allah'a sığınma ve bağlanma
halini simgeler.
Lût'a gece yolculuğu yaptırılması
Lût'un vardığı yer Yakîn, Hz. İbrahim onu orada bekler.
Bu seferler insanın kendi hakikatine ulaşmasında birer köprüdür.
Hile ve İmtihan Seferi
Ya'kub ve Yusuf (a.s.)'un Kıssası Hakkındadır
Yusuf, ilahi ilhama ve güzelliğe mazhar olan kalbi/saf ruhu;
babası Ya'kub ise aklı temsil eder.
Yusuf’un kardeşleri; emmare ve levvame, nefsin aşağı
mertebelerini temsil eder.
Ruh birkaç dirheme satılınca akıl (Ya'kub) hüzün içinde
kalır ve basiretini/zahiri görüsünü kaybeder (gözlerinin ağarması).
Yusuf’u satın alan kadın nefs-i küllîdir.
Yusuf’un (ruhun) beden zindanına hapsedilmesi, onun
temizliğinin ve ismetinin kanıtlanma sürecidir. Ruh, bedensel bağlardan
arınarak mülke vekil tayin edildiğinde (Mısır'a aziz olduğunda), akıl (Ya'kub)
onun kokusunu (marifetullahı) alır.
Musa (a.s.)'nın Mikat-ı İlahi Seferi
Hz. Musa’nın Tûr Dağı’na çağrılması ve 40 günlük mikat
süresi…
40 sayısı, insanın dörtlü bedensel bileşimine (mürekkeb
dörde) işarettir ve 40’ın anılması Musa’ya kendi varlığının fena bulacağını
(ölümünü) hatırlatacaktır.
Dörtlü bedensel bileşim
Safra: Sıcaklık + Kuruluk
Kan: Yaşlık + Sıcaklık
Sevda (Kara Safra): Soğukluk + Kuruluk
Balgam: Soğukluk + Yaşlık
Rıza Seferi
Bu sefer izzet ve celal sahibi olan Allah'ın "Seni
Kavminden acele ile getiren şey nedir ey Musa.?" dediği vakit Musa'dan
naklettiği "Razı olasın diye sana acele geldim ey Rabbim" sözüdür
Hz. Musa'nın kavmini arkada bırakarak Tûr'a doğru acele
etmesi
Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan
Kendini bilen insan vaktini bilir. Vaktini bilen ise
"Hakîm"dir. Hakîm olan kimseye, eşyayı yerli yerine koyduğu için kâinat
hizmet eder.
Gazap ve Dönüş Seferi
Hz. Musa'nın kavminin buzağıya tapması üzerine öfkeyle
dönüşü…
Samiri sıradan bir bozguncu değil
Samiri'nin gözünden perde kalktığında, Arş'ı taşıyan dört
melekten (İnsan, Kartal, Aslan ve Öküz yüzlü melekler) öküz suretindeki meleği
görmüştür. Samiri, Musa ile konuşan ilahın bu surette olduğunu "tahayyül
etmiş", yani tevil hatası yapmıştır.
Cebrail'in (Ruh) geçtiği her yeri canlandırdığını bildiği
için, onun atının bastığı topraktan bir avuç alıp zinet eriyiğine atmış ve putu
canlandırmıştır.
Aile için Çabalama Seferi
Hz. Musa’nın ailesi için çölde ateş aramaya gitmesi…
Kur'an ehli olanlar Allah'ın ailesidir
Kitapları amel etmeksizin okumak faydasızdır. Önemli olan o
kitabın içeriğinin insanda bir "hâl" ve ahlak olarak tezahür
etmesidir.
Korku Seferi
Hz. Musa’nın Mısır'dan arkasına bakarak ve korkarak çıkması
Eğer mümin iseniz Ben'den korkun
Avamın Korkusu: Akıbetlerinin ne olacağını bilmemenin
getirdiği "bilinmezlik" korkusudur. Allah erleri, her nefeste Allah
ile olan birlikteliklerinin değişmesinden endişe ederler.
Meleklerin Korkusu: Bulundukları yüce makamdan daha aşağı
bir mertebeye düşme korkusudur.
Tedbir (Hazer) Seferi
Hz. Musa’nın kavmini gece vakti Mısır’dan çıkarması…
Sakınmanın ve tedbirin ulaştığı en zirve makam, insanın
kendi iradesine ve aldığı önlemlere güvenmeyi terk etmesi, yani tedbiri dayanak
kabul etmeye karşı tedbir almasıdır.
Allah'ın zatı akıl ve nazar (felsefi düşünce) yoluyla
kavranamaz. İsbat yoluyla O'nu bilemeyiz.
O’nu sadece kendi bildirdiği ilahi isimler (Hayy, Melik,
Kuddüs, Rahman vb.) ve peygamberlerin dilleri üzerinden biliriz.
Ancak bu isimlerin O’nun zatına olan hakiki nisbetini asla
kavrayamayız.
Tedbir Seferinin Semereleri: Kul, vehbi bir bilgi olan
Veraset İlmi’ne (peygamberlerin manevi mirasına) sahip olur.
El-Isfaru'l-Garib Neticetu's-Seferi'l-Karib
Abdülkerim Cili
Seferlerin Sonuçlarının Keşfi: Garip/Benzersiz Açıklama,
Yakın Seferin Sonucu
Sefîrü'l-Karîb" (Yakın Sefer)
Bu sefer zamansal olarak gidilen, gözle müşahede edilen
ancak mekân olarak insanın kendi dışına çıkmadığı bir seyirdir.
Dermanın sendedir ama bilmiyorsun
Derdin de kendinden ama görmüyorsun.
Salikin kalbî latifesi Rahman’ın Arş’ıdır
İnsani latifesi ise Kürsî’dir
Bedendeki tüm latif ve kesif suretlerin son sınırı ise
Sidretü'l-Münteha’dır.
Dünya Göğü: His (Duyu organlarıdır; iki göz bu göğün
süsüdür).
Yedi Kat Gök: Hayal, Müfekkire (Düşünce), Akıl, Müzekkire
(Hatırlama), Hafıza ve Vehim kuvveleridir.
Gökyüzündeki yedi gezegene karşılık insanda yedi temel sıfat
tecelli eder: Hayat, İşitme, Görme, Kudret, İrade, İlim ve Kelâm (Konuşma).
Namaz / Miraç
Tekbir: "Hadesi (hükmî kirliliği) gidermeye niyet
etmek", aslında yokluğu olumsuzlamak ve ilahi saflıkla bakî kalmaya
yönelmektir.
İhram tekbiri (Allahu Ekber), kulun zâhir ve bâtın
emirleriyle kendi makamını kutsamasıdır.
1. Rekat Fatiha'sı: En yakın gök (his kapısı) açılır,
oradaki sırlar müşahede edilir.
Rükûya Eğilmek: İkinci kat göğe (hayal) yükseliştir.
Rükûdan Doğrulmak: Üçüncü kat göğe (müfekkire) yükseliştir.
1. Secde: Dördüncü kat göğe (akıl) çıkıştır.
Secdeden Doğrulmak: Beşinci kat göğe (müzekkire)
yükseliştir.
2. Secde: Altıncı kat göğe (hafıza) yükseliştir.
Secdeden Kalkış: Yedinci kat göğe (vehim) yükseliştir ve
burada kula el-Beytü'l-Ma'mur görünür.
2. Rekat ve Kozmik Sınırların Aşılması:
İkinci rekatın Fatiha'sı kulu varlık alemlerinden ayırır.
2. Rekat Rükûsu: Alemin manevi hakikatlerinden geçerek
Sidretü'l-Münteha’ya ulaşılır.
Rükûdan Doğrulmak: Kürsî’ye yükseliştir.
Secdeye Gitmek: Arş’a ulaşıp Rahmani istivagahı müşahede
etmektir.
Secdeden Kalkış ve Son Secdeler: Sırasıyla Refref’e, yüce
mertebeye ve nihayet emr alemi olan Bekâ Mertebesinin Kapısı üzerine secde
edilir.
Namaz bitiminde sağa ve sola verilen selam ise, bu muazzam
ilahi gark (boğulma) halinden sonra kulun yeniden zâhirî ve hissî aleme, insan
arasına dönmesidir.
Allah bizi ve sizi sırlarına muttali kılsın.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder