12 Şubat 2026 Perşembe

Jinul ve İbn-i Arabi'nin Varlık ve Zihin Anlayışlarının Üzerinden 12. Yüzyıl Kore Budizm Felsefesi İle İslam Felsefesinin Karşılaştırılması - Notlar

Sümeyra Saraçoğlu - Jinul ve İbn-i Arabi'nin Varlık ve Zihin Anlayışlarının Üzerinden 12. Yüzyıl Kore Budizm Felsefesi İle İslam Felsefesinin Karşılaştırılması - Notlar

Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri, 2023

 

Günümüz Kore Budizm’inin temellerini atmada en önemli kişilerden biri olarak kabul edilen Jinul, keşişlere dünyevi hırsları bırakarak yeni bir topluluk kurma yönünde çağrıda bulunmuş, büyük bir çatışma içinde olan Zen ile Gyo Budist okullarını birleştirerek meditasyon ve bilgeliği tek çatı altında toplamıştır.

Jinul ve İbn-i Arabi’nin insan ruhunda doğuştan beri var olduğuna inandıkları ilahi bilgelik, öğretilerindeki yapı taşını oluşturmuştur. Bu çalışmada birinci bölümde, felsefe ve filozof gibi kavramların tanımlamaları yapılmış olup, Kore Budizm felsefesi ve İslam felsefesinin ortaya çıkışları ve tarihi ele alınmıştır. İkinci bölümde, Jinul’un hayatı ve Kore Budizm felsefesi üzerine çalışmaları ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde, İbn-i Arabi’nin hayatı ve İslam felsefesi üzerine çalışmaları ortaya konmuştur. Dördüncü bölümde ise, Jinul ile İbn-i Arabi’nin varlık ve zihin anlayışları üzerinden 12. yüzyıl Kore Budizm felsefesi ve İslam felsefesinin karşılaştırması yapılmıştır.

 

Giriş

İslamiyet ile Budizm arasındaki manevi bağlar, Hint-Müslüman müfessirlerin iki temel tezi üzerinden tartışılıyor:

İncir Ağacı (Bodhi): Tîn Suresi'nde üzerine yemin edilen "İncir"in, Buda'nın altında aydınlandığı Bodhi ağacı olabileceği iddiası.

Zü'l-Kifl Peygamber: Kur'an'da adı geçen ve sabredenlerden olduğu belirtilen Zü'l-Kifl'in (Enbiyâ: 85, Sâd: 48), Arapçada "P" harfinin olmaması sebebiyle Buda'nın doğum yeri olan Kapilavastu şehrine atıfla "Kapilalı/Kifli" anlamına gelebileceği tezi.

 

Jinul / Her hissedebilir varlık en başından beri aslen bir Buda'dır.

İbn-i Arabi / İnsan, Tanrı'nın kendi ilahi sıfatlarını gördüğü bir aynadır.

 

Çalışmanın temel amacı, Jinul ve İbn-i Arabi’nin öğretileri üzerinden iki farklı coğrafyanın felsefi gelişimini incelemektir.

 

Birinci Bölüm: Kore Budizm Felsefesi ve İslam Felsefesine Giriş

Kore Kültürü Ansiklopedisi’ne (Lee Namgyeong) göre Kore felsefesi soyut teorilerden ziyade Konfüçyüsçülük ve Budizm gibi dini-ideolojik temellere dayanır. İnsan zihninin içsel farkındalığına ve inançların derinleşmesine odaklanır.

 

Hegel'in genel felsefe ile din felsefesi arasında yaptığı ayrım: Genel felsefede Tanrı "soyut akılsal bir fikir" iken, din felsefesinde evrende ve insanda tecelli eden "olgusal ve deneysel bir Ruh" olarak incelenir.

 

Budizm

Budizm, dünyevi arzulardan vazgeçerek kişisel kurtuluşa ve Nirvana'ya ulaşmayı amaçlar.

Buda (Siddhartha Gautama / Sakyamuni): Yaşam konforu ile aşırı çilecilik arasında "Orta Yol" fikrini benimseyen bir kurtuluş öğretmenidir.

 

Budist Mezhepler

Hinayana (Theravada): kurtuluşun bireysel çabayla olacağını savunur.

Mahayana: başkalarının kurtuluşuna yardım etmeyi (Bodhisattva ideali) öne çıkarır.

 

Kore Budizmi, Mahayana geleneğine dayanır ve yerli Şamanist inanışlarla harmanlanmıştır.

 

Dört Yüce Gerçek (Saseongje): Acının varlığı, kaynağı (arzu/hırs), yok edilmesi ve bunu sağlayacak yol.

 

Sekiz Dilimli Yol (Paljeongdo): Doğru anlayış, niyet, söz, davranış, geçim, çaba, düşünce ve konsantrasyon.

 

Üç Hazine (Triratna): Buda, Dharma (öğreti) ve Sangha (keşişler topluluğu).

 

Kore felsefesinin 3 temel özelliği (Dini köken, dış kaynakları harmanlama, içsel farkındalık odaklılık).

Mahayana (Daeseung) ve Şamanizm sentezi (Ayinlerde dans öğesi).

 

12. Yüzyıl’da Kore Budizm Felsefesi: Bu dönemde Zen (Seon) ve Gyo okulları arasındaki çatışmalar öne çıkar. Jinul, bu iki okulu uzlaştırmaya çalışmıştır.

 

Zen ve Gyo Okullarının Birlik Düşüncesinin Keşfi: Jinul, "Zen Buda'nın zihnidir, Gyo ise Buda'nın sözleridir" diyerek iki ekolü birleştirmiştir.

 

Wonhyo’nun "Tek Zihin" (Buda Zihni) Öğretisi

Bu doktrin, İbn-i Arabi’nin Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği) felsefesiyle doğrudan paralellik taşır. Her şeyin tek bir mutlak gerçekliğin (Zihin/Varlık) tecellisi olduğu fikri, tezinizin kalbini oluşturmalıdır.

 

İslam felsefesi

İslam felsefesi, 8. yüzyıldan itibaren Grek felsefesi ve tasavvufun etkisiyle gelişmiştir.

 

12. yüzyıl tasavvufun yükseldiği ve Vahdet-i Vücud felsefesinin temellerinin atıldığı bir dönemdir.

 

Vahdet-i Vücud Felsefesi İbn-i Arabi ile özdeşleşen bu felsefe, "Vücudun hepsi birdir, Vücudda ancak Allah vardır" ilkesine dayanır.

 

İkinci Bölüm: Jinul’un Hayatı ve Kore Budizm Felsefesi Üzerine Çalışmaları

Jinul’un Hayatı: 1158-1210 yılları arasında yaşayan Jinul, Kore Zen Budizmi'nin (Seon) en etkili ismi ve Jogye mezhebinin kurucusu kabul edilir.

 

"Kaplan Bakışlı Sığır Yürüyüşlü" Lakabı

Bu lakap, onun Koryo Budizmi'ndeki yozlaşmaya kaplan gibi keskin bir içgörüyle bakmasını ve sığır gibi istikrarlı bir şekilde düzeltmeye çalışmasını sembolize eder.

 

Jinul, keşişleri dünyevi makamlardan vazgeçip dağlarda disiplinli bir hayat sürmeye çağırmıştır.

 

Jinul'un Platform Sutra ve Hwaeom Sutra okumaları sırasında yaşadığı aydınlanmalar, onun "Zen ve Gyo'nun birliği" fikrini pekiştirmiştir.

 

Jinul, 1210 yılında oturur vaziyette ve öğrencilerine son bir vaaz vererek vefat etmiştir.

 

Jinul, sıradan insanların beden ve zihin yanılgısını aşarak kendi içlerindeki mutlak hakikati (Buda Doğasını) doğrudan ve anlık olarak fark etmelerini uyanışın ilk adımı olarak görür.

Buna 'Ani Aydınlanma (Dono)' denmektedir.

 

Kişi, orijinal doğasının Buda’larınkinden farklı olmadığı gerçeğine uyanmış olsa da, alışkanlık enerjilerini ortadan kaldırmak son derece zordur ve bu nedenle kişi, deneyimlenen uyanışa güvenerek aydınlanma eğitimine yani kademeli uygulamaya devam etmelidir.

 

Kişi zihninin dışında bir Buda’nın ve kendi karakterinin dışında bir yasanın var olduğu konusunda ısrar ederse ve Buda’yı ararsa, böyle bir kişi yanmış bir bedenin ve kolların bıraktığı tozlar gibi kalacaktır.

Gördüğün, duyduğun ve yaptığın şey bedenin değil, gerçek zihnin olmalı.

 

Jinul'a göre zihin çalışması ve uyanış hali, hayattan kopuk izole bir pratik değil, günlük yaşamın her anına yedirilmesi gereken sarsılmaz bir farkındalıktır.

 

Üçüncü Bölüm: İbn-i Arabi’nin Hayatı ve İslam Felsefesi Üzerine Çalışmaları

İbn-i Arabi’nin Hayatı

1165-1240 yılları arasında yaşayan İbn-i Arabi, Endülüs'te doğmuş ve tasavvuf tarihinde "Şeyh-i Ekber" (En Büyük Şeyh) lakabıyla tanınmıştır.

 

Tasavvufa Girişi ve Seyahatleri

Genç yaşta tasavvufa girmiş; Mekke, Konya, Bağdat ve Şam gibi önemli İslam merkezlerini ziyaret ederek öğretilerini yaymıştır.

 

1240 yılında Şam'da vefat etmiş, türbesi daha sonra Yavuz Sultan Selim tarafından ihya edilmiştir.

En meşhur eserleri Fütuhat-ı Mekkiyye ve Fusûsu’l-Hikem'dir.

 

İbn-i Arabi’nin Öğretileri

Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Vücud ile mevsuf olan sadece Allah’dır, diyerek kainattaki her şeyin O'nun tecellisinden ibaret olduğunu savunur.

 

İnsan-ı Kâmil (Kâmil İnsan): İnsan, Allah'ın isim ve sıfatlarının en mükemmel şekilde yansıdığı bir aynadır.

İnsan-ı Kâmil Hakk’ın aynasıdır, ifadesiyle insanın merkezi konumuna dikkat çeker.

 

Dördüncü Bölüm: Jinul ve İbn-i Arabi’nin Varlık ve Zihin Anlayışlarının Üzerinden Kore Budizm Felsefesi İle İslam Felsefesinin Karşılaştırılması

Jinul'a göre tek hakiki varlık Zihin'dir (Buda Zihni).

 Zihni "boş ve parıldayan" olarak tanımlar; boşluk zihnin özünü, parlaklık ise işleyişini temsil eder.

 

İbn-i Arabi için mutlak varlık Allah'tır.

Zihin (idrak) ise ilahi bir "Nur" ile yönlendirilir; bu nur sayesinde insan hakikati kavrar.

 

Jinul için varlık Buda Zihni iken, İbn-i Arabi için Tanrı'dır.

Her iki düşünür de insanların dış dünyadaki kargaşadan kurtulup kendi öz benliklerine dönmeleri gerektiğini vurgular.

 

Jinul'da Nirvana, İbn-i Arabi'de İnsan-ı Kâmil mertebesi nihai hedeftir. Her iki yol da ahlaki olgunluk ve manevi arınma gerektirir.

 

Sonuç

Kore felsefesinin karakteristik özellikleri din felsefesi ile yakından ilişkilidir. Özellikle Kore Budizm felsefesi, Koreliler’in düşünce yapısını ve ideolojisini göstermede önemli rol oynamaktadır...

Jinul’un miras aldığı evrensel ahenk ve düzeni ifade eden Hwaeom düşüncesi, birbirleriyle çatışan ulusları ya da toplumları arındıran, insanlar arasındaki çatışmaları önleyen ve insanların kalplerini birbirleriyle birleştiren düşünce sistemi olmuştur.

 

Bağdat’ta 9. yüzyılda kurulmuş büyük bir akademi olan Beytül Hikme’ye diğer milletlerin yanı sıra Budist tercümanlar da davet edilerek birçok eser Arapça’ya çevrilmiş Budist ve Müslüman topluluğu arasındaki bilgi transferi bu dönemde büyük ölçüde sağlanmıştır.

 

Budizm inancında olan ve Jinul’un da vurguladığı paramita yani 'mükemmellik' adı verilen cömertlik, erdem, bilgelik, tefekkür, çaba, azim, manevi güç ve bilgi gibi aydınlanmış varlıklara ilişkin asil karakter nitelikleri, İslam inancındaki kâmil insan mertebesine ulaşmış mükemmel insanın özelliklerine büyük oranda benzemektedir.

 

Jinul, bu mükemmelik yolunun meditasyon ve bilgeliği bir arada yürüterek elde edilebileceğini vurgulamıştır...

İbn-i Arabi ise, doğru yola; 'iman, ilim ve amel' ile birlikte varılabileceğini vurgulamıştır.

 

Budizm, zihni saf ve ilahi bir ışık olarak görerek her şeyin üstünde tutmuştur. Nitekim Koreli Budist keşiş Jinul da; zihni 'ilahi bir bilge ve evrendeki her şeyin hakiki özü' olarak görmüş... Benzer şekilde İslam düşüncesinde de zihin; ilahi kanaldan gelen bir ışıktır. İbn-i Arabi, buna 'nur' demiştir.

 

Günümüzde Jinul’un 'Meditasyon ve Bilgelik Topluluğu' ruhunun yeniden canlandırılması ile, yeryüzündeki ayrımcılığın ve beraberinde birçok sorun ortadan kalkacağına inanılmaktadır.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder