Sümeyra
Saraçoğlu - Jinul ve İbn-i Arabi'nin Varlık ve
Zihin Anlayışlarının Üzerinden 12. Yüzyıl Kore Budizm Felsefesi İle İslam
Felsefesinin Karşılaştırılması - Notlar
Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Kayseri, 2023
Günümüz Kore Budizm’inin temellerini atmada en önemli
kişilerden biri olarak kabul edilen Jinul, keşişlere dünyevi hırsları bırakarak
yeni bir topluluk kurma yönünde çağrıda bulunmuş, büyük bir çatışma içinde olan
Zen ile Gyo Budist okullarını birleştirerek meditasyon ve bilgeliği tek çatı
altında toplamıştır.
Jinul ve İbn-i Arabi’nin insan ruhunda doğuştan beri var
olduğuna inandıkları ilahi bilgelik, öğretilerindeki yapı taşını oluşturmuştur.
Bu çalışmada birinci bölümde, felsefe ve filozof gibi kavramların tanımlamaları
yapılmış olup, Kore Budizm felsefesi ve İslam felsefesinin ortaya çıkışları ve
tarihi ele alınmıştır. İkinci bölümde, Jinul’un hayatı ve Kore Budizm felsefesi
üzerine çalışmaları ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde, İbn-i Arabi’nin hayatı ve
İslam felsefesi üzerine çalışmaları ortaya konmuştur. Dördüncü bölümde ise,
Jinul ile İbn-i Arabi’nin varlık ve zihin anlayışları üzerinden 12. yüzyıl Kore
Budizm felsefesi ve İslam felsefesinin karşılaştırması yapılmıştır.
Giriş
İslamiyet ile Budizm arasındaki manevi bağlar, Hint-Müslüman
müfessirlerin iki temel tezi üzerinden tartışılıyor:
İncir Ağacı (Bodhi): Tîn Suresi'nde üzerine yemin edilen
"İncir"in, Buda'nın altında aydınlandığı Bodhi ağacı olabileceği
iddiası.
Zü'l-Kifl Peygamber: Kur'an'da adı geçen ve sabredenlerden
olduğu belirtilen Zü'l-Kifl'in (Enbiyâ: 85, Sâd: 48), Arapçada "P"
harfinin olmaması sebebiyle Buda'nın doğum yeri olan Kapilavastu şehrine atıfla
"Kapilalı/Kifli" anlamına gelebileceği tezi.
Jinul / Her hissedebilir varlık en başından beri aslen bir
Buda'dır.
İbn-i Arabi / İnsan, Tanrı'nın kendi ilahi sıfatlarını
gördüğü bir aynadır.
Çalışmanın temel amacı, Jinul ve İbn-i Arabi’nin öğretileri
üzerinden iki farklı coğrafyanın felsefi gelişimini incelemektir.
Birinci Bölüm: Kore Budizm Felsefesi ve İslam Felsefesine Giriş
Kore Kültürü Ansiklopedisi’ne (Lee Namgyeong) göre Kore
felsefesi soyut teorilerden ziyade Konfüçyüsçülük ve Budizm gibi dini-ideolojik
temellere dayanır. İnsan zihninin içsel farkındalığına ve inançların
derinleşmesine odaklanır.
Hegel'in genel felsefe ile din felsefesi arasında yaptığı
ayrım: Genel felsefede Tanrı "soyut akılsal bir fikir" iken, din
felsefesinde evrende ve insanda tecelli eden "olgusal ve deneysel bir
Ruh" olarak incelenir.
Budizm
Budizm, dünyevi arzulardan vazgeçerek kişisel kurtuluşa ve
Nirvana'ya ulaşmayı amaçlar.
Buda (Siddhartha Gautama / Sakyamuni): Yaşam konforu ile
aşırı çilecilik arasında "Orta Yol" fikrini benimseyen bir kurtuluş
öğretmenidir.
Budist Mezhepler
Hinayana (Theravada): kurtuluşun bireysel çabayla olacağını
savunur.
Mahayana: başkalarının kurtuluşuna yardım etmeyi
(Bodhisattva ideali) öne çıkarır.
Kore Budizmi, Mahayana geleneğine dayanır ve yerli Şamanist
inanışlarla harmanlanmıştır.
Dört Yüce Gerçek (Saseongje): Acının varlığı, kaynağı
(arzu/hırs), yok edilmesi ve bunu sağlayacak yol.
Sekiz Dilimli Yol (Paljeongdo): Doğru anlayış, niyet, söz,
davranış, geçim, çaba, düşünce ve konsantrasyon.
Üç Hazine (Triratna): Buda, Dharma (öğreti) ve Sangha
(keşişler topluluğu).
Kore felsefesinin 3 temel özelliği (Dini köken, dış
kaynakları harmanlama, içsel farkındalık odaklılık).
Mahayana (Daeseung) ve Şamanizm sentezi (Ayinlerde dans
öğesi).
12. Yüzyıl’da Kore Budizm Felsefesi: Bu dönemde Zen (Seon)
ve Gyo okulları arasındaki çatışmalar öne çıkar. Jinul, bu iki okulu
uzlaştırmaya çalışmıştır.
Zen ve Gyo Okullarının Birlik Düşüncesinin Keşfi: Jinul,
"Zen Buda'nın zihnidir, Gyo ise Buda'nın sözleridir" diyerek iki
ekolü birleştirmiştir.
Wonhyo’nun "Tek Zihin" (Buda Zihni) Öğretisi
Bu doktrin, İbn-i Arabi’nin Vahdet-i Vücud (Varlığın
Birliği) felsefesiyle doğrudan paralellik taşır. Her şeyin tek bir mutlak
gerçekliğin (Zihin/Varlık) tecellisi olduğu fikri, tezinizin kalbini
oluşturmalıdır.
İslam felsefesi
İslam felsefesi, 8. yüzyıldan itibaren Grek felsefesi ve
tasavvufun etkisiyle gelişmiştir.
12. yüzyıl tasavvufun yükseldiği ve Vahdet-i Vücud
felsefesinin temellerinin atıldığı bir dönemdir.
Vahdet-i Vücud Felsefesi İbn-i Arabi ile özdeşleşen bu
felsefe, "Vücudun hepsi birdir, Vücudda ancak Allah vardır" ilkesine
dayanır.
İkinci Bölüm: Jinul’un Hayatı ve Kore Budizm Felsefesi Üzerine Çalışmaları
Jinul’un Hayatı: 1158-1210 yılları arasında yaşayan Jinul,
Kore Zen Budizmi'nin (Seon) en etkili ismi ve Jogye mezhebinin kurucusu kabul
edilir.
"Kaplan Bakışlı Sığır Yürüyüşlü" Lakabı
Bu lakap, onun Koryo Budizmi'ndeki yozlaşmaya kaplan gibi
keskin bir içgörüyle bakmasını ve sığır gibi istikrarlı bir şekilde düzeltmeye
çalışmasını sembolize eder.
Jinul, keşişleri dünyevi makamlardan vazgeçip dağlarda
disiplinli bir hayat sürmeye çağırmıştır.
Jinul'un Platform Sutra ve Hwaeom Sutra okumaları sırasında
yaşadığı aydınlanmalar, onun "Zen ve Gyo'nun birliği" fikrini
pekiştirmiştir.
Jinul, 1210 yılında oturur vaziyette ve öğrencilerine son
bir vaaz vererek vefat etmiştir.
Jinul, sıradan insanların beden ve zihin yanılgısını aşarak
kendi içlerindeki mutlak hakikati (Buda Doğasını) doğrudan ve anlık olarak fark
etmelerini uyanışın ilk adımı olarak görür.
Buna 'Ani Aydınlanma (Dono)' denmektedir.
Kişi, orijinal doğasının Buda’larınkinden farklı olmadığı
gerçeğine uyanmış olsa da, alışkanlık enerjilerini ortadan kaldırmak son derece
zordur ve bu nedenle kişi, deneyimlenen uyanışa güvenerek aydınlanma eğitimine
yani kademeli uygulamaya devam etmelidir.
Kişi zihninin dışında bir Buda’nın ve kendi karakterinin
dışında bir yasanın var olduğu konusunda ısrar ederse ve Buda’yı ararsa, böyle
bir kişi yanmış bir bedenin ve kolların bıraktığı tozlar gibi kalacaktır.
Gördüğün, duyduğun ve yaptığın şey bedenin değil, gerçek
zihnin olmalı.
Jinul'a göre zihin çalışması ve uyanış hali, hayattan kopuk
izole bir pratik değil, günlük yaşamın her anına yedirilmesi gereken sarsılmaz
bir farkındalıktır.
Üçüncü Bölüm: İbn-i Arabi’nin Hayatı ve İslam Felsefesi Üzerine Çalışmaları
İbn-i Arabi’nin Hayatı
1165-1240 yılları arasında yaşayan İbn-i Arabi, Endülüs'te
doğmuş ve tasavvuf tarihinde "Şeyh-i Ekber" (En Büyük Şeyh) lakabıyla
tanınmıştır.
Tasavvufa Girişi ve Seyahatleri
Genç yaşta tasavvufa girmiş; Mekke, Konya, Bağdat ve Şam
gibi önemli İslam merkezlerini ziyaret ederek öğretilerini yaymıştır.
1240 yılında Şam'da vefat etmiş, türbesi daha sonra Yavuz
Sultan Selim tarafından ihya edilmiştir.
En meşhur eserleri Fütuhat-ı Mekkiyye ve Fusûsu’l-Hikem'dir.
İbn-i Arabi’nin Öğretileri
Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Vücud ile mevsuf olan
sadece Allah’dır, diyerek kainattaki her şeyin O'nun tecellisinden ibaret
olduğunu savunur.
İnsan-ı Kâmil (Kâmil İnsan): İnsan, Allah'ın isim ve
sıfatlarının en mükemmel şekilde yansıdığı bir aynadır.
İnsan-ı Kâmil Hakk’ın aynasıdır, ifadesiyle insanın merkezi
konumuna dikkat çeker.
Dördüncü Bölüm: Jinul ve İbn-i Arabi’nin Varlık ve Zihin Anlayışlarının
Üzerinden Kore Budizm Felsefesi İle İslam Felsefesinin Karşılaştırılması
Jinul'a göre tek hakiki varlık Zihin'dir (Buda Zihni).
Zihni "boş ve
parıldayan" olarak tanımlar; boşluk zihnin özünü, parlaklık ise işleyişini
temsil eder.
İbn-i Arabi için mutlak varlık Allah'tır.
Zihin (idrak) ise ilahi bir "Nur" ile
yönlendirilir; bu nur sayesinde insan hakikati kavrar.
Jinul için varlık Buda Zihni iken, İbn-i Arabi için
Tanrı'dır.
Her iki düşünür de insanların dış dünyadaki kargaşadan
kurtulup kendi öz benliklerine dönmeleri gerektiğini vurgular.
Jinul'da Nirvana, İbn-i Arabi'de İnsan-ı Kâmil mertebesi
nihai hedeftir. Her iki yol da ahlaki olgunluk ve manevi arınma gerektirir.
Sonuç
Kore felsefesinin karakteristik özellikleri din felsefesi
ile yakından ilişkilidir. Özellikle Kore Budizm felsefesi, Koreliler’in düşünce
yapısını ve ideolojisini göstermede önemli rol oynamaktadır...
Jinul’un miras aldığı evrensel ahenk ve düzeni ifade eden
Hwaeom düşüncesi, birbirleriyle çatışan ulusları ya da toplumları arındıran,
insanlar arasındaki çatışmaları önleyen ve insanların kalplerini birbirleriyle
birleştiren düşünce sistemi olmuştur.
Bağdat’ta 9. yüzyılda kurulmuş büyük bir akademi olan Beytül
Hikme’ye diğer milletlerin yanı sıra Budist tercümanlar da davet edilerek
birçok eser Arapça’ya çevrilmiş Budist ve Müslüman topluluğu arasındaki bilgi
transferi bu dönemde büyük ölçüde sağlanmıştır.
Budizm inancında olan ve Jinul’un da vurguladığı paramita
yani 'mükemmellik' adı verilen cömertlik, erdem, bilgelik, tefekkür, çaba,
azim, manevi güç ve bilgi gibi aydınlanmış varlıklara ilişkin asil karakter
nitelikleri, İslam inancındaki kâmil insan mertebesine ulaşmış mükemmel insanın
özelliklerine büyük oranda benzemektedir.
Jinul, bu mükemmelik yolunun meditasyon ve bilgeliği bir
arada yürüterek elde edilebileceğini vurgulamıştır...
İbn-i Arabi ise, doğru yola; 'iman, ilim ve amel' ile
birlikte varılabileceğini vurgulamıştır.
Budizm, zihni saf ve ilahi bir ışık olarak görerek her şeyin
üstünde tutmuştur. Nitekim Koreli Budist keşiş Jinul da; zihni 'ilahi bir bilge
ve evrendeki her şeyin hakiki özü' olarak görmüş... Benzer şekilde İslam
düşüncesinde de zihin; ilahi kanaldan gelen bir ışıktır. İbn-i Arabi, buna
'nur' demiştir.
Günümüzde Jinul’un 'Meditasyon ve Bilgelik Topluluğu'
ruhunun yeniden canlandırılması ile, yeryüzündeki ayrımcılığın ve beraberinde
birçok sorun ortadan kalkacağına inanılmaktadır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder