8 Şubat 2026 Pazar

İbn Arabi - Risaleleri 3 - 5. Kitab: Kitabu’l Tecelliyat - Özet

5. Kitab: Kitabu’l Tecelliyat

Tecelliyat Kitabı

(Bu kitap Osman Yolcuoğlu tarafından tercüme edilmiş, “Kitabı Tecelliler” adıyla Ehil Yayınları tarafından da neşredilmiş. Blogda özeti mevcut: http://sozriko.blogspot.com/2026/02/ibn-arabi-kitab-tecelliler-notlar.html)

 

Neden tılsıma tılsım adı verilmiştir?

Çevirmesinden dolayı. Yani tılsım vekil kılındığı şeye musallat olur.

 

Uluhiyet huzuru mutlak tenzihi gerektirir.

Uluhiyetin çok tecellileri vardır. Eğer bu tecellileri burada açıklamaya kalkarsak çok uzun bir işe girişmiş oluruz. Bu yüzden yüz küsur tecelliyi veya bundan biraz fazlasını zikretmekle yetiniyoruz.

 

1- Sır Yolundan İşaret Tecellisi

İşaret, feleğin (göksel kürenin) kendisine değil, onun taşıdığı "mana"yadır.

Sureti, bu makamda şekil yoluyla üçgen suretidir.

1. Köşe: Allah ile mahlukat arasındaki (beşeri/cismani) münasebetin kaldırılması.

2. Köşe: Keşif ile rasyonel düşüncenin (nazar) idrak ettiklerinin birbirine karıştırılmasının önlenmesi.

3. Köşe: Fiil, söz ve inançta kurtuluşa ulaştıran mutluluk yolu.

 

Bu sahneyi eksiksiz bir şekilde gözlemleyip kavradığın zaman, anlarsın ki felek sensin, sensin dosdoğru yol, sensin kendi içinde ve kendine doğru yol alan salik.

Kul silinip Hak ile tahakkuk ettiğinde sadece Kendini (Hakk'ın kendisindeki veçhesini) gözlemler. İdraki idrak etmekten aciz kalmak, en yüksek idraktir.

 

2- Göz Aydınlığı Veren Makamda Tenezzüh Niteliklerinin Tecellisi

İlk tecelliden kaybolduğun ve perdeler indirildiği zaman hikmet esaslı bir ilahi tertip olarak bu diğer tecellide belirirsin. Burada aklın düşüncesi itibariyle hiçbir etkinliği yoktur.

Kul, Musevi görünümde Muhammedi yolu izler. Hep en yüce ufka bakar. Derken aşağı tabakalardan ona seslenilir: En yüce ufka bakarken sınırdan uzak dur. Çünkü ben oradan ve buradan sana sesleneceğim. Seslendiğim zaman dağın paramparça olur, bedenin kendinden geçer. Yakin müşahedesiyle yakınlaşma mahalline gidenler içinde övülürsün. Sana armağanlar verilir, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insan kalbinin düşünmediği güzellikler hediye edilir sana.

Emaneti sahibine ver; sorumluluğundan kurtulursun.

 

3- Yakini İmana Sahip Olanlara İnen Gayp İnişleri Niteliklerinin Tecellisi

Bu tecelli ahiret yurdunun bir misalidir. Mutlak olarak senin kendi ellerinle işlediklerinden oluşan kitabın verilir sana. Önceden yapıp işlediğin amellerini orada görürsün. Bunun üzerine kuşku ve karışıklık kalkar, yerini yakin, kesin inanç alır.

 

4- Cem ve Varlık Aynından İşaret Tecellisi

Bu tecellide senin için Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikati hazır edilir.

Edebini takın ve bu konuşmada Ona ilka edilenlere kulak ver. O zaman marifetin en yücesine erişme imkanına kavuşursun.

Bu tecelliden döndüğün zaman, hicap bakımından inniyet (varlık ve hüviyet) tecellisinde bulursun kendini.

 

5- Hicap ve Perde Bakımından İnniyet (varlık ve hüviyet) Tecellisi

Bu tecellide de seninle birlikte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikati hazır kılınır.

Bu huzurda bilirsin ki, Allah'ın bazı emin kulları vardır; kendilerine has eminlikleri hükmünce kendilerine sunulan letaiften sırları kendileri için açığa vursunlar diye kıtır kıtır doğrasan, yine de kendileriyle birlikte gönderilen bu sırlardan hiçbir şeyi açığa vurmazlar.

 

Eğer bu tecellide onları müşahede edersen sen de onlardansın. Eğer onları müşahede etmezsen, kendine döndüğünde korunursan, şüphesiz sen iddialar meydanında dolaşacaksın. Eğer bu iddialarda hak üzere isen, doğruluk ayakları üzerinde dikilmişsen bildiklerinle mutlu yaşar, mutlu ölürsün. Yok eğer yüz üstü bırakılırsan, korunmazsan, gizlilik sırları sana verildiği halde makamı sana verilmemişse, bu sırları açığa vurursun. O zaman eminlik övgüsünden yoksun kalırsın. Üzerine hıyanet elbisesi giydirilir. Senin için: Ne kafir! Ne cahil! denir.

 

6- İdrak Edilenleri Kevni İdrak Edicilerinden Alma Tecellisi

Bu tecellide de Muhammedi hakikat hazır bulunur ve Hamid isminin tecellisidir.

Bu makam, ilahi mühürün (sonlandırmanın) müşahede edildiği yerdir. Nübüvvet, risalet ve velayetin bu isimle mühürlendiği görülür. Üzerine inayet mührü vurulan bir kalbe, Hakk'ın şuhudundan sonra hiçbir yabancı varlık tahakküm ederek giremez.

 

Nebilerin (s.a.v.) sevgilerinin kaynağı burasıdır. Mutlak olarak kainattaki tüm sevgilerin de kaynağı budur.

Nebilerin ve ariflerin eşyaya veya insanlara duyduğu sevgiler tabiat karanlığından değil (tabiat da en büyük karanlıktır), bu rabbani sır evinden kaynaklanır.

 

7- Hallerin Farklılığı Tecellisi

İnanılan surette gerçekleşmeyen tecelli budur. Bu yüzden tecelli mertebeleri ve menzilleri hakkında bilgisi olmayanlar bunu inkar ederler. Şu halde rezil olmaktan sakın.

 

8- Karıştırma Tecellisi

Bu tecellide insan tuzağın ve hilenin inceliklerini ve sebeplerini, bu tuzak ve hileye düşenin nereden düştüğünü öğrenir.

Bu menzilde duran, bu tecelliyi müşahede eden tuzaktan emin olur ve nasıl tuzak kurulduğunu öğrenir.

 

9- Hakikatlerin Reddi Tecellisi

Bu tecelli, Haktan başka maksadı olmayan, Hakkı da himmetin taalluk etmesi bakımından talep eden, kesp veya güzelliğe aşık olmak bakımından talep etmeyen kimse için gerçekleşir.

Haberiniz olsun! Allah'tan başka her şey batıldır.

 

10- Beraberlik Tecellisi

İnsan, küçük evren olarak bütün varlık katmanlarının hakikatini içinde taşır. Her bir varlıkla olan münasebeti, kendi içindeki o varlığa ait kök-hakikat üzerinden kurulur.

 

11- Mücadele Tecellisi

Eğer senin için keşfin vaki olmasını sağlayan bir tecelli gerçekleşir ve ayağın bu tecellinin sergisine basar da sana ”geri dön” denilirse, dönme ve şöyle de: Eğer O'na döneceksem, Onsuz bir makam yoktur.

Bunu söylediğin zaman ilerlersin ve geri dönmekten korunursun.

 

12- Fıtrat Tecellisi

Bil ki, insan yaratılışının başından itibaren hidayete sahip kılınmıştır. Bu, Allah'ın onun ve diğer tüm insanların yaratılışlarına esas kıldığı fıtrattır. Aynı şekilde bu, ruhlar aleminde Adem'in zürriyetinden alınan misaktır da.

İnsan aslı itibariyle rabbani bir varlıktır ve sınırlandırılmamıştır. Hidayet ise sınırlandırma demektir. Sapma ise sınırlandırılmanın kalkması ve insanın rububiyetinin ortaya çıkması demektir.

 

13- Varlık Sirayeti Tecellisi

Emrin sırrı varlığa sirayet etti, ışığın havaya sirayet etmesi gibi. Bunun neticesinde faal illetler, sebepler ve hükümler ortaya çıktı ve her varlık hakikatinden, etkilenirliğinden ve malulluğundan kayboldu da “ben” dedi. Varlıklar kibirlendi, birbirlerine karşı büyüklük başladı.

 

14- Büyük Rahmet Tecellisi

ahmet, cömertlik pınarından yayılmış ve eşya "Kün" (Ol) kelamının fehvaniliği (ilahi hitabı) ile varlık alanına çıkmıştır. Eğer o olmasaydı mümkün nitelikli varlıklar varlık alemine çıkış emrine boyun eğmeyecekti. Ancak aşk onları çıkardı ve nesnelerini gözler önüne serdi.

 

15- Kalpleri Bürüyen Rahmet Tecellisi

Rahmet kalpleri bürüdü, basiretlerin gözü açıldı ve daha önce kendisine görünmeyen şeyleri idrak eder oldu. Ki gaybin, münezzehin ve gözalıcı heybetin huzuruna varit olan görme organıdır.

Çünkü göz bak ışının kayıtlandırdığı her şey, ihtiva edilmiştir, mekan kaydıyla sınırlandırılmıştır.

Bir kimseye Allah nur vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.

 

16- Cömertlik Tecellisi

Varlık aleme yayıldığında bütün eşyanın objeleri (ayan-ı sabite) zeval bulmayacak şekilde yerleşir. İyilik her mahalle yayılır ve her şey iyiye dönüşür.

 

17- Adalet ve Karşılık Tecellisi

Adalet yayıldı. Bir topluluk tabiatın karanlığına meyletti. Bu onların cezasıydı. Bir topluluk da şeriatın nuruna meyletti, bu da onların ödülüydü.

 

18- İşitme ve Seslenme Tecellisi

Emrin nidası kulakları deldi. Melodilerin nağmelerini ve güzel seslerin arzedilişini algıladı.

Vecd ile buldu ve hamdetti.

 

19. Nurların ve Karanlıkların Kaldırılması Tecellisi

Nur ve karanlık perdeleri kalktığında, ariflerin üzerine kerem bulutları yükselir.

Eğer iki göz (Hak ve halk gözü) aynı anda farksız birleşseydi bütün kevn (evren) yanardı.

 

20- Suretlerde Dönüşme Tecellisi

Maddi suretler yayıldı. Letaifler çeşitlendi. Kaynaklar da. Marifetler çeşitlendi, tecelliler de.

Allah, müşahede edilmekten yücedir, uludur.

 

21- Hayret Tecellisi

Kavranamayacak olanı kavramayı düşündükleri için hayrete düşüyorlar.

 

22- İddia Tecellisi

Eğer senin için gayb (görünmeyen) alem, şehadet (görünen) aleme dönüşüyorsa ve müşahede ettiğin şeylerin haberlerine tam olarak vakıfsan, sen sağlam bir basirete sahipsin demektir.

Eğer bildiğin hakikate tam olarak hükmedebiliyor ve istediğini somut olarak görebiliyorsan, senin iraden ilahi iradeyle birlikte cereyan ediyorsa, o zaman sen zıtlıkları kendinde eriten "Hak"sın (Hakk'ın tecelli mahalisin).

 

23- İnsaf Tecellisi

Vuslat ve topluluğu derleme iddiasında bulunduğun zaman, korkarım ki senin toplanman kendinle olsun, onunla olmasın. Böyle olunca da vasıl oldum dersin, ama hala ayrılıkta olursun.

Bu makamda nefsini yanıltma.

 

24- Mertebeleri Bilme Tecellisi

Kalp, sâlike has bir latifedir. Sâlik, Hakk'ı O'nun kendisini gördüğü yerden müşahede eder; bu bakış sâlikin değil, Hakk'ın kendi gözüyle kendisini görmesidir

 

25- Mukabele Tecellisi

Nefisler içlerindeki düşünce suretleriyle orada tecelli ederler.

Sâlik insanlarla uyuşurken kendinde bir bozukluk hissederse, bu durum henüz kendi vehim camını kırmadığının ve beşeri ölçülerini aşmadığının delilidir. Bu durumda yeniden arınmaya çalışmalıdır.

 

26- Kısmet Tecellisi

Her kulun Allah ile hususi bir hali vardır.

Kimi Allah'ı bilir, kimi bilmez.

 

27- Bekleme Tecellisi

Muhakkik (hakikate eren sâlik) yüzünü kâinata çevirdiğinde Hak ona bazı hikmetler açar. Bu esnada sâlik, henüz vakti gelmemiş bir şeye —keşfine dayanarak değil, kalbindeki doğru delilin müşahedesine dayanarak— hükmedebilir.

Sâlik için en doğru tavır, hükmedilen şey gerçekleşene kadar "beklemek"tir.

 

28- Doğruluk Tecellisi

Süluku hak ile, vuslatı hakka ve dönüşü hak ile haktan olan kimsenin bakışı, hak ile haktan olmak üzere haktır.

 

29- Hazırlanma Tecellisi

“Allah göklerin ve yerin nurudur,” ayetinden ilahi huzur nuru parıldar.

Nur, batına sirayet ederek sâliki gaipler arasında bir gaybdan diğerine taşıyarak nihayetinde "gaipler gaybına" (Zat mertebesine) ulaştırır. Kalplerin varacağı son nokta burasıdır.

 

30- Himmetlerin Tecellisi

Himmetler bir himmet üzerinde toplanırlar, bir ile birde yok oluncaya kadar.

Bu makamdaki has kulların göğsü açılır. Göklerin yarılacağı kıyamet gününe kadar kozmik tüm gelişmeleri bilirler.

 

31- İstiva Tecellisi

İzzet Rabbi "Arzıma, göğüme sığmadım; ama kulumun kalbine sığdım" buyurduğu gibi, insani letaif arşına istiva ettiği zaman, bu arş bütün letaife sahip olur ve onlar üzerinde tasarrufta bulunur.

Haberiniz olsun o Kutuptur.

 

32- Velayet Tecellisi

Velayet en uzak, en kapsayıcı felektir. Buraya ulaşan sâlik kâinata muttali olur, görür ve bilir. Bilen sâlik ise bildiği şeyin suretine dönüşür.

Bu zat, dünyada asla tanınmayan, tanıtılamayan, hiçbir sınırlı kalıba ve surete sokulamayan meçhul velidir.

 

33- Karışma Tecellisi

Mizacın yurdu katışık nütfeye benzer.

Ancak Hak, bedbaht (şaki) için de mutlu (said) için de birer yön gösterici kılmıştır.

 

34. Ferdaniyet Tecellisi

Allah'ın kainat düzenine hakim kıldığı bazı melekleri vardır. Allah'ın celal ve cemal nuru içinde daimi bir lezzettedirler. Sürekli müşahede halindedirler. Allah'ın kendilerinden başkalarını da yarattığını bilmezler.

İnsanlar arasında da bu meleklerin meşrebinde olan hususi kullar mevcuttur. Bu zatlar, Kutbun dahi idari hükmünün dışında kalan Efrad (Fertler) makamındadır.

Allah onların gözlerini (kalplerini) dış dünyaya kapatmıştır.

Halkın vicdanı üzerinden konuşurlar ama maddi varlıkları birbirinden ayırt edemezler.

Onlar sadece O'nu bilir, O'nunla hareket eder ve O'na konuk olurlar.

 

35. Teslimiyet Tecellisi

Şekil ve zahir ulemasından olan müçtehitlere itiraz edilmemeli

Cehd (çaba) sahibi veliler ile müçtehitler aynı hükümde buluştuklarında, aralarındaki fark yalnızca yol ve yöntem ayrılığıdır.

 

36. İman Nuru Tecellisi

İman dağınık bir nurdur ve İslam nuruyla karışıktır. Çünkü kendi başına duramaz.

 

37. Ruhların Miraçları Tecellisi

Arınıp berraklaştığı zaman insani ruhlar, ayrı ayrı veya birlikte yüceler alemine yücelirler, miraca çıkarlar.

 

38- Şeriatların Verdiği Tecellisi

Şeriatlar, kulların kalplerindeki sırların miktarınca ve birer "göz" (basiret pınarı) olarak iner.

Kim bildikleriyle amel ederse, Allah onu bilmedikleri şeylerin ilmine mirasçı kılar.

 

39- Had Tecellisi

Fena, beka, cem ve fark sırları sâlike yöneldiğinde, ilahi huzur nuru sâliklerin üzerine düşer.

Sâlik hemen o nura yönelir ve gözünün gördüğü hakikati bilir.

 

40- Zanların Tecellisi

Velinin zanları felakettir.

Büyük arifler bir insanın zihnindeki düşünceyi doğrudan söylerler

Takdir semada döner durur; ay feleğinin yere varıncaya kadar olan konkavı (iç bükey mesafesi) üç senelik bir yoldur. Bu sürenin sonunda takdir yere iner. Veliler bu takdiri, "anlayışın anlaşılması" adını verdikleri bir halle bilirler.

 

41- Murakebe Tecellisi

Bir kimse bu halden makamının gerektirmediği bir şey görürse, bunun başkası için olduğunu bilir.

 

42- Kudret Tecellisi

İrade, berzahlardan bir berzahta ilahi cömertlikle muamele etme türünden şartlarını koruyarak uzaklık olarak yoğunlaştığı zaman sahibiyle bir tür gayb mahiyetinde konuşur.

 

43- Kalp Tecellisi

Cehalet, zıtların aynı nokta üzerinde çarpışarak birbirlerini engellemesinden kaynaklanan bir durma halidir.

Şüphe, doğru bir adım olmaksızın bir amele başlama halidir.

Kişi bu halde iken halkın üzerinde bulunduğu şeyin zahirine tabi olur.

Zan ise, değişme halidir. Çünkü zan sahibi kalp gözüyle bakar. Kalbinse hiçbir halde sebat etmesi söz konusu değildir. Kalp çok hızlı değişir. Kalbe kalp denilmesinin sebebi bu değişkenliğidir. İlim ise doğruluk halidir. Çünkü hakkın gözüyle bakar. Hakkın gözüyle baktığı için de isabet eder, yanılmaz.

 

44- Neş'et Tecellisi

Beden en güzel tertip ve en latif mizaçla şekillenip karanlıklardan arındığında, Ruhü'l-Kudüs'ten kendisine bir nefha (üfürülüş) yönelir.

Bu erdemli fıtrata riyazet ve cehd eklenirse, cüzi ruh Külli Ruh'a yükselir. Orada külli nefsin kuvvetiyle alemin ötesindeki gaybı, zaman ve mekan tahsisatlarını seyreder.

 

45- Düşünce Tecellisi

Zihne ve kalbe ilk akla gelen şeylerin (havatır) tümü rabbanidir ve bunu söyleyen kimse kesinlikle yanılmaz. Ancak ilk varoluş vaktinden sonraki ikinci anda, nefsani ve harici arazlar bu düşünceye musallat olup onu bozabilir.

 

46- Görme Tecellisi

Kul beşeri kirlerden arındığı, nefsani tortulardan temizlendiği zaman Hak teala üzerine doğar. Bu doğuşta ona aracısız gaybi bilme yeteneğinden dilediğince bahşeder.

 

47- Zaman Zaman Tecelli

Hak seni Kendisiyle cem ettiğinde (birlediğinde), seni senden ayırır (fena). Artık fail bizzat O'dur

Hak seni seninle cem ettiğinde ise, kulluk makamında seni Kendisinden ayırır (beka/fark). Bu makam velayet, hilafet ve başkalarına hükmetme makamıdır.

Senin seninle cem olman (kulluk ve fark makamı) daha üstündür; çünkü bu makamda O'nu gözle görürsün, O'na şahit olursun.

 

48- Vasiyet Tecellisi

Bu tecellide sana ilmi tavsiye ederim. Hallerin lezzetlerinden kaçın.

İlim seni Allah'a kul yapar ve yaratılış gayene uygun olarak seni O'nunla hazır kılar.

 

49- Ahlak Tecellisi

İlahi ahlaklar sâlikin üzerine art arda ve şimşekler gibi geçici tecelliler halinde iner.

Bu ahlaki tecelliler vakitlerin ve amellerin kaçınılmaz neticeleridir.

 

50- Tevhid Tecellisi

Tevhid bir ilimdir. Sonra haldir, sonra ilimdir.

İlk İlim (Delil Tevhidi): Akli ve nakli delillere dayanan tevhidden ibarettir.

Hal Tevhidi: Hakk'ın senin niteliğin (sıfatın) olmasından ibarettir.

Halden Sonraki İkinci İlim (Müşahede Tevhidi): Bu mertebede sâlik eşyayı tamamen vahdaniyet (birlik) açısından görür. Birden başka hiçbir varlık müşahede edemez. Birliğin makamlara tecelli etmesiyle mutlak vecd (ilahi coşku) gerçekleşir.

 

51- Tabiat Tecellisi

Hak, arifi Kendi katından (cem ve vecd halinden) tekrar beşerî alemine çağırdığında arif, tabiat dünyasına geri döner. Bu dönüş esnasında arif kendisini korumak zorundadır; çünkü tabiatın ve alışkanlıkların (âdetin) nefis üzerinde ağır bir baskısı vardır.

Bu durum (Tabiata dönüş), ruhta manevî bir sağırlık doğurur.

Onlar Hak katından gelen özel seslenişe (hitâb-ı hâss) muhatap olmaya devam ederler fakat tabiat perdesi yüzünden bunu duyamazlar. Aksine, alışkanlıkların ve haricî dünyanın sesini duyup ona yönelirler; neticede hem kendileri sapar hem de başkalarını saptırırlar.

 

52- Senden ve Sana Tecellisi

Allah'ın nispî (kulun istidadına göre açılan) hazineleri vardır. Kul, buraya kendi batıni teveccühü ile yükselir.

Aynlerini başka bir surette döndürürler. Kendilerinden olanla bunları reddederler. Böylece aynleri irfani surete doğru değişir.

Böylece ayn bir olduğu halde suret alanında sonsuz değişim yaşanır.

 

53- Hak ve Emir Tecellisi

Allah'ın bazı adamları(erleri) vardır. Allah onlara kalplerini açmıştır, Allah'ın mutlak ululuğunu gözlemlerler.

Dağ bu makamdan paramparça oldu ve Musa (a.s) kendinden geçip bayıldı.

Allah'ın bazı kulları da vardır ki, bunlar Allah'ın emriyle kaimdirler, musahhar kılınmış melekler gibi. Üzerlerindeki rablerinden korkarlar ve kendilerine emredileni derhal yerine getirirler.

 

54- Münazara Tecellisi

Burası halleri var etme makamıdır. Bu makamda Cüneyd'le bir araya geldim.

 

55- Tevhidi Bilmeyenin Tecellisi

Sen varlık bakımından ikinci mertebedesin. İkinin varlığıyla biri tanıması ne mümkün.

Tevhidin anlamı, başkası tarafından bilinmekten yücedir. Bizim için tecritten başka bir şey kalmıyor. Buna da tarikat ehli tarafından tevhid deniyor. Bu tecellide en-Nefezi'yi (Allah rahmet etsin) görmüştüm.

 

56- Tevhidin Ağırlığı Tecellisi

Hilafet, bütün memleketin ve kesretin (çokluğun) ağırlıklarını yüklenmeyi gerektirir. Tevhid ise her şeyi sadece O'na özgü kılmak, başkasına alan bırakmamaktır.

Ey Şibli! Tevhid toplar, hilafet ise parçalar. Dolay ısıyla muvahhid tevhidinin huzurunda iken halife olamaz.

 

57- İllet Tecellisi

Ey Hallaç! Sana göre O'nun illetinin olması sahih midir?

Bil ki, Allah illetleri yaratır, ama kendisi bir illet değildir.

Hallaç öldü' dediler. Hallaç ölmedi, ama evin sakini (ruhu) göç ettiği için ev yıkıldı.

Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.

 

58- Tevhid Denizi Tecellisi

Tevhid engin bir deniz ve bir sahildir.

Orada, nefsimle olmadan durdum. Cüneydi gördüm.

Birlikte denize daldık. Ebedi ölümle öldük. Artık yeniden hayat bulmamız, dirilmemiz mümkün değildir.

 

59- Tevhid Yürüyüşü Tecellisi

Bu tecellide Zünnun el-Mısri'yi gördüm.

Mabudunu, O'nunla ilgili tasavvurunun aynısı kılma. Hayretin, hayret etmene engel olmasın.

O, zihinde tasavvur edilen şeyin aynısı değildir ama tasavvur edilen hiçbir şey de O'nun tecellisinden boş değildir.

 

60- Tevhidin Cemi Tecellisi

Tevhid tevhidle bilinir. Çünkü bir şey ancak kendisiyle bilinir.

 

61- Tevhidin Tefriki Tecellisi

Eşya ayrıştığı zaman temayüz eder. Ancak özellikleriyle temayüz edebilir eşya. Her şeyin özelliği de tekliğidir. O halde birle toplanır ve birle ayrılır eşya.

 

62- Tevhidin Cemliği Tecellisi

Her şeyin içinde her şey vardır; bunu bilmeyen tevhidi anlayamaz.

Kesret (çokluk), vahdetin (birliğin) içindeki hakikatlerin açılışından ibarettir.

 

63- Fena Tevhidi Tecellisi

Tevhid senin senden, O'ndan, kevnden ve fenadan fena bulmandır.

Yani kaim olmanın tek yolu tevhiddir.

 

64- Çıkış Tevhidi Tecellisi

"Başkası"ndan çık, tevhidin yüzüyle karşılaşırsın.

 

65- Tevhid Tecellisinin Tecellisi

Gerçek tevhid; bakanın da bakılanın da, zuhur edenin de zuhur edilenin de bizzat O olmasıdır.

Bu tecellide kardeşimiz Hazzaz'ı (Allah rahmet etsin) gördüm.

 

66- Rububiyet Tevhidi Tecellisi

Bu tecellide Cüneydi gördüm

Tevhid hususunda kul rabden ayrılır, diyorsun?

Bu da iki makamdan da soyutlanarak her ikisine uzaktan bakmayı ve bilmeyi gerektirir, ta ki onları görebilesin. Utandı, başını öne eğdi.

Rububiyetin tevhidi ayrı, Ulûhiyetin tevhidi ayrıdır. İlahi isimlerin (esmâ) her birinin kendine has bir tevhidi (birlenme yönü) ve bir cemi (toplanma noktası) vardır.

 

67- Tevhide Doyma Tecellisi

Cüneyd'le birlikte tevhid denizinde boğulup öldüğümüzde…

Yûsuf b. Hüseyin el-Râzî ile karşılaşırlar.

Bizim miraçlarımız üçtür: Ona, Ondan ve Onun içinde... sonra bizim yanımıza bir olarak döner.

 

68- Marifet Tecellilerinden bir tecelli

Bu tecellide İbni Ata'yı gördüm.

Devenin ayağı suya batınca Allah'ı ulularsın ve seninle birlikte deve de O'nu ululamış olur. Peki senin buradaki farkın nerede? Deven Allah'ı senden daha iyi biliyor, çünkü o senin zihnî tasavvurlarından azade olarak, doğrudan Hakk'ın fıtrî cezbesiyle O'nu ulular.

 

69- Kızıl Nur Tecellisi

Ali b. Ebu Talib'i (r.a.) gördük. Bu nurun içinde hızla geçip gidiyordu.

 

70- Beyaz nur Tecellisi

Ebu Bekir es-Sıddık'ı (r.a) gördüm. Batı tarafına bakıyordu.

Dedi ki: Ali doğru söylüyor. Ben de doğru söylüyorum ve sen de doğru söylüyorsun.

 

71- Yeşil Nur Tecellisi

Ömer b. Hattab oradaydı.

 

72- Ağaç Tecellisi

Miraç gösterildi.

 

73- İstihkak Tevhidi Tecellisi

Hakkin istihkak tevhidini haktan başkası bilemez.

 

74- Gayb Nuru Tecellisi

Orada Sehl b. Abdullah et-Tusteri'yi gördük.

Dedi ki: Marifetin iki nuru vardır: Akıl nuru ve iman nuru.

Akıl nuru, sadece "O'nun benzeri gibi bir şey yoktur" tenzihini idrak edebilir.

İman nuru, sınırsız bir şekilde bizzat Zat'ı idrak eder.

 

Sehl, iman nuruna "sınırsızdır" diyerek farkında olmadan Zat'ı yine bir sınır (hicap) içine sokmuş oldu.

Tevhid hakkında verilecek tek sahih cevap sükût etmektir.

 

75- Tevhid Tecellilerinden Bir Tecelli

Ebû Muhammed el-Murtaîş ile karşılaşır.

Dedim ki: Tevhidini neye bina ediyorsun? Üç temele dayandırıyorum, dedi. Dedim ki: Üç temele dayanan tevhid tevhid değildir. Bunun üzerine mahcup oldu.

Hakiki tevhid, Hakk'ı bilme iddialarını bile terk ederek Hak ile kaim olmaktır.

 

76- İzzet Tecellisi

"Hakk'ı ne ile buldun?" diye sorulursa, verilecek cevap şudur: O'nun iki zıddı birlikte kabul etmesiyle. O hem Evvel'dir hem Âhir'dir; hem Zâhir'dir hem Bâtın'dır.

Akıl bu zıtların birliğini ihata edemez.

Hakk'ı Hakk'a bırak. Çünkü Hakk'ı Hakk'an başkası bilemez. Edebini takın, haddini bilen helak olmaz.

 

77- Nasihat Tecellisi

Bilmediğin eve girme.

Bir evi de onu bina edenden başkası bilemez.

Hak seni, imar edesin diye, bir ev olarak yapmıştır. Bu evin banisi sen değilsin.

Evinin kapısında dur, hak elinden tutsun ve seni evin içinde yürütsün.

 

78- Seni Aldatmasın Tecellisi

Ey miskin! Ne oluyor sana, örnek üstüne örnek verildiği halde düşünmüyorsun?

Arzının geniş olması seni aldatmasın. Her tarafı dikenlidir ve senin de ayakkabın yoktur. Senin gibi kaç kişi orada öldü.

 

79- Amel Yeri Olmaksızın Amel Etme Tecellisi

Yeryüzünde yürüyen nice kişi vardır ki yer onlara lanet okumakta.

Ne dua edenler var ki duaları dildeki sözlerinin ötesine geçmez, düşünceleri de yerini bulmaz.

Söz gerçekleşmiş, hikmet vaki olmuş ve emir yerine gelmiştir. Ne eksik ne de fazla.

 

80- Kemal Tecellisi

Sen kevnin maksadı olan aynsın. Sen dairenin merkezi ve çevresisin. Sen kevnin birleşiği ve yalınısın. Sen gökle yer arasında inip duran emirsin. Senin idrak güçlerini sırf beni idrak etmen için yarattım.

Kul, bütün varoluş hiyerarşisinin özetidir.

Kul, kendi nefsî gözüyle Hakk'ı asla göremez; ancak Hakk'ın gözüyle (O'nun tecellisiyle) hem Hakk'ı hem de kendi hakiki nefsini görebilir.

Herkes kendisi için seni ister; ama ben senin için seni istiyorum. Sen ise benden kaçıyorsun…

 

81- Sevginin Samimiyeti Tecellisi

Cam ince, şarap ince; benzeştiler, aynileştiler iyice.

Hepsi şarapmış da kadeh yokmuş gibi / Ya da tümü kadehmiş, şarap yokmuş gibi...

Burada sâlik, fena bulduğunu bile hissedecek bir "benlik" taşımaktan soyunur; yokluk dahi yok olur.

 

82- Velinin Sıfatı Tecellisi

İsm-i Azam tecellisiyle ariflerin iç seması yarılır ve üzerlerindeki her türlü beşerî teklif, bağ ve emrin hükmü kalkar. Onlar zaman ve mekân kalıplarının ötesine geçerek ebedi hayatı yaşarlar.

Bu veliler, ilahi yakınlığın (kurbiyetin) şiddetinden ve beşerî sıfatlardan bütünüyle soyunmalarından ötürü "âlemlerin yanında yüzleri karadırlar."

Hakk'ın mutlak zatında müstehlik (erimiş) haldedirler.

 

83- O'nu Hangi Gözle Görürsün Tecellisi

Sevgili (Hak) tecelli ettiğinde, O'nu kendi hadis (sonradan olma) gözünle göremezsin. Çünkü O'nu ancak yine O görebilir.

Seven sevdiğini onun gözüyle görür. Eğer kendi gözüyle görse seven değildir.

 

84- Hakikat Tecellilerinden

Kulun sonradan var oluşu (hadisliği), Hakk'ın öncesizliğini (kadimliğini) izhar etmek içindir.

Benim gözüm ol ki seni seninle göreyim.

 

85- Sevginin Tashihi Tecellisi

Marifeti sahih olanın tevhidi sahih olur. tevhidi sahih olanın sevgisi sahih olur. Sevgi sana ait, tevhid O'na aittir. Sevgi seninle O'nun arasındaki alakadır.

 

86- Muamele Tecellisi

Asilere de ki, muhalefet ettikleri yerlerde, o giysilerin içinde ve o zamanda Allah'a itaat etsinler! Çünkü o mekân ve zamanlar aleyhlerine şahitlik ettiği gibi, lehlerine de şahitlik etsin.

 

87- Rahat Nasıl Olur Tecellisi

Ya Allah! dediğim zaman, niçin çağırıyorsun dedi.

Şayet çağırmasam, bu sefer, çağırsana, diyor.

 

88- Yok'un Hükmü Tecellisi

Akıl ve dil şu üç kavramın ontolojik olarak kalıcı bir özü (sebatı) olmadığını söyler: Selb (olumsuzlama), hal (içinde bulunulan an) ve zaman. Bunlar birer itibari durumdur, zatları yoktur ama varlık üzerinde hükümleri (hakimiyetleri) bakidir.

 

89- Bir'in Kendine Tecelli Etmesi

Kulun fert oluşu, Hakk'ın Tek ve Ulu varlığının o anki tayininden ve kendi kendine tecellisinden ibarettir.

 

90- Alamet Tecellisi

Bu tecellide Ebubekir b. Cahdar'ı (Şibli) gördüm.

Bilginin bittiği yer mutlak marifettir.

 

91- Sen Kimsin ve O kimdir Tecellisi

Varlıkta bizden başkası yoktur.

 

92- Kelam Tecellisi

Veli, ilahi hitabı batı tarafından (batıni/gayb yönünden) işittiğinde kendisinden eser kalmaz.

Kul artık kendi kelamı kalmadığı için, Hakk'ın kendisinde tecelli eden kelamını yine Hakk'ın gözüyle dinler: Hem konuşan hem dinleyen bizzat kendisi (Hak) olur.

Sonradan olma (hadis) varlık, öncesiz (kadim) varlığı göz ve hitap olarak müşahede edebilir mi?!

 

93- Hayret Tecellilerinden

Hak, kulun idrakine sığmaz.

Seninle konuşsa sana göstermeyecektir; sana gösterse seninle konuşmayacaktır.

Allah'a andolsun, söylediğimi görmüyorsun.

 

94- Lisan ve Sır Tecellisi

Tevhidin bir dili bir de sırrı vardır.

Seni tevhidin sırrına muttali kıldığında seni dilsiz yapar. Seni Onunla Onda cem eder. O zaman sadece biri birle görürsün.

 

95- İki Yüz Tecellisi

Kul hususi kılınınca iki yüzü olur. Bir yüzü kulluğu ile ilgili, bir yüzü de hususi kılınmışlığıyla ilgili olur.

Her hususi kılınmış kuldur; ama her kul hususi kılınmış değildir.

 

96- Kalp Tecellisi

Tarikat sâliki önce fena ve beka kapısında kaim olur. Kalbin hakikatini bilince, kalbin aslında ilahi hitabı en güzel şekilde işitmek için inşa edilmiş bir "ev" (mekân) olduğunu idrak eder. Kul, Hakk'ın evinde (kalbinde) Hakk'ı, yine Hakk'ın kula verdiği kulakla (Hak ile) dinler. Bu dinleyiş, ruhu yokluk karanlığından gerçek varlık sahnesine çıkarır.

 

97- Evlerin Harap Olması Tecellisi

İnsanın kendi zihniyle, kuruntularıyla inşa ettiği nefsi evler, örümcek ağından daha zayıftır.

Evin kuvveti sahibinden başkası değildir. Sahibi ölünce ev harap olur.

 

98- Fena Tecellisinden

Hak, seni senin varlığından soyup eşyanın içinde yok ettiğinde, sana eşyadaki mutlak faili gösterir; anlarsın ki eşyayı hareket ettiren de durduran da O'dur.

Fakat Hak, seni hem kendinden hem de eşyadan bütünüyle yok ettiğinde, geriye ne sen kalırsın ne eşya; O'nu sana mutlak "Ayn" (tek gerçek varlık) olarak gösterir.

 

99- Bu tecelliden

Beka seni Hakk'a nispet eder (O'nunla bakî kılınış), fena ise seni kevne (yaratılışa) bağlar. Kendin için hangisini istiyorsan onu seç.

 

100- Rüyet Tecellisi

Rüyeti iste ve bayılmaktan korkma. Çünkü bayılma ancak rüyetten sonra gerçekleşir.

 

101- Devir Tecellisi

Sordum: Kulluk nasıl sahih olur? diye. Tevhidin sahih olması ile, denildi. Tevhid ne ile sahih olur? diye sordum. Denildi ki: Kulluğun sahih olmasıyla.

 

102- Susma Tecellisi

Çağırıldık ve konuk olduk. Baki kılındık ve haller yitip gitti.

 

103- Nasip Tecellisi

Nasibinin kırıntıları seni bulur, onlar için çalışma sevgilim! Onlar için kendini yorma, yoksa kaybedersin. Onunla kendinden kaybol.

 

104- Kuruntular Tecellisi

Kurutlar sizi aldattı.

Nefsin kuruntusu kendisinde olmayan şeyi söylemesidir ve bu da nefse tatlı gelir. Kul bu kuruntulara uydu mu artık iflah olmaz.

Hakiki tevhid ve iman, bilgiyle amel etmek ve her an uyanık olmaktır; soyut iddialarla vakit zayi etmek hüsrandır.

 

105- Takrir Tecellisi

Hak, insandan sadece kalbini istemiş, geri kalan tüm azalarını ve vaktini dünyaya bağışlamıştır.

Dünyada işleri rast giden, görkemli makamlara erişen kişilerin durumu seni aldatmasın.

Toz duman kalkınca göreceksin; altında at mı var, eşek mi var!

 

106- Biatlaşmayı Bozma Tecellisi

Biat edilenler üç gruptur: Resuller, onların varisleri olan şeyhler ve sultanlar.

Resuller masum, kâmil şeyhler ise ilahi koruma (mahfuziyet) altındadır; asla isyanı emretmezler.

Sultanlara gelince, onlardan şeyhlere bağlananlar korunur, bağlanmayanlar yüz üstü kalır.

Bununla beraber günah ve isyan hususunda onlara itaat edilmez.

 

107- Karşılaştırma Tecellisi

“Hiçbir şey beni rabbimden alıkoymaz ve rabbim de beni hiçbir şeyden alıkoymaz.” sözüne kanma. O huzurun kuvvetini kast ediyor, müşahedeyi değil. Çünkü sana ne zaman göründüyse seni yok etmiştir

 

108- Cezb Tecellisi

Gerçek cezb, kulun ilahi daveti (icabeti) duyduğu an kendi nefsinin tüm paylarından feragat edip kaçınması, mutlak bir mecburiyetle isim ve resimlerden fena bularak Allah ile baki kalmasıdır.

 

109- Aklın Gitmesi Tecellisi

Gizli marifet öyle parlayan nurlardır ki, eğer kelimelere dökülecek olsalar bu ancak aklın sınırlarını parçalayan, sıradan insanların anlayamayacağı semavi bir dille olur.

İbn Arabi - Risaleleri 3 - Notlar

Resâilu İbn-El-Arabi

Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder