İbn
Arabi - Varlık Ağacı ve İblisin Hikayesi -
Notlar
Şeceretu’l Kevn, İblis’in Hikayesi, Şeyh Halil Abdu’l Hak
Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan
"Şeceretu’l Kevn / Varlık Ağacı” İbn Arabi’ye ait;
diğer eser “İblis’in Hikayesi” Halil Abdu’l Hak isimli müellife ait.
Dost’un Dostunun Dostlarına Seslenişi
(Ebû Muhammed Abdülaziz el-Mehdâvî’ye (İbnü'l-Arabî'nin
Tunus'taki büyük üstadı ve dostu) hitaben yazılmış.)
Hakikatler, bütün varlığı kuşatmıştır.
İnsan, dünyaya ve eşyaya hangi gözle bakıyorsa mahşerde
onunla yüzleşecektir.
İnsan nefsi, maddi alem (dar ve zor olan yeryüzü) ile mana
alemi (geniş ve yüce olan semavat) arasında bir köprüdür (berzah).
İhlas sahibi, ihlasında yok (fena) olmadıkça aldanıştadır.
Kişi "Ben ihlaslıyım, ne güzel ibadet ediyorum"
dediği anda işin içine gizli bir şirk ve benlik (enaniyet) girer.
Şeceretu’l Kevn Varlık Ağacı
Güzel bir sözü, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir
ağaca benzetti.
“Kün / Ol” emri varlık ağacının tohumudur.
Ağacın kökü ilahî irade, dalı ise ilahî kudrettir.
"Kaf" cevherinden iki zıt kutup ortaya çıkar: iman
ve hidâyeti temsil eden Kemal Kaf'ı ile küfür ve dalâleti temsil eden Küfür
Kaf'ı.
"Nun" cevherinden ise varlığın tayin edilmesini
sağlayan Belirlilik Nun'u ile belirsizliği temsil eden Belirsizlik Nun'u zuhur
eder.
Her varlığın hakikati, "Kün" kelimesinin
harflerinden aldığı pay kadardır.
Hz. Âdem, "Kün" kelimesinin arkasındaki Gizli
Hazine'yi (Kenz-i Mahfî) yani Zat-ı İlahî'yi müşahede etmiştir.
İblis, "Kün" kelimesine baktığında sadece kendi
yaratılış maddesi olan Ateş Nun'unu ve büyüklük taslamasına yol açan Küfür
Kaf'ını görebilmiştir.
Varlık ağacı
Evren, ağacın en dıştaki zahirî kabukları ve görünür
perdeleridir.
Melekût âlemi, ağacın gizli kalbi, iç yüzü ve özsel
anlamlarıdır.
Ceberût âlemi, ağacın damarlarında akan, onun büyümesini,
çiçek açmasını ve hayatta kalmasını sağlayan "Kün" sırrının özü, yani
kozmik sudur.
Yıldızlar onun çiçekleridir.
Muhammedî Nur varoluştaki
her bir nurun aslı ve kaynağıdır.
Hz. Muhammed (s.a.v.) takdirde (ezelde) peygamberlerin ilki,
şehadet aleminde (zuhurda) ise sonuncusudur.
Büyük alem (evren) ile küçük alem (insan) arasındaki biçimsel
özdeşlik
Gökteki güneş dünyayı nasıl aydınlatıyorsa, Ruh da bedeni
öyle aydınlatır
Gökteki ay nasıl evre evre büyüyüp küçülüyorsa, Akıl da
çocukluktan kırk yaşına kadar öyle büyür, sonra eksilmeye başlar.
Kalp, ilahî tecellilerin aynasıdır.
Kalp bu itibarla semadaki Aşr’ın insan vücudundaki izdüşümüdür.
İlahî ilimlerin, sınırların ve nurların perdesi olan Kürsü,
insanda göğse tekabül eder.
Kaderin yazıldığı Levh-i Mahfûz ve Kalem, insanda dil ve zihne
tekabül eder.
İslam’ın 5 şartı ile beş duyu arasındaki ilişki
Göz / Namaz: Göz, namaza çağırır ("Namaz gözümün
aydınlığıdır").
Dokunma / Zekat: Malı elden çıkarmak, sadaka vermek dokunma
duyusunun arınmasıdır.
Tatma / Oruç: Yemeyi-içmeyi terk etmek tatma duyusunun
ibadetidir.
İşitme / Hacc: Ezanı ve "İnsanları hacca çağır"
nidasını işitmekle kemale erer.
Koklama / Tevhid: Rahmanî nefeslerin kokusunu almakla
tevhide ulaşır ("Rahman'ın kokusunu Yemen'den alıyorum").
Ölüm meleği Âdem’in çamuru için yeryüzünün dört bir yanından
toprak alırken, o esnada yeryüzünün hakimi/halifesi olan İblis’in üzerine ayak
bastığı, çiğnediği topraklara da denk gelmiştir.
Âdem’in Kalbi, İblis’in ayak basmadığı temiz topraktan;
Nefsi ise İblis’in ayak izinin bulunduğu topraktan yoğrulmuştur.
Şeytanın insana damarlarından sızabilmesi ve nefiste söz
sahibi olması, insanın genetik hamurunda kendi ayak izinin bulunmasındandır.
İblis’in Âdem’e üstünlük taslamasının sebebi de budur.
Hz. Muhammed'in Üç Makamı
Cismanî vasfı: İnsanların O'na dayanabilmesi, O'nunla
konuşabilmesi için gerekli olan "sizin gibi bir beşerim" makamıdır.
Ruhânî vasfı: üceler melekûtunu, Cebrail’i ve ruhanî
alemleri karşılayan, vahyi alan dikey boyuttur.
Rabbani vasfı: Ne bir mukarreb meleğin ne de başka bir
peygamberin ulaşamadığı, zamansızlık ve mekansızlık boyutudur.
Varlık ağacının meyvesi, en kâmil meyvesi ise o ağacın
şuuruna varan İnsan-ı Kâmil'dir.
Miraç
Hz. Peygamber "Nereye?" diye sorduğunda, Cebrail
"Nere (mekan) aradan kaldırıldı. Bu seferimde ben 'nere'yi
bilmiyorum" der.
İsrafil
Levh-i Mahfuz'u okur ama Allah’a hayasından başını hiç
kaldıramaz.
Sidretü’l-Müntehâ’ya varış
Cebrail, "Bir parmak ucu kadar ilerlesem yanarım. Her
birimizin belli bir makamı vardır" diyerek geri çekilir. Cebrail burada
Küllî Akıl'dır. Akıl, teklik ve vuslat denizine giremez; girerse kendi
sınırları içinde yanar, yok olur.
Refref: Cebrail’in Hz.
Peygamber'i itmesiyle 70 bin nur perdesi yırtılır ve iki ufku kaplayan yeşil
bir nur tecelli eder. Bu binek, kulun beşerî ve melekî tüm kayıtlardan
soyunarak doğrudan Zat tecellisine (Arş’ın da ötesine) taşındığı mutlak fena
bineğidir.
Evvel, Ahir, Zahir, Batın 'O'dur. Varlıkta Ondan başkası
yoktur.
Halil Abdu’l Hak - İblis’in Hikayesi
Hz. Nebî s.a.v’in Haber Verdiği Şekliyle
Sana kendi isteğimle gelmedim, sana gelmeye mecbur edildim.
İblis, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) huzuruna kendi iradesiyle
değil, Allah’ın mutlak emri ve "yalan söylerse rüzgarda savrulan kuma
dönüştürülme" tehdidiyle gelmiştir.
İblis'i Kahreden Ameller
Namaz
Çünkü kendisi secdeyi reddederek kaybetmiştir; kulun her
secdesi onun uğradığı hüsranı yüzüne çarpar.
Kur’an Okumak
İlâhî kelamın frekansı, şeytani vesvesenin dalga boyunu yok
eder.
Sadaka
Sadaka malı eksiltmez, bereketi artırır, kulun kalbindeki
dünya bağını (ki şeytanın en büyük kalesidir) kesip atar.
Tevbe ve İstiğfar
İblis’in Beslendiği Ameller
Yalan ve Yalan Yemin: İblis’in kalbinin neşesidir.
Gıybet ve Koğuculuk: Şeytanın "yemişi ve
sevinci"dir.
Övülmekten Hoşlanmak: Övgü isteği, kibri (yani
İblis’in kendi günahını) besler.
İblis'in Çocukları
Ateme (Geciktirici): Gece bilincini köreltir, yatsıyı
kılmadan uyutmak için çabalar.
Mütekazi (Riyakarlık Fısıldayıcısı): Kulun gizlice
işlediği salih amelleri (teheccüd, gizli sadaka vb.) başkalarına anlattırmak
için durmadan dürter. Kul bunu anlatınca amel "sır" olmaktan çıkar,
riya karışır.
Kahil (Gaflet Sürmecisi): İlim meclislerinde, zikir
halkalarında ve hutbelerde insanların gözüne ağırlık verir. İnsanın dünyevi bir
film izlerken uykusu gelmezken, bir ayet şerh edilirken uykusunun gelmesinin
anatomik sebebi bu "Kahil" adlı mekanizmadır.
Saptırma hususunda benim bir etkinliğim (gücüm) yoktur. Ben
sadece bir vesveseci, bir cazip göstermeye çalışan bir süslemeciyim.
Ben, ezelde bedbahtlığına hükmedilenler için bir sebebim.
Mutlu, Allah’ın daha anasının karnında iken mutluluğuna
hükmettiği kimsedir.
Bedbaht, Allah’ın daha anasının karnında iken bedbahtlığına
karar verdiği kimsedir.
İş bitmiş, kıyamet gününe kadar olacakları yazan kalemin
mürekkebi kurumuştur.
İblis / kötülüğü süsler, vitrine koyar. Seçimi yapan bizzat
insanın kendi nefsidir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder