Sadık
Acar - İbn Arabi'de Miraç Fenomeni -
Notlar
Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, 2016
Giriş
Çalışma, miracın sadece tarihsel bir olay değil, insanın
kendi yaşantısına ve kavrayışına göndermede bulunan bir "kendilik
deneyimi" olduğunu vurgular.
Arabî'nin yaklaşımı, Hakk’ın tezahürlerinden
(fenomenlerinden) hareketle O’nu bilmeye çalıştığı için fenomenolojik olarak
nitelenir.
Miraç da onun düşüncesinde bir kendilik deneyimi olarak
Hakk’ın kendini kendi sınırlılığında, kulluğunda bilmesinin yolculuğu olarak
değerlendirilir.
Miraç Fenomeni
Miraç "yükseliş"
demektir; ancak her yükseliş miraç değildir. Bir deneyimin miraç sayılması için
yükselişin ölümden önce gerçekleşmesi ve dünyevi hayata bir mesajla geri
dönülmesi şarttır.
Miracın temel amacı ilahi mesajın alınmasıdır. Bunun yanı
sıra kralların kutsanması, tanrısal olanla özdeşleşme (Fenafillah) ve
"tinsel bir yeniden doğuş yaşamak" gibi amaçlar da mevcuttur.
Miracın Araçları: Dağ, mabet, ağaç, merdiven,
binekler (Burak) ve melekler (Cebrail) en yaygın araçlardır.
Mistik geleneklerde ise araçlar içseldir: "Beden ve
nefes teknikleri, ritim ve müzik destekleri, zikr ayinleri ve Aşk"
yükselişin hazırlayıcılarıdır.
Miraç edenler seçkin karakterli kişilerdir. Bu yolculukta
Tanrı, melekler, peygamberler ve kişinin kendi "aşkın benliği"
müşahede edilir.
Dönüş, toplumsal bir dönüşümün başlangıcıdır; alınan ilahi
haber toplum düzenini yeniden inşa eder.
Farklı İnanışlarda Miraç Fenomeni
İlk İnanışlar
İlk kabile inanışlarından itibaren insanlıkta başka bir
varoluş düzeyine inanç hep var olmuştur.
Üç katlı evren tasavvurunda (gök, yer, yeraltı) merkezi bir
eksen bulunur ve bu eksendeki bir delik, şamanın tanrılar ve ölüler katmanına
yolculuk yapmasına imkan tanır. Şaman, "Dünya Ağacı" veya "Dünya
Direği" sembolizmini kullanarak ritüelistik olarak yeraltına iner veya
göğe yükselir.
Mezopotamya
Mezopotamya'da kralların kutsallığı ve yetkilerini
tanrılardan aldıkları inancı hakimdir. Krallık yetkisini alabilmek için
tanrıların huzuruna yükselme veya gökten inme gibi mitsel anlatılar mevcuttur.
Tufan, kurtuluş, ölümsüzlük arayışı gibi mitsel sunumlar
yükseliş fenomenine kaynaklık sağlayan unsurlar olmuştur.
Babil Kralı Hammurabi’nin kanunlarını tanrı Şamaş’tan
alması, Sippar kralı Enmeduranki’nin krallık yetkisini alabilmek için
tanrıların huzuruna yükselmesi aynı düşünce içerisinde aktarılır.
Hint
Vedalar döneminde kurban yoluyla elde edilen geçici
"tanrısallaşma", Upanişadlar döneminde yerini kurbanın
içselleştirilmesine ve içrek bilginin (irfan) ön plana çıkmasına bırakmıştır.
İnsanı samsara (yeniden bedenlenme döngüsü) içinde tutan cehaletin (avidya)
ortadan kaldırılması amaçlanır.
Budizm ise "Dört soylu gerçek" ve "orta
yol" öğretisiyle uyanışı ve acıdan kurtulmayı (nirvana) hedefler. Budha
yaratıcı bir tanrıyı kabul etmez; asıl olan "Evrensel boşluk" veya
hiçliktir. Son olarak Bhagavat Gitâ'da, dünyadan elini eteğini çekerek inzivaya
ayrılma zorunluluğuna karşı, dünyadaki eylemlere katılma ancak
"davranışların meyvelerinden vazgeçme" fikri (eylem yogası) yeni bir
yol olarak ortaya konmuştur.
İran
Avesta geleneğinde mistik aydınlanma öncesinde demonlarla
(kötülük güçleriyle) mücadele öne çıkar. Zerdüşt'ün efsanevi hayatında pek çok
erginlenme sınavı bulunur ve nihayetinde bir esrime deneyimiyle Ahura Mazda'nın
huzuruna çıkıp ilahi emri alır.
İran geleneğinde yükseliş fenomeni tinsel bir kurban ritüeli
ve ateş sembolizmasıyla bağdaştırılır; buradaki kurban teolojik bir meditasyon
dayanağıdır ve kişinin kendisidir. Ritüeli gerçekleştiren rahip, tinsel özünü
bedensel doğasından ayırarak ilk saflığına ulaşır. Geleneğin devamı
niteliğindeki Mithracılıkta ise yükseliş unsurları kral inisiyasyonları, inziva
mağaraları, zorlu erginlenme dereceleri (kızgın demirle dağlanma, ellerin bal
ile kaplanması) ve farklı madenlerden yapılmış yedi basamaklı göksel bir
merdiven sembolüyle sürdürülür.
Zerdüşt inisiyasyonun sonucunda Hezekyel’in rüyetine benzer
imgeler arasında (boğa, aslan, Kartal, insan) bir taht üstüne Ormudz’u(Ahura
Mazda’yı) görür ve ondan ilahi emri alır.
Çin
Eski Çin geleneğinde yükseliş olgusu, "cennet
nostaljisi" olarak adlandırılabilecek esrime yoluyla başlangıçtaki birlik
haline ve kaosa (hun-tun) yöneliş arzusudur. Lao Tzu ve Çuang-Tzû’nin ezoterik
ve inisiyatik nitelikteki Taocu öğretilerinde işlenen bu yükseliş, insanın
"kutsal insan" (şeng-jen) veya "gerçek insan" haline
gelerek nitelendirilemez olan Tao ile eksiksiz bir birlik kurmasını hedefler.
Taocu yükseliş, her türlü eylemsellikten uzak durmayı
gerektiren ve yaşamın akışına aykırı eylemlere karışmamak anlamına gelen
eylemsizlik (wu-wei) düşüncesine dayanır. Dönüşüm yolundaki insanın dünyadaki
varoluşların bir rüyadan ibaret olduğunu anlaması, zihnin kalabalığından
uzaklaşarak "oturarak unutmak" (tso wang) yoluyla içsel dinginliği ve
"semavi eşitlemeyi" sağlaması gerekir. Bu esrime yolculuğu, ruhu
zamandan ve mekandan kurtararak ezeli-ebedi bir şimdiki zamana taşır.
Antik Mısır
Mısır pramitlerinin ve tapınaklarının, ilk sulardan yükselen
ilk tümsek fikrine bağlı olarak "kozmik dağ" işlevi gördüğü ve
firavunların buralarda Güneş-Tanrıyla buluşmak için kral inisiyasyonlarından
geçtiği düşünülür. Bu inisiyasyonlarda kabir veya mezar, insanın ruhunun aşkın
bir görünüme (sakh) kavuştuğu dönüşüm yeridir.
Firavun, ilk yaratılışın mükemmelliği ve hakikat olan Ma'at
kavramının somutlaşmış halidir ve tanrılarla buluşup insan soyundan
farklılaşmak için şahin, yaban kazı gibi formlarda göğe yükselir veya bir
merdivene tırmanır. Mısır ezoterizminde Osiris miti "ölüp tinsel olarak
yeniden doğma"yı simgeler ve zamanla ölümü yenmek isteyen herkes için bir
rol modele dönüşür. Ayrıca dinsel öğretilerde büyük iz bırakan Hermes Thot
(Enoch / İdris peygamber) karakteri, tanrısal özdeşliğe ulaşmış, göğe yükseliş
ve yeraltı yolculuklarıyla insan-tanrı ilişkisine aracılık eden bilge bir figür
olarak yer alır.
Antik Yunan
Prometheus: İnsanların
tarafını tutup Zeus’u aldatarak tanrılarla insanlar arasındaki o "kesin
ayrılığı" ve mesafe dönemini başlatan figürdür.
Apollon: İnsanın
ülküsünün mükemmellik (arete) olduğuna duyulan inancın simgesidir. Python
ejderhasını öldürdükten sonra ihtiyaç duyduğu arınma, Yunan dinsel düşüncesinde
suçun "lanetli bir kirlenme" (miasma) olmaktan çıkarılıp insani bir
niteliğe bürünmesini sağlamıştır.
Hermes: Ruhların ölüler
alemine götürülüp getirilmesinde rehberlik eden bir psikopomp (ruh lideri) ve
gizli ilimlerin (gnosis) taşıyıcısıdır.
Yunan düşüncesinde "yukarı çıkmak için önce aşağı
inmek" (cennete giden yolun cehennemden geçmesi) temel bir kuraldır.
Persephone, Orpheus, Dionysos ve Parmenides’in yolculukları bu izleği taşır.
Persephone’nin yer altına kaçırılması (simgesel ölümü),
Olympos ile Hades arasındaki aşılmaz mesafeyi yok ederek iki dünya arasında bir
arabuluculuğu mümkün kılmıştır.
Eleusis Gizemleri: Temeli Demeter ve Persephone mitine
dayanır. Hiyerarşik bir pedagojsi vardır. Adayın ulaştığı en yüce görüye
epopteia denir; bu süreç kişiyi ölümün kaçınılmazlığı düşüncesiyle barıştırır.
Orfeizm (Orpheusçuluk): Dionysosçu esrime ile Apolloncu
arınmayı (katharsis) sentezlemiştir. İnsandaki "Titan unsurunu"
temizleyerek saf tanrısal özü (Bakhos) açığa çıkarmayı amaçlar.Pitagorasçılık:
Bilgiyi ahlaki, metafizik ve bedensel tekniklerle bütünleştirmiştir.
İnisiyasyon üç aşamadan oluşur: Novis (Giriş) / Akusmatik (Duygulardan
Bağımsızlık) / Matematikoi (Evrensel Düzeni Kavrama).
Platon ve Plotinus: Platon'da bilmek, ruhun bedenlenmeden
önce gördüğü ideaları hatırlamasıdır (anamnesis). Felsefe bir "ölüm
hazırlığıdır". Plotinus ise ruhun arınarak "Bir" (Mutlak) ile
vecd içinde birleşmesini (sudûr teorisinin tersine işleyişini) savunur.
Yahudilik
Yahudilikte yükseliş anlatıları Tanah (Eski Ahit)
metinlerine dayanır.
Peygamberlerin Yükseliş Deneyimleri
Hz. Musa
Sina Dağı'nda bulutun içinde 40 gün 40 gece kalması.
Hanok (İdris)
"Tanrı ile yürüdü ve artık var olmadı."
Dünyadan canlı alınarak göksel rehber melek Metatron'a dönüşür.
Peygamber İlya
Kasırga içinde, ateşten araba ve atlarla göğe yükselmesi.
Geri dönmediği için bazı yorumcularca tam bir
"miraç" sayılmaz, "göğe alınmadır".
Hz. Yakup
Harran yolunda gördüğü rüya.
Yeryüzünden göğe uzanan ve meleklerin inip çıktığı bir
merdiven görüsü.
Kabala
Merkava Mistisizmi: Hezekiel peygamberin vizyonundaki
"İlahi Taht Arabası" (Merkava) etrafında şekillenir. Çile, oruç ve
zikirle ilahi tahta yükselen mistik, melekler hiyerarşisini aşarak
Tanrısallığın mistik figürünü temaşa eder.
Sefer Yetsira ve Bahir: Sayı mistisizmi, kozmogoni ve
gnostik ögelerin (Şehina, Ruhlar Ağacı) Yahudi düşüncesine entegre olduğu erken
Kabalistik metinlerdir.
Sefer ha-Zohar: Tanrı'nın (En Sof) evrenle iletişime
geçtiği 10 temel vasfı (Sefirot) açıklar. Sefirot, Adam Kadmon (Evrensel İnsan)
veya mistik bir ağaç olarak düşünülür. Adem'in düşüşüyle bozulan ilahi birlik,
kutsal birleşmeyle tamir edilmelidir.
Luria Kabalası (Yitshak Luria):
Tsimtsum: Tanrı'nın evrene yer açmak için kendi içine
büzülmesi (ilahi sürgün).
Tikkun: Kırılan sefira vazolarının nur kaplarıyla yeniden
onarılması, bütüne dönüş ve insanın içsel miracı.
Hasidilik: Bilgeliğin ve ritüelin ötesinde, manevi
önderin (Zadik) kişiliğini ve içsel yenilenmeyi öne çıkarır. Kurucusu Baal Shem
Tov'un vizyonunda Mesih, öğretinin "dünyanın en uzak uçlarına"
yayılmasıyla geleceğini bildirerek evrensel bir vizyon sunmuştur.
Hıristiyanlık
Hıristiyanlıkta doğrudan İslam'daki gibi bir
"miraç" kavramı olmasa da, Hz. İsa’nın çarmıhtan sonra dirilişi, göğe
alınışı ve havarilerine görünüşü sonraki tüm mistik yükseliş tasavvurlarını etkilemiştir.
İncillerde (Matta, Markos, Luka) İsa'nın havarilerini Zeytin
Dağı'na (Beytanya karşısı) çıkardığı ve onları mübarek kıldıktan sonra göğe
alındığı aktarılır.
Katolik inancında (1950'de dogma haline gelmiştir) Meryem
Ana'nın vefatından sonra bedenen göğe yükseltildiğine inanılır.
1945'te Mısır'da bulunan bu metne göre Aziz Pavlus, küçük
çocuk suretindeki bir meleğin rehberliğinde semavi katları aşar.
Pavlus'un II. Korintoslular Mektubu: Pavlus kendi mektubunda
da "üçüncü göğe, cennete kapılıp götürülen ve insana söylenmesi caiz
olmayan sözler işiten" bir adamdan (muhtemelen kendisinden) bahseder.
Meister Eckhart
Mistik deneyimi demokratikleştirerek halkın içinde yaşarken
de Tanrı ile ontolojik birliğe ulaşılabileceğini söyledi. Tanrı (Gott) ile
Tanrısallık (Gottheit) ayrımı yaptı.
Ruhun Tanrı ile birleşmesini, okyanusa düşen ve onunla
özdeşleşen su damlasına benzetir.
İslam’da Miraç Fenomeni
Kur’an ve Hadislerde Miraç
İsrâ suresinin ilk ayeti ve Necm suresindeki vizyonlar
miracın temelidir.
Hadislerde Hz. Peygamber’in kalbinin yıkanması, Burak’a
binmesi ve yedi semayı geçerek ilahi huzura varması anlatılır.
Tasavvuf, miracın her mümin için bir "seyr-i
sülûk" modeli olduğunu savunur.
Gâzali ve Abdülkerim el-Cili gibi isimlerin görüşlerine yer
verilir; miraç, beşeri unsurlardan sıyrılarak ruhsal mertebeleri kat etmektir.
İbn Arabi Düşüncesinde İki Kavs
İbn Arabî Ontolojisi ve Kavs-ı Nüzul
Hakk’ın kendi mutlaklığından aleme doğru inişidir. Bu
süreçte Hakk, isim ve sıfatlarıyla alemi var eder.
Alem, Hakk’ın isimlerinin aynasıdır; insan ise bu aynanın
cilasıdır.
İnsan Allah katında bakan bir gözde gözbebeği gibidir.
İnsan-ı Kamil, Hakk’ın tüm tecellilerini kendinde cem eden
varlıktır.
İnsanın kendi nefsinden hareketle Hakk’a yükselişidir.
Bilginin İmkânı ve Yöntemi: Hakk’ın mahiyeti bilinemez ancak
rububiyeti (isimleri) bilinebilir.
Bilginin yolu "Tenzih" (ayrıştırma) ve "Teşbih"
(benzeştirme) birleştiren "Tevhid"dir.
Bilgi akıl değil, kalp ve keşf (manevi açılım) yoluyla elde
edilir.
"Nefsini bilen Rabb’ini bilir" prensibi
epistemolojinin merkezidir.
İbn Arabî’de Miraç Fenomeni
Miraç, Hakk’ın kuluna kendi ayetlerini isimleri vasıtasıyla
göstermesidir.
İbn Arabî'ye göre peygamberler ruh ve bedenle, veliler ise
sadece ruhla miraç eder.
İbn Arabî’nin Miraç Yolculuğu
Benim yolculuğum bende gerçekleşmişti, delaletim sadece
kendimeyedi.
Yolculuğun Durakları
1. Sema (Âdem): Beşeriyetten sıyrılma.
2. Sema (İsa ve Yahya): Ruhun ve hayatın sırları.
3. Sema (Yusuf): Güzellik ve hayal (tevil) mertebesi.
4. Sema (İdris): Feleklerin kalbi ve hikmet.
5. Sema (Harun): Halifelik ve heybet.
6. Sema (Musa): Kelam ve adalet.
7. Sema (İbrahim): Gaye ve "Dostluk" (Haliliyet)
makamı.
Sidretü’l-Münteha, Kürsi ve Kabe Kavseyn: Yolculuğun en üst
noktalarıdır. Kabe Kavseyn (iki yay mesafesi), varlık dairesinin tamamlandığı,
ayrımın vehimden ibaret olduğunun anlaşıldığı makamdır. İbn Arabî bu makamda "Muhammedi
makam"ın varisi olduğunu idrak eder.
Sonuç
İbn Arabî miraç yaşantısı da ara ara örneklerle değinildiği
üzere kendisine birçok hikmetin ve sırrın verildiğini bildirir.
Âlemdeki varlıkların bir kısmının bir kısmana musallat
olmasına, isimlerin kendi aralarındaki kıskançlıkların sebebiyet verdiğini bu
deneyimden öğrenir. Yine Hakkın yaratıkların suretiyle fiilde bulunmasının
bilgisi, Kur’an’ın âlemdeki yeri, ilahi ikramın genişliği, dünya ve ahiretteki
dercelenme arasındaki fark gibi birçok hakikat bilgisi bu deneyimden öğrenilir.
İbn Arabî’de Miraç deneyiminin, iki yayın, varlığın iki yüzü
olarak kavs-ı nüzul ile kavs-ı uruc’un buluşması şeklinde düşünülmesi ve varlık
dairesin tamamlandığı çizgide, insan faktörünün, varlığın şuuru olarak
işaretlenmesi son derece kıymetlidir.
"Bilen kendini bildi”
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder