8 Şubat 2026 Pazar

İbn Arabi - Risaleleri 3 - 2. Kitab: Risaletu’l İntişar - Özet

2. Kitab: Risaletu’l İntişar

İntişar Risalesi

es-Saykal olarak bilinen Şeyh Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah eş-Şerif el- Fasi

Ebu Abdullah'ın geniş bir ilmi güce sahip olduğunu, ufkunun geniş olduğunu haber verdiler. Bu gücü zevk yoluyla mı yoksa nakil yoluyla mı elde etti; bilmiyorum.

Halinden anladığım kadarıyla o bir nakil ehlidir. Bu yolda nakil ehlinin acizliğine bakılmaz. Çünkü meseleler zevk ile ilgilidir, nakil ehli olmak ise bir haldir. Bununla beraber dört engelden birinden ötürü bana göre onun vakıf olması ihtimal dahilindedir.

 

Birinci Engel

Bu engel vakit ve mekan açısındandır. İlahi huzurdan kalplere gelen sırlar çok değerlidir ve uygun vakit ile ehil kimseler bulunmadan her yerde konuşulması doğru değildir.

Eğer Musa (a.s.), Hızır'a ilahi şarta bağlı olarak tabi olmasaydı, mutlaka yaptıklarından dolayı onu cezalandırırdı

 

İkinci Engel

Ebu Abdullah'ın susmasının ikinci sebebi, muhatapta gördüğü veya sezdiği bir sırdan dolayı edep göstermek istemesidir.

 

Üçüncü Engel

İki sufi bir araya geldiğinde birinin saflık nuru daha üstün olabilir ve bazen bu nur gözü zayıf olanlar için perdeye dönüşerek keşfe engel oluşturabilir. Alimin mübarek suskunluğunun bu tasavvufi engelden kaynaklanması muhtemeldir.

 

Dördüncü Engel

Bu engel, suskunluğun acizlikten ve ilmin teferruatını kavrayamamaktan kaynaklanması ihtimalidir.

Mağrib (Batı) fetihleri

En mahrem sırlar, gecenin gündüzden önce zikredildiği Mağrib'de açıldı

Derin sırları yeni başlayan avama veya zevk ilmini bilmeyen zahir alimlerine açmak haramdır

 

İtiraz ve Ayrılık

Biz yüksek makamlara sahip kimselerin yüce sırlardan söz ettiklerini, bunları birbirlerine anlattıklarını görüyoruz.

Buradaki amaç delil istemek değil, sahip olunan manevi nimetleri paylaşmaktır.

 

Hatırlatma

Soruyu soran kişi, meselenin ölçüsünü, kaynağını ve soru sorulan kişinin makamını bilmekle yükümlüdür.

Sorulan kişinin haline bakılmalı, eğer makamında derinleştiği halde konuşmuyorsa mazereti kabul edilmelidir.

 

Şeyh Ebu Abdullah'a yöneltilen sorulardan iki tanesi

Birincisi Hz. Peygamber'in "Allah'ı arayan bulur" hadisi ile Bayezid-i Bistami'nin "Salik geri çevrilir ve yol kapalıdır" sözünün çelişip çelişmediğidir. İkincisi ise Hallac-ı Mansur'un "Bana, içtiğinin aynısını içirdi, bir misafirin diğerine yaptığı gibi" beytinin anlamıdır.

 

Birinci Mesele

Tasavvuf kokusu alan biri böyle bir soru sormamalı,

Hz. Peygamber'in "Allah'ı arayan, O'nu bulur" sözü haktır; ancak Allah'ı yine Allah ile arayan O'nu bulur. O'nu nefsiyle veya başkasıyla arayan bulamaz.

Bayezid'in "Salik geri çevrilir" sözü ise nefsini ve kendi iradesini görerek sülük eden, Allah'ın kendisini perçeminden tuttuğunu unutan kişiyi kasteder; dolayısıyla o geri çevrilir ve yolu kapatılır.

…ben veliye Allah onu muvaffak kılsın bu meseleyle ilgili olarak yirmi dokuz soru yöneltiyorum:

“Kim Allah'ı ararsa...” sözünde neden özellikle “Allah” ismi kullanılmış

Bu arama anlam itibariyle nasıl kayıtlı olabilir veya olmayabilir

Bu aramanın sebebi nedir?

Bu arama sohbet/beraberlik makamlarından biri midir

Arama hangi makamda olur?

“Arayan...” ifadesi genel mahiyette midir yoksa özel mahiyette midir?

Bu arama ile ilgili söz, mahv ve ispat (silme ve yerinde bırakma) levhinden midir yoksa ana kitaptan mıdır?

Cümle şart mı içermektedir, yoksa haber vermeye mi yöneliktir?

Sözü edilen bulma, zatın kendisini bulmak mıdır, yoksa başka bir şeyi bulmak mıdır?

Bu arama bedenle mi, himmetle mi, yoksa ikisiyle birlikte mi olur?

Bu bulma, arkasında dönme olabilen türden bir bulma mıdır?

Bu bulma ile beraber bir şekil baki kalır mı, kalmaz mı?

Bu bulma, keşfetme mahiyetinde midir, müşahede etme mahiyetinde midir?

Bu bulma özellikle sırra ait idraklerden midir, değil midir?

Bu salik nedir?

Bu salik ne zaman salik olmuştur?

Geri çevrildiğinde, üzerindeki salik ismi zail olur mu, olmaz mı?

Yol hangisidir?

Belli bir yolu mu kast etmiştir, yoksa bütün tasavvuf yollarını mı?

Sır nasıl olur?

Bu geri çevirme nasıl olur?

Bu salik nereye vardığında geri çevrilir?

Bu söz, hal midir, nakil midir?

Salik derken, bütün salikler cinsi mi kast edilmiştir, yoksa zihinde malum olan belli bir salik mi kast edilmiştir?

Ne ile geri çevrilir?

Ne ile yolu kapatılır?

Niçin geri çevrilir?

Niçin yolu kapatılır?

Hadis ile Bayezid'in sözü arasındaki bu sülük zikrettiğimiz bu şekilden başka türlü sahih olabilir mi?

 

İkinci Mesele

Sufiler, Allah veliyi muvaffak kılsın, Allah'ın yeryüzündeki misafirleridir.

Hüseyin b. Mansur

"Bana, içtiğinden içirdi" diye haykırmıştır. Ancak bu söz sadır olunca İzzet sahibi Rab ayn kılıcını çekmiş ve onu külli yokluk sergisine uzatarak asılmasına hükmetmiştir.

 

Bizzat gören için latif bir anlam vardır

Bu yüzden Kelim (Musa) görmeyi istemiştir.

İbn Arabi - Risaleleri 3 

Resâilu İbn-El-Arabi

Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder