Dokuzuncu Kitap
Risaletu'l Kasemi'l İlahi
İlahi Yeminler Risalesi “Kitabı”
Allah’ın isimleri uluhiyetteki birtakım hakikatlerin
tecellileridir.
Esma-i Hüsna
Zata delalet edenler: Evvel, Ahir gibi.
Sıfata delalet edenler: Alim, Kadir, Şekûr gibi.
Fiile delalet edenler: Hâlık, Razzâk gibi. / olmak üzere üç
grupta incelenebilir.
"Rab" ismi bu üç mertebeyi de kendisinde toplar.
"Rab" ismi, Zat olarak sabit olan, sıfat olarak
sahip (mâlik) olan ve fiil olarak ıslah/terbiye edendir.
Cenâb-ı Hakk, Kur'an’da mutlak uluhiyet ismi olan
"ALLAH" üzerine doğrudan yemin etmemiş, rububiyet mertebesini izhar
eden "Rab" ismi üzerine yemin etmiştir.
Allah, "Rabba andolsun" şeklinde mutlak bir yemin
kullanmaz. Bu ismi mutlaka bir şeye izafe ederek (bağlayarak) yemin eder:
"Rabbine andolsun" (Hz. Muhammed'e), "Göklerin ve yerin
Rabbine", "Doğuların ve batıların Rabbine".
Yemin alanı, dünya hayatı gibi husumetlerin, tartışmaların,
inkarların ve beşeri hareketlerin olduğu bir perdedir.
İman, şeriatın verdiği bir hüküm karşısında kalpte en ufak
bir sıkıntı (harec) duymamayı gerektirir. Eğer bir kul, bir emri yerine
getirmek için illa onun "mantıklı gerekçesini/illetini" arıyorsa, o
kişi emri verene (Hakim) değil, kendi aklına ve nefsine tabi olmuştur.
Kul, nefsine ağır gelse de gelmese de Hakk'ın hükmüne rıza
göstermelidir.
İnsan, Allahtan gayrı bir şeye ilahlık atfettiğinde, o şeye,
tabiatında ve hakikatinde olmayan bir mana yüklemiş olur. Yani o şeye iftira
etmiş, o şeyin hakkını ihlal etmiş olur.
Dolayısıyla şirk, doğrudan doğruya mahlukatın hakkına
girildiği ve tüm kâinata iftira edildiği için ilahi adalet gereği affın kapsamı
dışında kalmıştır.
Hz. Peygamber, mutlak bir Makâm sahibidir. Makâm; vaktin,
şeriatın ve hikmetin gerektirdiği gibi dengeli amel etmeyi zorunlu kılar. Hâl
sahibi (cezbeye düşen arif) ise o anki manevi sarhoşlukla bazen ölçüsüz
davranabilir.
Yemin, değişken olana değil, sabit olana edilir.
...
İbn Arabi - Risaleleri 1 - Notlar
Mütercim: Vahdettin İnce, Kitsan, 2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder