Büşra
Demirci - İbnü'l Arabî'nin Eserlerinde Akıl ve Kalp -
Notlar
Yüksek Lisans Tezi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, 2022
Tezin ana konusu, akıl ve kalp bağlamında İbnü’l Arabî’nin
öne çıkan eserlerinin incelenmesidir.
Eserleri akıl ve kalp çerçevesinde okuduğunda aslında her
şeyin akıl ve kalp arasındaki ilişkiye uygun vücud bulduğunu, tüm düzenin
sonunun yine akıl ve kalpte biteceği görülmektedir.
(Birinci bölüm, giriş)
İkinci bölümde İbnü’l Arabî’nin felsefesinin çatısını
oluşturan varlık düşüncesi, vahdet-i vücûd düşüncesi temel alınarak
anlatılmıştır.
Üçüncü bölüm olan akıl bölümünde akıl kelimesinin etimolojik
incelemesi yapılmıştır ve akıl kavramının bağlantılı olduğu kavramlar ele
alınmıştır.
Dördüncü bölüm olan kalp bölümünde kalp kelimesi etimolojik
olarak incelenmiştir.
İbnü’l Arabî’nin Hayatı ve Varlık Felsefesi
İnsanın en büyük görevi, edindiği tecrübeleri ve öğrendiği
ilimleri kendilerine uyarlayarak tebliğ etmesidir.
Varlık
Felsefesi
İbnü’l Arabî’nin düşüncesinin temelini varlık ve yokluk
kavramları oluşturur.
Varlık-Yokluk Tanımı
Varlık, sürekli ve daima sırf varlık iken sürekli ve daimi
olarak sırf imkândır.
Sırf varlık Allah, sırf imkân âlem, sırf yokluk ise imkânsız
olandır.
Varlığın İsimlerinin Tezahürü
Allah ismi tüm ilahi isimleri kapsar.
Alem, Allah’a muhtaç olduğu için O’nun isimleriyle
isimlenmeyi kabul etmiştir.
Varlığın Kelamı
Yaratılış, Allah’ın “Ol” (Kün) emriyle gerçekleşir. İbnü’l
Arabî’ye göre, Hakkın ol sözünün vakti yaratılmış şeyin oluşma vaktinin aynıdır.
Varlığın Birliği (Vahdet-i Vücûd)
Bu teori; Cevher-Araz, Nâsut-Lâhût ve Bir-Çok nazariyeleri
üzerinden açıklanır.
Varlık Bir’dir ve biri kabul eder; çokluk ise Bir’in
basamaklarda yayılmasından ibarettir.
Tanrı-Alem İlişkisinde Vahdet-i Vücûd ve Şuhûd
Vahdet-i Şuhûd’u savunan İmâm Rabbânî ile İbnü’l Arabî’nin
görüşleri karşılaştırılır. İbnü’l Arabî için alem vehim ve hayalden ibaretken,
Rabbânî alemi Allah’tan farklı bir gerçeklik olarak görür.
İbnü’l Arabî’nin Eserlerinde Akıl
“Akıl” Kelimesinin Etimolojisi
Akıl, hayvanın bağlanması anlamına gelen ikal kelimesinden
türetilmiştir.
Bu bağlamda akıl, insanı sınırlayan ve engelleyen bir bağ
vazifesi görür.
Akla Araç Kavramlar
Tahmin, Hayal, Vehim, Heba, İdrak, Heva, Şuur ve Fikir.
Fikir, aklın hizmetinde olan bir güçtür ve malzemesini
duyulardan alır.
Akıl ve İlk Akıl
Allah’ın ilk yarattığı şey kalem olan akıldır.
İlk akıl, tüm varlığın yaratılmasında bir araç ve ilke
vazifesi görür.
Tümel-Tikel Nefs ile Aklın İrtibatı
Nefs; tümel (külli) ve tikel (cüz’i) olarak ayrılır. İnsan,
düşünen bir canlıdır (nefs-i nâtıka).
“Nefsini bilen Rabb’ini bilir” hadisi uyarınca, nefsini
bilen kişi Hakk’ı da bilmeye başlar.
Akıl ve Din
Akıl ve şeriat uyumlu iki dosttur.
İbnü’l Arabî, aklın tek başına Allah’ın zatını
kavrayamayacağını, ancak şeriat ile birlikte hakikate ulaşabileceğini savunur.
İlim ve Bilginin Mahiyeti
İlimler; Ledünnî, Şeriat, Meşru ve Doğru Akıl ilmi olarak
sınıflandırılır.
Alim ile arif arasında fark vardır; arif bilgiyi hayatına
uyarlayarak hem Hakk’ı hem halkı görür.
İnsanda Akıl ve Konumu
İnsan, “düşünen canlı” olarak alemdeki tüm hakikatlerin bir
nüshasıdır.
Akıl, duyuların yanıltmalarından kurtularak kalple
birleştiğinde gerçek soyluluğa ulaşır.
İbnü’l Arabî’nin Eserlerinde Kalp
Kalp Kavramının Etimolojisi
Kalp, “bir şeyi özüne, başlangıcına yönelik evirip, çevirip,
döndürmek” anlamına gelir.
Duygu ve düşüncelerin sürekli değiştiği merkezdir.
Kalple İlişkili Kavramlar
Kalbi daha iyi tanımlamak için Sadr, Fuad, Istılam, Vera,
Heybet, Hatıra, İstidat ve Lüb (Öz) gibi kavramlar kullanılır.
Lüb, kalbin içinin Hakk’ın bilgisiyle dolu olmasıdır.
Yaratılışta Kalp
Kalp, Allah’ın tecellilerini sığdırabilen sınırsız bir
merkezdir. Kalp her gün yeni bir kalp olma özüyle yaratılmıştır.
Bedenin hükümdarıdır ve tüm organlar ona hizmet eder.
Kalp Gözü ve Basiret
Kalp gözü, dış gözün göremediği gayb âlemini ve ilahi
sırları müşahede eder.
Basiret üzere olan insan, yokuşun zirvesine çıkıp Hakk’ın
davetini gören kişidir.
Kalp, İman ve Ahlak
İman kalbin içine yazılır ve asla yok olmaz.
Kalbin temizliği; gaflet, kibir ve haset gibi hastalıklardan
arınmakla mümkündür.
Kalp ve Sevgi
Kalp, nazarî (teorik) değil, irfanî bilginin merkezidir.
Sevgi ise varlığın temelidir. Heva, Hub, Aşk ve Vüdd
sevginin farklı dereceleridir.
Aşk Felsefesi
İbn Sînâ
Aşkı hem psikolojik hem de ontolojik (varlıksal) bir zemine
taşır. Aşk sadece insana özgü değil, tüm kainatın özünde (bi'l-kuvve) mevcuttur
ve Zorunlu Varlık'ın (Allah) delilidir.
İbn Sînâ aşkı üç nefs (nebati, hayvani, meleki) üzerinden
katmanlandırır. Hayvani aşkı açıklarken verdiği "eşek ve kurt"
örneğiyle ihtiyari aşkı (zararı görünce vazgeçebilmeyi) anlatır. En üst basamak
ise kendini tamamen teslim etmeyi gerektiren meleki aşktır.
İbn Hazm
Aşkı, tedavisi yine kendisi (çekilen dert) olan
"tedavisi imkansız bir hastalık (maraz)" olarak tanımlar.
Yunus Emre, Michelet Ende, Şeyh Sadi Şirazi ve Montaigne…
Aşk, zamansız bir eylemin adıdır.
İbnü'l Arabî'ye göre aşk; âşık, maşuk ve aşk üçlemesi
olmadan tanımlanamaz.
Âşığın en büyük görevleri dürüstlük (maşuku arama çabası) ve
sevgide derinleşmektir (meveddet ehli olmak).
Hakiki aşkta âşık, maşuğun susmasına, hatta onun gazabına
bile razıdır; çünkü el-Vâsi ismi gereği gazabın ardındaki kuşatıcı rahmeti
görür.
Akıl ve Kalp İlişkisi
Rahmet ve Varlık
Varlık, Nefes-i Rahmân (Rahman'ın nefesi) ile vücut
bulmuştur. Allah bilinmek istemiş, âlem bu sevgi ve rahmetle var edilmiştir.
Akıllı Deliler (Behlüller)
Doğal nedenlerle değil, kalplerine gelen ani bir ilahi
tecelli (şok) yüzünden akılları Allah katında hapsedilmiş, dışarıdan
"deli" görünen ama aslında Hakikat'i müşahede eden kimselerdir.
Kalp Evi
Kalp, sürekli başkalaşan hallere uyum sağlayacak şekilde
esnek yaratılmıştır. Temeli sağlam akıl yürütmeler olan, duvarları ise bilgi,
irade, kelam ve kudretten oluşan bir eve benzetilir. Bu evin en yüce misafiri
Allah'tır.
İnsan ve Zaman
İnsan geçmişi veya geleceği değiştiremeyeceği için
"ibnü'l-vakt" (vaktin oğlu) yani şimdinin varlığıdır.
Âşık
Tecellide tekrar olmayacağını (her tecellinin benzersiz
olduğunu) tam olarak idrak edemediği için, her namazda aynı tecellinin
tekrarlanması ümidi ve özlemiyle yanar.
Arif
Allah'ın tecellilerinde asla tekrar olmayacağını, her an
yeni bir alanın aydınlanacağını bilerek namaza durur.
Kemal Noktası
En şerefli makam, hem sevgiyi (aşkı) hem de bilgiyi
(arifliği) birleştirerek tecelli edenden ve edilenden ötürü evrende hiçbir
şeyin tekrar etmediğini kabul eden "bilgili âşık" mertebesidir.
Kalbin ulaştığı son radde ise teorik incelemelerin ötesine geçip doğrudan
Allah'tan beslenen "ümmî" seviyesidir.
Sonuç
İbnü’l Arabî’nin düşünceleri eserleri genel olarak sembolik
dil ile okuyucuya aktarılmıştır. Bundan dolayı varlık, akıl ve kalp arasındaki
ilişkiyi İbnü’l Arabî’nin metaforlarına uygun anlatım tercih edilmiştir.
Alemde bir nizam var ise bu nizamı sağlayan İlk varlığın da
olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.
Amâ, İbnü’l Arabî tarafından 'hem O hem de O olmayan, hem
zahir hem batın, hem ezel hem ebed' olarak nitelenmektedir.
Akıl insana nefsi güdülerini bağlayan ip anlamında
kullanılmıştır.
İnsanın kendine diktiği elbise ölçülerine uygun, itidalli
bir elbise ise o zaman insan kendi bilen insan olarak kendi beninin ve ruhunun
alimi olarak kendini bilen ilan edilecektir.
İbnü’l Arabi’ye göre aklın bilebileceği ilimlerin en
faziletlisi İlahi İlim’dir.
Kalp ve akıl birlikte hareket etmez ise o bilgi Hakikat’i
temsil etmek yönünden eksik bir bilgi olacaktır.
Kalp olmadan akıl, değerli eşyalara sahip bir kişinin
eşyaları koyacak yer bulamaması, akıl olmadan kalp de içi boş oda misali asla
anlam ifade edemeyecektir.
Sevgi tohumu tüm varlığın var oluşunun temelinde yatan bir
kavramdır.
Sonuç olarak duyuların bilgisi orta incelikte bir elekten
geçirildiğinde tutarlı ve mantıklı bilgiyi akıl kabul ederken aklın süzgecinden
geçen en ince bilgiler de kalp tarafından kabul edilmektedir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder