İbn
Arabî - Dürr'i Meknûn, İnci Dizileri - Notlar
Mütercim: Şevket Gürel, Hazırlayan: H. Mustafa Varlı, Esma Yayınları,
1997
Önsöz
Şevket Gürel
İmam çoktur ama İmam-ı Âzam (Ebû Hanîfe) bir tanedir. Şeyh
çoktur ama Şeyh-i Ekber (En Büyük Şeyh) bir tanedir
Tasavvufta insan, ilahi nefha ile can bulmuş ve gurbete
(maddi âleme) düşmüş bir varlıktır. Dolayısıyla insan, doğduğu andan itibaren
"aslına kavuşma aşkıyla" yanar.
İnsanı Hakikat-i Muhammediye'ye ulaştıracak yollar
Sûri (Biyolojik) Ölüm / İnsanın iyi ve kötü sıfatları
kendisiyle beraber toprağa gömülür, imtihan biter.
Manevi Ölüm / Kulun henüz hayattayken iradesiyle nefsini,
bencil arzularını ve benliğini Hak'ta yok etmesidir.
Lâ ilâhe illâllah
İnsan nefsani arzularıyla bağını koparmadığı sürece Allah'tan
ayrı düşer.
Dürr'i Meknûn
Mukaddime
Ben gizli bir hazineydim (Kenz-i Mahfî), bilinmek istedim ve
alemi yarattım
Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk/ibadet etsinler
diye yarattım
Ne yapayım, kaderim buymuş
Asla böyle düşünme!
Birinci Bölüm
Göklerde Olan Acayibi, Arş’ı, Kürsi’yi ve Levh’i Kalem’i,
Cennet ve Cehennem’i, Ay ve Günü, Yıldızları, Mukarrebin Meleklerini Beyan Eder
İlk Yaratılan: Yerden ve gökten büyük kıymetli bir taş
(cevher).
Allah bu taşa nazar edince, taş İlahi heybetten eriyip
sıvıya, ardından çalkalanıp köpük ve buhara dönüşür.
Dumandan ve buhardan yedi kat gök; köpüğün donmasından ise
dağlar, dereler ve tepeleriyle yedi kat yer yaratılır. Rüzgâr ise suyun altına
bir taşıyıcı güç olarak yerleştirilir.
Levh-i Mahfûz: Ak inciden, kolları kızıl yakuttan,
genişliği sonsuz ve her gün 360 renge bürünen bir levha.
Kalem: Beş yüz yıllık yol uzunluğunda, nurlar saçan
bir cevher. Kaft Dağı’ndan büyük harflerle, dünyada olmuş ve olacak her şeyi
Levh'e yazar.
Kürsî: Gökler ve yer, Kürsî’nin yanında bir çöldeki
kum tanesi gibidir. Kürsî ise Arş’ın yanında koca bir çöldeki küçük bir halka
kadardır.
Arş: 600.000 ayağı ve 600.000 perdesi vardır. Altında
yerlerin ve göklerin içine sığabileceği 100.000 kandil asılıdır.
Yılan: Başı ak inciden, gövdesi kızıl altından,
gözleri yakuttan olan bu azametli varlık, dünyadan büyüktür ve Arş’ı yedi kez
dolanmıştır.
Arş'ı Taşıyan Melekler: Sayıları dörttür. Ayakları
tahte's-serâda (toprağın en alt tabakasında), başları ise Arş’tadır. Kıyamet
günü bu sayı sekiz meleğe çıkacaktır
Arş'ı taşıyan, büyüklükleri İsrafil'i aşan bu meleklere Eşgafâil
ve Suhâil de denir.
Rûh-ı A’zam (Büyük Ruh): Meleklerin en büyüğüdür.
100.000 kanadı vardır; birini açsa doğu ile batı arası kapanır.
İsrâfil (a.s.): İlahi emirleri Levh-i Mahfuz’a
yazdırır. Alnında dört ayet yazılıdır. Meleklerin en güzel seslisidir.
Cebrâil (a.s.): Allah’ın en sevgilisidir, vahiyle
görevlidir. Cevherden 100 kanadı vardır. Hz. Peygamber onu Arafat’ta asli
suretiyle gördüğünde heybetinden bayılmıştır.
Mikâil (a.s.): 1.100 yüzü, her yüzünde 1.000 gözü ve
ağzı vardır. Gece gündüz günahkarların affı için ağlar; gözyaşının her
damlasından bir melek yaratılır.
Azrâil (a.s.): Bir ayağı Cennet, diyen ayağı Cehennem
kapısındadır. Dünya onun önünde bir yemek tabağı gibidir.
Sidretü’l-Müntehâ
Dünyadaki insan sayısı kadar yaprağı vardır ve her yaprakta
bir isim yazar.
Kişinin eceli gelince yaprağı sararıp Azrail’in önüne düşer.
Kirâmen Kâtibîn: İnsanın önünde ve ardında yürüyerek
sevap ve günahları her gün (sabah namazı değişimiyle) yazan dört melek.
Beytü’l-Ma’mûr: 7. kat gökte, 500 yıllık uzunlukta
ulu bir evdir. Her gün 70.000 melek ziyaret eder.
Bahr-ı Mescur (Bahr-ı Hayat): Arş’ın altında yer
alan, dünyayı fani kıldıktan sonra insanlara yeniden hayat verecek olan (meni
kıvamındaki) hayat denizi. Cebrail her sabah bu denize girip silkindikçe
dökülen damlalardan melekler yaratılır.
Cennet, Arş’ın sağ tarafında ve altındadır; tavanı ise
doğrudan doğruya Rahman’ın Arş’ıdır.
Cennetin Katmanları
1. Dâru'l-Celâl: Ak İnci
2. Dâru’s-Selâm: Kızıl Yakut
3. Cennetü'l-Mevâ: Yeşil Züberced
4. Dâru’l-Huld: Sarı Mercan
5. Cennet-i Naîm: Ak Gümüş
6. Cennet-i Firdevs: Altın (Irmakların kaynağı ve Arş'ın
hemen altı)
7. Dâru’l-Karar: Misk
8. Adn Cenneti: En yüksek kat, özel incilerle süslü ve iki
kanatlı devasa bir kubbesi var. (Sıvası misk, kerpiçleri altın ve gümüştür).
Huld Ağacı: Hz. Âdem’in meyvesinden yediği
"buğday ağacı" olarak tanımlanır. Yaprakları yeşil yakut, gövdesi
altın, çiçekleri gümüştür.
Tûbâ Ağacı: Adn Cenneti'nin ortasından çıkıp dalları
aşağıya, kökleri yukarıya (Arş'a) uzanan ve 8 Cenneti de gölgeleyen muazzam bir
ağaçtır.
A’râf: Cennetin en kenarında bulunan, onu bir sur
gibi kuşatan sur duvarıdır.
Hûriler ve Vildân: Hûriler ak nurdan yaratılmıştır,
saçları ve kaşları kara nurdandır.
Tefsir-i Kebir'e dayandırılarak; Hz. Âdem’in su ve topraktan
yaratılması gibi, hûrilerin de misk, amber ve kâfurdan yaratıldığı anlatılır.
Cennetteki hizmetçi oğlanlara ise Vildân denir ve parıldayan
incilere benzetilirler.
Cennet Irmakları: Kul nereye giderse ırmak onunla
gider, alçak veya yüksek yerler akışına mani olmaz.
Selsebîl: İçildiğinde kalpteki kibir ve hasedi tamamen yok
eden şerbettir.
Tesnîm: Kadehten içildikçe boşalan fakat kudret eliyle
anında yeniden dolan en latif şerbettir.
Evren, iç içe geçmiş küreler (tahta içinde tahta veya top
içinde top) gibidir. 12 burç; ateş, su, toprak ve rüzgâr (hava) elementlerine
göre 3'erli gruplara ayrılmıştır.
7. Gök: ZÜHAL (Satürn) / Hz. Âdem Devri (1000 yıl ömür,
büyük kuvvet)
6. Gök: MÜŞTERİ (Jüpiter) / Hz. Nûh Devri (800 yıl ömür,
tufan çağı)
5. Gök: MERİH (Mars) / Savaş ve celal çağları
4. Gök: GÜNEŞ / (Merkezî felek, 4000 yıllık yoldadır)
3. Gök: ZÜHRE (Venüs) / Estetik ve cemal devirleri
2. Gök: UTARİT (Merkür) / İlim ve yazı devirleri
1. Gök: AY (Semâ-yı Dünyâ) / Hz. Muhammed (s.a.v.) Devri
(Âhir Zaman)
İlk devir Zühal ile (Âdem a.s.) başlamış, son felek olan Ay
devrinde ise Hz. Muhammed (s.a.v.) gelmiştir. Bu yüzden o, Hâtemü’l-Enbiyâ'dır.
İkinci Bölüm
Yerleri, Yerlerde Olan Acayipleri ve Cehennemi Beyan Eder
Yerler de gökler gibi yedi kattır.
1. Yer Remkâ: Yağmursuz,
helak edici rüzgârlar vardır. Âd kavmi bu rüzgârla cezalandırılmıştır.
Sakinlerine Bûsem denir (sevap ve ikaba tabidirler).
2. Yer Huld: Kükürt
(kibrit) taşları ve kâfirler için azap aletleri bulunur. Sakinleri birbirini
yiyen Tamas kavmidir.
3. Yer Gurfe: Katır
büyüklüğünde kuyrukları olan ölümcül akreplerle doludur. Cehennem ehli için
hazırlanmıştır.
4. Yer Cerbâ: Gözleri
olmayan, kanatlı ve uçabilen, hurma ağacı boyundaki Çâlihâm yılanları/kavmi
buradadır.
5. Yer Selsâ: Cehennem
ateşini tutuşturacak devasa kükürt yatakları ve birbirini yiyen Suhta kavmi
bulunur.
6. Yer Sicciyn:
Cehennem ehlinin amel defterlerinin tutulduğu metafizik merkezdir. Yüzleri kuş
suretinde olan ve sürekli ibadet eden Katata kavmi yaşar.
7. Yer Acîbâ: Şeytan’ın
(İblis) zincirlendiği yerdir. Sakinleri olan Husûm kavmi, ahir zamanda Ye'cüc
ve Me'cüc’ü helak etmek üzere yeryüzüne inecektir.
Doğuyu ve batıyı tutan devasa bir melek yerleri sırtına alır
ancak ayakları basacak yer bulamaz.
Meleğin ayağının altına Cennetten 500 yıllık kalınlıkta,
üzerinde 7.000 deniz barındıran yeşil bir yakut taş konur.
Taşın sabit durması için altına 40.000 boynuzlu, 40.000
ayaklı devasa bir öküz yerleştirilir. Öküzün boynuzları yerin kazıklarıdır ve
uçları Arş'a uzanır.
Öküzün altına ise 40.000 kanatlı ve ayaklı devasa bir balık
yerleştirilir. Balık o kadar büyüktür ki başı ve kuyruğu Arş'ta birleşir.
Mirac
Mısır Sultanı ve Şeyh Şihâbüddin: Miracı inkâr eden Mısır
Sultanı'nın başını Şeyh bir leğene batırır. Sultan kendini bir çölde bulur,
evlenir, çoluk çocuğa karışır ve yedi yıl yaşar. Tekrar nehirde yıkanırken
kafasını sudan çıkardığında kendini yine Şeyh'in önünde bulur; sadece bir
saniye geçmiştir.
Benzer bir tereddüt Hz. Ali’nin aklından geçince, gusül için
başını suya soktuğunda kendini çölde bulur ve yedi yıl sefil dolaşır. Sudan
başını çıkardığında Hz. Fâtıma’nın hâlâ aynı balığın pullarını kazımakta
olduğunu görür.
Cehennem
1. Kat CEHENNEM: Ümmet-i Muhammed'in tövbe etmeyen büyük
günahkarları.
2. Kat (İsimsiz): Puta tapanlar ve Hz. İsa'ya zulmedenler.
3. Kat HATİME: Ye'cüc-Me'cüc ve Deccal'e uyanlar.
4. Kat SAÎR: Şeytanlar ve yıldızlara tapanlar
(Müneccimler/Müşrikler).
5. Kat SEHVEN
6. Kat LEZZÂ: Allah'a ortak koşan müşrikler.
7. Kat HÂVİYE: Münafıklar (En şiddetli katmandır,
"Nâr-ı Cehîm" buradadır).
Gayyâ Kuyusu: Cehennemin en dibinde yer alan;
dağların ve derelerin bile şerrinden korktuğu, sürekli irin ve kan akan kuyu.
Yehâm Kuyusu: Cehennem ateşi ne zaman sakinleşse
kapağı açılarak tüm cehennemi yeniden kor haline getiren gizli ve derin kuyu.
Zebâniler: Yüzleri kara, gözleri çakır, fildişi gibi
dişleri olan, bakınca insanın aklını alan korkunç görevliler. Kıyamet günü
cehennemi 70.000 zincirle (her zincirde 70.000 halka) sürükleyerek Arasat
meydanına getireceklerdir.
Üçüncü Bölüm
Bu Yeryüzünü Beyan Eder
Cihanın yaşı: 70.000 yıl
Âdem’den önce dünya sessiz kalmamış, Allah emir ve yasaklara
uyan ama sonra azgınlaşan mahlûklar yaratıp helak etmiştir. Bunlara Sahrinâr
veya Cîği kavimleri denir. Bir kısmının "yelden" (rüzgârdan)
yaratıldığı söylenir.
Ev yapmayı bilmeyen, su üzerindeki gemi gibi çalkalanan bir
dünyada yaşayan bu ilk mahlûkların izleri, "dağlardaki mağaralar"dır.
Âdem’den önce dünyayı atlar ve cinler zapt etmişti. Âdem
dünyaya inince melekler cinleri çöllere, pınar başlarına ve ayazmalara (su
kaynaklarına) sürmüştür.
Kâf Dağı, Firdevs cennetinden gelen lâcivert bir gök
taşıdır.
Bu gizemli dağı dünyada sadece dört kişi görmüştür: Hz. Âdem
(Cennetten çıkarken), Zülkarneyn (İskender) (Dünyayı gezerken), Hz. Nûh (Tufan
sırasında gemiden) ve Hz. Muhammed (Mirac gecesinde).
İblis Cennete girmek için Tavus kuşu ve yılanı kandırır. O
dönem ayakları olan, çok güzel bir varlık olan yılanın ağzına saklanarak
Cennete sızar. Şeytan'ın ağzından saçılan zehir yılanda kalır.
Peygamberler Tarihi
Şit (s.a.v.): İlk kez şehirler, kaleler inşa eden ve
dokuma dokumayı öğreten peygamberdir. (Ondan önce insanlar hayvan derisi giyerdi).
İdris (s.a.v.): Yıldız ve rasat ilmini bulan, ilk kez
terzilik yapan (kaftan diken) kişidir. Ölümü tatmak için Azrail ile anlaşmış,
Cennet ve Cehennemi gezdikten sonra Tuba ağacına yapışarak Cennetten bir daha
çıkmamıştır.
Nûh (s.a.v.): 950 yıl tebliğ yapmış, 80 kişiyle
gemiye binmiştir. Gemi Cûdi Dağı’na inmiştir. Aşure günü, gemide kalan son
erzakların birleştirilmesiyle doğmuştur. Oğlu Ham’a beddua ettiği için zenciler
(karalar) onun soyundan gelmiştir. Kenan ise tufandan korunmak için camdan/şişeden
bir sığınak yapmış ama Allah’ın verdiği idrar hastalığı yüzünden kendi
sidiğinde boğulmuştur.
İlyas (s.a.v.): Kavminin azgınlığından bıkınca Allah
ona kuş kanatlı bir merkep vermiş, kendisi de kuş tüyünden elbiseler giyerek
kuşlarla uçmuştur. Her Cuma zikir meclislerine katıldığına inanılır.
Zülkarneyn
Zülkarneyn’in gittiği yerlerde karşılaştığı
"Acayip" coğrafi unsurlar
Güneşi siyah bir çamura batarken görür. Orada 33.000 arşın
uzunluğunda dev balıklar izler.
Kar ve Nar Denizi: Birbirine karışan ama birbirini yok
etmeyen, içine at girince yağmur boşanıp ama atın ıslanmadığı tılsımlı bir
deniz.
Sihirli Taş Tepe: Üzerindeki taşa elle vurulduğunda bağ ve
bostanları sulayacak kadar su akıtan, işi bitince duran tepe.
Zıt Yönlü Nehir: Öğleye kadar batıya, öğleden sonra doğuya
akan; yazın taşan, kışın kan akan nehir.
Mağrib’deki Ses Veren Kuyu: İçine taş atılınca heybetli bir
ses çıkaran, suyu kaynayıp dışarı taşan kuyu.
Güvercinli Kuyu: İçine sarkıtılan ipi veya zinciri ne olursa
olsun hemen kesip dışarı fırlatan, niyet tutunca ses veren tılsımlı kuyu.
Ses Çıkarmayan Kuyular: İsfahan ve Yemen’de içine dev taşlar
atılmasına rağmen hiç ses gelmeyen dipsiz kuyular. (Yemen'deki kuyu canlı
geyikleri içine çekip sonra kemiklerini dışarı fırlatmaktadır).
40 Dil Konuşan Kuyu: İçinden 40 farklı dilde sesler
yükselen, yağmur yağınca susup yağmur durunca yeniden konuşmaya başlayan kuyu.
Zengibar’daki Dipsiz Kuyu: 100.000 kulaç ipin bile dibine
ulaşmadığı, içine atılan samanların iki yıl sonra başka bir vilayetin nehrinden
çıktığı kuyu.
Dördüncü Bölüm
Handese İlmi İle Bölgeleri, Günleri ve Saatleri Beyan
Eder
Dünyanın küre şeklindedir. Suyun üzerinde (havuzdaki bir
karpuz gibi) yüzer.
Dünyanın sadece dörtte biri (Rub-ı Meskûn) suların
dışındadır ve insanlar burada yaşar.
Yaşanabilir alanlar ekvatordan kuzey kutbuna kadar 90 derece
olarak hesaplanmış, bunun 48 derecesi "mamur" (yaşanabilir), geri
kalan 42 derecesi ise soğuktan harap (yaşanamaz) kabul edilmiştir.
Coğrafyanın kurucusu olarak Hz. İdris kabul edilir.
Her bölgenin göksel bir hamisi vardır:
Müşteri (Jüpiter): Çin, Horasan, Semerkand
Rahle (Zuhal/Satürn): Hindistan
Merih (Mars): Kudüs, Herâkin (Bizans kaleleri)
Güneş (Şems): Türkistan, Kıpçak, Tataristan, Musul
Zühre (Venüs): Arabistan, Rumeli
Utarit (Merkür): Anadolu, Rusya, İngiltere
Ay (Kamer): Fransa ve Mağrib (Kuzey Afrika)
Beşinci Bölüm
Dağların Acayiplerini Beyan Eder
Kâf Dağı ve Koruyucu Melek: İskender-i Zülkarneyn Kâf
Dağı'na vardığında, eliyle yedi kat yeri, öküzü, balığı tutan bir melekle karşılaşır.
Melek elini çekerse yeryüzünü rüzgârın uçuracağını söyler.
İskender'in Sandıkları ve İhtiyar Vezir: İskender, Mağrib
dağlarında altın kilitli üç sandık bulur. İçinden üç kırba su ve bir tabla
çıkar. Küçümsediği bu eşyaların tılsımlı olduğunu (şerbetin eksilmemesi,
tablanın bağırsak ve ateşli hastalıkları iyileştirmesi) yaşlı bir vezirden
öğrenir.
Taberistan'daki Dağ: Günahkâr (fâsık) gelince suyu duran,
temiz (sâlih) biri gelince akan su.
Çin'deki Billur Dağ: Güneş vurunca alev alan ve içinden
çıkan kuşun hemen öldüğü dağ.
Serendip (Sri Lanka) Dağı: Hz. Âdem’in cennetten
indirildiğinde ayak bastığı dağ. Ayak izinin 80 arşın olduğu ve meleklerin onun
tövbesi kabul edilince üzerine döktüğü mücevherlerin hala o dağın nehirlerinden
aktığı söylenir.
Sana (Yemen) Dağı: Her Ramazan ayının ilk gecesinde bulut
olsa bile üzerinde mucizevi bir ateşin yandığı ve halkın Ramazan'ın geldiğini
bu ateşten anladığı dağ.
Tûr-ı Sînâ (Sînâ Dağı): Cebrail'in İsrailoğulları'nın
üzerine kaldırdığı ve içine giren günahkarları meleklerin hemen dışarı
fırlattığı kubbeli kutsal dağ.
Altıncı Bölüm
Suları ve Çölleri Beyan Eder
Rüzgâr esince insan gibi hazin hazin ağlayan ağaçlar veya
yapraklarından "Lâ ilâhe illallah" sesi gelen bitkiler.
Vâkvâk Adası / Meyveleri insan şeklinde olan, olgunlaşınca
yere düşen ve çığlık atan ağaçlar.
Gündüzleri yüzü kapalı gezen, geceleri ise köpek yüzünü açıp
sabaha kadar havlayan ve insan yiyen topluluklar.
Nil Nehri'nin kaynağının Cennetteki ve gökyüzündeki büyük
"Kar Hazinesi" olduğu söylenir.
Zemzem, Cennet ehlinin ruhlarının buluşma yeridir.
Berhut Kuyusu: Cehennem ehlinin ruhlarının hapsedildiği
yerdir.
Yedinci Bölüm
Şehirler, Dereler ve İklimleri Beyân Eder
Dünyanın en doğusundaki şehir Câbilgâ, en batısındaki şehir
ise Câbulsâ
Câbilgâ’da güneş o kadar gürültülü ve sıcak doğar ki, deniz
kaynar, hamile kadınlar çocuk düşürür. Halk zeval vaktine kadar mağaralara
saklanır. Güneşin bu korkunç sesini bastırmak için nöbetçiler kösler ve
davullar çalar.
İskender, Câbulsâ’yı geçip "Karanlıklar Ülkesi"ne
(Zulümât) girer. Aydınlığa çıktığında biner arşınlık iki kale ve üzerinde kale
büyüklüğünde iki kuş görür.
Ehvaz'da oturanın
hırsının artıp hasisleşeceği söylenir
Sekizinci Bölüm
Mescitlerin Acâyiblerini Beyân Eder
Mescid-i Aksa: Hz. Davud'un başlatıp Hz. Süleyman'ın
tamamladığı binada; cinler, rüzgarlar, periler ve hayvanlar çalıştırılmıştır.
Beyaz mermerler, altın ve gümüş dökme direkler kullanılmıştır.
Hz. Yahya bir beyin gayrimeşru/haram evliliğine (kızını ve
annesini aynı anda yatağına almak istemesine) "Haramdır!" diyerek
karşı çıktığı için boğazlandı. İlahi ceza olarak mescid yıkılır.
Kâbe: Kâbe'nin harcındaki taşlar kutsal dağlardan (Arafat,
Tur, Cudi, Hira) melekler vasıtasıyla getirildi. Nuh Tufanı'nda göğe çekilip
sonra Hz. İbrahim tarafından yeniden yapıldı.
Ayasofya’nın yeşil somaki mermerleri ve direkleri, Hz.
Süleyman’ın Kâf Dağı'ndaki devlere yaptırdığı saraydan getirilmiştir.
Dokuzuncu Bölüm
Süleyman Peygamber (A.S.)’İn Tahtını ve Saltanatını Beyan Eder
Cennetten Çıkan Beş Şey
Asâ: Hz. Adem'den Hz. Musa'ya aktarılan ilahi otorite
ve mucize aracı.
Mühür (Mühr-ü Süleyman): Yaratılışın sırrını tutan,
üzerinde Kelime-i Tevhid ve ayetler (Kasas 88, Casiye 37, Mü'minun 14) yazılı
olan kozmik mühür.
İncir Yaprağı: Geyiğin yemesiyle yeryüzündeki en
temiz ve güzel koku olan miske dönüşen Cennet nesnesi.
Asâ (Veya meyve ağacı): Cennet kokusunu taşıyan
mübarek ağaç.
Ağlamak: Dünyaya gelen her insanın varoluşsal
sancısı.
Hz. Süleyman’ın "Adılveküb-ül Cennet" (Cennet
Dengi) Tahtı
Onuncu Bölüm
Belkıs'ın Tahtını ve Süleyman ile Buluşmasını Beyaneder
Belkıs'ın muazzam sarayının ve tahtının Saba'dan (Yemen)
Süleyman'ın huzuruna getirilmesi
İfrit (cin) "sen yerinden kalkmadan getiririm"
derken; Süleyman'ın insan olan veziri Asaf bin Berhiya, "Tarfetü'l-ayn
(göz açıp kapayıncaya kadar)" getireceğini söyler ve getirir.
Belkıs'ın, zemini billurdan (sırçadan) yapılmış köşkün
altındaki akarsuyu gerçek sanıp eteklerini toplaması, onun dünyevi algısının
sınırlarını gösterir.
Onbirinci Bölüm
Ömürlerin Takdirini Beyân Eder
Zühal (Satürn) Devri: Hz. Adem dönemi. Satürn yavaş hareket
ettiği için ömürler bin yıl, boylar ise altmış arşındır.
Ay Devri: Yaşadığımız son dönem. Ay, felekler arasında en
hızlı dönen gök cismi olduğu için zaman çok hızlı akar; buna bağlı olarak
ömürler kısalmış (60-70 yıl), boylar küçülmüştür.
İlm-i Sima
Uzun boylu ahmak olur, kısa boylu fitne/asabi olur, en
hayırlısı orta boydur.
Gök gözlü, seyrek sakallı, seyrek dişli ve göbekli
olanlardan hayır gelmez.
İnsan anne rahmine düştüğünde, rahim meleği o insanın
dünyada öleceği ve gömüleceği yerin toprağından bir parça alıp nutfeye (harca)
katar.
İnsan dünyada ne kadar kaçarsa kaçsın, ne kadar rızık ararsa
arasın, en sonunda harcına katılan o toprağa geri döner ve oraya defnolunur.
Onikinci Bölüm
Hışımdan Helak Olan Yerleri Beyan Eder
San'an ve İkâb Bağları: Fakirlere bir salkım
üzüm bile koklatmayan, hatta bağ bozumu atıklarını dahi fukaradan esirgeyen
cimri toplulukların bağları ilahi bir ateşle ("hışım") bir gecede kül
edilmiş.
Cebrail, cezalandırılacak bir köyde dörtyüz abid (gece
gündüz ibadet eden) kul görünce şaşırır. Allah ise "Hepsini helak et,
çünkü onlar ibadet ediyorlar ama toplumdaki kötülüğe ses çıkarmıyorlar,
insanları başıboş bırakıyorlar" buyurur.
Katran Kalesi: Şit peygamber döneminden kalan,
zübercedden putlara tapan azgın bir topluluğun sarp kalesi. Hz. Süleyman,
mekanik veya büyüsel bir güçle bu kaleyi "halfa ile bir taşa çalarak"
helak etmiş.
Babil Kulesi: Nemrut'un göğe yükselmek için
yaptırdığı 6 bin arşınlık devasa kule, Hz. Cebrail'in kamçısıyla üç parçaya
bölünür. Oluşan kozmik dehşet ve korkudan ötürü insanlar akıllarını yitirir ve
bir anda 72 farklı dilde konuşmaya başlarlar.
Nemrut'un sonu ise evrenin en zayıf varlıklarından biri olan
"sivrisinek" ile olur.
Basra Mahzeni: Bakkallar, attarlar, ipekçiler
mallarıyla taş olmuştur.
Sodom ve Gomore: Lût kavminin livata
(homoseksüellik) yüzünden helak edilişi, Şeytan'ın bir insan suretinde gelip
bağ sahiplerine akıl vermesiyle başlatılır. Şehrin alt üst edilip ters
çevrilmesiyle bugün Lût Gölü (Ölü Deniz) olarak bilinen, "kuş uçmaz, suyu
acı ve tuzlu" olan göl oluşur.
Onüçüncü Bölüm
Hekimlerin Kavlince Otların Hassalarını Beyan Eder
Yebruh-us-Sanem / Âsaf-ı Lükâc (Adam Otu -
Mandragora): Şekli insana benzeyen bu kök, Orta Çağ simyasının ve büyüsünün en
ünlü bitkisidir.
Gece çıra gibi yanması, topraktan sökülürken çıkardığı
çığlığın insanı öldürmesi, bu yüzden bir ip vasıtasıyla köpeğe çektirilerek
sökülmesi...
Sakankur (Kankur Kertenkele Balığı): Gençlik ve cinsel güç
iksiri…
İgrip Denizindeki ve Üd'deki Tılsımlı Ağaçlar: Yılda bir kez
silkeleyerek tarlalara gübre sağlayan kuşlu ağaç, dokunulduğunda insanı sıtma
eden ağaç, kesildiğinde kan akan ve yaprağı çıra gibi yanan ağaç...
Zencefil / Tarçın / Dâr-ı Fülfül: Mideyi kızdırır, hazma ve
cinsel güce (cimâ) fevkalade faydalıdır.
Ceviz-i Hindî: Sidik tıkanıklığına iyi gelir, meniyi
(spermi) ziyadeleştirir.
Karanfil: Taze süt ile içilirse cinsel gücü artırır, kalbi
ferahlatır, üzüntüyü giderir.
Bâdir-i Benevüyye (Oğul Otu / Melisa): Kalp çarpıntısına
(hakan) ve vesveseye iyi gelir, gussayı (kederi) giderir. Güneş Koç (Hamil)
burcundayken altınla kesilirse aşk tılsımı olur.
Sığır Kuyruğu: Diş ağrılarına anında şifadır, sütle
kaynatılırsa öksürüğü keser, ateşi düşürür.
Behmen / Buzeydân: Kalp çarpıntılarına, mafsal (eklem)
ağrılarına iyi gelir, zihni geliştirir.
Öndördüncü Bölüm
Suretleri, Şekilleri, Bazı Şehirlerden Acayibleri Beyan
Eder
Roma şehri muazzam bir kaledir ve içinde Hz. Bilâl, Hz. Ali
ve Hz. Muhammed’in tılsımlı suretleri (heykelleri/resimleri) vardır.
Zengibâd ve Hindistan’daki Akustik Otomatlar: Denizde
beliren taht üzerindeki melek gölgeli Hz. Muhammed sureti veya Hindistan’da
kıtlık/ucuzluk zamanı ses çıkaran suretler…
Kısas-ı Enbiyâ
Âdem peygamberin kızı Unuk’un ensest/zina ilişkisinden
doğan, Nuh Tufanı'nda bile boğulmayıp topuğuna su gelen devasa mitolojik figür
Avc (Oğ).
Avc öldükten sonra incik kemiğinin birinin Nil Nehri üzerine
köprü yapılması ve üzerinden bin atlının geçmesi…
Musa, Allah ile konuştuğu için (Kelîmullah) canını kulaktan
veya ağızdan vermek istemez.
Musa’nın ölümünden sonra meleklerin hayrete düşmesi üzerine
Allah’ın ahir zaman peygamberini (Hz. Muhammed) ve Dört Halife’nin ruhlarını
nur olarak göstermesi…
Sırser Kavmi: Boyları 30 arşın, burunları fil hortumu gibi
olanlar.
Tırmuce/Rivat: Dışarıdan geleni taun (veba) eden veya insan
eti yiyen kavimler.
Tenâsü Kavmi: Maymun şekilli, insanı yakalayıp semirterek
yiyen yamyam topluluklar.
Çingenelerin soyu: Mısır’ın boğulan askerlerinin eşleri
Bu fesatları yapan cindir, peridir... Cahil kimseler pınar,
kuyu başlarına gelerek bezler bağlarlar. Sıtma hastalıklarının geçeceğine
inanırlar... Cahilin evliyası cindir.
Hz. Ömer, Arabistan'da insanların kutsal sayıp bez bağladığı
bir ağacı baltayla keser ve içinden "aksak bir cin" çıkar.
Sizin kutsal sayıp bez bağladığınız tekkeler, pınarlar,
ağaçlar aslında evliya mekanı değil; cinlerin ve şeytanın insanı tevhidden (saf
inançtan) saptırmak için kurduğu tuzaklardır.
Cin ve Şeytan öldürülemez ve mahluk değildir (görünmez
kötülüktür), ancak Peri insana munistir, öldürülebilir ve Ağrı Dağı, Rusya,
Frenkistan gibi coğrafyalarda yaşarlar. Hatta Nusaybin’dekiler Müslümandır.
Onbeşinci Bölüm
Zümrüd-ü Ankâ Hikâyesini Beyân Eder
Havada asılı kalan, gıdaları sadece "tesbih"
(Allah'ı anmak) olan ve kıyamete kadar ölmeyecek kuşlar
Bu zümrüd dişidir. Kadın memesi gibi memesi vardır. Başı
insan, dili insan gibi söyler. Eli gövdesi kuştur...
Doğu (Maşrık) padişahının oğlu ile Batı (Mağrib) padişahının
kızı evlenecektir
Anka, Batı padişahının kızını beşikten kaçırıp Kaf Dağı'nda
bir ağacın tepesine saklar ve onu büyüterek kaderi engellediğini sanır.
İki genç karşılaşır, birbirlerine aşık olur ve içi
boşaltılmış bir hayvan gövdesi (maddesi) yardımıyla gizlice Anka'nın yuvasına
giren şehzade, kızla evlenir. Hatta kız yuvada bir çocuk doğurur.
Hz. Süleyman'ın huzuruna içi insan dolu gövdeyi getiren
Anka, sandığı açınca kaderin gerçekleştiğini görür. İlahi takdire karşı geldiği
için mahcup olur ve kör kalır. İnsanlardan uzaklaşır, viranelere saklanır.
Onaltıncı Bölüm
Esrarı Cifriyye ve Havâdis-İ Kevnü, Rumuzu Cifriyyeyi
Beyân Eder
Hz. Hasan ve Hüseyin'in hocası olan "Muallim
Subtin" (veya İbn-i A'kab) cennetten gelen elmaları yemesiyle karnı şişti ve
bir anda "Gayb ilmi kalbine doğdu.
Hz. Ali bir deve derisine 1700 satırlık Cifir kitabı yazmış…
Kitapta dünya tarihine gelecek padişahları, yıkılacak şehirleri anlatırmış…
Cifir/Cifr: sütten kesilmiş oğlak derisi' demektir
Şii-Sünni kırılmasına atıf yapan kehanetler…
Onyedinci Bölüm
Alametlerin Hâllerini ve Kıyamet Alâmetlerini Beyan Eder
Mescidler çok, fakat namaz kılan kişi az olacak.
Mushaflar nakışlanmış... fakat okuyup amel etmeyecekler.
Hakimler rüşvet yiyecek.
Ekabire (zenginlere) tam, fukaraya eksik verecekler.
Çobanlar kurt olacak.
Alimler fâsık olacak.
Ulema azacak, avam kâfir olacak
Benim hicretimin dokuz yüzünden sonra uzlet (bir kenara
çekilmek) helâl olacak.
Cümle âlemin gözü ve uyacağı yer Rûm olacak.
Deccal'in en büyük silahı kıtlık anında sunduğu sahte
bolluktur.
Deccal'in sunduğu cennet aslında cehennem, cehennem ise
cennettir
Deccal'e karşı direniş Mekke, Medine ve Kudüs hattında
kurulur. Hz. İsa gökten (Şam'daki Akminare'ye) iki meleğin omzuna tutunarak
iner. Mehdi ile ikindi namazında buluşup Deccal'i Kudüs'te helak ederler.
Ardından gelen Ye'cüc ve Me'cüc (Nuh'un çocukları, kısa boylu, sarkık kulaklı)
istilası ise Tur Dağı'nda Hz. İsa'nın duası ve mikrobik bir bela
(kurtçuklar/karaat) ile temizlenir.
Dâbbetü'l-Arz
Safa Tepesi'nden çıkan, Musa'nın asası ve Süleyman'ın
yüzüğünü taşıyan bu melez canavar, insanların alnına "Mümin" veya
"Kâfir" yazar.
Bir Cuma günü hatip hutbede "Elhamdülillah" bile
diyemez, sayfalar açılır ve hafızalardaki Kur'an silinir, sayfalar bembeyaz kalır.
Evrende sadece dört büyük melek kalır, sonra Allah onların
da canını alır.
40 yıl boyunca evren sessiz kaldıktan sonra, arşın altındaki
hayat denizinden yağan "meni benzeri" bir suyla, insanlar topraktan
"mantar biter gibi" yeniden bitecekler, İsrafil'in üçüncü sûruyla
ruhlar bedenlerine birer arı gibi üşüşecektir.
Ahvâli ihtisâr ve icmâl ettim. Kim âkıldır bundan da anlar;
o ki cahildir, bunun gibi bin söz söylesen kulağına girmez.
Onsekizinci Bölüm
Münâcât-ı İlahiyye ve Bazı Mevzular
Halk bin yıl boyunca dilleri ve damakları kurumuş halde,
gözleri gökte ilahi emri bekler.
70.000 zebani Cehennemi mahşer yerine getirir.
Cehennem hışımla halkın üzerine hücum ettiği an sadece Hz.
Muhammed cehenneme "Dur" diyebilir.
İbnü'l-Arabî Kerametleri
Sin harfi, Şın harfine geldiği zaman mezarım keşfedilecek.
Sin (س),
Yavuz Sultan Selim'i; Şın (ش)
ise Şam'ı temsil eder. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken Arabî’nin
çöplük içindeki mezarını bulur, üzerine türbe ve cami yaptırır.
Sizin rabbiniz ayağımın altındadır
Arabî, "Sizin taptığınız şey (para/altın) benim
ayağımın altındadır" diyerek kitlelerin fetişizmini yüzlerine vurmuştur.
İbnü'l-Arabî'nin Fahreddin Er-Râzî'ye Mektubu
Arabî, Râzî'nin muazzam zekasını ve kurgusal yeteneğini
takdir eder
Arabî'ye göre akıl, insanı ancak bir yere kadar götürür; son
mertebede akıl hayrete düşer ve taklide kayar.
Yalnız akıl ve fikre dayananın kalbi asla tam bir mutmainlik
(huzur) bulamaz.
Arabî, Râzî'nin tıp ve astronomi (hey'et) üzerine yazdığı
eserleri över ama sarsıcı bir soru sorar: "Yarın başka bir aleme göç
edeceksin; hastası, hastanesi yok, kimi tedavi edeceksin? Gideceğin alemin
seması başka, astronomiyi ne yapacaksın?"
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder