Hüsniye
Demirci - İbn Arabi'de Eskatolojik Kötülük Problemi -
Notlar
Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, 2024
İlk bölümde “adalet’’ ve “dinlerde ölümden sonra dirilme’’
ve’’ kötülük problemi, bunun bir sonucu olarak teodise, eskatoloji, eskatolojik
doğrulama, ölüm, dirilme, dirilmenin mahiyeti konularını işledik.
İkinci bölümde ise İbn Arabi ve eskatolojik kötülük problemi
konularını işledik.
Giriş
Kısıtlı ve sonlu bir dünya hayatındaki günahlara/seçimlere
karşılık, ebedi bir cehennem azabının varlığı İlahi Adalet (Teodise) ilkesiyle
nasıl bağdaşabilir?
İbnü'l-Arabî cehennemliklerin fıtraten bu durumu tercih
ettiğini savunur.
Eskatoloji
İslam terminolojisinde eskatolojinin tam karşılığı Âhiret
terimidir.
Eskatoloji bilinen dünyanın sonunu, ölüm sonrasını ve nihai
kaderi kapsayan daha geniş bir mitsel/teolojik disiplindir.
Yahudilik ve Hristiyanlık’ta eskatolojik kırılmanın ve
yıkımın sorumlusu insandır. Süreç, Mesih'in zaferi ve Tanrı'nın ebedi
krallığını ilan etmesiyle (Son Yargı) neticelenir.
Hinduizm ve Budizm, ölümden sonra ruhun yok olmadığını,
tenasüh (reenkarnasyon) ve karma döngüsüyle farklı bedenlerde varlığını
ebediyen sürdürdüğünü savunarak ruhun ölümsüzlüğünü vurgular.
Post-apokaliptik sinema ve bilimkurgu edebiyatı; dini
temaları doğrudan kullanmasa bile, "ak-kara" (melek-şeytan)
karşıtlığı ve "kurtuluş/cennet" sahneleriyle eskatolojik korku ve
umutları kolektif bilinçaltından çekip üretmeye devam eder.
İyi ve kötü eylemlerin nihai bir karşılığının olması,
evrendeki ahlaki dengenin ve kozmik adaletin tecellisi için zorunludur.
İnsanın seçim yapabilme yetisi, bu seçimlerin sonuçlarına
katlanma yükümlülüğünü doğurur.
Ölüm
Stoacılar ölüm korkusunu yenmek için ölümün sürekli
düşünülmesi gerektiğini savunur
Spinoza tam tersine ölüm düşüncesinin zihinden tamamen
çıkarılarak hayata odaklanılması gerektiğini öne sürer.
Adalet
Allah'ın adaleti ve bu adaletin insan iradesiyle olan
ilişkisi, İslam düşüncesindeki Kelâm ekollerinin (Mu'tezile, Eş'arilik,
Mâtürîdîlik ve Şia) doğuşunda ve ana karakterlerinin belirlenmesinde en dinamik
rolü oynamıştır.
Mu’tezile, insanın fiillerinden sorumlu tutulabilmesi için
mutlak bir hürriyete sahip olması gerektiğini savunur.
Eş’arîler, mutlak kudret ve iradeyi bütünüyle Allah’a
atfederler. Allah’ın mutlak egemenliğine gölge düşürecek her türlü "kulun
yaratması" fikrini reddederler.
Mâtürîdî düşüncesi, akla ve insan sorumluluğuna önem verme
noktasında Mu’tezile’ye yaklaşsa da fiillerin yaratılması hususunda Ehli Sünnet
çizgisindedir.
Kötülük Problemi
Hristiyan teolojisinde her insan Hz. Adem’in asli günahı ile
doğar ve vaftizle temizlenir. İslam teolojisinde ise günahların şahsiliği
esastır; dünya bir ceza yeri değil, insanın potansiyelini gerçekleştirdiği bir
imtihan alanıdır.
Metafizik kötülüğün en önemli boyutu, insanın olayların
bütünsel sonucunu ve hikmetini görememesidir.
Hızır’ın gemiyi delmesi, bir çocuğu öldürmesi dışarıdan
bakıldığında birer "şer/kötülük" gibi görünür.
Spinoza’ya göre özgürlük, nedenlerden bağımsız (bağlamsız)
olmak değil, eylemlerinin yönünü ve nedenini insanın kendi aklıyla
belirleyebilmesidir.
Alvin Plantinga Tanrı’nın mutlaklığı ile kötülüğün bir arada
bulunmasının çelişki yaratmadığını savunur. Özgür varlıkların olduğu bir
dünyada kötülük, Tanrı’nın iradesi dışında, yaratıkların hatalı seçimlerinden
kaynaklanır.
Kötülük problemine rasyonel, sistematik ve ilahi adaleti
aklayacak çözümler sunma çabasına teodise denir.
Leibniz’e göre yaratma eylemi, yoktan rastgele bir var etme
değil, Tanrı’nın zihninde imkân halinde bulunan sonsuz sayıdaki özün (monad) en
uyumlularının seçilerek aktüelleştirilmesidir.
Leibniz teodisesinde kötülük, bütünsel hayrın ve düzenin
anlaşılması için rasyonel bir gerekliliktir. Kötülük olmadan iyilik kendini
gösteremez.
İbn Arabi ve Ölüm Düşüncesi ve Eskatolojik Kötülük Problemi
İbn Arabi filozofların aksine aklı kısıtlı görür; akıl
fiziki alemin ötesine geçemediği için hakikati kavrayamaz. Allah'ı en iyi
tanıyabilenler tenzih yoluyla O'nu anlayan "keşif sahipleri"
(sufiler)dir.
Panteizm "Tanrı alemdir" derken, Vahdet-i Vücud
"Tanrı alemdedir (hem içindedir hem dışındadır)" der. Bu ilme kitapla
değil, müşahede ile ulaşılır.
Ayna, tek hakikat olan Tanrı'yı (vücûd); aynadaki suretler
ise mümkün varlıkları temsil eder. Varlıklar dış dünyada var olmadan önce ilahi
akılda (Tanrı'nın zihninde) bulunurlar ki buna âyân-ı sabite denir. Yaratılma,
varlıkların kendi potansiyelleri (istidadı) gereği kendilerini zahir
etmeleridir; Allah şeylere var olmayı empoze etmez, var olmak onların
istidadıdır.
Her kelime (varlık) Rahmân'ın nefesinden südur etmiştir.
Südur eden ilk şey, mahlukat yaratılmadan önce Tanrı'da var olan
"amâ"dır (mutlak belirsizlik/körlük). Alemin boşlukta genişlemesi,
nefesin kalpten ağıza doğru genişlemesine benzetilir.
Mümkün varlıklar Allah'ın tükenmeyen sözleridir ve O'nun
"Ol!" (Kün) emriyle ruh ve suret kazanarak ortaya çıkarlar.
İbn Arabi’ye göre Tanrı mutlak iyidir ve varoluşsal kötülük
aslında iyiliğin yokluğudur.
Alem, hem Cemal (güzellik) hem de Celal (haşmet/öfke)
isimleriyle tamamlanır. Eğer Kahhâr (kahreden) ve Müntekim (intikam alan) gibi
isimler işlevsiz kalsaydı, bu durum eksik bir ilah düşüncesi doğururdu.
Şeylerde öznel değil nesnel bir ahlaki hüküm vardır; bizim
"kötü" dediğimiz şeyler, o şeydeki gizli/batıni iyiliği ve Yaratan'ın
gayesini bilmeyişimizden kaynaklanır.
Cehennem; kâfir, münafık ve büyük günah işleyenlerin
kalacağı, Allah’ın yarattığı en büyük yapılardan biridir. İsmini "çok
derin olmasından" alır; içinde hem sıcağın hem de soğuğun en ileri
dereceleri mevcuttur. Yedi açık kapısı ve yüz derecesi (basamağı) vardır; her
basamakta farklı bir azap türü ve görevli melekler bulunur.
Cehennemlikler oraya girmeden önce cehennemde fiili bir acı
yoktur.
Çekilen azap cehennemin kendisinden değil, kişilerin kendi
amellerindendir; cehennem sadece bir mekandır.
Sonuç
Her varlık (ve kamil olmayan insan) Allah'ı kendi inanç
kalıbına, zihinsel kapasitesine göre sınırlar (ilah-ı mü'tekad).
Tanrı mutlak iyidir. Eksiklikler alemin tamamlanması için
şarttır; zira eksiklik yaratılmasaydı alemin kendisi eksik kalırdı. Kötülük
tözsel değil, izafi ve arızidir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder