3 Nisan 2014 Perşembe

Şefik Can – Mevlâna – Hayatı Şahsiyeti Fikirleri

Şefik Can – Mevlâna – Hayatı Şahsiyeti Fikirleri


(13. asrı mütalaa edenler) …Mutezile taifesinin imanlar üzerindeki etkisini hiç düşünmezler. Mevlâna’nın babası, Bahaüddin Veled Sultanü’l-Ulemâ hazretlerinin de sadece Moğol saldırılarından korktuğu için, Anadolu’ya göç ettiğinden söz ederler. Bu göçün fikir ayrılığı yüzünden olduğunu söylemezler.

…yollara düşmesinin (…) birkaç sebebi vardı: en mühim sebep inandığını yaşayanlar arasında bulunmak isteyişi idi.
Harizmşahlar kendilerini felsefi cereyana kaptırmışlar, kendileri gibi düşünmeyenleri hoş karşılamıyorlardı. Hâlbuki Mevlâna’nın babası, bu felsefi görüşlere ve akli inanışlara şiddetle karşı çıkıyordu. Akıl yolu ile huzura kavuşulamayacağını bildiği için çekinmeden vaazlarında Yunan felsefesini benimseyen Fahr-ı Râzi ile ona uyan Harizmşahi’nin fikirlerini tenkit ediyordu.

Mevlâna’nın babası, 1221 yılında vefat eden, büyük âlim ve sufî Necmüddin Kübra hazretlerinin yolunda olup o devirlerde yaygın olan Kübreviyye tarikatında idi.
Hazreti Mevlâna da babasının Belh’de söylediğini Konya’da şu rübâisinde dile getirmişti:
Ben, sağ olduğum müddetçe, Kur’an’ın kuluyum, kölesiyim. Ben Muhammed Muhtar’ın yolunun toprağıyım. Eğer benim sözümden, bundan başka türlü mana çıkarır, anlatırlarsa beni, beni başka türlü anlatandan da, o sözden de bıkmışım usanmışım.” (s. 10)

Ne kadar insan varsa, Allah’a giden yolların adedi de o kadardır. (s. 12)

Mevlâna Celaleddin Muhammed 30 Eylül 1207’de Belh’te doğdu.
Asıl adı Muhammed, lakabı Celaleddin’dir. (s. 31)

Nesebi Hz. Ebubekir’e kadar uzanmaktadır.

1221 yılında babasıyla birlikte Belh’ten ayrılır.
Göç kervanının ilk önemli durağı Nişabur’dur.
Burada Feridüddin-i Attar’ı görürler.
Mevlâna, Attar’dan Esrar-name adlı kitabını hediye olarak alır.

İkinci önemli durak Bağdat’tır.
Burada Şeyh Şihabüddin Sühreverdi’yi görürler.
Buradan Hac seferine devam ettiler.
Mescidü’l-Aksa’yı ziyaret ettiler.
Daha sonra Şam’a gittiler.
Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yoluyla Larende’ye ulaştılar.

Emir Musa, şehrine gelen bu büyük veli için derhal bir medrese yapılmasını emretti.

…müridlerinden Semerkandlı Şerefüddin Lala’nın Gevher Hatun isminde çok güzel bir kızı vardı.
Küçük oğlu ile bu güzel talebesinin huyları birbirine çok uyuyordu.
1225’te evlendiler.
Kısa süre sonra (annesi) Mumine Hatun vefat etti.
Hemen sonra ağabeyi Alaaddin Muhammed vefat etti.
Mevlâna, ilk oğluna babasının adını verdi “Sultan Veled”. İkinci oğluna da, ağabeyinin adını verdi “Alaaddin Çelebi”.

1229’da Konya’ya geçtiler.
Babası, 1231’de burada vefat etti.
Sultanü’l Ulema Muhammed Baheeddin Veled’in farsça mensur Maarif adlı üç ciltlik bir eseri vardır. Eser, vaaz, sohbet ve benzeri konuşmalarından oluşmaktadır.

Mevlâna, Seyyid Burhaneddin’e mürid oldu.
Din ve şeriat bilgisini kuvvetlendirmesi için Halep ve Şam’a gitmesini tavsiye etti.
Halep’te iki sene kadar Halvetiye medresesinde kaldı. Kemaleddin İbnü’l-Adim’den fıkıh tahsil etti.
Halep’ten Şam’a geçti.
Makdisiyye medresesinde kaldı.
Muhyiddin Arabi hazretlerinin fikir ve görüşlerini derinleştiriyordu.
Şam’da dört yıldan fazla kaldı.

(Seyyid Burhaneddin)
Nefehatü’l-üns, sülalesinin Hz. Hüseyin’e kadar uzandığından söz eder.
Kendisine “sırları bilen seyyid” anlamında Seyyid Sîrdan denilmiştir. (s. 45)

Eflakî Şems’in babasının Melikdad oğlu Ali olduğunu yazıyor. Tebriz’de doğduğuna göre Azeri Türklerinden olsa gerektir.
Çok yer dolaştığı için, ona Şems-i perende denmiştir.

Şems Konya’ya 23 Ekim 1244’de gelir.
Mevlâna ile Celaleddin Zerkubî’nin hücresinde altı ay sohbet ettiler.

Şems, Mevlâna’nın kitap okumasına müsaade etmiyor.
Çünkü Şems unutulacak, insana yük olacak, insanın benliğine benlik katacak bilgiye değil, gönül bilgisine, feyz ve cezbeye ehemmiyet veriyordu. (s. 50)

Halk hasede düştü.
Şems, herkesin kendisine düşman olduğunu görünce ansızın kayboldu. Konya’da tam 15 ay 20 gün kalmıştı.

8 Mayıs 1247’de Şems, Konya’ya ger, döndü.

Yalanlar, fitneler yine aldı yürüdü.

Bu arada Hz. Mevlâna’nın tensibi ile Şems, Mevlâna’nın evlatlığı Kimya ile evlenir.

Aynı yılın aralık ayında Şems yine ortadan kayboldu.

Şems’in toplantılarda yaptığı sohbetlerden derlenmiş Makalat adlı bir kitabı vardır.

Selahaddin-i Zerkubî, Mevlâna’yı çok severdi.
Mevlâna bu ihtiyar kuyumcuda, Şems’in nurunu gördükten sonra ona çok bağlandı.

Selahaddin’in kızı Fatıma Hatun ile Sultan Veled’i evlendirdi.

Çelebi Hüsameddin, 1225’te Konya’da doğdu.
Dedesi, Şeyh Taceddin Ebu’l-Vefa’dır.

Çelebi Hüsameddin, Mesnevi’nin yazılmasına sebep olmuştur.
Mevlâna, hayatının sonuna dek Mesnevi yazdırmaya devam etmiştir.

17 Aralık 1273’te (Pazar günü) vefat etti.

Mevlâna, dünyadan dünyalıktan yüz çevirmişti. Tam dervişane bir hayat sürdü. (s. 104)

Mevlâna’nın eserleri; Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Mâfih, Mecalis-i Seb’a ve Mektûbât
Tıraşname, Aşkname, Resail-i Âfak ve Enfüs, Risale-i Akaid adlarında küçük risaleler ona isnat edilmişse de gerek içerik gerekse biçim özellikleri bakımından Mevlâna ile ilgileri yoktur.

Mesnevi
6 cilt ve 25.618 beyittir.
Mesnevi nazım biçiminde söylendiği için bu ad ile anılır.
Esrin ilk 18 beytini bizzat kendisi yazmış, geri kalanını Çelebi Hüsameddin’e yazdırmıştır.
Bir konunun iyice anlaşılması için bir hikâye anlatmaya başlayan Mevlâna, hikâyeyi bitirmeden çeşitli hikmetli sözler ve hatta başka bir hikâyeden söz etmeye başlar. İlerleyen bölümlerde başladığı hikâyesini tamamlar. Aceleci insanlar, okumaya başladıkları hikâyenin sonuna sabredemedikleri için eseri anlamakta zorluk çekmektedirler.

Mesnevi’de Hakim Senâî ve Attar’ın etkisi açıkça görülür.
Mesnevi söylenirken, Attar’ın İlahiname’si örnek alınmıştır. (s. 377)

Divan-ı Kebir
Eserde gazeller, terciler, mülemmalar ve rubailer bulunur.  
Eser, Divan-ı Şems ve Külliyat-ı Şems olarak da tanınır.
Değişik yazmalarda beyit sayıları farklı çıkmaktadır. Bazı yazmalarda beyit sayısı 50 bine ulaşırken, Konya’daki en eski yazma nüshada 21.366 beyit vardır. Eserin tamamı hakkında kesin bilgiye sahip değiliz.

Fihi Mâ Fih
Çeşitli konulardaki konuşmalarından oluşur.

Mecalis-i Seb’a
Yedi ayrı vaazı içerir.

Mektubat
147 mektuptan oluşur.

Ötüken Yayınları

4. baskı, 2003

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder