16 Mart 2012 Cuma

Kárhozat (1988)

Kárhozat (1988) - Béla Tarr







Kész az egész, by Mihály Víg 

Kész az egész
Mindennek vége,
Vége már és
Nem lesz másik
Nem lesz jó
Soha már
Soha talán.

Kész, ez kész.
Talány, hogy honnan lesz új,
Hogy honnan jön el, ha jön,
Vagy nem jön el soha már.
Soha talán.

Ez van, ezt kell szeretni.
Most már mit lehet tenni,
Torkodra forr szavad,
Elmenned nem szabad
Elmenned nem lehet,
A rendőröd leszek,
Az erő engem szeret,
Te csak velem lehetsz.

Tőle és vele van a lélek,
Neki lelkesülnek a dolgok,
Nélküle minden kopár,
Vele meg teljes és boldog,
Hogy lenne vége, szamár,
Soha már, soha talán.

Ennek rég vége már,
Jó hogy nirvána vár,
(Vár a Nirvána bár)
Jó hogy nem fogok lenni,
Ez van, ezt kell szeretni.

Kész, ez kész, nincs vége,
Vége már.
Nem múlhatott el és nem fog
Elmúlni soha már. Soha talán.
Talán soha már.



Bitti

Her şey bitti.

Bitti.

Başkası olmayacak.

İyi olmayacak.

Asla olmayacak.

Hiçbir zaman.

Belki hiçbir zaman.

Kabus gibi...

...her şey.

Belki...

Yeni aşkım nerede?

Gelecekse bir gün, nereden gelecek?

Gelmeyecek mi?

Yine mi?

Asla mı?

Al ya da bırak, işte sorumlu olduğun bu.

Ne yapabilirsin?

Kelimelerini kaybettin.

Henüz bırakamadın.

Uzun zaman önce bitti.

Ütopyanın var olduğunu bilmek, ne güzel!

Bilmek ne güzel!

Artık burada olmayacak.

Al ya da bırak.

Söyle aşkım, neden?

Bitti mi şimdi?

Başkası olmayacak.

İyi olmayacak.

Asla olmayacak.

Belki hiçbir zaman.

Ruhumu çaldın.

Her şey istediğin yolda gidiyor.

Onsuz dünya kıraç.

Onunla yaşam dolu ve mutlu.

Ahmak.

Asla olmayacak.

Belki hiçbir zaman.

Bitti.

Her şey bitti.

Sonu yok.

Sonu yok şimdi.

Solamaz...

...solmayacak, aşkımız.

Asla olmayacak.

Belki de asla.

Belki de artık değil.





"Boruyu çalarak, her şeyi hazır ettiler.

Kimse savaşa gitmedi, gazabım kalabalığın üstündeydi çünkü.

Dışarısı kılıç, içerisi veba ve kıtlık.

Ülkedekiler kılıçla ölecek. Şehirdekiler kıtlık ve vebadan kırılacak.

Her kim hayatta kalır, kaçarsa dağlara gidecek.

Vadinin güvercinleri gibi; inleyecekler.

Günahlarında boğulacaklar.

Kollar bükülecek, dizler güçsüzleşecek. 

Korku tepelerine inecek.

Gümüş paralarını sokaklara atacaklar...

...altınları pislenecek.

Gümüş ve altın, Tanrı'nın gazabından koruyamayacak.

Açlıkları dinmeyecek, midelerini onunla dolduracaklar...

Günahların içine tökezleyerek düşecekler.

Sırtımı çevirdim onlara.

Benim değerli toprağımı kutsal sayacaklar.

Toprak kana doymuş, şehir şiddete.

Ulusların en kötüsünü getirdim, evlerinize sahip olmak için.

Terör gelince; barışı arayacaklar ama ortada barış olmayacak.

Peygamberden görüş isteyecekler...

Rahiplerin kanun öğretisi kaybolacak, ermişlerin tavsiyelerinin kaybolması gibi.

Toprağın insanlarının elleri titreyecek.

Ben de onların davranışlarına ve ölçülerine göre davranacağım. Yargılayacağım onları!

Sonra hepsi bilecek; benim Tanrı olduğumu."



15 Mart 2012 Perşembe

Harold Bloom (ed.) - Italo Calvino - Notlar

Harold Bloom - Italo Calvino - Notlar

Italo Calvino Bloom's Modern Critical Views, Chelsea House Publishers, 2001

 


Kitap Italo Calvino'nun yazıları üzerine İngilizce olarak mevcut en iyi eleştirilerin temsili bir seçkisini bir araya getiriyor.

 

Harold Bloom - Giriş

Nabokov, Borges, García Márquez, John Barth gibi yazarların temsil ettiği postmodern/büyülü gerçekçi çizgi gelecek nesiller için erişilebilirliğini kaybedecek…

Calvino’nun Görünmez Şehirler eseri, dönemsel eleştiri kuramlarının (göstergebilim, okur merkezli eleştiri) dar kalıplarını aşarak hayatta kalacaktır. Tıpkı Franz Kafka’da olduğu gibi, bu eser de edebiyatı saf romantizme, muhteşem türe ve spekülasyon diyarına geri döndürmektedir.

 

Kenoma (Kozmolojik Boşluk)

Kubilay Han’ın hüküm sürdüğü imparatorluk, çürüyen ve çorak bir "boşluk"tur (kenoma). Han ise bu çorak diyarda yaşayan bir Demiurge (eksikli/bozuk evrenin yaratıcısı) konumundadır.

Marco Polo’nun anlattığı Görünmez Şehirler, bu çorak kenomaya ait değildir; aksine orijinal Asıl Boşluk’tan (Abyss) fışkıran birer ruhani kıvılcımdır (pnöma). Şehirler birer kişiliği veya kadını değil; anıyı, arzuyu, baskıyı ve bastırılanın geri dönüşünü (Psikanalitik bağlam) temsil eder.

 

Anastasia / Arzu ile emeğin iç içe geçtiği "hain" şehirdir. İnsanlar arzularına şekil verdiklerini sanırken, aslında arzunun formunu alıp onun kölesi olurlar.

Berenice / Adiller ve adaletsizlerin şehri olan Berenice; aşkın (Eros) içinde nefreti, kıskançlığı ve ölüm dürtüsünü (Thanatos) barındırır. Adalet ile adaletsizlik, adil olma iddiasının getirdiği gurur ve kibir nedeniyle sürekli birbirine dönüşür. Gelecekteki tüm Berenice'ler, şu anın içinde üst üste bindiği için kaçınılmaz bir kabustur.

 

Marco Polo, Venedik’i kelimelerle sabitledikçe kaybettiğini söyler. Her konuşma ve tanımlama, aslında anlatılmak istenen özün yitip gitmesine yol açar.

Cehennemin ortasında kimin ve neyin cehennem olmadığını arayın ve öğrenin, sonra onlara katlanmalarını sağlayın, onlara yer açın.

 

"Gece Sürücüsü" öyküsü /

Karanlık bir otoyolda sevgilisine (Y) doğru süren anlatıcı, rakibi (Z) ve sevgilisi ile olan ilişkisinde özne olmaktan çıkıp birer "işarete/mesaja" dönüşür.

"Kendimizi kendi mesajlarımıza dönüştürmekten başka hiçbir durumu artık kabul edemiyorum" ifadesi, modern insanın kendi varlığını silip bir iletişim nesnesine dönüşmesinin komik ve trajik bir özetidir. Bu durum, bizi tekrar adil ile adaletsizin, aşk ile kıskançlığın birbirine karıştığı Berenice Şehri’ne geri götürür.

 

Gore Vidal - Muhteşem Calvino

Gore Vidal'ın 30 Mayıs 1974 tarihli The New York Review of Books dergisinde yayımlanan "Glorious Calvino" (Muhteşem Calvino) başlıklı inceleme yazısı…

 

Örümceklerin Yuvalandığı Patika (1947)

Calvino’nun ilk romanı, II. Dünya Savaşı sırasında partizanlara katılan Pin adında yalnız bir çocuğun gözünden anlatılır.

 

Calvino mekanları son derece canlı (yakın plan), ancak uzak mesafeleri bulanık (miyopça) tasvir eder.

Arkadaş özlemi çeken Pin’in bu hikayesi, insan doğasına dair karamsar ama coşkulu bir dille biter.

 

İkiye Bölünen Vikont (1952)

Bir top mermisiyle tam ortadan ikiye bölünen Vikont Medardo’nun hikayesidir (biri tamamen kötü, diğeri çekilmez derecede iyi iki yarım).

 

Yayıncıların bunu "modern insanın yabancılaşması" olarak sunar.

Aslında Platon'un "bütünlük" fikriyle ve Hristiyan iyilik/kötülük öğretileriyle dalga geçen, son derece esprili bir gönderimdir.

İki yarım birleştiğinde ortaya sıradan bir insan çıkar.

 

Arjantin Karıncası (1952) ve Kirli Hava (1958)

Vadiyi istila eden karıncalarla mücadele eden ailenin hikayesi Kafkaesk, trajikomik ve yirminci yüzyıl edebiyatının zirve örneklerinden biridir.

İnsanlığın doğayı yok etmesini, sanayi dumanının her şeyi griye boyadığı bir şehir üzerinden anlatır. Havadaki radyasyon ve kirlilikle mücadele eden derginin patronu, aslında kirliliği üreten sanayicinin kendisidir.

 

Varolmayan Şövalye (1959)

Kendisi var olmayan ama zırhın içindeki iradesiyle kusursuz bir asker olan Agiluf’un hikayesidir. Metin, "ben/o", "varlık/yokluk" ve şeyleri isimler üzerinden kategorize etmenin nedensizliğini sorgular.

Rahibe Theodora’nın anlatımı üzerinden Calvino, yazma eyleminin kendisini ve kurgunun sınırlarını ironik bir dille tartışır.

 

Gözlemci (1963) ve Kozmokomik Öyküler (1965)

Gözlemci / Bakımevindeki engelli/hasta kişilerin oy kullanma sürecini izleyen bir Komünist Parti sandık gözlemcisinin (Amerigo Ormea) içsel sorgulamalarıdır.

 

Calvino, üslup değiştirerek evrenin, ışığın ve atomların oluşumunu Qfvfq karakterinin ağzından mizahi ve fantastik bir "süper çizgi roman" tarzında sunar.

 

Calvino Paris’e taşınmasıyla birlikte Roland Barthes, göstergebilimciler ve Yeni Roman (Nouveau Roman) etkisine girer.

Qfvfq'in uzayda ilk işareti koyma takıntısı, anlam ve form yaratma arzusunun bir temsilidir. Ancak rakibi Kgwgk ile girdiği işaret savaşı, sanatçının formla alay etmesine, biçimi bozmasına ve sonunda uzayın anlamsız işaret yığınlarıyla kaplanmasına yol açar.

 

Zaman ve Avcı kitabında Nathalie Sarraute’un "viskoz", "magma" gibi takıntılı sözcüklerinin ve Alain Robbe-Grillet’nin nesnel-soğuk betimleme tekniklerinin Calvino’nun özgün üslubunu gölgeledi.

 

"Kovalama" ve "t sıfır"

Bir trafik ışığında bekleyen iki arabanın kovalamacası ya da aslanın okla vurulma anını matematiksel/olasılıksal denklemlere dökme çabası "aşırı akademik, yapay ve sıkıcıdır.

 

Görünmez Şehirler

Görünmez Şehirler, Calvino’nun çokluk ile birlik (tekil ile tümel) arasındaki gerilimini uzlaştırdığı başyapıtıdır. Kubilay Han’ın amblemler arasında bir ambleme dönüşmesi ve Marco Polo’nun "cehennemin ortasında cehennem olmayanı aramak" üzerine son sözü, yazarı dönemin tüm İngiliz ve Amerikalı çağdaşlarının ötesine taşır.

 

Angela M. Jeannet - Italo Calvino'nun Görünmez Şehri  

Etrüsk, Roma, Rönesans ve modern dönem boyunca "insan topluluğu/şehir", İtalyan düşüncesinin ve yaşamının değişmez bir parçasıdır.

Calvino, bu köklü geleneksel damarı çağdaş edebiyata taşıyan ve karmaşık yapısal tekniklerle yeniden yorumlayan kilit bir figürdür.

 

Calvino’nun ilk romanı Örümcek Yuvalarına Giden Yol (1947) ile başlayan süreçte, insan bilinci ile onun içinde var olduğu çevre/toplum arasındaki ilişki temel mesele olmuştur.

Calvino’da kasaba veya şehir yalnızca bir mekân değil, karakterlerin zihninde taşıdığı canlı bir varlıktır.

 

Görünmez Şehirler’de kurgu Tatar hükümdarı Kubilay Han ile gezgin Marco Polo arasındaki diyaloglar üzerinden şekillenir.

9 bölümden ve 55 hayali şehirden oluşan kitap, kelime kombinasyonları ve sayı dizileriyle (1, 2,1, 3,2,1...) katı bir matematiksel/oyunbaz kurgu sunar.

 

Şehirler somuttur ancak "görünmezdir"; çünkü bir şehrin gerçek kimliğini anlamak için onun görünen mimarisinin arkasındaki sembolleri, arzuları, hafızayı, dili ve insan ilişkilerini ("satır aralarını") okumak gerekir.

 

Anlatılan tüm dişi isimli şehirler (Zaira, Anastasia, Armilla, Berenice vb.), Marco Polo'nun zihninde taşıdığı, kaybolan ve sürekli yeniden yaratılan Venedik'in farklı birer yansıması veya parçasıdır.

 

Yaşayanların cehennemi gelecekte olacak bir şey değildir; eğer varsa, zaten burada, her gün içinde yaşadığımız, birlikte oluşturduğumuz cehennemdir. Buradan kurtulmanın iki yolu vardır:

Kolay olanı: Cehennemi kabul etmek ve onun parçası haline gelip onu artık görmemek.

Zor ve riskli olanı: Cehennemin ortasında kimin ve neyin cehennem olmadığını araştırmak, öğrenmek; sonra da onlara alan açıp yaşamalarını sağlamak.

 

Teresa de Lauretis - Göstergebilimsel Modeller, Görünmez Şehirler

Calvino; seyahatname, macera hikâyesi ve Doğu masal geleneklerini (Binbir Gece, Decameron vb.) kullanır. Ancak bu geleneksel kalıpların içini boşaltır. Kitapta klasik anlamda aksiyon, olay örgüsü, karakter gelişimi veya kronolojik bir coğrafi rota yoktur.

9 bölüm ve 11 kategoriye dağıtılmış 55 şehir, Decameron gibi klasik metinlerdeki mutlak ve kutsal numerolojiyi taklit eder. Ancak Calvino’da bu matematiksel düzen alegorik/dini bir zorunluluk değil, farklı kombinasyon olanaklarını sınayan oyunbaz ve estetik bir kurgudur. Böylece anlatının yerleşik mantığı ve burjuva okur beklentileri yapısöküme uğratılır.

 

Yuri Lotman’ın modeline göre metin, kelimelerin artzamanlı diziliminden ziyade bir resim veya film karesi gibi durağan ("kararlı durum") şehir tasvirlerinden oluşur. Her şehir (Zaira, Tamara, Eudoxia...), kendinden önceki şehrin unsurlarının yer değiştirmesiyle elde edilen resimsel bir dönüştürmedir (transformation).

 

Metindeki şehir kategorileri, sinematik bir erime/geçiş etkisi ve müziğin füg formuna benzer bir ritimle 9 bölüme serpiştirilmiştir. Calvino, doğal dilin sınırlarını zorlayarak metne ikonik ve müzikal boyutlar ekler; böylece yazılı metni adeta bir kavramsal sanat nesnesine dönüştürür.

 

Freud’un algı sistemini açıklamak için kullandığı "balmumu levha üzerindeki selofan kağıt" (Mistik Yazı Defteri) metaforu, Calvino’nun metin inşasına uyar. Şehirlerin yazılıp silinmesi, süreksiz anlatı parçaları ve Polo ile Han arasındaki diyaloglar aracılığıyla zihnimizin algı ve hafıza akışı taklit edilir.

 

Metindeki tüm dişi isimli görünmez şehirler, aslında bilincin altındaki kök/arketipsel şehrin —Venedik'in— birer gölgesi, parçası veya yer değiştirmesidir (metonimik dolaşım). Polo’nun anlattığı her şehir, ulaşılmak istenen ama sürekli ertelenen, yokluğun ve arzunun metaforudur.

 

Calvino’nun kurduğu dünya, sabit bir kozmos değil; işaretlerin, belirsizliklerin ve sürekli yenilenen kodların diyalektik etkileşiminden doğan açık bir "kaosmos"tur.

 

Olga Ragusa - Çağdaşlığın Tekrarlanan Fethi

Calvino (tıpkı Pirandello gibi), eserlerinin felsefi soyutlamalardan veya hazır ideolojik reçetelerden değil, görüntülerden (images) doğduğunu vurgular. Ancak Pirandello'nun aksine bunu öfkeli bir savunma olarak değil; ironik, mesafeli ve dingin bir hafiflikle sunar.

 

Calvino / Romantik "çilekeş şair" imgesini yıkmıştır. Einaudi Yayınevi’ndeki editörlük yılları, gazetecilik tecrübesi ve çağdaş yayıncılık dünyasıyla kurduğu organik bağ; onu fildişi kulesine çekilen bir sanatkâr değil, modern dünyayla uyumlu bir "akademik/kültürel operatör" yapmıştır.

 

Gerçekliğin bir kopyasını veya fotoğrafını çekmek yerine, hayatın karmaşasına "eşdeğer" yeni bir dilel ve kavramsal dünya inşa eder.

 

Görünmez Şehirler: 9 bölüm ve 11 kategoriye dağıtılmış 55 hayali şehir; Decameron veya İlahi Komedya’nın sayısal simetrisini taklit eder ama onu katı dogmalardan arındırır. Her şehir, yokluğun, arzunun ve bilincin kök şehri olan Venedik'in farklı birer dönüşümüdür.

 

Tarot kartlarının rastlantısal diziliminden doğan hikâyelerle göstergebilimsel bir deneye dönüşür. Gösterenler ile gösterilenler arasındaki ilişki tersine çevrilir; resim metnin illüstrasyonu değil, metnin doğuş kaynağı olur.

 

Eco’nun tanımıyla Calvino’nun metinleri hazır cevaplar sunan "kapalı" yapıtlar değil; okuyucuyu sürece dahil eden, çok katmanlı, belirsizlikler içeren ve sürekli soru üreten "açık yapıt" örnekleridir.

 

Linda C. Badley - Calvin nişanlı: Direniş Olarak Okumak Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu

Calvino’nun anti-faşist direniş tecrübesinden doğan ilk romanı Örümcek Yuvasına Giden Yol (1947), onun toplumcu/Marksist ve neo-realist köklerini temsil eder. Ancak zamanla bu çizgiden uzaklaşmıştır:

1950'ler: Atalarımız üçlemesi ile masalsı kurgulara yönelmiştir.

1960'lar: Kozmik Çizgi Romanlar ile bilimkurgu-fanteziye kaymıştır.

1970'ler: Kesişen Kaderler Kalesi ve Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu ile üstkurmaca (metafiction) ve yapısalcı oyunlara odaklanmıştır.

 

Pek çok eleştirmenin değerlendirmesi: Calvino’nun politik angajmandan ve toplumsal mücadeleden uzaklaşıp biçimsel/yapısalcı oyunların içinde "tükenmişlik edebiyatına" yenik düştüğü şeklindedir.

 

Calvino için karşı çıkılması ve direnilesi ana unsur artık sadece "faşizm" değil, kitle iletişim araçları, yayıncılık endüstrisi, mekanikleşme ve kitle kültürünün düzen arzusu (entropi) haline gelmiştir.

 

Calvino, tarot kartlarını veya bilgisayar algoritmalarını bir "hikâye üretim makinesine" dönüştürme eğilimiyle kendisinin de bu mekanikleşme tuzağına çekildiğini itiraf eder.

 

Roman, Roland Barthes’ın S/Z ve Metnin Keyfi (Le Plaisir du texte) yapıtlarıyla doğrudan diyalog halindedir. Barthes’ın merkeze koyduğu "okur tarafından üretilen/yazılan metin" kavramı Calvino’nun kurgusunun merkezindedir.

Roman doğrudan okuyucuya hitap eder ("Italo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlamak üzeresiniz..."). "Sen" (Okuyucu), televizyonu kapatıp kitabı açarak kitle iletişiminin edilgenliğine ilk direnişi gösterir.

 

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Calvino’nun toplumsal mücadeleyi bıraktığı bir "postmodern kaçış" değil; aksine direnişin mecrasını politik eylemlerden "okuma fenomenolojisi"ne taşıdığı olgunluk yapıtıdır. Okumak; mekanikleşmiş, tüketim odaklı ve sansürlü bir dünyada bireyin kendi öznelliğini ve diğer insanlarla kurduğu otantik bağı koruma yöntemidir.

 

Seamus Heaney - Şehvetli Filozof: Bay Palomar

Kitap üç ana bölümden (Bay Palomar'ın Tatili, Bay Palomar Şehirde, Bay Palomar'ın Sessizlikleri) oluşur. Her ana bölüm 3 alt bölüme, her alt bölüm de 3 küçük metne ayrılır (toplam 27 metin).

 

Adını ABD'deki ünlü Palomar Dağı Gözlemevi'nden ve teleskobundan alan Bay Palomar; hem nesnel dünyayı gözlemleyen bir "göz" hem de düşünen bir "Ben"dir (ego).

Palomar dünyayı incelemek için bir mercek gibi başlar; ancak zamanla bu mercek, kendi zihninin tereddütlerini ve kendini düzeltmelerini yansıtan bir aynaya dönüşür.

Calvino, tekbenciliğe (solipsizm) düşmeden şu felsefi soruyu sorar: Eğer insan dünyanın bir parçasıysa, dünyaya bakan ego aslında dünyanın yine kendisine baktığı bir pencere değil midir?

 

Kitap felsefi ve soyut bir derinliğe sahip olsa da; çimenler, peynir dükkânları, kaplumbağaların çiftleşmesi, sığırcık sürüleri ve kertenkeleler gibi somut, duyusal ayrıntılarla doludur.

 

Kitabın son metni olan "Ölmeyi Öğrenmek" bölümünde Palomar bakışını tamamen içe çevirir. Var olmamak ile ölü olmayı birbirine karıştırmadan, ölüm anını ve sonrasını gözlemlemeye çalışır.

Calvino; tıpkı ip üstünde yürüyen bir cambaz gibi yüksek entelektüel boyutlarda gezinirken güvenlik ağını kaldırır ve okuyucuyu evren karşısındaki o ilkel, katıksız "merak ve hayret" hissiyle baş başa bırakır.

 

John Dolis - Calvino'nun Kozmik çizgi romanları

Modern bilim, teknolojiyi kendi hizmetinde tuttuğunu iddia eder. Oysa metin, esasen bilimin teknolojinin (techne / kurgulama / yapma) bir hizmetkarı olduğunu ve "nesnel gerçeklik" iddiasının özne ile nesne arasında yapay bir ayrım yarattığını savunur.

Parçacık fiziği (Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi, Bohr’un Tamamlayıcılık İlkesi), gözlemlenen nesne ile gözlemci özneden bağımsız bir "nesnel gerçeklik" olmadığını gösterir. Gözlemci olayın bir parçasıdır; dolayısıyla gerçeklik, özne ile nesnenin kesiştiği yerde kurgulanır.

 

Calvino, kuantum fiziğinin bu bütünsel mantığını tersine çevirerek maddeden konuşma hakkı verir. Anlatıcı Qfvfq, evrenin henüz tek bir noktada sıkışmış olduğu Big Bang öncesinden günümüze kadar var olan kolektif bir anlatı bilincidir.

 

Metinde “Gözlenen, gözlemci olur” ilkesi işler. Maddenin kendisi bir "söylem meselesi" (res) haline gelir. Kozmik süreçler nesnel olgular olarak değil, öznelliğin ve dilin kurgusu olarak deneyimlenir.

Qfvfq'nin uzayda iki yüz milyon yıl sonra bulmak üzere koyduğu "ilk işaret" (uzaydaki çizik), dilin doğasını simgeler. İşaret olmadan düşünce, düşünce olmadan işaret imkansızdır (tavuk-yumurta paradoksu).

Orijinal işaret zamanla silinir ve Kgwgk adlı "Öteki" tarafından taklit edilir. Hakikat, orijinalinin saflığında değil, taklitlerin, farkların ve göstergelerin çoğalmasında saklıdır. Öznenin kimliği ve arzusu, Öteki’nin varlığıyla biçimlenir.

 

Fenomenin ötesinde gizli bir "kendinde şey" (numen) ya da gizli değişken yoktur. Gerçeklik tamamen görünüşe, deneyime ve söyleme aittir.

Kitabın sonundaki yumuşakça (kabuk) hikayesinde olduğu gibi; göz, kabuğun/biçimin oluşmasıyla ortaya çıkar. Biçim, bakışı ve algıyı yaratır.

 

Bohr: "Büyük bir gerçeğin tersi de doğrudur." Calvino’nun kurgusu, bilimsel nesnellik iddiasını baş aşağı ederek gerçekliğin ancak kurgu (poiesis) aracılığıyla anlam kazandığını gösterir.

 

Michael Wood - Uzakta Saklı: Calvino Okumak

Calvino’ya göre yazdığınızda "her zaman yanlış kitabı yazarsınız." Gerçeklik ve ifade edilmek istenen şey o kadar karmaşık, sınırsız ve kaypaktır ki, dil her zaman onu eksik tutar. Ancak bu bir yenilgi değil; aksine edebiyatı mümkün kılan şeydir. "Yanlış kitap" da doğru olabilir.

 

Calvino dili sever, ama ona güvenmez. Dil çoğu zaman bir başarıdan ziyade bir başarısızlık biçimidir. Hamlet’in tragedyasındaki gibi: Hamlet öldürmekte başarısız değildir, tam aksine sürekli yanlış kişileri öldürür. Edebiyat da doğru anlamı yakalamaya çalışırken hep "başka" bir şeyi tecrübe eder.

 

Görünmez Şehirler / Marco Polo ile Kubilay Han arasındaki diyalog, dilden amblemlere, el-kol hareketlerine ve en nihayetinde sessizliğe doğru akar. Sözcükler nesnel verileri iletmekte başarılıdır ancak gündelik hayatın ve hislerin özünü taşımakta eksik kalır.

Kubilay Han imparatorluğunu satranç tahtasındaki boş karelere (hiçliğe) indirgediğinde, Marco Polo o boş tahta parçasının üzerindeki ağaç dokularını, kuraklık halkalarını ve böcek izlerini okur. Calvino burada bize şunu gösterir: Edebiyat ve dil, orada olmayan şeylerin (geçmişin, yokluğun, potansiyelin) izlerini okuma sanatıdır.

 

Mükemmel kent yoktur; ama cehennemin ortasında cehennem olmayanı aramak ve ona yer açmak bir sorumluluktur.

 

Kesişen Kaderler Kalesi / Konuşma yetisini kaybeden (dilsizleşen) gezginler, hikayelerini Tarot kartlarını dizerek anlatırlar. Kartların belirsizliği bir kısıtlama değil, aksine hikayelerin birbirini kestiği sonsuz bir imkan alanıdır.

 

Borges’in "dünyanın haritasını çizerken kendi yüzünü çizen adam" benzetmesinde olduğu gibi, Calvino’da da çok fazla hikaye anlatan kişi kendi kişisel hikayesini masalların ve kartların tozuna karıştırarak kaybeder.

Sanat, sıfırdan yaratmaktan ziyade mevcut işaretleri yeniden düzenleme (bir hokkabaz gibi nesneleri dizip karıştırma) işidir.

 

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’daki Bay Cavedagna’nın provayı masaya koyarken hissettiği o kırılganlık ("sanki en ufak bir sarsıntı harflerin sırasını bozacakmış gibi"), Calvino’nun edebiyata ve yazılı kültüre duyduğu saygının ve onun ne kadar kırılgan bir mucize olduğuna dair inancının simgesidir.

…

 

Kronoloji

15 Ekim 1923'te Küba'nın Santiago de Las Vegas kentinde botanikçi Mano Calvino ve Eva Mameli Calvino'nun çocuğu olarak dünyaya geldi.

Aile İtalya'ya dönerek Riviera kasabası San Remo'ya yerleşti. Calvino, babasının ders verdiği Torino Üniversitesi'ni çevreleyen bilimsel ve özgür düşünceli atmosferde büyüdü. Ortaokuldan sonra üniversitenin Fen Fakültesi'ne kaydoldu.

 

İkinci Dünya Savaşı: İtalyan ordusuna katılma emirlerini hiçe sayarak direnişe katıldı. İki yılını Deniz Alpleri'nde partizan olarak Alman ve İtalyan faşistleriyle savaşarak geçirdi.

 

İtalyan Komünist Partisi üyesi olarak Torino'ya döndü; L'Unità gibi solcu dergilerde yazılar yazdı. Fen çalışmalarını bırakıp Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Torino'da Elio Vittorini, Cesare Pavese, Natalia Ginzburg ve Carlo Levi ile yakın dostluklar kurdu.

 

Joseph Conrad üzerine hazırladığı tezle mezun oldu. Pavese ve Ginzburg tarafından organize edilen Giulio Einaudi Yayınevi'nde editör olarak çalışmaya başladı.

 

1947: İlk romanı Örümcek Yuvasına Giden Yol (Il sentiero dei nidi di ragno) yayımlandı.

1949: Kısa öykülerinden oluşan En Son Karga Gelir (Ultimo viene il corvo) yayımlandı.

1950: Cesare Pavese intihar etti. Calvino bu kayıptan derin bir şekilde etkilendi ve sosyalist bağlılığının azaldığını hissetti.

1952: İkiye Bölünen Vikont (Il visconte dimezzato) ve "Arjantin Karıncası" (La formica argentina) yayımlandı.

1954: Savaşa Giriş (L'entrata in guerra) yayımlandı.

1955: Einaudi tarafından yayımlanan Afrika Masalları cildi için önsöz yazdı.

1956: İtalyan Masalları (Fiabe italiane) yayımlandı.

1957: Komünist Parti'den istifa etti. Emlak Spekülasyonu (La speculazione edilizia) ve Ağaçlardaki Baron (Il barone rampante) yayımlandı.

1958: La nuvola di smog ("Duman Bulutu") yayımlandı.

1959: Vittorini ile birlikte Il Menabò dergisini kurdu. ABD'ye gerçekleştirdiği ilk ziyarette Kenneth Rexroth ve Lionel Trilling ile tanıştı. Varolmayan Şövalye (Il cavaliere inesistente) ve Hikayeler (I racconti) cildi yayımlandı.

1960: İkiye Bölünen Vikont, Ağaçlardaki Baron ve Varolmayan Şövalye, Atalarımız (I nostri antenati) adıyla üçleme olarak yayımlandı. Bu baskının önsözünde gerçekçilikten ayrılışını savundu.

1963: Marcovaldo ya da Şehirde Mevsimler (Marcovaldo ovvero Le stagioni in città) ve Gözlemci (La giornata d'uno scrutatore) yayımlandı.

1964: Paris'te yaşamaya başladı; Claude Lévi-Strauss, Michel Foucault ve Roland Barthes ile tanıştı. UNESCO tercümanı Chichi (Esther Judith Singer) ile evlendi.

1965: Kozmokomik Öyküler (Le cosmicomiche) yayımlandı.

1966: Pavese ile olan yazışmaları yayımlandı. Dostu Elio Vittorini hayatını kaybetti.

1967: Sıfır T (Ti con zero) yayımlandı.

1968: Vittorini ile olan yazışmaları yayımlandı.

1969: Kesişen Kaderler Kalesi / Tarot (Il castello dei destini incrociati) yayımlandı.

1970: Zor Sevdalar (Gli amori difficili) adı altında eski öyküleri yeniden basıldı.

1972: Premio Feltrinelli Ödülü'ne layık görüldü. Görünmez Kentler (Le città invisibili) yayımlandı.

1973: Kesişen Kaderler Kalesi genişletilmiş baskısıyla yayımlandı.

1979: Bir Kış Gecesi Eğer Bir Gezgin (Se una notte d'inverno un viaggiatore) yayımlandı.

1980: Ailesiyle birlikte Roma'ya taşındı. Edebiyatın Kullanımları (Una pietra sopra) yayımlandı.

1981: Bir Kış Gecesi Eğer Bir Gezgin'in William Weaver tarafından yapılan İngilizce çevirisi yayımlandı.

1982: William Weaver, Pace Gallery sergisi için Calvino'nun Saul Steinberg üzerine yazdığı metni çevirdi.

1983: Palomar yayımlandı.

1984: Harvard Üniversitesi'nin Charles Eliot Norton Kürsüsü derslerini (Gelecek Binyıl İçin Altı Öneri) vermek üzere davet edildi.

1985: 5 Eylül'de felç geçirdi ve 19 Eylül'de Siena'da hayatını kaybetti.

…


Susan Farrell - Kurt Vonnegut - Notlar

Susan Farrell - Kurt Vonnegut - Notlar

Hayatına ve Eserlerine Dair Edebi Bir Rehber

Kurt Vonnegut, A Literary Reference to His Life and Work, Facts On File Inc, New York, 2008

 


Giriş

Gerçekçilik karşıtı (anti-realist) romanlarıyla postmodern edebiyatın başlamasına katkı sağlamıştır. High-culture (yüksek kültür) ile low-culture (kitle/popüler kültürü) arasındaki sınırları bulanıklaştırmıştır (Andy Warhol'un pop-art eserleri gibi).

 

"Öyleyse" (So it goes) kalıbı, "Billy Pilgrims" veya "Ice Nine Kills" gibi rock grubu isimleri ve daktilo üslubu Amerikan kültürüne mal olmuştur.

 

Çizimler, şakalar, bilimkurgu ögeleri, karikatürize karakterler ve özellikle üstkurmaca (metafiction — kurgunun kendi yapaylığına dikkat çekmesi) tekniklerini kullanmıştır.

 

Cornell'de bilim okumasına rağmen bilgisayar yerine daktilo, e-posta yerine geleneksel posta kullanmayı tercih etmiştir.

 

Vonnegut'un karakterleri (Paul Proteus, Howard W. Campbell Jr., Eliot Rosewater, Billy Pilgrim, Dwayne Hoover, Wilbur Swain vb.) genellikle yalnız, şaşkın, çaresiz ve kaderin kurbanı olan "temelde iyi niyetli" insanlardır.

Kurtarmaya çalıştıkları dünya veya kurdukları ütopik sistemler çökse bile Vonnegut, bu karakterlere ve onların "düzgün insan olma" çabalarına büyük bir şefkat ve sevgi besler.

 

Örgütlü dine, otoriteye, insanı harcanabilir gören askeri bilime ve vahşet uygulayan hükümetlere karşı sert eleştiriler getirmiştir.

 

Bu rehber kitap Vonnegut’un tüm külliyatını (14 roman, 50 kısa öykü, denemeler, oyunlar vb.) inceler.

…

 

Biyografi

Kurt Vonnegut Jr., 11 Kasım 1922'de Indianapolis, Indiana'da doğdu. Ailesi, 19. yüzyılın ortalarında Almanya'dan Amerika'ya göç eden eğitimli, tüccar ve mimarlardan oluşuyordu.

Vonnegut, çocukluğunda dinsel bir isyan yaşamadığını söylerken "Örgütlü din hakkındaki çirkin görüşlerimi annemin dizinde öğrendim" ifadesini kullanmıştır.

 

Kalabalık aile masasında sesini duyurabilmek için şakalar yaptığını belirten yazar, "birinin onu dinlemesini sağlamanın tek yolunun şakalar yapmak olduğunu" dile getirir.

 

Babası ve ağabeyi Bernard'ın bilim odaklı yönlendirmesiyle Cornell Üniversitesi'nde biyokimya okumaya başladı. Ailesi edebiyatı "çok fazla önemsiz mücevher" olarak görse de Vonnegut bilimde zorlandı ve okul gazetesi The Cornell Daily Sun'da yazarlığa yöneldi.

 

14 Mayıs 1944 Anneler Günü hafta sonunda annesi Edith aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti. Vonnegut, annesinin dergilere öykü satma çabalarına değinirken onun "kaygan dergilerin gerektirdiği bayağılık konusunda hiçbir yeteneğinin olmadığını" ifade eder.

 

Savaşta esir düşen Vonnegut, Müttefiklerin Dresden bombalamasından bir beton mezbahada sağ kurtuldu. Bu tecrübe, 20 yıl sonra yazacağı başyapıtı Mezbaha-Beş'in temelini oluşturdu.

 

Savaş dönüşü Jane Cox ile evlendi ve Şikago Üniversitesi'nde antropoloji eğitimi aldı. Dr. Robert Redfield'ın küçük, birbiriyle dayanışma içindeki "halk toplulukları" teorisinden derin bir şekilde etkilendi.

 

Schenectady'deki GE halkla ilişkiler biriminde çalışırken ilk öyküsü "Barnhouse Etkisi Üzerine Rapor"u Collier's dergisine sattı. Dergi editörünün ödemesi sonrası "G.E.'yi bırakma zamanının geldiğini" anladı.

 

1952'de yayımlanan ilk romanı Oyuncu Piyano, otomasyonun insan üzerindeki etkilerini işledi. Ancak bu eser yüzünden ciddi eleştirmenlerce "bilim kurgu etiketli bir dosya çekmecesinin başı dertli bir sakini" olarak kategorize edildi.

 

1958'de kız kardeşi Alice ve eniştesinin 48 saat arayla ölmesi üzerine Vonnegut, ablasının üç yetim çocuğunu evlat edindi.

 

Titan'ın Sirenleri (1959), Anneler Gecesi (1962) ve kıyamet maddesi buz-dokuz'u konu alan Kedi Beşiği (1963) ile üniversite gençliği arasında kült takipçiler kazandı. Terry Southern Kedi Beşiği için "melodramatik saçmalıklardan çok daha ilgi çekici ve anlamlı bir çalışma" yorumunu yaptı.

 

1969'da yayımlanan Mezbaha-Beş, Billy Pilgrim'in zamanda sıçramalarını ve Dresden yıkımını anlatarak en çok satanlar listesine girdi ve Vonnegut'a finansal özgürlük getirdi.

 

Üstkurgusal eseri Şampiyonların Kahvaltısı (1973) büyük popülerlik kazandı. Bu dönemde eşinden ayrıldı, Jill Krementz ile yaşamaya başladı; oğlu Mark geçirdiği zihinsel krizden iyileşerek tıp doktoru oldu.

 

Galapagos (1985), Mavi Sakal (1987), Hokus Pokus (1990) ve son romanı Zaman Depremi (1997) yayımlandı. Sanatçı Joe Petro III ile serigrafi baskı resim çalışmaları yaptı.

 

2005'te yayımlanan Ülkesi Olmayan Bir Adam eserinde mizahın "hayatın ne kadar berbat olabileceğini ertelemenin bir yolu" olduğunu belirtti.

Vonnegut, 11 Nisan 2007'de düşmeye bağlı kafa travması nedeniyle vefat etti.

 

Vonnegut'un Eserler

 

Romanlar

Anneler Gecesi (Mother Night, 1962)

İsrail hapishanesinde yargılanmayı bekleyen Amerikalı çifte ajan ve Nazi propagandacısı Howard W. Campbell Jr.'ın itiraflarıdır.

Nasıl davranıyormuş gibi davrandığınıza çok dikkat etmeniz gerekir... çünkü bir gün uyanıp ne olduğunuzu keşfedebilirsiniz.

 

Deadeye Dick (1982)

12 yaşında kazara hamile bir kadını vuran Rudy Waltz'un suçluluk dolu yalnız yaşamı ve Midland City'nin bir nötron bombasıyla boşaltılması anlatılır.

 

Galapagos (Galápagos, 1985)

Kriz sonrası insanın 1 milyon yıl içinde fok benzeri, küçük beyinli canlılara evrilmesini Leon Trout'un hayaleti anlatır.

İnsanın büyük beyninin kendi türüne ve doğaya verdiği zararlar hicvedilir.

 

Hapishane Kuşu (Jailbird, 1979)

Watergate skandalına karışan Walter F. Starbuck'ın serbest kalışı, Sacco-Vanzetti davası ve Amerikan işçi hareketi tarihiyle hesaplaşmasıdır.

Sevgi başarısız olabilir ama nezaket galip gelecektir.

 

Hokus Pokus (Hocus Pocus, 1990)

Vietnam gazisi Eugene Debs Hartke'nin haksız yere hapsedildiği hapishanede seviştiği kadınlar ile öldürdüğü insanların eşit sayıda olduğu listeler tutması anlatılır.

 

Kedi Beşiği (Cat's Cradle, 1963)

Anlatıcı John'un atom bombasının yaratıcılarından Dr. Felix Hoenikker'in ailesini araştırması, San Lorenzo adasındaki diktatörlük, Bokonon dini ve tüm suları donduran kıyamet bileşiği "buz-dokuz"un dünyayı yok etmesi anlatılır.

Bokonon inancı "seni cesur, nazik, sağlıklı ve mutlu kılan zararsız yalanlar" (foma) üzerine kuruludur. İnsan hayatının absürtlüğü karşısında tek sığınak kara mizahtır.

 

Mavi Sakal (Bluebeard, 1987)

Yaşlı ressam Rabo Karabekian'ın Circe Berman sayesinde geçmişiyle yüzleşmesi ve gizli patates ambarındaki devasa tablosunu açması konu edilir.

 

Mezbaha-Beş (Slaughterhouse-Five, 1969)

Billy Pilgrim'in İkinci Dünya Savaşı esareti, Dresden bombalaması ve Tralfamadore uzaylılarınca kaçırılarak zamanda sürüklenmesi anlatılır.

Savaşın anlamsızlığını ve insan kıyımını otobiyografik unsurlar ve fanteziyle birleştiren bir başyapıttır.

 

Oyuncu Piyano (Player Piano, 1952)

Otomatikleşmiş geleceğin Amerika'sında Dr. Paul Proteus'un makinelerin insan onurunu yok etmesine karşı yürütülen gizli başkaldırıya katılması anlatılır.

İnsanların "küçük kutular tarafından yönetilmesinin sonuçlarına" verilen bir tepkidir.

 

Şakşak (Slapstick, 1976)

Birbirinden ayrılınca zekasını kaybeden ikiz kardeşler ve yalnızlığı yenmek için tasarlanan yapay geniş aileler anlatılır.

İkiz kardeşi Eliza ile bir araya geldiğinde deha oluşturan Wilbur Swain'in, ABD Başkanı olup yalnızlığa karşı yapay geniş aileler kurma projesi ve kıyamet sonrası New York'taki yaşamı anlatılır

.

Şampiyonların Kahvaltısı (Breakfast of Champions, 1973)

Delirmeye başlayan araba satıcısı Dwayne Hoover ile ucuz bilimkurgu yazarı Kilgore Trout'un Midland City Sanat Festivali'nde karşılaşması işlenir.

İnsanların makine olduğu yanılsaması eleştirilir. Minimalist ressam Rabo Karabekian'ın konuşmasıyla insanın kutsal özü savunulur.

 

Tanrı Sizi Korusun Bay Rosewater (God Bless You, Mr. Rosewater, 1965)

Milyoner Eliot Rosewater'ın servetini toplumsal açıdan işe yaramaz görülen yoksul ve yalnız insanlara dağıtması ve çevresindekilerin onu deli ilan etmesi işlenir.

Kapitalist sistemin acımasızlığı eleştirilir. Otomasyon çağında "hiçbir işe yaramayan insanlar nasıl sevilir?" sorusuna odaklanılır. Eliot'ın temel kuralı şudur: "Allah kahretsin, nazik olmalısın."

 

Titan'ın Sirenleri (The Sirens of Titan, 1959)

Mars'ın Dünya'yı istilasını ve insanlık tarihinin Tralfamadore gezegeninden gelen bir robot tarafından kontrol edildiğinin keşfini konu alır.

İnsanların dış güçlerin piyonu olma durumunu ve özgür irade yanılsamasını sorgular.

 

Özet:

Zengin playboy Malachi Constant, zaman-uzay bükülmesine (krono-senklastik infundibulum) yakalanıp geleceği gören Winston Niles Rumfoord ile tanışır. Rumfoord ona Mars'a, Merkür'e, Dünya'ya ve Titan'a gideceğini kehanet eder. Servetini kaybeden Constant Mars ordusuna katılır.

Mars'ta beyinleri yıkanmış ve kafalarına telsiz anteni takılmış askerlerden biri olan Unk (Constant), arkadaşı Stony Stevenson'ı öldürmeye zorlanır. Merkür mağaralarında Boaz ile mahsur kalır.

Dünya'ya döndüğünde Tamamen Kayıtsız Tanrı Kilisesi'nin kehanet ettiği "Uzay Gezgini" olarak karşılanır ancak nefret figürü olduğu anlaşılınca Titan'a sürgün edilir.

Titan'da robot Salo ile karşılaşırlar. İnsanlık tarihinin tek amacının Salo'nun bozulan uzay gemisine bir yedek parça sağlamak ("Selamlar" mesajı içeren) olduğu anlaşılır.

 

Zaman Depremi (Timequake, 1997)

Zamanın 10 yıl geriye fırlaması ve insanların geçmişi birebir tekrar yaşamak zorunda kalması üzerinden kader ve sanat sorgulanır.

 

Öyküler ve Derlemeler

 

2BRO2B

Yaşlanmanın çözüldüğü ve Dünya nüfusunun 40 milyarda sabit tutulmaya çalışıldığı bir gelecekte geçer.

 

"Adem"

Toplama kampından sağ çıkan Heinz Knechtmann'ın bebeğinin doğumundaki mucizevi sevinci etrafındaki Amerikalıların anlayamaması işlenir.

 

“Ambar Etkisi Raporu” (Report on the Barnhouse Effect)

Psikoloji profesörü Arthur Barnhouse, zihin gücüyle maddeleri kontrol edebildiğini (dinamopsikizm) keşfeder. ABD hükümeti bunu bir silah olarak kullanmak isteyince profesör ortadan kaybolur ve dünyadaki tüm silah stoklarını zihniyle yok etmeye başlar.

 

"Anımsatıcılar" ("Mnemonic")

Ofis çalışanı Alfred Moorhead'in katıldığı hafıza kliniğindeki senaryo tekniğiyle işinde terfi etmesi, fakat 43 maddelik listede hatırlamaya çalıştığı son güzel kadının gerçek hayattaki sekreteri Ellen olduğunu fark etmesi anlatılır.

 

“Anonim Aşıklar” (“Lovers Anonymous”)

Sheila Hinckley White, kütüphaneden kadın haklarını savunan "Boşa Geçen Kadın Seks veya Ev Kadınlığının Dolandırıcılığı" kitabını okuyunca kocası Herb ile evdeki rolleri değiştirir.

 

Askerin Hikayesi (A Soldier's Story)

Stravinsky'nin eserinin güncellenmiş halidir. İkinci Dünya Savaşı'nda savaştan kaçan er Eddie Slovik'in kurşuna dizilmesini konu alır.

 

“Aşk İçin Bir Gece” (A Night for Love)

İşçi sınıfından Whitman'lar ile zengin Reinbeck'lerin kesişen hayatlarını işler.

Vonnegut romantizm hakkındaki duygusal fikirleri yıkarak, uzun birlikteliklerin ve arkadaşlığın gerçek evliliği oluşturduğunu gösterir.

 

Bagombo Enfiye Kutusu (Bagombo Snuff Box)

Amerikan banliyö yaşamının monotonluğunu ve insanların macera özlemini ele alır.

 

“Bana Bir Rüya Bul” (“Find Me a Dream”)

Gerçek sevgi ile maddi hedefler arasındaki fark işlenir.

 

“Barut Mavisi Ejderha” (The Powder Blue Dragon)

16 yaşından beri çalışan yetim Kiah Higgins, biriktirdiği parayla son derece pahalı bir Marittima-Frascati spor araba satın alır. Kiah, nesnelerin kendisini zenginlerin dünyasına sokmaya yetmediğini acı bir şekilde fark eder.

 

“Bayan Günaha” (“Miss Temptation”)

Kore'den dönen Onbaşı Norman Fuller, şık yürüyüşlü genç aktris Susanna'yı herkesin içinde utandırır.

 

“Bu Benim Oğlum” (This Son of Mine)

Fabrika sahibi Merle Wagoner, oğlu Franklin'in fabrikayı devralmasını ister ancak Franklin oyuncu olmak ister.

 

“Bu Sefer Ben Kimim?” (Who Am I This Time?)

North Crawford kasabasındaki amatör tiyatroda, sosyal hayatında silik ve utangaç olan Harry Nash, sahnede Stanley Kowalski rolünü canlandırırken devleşir. Yeni gelen Helene Shaw, Harry'nin oyunculuğundan etkilenerek ona aşık olur. İkili oyun metinleri okuyarak iletişim kurar ve evlenirler.

 

“Büyük Aziz Nick'e Hediye” (A Present for Big Saint Nick)

Gangster Big Nick, her Noel partisinde Noel Baba kılığına girerek çalışanlarının çocuklarını korkutup ebeveynlerinin kendisi hakkındaki gerçek düşüncelerini öğrenmeye çalışır.

 

"Büyük Uzay Sikişi" ("The Big Space Fuck")

Dünyası mahvolan yönetimin uzaya roketle insan spermi fırlatmasını anlatan sert hicivdir.

 

“Çalışmalarda Geyik” (“Deer in the Works”)

David Potter, ailesinin geçimi için gazeteciliği bırakıp devasa Ilium Works şirketinde işe girer.

İlk gününde fabrikaya giren bir geyiğin haberini yapması istenir.

 

“Daha Görkemli Konaklar” (More Stately Mansions)

Karısıyla birlikte küçük bir köye taşınan anlatıcı ve eşi Anne'in komşuları McClellan'larla olan ilişkisini anlatır.

Grace McClellan, Vonnegut'un daha sonra Mavisakal romanında geliştireceği takıntılı sanatçı figürünün erken bir örneğidir.

 

Doğum Günün Kutlu Olsun, Wanda June (Happy Birthday, Wanda June)

8 yıldır kayıp maço avcı Harold Ryan eve döndüğünde, karısı Penelope'nin bağımsızlaştığını ve nazik doktor Woodly ile ilgilendiğini görür.

Homeros'un Odysseia destanının ve maço erkek modelinin Vietnam Savaşı dönemi eleştirisidir.

 

“D.P.” (Displaced Person)

Çocuğun ait olma ve kendi insanlarını bulma arzusu anlatılır.

 

"EPICAC"

Aşık olup şiirler yazan ve sonunda kısa devre yaparak kendini yok eden bilgisayarın öyküsüdür.

 

“Euphio Sorusu” (“The Euphio Question”)

Televizyon ve tüketim kültürünün insan zihnini uyuşturmasına yönelik bir hicivdir.

 

“Foster Portföyü” (“The Foster Portfolio”)

Paranın sanatsal özgürlük karşısındaki konumu anlatılır.

 

“Hal Irwin'in Sihirli Lambası” (“Hal Irwin's Magic Lamp”)

Hal Irwin, genç karısı Mary'ye sürpriz yapmak için çaydanlıktan sihirli lamba yapıp siyah hizmetçi Ella'yı cin kılığına sokar. Gizli servetini açıklar ancak dindar ve mütevazı karısı bu gösterişten nefret eder. Borsa çökünce Hal intihar eder.

 

"Harrison Bergeron"

Vatandaşların zorunlu fiziki ve zihinsel engeller takılarak eşitlendiği radikal distopyadır.

 

“Hatıra” (Souvenir)

Eski asker Eddie, 2. Dünya Savaşı'nda arkadaşı Buzzer'ın ölümüne ve mücevherli bir cep saatinin hikayesine tanıklık etmiştir. Rehinci Joe Bane saati ucuza kapatmak ister ancak Eddie anlatırken saatin manevi değerini anlayıp satmaktan vazgeçer. Saatin Adolf Hitler'in bir Nazi generaline hediyesi olduğu ortaya çıkar.

 

“Herhangi Bir Makul Teklif” (“Any Reasonable Offer”)

Emlakçı, Hurty malikanesini satın almak isteyen Albay ve Bayan Bradley Peckham çiftini gezdirir. Çift, evde "yeniliği çıkarmak" bahaniyle günlerce kalıp havuzda yüzer ve kokteyl içer. Ev sahibi pazarlığı zorlayınca Peckham'lar evden ayrılır. Ardından üç yıldır satılamayan devasa Hellbrunner malikanesine giderler ve aynı taktiği orada da uygularlar.

 

“Hırslı İkinci Sınıf Öğrencisi” (“The Ambitious Sophomore”)

Helmholtz'un öğrencilerine duyduğu sevgiyi ve müziğe olan bağlılığını işler.

 

“Hyannis Limanı Hikayesi” (“The Hyannis Port Story”)

Goldwater Cumhuriyetçileri ile Kennedy Demokratları arasındaki siyasi gerilim ile Romeo ve Juliet temasını birleştirir.

 

“Giyinmeye Hazır Değil” (Unready to Wear)

Matematikçi Konigswasser ruhu bedenden ayırmayı (amfibi olmak) keşfeder. İnsanlar artık hastalanmayan, yemeyen bedenlerini depolara kaldırır.

 

Güneş Ay Yıldız (Sun Moon Star)

Ivan Chermayeff'in çizimleriyle hazırlanan çocuk kitabında, evrenin yaratıcısının bebek İsa olarak doğması işlenir.

 

“İnsanlı Füzeler” (“Manned Missiles”)

Uzay kazasında ölen Rus kozmonot Stepan'ın babası Mikhail Ivankov ile Amerikalı pilot Bryant'ın babası Charles Ashland'ın karşılıklı mektuplarıdır.

 

“Kaçaklar” (Runaways)

Indiana valisinin 16 yaşındaki kızı Annie, işçi sınıfından Rice Brentner ile iki kez evden kaçar. Valinin evliliğe izin vermesi ve her şeyin serbest bırakılması üzerine gençler arasındaki romantik büyü bozulur ve evlenmek için çok genç olduklarını kabul ederek ayrılırlar.

 

Kader Ölümden Daha Kötü: Bir Otobiyografik Kolaj (Fates Worse Than Death)

Vonnegut, geniş ailelerin ve toplulukların önemini "Kutsal Kase" olarak nitelendirir.

Silah sevgisini ve savaş çığırtkanlığını hastalık olarak görür.

 

“Kızlardan Nefret Eden Çocuk” (“The Boy Who Hated Girls”)

Sanata adanmışlığın insani ilişkilerdeki bedelini gösterir.

 

“Kıymetlisiniz Karınıza ve Oğlunuza Geri Dönün” (“Go Back to Your Precious Wife and Son”)

Popüler kültürün gösterişli aşk yanılsamaları eleştirilir. Anlatıcı, süssüz Gloria'nın "kullanılmış bir stüdyo koltuğundan daha güzel değildi" olduğunu fark eder.

 

“Kimsenin Başa Çıkamadığı Çocuk” (“The Kid Nobody Could Handle”)

Yalnızlığa karşı basit nezaketin gücü vurgulanır. Vonnegut'un felsefesi "Allah kahretsin, nazik olmalısın" ilkesine dayanır.

 

“Kimya Profesörü” (“The Chemistry Professor”)

Kimya profesörü Dr. Henry Jekyll Nobel Ödülü kazanacak bir iksir geliştirmeye çalışır. Tavuk toniği ve LSD karışımından oluşan iksiri içince dev bir tavuğa dönüşür. Tavuk tüccarı Fred Leghorn dev tavuğu vurarak öldürür; öğrenciler ise tavuğu pişirip gömmeye karar verirler.

 

“Kişiye Özel Gelin” (“Custom-Made Bride”)

Öykü, 1950'lerde kadının nesneleştirilmesini ve yalnızca dış görünüşe dayalı stil yaşamının boşluğunu eleştirir.

 

"Kralın Bütün Atları" ("All the King's Horses")

Soğuk Savaş döneminde insan satranç taşlarıyla oynanan ölümcül oyundur.

 

“Maymun Evine Hoş Geldiniz” (Welcome to the Monkey House)

Aşırı nüfuslu gelecekte hükümet, cinsel arzuları uyuşturan haplar ve Etik İntihar Salonları zorunlu kılmıştır. Şair Billy adlı kanun kaçağı, cinsel hazzı dünyaya yeniden kazandırmak için İntihar Hostesi Nancy McLuhan'ı kaçırır ve ona gerçek doğum kontrol hapları bırakır.

 

“Metanet” (“Fortitude”)

Dr. Norbert Frankenstein, 100 yaşındaki Sylvia Lovejoy'un kafasını organ kulelerine ve makinelere bağlayarak hayatta tutar.

Tıbbi teknolojinin insanı makineleştirmesi eleştirilir.

 

“Paket” (The Package)

Öykü, başarıyı yalnızca maddi zenginlikle ("paket") eşitleyen ve sığ iyimserliğe sahip Amerikan "kendi kendini yetiştirmiş adam" mitini eleştirir.

 

“Seyahat Neşeli Roger” (“The Cruise of the Jolly Roger”)

Kore Savaşı gazisi Nathan Durant, ordu sonrası sivil hayata uyum sağlamakta zorlanır. Kendisine ait hayalleri olmadığından "komşusunun hayalini ödünç aldı" diyerek bir tekne alır.

Ait olma duygusu ve gazilerin topluma uyum sancıları işlenir.

 

“Sonsuza Kadar Uzun Yürüyüş” (“Long Walk to Forever”)

Ordudan kaçan Newt, başka biriyle evlenmek üzere olan çocukluk arkadaşı Catharine'i yürüyüşe davet eder. Elma bahçesinde aşkını itiraf eder ve Catharine düğünü bırakıp Newt'a koşar.

Vonnegut öyküyü "mide bulandırıcı derecede akıcı bir aşk hikayesi" olarak adlandırır.

 

“Tanasfer” (Thanasphere)

Uzaya fırlatılan ilk astronot Allen Rice, uzayda ölülerin ruhlarının seslerini duyduğunu bildirir. Bilim adamı Groszinger başlangıçta buna inanmasa da gerçek ortaya çıkınca görevi gizlemek için iptal ederler. Rice ölen karısının ruhuna kavuşmak için uzay gemisini düşürür.

 

Tanrı Sizi Korusun, Dr. Kevorkian (God Bless You, Dr. Kevorkian)

Vonnegut, Dr. Kevorkian aracılığıyla ölüme yakın deneyimler yaşayıp öbür dünyadaki insanlarla (Shakespeare, Newton, Hitler vb.) röportajlar yaptığını kurgular.

 

Tom Edison'un Tüylü Köpeği (Tom Edison’s Shaggy Dog)

Adam, 1879'da Thomas Edison'un komşusu olduğunu ve Edison'un zeka ölçen bir cihaz geliştirdiğini iddia eder. Cihaz Edison'un köpeği Sparky'ye bağlandığında, köpeğin Edison'dan bile zeki olduğu anlaşılır. Köpekler aslında insanları kandırarak yüzyıllardır yan gelip yatan süper zeki canlılardır.

 

“Ücretsiz Danışman” (Unpaid Consultant)

Anlatıcı, eski lise aşkı Celeste Divine ve kocası Harry ile buluşur. Harry kendisini ketçap uzmanı danışman olarak tanıtsa da aslında zengin karısının yanında ezilmemek için bu kimliği uyduran bir araba tamircisidir.

 

“Yalan” (“The Lie”)

Sınıf kibri ve ikiyüzlülük anlatılır.

 

"Yan Kapı" ("Next Door")

Ailesi sinemaya gittiğinde evde yalnız kalan 8 yaşındaki Paul Leonard'ın, yan dairedeki şiddetli kavgayı durdurmak için radyodan şarkı ithaf ettirmesi ve olayın karışık bir biçimde çözülmesi işlenir.

 

Yarın ve Yarın ve Yarın (Tomorrow and Tomorrow and Tomorrow)

Kontrolsüz teknolojik gelişmelerin getirdiği distopik gelecek, aşırı nüfus artışı, tüketim kültürü ve televizyon bağımlılığı eleştirisi…

 

“Yaşadığım Yer” (Where I Live)

Cape Cod'daki Barnstable Köyü'ne gelen bir ansiklopedi satıcısının gözünden kasabanın ticari Hyannis'in aksine turizm patlamasına nasıl direndiği ve özgün ruhunu nasıl koruduğu anlatılır.

 

“Yeteneksiz Çocuk” (The No-Talent Kid)

Öykü, Lincoln Lisesi bando direktörü George M. Helmholtz ile kulak eğitimi yetersiz ama azimli klarnetçi Walter Plummer'ın mücadelesini konu alır.

 

“Zavallı Küçük Zengin Kasaba” (Poor Little Rich Town)

Öykü, dizginsiz ilerleme ve verimlilik hırsının insani bağları yok edip etmediğini sorgular. Upton Beaton'ın "Gayrimenkul patlaması yaşayacak ve kendi ruhunu kaybedecek bir köyün kazancı ne olur?" sorusu öykünün ana temasını özetler.

 

“Zayıf Tercüman” (“Der Arme Dolmetscher”)

Almanca bilmediği halde bildiği tek şiir nedeniyle tabur tercümanı yapılan bir Amerikan askerinin öyküsüdür.

Ordunun absürt bürokrasisini ve beceriksizliğini mizahi bir dille eleştirir.

 

Deneme, Konuşma ve Oyunlar

Palmiye Pazarı / Palm Sunday

1981'de yayımlanan bu eser, Vonnegut'un makale, konuşma ve mektuplarını bir araya getirdiği otobiyografik bir "kolajdır".

Önsözde otobiyografik parçaların birleştirilmesi "blivit" ve Frankenstein metaforu ile açıklanır.

Vonnegut'un konuşmaları ve makalelerinin yer aldığı eserde aile içi akıl hastalıkları, savaş karşıtlığı, bağnaz din eleştirisi ve hümanizm savunusu ön plandadır.

 

Doğum Günün Kutlu Olsun Wanda June

Maço avcı Harold Ryan üzerinden eril maço kahramanlık anlayışını eleştirir.

 

El Sıkışmak Gibi Tanrı: Bir Konuşma Yazma Hakkında (Like Shaking Hands with God)

Kurt Vonnegut ile Lee Stringer'ın yazarlık üzerine sohbetidir.

 

Onur Dışında Hiçbir Şey Kaybolmaz: İki Deneme (Nothing is Lost Save Honor: Two Essays)

Vonnegut bu yayını bir "pasta satışındaki pastaya" benzetmiş ve bağış amacıyla sunmuştur.

 

Ülkesi Olmayan Bir Adam (A Man Without a Country)

Vonnegut'un 82 yaşında kaleme aldığı denemeleridir. Fosil yakıtları "tüm zamanların en çok suiistimal edilen, bağımlılık yaratan ve yıkıcı uyuşturucusu" olarak tanımlar.

 

Wampeters, Foma ve Granfalloon'lar (Wampeters, Foma, and Granfalloon's, 1974)

Adını Kedi Beşiği romanındaki üç kurgusal terimden alır.

Dürüstlük ilkesi olarak "Biz, öyleymiş gibi davrandığımız şeyiz, bu yüzden neymiş gibi davrandığımız konusunda dikkatli olmalıyız."

 

“Yeni Sözlük” (The Random House Dictionary / New Dictionary)

Vonnegut'un yeni çıkan Random House Dictionary of the English Language sözlüğü üzerindeki düşüncelerini aktarır.

 

 

Zaman ile Timbuktu Arasında

Vonnegut eserlerinden sahnelerin uzay-zaman tünelinde seyahat eden şair Stony Stevenson üzerinden harmanlandığı televizyon oyunudur.

Televizyon senaryosu olan eser, Vonnegut'un Oyuncu Piyano, Titan'ın Sirenleri ve Kedi Beşiği gibi romanlarından parçaları birleştirir.

 

İlgili Kişiler, Yerler ve Konular

Abe Lincoln: Vonnegut'un hayran olduğu, konuşmalarından alıntılar yaptığı ABD başkanı.

 

Atom Bombası: Hiroşima ve Nagazaki yıkımlarının Vonnegut'un insan ruhuna ilişkin inancını sarsması.

 

Céline, Louis-Ferdinand: Vonnegut'un üslubundan ve zamanı dondurma çabasından etkilendiği Fransız yazar.

 

Dresden: Vonnegut'un hayatını ve edebiyatını şekillendiren yangın bombalaması felaketi.

 

Kilgore Trout: Vonnegut'un kurgusal alter-egosu olan başarısız bilimkurgu yazarı.

 

Tralfamadore: Zamanı tüm boyutlarıyla aynı anda gören uzaylıların gezegeni.

 

Ekler

Kilgore Trout

Vonnegut romanlarında adı geçen hayali karakterdir.

2BRO2B, Uzaydan Gelen İncil, Dördüncü Boyuttaki Manyaklar ve daha pek çok hikayesini bu kurgu karaktere mal eder.

 

Bibliyografya…

 

Kronoloji… 

Merritt Moseley - Julian Barnes'ı Anlamak - Notlar

Merritt Moseley -  Julian Barnes'ı Anlamak - Notlar

Understanding Julian Barnes, University of South Carolina Press, 1997

 


Birinci Bölüm: Kariyer ve Genel Bakış

1980 yılında ilk romanıyla edebiyat dünyasına adım atan Julian Barnes, eleştirmenler tarafından "İngiliz edebiyatının bukalemunu" olarak adlandırılmıştır.

 

Kendi adıyla yazdığı ciddi kurgusal romanların yanı sıra Dan Kavanagh takma adıyla polisiye gerilim romanları, kısa öyküler ve kurgu dışı makaleler kaleme almıştır.

 

Fransız edebiyatına ve özellikle Gustave Flaubert'e derin bir hayranlık duyar. Oxford Magdalen Koleji'nde modern diller eğitimi almış; yayıncılık, sözlükçülük, edebiyat eleştirmenliği (The Guardian, New Statesman) ve televizyon eleştirmenliği yapmıştır.

 

Metroland ile Somerset Maugham Ödülü'nü, Flaubert'in Papağanı ile Fransa'da Prix Médicis'i kazanmış, Booker Ödülü adaylıkları ve çeşitli uluslararası nişanlar elde etmiştir.

 

Barnes'ın romanları geleneksel roman kalıplarını ve sınırlarını zorlar; anlatı ile deneme arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır.

 

Eserlerinin değişmez temaları; aşk, evlilik ilişkileri, cinsel kıskançlık, sadakatsizlik, hakikat ile kurgunun karmaşıklığı ve insan kalbinin değişmeyen tutkularıdır.

 

İkinci Bölüm: Metroland

Barnes'ın otobiyografik ögeler içeren ilk romanıdır (1980). Christopher Lloyd adındaki gencin olgunlaşma, isyan ve ardından burjuva sıradanlığına uyum sağlama sürecini anlatır.

 

Metroland (1963): Christopher ve arkadaşı Toni'nin Londra banliyösündeki ergenlik yılları, Fransız kültürüne duydukları hayranlık ve burjuvaziyi şok etme (épater la bourgeoisie) çabaları işlenir.

Paris (1968): Paris'teki öğrencilik dönemi, ilk cinsel tecrübesi (Annick) ve romantik idealizmin gerçeklikle sınanması ele alınır.

Metroland II (1977): Christopher'ın Marion ile evlenmesi, yayıncılık/reklamcılık sektörüne girmesi ve gençlik radikalizminden vazgeçip banliyö mutluluğunu kabul etmesi anlatılır.

 

Her üç bölüm de "Nesne İlişkileri" (Object Relations) adlı alt başlıklarla son bulur ve karakterin gelişim aşamalarını simgeleyen nesnelere odaklanır.

 

Üçüncü Bölüm: Duffy

Barnes, popüler tür kurgusunu edebi itibarından ayrı tutmak amacıyla Dan Kavanagh ismi için macera dolu, uydurma biyografiler yaratmıştır.

 

Ana karakter Duffy; biseksüel, polisten kumpasla uzaklaştırılmış eski bir dedektif olup özel güvenlik danışmanlığı yapmaktadır.

 

Romanlar Londra'nın farklı ve karanlık alt kültürlerini ele alır: Soho seks endüstrisi (Duffy), Heathrow Havaalanı'ndaki kaçakçılık (Fiddle City), alt lig futbol kulüpleri (Putting the Boot In) ve köpek yarışları ile zengin züppeliği (Going to the Dogs).

 

Dördüncü Bölüm: Benimle Tanışmadan Önce (Before She Met Me)

Kıskançlık ve saplantının insan zihnini nasıl yıkıma sürüklediğini işleyen karanlık bir komedidir.

 

Tarih akademisyeni Graham Hendrick, eski bir oyuncu olan ikinci eşi Ann'in kendisinden önceki cinsel geçmişini ve oynadığı filmleri saplantı haline getirir.

Çapkın ve çifte standartlı romancı arkadaşı Jack Lupton ise evlilik dışı ilişkiler ve zina konusunda bir "uzman" rolündedir.

 

Romanda insanın evrimsel "üç beyni" (sürüngen beyni, eski memeli beyni, yeni memeli beyni) tartışılır; ilkel sürüngen beyninin mantıklı ve medeni zihni nasıl ele geçirdiği gösterilir.

 

Romanın vurucu açılış cümlesi şöyledir: "Graham Hendrick, karısının zina yaptığını ilk kez gördüğünde hiç aldırış etmedi. Kendini kıkırdarken buldu."

 

Beşinci Bölüm: Flaubert'in Papağanı (Flaubert's Parrot)

Barnes'ın dünya çapında tanınmasını sağlayan ve roman biçimini yeniden tanımlayan başyapıtıdır (1984).

 

Emekli doktor Geoffrey Braithwaite, Flaubert'in bir öyküsünü yazarken masasında tuttuğu doldurulmuş papağanın izini sürmek için Fransa'ya gider. Ancak iki ayrı müzede iki farklı "gerçek" papağanla karşılaşınca nesnel hakikatin imkansızlığını kavrar.

 

Eser; alternatif kronolojiler, hayvanlar kitabı (bestiary), tren gözlemcisi rehberi, sınav kağıdı ve Flaubert'in metresi Louise Colet'nin ağzından yazılan savunma gibi farklı metin türlerini harmanlar.

Madam Bovary karakterinin göz rengi üzerine eleştirmen Enid Starkie ile girilen polemik üzerinden kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırlar sorgulanır.

 

"Kitaplar size olayların açıklandığı yerdir; hayat ise olayların anlatılmadığı yerdir."

 

Altıncı Bölüm: Güneşe Bakmak (Staring at the Sun)

1922 doğumlu Jean Serjeant adlı sıradan bir kadının çocukluğundan 2021 yılındaki yaşlılığına kadar uzanan ömrünü konu alır.

Üç bölümden oluşan romanda; II. Dünya Savaşı pilotu Thomas "Sun-Up" Prosser'ın uçakla güneşe yükselme deneyimi, Leslie Amca'nın hileleri ve Jean'in oğlu Gregory'nin varoluşsal/teolojik soruları işlenir.

 

Çocukluğundan kalma "Vizon hayata karşı son derece dayanıklıdır" cümlesi hayatın anlamını arayan ana motiftir.

"Güneşe bakmak", ölümle ve hayatın kaçınılmaz çıplak gerçeğiyle doğrudan yüzleşmeyi simgeler.

 

Yedinci Bölüm: 10½ Bölümde Dünya Tarihi (A History of the World in 10½ Chapters)

Tarih yazımını, din mitlerini ve insanlığın felaketlerle dolu serüvenini ironik bir yapıda ele alan 10.5 bölümlük romandır (1989).

 

Nuh'un gemisindeki olayların kaçak bir tahta kurdu gözünden anlatıldığı ilk bölüm (The Stowaway), teröristlerce kaçırılan yolcu gemisi (Visitors), Medusa'nın Salı tablosunun incelendiği sanat denemesi (Shipwreck) ve Cennet rüyası (The Dream) gibi bağımsız ama tematik olarak bağlı parçalardan oluşur.

 

Barnes'ın doğrudan kendi sesiyle konuştuğu yarım bölüm olan "Parantez", tarihin yıkıcı ve anlamsız çarkına karşı koyabilecek tek insani sığınağın aşk olduğunu savunur.

 

Sekizinci Bölüm: Bunu Konuşmak (Talking It Over)

Stuart, Oliver ve Gillian arasındaki aşk üçgenini işleyen, karakterlerin doğrudan okuyucuya konuştuğu monolog yapısına sahip bir romandır (1991).

 

Düzgün ve sıkıcı bankacı Stuart, gürültücü ve entelektüel dostu Oliver ve her ikisi arasında kalan Gillian. Karakterler bir tiyatro sahnesindeymiş gibi sırayla okuyucuya savunma yaparlar.

 

Zamanla Oliver, Gillian'ı Stuart'ın elinden alır ve evlenip Fransa'ya yerleşirler; bu süreçte Stuart ile Oliver rollerini değiştirir.

Aşk ile para kavramları arasında ahlaki tarafsızlık ve piyasa koşulları açısından benzerlikler kurulur.

 

Oliver aşk ile parayı şöyle kıyaslar: "Aşk ve para... Her ikisi de nereye giderse gitsin, neyi geride bıraktığını umursamadan yükselir... Para, daha da ilerledikçe bunu anlayın, ahlaki açıdan tarafsızdır."

 

Dokuzuncu Bölüm: Kirpi (The Porcupine)

Bulgaristan benzeri bir Doğu Avrupa ülkesinde komünizmin çöküşünün ardından yaşanan siyasi yargılama sürecini anlatan romandır (1992).

 

Yargılanan devrik komünist diktatör Stoyo Petkanov ile onu mahkum etmeye çalışan idealist ama sistemi sorgulayan savcı Peter Solinsky arasındaki ahlaki ve hukuki duello anlatılır.

 

Diktatörü mahkum etmek adına sahte bir belgenin delil olarak kullanılmasıyla, "amaçların araçları meşrulaştırması" mantığının hem yeni demokraside hem de eski rejimde aynı kaldığı gösterilir.

 

Onuncu Bölüm: Kısa Hikayeler ve Kurgusal Olmayan Yazılar

Cross Channel (1996) derlemesinde İngilizler ile Fransızlar arasındaki tarihi ve kültürel karşılaşmaları işleyen öyküler (Dragons, Interference, Experiment) incelenir.

 

Barnes'ın The New Yorker dergisine yazdığı Londra mektupları (Letters from London, 1995), Fransız müzisyen Jacques Brel hakkındaki yazıları ve Arthur Koestler ile satranç anıları değerlendirilir.

 

On Birinci Bölüm: Sonuç

Barnes; Vladimir Nabokov, Italo Calvino ve Milan Kundera gibi uluslararası ustalarla karşılaştırılır.

 

Sadece teknik oyunlar oynan bir postmodernist değil; George Eliot ve Nathaniel Hawthorne gibi insan kalbinin gerçeklerine, ahlaki sorumluluğa ve dürüstlüğe inanan hümanist ve liberal bir yazardır.

 

Barnes'ın tüm kariyerine yön veren temel ilke Flaubert'ten mülhemdir: "Yazmak için, bunun sizin için yeni bir ayrılış olduğuna ve yalnızca sizin için değil, aynı zamanda romanın tüm tarihi için yeni bir ayrılış olduğuna kendinizi ikna etmelisiniz."

…