Giresun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Giresun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2023 Pazar

Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri

Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri

GİRİŞ

…mimari yapıların büyük çoğunluğunun mimarlık eğitim ve disiplini almamış kesim tarafından üretildiği bir gerçektir (s. 1).

 

Yöresel mimarlıktaki evrime yalnızca çevresel gerekircilik (environmental determinisim) anlayışı ile yaklaşmaktaki sakınca ve eksiklik, karmaşık olan insan- çevre ilişkilerini, karşılıklı süregiden etki ve tepkileri, yalnızca mekanik bir düzeyde ele almak olur (TURAN, Mete"Vernacular Architecture And Environmental Influences: An Analytic And Comparative Study", ODTÜ. Mimarlık Fakültesi Dergisi, Cilt. 1, Sayı. 2, Güz 1975, Ankara, 1975., 1975, s.245).

 

I. BÖLÜM

ÇALIŞMANIN AMACI, KAPSAMI, KAVRAM VE TANIMLAR

Halk Mimarisi, halkın içinden çıkan, bu konuda eğitim almamış ancak / kendini yetiştirmiş kişilerce gerçekleştirilen mimari ürünler bütünüdür

 

2. BÖLÜM

GELENEKSEL MİMARİ YAPI OLARAK EV, OLUŞUM SÜRECİ, BİÇİMLENDİREN ETKENLER

Belirli bir yapıya sahip herhangi bir eşyayı incelediğimizde onun niteliklerini belli sınır, ilişki ve tanımlar çerçevesinde ele almak gerekir. Kuban, bu ilişkileri 5 ana grupta toplamaktadır, (Kuban, Mimarlık Kavramları, Çevre Yayınları, İstanbul80, s.11).

. Amaç ve biçim

. Amaç ve malzeme

. Yapım (Construktion)

. Strüktür

. Teknik

 

Mimarlık ürünlerinin her türlüsünün yapı ve formunu belirleyen faktörler:

. Kültür (Yaşayış, Ekonomi, Üretim Biçimi, Din, Sosyal Çevre; Teknik, Strüktür ve Konstrüksiyon gelenekleri)

. Malzeme (Geleneksel, Çevresel Yapı Malzemeleri, Malzemeye Bağlı Geleneksel Eleman ve Strüktürler)

. Fiziksel Çevre Koşulları (Tüm İklim Parametreleri, Arazi Dokusu, Topografya, Örtü, Yönlenme) / s. 11

 

Başka yerleşim bölgelerinde yaşayan insan topluluklarından edinilen bilgiler, teknik ve malzeme değişimi, kapalı kültürlerin açık sisteme dönüşmesine katkıda bulunan önemli bir gelişmedir (s. 17).

 

FİZİKSEL ÇEVRE KOŞULLARI

Sıcaklık Yapıların dış duvar konstrüksüyonunu belirleyen en önemli etkendir.

Türkiye'de farklı yapı formunu gerektiren yedi tür iklim olduğu görülür. "Bunlar serin, ılıman kuru, ılıman, ılıman nemli, sıcak nemli, sıcak kuru, karma iklim bölgeleridir", (Özdeniz, Mesut. "Kent ve Yapı Tasarımı İçin Türkiye Meteorolojik Verileri", I.Ulusal Meteoroloji Kongresi, 23-24 Mart 1981, İTÜ.Temel Bilimler Fakültesi, İstanbul, 1981, s.17).

Sıcak ve kuru iklim bölgelerinde çözülmesi gereken sorun gündüz yüksek, geceleyin düşük sıcaklıklardır. Evlerin gündüz birbirine gölge sağlaması, geceleyip ışımanın aza indirilmesi için evlerin yanaşık olduğu toplu yerleşim yeğlenmiştir.

…ısı geçirimsizliği olan kerpiç yanında, ısıl geciktirme ve depolama özelliği olan taş malzemeler dış duvarlarda yeğlenir.

Pencerelerin sayıları azaltılmış ve boyutları küçülmüştür (s. 21).

 

Yapılarda nemin olumsuz etkileri havalandırma sağlamakla hafifletilebilmektedir.

…ayrık yerleşmeler düzeni seçilir. Amaç, yapılar arasından hava akımı geçirebilmektir (s. 22).

 

Zemin kat duvarları tümüyle ya da su basman bölümü tümüyle taş duvar olmakta, böylece zemin neminin yapıda hasarlara neden olması önlenmektedir.

Samsun ilinin / Yeşilırmak deltasında / Terme ve Çarşamba ilçelerinde / evler 30-40 cm. taş ayaklar üzerine tümüyle kaldırılmış, yapı zemin döşemesi altından hava akımı sağlanmıştır.

…ev yaşama katı duvarları hafif ahşap malzemelerden, ısı ve nem barındırmayan türlerden seçilmektedir. Genellikle saçak ve çatılarda yeralan açıklıklardan doğal havalandırma sağlanması da nem etkenini hafifletmeye yönelik çözümlerdendir (s. 22).

 

Yerleşmelerde, zorunluluk olmadıkça rüzgar alan yer ve yönlerden kaçınmak esastır.

…sıcak nemli iklimlerde rüzgar, istenen bir parametredir.

Doğu Karadeniz'de / Evlerin istenmeyen rüzgarlara açık yönlerine, yapraklarını dökmeyen ağaçlardan sıralar dikilmiştir (s. 23).

Yağışlar çatı eğimi, örtü malzemesi ve konstrüksiyon türünün seçiminde en önemli belirleyendir.

 

Bol yağmur alan iklimlerde su basmanının yüksek tutulması / yaygındır

Saçaklar geniş düzenlenir.

Eğimli arazilerde yağış sularının yukarı yöne akmaması için çatılar bu yöne kırılmaz.

 

Sıcak iklimlerde

Zeminden yansıyan radyasyona karşı yüksekte konumlandırılmış ve küçük ölçüde tutulmuş pencereler, pencere kapakları… / s. 24

Ev çevresinde yaprağını döken ağaçlardan oluşturulan perdeler de yazın eve gölge sağlayabilmektedir.

 

Kuzey enlemlerinde güneşe yönlenme bir zorunluluktur.

Manzara ve doğal güzellikler / yönlenmede etkili

 

…dinsel inançların, barınakların yönlenmesine olan etkisi…

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tuvaletler evin güney duvar ve yönlerinde düzenlenmezler.

…oturuş biçimi ön ve arka güney yöne dönmeyecek tarzda konumlandırılır (s. 25-26).

 

Evlerin yola, akarsu ve göllere yönelmesi sık rastlanılan yerleşim türlerindendir.

 

Binlerce yıldan beri ağaç, taş ve toprak, yapıların karakterini belirlemiştir.

 

Yüklerin taşıtılması açısından geleneksel strüktürler:

. Yığma (masif) sistemler

. İskelet (karkas) sistemler

. Karma sistemler / s. 27

 

Temeller, üst yapının basıncını ve türlü yönlerden gelebilecek tali yükleri karşılamakla görevli ve yapıyı zemine bağlayan sistemlerdir.

…yapının zemin kotunda korunması esastır. Bu yüzden yapının toprağa değen bölümlerinin yağmur etkileri ile sel sularına karşı güçlü olması, çabuk öğrenilmiş bir sonuçtur (s. 30).

 

…yapının en önemli görevi, insanları ve onların kullandıkları eşyaları tüm doğa etkenlerinin zararlarından korumaktır.

 

Geleneksel yapı duvarlarında duvarlar / ağaç, taş ve toprak / varyasyonları ve kombinasyonları biçiminde karşımıza çıkar.

 

Kagir Yığma Duvarlar

…yığma duvar sistemleri, bilinen en eski sistemlerdir.

Taşın küçük bloklar halinde kireç ve çimento (puzolan) harçlı kullanımı Roma mimarlığı ile başlar. Selçuklu, Ermeni, Roman taş işçiliği Gotik tarzla zirvesine ulaşmıştır.

 

kerpiç üretimi, çömlekçiliğin paralelinde bir gelişme göstermiştir.

 

Ağacı az olan Mısır’da, ağaç iskelelerden tasarruf etmek için duvarlar kademeli olarak inşa ediliyordu,

 

Ahşap Yığma Duvar / türüne en çok "Doğu ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde, Toros'larda, göller bölgesinde…

 

Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki kazılarda İ.Ö. 7. binden bu yana ağaç dikmelere rastlanmıştır. Bu dikmeler, çatı yükünün, basınç dayanımı olmayan kerpiç duvarlara gelmesini engelliyordu (s. 36),

 

…kilin, ahşap iskeletlerde dolgu malzemesi olarak kullanılması / Örnekleri az olmakla birlikte / ülkemizde Artvin, Rize yöresi

 

Çatı

Mimarlık tarihi boyunca en önemli buluş ve gelişmeleri, üst örtü ve kabuk konstrüksiyonlarında görürüz.

Ağacın bol olduğu bölgelerdeki çatılarda ağaç, işlenebilme, bağlantı ve boyutsal elverişliliği ile vazgeçilmez bir malzeme olmuştur (s. 39).

 

Kuzey Suriye ve Anadolu'da İ.Ö.2000 li yıllara kadar düz damlı çatı görülür. Kiremit kaplama ve beşik çatı ise daha Frigya çağında biliniyordu.

 

İç ve dağlık yörelerde eğimli çatılar, makas uygulama kolaylığı ve çatı arasının kullanım olanağı nedeniyle daha çok iki yöne eğimli yapılmakta, kırma çatılar kasaba ve kentlere yakın köylerde daha sık görülmektedir (s. 42).

Orman Köylerini Kalkındırma Kooperatifleri aracılığı ile tüketiciye uygun koşullarla sac dağıtılması sonucu, çatı örtüleri oluklu saca dönüşmüştür (s. 42).

 

Döşemeler

 

Doğramalar

(Pencere) Sürme sistemler, kanatların süpürdüğü alanda yer kaybını önlemenin yanı sıra, teknik ve donanım eksikliklerinin bir sonucudur (s. 46).

 

3. BÖLÜM

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ VE ARAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ ALAN (AKA)

Bu araştırma… Giresun, Trabzon, Rize, Artvin sahil illerini kapsamaktadır.

 

Doğu Karadeniz’de bir kaç kale ile az sayıda taş kilise dışında mimari sürecin, yapı ve biçimleniş özelliklerinin belirlenebileceği, kuşaklararası bir mimari miras bulunmamaktadır (s. 53).

 

…konut mimarisi açısından sınıflama:

1. Güneydoğu Anadolu'nun kuzey Suriye ile ortak kültürünün ifadesi taş konut mimarisi

2. Erzurum'dan öteye kuzeydoğu Anadolu'nun güney Kafkasya ve Dağıstan ile akraba ahşap hatıllı taş mimarisi

3. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde görülen karakteristik ahşap iskeletli ev mimarisi

4. Ege ve Akdeniz Bölgesi'nin düz damlı 'kübik' taş mimarisi

5. Orta Anadolu'nun özellikle Niğde, Kayseri (eski Kapadokya) bölgesinin, kaynakta yine kuzey Suriye ile buluşan taş mimarisi

6. Orta Anadolu'nun daha çok köy ve küçük kent ortamında kalan ve kökü yeni taş çağma kadar uzanan kerpiç mimarisi

7. Anadolu'nun kıyıları ile orta yayla arasında bir ikinci çember gibi dolanan ve Sivas dolaylarından batıya ve iç ege'den Torosların kuzey yamaçlarına uzanan ve balkanlarda da görülen hımış, yani ağaç taşıyıcılı kerpiç dolgulu, zemin katı çoklukla taş olan yapı tekniği", / s. 54 (Kuban, 1975, s.194)

 

Doğu Karadeniz'in kırsal kesim mimari özelliklerine ait ilk bilgileri İ.Ö. 400 yıllarında Doğu karadeniz'den geçen Ksenophon'dan alıyoruz.

ağaç üzerinde kuleler / Yerleşme birimleri / birbirinden uzak…

Doğu Karadeniz'in Doğu Bölümü, Rize-Artvin Yöresi

Avarların Doğu Asya'da oturan bir kolu olan Lazlar…

Karadeniz kıyısı boyunca, köyler, kendi mahsullerinin ayrı ayrı ekildiği dağ kenarları ya da tepe üstlerine kurulu birçok köycüklerden oluşmuştur. Bu tip yerleşme tarzı, kümelenmiş Anadolu köyü ile kesin bir karşıtlık gösterir, ama batı Kafkaslarda birçok kırsal yerleşmelerde, özellikle Abazalarda, Çerkezlerde, Gürcülerde, Mingrellerde ve Osetlerde karakteristiktir / s. 56

 

Rize-Artvin yöresinin Trabzon, Giresun yörelerine göre bir ayrıcalığı, masif ahşap konstrüksiyonunun varlığıdır. Bu yapılarda kullanılan işçilik ve bağlantı teknikleri yöreye özgüdür.

Çatıda kiremit kullanımı Trabzon batısı ve Giresun kırsal kesiminde hiç görülmez / s. 57

 

Rize-Artvin yöresinin taş duvar işçiliği de Doğu Karadeniz kırsal kesimindeki en iyi örneklerdir.

 

Kırsal kesimde rastlanılan en eski evlerde / Taş duvarlarda işçilik kötü olup en çok moloz taş duvar uygulanmıştır.

 

Anadolu’nun başka yörelerinde hımış denilen kil dolgulu ağaç strüktürlü duvarlara benzer biçimde Doğu Karadeniz'de taş kırıklarıyla dolgulu ve ağaç strüktürlü 'dolma duvarlar' vardır.

 

Doğu Karadeniz'de kil, yağış ve nemlilik nedeniyle kerpiç olarak kullanılmamıştır. Tuğla kullanımı enderdir (s. 60).

 

Doğu Karadeniz'de orman ile ilişkisi olan yerleşmeler daha çok yüksek rakımlarda, ulaşılması zor yerlerdedir. Anadolu'da böylesine ulaşımı güç yerleşme yerlerinin seçiminde yönetime başkaldırmalar veya eşkıya saldırılarından korunmanın da payı bulunmaktadır (s. 62).

 

Doğu Karadeniz'de yapıda kullanılan ağaç cinslerinin ortak özelliği sert, neme ve ısı değişimlerine dayanıklı, uzun sürede bozulmaz olmasıdır. Bu koşulları sağlayan türlerin başında da kestane gelmektedir (s. 62).

 

Trabzon’un batısında ve Giresun’da kestane ağacı daha az bulunmaktadır. Bu yörelerde dişbudak, karaağaç, kayın, ladin gibi ağaçlar yeğlenmekdedir.

 

Tüm Doğu Karadeniz’de yaşama katını zeminden ayıran duvarlarla ahır ve depo mekanlarının duvarlarını istisnasız taş malzeme oluşturur (s. 64).

 

Yüksek nemlilikteki Doğu Karadeniz doğal zemini ile organik malzemelerden oluşan yapıyı bu zemine bağlamakta taş, kuşkusuz en iyi geçiş malzemesini oluşturmaktadır (s. 65).

 

Doğu Karadeniz jeolojik yapısı içinde çeşitli devirlere ait kayaç türleri görülür. "Bunlar arasında Kretase döneminin volkanik esaslı kayaçlarından kireçtaşı, tüfit, andezit, bazalt gibi türler yapı taşı olarak sıkça kullanılmaktadır.

 

kirecin kullanım alanı / dış duvarı sıvama geleneği çerçevesinde, kimi evlerde kireç harcı ile hazırlanmış ince bir sıvanın dolma duvar iç ve dış yüzeyine; taş duvarların da bazı mekanlarda iç yüzeylerine yapıldığı görülür (s. 66).

 

Doğal haliyle kil, harç biçiminde her türlü taş duvarlarda bağlayıcı olarak kullanılır.

…kile kireç katıldığı ve dış duvarlardaki dolgu derzlerini kapatmakta kullanıldığı görülmüştür,

Bölgede pişirilmiş kilden tuğla ve kiremit üretilmektedir.

 

Tuğla yer yer ağaç iskeletli yapılarda dolgu malzemesi olarak ve baca duvarlarının yapımında bileşen olarak kullanılır. Bölgede Rize ve Artvin başta olmak üzere birçok köyde küçük harman tuğlası ve kiremit fırını bulunmakta, bunlar 1960'lara kadar işletilmekteydi (s. 67).

 

Giresun ile Hopa arasında kesintisiz uygulanan sistemlerin en çok rastlanılanı ahşap iskelet (çatma) sistemdir. Trabzon'un doğusundaki yörelerde ahşap dolgu ve yığma sistemlere rastlanır.

 

Ahşap Yığma Duvar Sistemi

Bu sisteme, dayanıklı ağacın bol olduğu Of-Hopa arasındaki yörenin yüksek kesimlerinde daha çok rastlanır. Yapı, ahır katı hariç tümüyle masif ağaçtan kuruludur.

…ağaç kavelalarla birbirine tutturulmuş ve bağlantı yüzeylerine, yağışlara karşı özel profil uygulanmıştır.

 

Kalas ve Tomruk Yığma / genellikle mezra ve yayla yerleşmelerinde görülür.

 

Ahşap İskeletli / Çatma Duvar

Yapı yüklerinin duvar bünyesindeki ahşap dikme ve kirişler aracılığı ile zemine aktarıldığı sistemlerdir.

Ahşap Dolma Duvarlar: Taşıyıcı dikmeler arasında dolgu elemanı olarak ahşap kullanılmıştır.

Göz Dolma Duvarlar: Bu sistemde düşey taşıyıcılar daha küçük kesitli tutulmuş, buna karşılık aralıkları azaltılarak fazla sayıda kullanılmıştır.

Göz adı verilen bu dörtgenlere dolgu elemanı olarak en yaygın biçimde taş kırıkları / Rize'nin doğusunda / kenarları tıraşlanan sel taşları konulmaktadır. Taş kırıklarının bağlayıcısı kil'dir (s. 71).

 

Tek blok taşların ahşapla oluşturdukları derzler kil+kireç harcı ile kapatılır

Dolgu gereci olarak kil kullanımına Sürmene ve Of çevresinde az da olsa rastlanılmaktadır

Rize yöresinde, yalnız dolgu gereçlerinin sıvanıp badanalanması ile farklı cephe görünümleri elde edilmiştir,

 

Muskalı Dolma Duvarlar: Duvar yüzeyinde oluşan üçgenlerin içlerine yalnız taş kırıklarından dolgu yapılır.

 

Kâgir Duvarlar

Bölge genelinde temel ve ahır ile zemin katın şeve gömülü arka duvarları taş örgüdür.

Rize yöresindeki büyük planlı evlerle aşırı toprak basıncı alan duvarlarda duvar kalınlıkları 90-100 cm ye kadar ulaşabilmektedir.

 

Tüm Doğu Karadeniz'de iç bölmeler ahşaptır. Trabzon yöresinde çok az sayıda evde de taş ya da dolma iç bölme duvarı görülmüştür.

 

Yatak odası döşemeleri Doğu Karadeniz'in tümünde ahşaptır. Ahır duvarları üzerine konulan taban ağaçları, zemin kat döşeme kirişleri için yastık görevi görür. Kirişler odaların kısa boyutu yönünde uzatılır

 

Tirebolu ile Hopa arasında yer alan aşhaneli tip evlerde aşhane bölümünün zemini sıkıştırılmış topraktır.

 

Çatılar

Semer (iki yöne eğimli)

Üç Omuz (üç yöne eğimli; bir mahya ve iki eğik mahyalı)

Dört Omuz (dört yöne eğimli; bir mahya hattı veya noktası ile dört eğik mahyalı)

 

Çatı yapımı için sonlanan duvarların üzerine, dış yüzeye yakın gelmek üzere yastık kirişleri uzatılır. Yastık kirişlerin üzerine tavan döşeme kirişleri yerleştirilir. Mahya kirişini (omuz ağacı) taşıyacak dikmeler, döşeme kirişlerinin üzerine konur.

Aşhane gibi geniş açıklıklı mekanlar üzerine rastlayan çatı dikmelerini çok daha kalın kesitli (20 x 30 cm. bazen 30 x 50 cm) zor kirişleri taşımaktadır. Ocak zinciri, yayık ipleri, salıncak vs. bu kirişe asılır.

…makasların oluşturulmasından sonra mertekler dizilir. Mertek aralıkları çatı örtü gereci ile ilgilidir. Geçmişte, hartama kullanılan çatılarda mertek araları 20 cm. ye kadar inmekte ve saçağa paralel yerleştirilmekteydi. Hartamaların rüzgâr nedeniyle: uçmaması için üzerine taş ağırlık konulmaktadır (s. 77).

 

Kiremit fırınlarının olduğu yörelerde çatı örtüsü olarak genellikle kiremit kullanılmaktadır.

 

50 cm. den daha geniş saçakların kar ve örtü yükü altında deformasyona uğramadan biçimini koruması / için Sürmene ve doğusunda 'saray bağı' denilen bir tür saçak payandası kullanılır. Saray bağı, düz veya çok geniş 'V' şeklinde ağaç destektir.

 

Plan Tipleri

(Özgüner’e göre) …plan düzenlenmesine tesir eden esas faktörün yaşayışta aranması daha doğru olacaktır.

(Diğer bir sebep) yapı taassubu

 

Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki plan tipleri:

Salonlu tip evler

Hayatlı tip evler / s. 79

 

Salonlu tip evlerde giriş mekanı salon olarak adlandırılmıştır.

Bu plan tipine Giresun ili ve batısında yer alan 'orta Karadeniz' illerinde rastlanılmaktadır.

 

Hayatlı tip evlerde hayat mekanı olarak, 'aşhane' / kastedilmiş

Trabzon yöresinde yalnız toprak zeminli aşhane yer alır / Rize yöresinde aşhane ve buna yakın büyüklükte 'hayat' mekanı da bulunmaktadır.

 

Trabzon köy evindeki 'hayat1, aşhaneden geçilen servis mekanlarıdır ve farklı işleve sahiptir.

Trabzon Rize arasında hayat mekanı, evin aşağı yönünde yatak odaları arasına sokulan bir mekandır. Yatak odalarına girişte 'hol' görevi görmesinin yanı sıra bazı eşyaların koyulduğu bir 'depo' işlevini de üstlenir.

 

Salonlu Evler: Tirebolu-Bulancak arasında, Giresun'a özgü…

Basit Aşhaneli Evler: Görele (Giresun)-Yomra (Trabzon) arasında

Hayatlı-Aşhaneli Evler: Rize-Artvin arasında / s. 80-81

 

Doğu Karadeniz Bölgesi iklimi / Ilıman-nemli özellik taşır.

 

Doğu Karadeniz’de bol yağış, deniz etkisi ve bitki örtüsünün sıklığı nedeniyle nem oranı normalin üzerindedir.

 

Güney ve güneybatı rüzgarları genellikle ılık ve kurudur.

Kuzey-kuzeybatı rüzgarları serin veya mevsimine göre soğuk olur.  / deniz nemini birlikte taşır.

 

Doğu Karadeniz Bölgesi'nin yer aldığı 41. enlem, Türkiye'nin öteki bölgelerine oranla güneş ışınlarının daha eğik geldiği bölgelerdendir.

Vadilerin doğuya bakan yamaçları / öğleden sonra; batıya bakan yamaç / ise sabahleyin direkt güneş ışığı alamazlar (s. 93-94).

 

Doğu Karadeniz su buharı güneş ışınlarının / yoğunluğunu azaltmaktadır.

 

Doğu Karadeniz Bölgesi, topoğrafik özellikler açısından düzenli yerleşmelere en az elverişli bölgelerden biridir.

…çok eğimli sırt ve vadilerden oluşan bir engebeler düzeni

 

+ 700 m. ye kadar olan kıyı veya yayvan yapraklı etek ormanları şeridi.

700 ile 2000 m. arasında / karışık yapraklı nemli dağ ormanları şeridi.

1800-2700 m. arasında / yaylalar şeridi

 

Sahilde tarıma elverişli yeterince düzlük yok gibidir.

 

Doğu Karadeniz'in en yüksek dağlarının Rize iline rastlaması yüzünden sahil ile iç bölgenin bağlantısı oldukça zayıf kalmış, iç köyler son yirmi yıla kadar kapalı ekonomi sistemine bağımlı kalmışlardır.

Arazi birçok derelerle parçalanmıştır. Arazinin aşırı eğimi, derelerin çok şiddetli akmasına neden olmuştur.

 

Bölgenin iklimsel özellikleri, fazla yağış, ısı farkı, kolayca ayrışabilecek kayaçlar ve süreksizlikler; kıyı şeridinde jeolojik devirlerden bu yana kitle hareketlerinin meydana gelmesine ve tipik heyelan topografyasının her yerde görülmesine neden olmuştur (s. 97).

 

Yörelere göre değişen biçimde 1500-2000 m. arasında mezra / 1800-2800 m. arasında da yayla yerleşmelerine rastlanılmaktadır…

Yaylalar Doğu Karadeniz köylüleri için Haziran-Ekim ayları arasında barınılan yerleşmelerdir. Mezralar ise yayla döneminden önce ve sonra yaklaşık birer ay kalman geçici barınma alanlarıdır.

 

…akarsularla köyler arasında organik bir ilişki vardır. Yerleşmelere ulaşan yollar genellikle ırmağı takip eder. Zorunlu hallerde ırmaklar köprülerle aşılır.

Büyük ırmakların sahip olduğu büyük havzalarda yerleşim birimi sayısı da çok olmaktadır.

 

…yerleşme biçimleri dağınık yerleşmelerdir.

Dağınıklığın yardımlaşma, ilişkiler, haberleşme ve devlet hizmetlerinin iletilmesi açılarından sakıncaları vardır.

 

…evlerin, yönlenme açısından topografyaya uymaktan başka seçenekleri yoktur. Evin konumlanmasında aşırı eğimli yüzeylerden, uzun süre gölgede kalan alanlardan, rüzgârlı yerlerden kaçınılmaktadır (s. 99).

 

Verimli toprağın taşınımını önlemek için arazide düz ve kıvrımlı taş setler yapılmıştır. / teraslama düzeni

…kuzeye bakan yamaçların florasında yosunlara sık rastlanır.

 

Yol yapımına 1970’li yıllarda olanak bulunabilen / bölgede / kültürel iletişimi en aza indirmiş, yeni malzeme ve yapı tekniklerinin öğrenilmesini zorlaştırmıştır.

 

4. BÖLÜM

ARAŞTIRMADA KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER

…yerleşim birimi ve eve ilişkin çevresel-yapısal bilgilerin derlenmesi

Elde edilen verilerin analizi

 

İlçe merkezleri aynı zamanda, toplumsal kültür birikimine sahip vadilerin sahildeki başlangıç noktalarıdır. (ilçe merkezindeki kültür, ilçeye bağlı köylerle sürekli etkileşim halinde, ilçe bir ölçüde bölgedeki kültürel birikimin hülasasını verir).

 

Bulancak-Hopa arasında ilçeler arası uzaklıklar ortalaması 13.6 km. dir.

(Sümerkan bu çalışmasında Bulancak-Hopa arasını, aralarında yaklaşık 13-14 km mesafe bırakarak 22 bölgeye ayırmış, saha çalışmasını bu 22 aksı kılavuz edinerek yürütmüş) / s. 103

 

…sahilden başlayarak akslar üzerinde 7-17-27-37. km. lere rastlayan köyler seçilmiş

 

Örnek evin şu niteliklere sahip olmasına dikkat edilmiştir:

. 50 yıldan daha eski yapı olması,

. Köyün en çok rastlanılan, en yaygın yapı, malzeme ve plan türüne sahip olması,

. Hiç onarım görmemiş ya da plan ve yapı niteliğine zarar vermeyecek kadar onarım geçirmiş olması (s. 107).

 

…fiziksel çevreden elde edilen verilerin analizinin yapılması:

Topografyaya uyum/uyumsuzluk

. İklime uyum/uyumsuzluk

. Doğru uygulamalar/yanlış uygulamalar

. Çeşitli yapı elemanlarının AKA içinde boyutsal ilişkileri

. Çeşitli yapı elemanlarının saptandığı/saptanmadığı yerler

. Belirli yapı karakterlerini ortaya çıkarma ve dağılımlını inceleme

. AKA geleneksel kırsal kesim yapı karakterlerinin dayandığı ilkeler / s. 109

 

5. BÖLÜM

YERLEŞİM ÖZELLİKLERİ VE FİZİKSEL ÇEVRE İLE İLİŞKİLERİ

200-600 m. yükseltilerde yığılma vardır.

…geniş olmayan ve sel tehlikesi ile sık sık karşılaşılan vadi tabanları ile kuvvetli rüzgar alabilen sırtlar, yerleşim yeri için pek uygun görülmemektedir.

(Meskenleri topoğrafyadan dolayı istenilen yönde konumlandırmak mümkün olmayabilmekte, bulundukları vadi yamacının baktığı yöne göre ve mümkün olduğunca ön cephesi doğu yönüne bakacak şekilde konumlandırılmaya çalışılır.) / s. 113

 

6. BÖLÜM

EVLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Pazar, Ardeşen, Fındıklı’nın' düz sahil bandı ile bu yörenin geniş vadi tabanı düzlüklerinde, örneklem kapsamı dışında kalan çok az sayıda düz arazi evi karakterinde eve rastlanmıştır.

 

Denize dik uzanan vadi ve yamaçlardaki yerleşmeler, topografyanın zorunlu sonucu olarak doğuya ve batıya daha çok yönelmişlerdir.

…çift kapılı plan düzeni ve / iki avlu… (avlular çoğunlukla doğu ve batı yönlerinde bulunur)

 

Tek girişe sahip Giresun batısındaki evlerde girişlerin güneye açıldığı gözlenmiş

 

Evlerin yan cepheleri, / ön ve arka cephelerine oranla daha uzundur. / eğim yönündeki kayma ve yıkılma riskini (…)azaltmakta…

 

Evlerin Yan cephe/Aşağı cephe oranları: 1-5. Aks'larda 1’e çok yakın

6. ve 10. akslar arasında 1.5

11-22. Aks’lar arasında ise 1.25

 

…salonlu plan tipleri doğuya doğru 1. Aks'ta başlayıp 5. Aks’ta sona ermektedir.

6. Aks'tan 11. Aks’a kadar basit aşhanell tip görülürken; 11. Aks’tan Hayatlı-Aşhaneli plan tipi başlamakta

 

Yapı Boy/En oranlarının 1.5 olduğu 6.-10. akslar (Görele-Trabzon) arasında-yan cephelerin yalnızca yığma taş duvar

11. Aks (Yomra) da ahşap duvar türleri başlamakta,

Ahşap duvara 11. Aks batısında hiç rastlanılmamıştır (s. 120).

 

AKA / yapı alanları ortalaması 78.13 m2dir.

 

1-5 Akslar arası yapı alanları ortalaması= 59.35 m2

6-10 Akslar arası yapı alanları ortalamasi= 64.68 m2

11-22 Akslar arası yapı alanları ortalaması= 92.96 m2

 

1-5 ile 6-10 akslarda yapı alanları rakım yükseldikçe değişmezken,

11-22. aksların yapı alanları rakım yükseldikçe artar

 

…girişlerin düzenlenmesinde iklimsel koşullar yerine yapısal geleneklerin etkili

 

1 ile 6. Aks'a kadar (Bulancak-Görele) olan evlerde ahır giriş yeri yan duvarlarda yer alır (s. 127).

 

Çıkmalar / çıkma, daha çok servis mekanlarının ev kütlesinden ötelenmesi amacına yöneliktir.

 

…tuvaletlerin eve bir cephesinde dışarıdan bitişik ya da tümüyle ev uzağında yer aldığı / saptanmıştır.

 

7. BÖLÜM

YAPI DIŞ DUVARLARI

…kagir yığma, ahşap yığma ve ahşap iskeletli dolma duvar çeşitleri görülmektedir. Dolma duvarlarda dolgu gereci olarak kiremit, taş kırıkları ve ağaç malzemeler kullanılmıştır (s. 131).

 

(Meskenlerin zemin kat alanı bölgenin batısında 70-80 m2 iken bölgenin doğusunda 110m2 civarındadır.)

 

Ahır Katı

…bu katta yan ve arka duvarlarda yalnızca taş kullanılmıştır.

Zemin Kat

Toprağa (şeve) sokulmuş arka duvarlarının % 90’a yakın önemli bölümü taş duvarlardır,

Yan duvarların her birinde eğime göre taraf ve coğrafik yönler açısından konstrüktif farklılıklar bulunmaktadır.

 

İkili kombinasyonlar genellikle aşhane ile yatak odalarında ayırtedilen farklı duvar konstrüksiyonlarından oluşur (s. 135).

Aşhane bölümünde taş duvarlara rastlanırken, aşağı yöndeki yatak odaları yan duvarlarında ahşap ve dolma gibi hafif duvarlar yeğlenmektedir (s. 148).

 

Kombinasyonlar çoğunlukla Moloz Taş Duvar / Ahşap Duvar / Göz Dolma biçimlerinde olur.

(Yan duvarların tamamına yakınında sıvama/kaplama kullanılmamış) / s. 138

(Taş ve ahşap gibi doğal malzemelerin kullanıldığı dış cephede ayrıca kaplama ihtiyacı hissedilmemesi gayet doğal bir durum ve ayrıca kaplama malzemesi bölgede yaygın değil)

 

Doğu Karadeniz’de aşağı duvarlar aynı zamanda evin sembolik cephesi olup, yapının dış görünüşünü önemli ölçüde etkilerler. Yan ve arka duvarları taş olan Trabzon Aks’ı çevresi örneklerinde, yalnız aşağı duvarların dolma duvar olarak inşa edildiği saptanmıştır (s. 143).

 

(Eğimli araziye bakan cephede ağır konstrüksiyon ve malzemelerin yeğlenmediği gözlenmiş)

Aşağı cephenin inşasında meskenlerin yüzde 66’sında ahşap-taş bir arada kullanılmış; yüzde 14’ünde sadece ahşap ve yüzde 4’ünde sadece taş kullanılmış. / s. 144

 

Meskenlerin yüzde 30’u aşağı cephede sıvama-kaplama kullanmış. …estetik görünüm kazandırma endişesi olduğu açıktır.

 

Derzleri en çok olan Dolma Konstrüksiyon, en az yağış gelen doğu yönde düzenlenmiştir. Rüzgarla yağı ş m geldiği batı ve kuzey yönde neme dayanıklı Taş ve Sertağaç (kestane) duvarlar; güneşli güney yönde de ince bir konstrüksiyon olan Ahşap kullanılmıştır (s. 149).

 

Batı duvarlarında Ahşap konstrüksiyon en az orandadır,

Kuzey duvarlarında Taş ve Ahşap konstrüksiyon, yakın oranlarda ve daha çok kullanılmıştır,

Güney duvarlarında yüksek oranda ahşap konstrüksiyon yeğlenmiştir.

 

Taş duvarlar ahır katı ile yaşama arka duvarında yoğun kullanım alanı bulmaktadır.

 

Doğu Karadeniz’e egemen olan en yaygın konstrüksiyon türü Dolma Duvar çeşitleridir,

 

…tümüyle taş duvarlı evlere, bölgenin en az neme sahip yörelerinde rastlamak gerekir.

(Vakfıkebir-Yomra) arasında / yöre en az yıllık bağıl nem ortalamasına sahiptir (% 73-74) ve tümüyle taş duvara sahip evler bu kesimin yüksek yerleşmelerinde görülmektedir (s. 153).

 

Malzeme seçiminde ısı ve nem belirleyici olur ve bölgede inşa malzemesi seçiminde nem daha belirleyici / bölgenin soğuk olan iç ve yüksek kesimlerinde Taş duvar değil dolma veya ahşap duvarlı evlere rastlanmaktadır. / s. 154

 

Masif ahşap duvar türlerinin, (Bulancak-Yomra) arasında hiç görülmemesi, daha çok yapı geleneklerinden kaynaklı bir çelişkidir (s. 154).

 

Bloktaş dolguya (9. Aks, 3. Köy hariç) 15. Aks’ın (Rize merkez) batısında hiç rastlanmamaktadır (hâlbuki dere yatakları taş malzemeyle dolu).

 

600-800 rakımlarda Taş duvarlarda artma, Ahşap ve Dolma türlerinde azalma / görülüyor.

 

Uygulamada ayrıntılı teknik bilgi gerektiren / Ahşap ve Dolma duvar türleri sahile yakın düşük rakımlarda daha çok görülmesi, / nem ve / kaliteli yapıcılar bulma / imkânlarıyla açıklanabilir. / s. 156

 

Yağış miktarı ve nem oranı arasında doğrusal bir ilişki var; bölgede yağışın fazla olduğu yerlerde ahşap malzemenin kullanım alanı artar.

 

Isı geçirgenliği ve direnciyle ilgili incelemeler: s. 160-180

 

Dolma Duvarlar (ısıyı korumakta) yetersiz kalmaktadır.

 

…taş dış duvar çeşitleri arasında Moloz Taş duvar en yaygınıdır.

AKA’da taş duvarların kalınlık ortalaması 54.5 cm.dir.

 

Doğu Karadeniz’de en yaygın duvar türlerinin taş duvarlardan sonra Kırmataş Dolgulu Göz Dolma Duvar olduğu, ikinci olarak da Muskalı Dolma Duvarların görüldüğü, sayılama ile belirlenmiştir (s. 187).

 

Rakım yükseldikçe, ısı geçirgenlik direnci Dolma ve Taş duvara göre daha düşük olan Ahşap duvarlar azalmakta, daha yüksek dirence sahip taş duvarlar artmaktadır. Burada masif taş duvarların doğa ve toplumsal açıdan güvenilirliğinin de etkisi vardır.

 

Yağış ve nemin çok olduğu yörelerde yoğuşma oluşturmayan Ahşap malzeme daha çok kullanılırken, Taş ve Dolma duvarlarda azalma saptanmıştır (s. 187-188).

 

8. BÖLÜM

PENCERELER

Aşhane (mutfak) mekanları çoğu kez penceresiz, bazı örneklerde yüksekte tek ve küçük pencereli, bazılarında da yalnızca çatıdaki küçük bir açıklıktan ışık alır bir durumdadır.

…pencereler yalnızca geceleyin kullanılan yatak odalarında yer almaktadır (s. 189).

 

Kimi evlerin pencerelerinde soğuğa, rüzgara ve olası saldırılara karşı kepenkler düzenlenmiştir.

Çatı yüzeyi ile parapetinde havalandırma, aydınlatma ve çatıya çıkış işlevli pencereler söz konusudur.

 

Bölgenin batısında (Giresun ve çevresi) ortalama pencere sayısı 4, Trabzon ve çevresinde 4, Rize-Hopa arasında 8’dir.

Bölgenin doğusunda evlerin oda sayısı arttığı için pencere sayısı da artmakta

Sıcaklık ortalamasının düşük olduğu bölgelerde pencere sayısı az, sıcaklık ortalamasının yüksek olduğu bölgelerde pencere sayısı fazla…

 

AKA'daki saptamalar, evlerdeki pencerelerin yaklaşık yarısının aşağı yöndeki cephede yer aldığını göstermiştir. Bu pencereler büyük oranda yatak odaları pencereleridir (s. 194).

 

…ana yönlere bakan duvarlarda Doğu yönünün, ara yönlerde Güneydoğu yönünün pencerelerin düzenlenmesinde daha çok yeğlendiği saptanmıştır.

 

…pencere sayılarında, yerleşme rakımı yükseldikçe düşme görülür.

 

AKA pencereleri düşey dikdörtgen formlardadır.

 

Pencere boyutları örnek evlerin rakımlarıyla karşılaştırıldığında deniz kotundan yükseldikçe en-boy ölçülerinde birbirine yaklaşma eğilimleri saptanır (s. 200),

 

9. BÖLÜM

ÇATILAR

Doğu Karadeniz evlerinin tümünde, eğimli yüzeylere sahip ahşap oturtma konstrüksiyonlu çatılar bulunmaktadır.

 

Bölge genelindeki evlerin yarıya yakınında üç omuz çatı görülür, diğerleri semer ve dört omuz/kırma biçimindedir.

 

Semer çatı, iç kesimlerde daha çok görülür.

Kıyı kesimlerinde; bölgenin batısında (Bulancak-Görele arasında) kırma çatı yaygındır. Vakfıkebir’den itibaren üç omuz daha sık görülür. / s. 208-209

 

Sahil kesiminin kırma çatı tercihinin nedeni; kırma çatılarda çatı altı alanının olmayışı (çünkü kent merkezinde ot depolama alanına ihtiyaç duymuyorlar), kırma çatının görüntüsünün daha az kütleli olması vs.

 

Üç omuz çatı

Çatıda eğik olan bölüm evin ön cephesinde, yamaç tarafta değil, önü açık taraftadır. Böylece eğimli yüzey açık alandan gelecek rüzgara karşı çatının direncini artırır.

Çatının üçgen alınlı kısmı, depolama alanı olarak kullanılır. Evin dışından çatıya girişler genellikle bu üçgen alınlığın olduğu taraftan sağlanır.

Eğim olmayan bu bölüm, yağmur sularının evin arka kısmına ulaşmasına engel olur.

 

Semer çatı

Kurulumunun kolay olması ve geniş depolama alanı sağlaması nedeniyle yüksek rakımlı yerlerde daha çok tercih edilir.

 

Çatı arasının depolama amacıyla kullanımı söz konusu olduğunda son kat tavan döşemesi ile saçak dibi arasında 60-120 cm. yüksekliklerde bir parapet yerleştirilmektedir. Bu parapetler üzerinde karşılıklı dizilmiş ızgaralı havalandırma pencereleri yer alır (s. 211).

Çatı parapeti örneklerine / yağışın ve dolaylı olarak bağıl nemin en çok olduğu bölgelerde rastlanır (Giresun ve Sürmene-Arhavi arasındaki bölgede).

 

Üçgen alınlığın üst kısmının kırılıp/kesilip çatı örtüsüne dahil edilmesiyle ortaya çıkan çatı tipine sığırcıklı çatı diyor Sümerkan. Bu tipin örnekleri Sürmene-Of ve Fındıklı-Arhavi’de görülüyor. / s. 210-211

 

…çatı örtüsü olarak başlıca iki gerecin varlığı sözkonusudur:

. Hartama

. Oluklu Kiremit

 

Doğu Karadeniz’de 1930lu yıllara kadar, kiremit dışındaki çatı örtüleri hartama ya da daha kalın kesitli dilme tahtalardan (padar) oluşuyordu.

1930'lardan sonra gaz tenekelerinin açılımıyla elde edilen yan ve kapak yüzeyleri

1975'lerden sonra ise / oluklu sac levhalar

 

AKA'da örnek evlerin çatı örtülerinde % 53.8 (28 örnek) kiremit, % 46.2 (24 örnek) metal malzeme saptanmıştır.

 

Doğu Karadeniz'de çatı eğimleri, örtü gereci ile ilgilidir. Hartama örtülerde çatı eğimi, kiremit örtülere göre daha fazladır.

 

Oluklu kiremit örtülerde saptanan eğimler, literatürde önerilen % 20-33’lük eğimlerden daha diktir.

Kiremit örtülü 28 örneğin eğim ortalaması % 38

Metal kaplı çatılarda (önceden hartama) eğim ortalaması ise kiremit yüzeylerden daha fazla olup 24 örnekte % 44 dür.

 

Hartama, Trabzon’un batısında yaygın; Yomra’nın doğusundan itibaren kiremit ve sac kullanılmış.

 

Şu halde çatı eğimlerinin düzenlenmesinde, yağış rejimi yerine malzemeye bağlı gelenekler ve kurallar daha çok geçerlidir.

…hartama (sonradan metal) örtü yöresinde (1-10 Akslar) rakım yükseldikçe çatı eğimlerinin de arttığını göstermektedir. Kiremit örtü yöresinde (11-22. Aks’lar) ise / Rakım arttıkça çatı eğimi azalmaktadır (s. 217).

 

Saçaklar

Bölgedeki evlerin yarıya yakınında / Yatay Kaplamalı Saçak / görülür. Tavan kirişlerinin ya da yatay kirişlerin desteğindeki merteklerin oluşturduğu saçaklar. Kirişler serbest ya da alttan tahta kaplanmış olabilir.

 

Ahşabın çalışması, kar yükü gibi etkenler geniş saçaklarda payandayı zorunlu kılmıştır.

 

Sürmene’nin batısında saçak genişlik ortalaması 30 cm / Sürmene’nin doğusunda saçak genişlik ortalaması 90 cm’dir.

 

Saçak genişliği tercihinin rakım, yağış, güneş/gölgelenme ve kar gibi etkenlere bağlı olmadığı tespit edilmiş.

 

10.BÖLÜM

DÖŞEMELER

AKA'nın her yöresinde eğimin aşağı yönünde oluşan boşluğa ahır yerleştiğinden, bu yöndeki yaşama katı odaları (yatak odaları) ahır üzerinde yer almaktadır. Bu bölümün döşemeleri / tahta döşemeler biçiminde düzenlenmiştir (s. 226).

 

(Bölgedeki evlerin pek azında) ahır bölümü tavanında 50 cm.lik bir yalıtım boşluğu düzenlenerek buraya toprak doldurulmuş ve kuru toprağın yalıtım özelliğinden yararlanılmıştır. Böylece zararlı gazların yatak odalarına sızması önlenmiş olmaktadır.

 

Eğimin yukarı yönüne rastlayan döşemeler zemine oturmakta, / gündüz kullanılan bölümün sıkıştırılmış toprak oluşu, kırsal kesim yaşantısından kaynaklanan işlevlere başarılı bir çözüm getirmiş sayılmalıdır.

 

Görele’nin batısındaki evlerin aşhane dahil bütün zemini ahşap döşemeli; Of’taki evlerin döşemeleri de ahşap. Bölgede, belirtilen yerlerin dışındaki evlerin aşhanesi toprak zeminli, diğer odaları ise ahşap döşemelidir. / s. 229

 

AKA'da ’Aşhane' diye adlandırılan mekanlar tavansız düzenlenmektedir.

 

Ahır katı / ortalama yükseklik 2,17 m

Zemin kat / ortalama yükseklik 2,37 m

1. kat / ortalama yükseklik 2,24 m / s. 231

 

…yükselen rakımlarda tavan yüksekliklerinde de bir azalma eğilimi saptanmıştır,

 

11. BÖLÜM

ISITMA VE BACA SİSTEMLERİ

Bölgedeki yaşama biçimi de, günün büyük bölümünde (kış mevsimi dahil) insanların ev dışında olmasını ve eve çok sık girip çıkmasını gerektirecek uğraşılar içermektedir. / ısınmaya ve ısıtma sistemlerine gereken önemin verilmeyişi sonucunu doğurmuştur.

 

AKA örnek evlerinde saptanan bacalar ateş (duman) bacalarıdır. Havalandırma bacasına rastlanmamıştır.

Sobalar, AKA için 1940'lardan sonra çok yavaş yaygınlaşan ısıtma araçlarıdır. Evlerin kuruluşunda bu gibi araçlar düşünülmemiştir.

AKA'nın büyük kesiminde toprak zeminli aşhanede ocak olarak yerdeki sığ bir çukurdan yararlanılmaktadır.

 

AKA evlerinde en az iki yatak odası bulunmaktadır.

(çok odalı büyük evlerde) Isıtma sistemi açısından konuk yatak odalarının (gündüz de barınacağı düşünülerek) mutlaka bir şöminesi vardır.

 

Akçaabat’taki evlerde bütün odalarda ısıtma sistemi / şömine vardır. / s. 238

 

12. BÖLÜM

ÇALIŞMANIN SONUÇLARI

Doğu Karadeniz’in çok eğimli arazisi üzerine kurulan yerleşimlerde insanlar, ekonomik ve tarımsal faaliyetlerini sürdürebilecekleri yerleri seçerken topografik olgu ağır basmakta, evin çevresel etkenlerden göreceği zararlar ikinci planda kalmaktadır. İyi arazi tarıma ayrılmakta, arta kalan kötü koşullara sahip arazi parçasına ev kurulmaktadır.

…kötü etkenlerin maximum olduğu dere tabanı, sırt alanlarından bir ölçüde kaçınılmaktadır (s. 241).

 

Evler yamaç eğimine zorunlu uydurulmuş, girişler ve mekanlar buna göre düzenlenmiştir.

 

Görele'ye kadar etkisini sürdüren bir Giresun lokasyonunun, Eynesil-Yomra arasında bir Trabzon; Sürmene-Hopa arasında da Rize lokasyonlarının etki alanı oluşturduğu söylenebilmektedir. Son kesimde, Rize iç bölgesinin de kendine özgü bir yapısal anlayışı vardır.

 

Fiziksel çevre ile ilgili parametrelerin çok yakın değerlerde olduğu örnekler arasında uygulama farklarının saptanması, dış etkenlerin gözardı edildiği; bunun yerine yapı konstrüksiyon geleneklerinin ön planda olduğu sonucu çıkmaktadır (s. 242).

 

AKA evlerinin gündüz bölümleri gün ışığından yoksundur.

 

Rakım yükseldikçe duvarlar kalınlaşmakta / pencere alanları küçültülmektedir.

 

İnsanların salt yapısal gelenekleri, kapalı toplum düzeni nedeniyle gelişmeyen teknik bilgi kapasiteleri ve ekonomik zorunluluklar yüzünden yaşanılan çevredeki dış etkenlere karşı kimi önlemleri almayı ihmal edebileceği görülmüştür. Geleneklerden kaynaklı yapısal tutuculuk, gözlenebilen yanlışların tekrarında en büyük etkendir.

 

Sümerkan, Mustafa Reşat. (1990), Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri, Doktora Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.

7 Şubat 2019 Perşembe

Özcan Başkan - Türkçe Islık Dili


Özcan Başkan - Türkçe Islık Dili

Kuşköy Giresun’a bağlı Görele kazasının bir köyü olup, Görele deresinin içinden aktığı bir vâdinin iki yamacına kurulmuştur. 1963 yılında yapılmış olan bir köy okulu dolayısıyla, burada kullanılan ıslık dili hakkında önce yerli daha sonra da yabancı gazetelerde yazılar çıkmıştır. Bunun üzerine Kuşköy ıslık diline ilgi duyan bir yabancı ilim heyeti ile Kuşköy’e giden yazı sahibi tarafından ıslık dili üzerinde incelemeler yapılmıştır.

Islığın, normal konuşmadaki sese olan üstünlüğü, basit ve saf bir ton ile çalınmasıdır. Bu suretle konuşmadaki geniş bantlı ses spektrumu, ıslıkta 1000 - 4000 frekans arasına inmektedir. Bu titreşim bandı ise, insan kulağının en hassas olduğu frekanslar şerididir. Islığın çok Uzak mesafelerden duyulabilmesi veya gürültülü yerlerde bile işitilebilmesi bu özelliğine bağlıdır.

Kuşköyde çobanlar, kendi hayvanlarını ve köpeklerini yönetmek üzere bazı ıslık işaretleri yoluyla bunları belli davranışlara alıştırmışlar ve hayvanlarda belirli şartlı refleksler meydana getirmişlerdir. Bu işaretler, ‘dur!’, ‘yürü!’, ‘kımıldama!’, ‘etrafım dolan!’ gibi şeyler olup, belirli anlamlara geldikleri için, teker teker öğrenilmeleri gerekmektedir (s. 2).

Kuşköy’de kullanılan ıslık dili köylülerin konuştukları Türk diline dayanmaktadır. Yani normal konuşmadaki bütün telâffuz hareketlerine, ıslık çalarken de devam edilmekte ve bu suretle ortaya ıslıkla karışmış bir konuşma şekli çıkmaktadır.

Islık dili civar köyler dışında yabancılar tarafından anlaşılmadığı için özellikle, devlet otoritesini taşıyan ormancılar, jandarmalar, tahsildarlar gibi memurların köye yaklaştıklarını bütün köylülere bildirmek için kullanılmaktadır.

Bu hususta gerek köy yaşlıları ve gerekse kasabada oturanlar arasında yapılan soruşturmalar, ıslık dilinin ancak kırk - elli senelik bir geçmişi olduğunu göstermiştir.
Köy ve kasaba yaşlılarının hatırlayabildiklerine göre ıslık anlaşmasının kesin bir tarihi bulunmamaktadır. Fakat Kurtuluş Savaşında birliklerden birinin, öbüründen cephane istemek üzere, “c, p, h, n,” seslerini ıslıkla bu civar köylülerine çaldırdığı söylenmiştir (s. 3).

Islık dili sadece Kuşköy’de çalınmayıp civar köylerde de kullanılmaktadır (s. 4).

Yapılan yüzlerce ve yüzlerce deneme sonunda elde edilen tablolardan çıkan sonuç şu olmuştur: Köylüler Türkçe sesleri, ıslık dilinde sistemli olarak ancak üç vokal ( i ö o ) ve üç de konson ( f ç k ) olarak çalmak ve duymak temayülündedirler (s. 5-6).

Sonsuz sayıdaki müzik seslerinin, belli aralıklarda boğumlanarak ‘Do re mi fa sol la si’ nota perdelerini meydana getirmeleri gibi Türkçenin otuz iki vokal ve konsonu da ıslık dilinde bu altı seste kümelenmektedir.

Gerek vokallerde ve gerekse konsonlarda, ıslık çalma fizyolojisine uygun olarak ‘ön, orta, arka’ boğumlanma noktaları meydana gelmektedir.
Vokaller:
Ön      i           dudaklar düz
Orta   ö          dudaklar yarı düz yarı büzgün
Arka o          dudaklar tam büzgün

Konsonlar:
Ön      f           konson sürtünücü
Orta   ç          konson yarı duraklı yarı sürtünücü
Arka  k         konson tam duraklı

Islık çalarken ses telleri titreşmediğinden sedalı konsonlar elde edilememekte dudaklar birleşmediğinden de çift dudaklı (p, b, m ) sesleri ancak ç olarak çıkabilmektedir.

…ıslık dili Kuşköylülerin ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir: bu bakımdan ıslık dilinin kendi başına bir dil değeri yar demektir (s. 7).

Sosyo-kültürel çerçevenin sınırlı oluşu sebebiyle ‘bütünleme’ faktörü ıslık dilinin anlaşılmasında son derece yüksek bir rol oynamaktadır. Onun için ıslık dilinin güdüklüğünden meydana gelen ‘eksiklik’ nispeti haberlerin anlaşılmasına engel olacak bir dereceye erişmemektedir (s. 10).

---
Türkçe Islık Dili, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 16 (s. 1-10), 1968

Giresun ili halkbilim monografisi - özet-notlar


Giresun İli Halkbilim Monografisi
Aşlar Melikoğlu, doktora tezi / özet-notlar

Türklerin, en erken dönemlerde, Anadolu'ya yerleştiği ilk bölgelerden birisi Doğu Karadeniz Bölgesi ve bu bölge içerisinde yer alan Giresun’dur. …başta Kıpçaklar olmak üzere, Oğuzlar ve umum Türk boyları Kafkasya hattından ve İran yaylası üzerinden geçerek Doğu Karadeniz Bölgesine yerleşmişlerdir.

Giresun İlinin Tarihi
Giresun’un da antik çağlara kadar inen bir geçmişi vardır. Giresun Kalesi, Tirebolu Kalesi ve Şebinkarahisar Kalesi bunun en önemli kanıtıdır.

Bugünkü Giresun şehri Pontus Kralı I. Farnakes döneminde (MÖ 185-169) kurulmuştur (s. 6).

…Kimmer, İskit ve Miletos yerleşimleri/izleri…

…bölgede yaşayan Kolhlar, Driller, Mossinoikler, Halibler, Tibarenler gibi kavimlerden hiçbiri Yunan menşeli değil…

Çağrı Bey’in 1018 keşif akını ile başlayan Oğuz göçü neticesinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin siyasî ve etnik çehresi baştan sona değişmiştir.

Coğrafi / İdari / Beşeri / Ekonomik Yapı
Giresun ili 1920 yılına kadar Trabzon iline bağlı kalmış, bu tarihte müstakil mutasarrıflık, 1923 yılında il olmuştur.

Giresun’da Rumlar, Ermeniler ve Türkler yüzyıllarca beraber yaşamışlardır. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun 1461’de yıkılışına kadar şehirde Rumlar fazla iken, bu tarihten itibaren şehre gelen Türkmen grupları sayesinde kısa zamanda Türkler, kazada nüfus çoğunluğunu ele geçirmişler ve Rumlar azınlık durumuna düşmüşlerdir. İkinci azınlık durumunda ise Ermeniler görülmektedir (s. 17-18).

Yaylacılık ilin hemen hemen tüm köylerinde görülür ve ekonomik nedenlerle yapılır. Yaylacılığın sayfiye anlamı ikinci planda yer alır. Hayvanlara otlak bulmak, onların kışlık ot ihtiyaçlarını hiç değilse bir kısmını yayladan kesip kurutmak ve bu arada peynir, yağ gibi ürünleri hazırlamak için yaylaya çıkılır. Giresun köylerinde, baharın gelmesi ve karların erimeye başlamasıyla yaylaya göç gitmek için hazırlıklar başlar (s. 19).

SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ
Fıkra
Kurnaz Tilki yahut Kafasız Koyun
Bir ayı varmış, ayıyla keçi, tilki arkadaş olmuşlar. Tilkiye diyu ki ayı:
-Sen akıllısın, uyanıksın. Şu koyuna da söyle de o da bizimle arkadaşlık yapsın. Undan sonra goyuna gidi ikna edi. Tilki şimdi uyanık ya hani, tilki ikna edi getüri. Önce bi zaman yalvari tabi goyun biz zaman ikna olmi.
Ben arkadaşıyım baa bi zararı olmi, bişi yapmi. diyu tilki. Ayı bizi yer diye goyun bi zaman ikna olmi. Sonra tilki:
-Bak bizde arkadaşıyık, üç dört arkadaşuk, bize bişi yapmi. Diyu. Öyle böyle ikna edi, getüri.
Ayı da tabi yemeği düşünüyoduydu, ayı tam dali, gulanı gopari, goyun gaçi. Goyun gaçtii zaman da:
-Git bi daha ikna et. Diyu. Tilki gitmiş bi daha yalvarmış. Tilki di yu ki, o kadar uyanık ki:
- U senin gulaana bişey dicedi, sen yannış anladın. Gaçtığın için gulaan yırtıldı. diyu. Neyse ikinciye olii bunu aldatii getürii. Undan sonra ayı goyunu yiyu tabi. Yerke yerke baki tilki, ayı tilkiye filan bişi vermi. Tilki de şey yapi bunun gafasını ali arkasına sakliyu, tilkiye bi pay vermicek diye. Unu sakli gizli gine, sona yerük diye. Ayı:
- Bunun gafası nerde? diyu.
- Unun gafası olsa ben unu gandırabilür miyim? diyu tilki (s. 29-30)

Tarla
Temel askerdedir. Hanımı Fadime Temel'e mektup yazar: “Ula Temel, derhal köye gel! Tarla kazılacak, annen baban hasta oldu.” Temel hemen mektup yazar: “Fadime sakın tarlayı kazdırma, askere gelmeden önce yaptığım 50 tana tabancayı oraya sakladım…”
Bölük komutanı mektubu okur:
-Yaktım temel seni! Der ve bir tabur asker gider tarlayı güzelce bir kazar ama silah yoktur.
Temel Fadime’ye sorar:
- Tarla Nasıl oldu? İyi kazdılar mı? (s. 39)

Masal
…masal anlatımı her geçen gün azalmakta ve bu yüzden de masallar unutulmaktadır. Giresun yöresinde derlenen masalların da bu anlamda gittikçe unutulup kısaldığı, işlevselliğini kaybettiği görülmektedir.
Yörede derlenen masalların çoğu mutlu sonla biten öğüt verici nitelikte masallardır.

Tilki ve Kurt
Zamanında ayı, gurt, dilki üçü arkadaş olmuşlar. Bunlar, yola doru giderke bir av bulmuşlar.
Ayı demiş ki:
-Bu avı hangimizin yaşı böyüse u yisin. Üçümüz yirsek az gelür. Unun için yaşı böyüg olan yisin.
Ayı gurda sormuş:
-Gaç yaşındasın söyle bakalum?
Gurt da demiş ki:
-Ben bu dünya gurulmada dört yüz yaşındiydim.
Dilkiye “sen söyle,” demiş.
Dilki de demiş ki:
-Gurt benim torunumla yaşıdımış.
Ayı bakmış ki olacak gibi deyil, hepisi yalan söyliyler:
- Ben yedi yaşindiyim, Allah beni sekizine eletmesin, bu avı size yediriysem. Demiş. Ve avı gendisi yimiş. Gurd ile dilki baka gene galmışlar (Caferoğlu, 1994: 97). (s. 61-62)

Kara Yün
Şimdi bi bey varmış. Beyin de güzel bi gızı var. Bu gız bi çobana alıcı. Çoban bunu sevi bu çobanı sevi. Emme bey gızını çobana verür mü vermez. Gızın bide övi anası var. Bu da istemi gızın çobana varduğunu. İşte gıza etmedük eziyetleri galmi: Şunu yaparsan seni çobana verürük, bunu yaparsan seni çobana verürük.
Bi gün analığı bu gızın eline gara yun veri.
-Al bunu yeyke, bembeyaz et eve getür, sonra da çobanı alursun, seni çobana verürük. di. Gız bili gara yundan beyaz yun olmicanı. Emme çaresiz gedi deriye. Başli yıkamıya gara yunu. Yudukça yunun rengi açılmi. Gız oturup ağli çaresiz. U sırada da çoban u yakınlardimiş. Gızı göri, yanına geli.
-Sen niye ağlıyun? diye sori. Gız da di işte
-Beni sana vermiyular, bu gara yunu yıkayıp beyaz yaparsam sana vereceklerimiş. Emme bu yun beyazlamaz.
Çoban u zaman:
-Undan golay ne var? di. Goyunların birini urda gırki, yunun derede gızınan barabar yıkıyular. Gız eve götüri. Bakıyular yun beyazlamış. U vakıt gızı çobana veriyular (s. 71)

Efsane
Hura Kuşu (Baykuş)
Süleyman Aleyisselam zamanında şimdi Süleyman Alehisselam demiş ki:
-Bütün guşlar toplansın gelsin. Demiş. Bunu bütün guşlara duyurmuşlar. Neyse bütün guşlar gelmiş birikmiş. Süleyman alehisselam sormuş:
-Bütün guşlar burda mı? Guşlar demişler:
-Hura yok, u gelmedi.
-Niye gelmedi? Demiş Süleyman Alehisselam.
Öteki guşlar da demişler:
- Unun tüysü yok, çıplak olduğu için utani u. Demişler.
U zamandık Süleyman Alehisselam demiş ki:
-Siz madem bilisuz, niye una tüy vermediniz? Şimdi herkes una bi tüy versin! Demiş.
Guşlar gitmişler urdan hepsi hura guşuna birer ganet vermiş. U da öteki guşlar gibi tüylü, ganetli olmuş. Sonra Süleyman Alehisselam’ın garşısına çıkmış öteki guşlarla barabar. Süleyman alehisselam bunlara nasihatler ettükten sonra bunları göndermiş evlerine.
Neyse bu guşlar dışarı çıkar çıkmaz hepsi hura guşundan ganedini istemiye başlamış. Hura gaçmış urdan zor bi hal. Neyse gel zaman git zaman bu guşlar hep ganedini istemişler. Hura guşu da u zamandan beri gündüz gapiye çıkıp uçamazmış U gündüz gapıye çıktuğu gibi öteki kuşlar dövermiş unu, ganedini isterlermiş. U da öteki guşlar uyuyincik gece dışarı çıkarmış. Undan öle gece guşu da derler una (s. 128-129)

Anı / Hikâye

Bilmece
Ayla açar günden kaçar (Yarasa / Yıldız)

Bir atarım bin alırım (Mısır)

Dağa gider serilir,  eve gelir dürülür (Kolan)

Dışı katık içi kütük (Zeytin)

Kat kattır katmer değil, pembedir elma değil, yenir yenmesine, lakin tatlı değil (Soğan)

Kendisi demirden, kuyruğu kendirden (Çuvaldız)

Kuyruklu maskara, hoplar gider ambara (Fare)

Türkü
İki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türküler olan atma türkü geleneği Doğu Karadeniz’de oldukça yaygındır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek/vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler (Günay, 1976: 73). (s. 177)

Giresun’un en önemli geçim kaynağı olan fındık yöre türkülerinde bolca işlenmiştir.
Giresun yöresi türkülerinde yöre insanının giyim kuşamından, yörede var olan el sanatlarına kadar yöre kültürünün anlatan birçok konu türkülerde işlenmiştir.

Merekte Sarı saman
Merekte sarı sanan
Eğlenelim o zaman
Kızlar almış kocaman
Besbelli ahir zaman
Oy niye hanım niye
Öldüm yar diye diye

Dereler sombül saçak
Alçak boylusun alçak
Sana diyorlar küçük
Sen doldurursun kucak
Oy niye hanım niye
Öldüm yar diye diye (s. 202)

Mani
Bir fındığın içini
Yar senden ayru yemem
Bugün ben yâri gördüm
Öldüğüme gam yemem (s. 256)

Ağasar dere içi
Yayılır goyun geçi
Yapma şekere benzer
Yârim ağzının içi (s. 256)

Ağıt
Giresun yöresinden derlenen ağıtlar incelendiğinde bu ağıtların genellikle ölüm üzerine söylenmiş doğaçlama ağıtlar…
Osman Ağa Ağıdı ve Eşref Bey Ağıdı gibi iyilikleriyle yöre insanın gönlüne taht kurmuş kişilerin ölümü üzerine söylenmiş ağıtlar türkü olarak söylenen ağıtlara örnektir.

Arif’in Ağıdı
Karaovacık deresini akar mı sandın
Akan da kanlarımı diner mi sandın
Beni bu yollardan döner mi sandın
Ağla annem ağla salım geliyor
Sağımdan solumdan sabim geliyor
Arif’im Arif’im aslan Arif’im
Karaovacık deresine yaslan Arif’im

(Bağlantı)
Karaovacık deresini atlayamadım
Fişeklerim döküldü toplayamadım
Üç düşmanım vardı paklayamadım
Ağla annem ağla sal tutmaz beni
Kömür gözlü Sahure’m unutmaz beni

(Bağlantı)
Tüfeğim çatmada asılı kaldı
Elbisem sandıkta basılı kaldı
Garip annem evde yasılı kaldı
Ağla annem ağla sen bana ağla
Çifte tabip getir yaramı bağla

(Bağnaltı)
Yoğurdu yayın ayran eyleyin
Arif’in gömleğini bayrak eyleyin
Benden sonra Sahure’yi gelin eyleyin
Ağlan annem ağla sen bana ağla
Çifte tabip getir yaramı bağla
(Bağlantı)
Türkü, Domaçoğlu Arif’in Karaovacık yaylasında vurulması üzerine annesinin başında söylediği ağıttır. Türküde geçen Sahure, Arif’in eşidir (s. 317-318).

Tekerleme
Odi modi şapkam kayboldi
Kim buldi onin oldi

Eveleme develeme
Devekuşu kovalama
Kovalarsan yaralama
Şekerleme çikolata
Şundan bundan
Kedi düştü damdan
Çıt pıt
Nerden geldin
Oradan çık
Kız saçların kıvırcık
Sana dedim sen çık (s. 332-333)

Giresunlu Halk Şâirleri ve Şiirleri / 338-355
Ozan Arif (Arif Şirin)
…Ustaları olmadığı gibi çırakları da yoktur

Atasözü ve Deyimler
Ac bırakma hırsız edersün, çok dövme arsız edersün, çok söyleme yüzsüz edersün
Ağzında bal olan arınun guyluğunda inesü vardur
Alçak eşşe binen çok olur
Alma acın gızını un çoğaluna diker gözünü
Ar eden kar edemez

At avrat silah emanet edülme
At binenün yol yöriyenündür
At bülür, meydan bülür
At garnundan yiğüt alnundan bellü olur ( Atta garın yiğitte alın)
At sabına göre kişner
Ata arpa yiğide arka gerek
Ata yanar evlada, evlat da yanar evlada
Atasu neyse ötesü odur
Atı eşşek deel, gamçu geçer
Atı eşşene bırakma ya huyundan ya hüneründen alur
Attan düşen ölmemiş de eşşekten düşen ölmüş
Atun ardundan avradun önünden gedilmez
Atun nalını mıhını hesap eden at alamamuş

Canu sopa istiyen geçi çoban değnene sürünür
Garıya eyü deme yokluk görmince, evlada eyü deme el kızu koynuna girmince
Guştan gorkan darı ekmez
Yavaş atun dekmü bek olur
Zemheriden sonra ekilen darıdan, gocasından sonra galkan garıdan hayır gelmez

Ağzını eğmek (Ağzını burmak).: Bir şey beğenmemek
Alamuk: Sıcak ama bulutlu gün
Cep elması gibi olmak: Ufak tefek ve sevimli olmak
Got kafa: Kalın kafalı olmak
Göt biti: Genellikle annesinin peşi sıra gezen çocuklar için kullanılır
Götü külde gönlü gülde: Hayalperest olmak
Hors atmak: kibirlenip büyüklenmek
Karagölden kar bağışlamak: İyilik yapıyormuş gibi görünen kişi
Kumul kafa: Yavaş anlayan
Sonadan görme gavurdan dönme. Sonradan görme kişilerin tehlikeli olduğunu anlatan bir deyim
Tahalak çalmak: Eskilerden uzun uzun konuşmak

Giresun İli Ağızları
Giresun ili ve yöresi ağızlarının doğu sınırı Trabzon’a bağlı Vakfıkebir ilçesine;
Batı sınırı ise Ordu’ya bağlı Gülyalı ilçesine kadar uzanmaktadır.
Yörenin Çamoluk, Alucra ve Şebinkarahisar ilçeleri ikinci ağız yöresini oluşturmaktadır. Adı geçen ilçelerin ağız özellikleri ile Erzincan ve Sivas’ın kuzey bölgesinin ağız özellikleri çoğunlukla uyum içeresindedir (s. 377).

İç ve son seste bulunan ğ, ġ, h, , k, , r, n, (<ñ). v (<ğ), y ünsüzleri düştükleri veya eridiklerinde bir önceki ünlü (a, e, ı, i, u, ü). kurallı denilebilecek bir biçimde uzamaktadır.

Üçüncü teklik şahıs zamiri o, bölge sınırları içerisinde ünlü daralması sonucu u şeklinde karşımıza çıkmaktadır: u (

ñ sesi bölgede sadece ikinci ağız yöresinde (Çamoluk, Şebinkarahisar, ve Alucra ilçeleri) seyrek duyulur. Diğer bölgelerde hiç tespit edilememiştir.

Törenler
Yörede çocuğu olmayan kadınlar ocaklara götürülür. Burada dualar edilir ve Allah’tan orada yatan evliyanın yüzü suyu hürmetine kendilerine çocuk vermesi istenir.
Anne ve baba adayı hamilelik boyunca hiçbir canlıya zarar vermez. Eğer zarar verirlerse çocuklarının da zarar göreceğine inanılır.

Kadın doğum yaparken içeri bekâr bir kız girerse onun kıyafetinin bir yeri sökülür. Bu uygulamanın doğumu kolaylaştırdığı düşünülür

Yeni doğan bebeklerin göbeği bir süre kanayabilmektedir. Göbeğin yara olmasını ve kanamasını önlemek için bir bez parçası yakılır ve bebeğin göbeği “yakı” denilen bu bez parçasının külleriyle sarılır. Göbeği iyileşene kadar bu işlem devam eder (s. 393).

Bebek doğduğunda tarlada dikili halde olan pırasalardan bir kaçına bebeğe verilmesi düşünülen isimler verilir. Daha sonra bu pırasaların yaprakları kesilir. Bir hafta on beş gün sonra pırasalardan orta derecede büyüyenin ismi bebeğe verilir. Az büyüyenin ismi verilirse bebek ilerde zayıf, çelimsiz olur, çok büyüyenin ismi verilirse bebek çok güçlü kuvvetli olur, korkusuz olur bu yüzden de başına bir şey gelebilir (s. 395).

Anne adayı hamile iken geceleri sabaha kadar namaz kılmış, gündüz de oruç tutmuş gibi sevap alır.

Doğum üstüne ölen ve kırkı çıkmadan ölen kadın şehit sayılır.

Kız Kardeşi Gitme (Güvey Asma, Şişlikçi)
Kız tarafındaki erkekler ve varsa gelinin kız kardeşi de büyük düğün gecesi düğüne gelen misafirler dağıldıktan sonra yani gece yarısından sonra mermi atarak erkek tarafına gider. Bu heyete “şişlikçi”, “kız kardeşi” gibi isimler verilir, bu törene de güvey asma denir. Erkek tarafı kız tarafına çeşitli hizmetlerde bulunur. İçki masası hazırlarlar. Burada kız tarafı damada çeşitli işkencelerde bulunur, damattan olmayacak şeyler isterler. Örneğin sinek yakalamasını, horoz getirmesini isterler. Damadın elbisesini keserler. Damat onların her dediğini yapmak zorundadır (s. 412).

Gelin almaya gelen gelinciler gizlice gelin evinden bir takım şeyler alırlar. Örneğin bardak alırlar ve bu bardağı yolda kırarlar, bunun nedeni “can gideceğine cam gitsin” düşüncesidir. Cam eşyalar kırılmasının iyi olduğu düşünülür ve gelini kazasız belasız götürebilmek için yolda bu bardaklar kırılır. Yine gelin evinden ocaktan kül alınır ki gelinin ocağı hep tütsün. Ekmek çalınır gelinin ekmeği bol olsun diye… (s. 413)

Gelin koca evine geldikten sonraki üç gün hiçbir iş yapmaz. Özellikle de ev süpürmez. Eğer iş yaparsa hayatı boyunca işleri bitiremez, ev süpürürse hayatı boyunca evin temizliği bitmez (s. 414).

Ölüm
Rüyada diş görmek ölüme yorulur.
Rüyada toprak görmek ölümle yorumlanmaktadır (s. 421)

Mayıs Yedisinde kırk tür bitkiden çay yapılır ve içilirse bütün hastalıklara iyi gelir.
Kırlarda koşmak, gülmek, eğlenmek gerekir. Bu gün gülen eğlenen yıl boyunca mutlu olur.
Sacayakla denize girip yedi dalgadan geçen kişi, yıl boyunca hastalanmaz, evinden bereket, bolluk eksik olmaz (s. 433).

Görele Horon ve Kemençe Festivali: Her yıl temmuz ya da ağustos aylarında yapılan Görele Horon ve Kemençe Festivali üç gün sürmektedir.

Oyunlar
…çocukların etraftan kolayca temin edebileceği tarzda oyuncaklar…
Oyuncak yapımında genellikle tahta, bez, taş gibi malzemeler kullanılır…
Oyunlar genellikle kalabalık gruplar halinde oynandığı için erken yaşta sosyalleşen bu çocukların iletişim yeteneği, paylaşım duygusu, kurallara uyma yetisi gelişmektedir (s. 448).

Genellikle açık alanlarda oynanan oyunlardaki koşma, yürüme, atlama gibi hareketler (…) çocuğun kas gelişimi olumlu yönde etkilemekte…
Oyunun kurallarını belirleyen, haksızlık yapanı cezalandıran, kazananı ödüllendiren çocuklar liderlik vasıflarını erken yaşlarda kazanır (s. 449).

Halk İnanışları
Çocuğu olmayan kadının rahimlerinde üşütme gibi bir takım sorunların olduğu düşüncesiyle kadın sıcağa oturtulur.
Hamilelik öncesi inanç ve uygulamalar daha ziyade kısırlık giderici inanç ve uygulamalardır (s. 457).

Hamile kadın ayva ya da elma yerse çocuğun güzel ve gamzeli olacağına inanılır.

Hamile kadının çocuğunun cinsiyetini anlamak için ateşe fındık atılır. Eğer fındık yanarken patlarsa çocuğun erkek olduğu düşünülür, eğer patlamadan sessizce yanarsa çocuğun kız olduğu düşünülür.

Hamile kadın ciğer doğrarken elini vücuduna sürerse çocukta ciğer izi kalacağına inanılır,

Hamile kadın ceviz yerse çocuğunun zeki olacağına inanılır,

Emziren kadın bir yiyecek gördüğünde ondan tatmalıdır. Yoksa sütü gider. Buna “süt umması” denir. “Sütün umar” derler (s. 460),

Giresun yöresinde kısmet açmak için türbe ziyaretleri yapılır, hocalara gidilip kısmet açma muskası yazdırılır, çaput bağlanır,

Yeni ayda ekin ekilmez, sebze meyve dikilmez,

Yeni ayda turşu kurulmaz, kurulursa çürür,

Yılın ilk gök gürültüsünde evin kadını tarafından havaya kaşık atılır. Kaşık yere ters düşerse o yıl işlerin ters gideceğine, düzgün düşerse işlerin yolunda gideceğine inanılır (s. 470),

Tavukların bitlenirse hava yağar,

Yağmur yağmazsa bir garip mezarından aldıkları taşı atarlar suya, yağmur yağsın diye.

Koyun ve kuzunun memeleri büyük olsun diye sağılır
İnek doğum yaptığında memesi yumuşak olsun diye sıcak suyla yıkanır (s. 473)

…doru at bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul edilir (s. 477)

Mart dokuzunda guguk kuşları gelmeye başlar. Bu baharın başladığını göstermektedir,

Hıdrellezde yaş ağaç kesilmemeli, mümkün olduğu kadar iş yapılmamalıdır. Yapıldığı zaman bela geleceğine, hamile kadın veya hayvanların engelli doğum yapacaklarına inanılır,
Hıdrellezde eve kumanya alınır bereket olsun diye (s. 480),

Buzağılayan ineğin ilk sütü dereye dökülürse ineğin sütü çok olur

Sütün üstünden erkek atlarsa ineğin memesi kör olur,

Hortlak ile İlgili Halk İnanışları / 496

Halk Hukuku
Giresun’da özellikle geçmişte tarla ekme, tarladaki otları temizleme (ot temizleme mısırlar büyümeye başladıktan sonra ilk ot ve son ot şeklinde iki kez yapılır) mısır kırma, mısır soyma, galez taşıma, ot biçme, ot taşıma, fındık toplama gibi işler imece usulüyle yapılırdı.

…eli çabuk olan birinin ilk olarak işe başlaması istenir. Böylece işin daha kolay biteceğine inanılır.
…ev sahibinin çocukları imeceye su vb. ikramlarda bulunur.

…hayvancılığın azalması, tarlaların küçülmesiyle kemre taşıma işleminde imece usulü çalışmak hemen hemen ortadan kalkmış…

…tarlalar küçülmüş yerlerine fındık bahçeleri dikilmiştir. Bu yüzden tarla kazma işlemi genellikle imecesiz yapılmaktadır.

Ot kazma gününün güneşli olmasına dikkat edilir. Çünkü güneşte sökülen otlar kurur.

Giresun yöresinde en yoğun geçen dönem fındık toplama zamanıdır.

Fındık toplarken fındık ocaklarının dalını kırmamaya dikkat edilir. Önce daldaki fındıklar toplanır sonra da yere düşenler alınır. Fındık bele bağlanan sepetlere toplanır ve dolan sepetler çuvala boşaltılır. Dolan çuvallar çuvalcı denilen çuval taşımakla görevli biri tarafından taşınır. Eve taşınan fındık çuvalları harmana boşaltılır ve kurumaya bırakılır. Kuruyan fındıklar eskiden elle günümüzde de patoz denilen fındık ayıklama makinalarında ayıklanır (s. 519).

Giresun yöresinde eskiden ahırlarda hayvanların üşüyüp ıslanmasını engellemek için ahırlara güllük (eğrelti otu) ve gazel (sonbaharda düşen yapraklar) serilirdi.

Eskiden biz gaynanamızın gaynatamızın yanında çocuğumuzu sevemezüdük

Giresun yöresinde eskiden aileler büyük aile şeklindeydi. Kayın valide kayın baba, onların çocukları, gelin, torunlar hep aynı evde yaşarlardı. Evin gelini sabah erkenden kalkar, sobayı yakar, yaşlıların abdest suyunu ısıtır (Ateşin, ocağın üzerinde her daim içi su dolu güğüm olur, gelin özellikle abdest suyu hazırlamaz), ahırdaki hayvanların yiyeceklerini verir inekleri sağıp eve getirir, kahvaltıyı hazırlardı.

Geleneksel Mimari
Bölgenin yağışlı iklimi sebebiyle kil kerpiç olarak değil, bağlayıcı olarak kullanılmıştır.

Merekler büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yiyeceklerinin saklanması için yapılmış yapılardır.

Çöten içine sadece mısır koyulması için yapılmış yapılardır.

Halk Hekimliği
Zehirlenen hayvanın ağzına toprak suyu ya da ekşi ayran koyulur

Zehirlenen hayvanlara kiraz kabuğu kaynatıp içirirler

Fazla ot yiyip de şişkinlik geçiren hayvana zeytinyağı yedirilir/içirilir,

Şişkinlik geçiren hayvanın kulağı, kan akacak kadar kesilir,

Doğum yapacak hayvana darı kavrulur, kavrulan darıya biber ve tuz katılıp hayvana yedirilir. Bunu yiyen hayvan eşini tez düşürür, kolay doğum yapar.

Nazarlanıp da yemekten kesilen hayvanın ağzına karbonatlı su çalarlar. Hayvanı koştururlar, hayvan bu sayede rahatlar.

Ham elma dalının hayvanları nazardan koruyacağına inanılır,

Giresun yöresinde temizlik ürünlerinin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde temizleyici olarak kül kullanılırdı. Bu temizleyici özelliğinden dolayı kül bazı hastalıkların da tedavisinde kullanılmıştır: Kepek sorunu yaşayanlar kepekten kurtulmak için saçını kül suyuyla yıkar. Böylece saç kepeklerden arındırılır Çamaşırlardaki bitleri yok etmek için de çamaşırlar kaynatılır ya da küllü suda yıkanır. Vücuttaki açık yaraları tedavi etmek için de kül kullanılmaktadır. Önce bir bez yakılır ve onun külü yaraya sürülür (s. 575).

Geleneksel Mutfak ve Beslenme Kültürü
Celecoş
Bayat ekmekler küçük küçük kesilip yağda kızartılır. Kavurma, et yağı pişirilir ve üzerine nane eklenir. Daha sonra bu karışımın üzerine su eklenir. Su kaynadıktan sonra kaynamış olan sudan biraz alınır ve bu su süzme ile karıştırılır, süzme bu suda iyice ezilir ve çorbaya eklenir. Kızarmış ekmekler yemek tabaklarının içine konur ve hazırlanan çorba da kızarmış ekmeklerin üzerine konulur (s. 589) (Kızıl, 1999:149).

Fındık Köftesi
Beyaz peynir ve ekmek içi (ıslatılıp) ufalanır. Sarımsakların kabukları soyulup ezilir. Çekilmiş fındık, sarımsak, ekmek içi, peynir, salça, nane, tuz, pulbiber ve kimyon karıştırılıp yoğurulur. Fındık yağı azar azar eklenir. Hazırlanan karışımdan köfte yapılır (s. 600).

Samaksa
Saplarından ayıklanan ve iyice yıkanan üzümler kaynayan suda haşlanır. Süzgeçten süzülür ve kaşık yardımı ile iyice ezilerek, geçmesi sağlanır. Süzgeçten geçen kısım tekrar ocağa konulur. Kıvamının koyuluğuna göre az su ilave edilir. Buğday unu konularak, iyice karıştırılır. Sonra ateş üzerinde devamlı karıştırılarak koyulaşıp, muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Üzüm çok ekşi ise bir miktar şeker ilave edilir. Çukur bir cam kaba dökülür. Soğuduktan sonra üzerine arzuya göre bol soğuk süt eklenir (s. 610).

Halastar: Bakırdan yapılmış küçük su kabı

İlistir: süzgeç olarak kullanılan bakırdan yapılmış araç

Sitil: Su doldurmak ya da süt sağmak için kullanılan bakırdan ya da alüminyumdan yapılmış saplı kova

Giyim Kuşam

Halk Takvimi

Halk Meteorolojisi
Gün batımında gökyüzü kızıl olursa bir sonraki gün havanın güneşli olacağına inanılır. Sabah gökyüzünün kızıl olması havanın yağacağına işaret etmektedir.

Ay, hilâl şeklinde iken uçları yukarıya doğru ise, o ay kurak gider, yağmur yağmaz. Uçları aşağıya doğru ise, o ay yağışlı gider

Geleneksel El Sanatları
Örme çorapların dize kadar uzun olanına yörede “dizgek çorap” denilir ve genelde kadınlar tarafından giyilir. Sadece ayağa kapatacak kadar olan çoraplara da “çetik” denilir. Çetikler çoraplara göre daha renkli dokunur (s. 653).

Camadan ve çuval, diğer dokuma türleri gibi yer tezgâhında dokunur.

Dasdar / Dokuma sekli kilime benzer. Kullanılan ip dokumanın özelliğine göre koyun yünü, keçi yünü ve kendirdir. Günümüzde orlon kullanılmakta, eski süveter ve kazak iplerinden de yararlanılmaktadır.

Şebinkarahisar’da dikey tezgâha mazman, bu tezgâhta dokunan örtüye de mazman denmektedir. Dokumanın kendine has malzemesi, dokuma ve desenleme tekniği vardır. Yöredeki keçilerin kılından, tamamen kendi doğal renkleriyle dokunur.

Palaz keçi kılından yapılan bir çeşit kilim, çul, yaygı gibi dokumalardır.

Halk Oyunları
Çandır Karşılaması (Tüfekli).
Oyun adını Giresun iline bağlı Çandır Köyü’nden alır. Oyuna eşlik eden ezgilere Çandır çöplük havaları denilmektedir.
Tüfeği olan herkes ortaya toplanıp bir daire kurarlar. İçlerinden tecrübeli biri çavuşluk yapar. Oyun özellikle davul ve zurna ile oynanır. Önce müzik başlar. Normal karşılama ritminden daha ağır oynanır. Çavuşun komutuyla yavaş yavaş oynanmaya başlanır. Yine çavuşun “nişan al” komutuyla havaya, daire ortasına yere veya birbirlerinin ayakları dibine nişan alırlar. Çavuşun “ateş” komutuyla herkes ateş eder. Boşalan tüfekleri çavuş doldurmaya başlar. Tekrar aynı şekilde “nişan” ve “ateş” komutlarıyla oyun böylece devam eder. Oyun dokuz zamanlıdır (2+2+2+3=9). Normal karşılama ritminden daha ağır ritimle oynanır. Oyunda göze çarpan özellik ise tüfek ile yere ve havaya ateş etme özelliğidir (s. 679).

Hoş Bilezik
Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk ilçelerinde yoğun olarak oynanan bir oyundur. Giresun’un güney komşuları Sivas, Erzincan ve Gümüşhane’de de aynı isimde bir oyun olduğu bilinmektedir. Bu oyuna Sivas’ın kırsal kesiminde ‘hoş halay’ adı verilmektedir.

---
Melikoğlu, Aşlar. (2018), Giresun İli Halkbilim Monografisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Trabzon