Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2023 Pazar

Salıpazarı Geleneksel Kırsal Konut Oluşumu

Salıpazarı Geleneksel Kırsal Konut Oluşumu

Şükran Keskin

 

…çalışmanın ilk amacı; Samsun Salıpazarı’nda bulunan geleneksel kırsal ahşap evlerin, kırsal mimari gelenekteki konut mekân oluşumu ve yerinin incelenmesidir.

 

1500 adet geleneksel Türk evinin rölövesini çıkaran Eldem, sonuç olarak 4 Adet plan tipinde Türk Evi’ni gruplamıştır.

Sofasız Plan Tipi

Dış Sofalı PlanTipi

İç Sofalı Plan Tipi

Orta Sofalı Plan Tipi

 

Samsun İlinin Salıpazarı ilçesinde yaşam; arkeolojik buluntulara bakılarak M.Ö 500’lü yıllara dayanmaktadır.

 

İlçenin % 80'i engebeli-dağlıktır.

Salıpazarı’nda kırsal konutlar çantı evlerdir.

…zemin katta ‘tam’ ve ‘mağaza’ bulunmaktadır.

Taş; yörede konutlarda en yaygın temelde görülmektedir. Bu taşlar ırmaklardan özel olarak seçilip getirilmektedir. Sebebi yöre halkına göre, güneş ve suya uzun süre maruz kalmasından dolayı iyice dayanıklı hale gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

 

Yörede ahşap yapıların temel sisteminde temel zeminin içine gömülü değil yüzeyde, yapıya ve zemine uygun yöre taşları ile zeminden koparılarak tekrar ahşap bir temel kasnağı oluşturulan koordinatların üzerine karaboğaz tekniği ile yerleştirilmektedir.

 

Aralık, yörede geleneksel kırsal konutların yüksek oranla hepsinde yapılmış olan ve kırsal mimari karakteristiğin önemli unsurlarındandır.

Aralık yolu ıslak hacimleri evin hayat’ından(sofasından) uzak yere çekmiştir.

Aralık mekânı, modern konutta koridor adını alarak yörenin kentsel konutlarında görülmektedir.

 

Ardiye, yörede kuru yiyecek ve fermante yiyeceklerin,(turşu, salça, asma yaprağı

vb.)depolandığı alanlardır. Ardiyeler genelde bir üst başlıkta anlatılmış olan Aralık yoluna bağlı olduğu gözüktüğü gibi iki katlı evlerde zemin katta bir oda ya da giriş bölümünde bu ihtiyaçla kullanılmıştır.

 

Türk evinin en önemli cephe karakteristiği cumbalardır. Kırsalda geleneksel evlerde bu arketipin yerini aynı biçim mantığı ile çıkmalar almıştır.

 

İçersi-ev gibi kelimelerle diye adlandırılan mekân; yörede gözlemler doğrultusunda, yeme içme, yemek pişirme, yatma, dinlenme gibi ihtiyaçlara cevap veren bir yaşam alanıdır.

 

Mağazada ailenin kuru yiyecekler, mısır unları, turşular, hayvan yemleri, kepek arpa vs. depolama anlamında daha büyük gıda çuvallarının vs. olduğu depolama birimidir.

Bu mekân evin dış kapısının açıldığı boş alandır, Merdiven, merdiven altı taş değirmen burada bulunur.

 

Yöre insanının hayvanlarını barındırdığı yere bölgede ‘tam’ denilmektedir.

 

duvarlar ahşap yığma duvar tipolojisindedir.

 

Döşeme zeminde taşıyıcı elemanların üzerine, üst katlarda ise taşıyıcı duvarların üzerine ızgara sistemle düşey kirişler atılarak oluşturulan çatkı iskeletinin üzerine yapılmıştır.

 

Serenderler konutların hemen 3-5 metre yakınlığında konumlanır. Yöre halkından öğrenildiğine göre ‘seren’ler eskiden buzdolabının olmadığı tarihlerde çok önemli azık deposu durumunda olduğu öğrenilmektedir

 

Kırsal yerleşmelerde halk, topladığı mahsulünü mevsimlik kurutma-pişirme işlemleri için büyük fırınlar inşa etmiştir. Fırınlar serender inşa mantığı gibi dört ayak üzerine konumlanan bir çatının altına inşa edilmiştir. Genelde yerden yarım metre yüksekliğinde bir temel döşemesinin üzerine yarım küre şeklinde bir fırın oyuğu şeklindedir. Oyuğun içine odunlar yerleştirilir köz olduktan sonra fırın kullanıma hazır hale gelir. Önünde araç-gereç koyabilmek için küçük bir çıkması bulunur. / s. 53

 

Yörede harman zeminde sınırlanmış üstü açık dövülmüş fındığı kurutmak için, fındığın serildiği alanlardır.

 

Harmanların bazı hanelerde direk toprağın üzerine fındığın serildiği görülmüş bazı hanelerde ise fındığı toprağın neminden korumak için ve fındığın toprağa karışmaması için betonarme bir zemin oluşturulup etrafı 70-80 cm istinat duvarı ile sınırlandırıldığı görülmüştür.

 

…çoğu evin hemen yakınında çeşme bulunmakta kaplarla suyu eve taşıma yolu ile ulaştırılmaktaydı.

 

Salıpazarı Bölgesi tipik bir Orta Karadeniz kırsal konut dokusuna sahiptir. Salıpazarında Plan tipolojisi olarak orta ve iç sofalı plan tipi görülmektedir.

 

…

Keskin, Şükran (2022), Salıpazarı Geleneksel Kırsal Konut Oluşumu, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Ankara

… 

12 Şubat 2023 Pazar

Bafra'nın Geleneksel Ahşap Köy Evleri

Bafra'nın Geleneksel Ahşap Köy Evleri

Şerif Tümer

 

Çantı/çandı ve kandil ev olarak da bilinen ahşap evler Bafra’nın güneyinde, yükseltiye bağlı gelişim gösteren köylerde karşımıza çıkmaktadır.

 

Halk arasında ahşaptan yapılan bu konutlara kandil evler denmektedir.

 

Çoğunlukla kestane, gürgen ve kayın gibi ağaçların tercih edildiği Bafra’nın geleneksel ahşap konut mimarisinde…

Kütük ahşap, alt katta eğime bağlı olarak inşa edilen konutlara / düz bir platform oluşturmak gibi bir görev üstlenmiştir

 

Bafra köy evlerinde / Karaboğaz, çalmaboğaz ve kurtboğazı / geçme sistemlerine / rastlanabilmektedir…

 

Bafra köy evlerinde açık sofalı plân tipine rastlanamamıştır. Bu durumu iklim ile açıklayabiliriz /

 

Türk Evi’nin karakteristiği olan sofa çıkmaları (cumba),

Cephenin tam ortasına ve giriş kapısının hemen üstüne konumlandırılan sofa çıkmaları bu haliyle sundurma vazifesi de görmektedir.

 

…banyo ve tuvaletleri, konutun genellikle arka cephesinden dışarıya doğru taşma yapacak şekilde düzenlenmişlerdir. Islak mekân bu hâli ile konuttan adeta koparılmıştır.

…

Tümer, Şerif (2020), “Bafra'nın Geleneksel Ahşap Köy Evleri,” Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi, 5/2, s. 24-45

 

…

1 Mart 2019 Cuma

Semaverin Öyküsü


Kemal İbrahimzade - Semaverin Öyküsü

Rus semaverleri metalin bir sanat yapıtına dönüşmesi açısından önemli bir örnek olarak değerlendirilebilir.
18. yüzyılda sadece soylu ailelerde kullanılan semaver, 19. yüzyılda geniş rağbet görerek halk arasında yayılmış, evlerin vazgeçilmez eşyası haline gelmiştir (s. 89).

Semaver ısı enerjisini ekonomik ve hesaplı kullanmak için insanlığın yüzyıllarca biriken pratik deneyimini bir araya getiren bir araçtır.
Tarihsel süreç içerisinde semaver yapımında kullanılan başlıca malzemeler yeşil bakır (pirinç), kırmızı bakır, tombaktır.
Daha pahalı, güzel ve lüks olduğundan tombak semaverler soylular ve varlıklı tabaka arasında rağbet görmekteydi.

Semaverin yaygın hale gelmesi çay kültürüyle ilgilidir.

18. yüzyılda önce şarap ardından şampanya sarabı moda oldu.
...vazo şeklinde yapılan çok sayıda fıskiyeler şarap ve şampanya modasını bir dereceye kadar yansıtmaktadır. Bunlar biçim açısından vazoya benziyorlardı ve sonraları semaverin gövdesine de (deposuna) vazo denmeye başlandı.
19. yüzyılın ortalarına doğru çay Rusya’da milli bir içecek haline geldi (s. 94).

Rusya’da semaver 20. yüzyılın başlarına kadar zenginliğin bir göstergesiydi. Zengin evlerinde genellikle iki semaver olurdu ve biri günlük olarak kullanılırken diğeri misafir geldiğinde, özel günlerde veya bayramlarda kullanılırdı.

1880’lerden itibaren semaverlerin üzeri nikelle kaplanmaya başlandı ve böylece biçim, estetik ve dayanıklılık bakımından önemli avantajlar sağlanmış oldu (s. 95). 

Semaver üretiminin simgesi olan Tula şehrinde 1808’de sekiz imalathane vardı.

Semaverler sadece evlerde değil trenlerde de bulunmaktaydı.

Semavere benzer objelerden biri de, Fransızca çaydanlık, ısıtıcı anlamındaki boulotte sözcüğünden gelen bulyotka idi. Dış görünüş açısından semavere benzeyen bulyotkalar, masalarda semaver yerine kullanılırdı.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında gazyağıyla çalışan yeni tip semaverler üretilmeye başlanmıştır. Pariçko denen bu semaverler yangın tehlikesi açısından güvenliydi (s. 97).

Rusya’da çay içme ayini masa başındaki insanların manevi kaynaşmasına yöneliktir.

...
İbrahimzade, Kemal. (2005), Semaverin Öyküsü, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Dergisi, Sayı: 21, (s. 89-103)


Samsun Alevileri


İsa Doğan - Samsun Alevileri

Türkiye’de Aleviliğin ortaya çıkışıyla ilgili olarak Kutalmışoğlu Süleyman Şah incelenmeli…

(Samsun ve çevresindeki) Aleviler tavşan yemiyorlar (16 ve 17. yüzyıllarda Alevi olduğundan şüphelenilen kişilerin tavşan etiyle test edildiği örnekler anlatılıyor) (s. 41)

Şaman törenlerinde ateşin etrafında yapılan danslar…

Hıristiyanların 12 havarisi, Alevilerin ve diğer Rafızilerin 12 imamı…

Yörede bazı Aleviler Kur’an-ı Kerim’in eksiltilmiş / bozulmuş olduğunu söylüyor…
Din gününde Alevilerin hesabını 12 imamın vereceğine inanıyor… (s. 58)

Hz. Ali’yi Rab edinme (yöredeki Alevilerde bu çok yaygın bir inanç): Miraç’da Resulü Ekrem huzura alındığında Rab ona Hz. Ali suretinde görünmüş (s. 59-60).

Hz. Ali’nin daha ilk günlerden itibaren Resulü Ekrem’in yardımcısı olmasını, sürekli onun yanında olmasını Musa Peygamberin yardımcısı Harun Peygamberin durumuna benzeterek Hz. Ali’nin de peygamber gibi olduğuna inanma eğiliminden söz ediyor.

İmamlık Hz. Ali’ye ve ehlibeytten gelenlere layıktır (günümüz şeyh/şıh vb. elemanların birçoğu bu inançtan keramet devşirmeye devam ediyor).

Bütün din ve peygamberlerin işi/görevi İslam, dolayısıyla hepsi aynı,

İbadet dili olarak anadil tercih ediliyor,

İbadetler gizli yapılmalı çünkü Matta İncilinde böyle söyleniyor…

El, bel ve dilin kötülüğünden sakınmak, bunları yapmak yeterli, başka ibadet lazım değil,

Namaz ve boy abdestini kabul etmiyor birçokları ama cem ayinine abdestsiz katılmıyorlar,
Abdestleri üç defa el-yüz yıkamak, baş ve ayakları mesh etmek… (s. 78)

Cünüplüğü kabul etmiyorlar çünkü en güzel kıble insanın kalbiyken, insanla birleşmek neden necis olsun diyorlar…

Yeni nesil Aleviler yaşadıkları bölgeye, köylerine cami yaptırıyorlar.
Hac ibadetine kesinlikle katılmıyorlar.

Hata eden cemaatten atılıyor, buna düşkünlük diyorlar,
Geçici düşkünlük 40 gün süreli boykot şeklindedir.
Ebedi düşkünlük büyük hataların diyetidir; evlenilmesi yasak olanla evlenme (eskiden bir Alevi Sünni biriyle evlenemezdi), ikrardan dönme ve zina büyük hatalardır.

Hızır günü (6 Mayıs) ve Muharrem ayının 10. günü Alevilerin bayram günleridir. Bayram günlerinde mezarlık ziyareti yaparlar.

Cenaze gününün akşamı kurban kesip akraba ve yakınlarına ikram ederler. (s. 94)

---
Aksiseda Matbaası, Samsun 1990

7 Şubat 2019 Perşembe

Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1872-1289


Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1872/1289 / Ankara, 1994

Rize Kazası, Kaymakam İzzet Efendi
Belediye Reisi, Tevrizade Reşit Ağa (s. 43 / 97)

Lazistan Sancağı
Mutasarrıf Şükrü Bey, (s. 46 / 103)

Trabzon merkez nüfusu
Müslüman 6409
Rum 1630
Ermeni 1349
Katolik 414
Toplam: 9802

Rize merkez
19364 Müslüman
2051 Rum
19615 Toplam

Kuraiseba 5765 Müslüman
Mapavri 4100 Müslüman
Karadere 3800 Müslüman (s. 94-95 / 199)

Atina 87 Çerkez 7980 Müslüman / Toplam: 8868
Hemşin 6493 Müslüman (s. 96-97 / 201)

Taşınmazlar
Rize
1 Gümrük
1 Telgrafhane
1 Tabya
22 Çeşme
4 Şadırvan
1 Namazgah
1 Tekke
11 Medrese
19 İslam okulu
1 Rüştiye
4 Mescit
7 Cami
31 Oda
2 Hamam
16 Fırın
2 Han
53 Mağaza
353 Dükkan
1 Hükûmet konağı
1170 Hane (s. 102-103 / 207)

2 Rum mektebi
2 Rum kilisesi
19 İslam mezarlığı
3 Kuyu
33 Bağçe
39 Kahvehane
63 Değirmen
23 Arsa
2 Kömür mağazası
16 Ahır
3 Köprü
4 Meygede
10 Kayıkhane
3 Salhane
1 Boyahane (s. 104-105 / 209)

1 Kiremithane
1669 Tarla
197 Otlak
343 Çalılık
815 Koru
78 Orman
1 Taş ocağı (s. 106-107 / 211)

Trabzon Sancağında Olan Maadin (s. 117 / 223)
Rize civarında Pabakdiki köy mahallerinde ve Karadere’de Patar ve Besalet karyelerinde yağlı taş tabir olunan bir nevi maden çıkıp, bu maden lazut yani kokoroz ve fasulye tarlalarına ferş olunduğu halde tarlanın ziyade mahsul vermesine neden olur.

Yomra’da kurşun madeni işletilmekte (s. 119 / 227)

Trabzon Sancağı Kazalarının Mamulat ve Mensucatı
Trabzon’da keten üretilip ihraç ediliyor,
Of’ta kaba keten bezi,
Of’ta siyah şal imal edilir, (s. 124 / 237)
Of’ta sarmaşık tabir edilen bir ot iskemle imalatı için Trabzon ve Rize taraflarına gönderilir.
Of’ta şimşir ağacından saat imal olunur.

Akçaabat’ta kara keten imal edilir.

Kuraiseba’da senede yaklaşık 500 top kadar kaba keten bezi ve yünden şal imal edilir (s. 125 / 239).

Rize’de senelik 40 bin top gömleklik ince ve kaba beyaz keten bezi imal edilip ihraç edilir.
Karadere’de senede 1000 top kadar yünden şal imal edilir. Yine bu bölgede kayıkçılar için makara imal edilir (s. 126 / 241).

Kapavri’de kanaviçe imal edilir.

Sürmene’de bakırcılık, sandal ve gemi inşası için kerestecilik, şimşir ağacından kaşık, gürgen, kestane ve kızılağaçtan tekne ve çanak yapılır (s. 127 / 243),

Sürmene’de tüfek, tabanca ve çakmak imal ediliyor,
Sürmene’de 500 top şal imal ediliyor,
Sürmene’de balık ağı imal ediliyor,
Nahiye dahilindeki ihtiyaca cevap verecek ölçüde kendir imal ediliyor (s. 128 / 245),

Tirebolu: yünden kilim ve seccade,

Görele tüfek çakmağı, karakulak denilen bıçak, yünden siyah aba,

Ordu’da bakırcı, kuyumcu, kantarcı, tabanca, tüfek, çakmak, mikrazcı esnafı meskûn,
Ordu’da gürgenden kürek ve kavata, hasır süpürgesi imal ediliyor (s. 129 / 247),

Perşembe/Vona’da kayık, sandal,
Ulubey’de yünden şal, kilim ve kendirden keten imal edilir.
Aybastı’da tüfek, tabanca ve çakmak,

Giresun’da pamuk, tire ve ketenden 3-4 bin adet peşkir,
Kuyumculuk, bakırcılık, 1000 top kadar keten bezi imal edilir (131-132 / 249-251),

Keşap’ta kilim ve aba, küfe vs,

Ünye’de kuyumcu, bakırcı, boyacı sanatları icra edilir (s. 132 / 253),

Ünye – Saraycık’ta Bekir Usta namıyla meşhur zanaatkarın yaptığı hareli ve şişhaneli tüfek demiri imal edilir.
Ünye’de beşik, kaşık,

Çarşamba’da kestane ve gürgenden kayık ve tekne, (Terme’de de yapılır bu işler)
Kendirden çuval ve kilim, kamıştan hasır,
Ağnam yapağısından beyaz ve siyah aba, şal,
Keten ve kendirden don-gömlek vs. (s. 133 / 255),

Samsun kuyumculuk, bakırcılık

Hemşin – Atina: balık ağı (s. 135 / 259),

Maden Suları ve Kaplıcalar
Maçka – Hamsiköyünde Yerköprü nam mahalde kaynar bir acı su olup şurb ve istimalinden yel ve kaşınma illetine deva bulunur (s. 171 / 331).

Yomra’da Ayazma suyu tabir olunan taştan acı bir su çıkıyor, bu su şehir dışına dahi gönderiliyor,

Perçembe’de Kozağzı nam nahaldeki su yel ve sıtmaya iyi geliyor,

Kuraiseba’da Van karyesindeki su ve suyun çıktığı yerde bulunan kireç uyuz ve kaşıntıya iyi geliyor,

Rize’de Kalondoz nam dağ eteğinde Mayısın yedisinde soğuk su cereyan ediyor, bu su çıban ve kaşıntıya iyi geliyor (s. 172 / 333),

Bafra’da Sürmeli karyesinde bulunan acı su ile kaşıntı ve uyuzu olan hayvanlar tedavi ediliyor (s. 173 / 335),

Makamat-ı Aliye
Trabzon’da Boztepe’de Ahi Evran Dede ziyaretgahı var,
Ordu’da Nebi Dede, Seyyid Baba, Suhte Baba, Şeyh Evliya, Bereket Dede, Kara Gönüllü Dede, Hacı Kurt Dede, Toyluk Baba, Çetelli Evliya, Murad Dede, Çanlı Dede, Hasan Dede, Hasan Baba ziyaretgahları var,

Ulubey’de Hapsemana nahiyesinde Seyyid Mustafa, Şeyh İmam Dede, Yücetepe, Kırk Yiğit, Kuruç, Şeyh Abdullah, Sarı Sadık ziyaretgahları var (s. 179 / 347),

Rize
Semerkandi Şeyh Ali Hazretleri burada medfun fakat vefat tarihi bilinmeyor,
Kuraiseba’da itibar edilen bir makam olarak Hayatlı karyesindeki bir mağara ekser ulema tarafından ziyaret edilir (s. 180 / 349),
…

21 Ocak 2019 Pazartesi


Trabzon Vilayeti Salnamesi 1904

Özet, not vs.
---

Sancak merkezleri liva olarak kayıtlı,

Kadimen Pontus Dağları idi ismi güneydeki dağların (s. 78/175)

Başlıca ağaçları meşe, karaağaç, dişbudak, çam ve kavaktır.

Fatsa ve Atina kaplıcaları meşhur (s. 81/181)

Hamsi bu havalide o kadar bol olurdu ki, sahile serilen hamsiyi tarlalara gübre olarak dahi sererler
Sanayi: kuyumculuk, bakırcılık, marangozluk ve çilingirlik ileridir.
İki sabun fabrikası ve debbağhanesi var
Bu havalide pek zarif sandal ve kayık yapılır, Sürmene ve Ünye’de gemi inşa edilir,
Her tarafta kiremit imal edilir (s. 81/181)

Polathane/Akçaabat başlıca mahsulü tütündür.
Kazada Salı günleri kurulan pazarda tarla bitkileri, tereyağı, peynir, hayvan derisi, mısır, fasulye, kereste vb eşya satılır.

Büyüklimanın batısından itibaren fındık meşhur,
Şarlı ve Görelenin siyah üzümü meşhur, buna keçi memesi de diyorlar (83/185)

Bundan şarap, nardek ve pekmez yapılır.

Tirebolu: ziraatı üzüm, ceviz, fındık vs. taze meyvedir,

Giresun: Tombul ve sivri diye tabir edilen iki tür fındığı var, bunlardan başka pirinç, mısır ve iç taraflarda arpa, buğday, fasulye, nohut ve bakla yetişir
Kulakkaya civarında epeyi kereste imal edilir,
Maden yatakları mevcut olup faal değildirler (s. 85/189),

Ordu: Şehrin rutubetinde dolayı ahalisi yazları Çambaşına çıkar,
Mısır, kendir, pirinç, zeytin, fasulye, fındık, ceviz yetişir (s. 86/191)

Fatsa: buğday, arpa, çavdar, mısır, fasulye, kenevir, keten vs. Bunlardan başka ceviz ve fındık yetişir, kaplıcası ve dağsuları meşhur (s. 86/191)

Ünye: keten, kendir, sebze, meyve yetişir. Mermer madeni ve değerli taşları var (s. 86/191)

Demir madeni de külliyetli,

Canik: Mahsulü arpa, buğday, çavdar, mısır, fasulye ve çok çeşitli sebze-meyvedir,
Manda ve kara sığırı kesretli, güzel at ve kısraklar yetiştirilir, kaza dahilindeki ormanlardan külliyetli miktarda kereste imal edilir,
Göllerinde kefal ve morina balığı bulunur, morina balığından yumurta/havyar imal edilir (s. 87/193)

Samsun ve Bafra: Başlıca mahsulatı tütündür.

Sürmene: ahalisi gemicilik, kayıkçılık, balıkçılık, katırcılık eder,
Balıktan külliyetli yağ elde ederler.
Arazisinde fındık ve fasulye yetişir (s. 89/197).

Of: Mısır ve fasulye yetişir fakat halkın ihtiyacına kafi değildir. Of sözcüğü yılan gibi kıvrımlı yol manasındaki ofis sözcüğünden gelir.
Kazanın doğusundaki Kalapotamos deresi Lazistan sancağı hudududur.

Rize kazasında limon, portakal yetişir.
Mahsulü mısır, fasulye ve böğrülcedir.
Gemicilik ve kayıkçılık sanatı ileridir.
Salarha’da kömür var fakat işletilmiyor,
Mapavri’de madencilik ileridir.
Kemer burnu açıklarında petrol gaz damarı var, açıktan denize akıyor ve bu bölgedeki balıkları kokutuyor.
Rize’nin gayet ince keten ipliğinden imal edilen mensucatı çok meşhur,
Kurayıseba’da kaplıca ve beş ayrı yerde madeni suları var (s. 90/199),


Hemşin, kaplıcaları pek meşhur,

Geneli itibariyle vilayetin mahsulatı mısır, tütün ve fasulyedir. Arpa ve buğday bunlardan sonra gelir (s. 101/221).

Giresun, Tirebolu ve Ordu’da fındık bol,

Gümüşhane köyleri halkı kış gelir gelmez sahil şeritlerine ve bilhassa Trabzon’da toplanıp hamallık, rençberlik, katırcılık yaparlar.
Lazistan ve Trabzon ahalisinin sürat-ı meşyi ve reftarlarına cüret ve cesaretlerine zekayı fıtrilerine karşı Gümüşhane sancağı halkının bataet-i hal ve hareketleri pek büyük bir tezat teşkil eder.

Çerkesler Canik sancağının Bafra, Terme ve Çarşamba taraflarında iskan etmişlerdir.
Bunlar tarımdan ziyade hayvancılık ve ayak işleriyle meşguldürler (s. 103/225).

Yayla hayatı Trabzon ahalisinde nesilden nesile bir itiyad-ı örfi halini almıştır. Köylüler yaz sıcağından kaçmak ve geniş otlaklar nedeniyle yaylaya çıkar, sahile yakın yerlerde ikamet eden ve çoğunluğu ticaretle meşgul olanlar ise göçebe kültüre mensup oldukları için işlerini bırakıp yaz aylarında yaylaya çıkarlar (s. 104/227).

Bazı kimseler rutubetten dolayı bölge ahalisinin sesinin güzel olmadığını söylüyor,
Trabzon şehrinde güzel sesli adama tesadüf edilememesi neticesinde sada musikisi mevcut olmamış ve dolayısıyla da saz musikisi de görülmemiştir (s. 113/243).

Lazut ekmeği, fasulye, karalahana ve hamsi yerler.

Maçka (Merkezi Cevizlik): Elbiseleri ekseriyetle yünden yaptıkları ve şal tabir ettikleri bir nevi kaba şayaktan zıpka ve mintan ve kısmen dahi karavana şalvardır.
Bölge ahalisi gurbette kazandığı parayla bu havalide her yere kilise yapar. Maçka’ya tabi köylerde beş-altı yüz kilise bulunduğunu söylemek abartı olmaz (s. 122/259).

Yomra (Merkezi Dirona): Ahalisi çiftçi, pek çoğu gurbetçi, gurbetçiler Rusya tarafına gider, yörenin zenginleri çuha şalvar giyer,
Mahsulatı fındık ve mısırdır. Bunlardan gayrısı da yetişir fakat ehemmiyetsizdir. Yörede yetişen elma pazarlarda satılır.
Bu nahiye odun ve kömür ihraç eder (s. 126/265). 

Şarlı: Kendir yetişir bu civarda. Tüfek, bıçak yapan zanaatkârı vardır. Fındık, fasulye, tereyağı, bal, balmumu, deri, yün ve yumurta ihraç ederler (s. 128/269).

Tonya: Dasdar dokumaları meşhur,
Giresun: Belediye Reisi İzzetlu Kapudan Yorgi Paşa’nın 18 senelik idaresi müddetinde şehir inkişaf etmiş, Karadeniz’in en güzel ve latif bir şehri halini almıştır (s. 129-130/271-273).

Fındıktan başka mısır ve fasulye yetişir. Dülgerlik, marangozluk, kayıkçılık, balıkçılık, bakırcılık, demircilik ve taşçılık bu havalide geçerli mesleklerdir. Köylülerin ekserisi gurbetçilik yapar. Çakşır, zıpka ve mintan giyerler.
O tarihte şehirde 12 gazino, 3 hotel ve 24 meyhane mevcut.
Bulancak şarabı Karadeniz sahilinde pek meşhurdur (s. 131/275).

Ordu: Ticaret, marangozluk, bakırcılık, kuyumculuk, çilingirlik, terzilik, kunduracılık, haffaflık, balıkçılık, saraçlık, kayıkçılık, kalaycılık geçerli meslekler. Gurbetçi de çoktur bu havalide.
Fındık ve mısır bolca, arpa, buğday, çavdar, yulaf, fasulye yeterince yetişir.
Çokça yumurta ihraç ederler.
İplik ve pamuktan dokunan peşkir ve peştamal dahilde kullanılır (s. 133/279).

Kazada 143 cami, 9 kilise, 1 hastane, 2 hamam, 431 değirmen, 50 gazino, 2 de hotel mevcut (s. 135/283).

Tirebolu: Ahalisi ticaret ve ziraatla meşgul, marangoz, kayıkçı ve balıkçısı da mevcut.
Arazisi olmayanlar amelelik yapar yahut gurbete gider (s. 135/283).

Of’un fasulye ve kestane kabağı pek meşhur.

Sürmene: Burada denizcilik epey inkişaf etmiştir. Kayıkçılık, marangozluk, dülgerlik, katırcılık, demircilik, bakırcılık geçerli mesleklerdir.
Çimşir ağacından kaşık, çatal ve bıçak işlemek sanatı yalnız buraya mahsustur (s. 144/301).

Fındık, mısır ve fasulye bu havalinin başlıca mahsulatıdır.
Kendirden gömlek bezi, peşkir, döşek çarşafı imal edilir.
Cicim, çorap ve zıpka için şal dokunur.
Yunus balığından külliyetli miktarda yağ imal edilir (s. 145/303).

Samsun: Şehrin rutubeti fazla, dolayısıyla soğuk alma, romatizma, göz-boğaz ağrıları, nezle, boğmaca gibi hastalıklar burada çok görülür (s. 151/315).

Samsun ahalisi Trabzon, Kayseri, Sivas, Ankara ahalisinden olup içlerinde çokça Çerkes ve Gürcü de vardır.
Tütün ziraatı şehirde yaygın (s. 152/317).

Alaçam: …Sinop sancağıyla hudut olduğundan burada pek çoktan beri frengi hastalığı görülüyor.
Kasabada 2 cami 3 kilise mevcut  (s. 164/339).

Rize Hakkında Malumat (s. 171/353)

 ---
Hazırlayan: Kudret Emiroğlu 

Trabzon İli ve İlçeleri Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı

Trabzon Vilayeti Salnamesi 1903 - Özet, not vs


Trabzon Vilayeti Salnamesi 1903/1321

Ankara, 2008

---
Vülat-ı Azam: Reşad Bey

Elkab-ı Resmiyye (s. 42-43-44 / 85-87-89)

Malumat-ı Coğrafiyye (s. 115/231)

Trabzon’un Ahval-i Tarihiyesi (s. 128/257)

Vilayetin Ahval-i Sıhhiyesi (s. 139/279)

Vilayetin Ahval-i Ziraiyyesi… (s. 146/293)
Tarlayı işlemek için kullanılan saban, pulluk ve çapa gibi aletler ve bunlardan farklı gelişmiş makineler hakkında malumat mevcut.

Umur-ı Nafia (s. 202/405)

Malumat-ı Umumiyye (s. 216-431)
Karadeniz’in hiddet ve şiddeti tamamıyla Lazlarda tecelli eylemiştir…
Bilhassa derelerin ve nehirlerin denize döküldüğü yerlerin civarında sıtma gibi hastalıklar eksik değildir.

…ahalinin adet ve ahlakına göre vilayeti üç kısma ayırmak mümkündür. İlkin Lazistan sancağıyla Trabzon’un Vakfıkebir kazasına kadar olan kısmıdır. Ülkenin geneli vilayetin tamamını Laz namıyla yad ediyorsa da bunun doğru olmadığını söylemek lazımdır. Çünkü Lazlar lisanlarıyla ve adetleriyle, tarz-ı maişet ve evsaf-ı hayatiyyeleriyle ayrılırlar. Sekene-i vilayetin kısmı azamı Türk neslindendir.
İkinci olarak Canik sancağı ahalisini göstermek gerekir. Üçüncü kısım ise Gümüşhane Sancağı ahalisidir. Bunlardan başka Rusya’dan hicret eden Gürcü ve Çerkesler gelir (s. 222/443).
Gürcüler en ziyade Ordu, Terme, Fatsa ve Ünye kazalarında tavattun etmişlerdir. Bunlar silaha ve silah kullanmaya hevesli olduklarından ilk başlarda bazı uygunsuzluklarda bulunmuşlarsa da zamanla kanun ve nizama uymuşlardır.
Gürcülerin bir kısmı tarımda bir kısmı da ağırlıkla zabıta olarak kamu hizmetinde çalışır. Geneli itibariyle cesur, kuvvetli ve yorulmak bilmezdirler. Bu bakımdan Lazlara benzerler.

Lazlar: ufacık tekneleriyle Karadeniz’de martı gibi yol alırlar. Şiddetli fırtınalarda bile kayıklarıyla balıkçılık yaparlar. Kartal kuşlarının bile yuva yapmaktan ürkeceği yerlerde evler yaparlar. Çevrelerinde bulabildikleriyle basit ve iptidai bir hayat sürerler. Lazların pek çoğu gurbetçidir (s. 223/445).

Mahsulatın başlıcası mısır ve fasulyedir. Sel ve yağmur sularının taşıdığı toprak sürekli olarak verimsizleştiği için ziraat yetersizdir.

Giresun’dan Ordu’ya kadar olan bölgede fındık ziraatı önem arz eder.
Gümüşhane ve civarının toprak yapısı ziraata elverişli olduğundan bu yerlerde arpa ve buğday ekilir. Halt diye de tabir olunan Gümüşhane ahalisinden arazisi yetersiz olanları gurbetçilik yapar, ekserisi kış aylarında Trabzon vilayetinin sahil kesimlerinde hamallık, katırcılık gibi çeşitli işlerde çalışırlar (s. 226/451).

Çerkesler Canik sancağının Çarşamba, Terme ve Bafra kazalarını iskân etmişlerdir. Ziraat ve hayvancılık başlıca meşgaleleridir.

Vilayet dahilinde sakin olan Rumlar ticaretle, köylerde yaşayanları ziraatla meşguldürler. Birçokları Karadeniz sahilindeki yabancı memleketlere gider ve ticaretle meşgul olurlar.

Ermeni köylüleri ziraatla, şehir ve kasabalarda yaşayanları sanayi ile meşgul olurlar.

İran ticareti dolayısıyla bilhassa sahil kesimlerinde İranlılar da vardır. Bazısı hancılık yapar. Bunların çoğu ticaret ve bir kısmı da sanayi ile ilgilenir (s. 227/453).

Yaylacılık…

Huysuzlukları, titizlikleri şarkılarında ve harekat-i raksiyelerinde bile tecelli eder. Köylülerin şarkılarını besteledikleri usul ve şarkılarının vezin ahengi de maişetlerindeki sürat-i harekete, ahlaklarındaki tezliğe tevafuk eder (s. 235/469).

Tütün ziraatı: Pek geç sürülüp bellendiği için daima tezekli kalan toprakları kırıp inceltmek, türün fidanlarını dikmek ve sonra çapalamak, yaprakları toplayıp sırıklara dizmek için birçok ameleye ihtiyaç vardır (s. 240/479). 

Tonya: Silah istimalinde ve bilhassa kurşun atmakta ve cesarette ve çeviklikte şöhretleri darbı mesel hükmünü almıştır (s. 246/491).

Vilayet dahilindeki sancak ve kazaların umum halleri…

Lazistan (s. 416/829)
Reis Mutasarrıf: Abdullah Lütfi Paşa
Naib: Mehmed Rıza Efendi,
Tahrirat müdürü: Mehmed Fuad Bey

Meclisin 5 tabii 4 de seçilmiş üyesi var
Seçilmiş üyeler: Hurşid Efendi, Hacı Ali Efendi salise, Todos Efendi, Pandeli Efendi (s. 416/829)

Belediye Dairesi Reisi: Hacı Refet Efendi (Doğrusu Hacı Rauf Efendi)
***
Hazırlayan: Kudret Emiroğlu, Trabzon İli ve İlçeleri Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı