Michel
Surya - Ölüm Uğraşı, Georges Bataille - Notlar
Georges Bataille, la mort à l'oeuvre, Mütercim: Işık
Ergüden, Alfa Yayınları, 2017
Önsöz
Bir biyografinin hakikati,
/ sonunda sırrı elinden kaçırmasıdır, mezar
taşıyla birlikte bir kez daha düştüğü sessizliğe mahkum olmasıdır.
GEORGES BATAILLE
1897-1962
Bataille: Bir kız giysisini nasıl çıkarırsa ben de öyle
düşünüyorum. Giysiden tamamen kurtulduğunda, düşünce artık utanmaz,
müstehcenliğin ta kendisidir.
Bataille: Düşünürken ya da konuşurken ölümü dikkate alma
alışkanlığımız yok, ama ölüm bizi kesintiye uğratacaktır.
I
Başlangıçta Ölüm Vardı
İnsanın varlığı, sonsuz küçük olasılıklara ve radikal bir
geçiciliğe dayanmaktadır.
1961 yılında L'Express dergisine verdiği söyleşide Bataille,
gençliğinde takma adlar (Lord Auch, Louis Trente) altında yazdığı otobiyografik
eserlerdeki hakikatleri kabullenmeye yaklaşmıştır.
Babasının frengi hastası, felçli ve deli olduğunu, annesinin
ise akıl sağlığını yitirdiğini ifade etmiştir.
(Babası) Joseph-Aristide Bataille tıp öğrenimini
tamamlayamayıp bürokraside (Melun hapishanesi görevlisi, posta müdürü)
çalışmıştır.
Georges doğduğunda 44 yaşında ve frengi nedeniyle kördür;
kısa süre sonra omurilik erimesi ve genel felç sonucu koltuğuna çivilenmiştir.
Georges, babasının boşluktaki ölü gözlerle tuvalet ihtiyacını karşılamasını ve
çığlıklarını derin bir tiksinti ile hatırlar. 14 yaşına kadar babasına tutkuyla
bağlı olan Georges, ergenlikle birlikte ona karşı acımasız bir nefret duymaya
başlamış ve onun acı çığlıklarından müphem bir haz almıştır.
1911 yılında babanın felce bağlı cinsel içerikli delilik
krizleri patlak vermiştir. Bunun üzerine anne Marie-Antoinette ağır bir
melankoliye sürüklenerek iki kez intihara kalkışmıştır (tavan arasında asılı
bulunmuş ve kış ortasında buz tutmuş dereden kendi kendine çıkmıştır).
Dünyayı Altüst Etmeli, Dünyayı Kesinlikle Altüst Etmeli
Çocukluğunu Reims'te geçiren Bataille, kasvetli bir çevrede
yatılı okumuş, dolmakalem çelik ucuyla kolunu yaralayarak acıya karşı kendisini
sertleştirmeye çalışmıştır.
Reims'deki evin mahzeninde sakat babasının müstehcen
ellerini kendisine uzattığı yolunda kabus benzeri anılara/sanrılara
kapılmıştır. Ocak 1913'te Reims Lisesinden ayrılıp Épernay Lisesine geçmiş ve
Haziran 1914'te diplomasını almıştır.
Her Şeyi Yıldırım Yönetir
1914'te Katolikliğe geçmiş ve katedralde vaftiz olmuştur.
1914 Eylülünde Alman ordusu Reims'i bombalarken, Georges ve
annesi şehri terk ederek Riom-es-Montagnes'a kaçmış, kör ve felçli babayı
bombardıman altındaki şehirde yalnız bırakmışlardır. Baba Joseph-Aristide 6
Kasım 1915'te terk edilmiş halde ölmüştür. Bu olay Bataille'da hayatı boyunca taşıyacağı
derin bir günah, suçluluk ve babayı/Tanrı'yı terk etme duygusu yaratmıştır.
Benim dindarlığım bir firar teşebbüsüydü. Kaderi aldatmak
için her şeyi göze almıştım. Babamı terk ettim.
Ave Caesar
1914-1918 yıllarında Auvergne dağlarındaki
Riom-es-Montagnes'da dindar ve çileci bir hayat yaşamış, kendisini ibadet ve
meditasyona adamıştır. Keşiş veya papaz olmayı hedefleyerek 1917-1918'de
Saint-Flour papaz okulunda okumuştur. Askerliği sırasında ciğer hastalığı
(tüberküloz) geçirdiği için terhis edilmiş ve ardından Paris'te École des
Chartes'a kabul edilmiştir.
Bir Ceset Gibi Yere Serilmiş
1918'de yayımlanan ilk eseri Notre-Dame de Rheims, Reims
Katedralini savunan dindar bir risaledir. Metinde Reims'te yalnız ölüme terk
edilen babadan hiç söz edilmemiş, katedral yıkımı ve ölümü üzerinden kurban
etme ve anne simgesi işlenmiştir.
Beden Okulunda
École des Chartes yıllarında Remy de Gourmont'un Le Latin
mystique kitabını okuyarak Hıristiyan azizlerinin teni, bedeni ve kadını
aşağılayan demonolojisiyle tanışmıştır.
Gerçekten de insanlar derinin altında ne olduğunu
görebilselerdi... kadınları görmek bile midelerini bulandırırdı: Bu dişi
zarafeti, pislik, kan, usare, safradan başka bir şey değildir.
Çatık Kaşlar, Açık Renk Gözler
1919'da çocukluk arkadaşı Marie Delteil ile evlenmek
istemiş, ancak kızın ailesi babasının frengi, felç ve delilik geçmişini ileri
sürerek bu izdivacı reddetmiştir.
Hengame ve Geri Çekilme
1920-1922 yıllarında dinsel bir inziva (Wight Adasındaki
Quarr Abbey Manastırında kısa süreli kalış) ile dünyevi hengameden kaçarak
Doğuya (Tibet, Amerika) yolculuk etme arzusu arasında bocalamıştır.
Dünyaların Dibi
1920'de Londra'dayken Bergson'un Gülme (Le Rire) kitabını
okumuş, Bergson'un makul yaklaşımını yetersiz bulsa da gülmenin dünyaların
dibini ortaya çıkaran Tanrısal bir sarsıntı olduğunu keşfetmiştir. Bu kahkaha
deneyimi Katolik dogmalarını sarsmaya başlamış ve inançlarını bir oyuna
dönüştürmüştür.
La Emocion
1922'de arşivci olarak Madrid'e giden Bataille, burada özel
düş görme teknikleri geliştirmiş, flamenco (cante hondo) ezgilerinden
etkilenmiştir. 17 Mayıs 1922'de 20 yaşındaki boğa güreşçisi Manolo Granero'nun
boğanın boynuzuyla gözünün ve kafasının parçalanarak ölmesine tanıklık etmiş;
bu dehşetli olay ölüm, kaygı ve haz arasındaki bağın temeli olmuştur.
“Huzursuzluğun genellikle en büyük hazzın sırrı olduğunu o
zaman anlamaya başladım.”
Meçhul Bir Kadına Mektuplar
1922-1924 yıllarında "Matmazel C."ye yazdığı
mektuplarda dinden uzaklaşarak günahkar eğilimlerine rıza gösterdiğini ve
genelevde karşılaştığı hem "canavarca hem de güzel" bir kadına
kapıldığını itiraf etmiştir. Dinsel ahlakın temizlik idealinden sıyrılarak
ateşli tutkuyu, arzuyu ve ruhsal tedirginliği savunmaya başlamıştır.
Siz Göçmenlerin Denize Açılması Gerektiğinde
1923'te İtalya (Siena) gezisinde katedralin görkemi
karşısında secde etmek yerine kahkahaya kapılmış, dinsel bağlılığının sonuna
gelmiştir. Proust, Gide ve özellikle Nietzsche okumaları Katolik inancını
yıkmış; Tanrı'yı inkar ederek varlığa sınırsız ve çekincesiz bir
"Evet" demeyi ("hiper-Hıristiyanlık") benimsemiştir.
Neşeli Sinik
1922-1924 yıllarında etnolog Alfred Métraux ile yakın
arkadaşlık kurmuş, gece hayatı ve sefahat içinde sinik bir ahlak sergilemiştir.
Bir sokak serserisini onun yalın hayvanlığına ulaşmak amacıyla öldüren bir
adamı konu alan Neşeli Sinik adlı roman taslağını hazırlamıştır.
Tristi Est Anima Mea Usque Ad Mortem
1922/1923-1925 döneminde Rus filozof Lev Shestov ile
tanışarak Dostoyevski (Yeraltından Notlar), Pascal ve Plotinus okumalarına
yönelmiştir.
Shestov'dan anti-idealizmi, aklın çaresiz kaldığı
imkansızlık uçurumlarını ve kötülüğün sarsıcı gücünü öğrenmiştir.
1925'te Shestov'un Tolstoy ve Nietzsche'de İyilik Fikri
kitabının çevirisine katıldıktan sonra Marksizme ve sefih hayata yönelerek
Shestov'dan ayrılmıştır.
II
Uyuşuk Maurras ve Bir Ayağı Çukurda Moskova
1924 yılı, Georges Bataille'ın politikaya ve gerçeküstücülük
alanına adım adım ilgi duymaya başladığı temel bir dönüm noktasıdır. Ekim
1924'te Anatole France'ın ölümü üzerine komünist ve sol çevrelerin yas tutması,
gerçeküstücüleri tiksindirir. Aragon, France'a gösterilen bu toplu ilgiyi
"Uyuşuk Maurras'tan bir ayağı çukurda Moskova'ya" sözleriyle
eleştirir ve gerçeküstücüler Un cadavre [Ceset] adlı sert bir yergi broşürü
yayımlarlar. Bu dönemde Clarté dergisi etrafında Marksist muhalif fraksiyon
örgütlenirken Jean Bernier, devrim ile şiir arasında "salcılık"
(aracılık) yaparak komünizm ile gerçeküstücülük arasında köprüler kurar.
André Breton liderliğinde La Révolution surréaliste dergisi
ve Birinci Gerçeküstücülük Manifestosu yayımlanırken Bataille, bu gruba
dışarıdan ama yakından tanıklık eder.
Manyetik Alan
Bataille 1924 sonunda Michel Leiris ile tanışır; Leiris onu
"zayıf biriydi, hem romantik hem de döneminin insanı bir hali vardı"
sözleriyle tarif eder. İkili bir gece Porte Saint-Denis yakınlarındaki bir
geneleve giderek Dada'nın 'Hayır' tutumuna karşı her şeyi daimi onaylayan bir
"Evet hareketi" fikrini geliştirirler.
Bataille, Breton'un etrafında oluşan otoriter atmosferden ve
"şamatalı bir yutturmacadan" çekindiği için gruba katılmaktan
vazgeçip kendi yalnızlığına çekilir. Bu süreçte Theodore Fraenkel, Antonin
Artaud, André Masson (Blomet Sokağı Grubu) ve Jacques Prévert, Yves Tanguy
(Château Sokağı Grubu) gibi isimlerle temas kurar.
Bataille, gerçeküstücülerin devrim ve şiir iddialarını
yetersiz ve sahte görerek Aragon'a "bir hokkabaz olduğunuzu hissetmiyor
musunuz?" sorusunu yöneltir.
Sefihliğin Uçurumvari Cesetliği
Bataille'ın 1920'lerdeki dindar ve sofu yaşamı, 1923-1924
yıllarında yerini kontrolsüz bir sefahat, kumar ve genelev müdavimliğine
bırakır. Genelevleri geleneksel kilisenin yerine koyarak "Kerhane benim
gerçek kilisemdir; bana gerçek tatmin veren tek kilise" ifadesini
kullanır.
Kadın bedenini, müstehcenliği, arzuyu ve cinselliği
Tanrı'yla değil; ölümle, utançla, dehşetle ve çürüyen cesetleşmeyle
ilişkilendirir.
Filozof ve Sefıh
Lev Shestov'dan felsefi temeller alan 29 yaşındaki Bataille,
1926 yılında yayımlamayacağı ve sonradan imha edeceği W.-C. adlı ilk kitabını
yazar. Kitap, 1870'te giyotinle idam edilen katil Troppmann imgesi ile yazarın
kendi içindeki filozof ile sefih arasındaki dehşetli çatışmayı ele alır.
W.-C.'nin ilk bölümü ve ana karakterleri (Troppmann ile Dirty), Bataille'ın
daha sonra yazacağı Göğün Mavisi ve Gözün Öyküsü romanlarının nüvesini
oluşturur.
Adımı Silmek İçin Yazıyorum
Bataille eserlerinde Lord Auch, Pierre Angélique, Louis
Trente gibi takma adlar (müstear isimler) kullanır. Takma ad kullanımı hem
kütüphanecilik mesleğindeki resmi konumunu koruma arzusu hem de babasının
adından, toplumsal aidiyetlerden ve Tanrı mirasından sembolik olarak kopma
çabasıdır. İlk romanında seçtiği Lord Auch ismi; Kutsal Kitap İngilizcesindeki
"Lord" (Tanrı) ile Fransızcadaki "Auch" (tuvalet/bok)
kelimelerinin kışkırtıcı bir birleşimidir.
Yüz Parça İşkencesi
1925 yılında Psikanalist Adrien Borel, Bataille'a 1905'te
Çin'de uygulanan "Yüz Parça İşkencesi" (Fou Tchou Li'nin canlı canlı
parçalanması) fotoğraflarını verir. Kurbanın işkence altındaki kendinden geçmiş
yüz ifadesini gösteren bu fotoğraflar, Bataille'ın tüm düşünce dünyasını
sarsar. Bataille bu görsel üzerinden dinsel vecd, acı, erotizm ve sadizm
arasındaki sarsıcı bağı ömrü boyunca sorgular.
Torcy Rahibi
Bataille'ın marazi takıntılarından ve ruhsal bunalımlarından
endişelenen dostlarının tavsiyesiyle, Freudcu dogmalara bağlı olmayan Dr.
Adrien Borel ile bir yılı aşkın süren bir psikanaliz seansı gerçekleştirilir.
Borel, hastasının çocukluk ve sefahat takıntılarını yazıyla
dışa vurmasını destekler; bu süreç Gözün Öyküsü'nün tamamlanmasını sağlar.
Psikanaliz, Bataille'ı ketlenmelerinden ve suskunluğundan kurtararak onu
yaşayabilir birine dönüştürür.
Triunfo De La Muerte
Bataille 1927'de Lord Auch imzasıyla kaleme aldığı Gözün
Öyküsü (Histoire de l'œil) romanını yayımlar. Simone ve anlatıcı gençlerin
Marcelle isimli kurban üzerinden yürüttükleri sınır ihlali, cinsellik, ölüm ve
kutsala hakaret ritüelleri Sevilla'daki bir kilisede din adamının gözünün
çıkarılmasıyla doruğa ulaşır. Breton'un tek eşli ve idealize edilmiş erotizm
anlayışına karşı Bataille; ölümü, dışkısallığı ve "pis" olan sefahati
savunur.
Göz İş Başında
1927-1930 yıllarında yazılan Güneşsi Anüs (L'anus solaire)
ve Tepe Göz (L meza/L'œil pinéal) metinleri Bataille'ın anti-idealist evrenini
şekillendirir. Güneş, baba ve göz simgeleri üzerinden dikelme, kokuşma ve
körlük temaları işlenir. Maymunların anal çıkıntısı ile kafatasının tepesinde
hayal edilen epifiz gözü (pineal göz), insanın hayvani ve aşağı kökenlerini temsil
eder.
İdealizmle Vaktimi Harcayamam!
1928 sonunda gerçeküstücü hareket kendi içinde çözülmeler ve
tartışmalar yaşar. Breton, üyeleri kontrol etmek ve safları sıklaştırmak
amacıyla 12 Şubat 1929'da ortak bir toplantı çağrısı yapar.
Bağımsız duruşunu koruyan Bataille da bu toplantıya davet
edilir; ancak Breton'un çağrısını tek bir cümleyle geri çevirir:
"İdealizmle vaktimi harcayamam!"
Eşek Tepmesi
Bataille 1929'da Georges Wildenstein'ın fonladığı bilimsel
ve etnografik Documents dergisinin genel sekreterliğini üstlenir. Leiris,
Desnos, Limbour, Boiffard gibi gerçeküstücü muhaliflerle iş birliği yapan
Bataille; dergiyi kısa sürede gerçeküstücülüğe ve idealizme karşı bir savaş
makinesine dönüştürür. "Kayıp Amerika", "Bayağı
Materyalizm", "Büyük Başparmak", "İnsan Yüzü" ve
"Van Gogh'un Kesik Kulağı" yazılarıyla yüksek değerleri aşağı
materyalizmle yıkar.
Kokuşmuş Filozof
André Breton 1929 sonunda yayımladığı Gerçeküstücülüğün
İkinci Manifestosu ile Artaud, Masson, Limbour, Soupault gibi eski dostlarını
sertçe aforoz eder. Breton, manifestonun geniş bir bölümünü ayırdığı Bataille'ı
"kokuşmuş filozof", "psikastenik" ve marazi şeylerden zevk
alan hasta biri olarak tanımlar.
İğdiş Edilmiş Aslan
Breton'un ağır suçlamalarına yanıt olarak dışlanan
gerçeküstücüler ve Bataille, Ocak 1930'da Un cadavre [Ceset] başlıklı ortak bir
protesto broşürü yayımlarlar. Bataille metninde Breton'a "aynasız",
"rahip", "yaşlı din adamı idrar torbası" ve "iğdiş
edilmiş aslan / öküz Breton" diyerek gerçeküstücülüğün ahlakçı idealizmini
sert bir dille teşhir eder.
Gerçeküstücülüğün Gizli Özentileri
Polemiğin ardından Bataille, Breton'un Marki de Sade'ı kendi
dar ve ehlileştirilmiş ahlak anlayışına göre uyarlamasını ikiyüzlülük olarak
nitelemeye devam eder. Sade'ın metinlerindeki yıkıcı ve dışkısal güçlerden
hareketle Bataille; tiksindirici olanın, kutsalın ve bastırılmışın bilimi olan
"heteroloji" (bambaşka olanın bilimi) ve "agiyoloji"
kavramlarını kavramsallaştırır.
Heteroloji: bambaşka olanının bilimi; öyle tiksindirici
biçimde başka ki, buna dışkıbilim de denebilir.
Melek ve Hayvan (I)
Bataille, gerçeküstücülerin yıkıcılığı meşrulaştırmak adına
soyut, göksel yetkelere (İkarusvari üst-kartal) sığınan idealizmini eleştirir.
Bu soyutlamanın karşısına Marx'ın toprağın altını, çürümeyi ve toplumsal
kaynaşmayı simgeleyen "yaşlı köstebek" imgesini yerleştirerek
alt-materyalizmi savunur.
İnsan, Kendisinde Eksik Olandır
Bataille'ın hayatı iki zıt kutup barındırır: Bir yanda
Ulusal Kütüphane'de çalışan son derece nazik, kibar ve düzenli bir
arşivci-paleograf; diğer yanda sefih, marazi ve aşırı deneyimlerin peşindeki
yazar.
1928'de Sylvia Makles ile evlenir. Ocak 1930'da annesi
Marie-Antoinette ölür; Bataille annesinin cesedi karşısında yaşadığı ihlal
edici ve trajik deneyimleri metinlerinde sarsıcı biçimde aktarır.
Dehşetli Arzulanan ve Müstehcen Bir Cinsellik
Documents dergisinin kapanması ve Ceset sonrasında Bataille
derin bir entelektüel yalnızlığa sürüklenir.
Ölümü soyut bir kavram olarak değil, kendi bedeninde
taşıdığı ve tutkuyla arzuladığı müstehcen bir cinsellik olarak kurgular.
Genelevde karşılaştığı Violette isimli fahişeyi oradan
kurtarma çabası ve yaşadığı saplantı, sonradan yazacağı Madam Edwarda ve Ermiş
metinlerinin otobiyografik zeminini oluşturur.
III
Gözü ile Açılan Biri
Gerçek adı Boris Lifschitz olan Boris Souvarine, 1895'te
Kiev'de doğmuş ve ailesiyle Paris'e göç etmiştir. Sosyalist fikirlerle genç
yaşta tanışan Souvarine, takma adı olan "Souvarine"i Émile Zola'nın Germinal
romanındaki anarşist/terörist karakterden esinlenerek seçmiştir.
1920-1921 genel grevindeki eylemleri nedeniyle tutuklanmış,
hapisteyken Fransız Komünist Partisi (FKP) Yönetim Komitesine seçilmiş ve
Moskova'da Komintern'in üst kademelerinde görev almıştır. Ancak Stalinleşmeye
ve Troçki'ye yönelik karalama kampanyalarına ilk karşı çıkan kişi olmuş; 1924
yılında partiden ihraç edilmiştir. Kendisini "bağımsız komünist"
olarak tanımlayan Souvarine, 36 yaşında La Critique sociale dergisini
çıkarmaya başlamış ve komünizmin soldan ilk sistemli eleştirisine girişmiştir.
Dergi etrafında Pierre Kaan, Lucien Laurat, Simone Weil, Raymond Queneau,
Michel Leiris, Georges Bataille ve Colette Peignot (Claude Araxe) gibi
entelektüeller toplanmıştır.
Demokratik Komünist Çevre
Demokratik Komünist Çevre (Cercle Communiste Démocratique),
1926'da kurulmuş ve Komünist Parti'den ihraç edilen ya da ayrılan yoldaşlara
açık bir tartışma platformu işlevi görmüştür.
Breton, Éluard, Aragon ve Tzara gibi gerçeküstücüler de
gruba katılmıştır. Çevre içerisinde özellikle Simone Weil ile Georges Bataille
arasında derin teorik ayrılıklar yaşanmıştır. Simone Weil devrimi rasyonel ve
ahlaki bir yöntemli eylem olarak görürken, Bataille devrimi içgüdülerin,
patolojik olanın serbest kalması ve irrasyonel bir felaket olarak ele almıştır.
Devlet: Derin Keder ve Bahtsızlık
Bataille'ın 1933 tarihli "Devlet Sorunu"
yazısında sadece burjuva devletini değil, Stalin'in Sovyet polis devletini ve
Alman/İtalyan faşist devletlerini hedef alan anti-devletçi tutumu incelenir.
Bataille'a göre tüm bu yapılar devleti güçlendirmiş ve
insanlığı bir keder durumuna itmiştir. Aynı dönemde yayımladığı "İsraf
Kavramı" metninde klasik iktisadın yalnızca "üretim ve
koruma" odaklı bakışını reddetmiş; sosyolog Marcel Mauss'un Pasifik
kabilelerinde gözlemlediği potlatch (servetin gösterişli imhası ve verilmesi)
olgusundan hareketle, toplumların üretken olmayan harcama, kayıp ve tahrip
ihtiyacını politik düzleme taşımıştır.
Dişleri Dökülmüş Moruklar ve Suretler Dünyası
Bataille'ın 1933 tarihli "Faşizmin Psikolojik
Yapısı" yazısında toplum homojen (üretici, burjuva iktidarı, para
düzeni) ve heterojen (uyum sağlamayan, kutsal, şiddet içeren, bilinçdışı
öğeler) olmak üzere ikiye ayrılır.
Hitler ve Mussolini homojen burjuva dünyasının karşısına
heterojen dünyadan doğan birer "tanrı-efendi" olarak çıkmışlardır.
Ancak faşizm heterojenliğin sadece "soylu/militer" kısmını bünyesine
katıp aşağı tabakaları bastırarak sadistçe bir baskı düzeni kurar. Bataille,
komünizm ile faşizmi liberal devleti eriten ve devleti radikal biçimde büyüten
iki benzer güç olarak görür.
Mezbahalık Sığır Gibi, Tek Darbede
1934 başındaki Stavisky skandalı ve 6 Şubat 1934'teki
sağcı/faşizan parlamentoyla mücadele eylemleri Fransa'yı iç kargaşaya
sürüklemiştir. Bu tehdit karşısında sol partiler ve Demokratik Komünist Çevre
antifaşist bir Birleşik Cephe kurma çağrısı yapmış, 12 Şubat barışçıl
gösterilerinde kitlesel olarak bir araya gelmiştir.
Bataille bu günleri sıcağı sıcağına günlüğüne kaydetmiş;
Hitler'in iktidara gelişi ve Avusturya işçi hareketinin ezilmesiyle Avrupa işçi
hareketinin felakete sürüklendiğini vurgulamıştır.
Tarih ve Amaçları; Tarihin Sonu
1933-1939 yılları arasında École des Hautes Études'de
Alexandre Kojève'in Hegel'in Tinin Fenomenolojisi üzerine verdiği
seminerler; Lacan, Queneau, Aron, Caillois, Merleau-Ponty ve Bataille üzerinde
dönüştürücü bir etki yapmıştır. Kojève Hegel'e dayanarak tarihin sonunun
(Napoléon ile başlayan ve Stalin'le tamamlanan süreç) gerçekleştiğini
savunmuştur. Bataille Hegel'i pozitif zekanın ve mutlak bilginin zirvesi olarak
görmüş, ancak bu mutlak sistemin zorunlu olarak kendi sınırına, yani bilmemeye,
deliliğe, kahkahaya ve kendinden geçmeye açıldığını iddia etmiştir.
Hayvan Başlı Dergi: Minotaure
Albert Skira ve Tériade tarafından yayımlanan lüks sanat
dergisi Minotaure, André Breton ile muhalif gerçeküstücüler olan
Bataille ve André Masson'u aynı yayın organında bir araya getirmiştir. Dergi
adını Nietzscheci labirent ve boğa mitolojisinden almıştır. Bataille dergiye
yalnızca tek bir metinle katılmış olsa da, önceki dergisi Documentsın
aşağı materyalizm, gece ve canavarlara dair kavrayışı Minotaure
dergisine sinsice nüfuz etmiştir.
Dipsiz Uçurumun Azizesi
Georges Bataille ile Colette Peignot (Laure) arasındaki
tutkulu, yıkıcı ve trajik aşk ilişkisi işlenmektedir. Katolik ve varlıklı bir
aileden gelen Colette Peignot, savaşta babasını ve amcalarını kaybetmiş,
Sovyetler Birliği'nde kolhozlarda yaşamış, Jean Bernier ve Souvarine ile
birlikte olmuştur. 1934 Temmuz'unda Souvarine'i terk ederek Bataille'ın yanına
gitmiştir. İlişkilerinde hiçbir romantik ya da idealist uyum yoktur; kutsal,
erotizm, kıskançlık, suçluluk ve ölüm riski iç içedir. Michel Leiris onu
"dipsiz uçurumun azizesi" olarak nitelendirmiştir.
Beklenmedik Olaylar ve Kehanet
1934 yılı Bataille için eşinden ayrıldığı, sağlık
sorunlarıyla boğuştuğu, Avusturya Şansölyesi Dollfuss'un öldürüldüğü ve siyasi
altüst oluşların yaşandığı bir kırılma yılıdır. İtalya seyahatleri ve Trento
gecesi gibi kişisel deneyimler, yaklaşan Avrupa felaketinin kehanetleriyle
birleşmiştir.
Tersyüz Olmuş Gökyüzü
Bataille'ın 1935 başında yazıp 1957'ye kadar yayımlamadığı Göğün
Mavisi (Le Bleu du ciel) romanı incelenir. Karakterler Troppmann,
Dirty (Dorothea), Lazare (Simone Weil'in kurgusal portresi) ve Xenie etrafında
şekillenir. Roman; 1934 Katalonya isyanı, Paris gece hayatı ve Trier'deki
mezarlık sahnesi eşliğinde kişisel erotik saplantılar ile faşizmin
yükselişindeki kolektif felaketi birbirine örer.
Ya Devrimci Saldırı Ya Da ölüm
Kasım 1935'te Bataille ve André Breton öncülüğünde kurulan
Contre-Attaque (Karşı Saldırı) hareketi; anti-kapitalist, anti-faşist,
vatanseverlik karşıtı ve parlamenter cumhuriyet karşıtı radikal bir eylem
örgütüdür. Grup Sade ve Marat adlarında iki kanada ayrılmıştır. Ancak hareket
içindeki üslup çatışmaları, "üst-faşizm" tartışmaları yaratan
bildiriler ve Breton ile Bataille arasındaki rekabet nedeniyle Nisan 1936'da
dağılmıştır.
Melek ve Çirkin (II)
André Breton ile Georges Bataille arasındaki tarihsel
rekabet ve zihinsel karşıtlık değerlendirilir. Şiirsel yücelik, estetik
liderlik ve iyimser devrim vizyonunu temsil eden Breton ile toplumsal analizde
usta, alt dünyaların, iğrençliğin ve ölümün üzerine giden Bataille,
birbirlerine duydukları hayranlığa rağmen uzlaşamamışlardır.
Contre-Attaque'tan Acephale'e: Andre Masson
Bataille ile ressam André Masson'un 1924 Blomet Sokağı
atölyesinden başlayan dostlukları; Nietzsche, Dostoyevski, trajik Yunan
mitolojisi ve Sade tutkusu üzerine kurulmuştur. Masson, Marksizmin insanı
tamamen yararcı ve rasyonel gören yapısına karşı çıkmış, Bataille'a yazdığı
mektuplarla onu Marksist bağlardan kopararak Acéphale düşüncesine sevk
etmiştir.
Her Şey Bizi Mahveden Ölümü Davet Eder
Nisan 1936'da Tossa de Mar'da temelleri atılan Acéphale
dergisi ve gizli cemiyeti incelenir. Acéphale (başsız adam); zihnin, aklın ve
Tanrı'nın otoritesinden kurtulmuş, Dionysosçu ve trajik insanı temsil eder.
Derginin temel amaçlarından biri Nietzsche'yi faşist/Nazi tahrifatından ve
anti-semitizmden kurtarmaktır. Gizli cemiyet üyeleri anti-semitistlerle el
sıkışmayı reddetmiş ve XVI. Louis'nin idamını anmıştır. Topluluk bağı kurmak
adına gerçek bir insan kurban etme ritüeli tasarlanmış ancak kurban ve kurban
eden bulunamadığı için gerçekleşmemiştir. Törenler Saint-Nom-la-Bretèche
ormanındaki yıldırım çarpmış bir ağaç etrafında yapılmıştır.
Gösterişli Boğa Güreşi
Colette Peignot'nun (Laure) ilerleyen verem hastalığı
nedeniyle 7 Kasım 1938'deki ölümü ve can çekişme süreci aktarılır. Son
anlarında Peignot ailesinin Katolik dini tören isteği ile Bataille ve Leiris'in
din karşıtı tutumu arasında şiddetli gerilimler yaşanmıştır. Laure'un ölümü
Bataille'ı ağır bir felaket ve yalnızlık hissiyle baş başa bırakmıştır.
Kutsal Sosyoloji
1937'de Bataille, Roger Caillois ve Michel Leiris tarafından
kurulan Sosyoloji Koleji (Collège de Sociologie), toplumsal yaşamda
kutsalın aktif varlığını inceleyen "kutsal sosyoloji" alanına
odaklanmıştır. Kolej, 1938 Münih Anlaşması'nı kınayan sert bir bildiri
yayımlayarak demokrasilerin faşizm karşısındaki korkaklığını eleştirmiştir.
Ancak kurucular arasındaki anlayış farkları ve yaklaşan savaş nedeniyle Kolej,
4 Temmuz 1939'da Bataille'ın tek başına verdiği kapanış konferansıyla sona
ermiştir.
Kolejin ana ilkesi: Düşünülen faaliyetin belirgin hedefi
Kutsal Sosyoloji diye adlandırılabilir, çünkü kutsalın aktif varlığının gün
ışığına çıktığı bütün tezahürleri içinde toplumsal varoluşu incelemeyi
içermektedir.
Vivan Le Femmine, Viva Il Buon Vino, Sostegno E Gloria D'umanita
II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen önce (1939)
Bataille'ın ulaştığı nihai nokta değerlendirilir. Acéphale dergisinin
Haziran 1939'daki son sayısı, Nietzsche'nin Torino'da delirmesinin 50. yılı
anısına çıkarılmış ve "Ölüm Karşısında Sevinç Pratiği" metnini
içermiştir. Bataille Tanrısız, nesnesiz ve felaketi göğüsleyen Deccalvari bir
mistisizm geliştirmiş; her şeyin çöktüğü savaş ortamında trajik yalnızlığıyla
baş başa kalmıştır.
IV
Şans
Laure'un (Colette Peignot) 1938'deki ölümünün ardından
Georges Bataille'ın yaşadığı yas, inziva yerine aşırılık, sarhoşluk ve
çıplaklık arayışıyla biçimlenir.
Kasım 1938 ile Ekim 1939 arasında birçok kadınla tanışan
Bataille, 2 Ekim 1939'da melankolik güzelliği ve sessizliğiyle öne çıkan Denise
Rollin-Le Gentil ile bağ kurar.
"Laure'un yanında olduğum zamanlar hariç, bu kadar
rahat bir saflığı, bu kadar sessiz bir basitliği hiç hissetmedim."
"Fakat ürkütücü
bir dünyada bu kadar büyülü bir şans beni ürpertiyor."
Ben Savaşın Ta Kendisiyim
II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Bataille, savaş
fikri ve felaketin büyüleyiciliği üzerine yoğunlaşır. Ona göre savaş, burjuva
toplumunun biriktirme hırsıyla bastırdığı yıkıcı enerjilerin ve kurban etme
arzusunun zincirinden boşanmasıdır.
Toplumun unuttuğu ölüm diyetini savaş zorla ödetmektedir.
Savaş politik bir araç değil; tutkuların, dehşetin ve kaçınılmaz bir yıkım
oyununun sahnelenmesidir.
Geleceğin Cahili Olmayı Seviyorum
Pierre Klossowski ve Boris Souvarine gibi isimler onun
sapkınlık, sado-mazoşizm ve Hitler karşısında "büyülenme" yaşadığı
iddialarını sunarken; Georges Duthuit, Denis de Rougemont, Michel Leiris ve
Hans Mayer gibi dostları Bataille'ın radikal bir antifaşist olduğunu
savunurlar.
Acéphale ve Bataille'ın çabası, Nazizmin kullandığı mitik ve
kitleci baştan çıkarma gücünü solun ve kutsalın yararına tersine çevirme
(kontratak) gayretidir.
Savaşın Dışkıları: Göç, Tahliye
Bataille 5 Eylül 1939'da Suçlu (Le coupable)
eserini yazmaya başlar. Alman ordusunun Paris'e yaklaşması ve işgal üzerine
Denise Rollin, kızı Laurence ve Masson ailesiyle birlikte Auvergne bölgesindeki
Drugeac ve Ferluc köylerine tahliye olur. Bu göç ve kaçış günlerinde bozgunun
dehşeti ile kişisel huzursuzluklar bir arada yaşanır.
Artık kaçış yok, açıkça konuşmanın vakti geldi.
Nobodaddy
William Blake'ten mülhem "Nobodaddy" kavramı,
Tanrı'nın olmadığını veya delirmmiş, sakatlanmış bir hiçlik olduğunu simgeler.
Bataille'ın mistisizmi bir kurtuluş veya Tanrı'ya ulaşma
değil; arzunun imkansızlığı, yalnızlık ve vecd içinde bedenini ve varlığını
parçalama tecrübesidir.
Tanrı yok, yakaracak Tanrım yok benim.
Tanrı'nın yerinde... Sadece imkansız vardır, Tanrı değil.
Edwarda: İlahi Paçavralar
Bir genelev fahişesi olan Edwarda'nın bedenini ve
"paçavralarını" (cinsel organını) sergileyerek kendisini
"Tanrı" ilan etmesi, kutsal ile müstehcenin kesişimini gösterir.
Bu anlatı, Angela de Foligno'nun Hıristiyan vizyonlarındaki
İsa'nın yaralarına bakma buyruğunun tersine çevrilmiş halidir.
Tanrı'nın İğrençliği Derler Bana
Ortaçağ mistiği Angela de Foligno'nun Görüntüler Kitabı
metninin Bataille'ın dili, söylemi ve Suçlu ile İç Deney
yapıtları üzerindeki etkisi…
Aklın ve kelimelerin bittiği uçurum, karanlık ve eziyet
tecrübesi; Pascal ve Nietzsche hattında Bataille'ın "gece" kavramıyla
buluşur.
Uçurum hakkında bir şey söylemeye imkan yok; sesi ona dair
bir fikir verebilecek tek kelime yok...
Derinliği derinleştirmek, uçurumunun hiçliğini oymak
istiyorum, hasret çekiyorum, hasret çekiyorum, açım ve susuzum.
Dostlar Topluluğu
1941 yılında Pierre Prévost aracılığıyla Georges Bataille ve
Maurice Blanchot tanışır.
Eski bir Maurrasçı ve aşırı sağcı olan Blanchot'nun fikir
dünyasındaki dönüşüm ve Bataille ile kurduğu 20 yıllık dostluk aktarılır. İki
düşünür arasındaki bağ, "ortaklığın imkansızlığı", felaket ve
başkasının ölümüne maruz kalma bilinci üzerinden şekillenir.
İmkansızın Ortaklığından İmkansız Ortaklığa
1941 sonbaharında Denise Rollin'in evinde düzenlenen okuma
toplantıları ardından "Sokratesçi Kolej" projesi geliştirirler.
Bu girişim, insanların tecrit halini reddetme ve birlik olma
çabasıdır; ancak kurtuluşun ve umudun olmadığı, "bilmeme" haline
dayalı olumsuz bir içsel deneyim olarak kalır.
Marie'ye Yapılan Duyuru
1942'de verem hastalığı nükseder. Bu nedenle Panilleuse ve
Tilly köylerinde zaman geçirir.
Düşürülen bir Alman uçağındaki cesedin kavrulmuş ayağının
yarattığı insanlık dışı dehşet hissi, Bataille'ın en karanlık öykülerinden Ölü
Adam (Le Mort) eserine ilham verir. Öyküdeki Marie karakteri, ölen
sevgilisi Edouard'ın ardından müstehcen bir can çekişmeyle kendi ölümüne doğru
ilerler.
Mide Bulandırıcı Şiirsel Duygusallık
Bataille'ın şiire yönelik nefreti ve şiiri yeniden tanımlama
biçimi...
Zarafet, idealizm ve duygusallık içeren geleneksel şiiri
reddeden Bataille; hakiki şiirin isyan, parçalanma, "mezbaha" ve
"kasap bıçağı" gibi bir ihlal olması gerektiğini savunur.
Rimbaud'nun şiiri kendi yenilgisine vardırması ve atın
mezbahaya götürülmesi, bunlar şiirin yokluğa ulaşma çabasıdır.
Şiir dil açısından, temel olanı temsil eder [...] Güzel,
soylu, yüksek dilin içindeki kasap bıçağıdır, kurban edenin bıçağıdır.
Hafifmeşrep Felsefe
1943'te İç Deney (L'expérience intérieure)
kitabı yayımlanır.
Gerçeküstücülerin Nom de Dieu bildirisiyle yönelttiği
idealizm suçlamaları, Gabriel Marcel'in Hıristiyan eleştirileri ve Jean-Paul
Sartre'ın Cahiers du Sud'da yayımladığı "Yeni Bir Mistik"
başlıklı sert yazısı gelen tepkiler arasında dikkat çekenlerdir.
Sartre, Bataille'ı Tanrı'nın ölümünün ardından teselli
bulamamış bir "dul" ve hastalıklı bir düşünür olarak niteler.
Sartre: Bay Bataille Tanrı'nın ölümünden sonra sağ kaldı.
Hem Sistem Gerekir Hem de Aşırılık
Bir şey daha kesindir: Bir Bataille sistemi vardır;
düşüncesi iddia edildiği kadar sistemsiz değildir. Gerçekten de kesin bir
kargaşa görünümü vermeye ne kadar özen gösterse de düşüncesi sağlam biçimde
yapılanmıştır.
Hayatı (yani olasıyı) imkansızın düzeyine yerleştirmek,’
Bataille'ın Nietzsche'nin Kahkahası'nda manevi deneyim olarak tanımladığı görev
budur.
Olası, organik hayat ve onun gelişimidir; imkansız, ölüm ve
yok etme zorunluluğudur... İmkansızı yaşamak, ondaki hiçbir şeyi ıskalamamak;
Bataille için manevi deneyim işte budur.
İmkansızı hiç ıskalamamak, Tanrı öldüğünden, insanın bir
hayvan gibi terk edildiğini kabul etmektir... 'insanın sınırı Tanrı değildir,
olası olan değildir; imkansızdır, Tanrı'nın yokluğudur.'
Sadece imkansıza, kötülüğe, ölüme, yalnızlığa ve kaygıya
razı olmak ahlakidir.
Zirve, şehvet düşkünlüğüdür, zirve kötülüktür, zirve suçtur.
Ahlak gelecek kaygısı üzerinde temellenir..., şehvet ise
geleceğe ilgisizdir... (Şehvet/erotizm) 'insanın bilgi arayışını en yıkıcı
sınırlara taşıyan' 'erotik kendinden geçme'dir.
Hiçlik, varlığın ayrı olduğu, koptuğu ve bu haliyle, onu
ölüme doğru iten şeydir.
İsa'nın kurban edilmesi / nihayet birbirlerine mutlak
anlamda (çaresizce) parçalanmış olarak bakmaya mecbur insanları kendi
aralarında birleştirir.
Yaşlılar Yurdunda Felsefe
Bataille, Vézelay köyüne taşındıktan sonra burada Diane
Kotchoubey de Beauharnais ile tanışır ve yeni bir aşka başlar. Samois'da verem
hastalığı tamamen iyileşir ve Julie romanına başlar.
Şans İlmihali
Samois'da aşk şiirleri ve Diane Kotchoubey için L'alléluiah’ı
(Dianus'un İlmihali) yazar.
Sevmek can çekişmektir / Sevmek ölmeyi sevmektir.
V
Leş Kokulu ve Çaresiz Bir öfke Olasılığı
1945 sonrasında Auschwitz ve Hiroşima'nın gerçekleşmiş
olması, dünyanın ve zamanın bir kaosa dönüştüğünü gösterir.
Dehşet karşısındaki büyülenme, büyük korkular kadar
çekiciliği de içerir. Auschwitz insanın imzasını taşır ve insan imgesi gaz
odalarından ayrılamaz. Hiroşima ise insan trajedisine eklenmiş bir olasılıktır;
Bataille bu durum karşısında "Hiroşima düzeyinde yaşama"yı buyurur.
Faşizmin Son Mabedi
Bataille'ın savaştan sonra siyasetten uzaklaştığı düşünülse
de 1940-1944 arasındaki sessizliği savaşın siyasetin trajik bir tükenişi
olmasından kaynaklanır. Savaş sonrası Nietzsche'yi Nazi ideolojisinin yanlış
yorumlarından arındırmaya çalışır.
1946'da yönettiği Actualité ("Özgür
İspanya") defterinde İspanyol halkının faşizme karşı direnişini ve
Picasso'nun Guernica'sını över.
Bataille'ın Politikaları
Bataille, 1946'da kurduğu Critique dergisi
aracılığıyla "genel politika" anlayışını sürdürür.
Dergi felsefe, edebiyat, din ve politik ekonominin kesişim
noktası olmayı hedefler. Yazarlar arasındaki ideolojik bölünmelere rağmen
tarafsız ve eleştirel bir zemin korumaya çalışır.
Il Salto Mortale
İkinci Dünya Savaşı sonrasında beliren Soğuk Savaş ortamında
Marshall Planı'nı öngörür ve destekler.
Bloklaşma karşısında iki tarafa da katılmayarak Sovyet
dünyasının katı zorunluluklarını ve burjuvazinin cimriliğini anlamaya çalışır.
Tarihin Laneti
Klasik ekonomi anlayışına karşı Lanetli Pay (La part
maudite) ve "genel ekonomi" kuramını geliştirir.
Toplumların ihtiyaç fazlası üretimi (artı-değer) saf israf,
kurban etme veya lüks harcama (potlach) ile yok etmesi gerektiğini, aksi
takdirde bu birikimin yıkıcı savaşlara (lanetli pay) yol açacağını savunur.
Çalışma olgusu insanı amaçlara ve zamana köleleştirerek
kutsal içkinlikten ayırır.
İkiz İmparatorluğu
Georges Bataille'ın Fiziksel ve Ruhsal Portresi
İlk bakışta yüzündeki öfke, taşkınlık ve "şiddet"
dikkat çekse de, özünde yavaş, ölçülü, sabırlı ve nazik bir konuşma tarzına
sahiptir.
Sözlerini kasıtlı olarak el/kol hareketleriyle yarım
bırakması, konuşurken arayış içinde olması ve belirsizliği kabul etmesi onu
büyüleyici kılmaktadır. Maurice Blanchot’nun belirttiği gibi, Bataille
"yazdığı gibi konuşabilen" ender insanlardandır.
Karşısındaki kişi ister Alexandre Kojève gibi bir
entelektüel, ister kafedeki bir işçi olsun; herkese aynı düzeyde ve büyük bir
özenle yaklaşır.
Dışarıdan bakanlar için yavaşlığı, kibarlığı ve zarafeti bir
"kardinali" ya da "kötücül bir din adamını" çağrıştırır.
Bununla birlikte çocuksu masumiyeti, kahkahaları ve gözyaşlarıyla tam bir
insani genişliğe sahiptir.
İkizleşme / İkiye Bölünme
Eserlerindeki ikizleşme ve ikiye bölünme teması (İmkansız
ve Rahip C.) sefih ve din adamı kardeşlerin çatışması üzerinden Tanrı,
suç, kargaşa ve cehennemlik erotizmi işler.
İmkansız
Dianus (Sefih): Kaygılı, mütereddit, kendisini kötülüğün
tuzağına kaptırmış; kadını, ölümü ve sefahati tek bir noktada birleştirmeye
çalışan ateşli bir karakterdir.
Alpha / Monsenyör Alpha (Cizvit Din Adamı / Filozof): Soğuk,
sinik ve mesafeli bir libertendir. Cinsel/tensel kargaşanın ortasında bile
keskin bir bilince sahiptir.
Rahip C.
Charles C. (Sefih Kardeş): Kötülük iradesine sahip görünse
de nihayetinde geri çekilen, korkuya karşı koyamayan yavan taraftır.
Robert C. (Rahip - Ikiz Kardeş): Arzulardan korkan ama
şiddetli arzular duyan bir din adamıdır. Kutsal olanı kirleterek Tanrı'ya
ulaşmayı hedefler. Eponine'in kışkırtmasıyla Tanrı’ya ve sevdiklerine ihanet
ederek "iğrençliği" ve "bağışlanamaz olmayı" seçer. Böylece
Tanrı'nın acımasızlığının dengi haline gelir.
Eponine: Gözün Öyküsü’ndeki Simone, Dirty ve Madame Edwarda
gibi Bataille'ın "azizeler" efsanesinin parçasıdır. Kötülüğü doğrudan
isteyen ilk kahramandır.
Eponine, Rahip Robert’in sofuluğunun ikiyüzlülüğünü açığa
çıkarır. Kutsal kadehin yerini kendi bedeni alır; dindar insanı baştan
çıkararak içindeki "canavarı" ve karanlığı dışarı çıkarır.
Vezelay' den Carpentas'a
Savaş sonrası Vézelay ve Carpentras'taki yaşamı maddi
imkansızlıklar ve ağır depresyonlarla geçer. Geçimini sağlamak için istemeyerek
de olsa kütüphanecilik mesleğine geri dönmek zorunda kalır.
Ortak Gereklilik
Bataille komünist olmadığını belirtir ve politik düzlemde
delilerin sorumsuzluğunu talep eder. Edebiyatın angaje eyleme ve yararlılığa
tabi kılınmasının edebiyatı tahrif edeceğini savunur.
Melek ve Hayvan (III)
André Breton ile aralarındaki rekabet savaştan sonra yerini
derin bir anlayışa bırakır. Bataille kendisini gerçeküstücülüğün "içindeki
eski düşmanı" olarak tanımlar ve hareketin gösterişinden ziyade
kişisellikten uzak ilkesini savunur.
Kesintiye Uğrayan Kesintisizlik
Bataille'ın parçalı yazım tarzı ve sürekli elden geçirdiği
tamamlanmamış projeleri (Ateolojik Derleme, Evrensel Tarih) ele
alınır. Düşüncenin çöküşü ve kendi deniz kazasını gerçekleştirmesi incelenir.
Non Serviam
Edebiyatın "Non serviam" (Hizmet etmeyeceğim)
ilkesine dayandığını ve şeytani olduğunu ifade eder.
Giono ve Benda gibi yazarları eleştirirken, Samuel
Beckett'in Molloy romanındaki çıkışsız ve kaçınmasız gerçekliği över.
Bir Hiper-Ahlak: Sadece Kaygı Sevgisi Adına
Toplumsal ahlakı tersine çeviren bir "hiper-ahlak"
önerir. Bu anlayışta kötülük doruktur (savurganlık, sapkınlık, kudurganlık,
ölüm), iyilik ise çöküştür (ödlekçe varlığını sürdürme).
Ahlaki Kötülük
Auschwitz ile belirginleşen kökten kötülüğü inceler ve bunu
devletin ve yasal gücün hizmetine giren tutkuya bağlar.
Camus'nün Veba eserindeki bahtsızlık ahlakını
eleştirerek tutkulu isyanı savunur.
Egemen İnsan
Egemen insan Tanrı'dan ve gelecek beklentisinden (zamandan)
özgürleşmiş kişidir.
Beklentinin HİÇ içinde eridiği an trajik ve egemendir.
Cinayet ve yasakların ihlali, ölüm kaygısının koyduğu
sınırları reddederek egemenliğe kapı açar.
Azizelerin İlmihali
Bataille'ın edebi kurgularındaki kadın kahramanlar,
erkekleri haz veya mutluluk için değil; aşırılık, çöküş ve kötülük üzerinden
sınır deneyimlere iten birer eğitmen/azize rolü üstlenirler.
Eğitmen Helene (anne) erkeklere erotik bir ilmihal verir;
tıpkı Dianus'ün, bir kadın aracılığıyla, kadınlara verdiği gibi... Annem, bir
kadının nasıl bir azize olduğu ve ona erişmek için erkeklerin nasıl mistik
olmaları gerektiği konusunda erkekleri eğitir.
Annem romanında anne (Hélène), sofu oğlu Pierre’i
kendi sefahat dünyasına çekerek, temiz kalma yanılsamasını ve erdemli yapıyı
tamamen yıkar.
Bataille kurgusunda erotizm, tatmin veya mutluluk arayışı
değildir; aksine felakete, kokuşmaya ve kaçınılmaz bir yok oluşa (ölüme) doğru
bilinçli bir sürüklenmedir.
Anladın mı? diye sözüne devam etti annem, zevk ancak kurt
meyvenin içinde olduğu anda başlar ve mutluluğumuz zehirle yüklü olursa çok
hoştur.
Charlotte d'Ingerville: Hélène'in yeğenidir; sofudur
ancak günah çıkarmak için değil, "ava çıkmış azgın bir melek" olarak
dua eder. Tanrı'yı mutlak bir tutku ve yıkım biçiminde tanımlar:
“…ben Tanrı'yı gördüğümde, annenin kalbinde tükenip giden ve
hiçbir şeyin yatıştırmayacağı tutku biçimindeydi. Ben Tanrı'yı bu biçimde
sevdim ve onun için ölmeye hazır oldum.”
Bataille’ın otuz yılı aşkın yazı hayatında edebi kurgu
metinlerinin sayısı oldukça azdır ve bu eserler üzerinde belirgin bir
"lanet" mevcuttur.
Bu kitapların sadece altısı Bataille'ın sağlığında
yayımlanmıştır.
Bu dünyada sefahat, haz ya da mutluluk getiren bir eylem
değil; dehşet, kokuşmuşluk ve ancak ölümle son bulabilecek dönüşsüz bir
israftır. Bataille'ın az sayıdaki ve yasaklarla gölgelenmiş edebi külliyatı,
insanın Tanrı'nın yokluğundaki boşlukla ve kendi tiksintisiyle yüzleştiği bu uç
noktaları dramatize eder.
Yararlının Köleliği
1951'de Diane Kotchoubey ile evlenir.
Orleans Kütüphanesi müdürü olarak çalışmaya başlar.
Lanetli Beden
Bataille'ın erotizm anlayışı mutlu, lekesiz veya kuramsal
bir özgürleşme vaat etmez. Aksine onun erotizmi karanlık, bahtsız ve doğası
gereği lanetlidir.
Bataille, cinsel yasakların kaldırılmasıyla mutluluğa
ulaşılacağını savunan "bayağı ve özgürlükçü" söylemlere karşı çıkar.
Cinsel yasaklar olmaksızın insan potansiyeli ve erotizmin kendisi var olamaz.
Erotizm, dinin ve ahlakın koyduğu sınırların ve yasakların
yalnız başına, egemen bir biçimde ihlal edilmesiyle anlam kazanır. Yasak
ortadan kalkarsa, ihlalin sunduğu o korkunç ve cehennemi haz da yok olur.
Erotizm, gücünü ve büyüleyiciliğini doğrudan ölümden alır.
Ölüm erotizmi yüceltir, erotizm ölümü arzu edilir kılar.
Sevişme anı (küçük ölüm), tekil varlığın yok oluşa sürüklendiği parçalayıcı bir
andır.
Tanrı'nın yokluğunda, bedenleri birbirine yönelten tek sebep
ölüme mahkûm olmalarıdır. Mutlak olan tek şey, ölümlü bedenlerin ayrılığıdır.
Doğum da ölüm de tenin çürümesine bağlıdır. İnsan, içinden
çıktığı ve tekrar döneceği bu doğal balçıktan/hayvanlıktan utanç ve tiksinti
duyar.
Bataille’ı büyüleyen şey, tam da bu tiksindirici hayvanlık
ve kokuşmuşluktur. Dehşetten kaçmak yerine, varlığın hoşgörülemeyecek sırrına
dokunmak için bu tiksintiye susamayı ve ondan haz almayı seçer.
Erotik kargaşa anında bireysel kimlik ve toplumsal kişilik
askıya alınır.
Saygın bir kadının erotik taşkınlık anında geçirdiği
başkalaşım, bir tür "kişiliğin ölümü" deneyimidir.
Kişiliğin ortadan kaybolduğu o sessizlik ve yokluk anında,
dizginleri eline alan wild/hayvani dürtü ("fahişe"), bu yok oluşun
içerisinden gürültülü bir biçimde haz alır.
Mutsuzluğun Ötesinde
Fakat ben mutlu bir filozof olduğumu söylemeyi tercih
ederim, çünkü kendimi Nietzsche'den daha karanlık görmüyorum.
Felsefesi bahtsızlığa rıza göstermek yerine ahlakın
getirdiği kısıtlamaları inkar ederek egemenliğe ulaşır.
Felix Culpa
Gilles de Rais'nin tarihsel ve cinsel canavarlığını inceler.
Hıristiyanlığın bağışlama ve Tanrı'nın alicenaplığını göstermek için felix
culpa'ya (mutlu günaha) ve suça ihtiyaç duyduğunu iddia eder.
Hıristiyanlık suçu gerektirmektedir, bir anlamda, bağışlamak
için dehşete ihtiyaç duyar.
Evrensel Tarih
Yazarın ömrü boyunca tasarladığı ancak tamamlayamadığı Evrensel
Tarih projesinin izleri Lascaux ya da Sanatın Doğuşu ve Eros'un
Gözyaşları yapıtlarında görülür.
Gemi Azıya Alma
Sanatın ve resmin uzlaşından kaçıp dehşete ve ateşe ulaştığı
anlar (Gautier d'Agoty, Goya, Manet) incelenir. Manet ile "konunun
yıkılışı" gerçekleşmiş, Goya ise Üç Mayıs tablosunda ölümün anlık
ışıltısını sessizlikle yakalamıştır.
Gülmekten ölmek ve ölmekten Gülmek
1954 sonrasında yakalandığı beyin arteriyosklerozu
hastalığıyla zihinsel yeti kayıpları yaşar.
Bu süreci yaşamının ve felsefesinin bir parçası kılan
Bataille, deliliği sanatın göze aldığı bir risk ve "ölçüsüz zafer"
olarak görür.
İnsanları Ne ölçüde Ürpertirse Ürpertsin Her Şeyi Düşünün
1956'da Sade'ın kitaplarının davasında tanıklık yaparak
insanın anlamının dibine inebilmek için her şeyin düşünülmesi gerektiğini
vurgular.
Tanrı: Feydeau Tarzı Bir Durum Komedisi
1957'de tanınırlığı artan Bataille, Marguerite Duras ile
yaptığı söyleşide Tanrı'yı durumu komedisine benzetir ve umutsuzluk yüzünden
intihar etmeyi anlamadığını belirtir.
Çıkamayan Genèse dergisi projesi son büyük kolektif
girişimidir.
Ben umut içinde yaşayan biri değilim. Umutsuzluktan insan
nasıl kendini öldürür asla anlamadım.
Günün Birinde Bu Canlı Dünya Benim Ölü Ağzımda Çoğalacak
Bedenin ve bilincin çöküşünü izleyerek geçirdiği son
yıllarının ardından 8 Temmuz 1962'de ölür ve Vézelay'e gömülür.
Altmış beş yaşında, ciddi biçimde hasta olan Bataille
çalışmak zorundadır. O zamana kadar yazdıklarının hiçbiri onun eserlerine
kendini adamasına imkan tanımamıştır.
Sonda Tamamlanmamışlık Vardı
Bataille'ın düşüncesinde ölüm hiçbir şeyi tamamlamaz; yapıtı
doğası gereği açık ve tamamlanmamıştır. 1961'de Madeleine Chapsal ile yaptığı
söyleşide temel kavramlarını yeniden en yalın haliyle ifade etmiştir:
Erotizm ve İçsel Deneyim: Erotizm, anın içine
girmenin ve geleceği harcamanın/israf etmenin en güçlü yoludur.
Gülmek (Kahkaha) ve Ölüm: Gülmek, Tanrı'nın bıraktığı
boşluk karşısında duyulan en derin muğlaklıktır.
Bataille için son an bir yenilgi değil; Tanrı’nın
yokluğundaki boşluğu kahkahayla, erotik israfla ve varoluşun sınırına duyulan
"öfke dolu bir Evet" ile göğüsleme eylemidir.
Sonsöz
Tanrı'nın yokluğunun yarattığı baş döndürücü boşluk
Bu eksiklik herkes tarafından hissedilmeyebilir veya
pragmatik hayatın içinde "vazgeçilebilir" görülebilir; ancak bu
farkındalığa sahip insan için Tanrı'nın çekilmesi, varoluşun merkezinde ikame
edilemez bir uçurum yaratır.
Tanrı’nın ölümü, sadece dinsel bir kurumun ya da inancın
yıkılması değildir; insanın üzerine basabileceği, sığınabileceği mutlak
zeminlerin kaybolmasıdır.
Ek: Atalarım Köylü mü?
Bataille'ın aile soykütüğü
Soy ağacı incelendiğinde kan bağı evliliklerinin ve
akrabalıkların yoğunluğu dikkat çeker.
Atalarının köylü olduğu yönündeki beyanlarının aksine, aile
geçmişinde zanaatkarlar, öğretmenler ve memurlar vardır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder