3 Haziran 2026 Çarşamba

Mark Juergensmeyer - Modern Dünyada Şiddet ve Kutsal - Notlar

Mark Juergensmeyer - Modern Dünyada Şiddet ve Kutsal - Notlar

Violence and the Sacred in the Modern World, Routledge, New York, 2019

 


Editörün Girişi: Sembolik Şiddet Gerçek Şiddetle Bağlantılı mı?

Mark Juergensmeyer

Şiddet her zaman dine özgü olmuştur. Dinin en popüler sembollerinden bazıları yıkım ve ölüm imgelerini çağrıştırıyor ve din savaşları tarih boyunca kanlı bir iz bıraktı.

 

Girardian Temaları: Fedakarlık ve Mimetik Arzu

René Girard, dinin şiddeti etkisiz hale getirecek mekanizmalar sağladığını öne sürer.

Girard'a göre 'ritüelin işlevi şiddeti 'arındırmaktır'; yani, ölümü hiçbir misillemeye yol açmayacak mağdurlara harcamak için şiddeti 'kandırmak'.

Şiddetin temel nedenini ise "aynı arzu nesnesi için rakip olma riskini taşıyan bir modelin arzusundan taklit edilen bir arzu" olarak tanımladığı "mimetik arzu"ya bağlar.

 

Bu arzu kontrolden çıktığında toplum bir "fedakarlık krizi" ile karşı karşıya kalır.

 

Dini Şiddetin Güncel Vakaları

Mark Anspach: İslami toplulukların yalnızca kurban ritüellerine değil, kan davası ve cezalandırma mekanizmalarına başvurduğunu belirtir. Kurban mekanizması işlemediğinde "kurban krizi" ve misilleme sarmalı halinde şiddet doğar.

 

Martin Kramer: Lübnan'daki Hizbullah ve Emel gruplarının intihar eylemcilerini inceler. Bu gençlerin (bekar, marjinal) geleneksel kurban kurbanı özelliklerine sahip olduğunu ve iki grubun fedakarlık konusunda "taklitçi bir rekabet" içinde olduğunu ileri sürer.

 

Ehud Sprinzak: İsrailli aşırı dinci Haham Meir Kahane'nin düşüncelerini inceler. Kahane'nin ideolojisinde taklitçi rekabet (Yahudi olmayanların yerini alma/onlara yumruk olma arzusu) olduğunu, ancak Yahudiliğin sembolik fedakarlık (kuzu olma) rolünü reddettiği için geriye ham bir şiddet ve intikam stratejisi kaldığını savunur.

 

Emmanuel Sivan: Mısır ve İsrail'deki Müslüman ve Yahudi köktendincilerin birbirleriyle olan rekabetini ve mimetik arzularını inceler. Mürtedlere yönelik tutumları ve İntifada'ya karşı Gazze'nin kurban edilmesi gibi önerileri örnek gösterir.

 

Bruce Lawrence: Endonezya örneğinden yola çıkarak dini şiddet gibi görünen durumların aslında modern ulus-devlet inşasına dayalı siyasi şiddet olduğunu savunur. Girard'ın teorisini modern toplumsal durumlar için alakasız bulur.

 

Mark Juergensmeyer: Dinin arkasındaki ana motifin "düzen arayışı" olduğunu ve bunun "kozmik savaş" metaforuyla ifade edildiğini belirtir. Günümüz militanlarının retoriğinde "kozmik savaş" fikrinin fedakarlık fikrinden daha baskın olduğunu savunur.

 

David C. Rapoport: Dinin şiddetle ilişkilendirilmesinin 5 nedenini sıralar ve Girard'ın kuramını bu genel çerçevenin (3. neden) içine yerleştirir.

 

René Girard'ın Yanıtı: Kitabın sonunda Girard, eleştirilere yanıt vererek kendi teorilerini savunur ve güncel meselelerle ilişkisini açıklar.

 

Dini şiddet sembollerinin kökenlerine dair bir anlayış, modern dünyadaki dinsel şiddetin gerçek örneklerini anlamamıza yardımcı olur mu? Bu kitaptaki yazılar kesin bir cevap vermiyor...

 

Şiddete Karşı Şiddet: Karşılaştırmalı Bağlamda İslam

Mark R. Anspach

Devlet öncesi toplumlarda din, farklılıklar yaratarak çatışmayı önledi…

 

İntikamla ilgili sorun, şiddete karşı uygulanan 'bitmez tükenmez, sonsuzca tekrarlanan bir şiddet süreci' olması nedeniyle 'toplumsal bütünü kapsamakla tehdit etmesi'dir.

 

Kafirlere karşı dışarıya doğru yönlendirilen şiddet İslam'da ritüel bir gereklilik gibi görünüyorsa, iç şiddet de bir liderin halefinin ritüel veya yarı ritüel tarzında eşlik ettiği görülüyor.

 

Şii Lübnan'da Kurban ve Kardeş Katliamları

Martin Kramer

Lübnanlı Şii grupların intihar saldırıları…

Bu eylemlerin sadece savaş eylemi değil, aynı zamanda iç şiddeti saptırmaya yönelik bir "kurban" işlevi görür.

 

Seçilen şehitlerin toplumsal bağlarının zayıf olması Girard'ın kurban teorisiyle örtüşür.

 

Ancak zamanla bu kurban döngüsü çökmüş ve şiddet içeride kardeş katliamına (fitne) dönüşmüştür.

Şiddetin dine sığındığı gibi din de bizi şiddetten korur.

 

Haham Meir Kahane'nin Teolojisinde Şiddet ve Felaket: Mimetik Arzunun İdeolojikleştirilmesi

Ehud Sprinzak

Aşırılık yanlısı Kach hareketinin lideri Meir Kahane'nin ideolojisi

Kahane'ye göre Yahudi Devleti, Yahudilerin başarısı için değil, Yahudi olmayanlardan (Goy) intikam almak için kurulmuştur.

Kahane'nin şiddet anlayışında "Yahudi yumruğu" bir kutsama (Kidush Hashem) olarak görülür.

 

Kahane, mimetik arzuyu siyasallaştırarak şiddeti kutsal bir norm haline getirmiştir.

 

Dini Radikalizmin Mitolojileri: Yahudilik ve İslam

Emmanuel Sivan

Yahudi ve İslami radikalizm, her şeyden önce, kendi kültürünü, kafirlerin dışarıdan saldırılarından ziyade, içeriden gelen mürtedlerin sinsi tehlikesinden kurtarmakla ilgilenmektedir.

Sünni radikalizmde Mesih unsuru ikincilken, Şiilikte "Gaybî İmam" kavramı üzerinden daha merkezi bir rol oynar.

 

İslami Şiddet Deyişi: Endonezya'dan Bir Bakış

Bruce B. Lawrence

Ulus-devletin şiddet üzerindeki tekeli

İslam şiddet konusunda bağımsız bir değişken olmaktan çıktı ve ulus-devletin ideolojik amaçları için kullanıldı

 

Militan İslam hiçbir zaman özerk değildir: ister merkezde pragmatik seçkinler tarafından şekillendirilsin, ister çevrede gayretli inananlar tarafından kışkırtılsın, belirli grup çıkarlarını ifade eden dini bir ideolojinin esiri tutulur.

(Örnek olay: Endonezya'daki Tanjung Priok olayı)

 

Kurban ve Kozmik Savaş

Mark Juergensmeyer

Din dilinin özünde düzensizliğe düzen getirme çabası yatar.

Dinsel bir evrende yer alma duygusu doğal olarak savaş görüntülerine yol açıyor.

 

Dünyadaki mücadeleler görünmez, kozmik bir savaşla (düzen ve düzensizlik arasındaki mücadele) ilişkilendirildiğinde dini şiddet gerçekliğe dönüşür.

 

Din ve Şiddet Konusunda Bazı Genel Gözlemler

David C. Rapoport

Dinin şiddetle ilişkisinin beş nedeni: nihai bağlılık ilham etme kapasitesi, şiddet dolu bir dil ve tarih içermesi, şiddeti kontrol etme amacı gütmesi, canlanma ve kıyamet öğretileri ve sekülerizme karşı duyulan çaresizlik.

Dinin duygu üretme konusunda özel bir kapasiteye sahip olduğu inancı yerel dilimize yerleşmiştir.

 

Bir Yanıt: Mimetik Teori Perspektifinden Yansımalar

René Girard,  Mark R. Anspach

Hint metinlerinden Puranalar'daki Kali Yuga (nihai parçalanma çağı) ve Shakespeare’in Troilus ve Cressida eserindeki "Derece"nin ölümü konuşması, geleneksel ve edebi düzeyde bufarklılaşmama ve mimetik-kurban krizinin en açık örnekleridir.

 

Köktencilik olarak adlandırılan her şeyin, etkilediği dini veya siyasi gelenek ne olursa olsun, aynı türden farklılaşmama korkusuna bir tepki olduğu görülüyor.

Fundamentalizmi bir tür patoloji olarak gören çalışmalar bizce kaçınılmaz olarak yüzeysel kalıyor.

 

Emmanuel Sivan'ın dikkat çektiği radikal gruplar arası durum:

Yakın rakipler (örneğin Lübnan'daki Hizbullah ve Emel) arasındaki taklitçi rekabet son derece yoğundur; ancak bu taklit çoğu zaman kasıtlı değil, bilinçsizce ve rakibin tam zıddı olma çabası üzerinden işler.

 

Sprinzak'ın incelediği Haham Meir Kahane'nin ideolojisi, intikam sürecindeki taklitçi ikileşmenin tipik bir örneğidir. Kahane, intikam almak istediği zalimleri (Yahudi olmayanları) taklit ederek Yahudiliği şiddetleştirmmiştir. Ortaçağ Hıristiyanlığının "kan iftirası" retoriğini tersten üreterek Tanrı adına intikamı meşrulaştırmış ve dinsel ritüellerin şiddeti dizginleyen işlevini tersine çevirmiştir.

 

Kramer'in Şii toplumu analizi; topluluk kendine yönelik mücadeleyi (tövbe/kırbaçlama) dışarıya (düşmana) yöneltti ve intihar eylemleriyle "kendini feda etme" ile "kurban edilme" arasındaki sınırları bulanıklaştırdı.

Hizbullah'ın önde gelen din adamı... kendine karşı mücadele, diğerine karşı mücadeleye dönüştü. Burada tersine çevrilen şey, şiddetin yönlendirildiği yön, fedakarlığın yönüdür.

 

Lübnan veya Mısır örneklerinde görüldüğü üzere, devletlerin laik/solcu hareketleri baskılamak için dini grupları (örneğin Müslüman Kardeşler veya dini liderler) manipüle etmesi son derece tehlikeli sonuçlar doğurdu.

 

Hobbes'ta "herkesin herkese karşı savaşı" egemenin seçilmesiyle (birinin herkese karşı savaşı) çözülürken; mimetik teoride "herkesin bir kişiye (kurbana) karşı savaşı" ile çözülür. Krallık ve devlet kurumu, dinin işlevini yitirmesinden ziyade dinsel ve kurban ritüellerinin matrisinden türemiştir.

Mimetik teoride çözüm, herkesin bir kişiye, yani kurbana karşı savaşıdır; Leviathan'da bu aslında birinin herkese karşı savaşıdır.

 

Düşmanların davranışları ve hatta düşünceleri, kendilerini farklılaştırmayı ne kadar hararetle arzu ederlerse etsinler, onları birbirlerini yansıtmaya zorlayan mücadelelerinin gereklilikleri tarafından şekillenir.

 

Din, kendi içinden kendiliğinden türeyen şiddeti kontrol altında tutan ve düzensizlikten düzen çıkaran bir mekanizmadır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder